(1981-2003) Anlatım Bozukluğu Soru ve Cevapları

Konusu 'Dershaneler ve ÖSS' forumundadır ve alpamis tarafından 5 Haziran 2006 başlatılmıştır.

  1. alpamis
    Offline

    alpamis Well-Known Member

    • Platin Üye
    Mesajlar:
    6.474
    Aldığı Beğeni:
    315
    Ödül Puanları:
    83
    Anlatım Bozuklukları ÖSS Soruları ve Cevapları

    1.


    “İyi bir cümlede gereksiz sözcük bulunmaz. Bunu şöyle anlayabiliriz: Bir sözcüğü attığımızda cümlenin anlam ve anlatımında bir daralma oluyorsa o sözcük gerekli, olmuyorsa gereksizdir.”

    Bu ölçüte göre, aşağıdakilerden hangisi iyi bir cümle değildir?



    A) Neşeli, sağlıklı, şen bir görünüşü vardı.

    B) Yağmur, sabaha değin aralıksız yağdı.

    C) Bütün gün tarlada hiç ara vermeden çalıştık.

    D) Doğadaki canlılar üzerinde sayısız inceleme yapıldı.

    E) Ormanların iklim üzerindeki etkisi anlatıldı.

    (1981 - ÖSS)






    Açıklama bölümünde gereksiz sözcüğün ne olduğu anlatılıyor. Bir sözcük cümlede başka bir sözcükle ifade edilmediği sürece gereklidir.Gereksiz sözcük değişik biçimlerde karşımıza çıkar.

    1. Eş anlamlı sözcüklerle ortaya çıkar.

    “Öğüt ve nasihatlere pek kulak vermez.” derken “öğüt” ve “nasihat” eş anlamlıdır. Birisi atılabilir.

    2. Bir sözcüğün anlamı içinde görülür:

    “Onunla aynı yaşıt olduğumu biliyorum.” derken zaten “yaşıt” aynı yaşta demektir. “Aynı” sözü gereksizdir.

    3. Eklerle ortaya çıkar: “Benim romanlarım şiirlerimden değerlidir.” derken romanlarım sözündeki iyelik eki onların bana ait olduğunu gösterir; “benim” sözü atılabilir.

    Soruya dönersek A’da “neşeli” ve “şen” sözcüklerinin eş anlamlı olduğunu görürüz. Gereksiz sözcük kullanıldığından bu cümle iyi bir cümle değildir.

    Diğerlerine kısaca bakacak olursak B’de “sabaha değin” ve “aralıksız” sözcüklerini görürüz. Aynı anlamda gibi ancak sabaha değin kısa aralıklarla yağmış olabilirdi. C’de “bütün gün” “hiç ara vermeden” yerine “sadece yemek araları vererek” de diyebilirdi. Demek ki farklı bir anlamı var. D ve E seçeneklerinde çeldirici yok.



    Cevap A






    2.


    “Sınıfa girer girmez insanı düşündüren, ilginç sorular

    I

    başlar. Çocukların düşüncelerine önem verince,

    şaşırtıcı sorular peş peşe gelir. Bir anda büyür o

    II III

    küçücük çocuklar, mantıkları ile kocaman olurlar.”

    IV V

    Yukarıdaki parçada altı çizilmiş sözlerden, bulunduğu yere göre anlamca en gerekli olanı hangisidir?



    A) I B) II C) III D) IV E) V

    (1982 - ÖSS)






    Bir sözün cümlede en gerekli durumda bulunması, onun anlamca yerini tutan başka bir sözün cümlede bulunmaması demektir. Buna göre cümleleri inceleyelim. “İlginç sorular” zaten insanı düşündüreceğinden (I) gereksizdir. Yine ilginç olması insanı şaşırtacağından (II) de gereksizdir. “Kocaman olur” sözünden “küçücük” çocukların “büyüdükleri” de bellidir. Öyleyse (III) ve (IV) atılabilir. Cümlede “mantıkları ile” sözünü karşılayacak başka bir söz olmadığından (V) cümlede en gerekli unsurdur.



    Cevap E






    3.


    “Hiçbiri - Ali Suavi’den başka - ülkede bir ayaklanmayı düşünmemiş, Padişaha bağlılığı kutsal bir görev saymıştır.”

    Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni, aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak belirtilmiştir?



    A) İkinci cümleciğin yükleminde özneyle uyum sağlanmamıştır.

    B) Birinci cümlecikteki arasöz, gereken biçimde düzenlenmemiştir.

    C) Birinci cümleciğin yükleminde özneyle uyum sağlanmamıştır.

    D) Birinci cümlecikteki yüklemin sonuna “- dir” eki getirilmemiştir.

    E) Her iki cümleciğin yüklemleri arasında olumluluk olumsuzluk bakımından uyum sağlanmamıştır.

    (1982 - ÖSS)






    Cümleyi incelediğimizde iki ayrı cümle bulunduğunu görürüz. Bu tür cümlelerde ortak kullanılan öğelere dikkat edilmelidir. “Düşünmemiş” yükleminin ve “...görev saymıştır” yükleminin ortak öğesi öznedir; çünkü görev sayanla düşünmeyenler, aynı kişiler. Cümlede özne ise “hiçbiri” sözcüğüdür. Bu sözcük, özne olduğunda yüklem daima olumsuz çekimlenir. Buna göre bakarsak birinci yüklem olumsuz olduğu halde ikinci yüklem olumludur. Dolayısıyla ikinci cümlenin yükleminde özneyle uyum sağlanmamıştır.



    Cevap A





    4.


    “Genç saçlarına ak düşmemiş, şiirimize, hikâ-yeciliğimize taptaze bir hava getiren isimlerdi bu saydıklarım.”

    Bu cümlede hangi sözcükten sonra virgül (,) konursa anlam karışıklığı giderilmiş olur?



    A) genç B) saçlarına

    C) hikâyeciliğimize D) getire

    E) bu

    (1982 - ÖSS)






    Cümlede virgül “genç” sözünden sonra konmalıdır. Çünkü virgül olmadığında, sanki “genç” olan saçlarmış gibi bir anlam çıkıyor. Bunu virgülle önleyip genç olanın “isimler” olduğunu belirginleştirebiliriz.



    Cevap A






    5.


    “Yazar, bu özü, birtakım ilkelerden, hazır formüllerden yola çıkarak değil,somut gerçeklerden, yaşanmış deneyimlerden yola çıkarak yeniden buluyor.”

    Bu cümlede geçen kelimelerden hangileri atıldığında cümlenin anlamında hiçbir daralma olmaz?



    A) bu - yeniden

    B) ilkelerden - somut

    C) birtakım - değil

    D) yazar - gerçeklerden

    E) hazır - yaşanmış

    (1983 - ÖSS)






    Cümlede bir sözün anlamı içinde bulunan başka bir sözü kullanmak, gereksiz sözcük kullanımına girer. Cümlede de buna benzer sözler vardır. Örneğin “formül” zaten hazır hale gelmiş sembollerdir. Öyleyse “hazır” demeye gerek yok. “Deneyim” belli yaşantılardan sonra edinilen durumdur. Dolayısıyla “yaşanmış” sözü de gereksizdir. Bunlar cümleden atılabilir.



    Cevap E




    6.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisindeki altı çizili kelime çıkarılırsa cümlenin anlamı değişmez?



    A) Ortaklar arasındaki mevcut ikiliği giderdik.

    B) Parkın içindeki kurumuş ağaçları kestik.

    C) Yokuşun dibindeki ahşap eve taşındık.

    D) Babamla birlikte evdeki eski eşyaları dışarı taşıdık.

    E) Gölün kıyısındaki yaşlı çınar ağaçlarının altına koştuk.

    (1983 - ÖSS)






    A’daki “mevcut” sözünü çıkarırsak değişmez. Çünkü “ortaklar arasında” sözü ikiliğin mevcut olduğunu gösteriyor zaten. Diğerlerindeki sıfatlar, isimlerin ayırıcı vasıflarını belirttiğinden cümleden çıkarılamaz.



    Cevap A






    7.


    Aşağıdakilerden hangisi dil ve anlatım yönünden yanlıştır?



    A) Yayınevinin çıkardığı bütün romanları alıyorum, okuyorum.

    B) Bu koşullar içinde pek çok sanatçı olduğunu duyuyorum, görüyorum.

    C) Bu konuda söylenenlere inanıyor, her yerde öne sürüyordu.

    D) Geçen ay yayımlanan aylık dergilerin birinde okudum, gördüm.

    E) Erken yatıp erken kalkmanın yararına inanırdı, herkesi de inandırırdı.

    (1983 - ÖSS)






    Cümlelere baktığımızda sıralı cümlelerin bulunduğunu görüyoruz. Böyle cümlelerde ortak öğelere dikkat edilmelidir. Çünkü aynı öğeyi her fiil aynı eklerle almaz. Örneğin “Resimlere baktı, bana verdi” cümlesinde bakılan şeyle geri verilen şey resimlerdir. Ancak “baktı” sözcüğü “resimlere” şeklinde aldığı halde bu öğeyi, verdi sözcüğü almaz, yani “resimlere bana verdi” denmez. Öyleyse biz bu öğeyi, “vermek” fiiline uyduralım. Sözcük “resimleri bana verdi” şeklinde “-i’’ hal eki alacaktır. Kısaca her fiil öğeleri uygun eklerle almalıdır. Buna göre seçeneklere baktığımızda, C’de “söylenenlere inanıyor” denmiş, diğer cümlede ise “her yerde öne sürüyor” denmiş; “Neyi her yerde öne sürüyor?” diye sorarsak “bu konuda söylenenleri” cevabı gelecektir. Oysa cümlede böyle bir nesne yoktur. Dolayısıyla cümle “onları her yerde öne sürüyordu.” şeklinde nesne ilavesiyle düzeltilmelidir.



    Cevap C






    8.


    “Cansız varlıkların ya da soyut kavramların çoğulları özne olduğunda bunların yüklemleri tekil olur.”

    Aşağıdakilerden hangisinde bu kurala uyulmamıştır?



    A) Köylüler, uzaktan uzağa bağrıştılar.

    B) Dağlar, gün batımına doğru kızıllaştı.

    C) Boksörler yaman dövüştüler.

    D) Bu düşünceler, geçerliliğini çoktan yitirdi.

    E) Bu tür duygular, gözlerimi yaşartırlar.

    (1983 - ÖSS)






    A ve B’de özne insandır. B ve D’de cansız varlık ve soyut kavramdır, yüklemleri tekil olduğundan kurala uygundur. E’de ise “duygular” soyut bir kavramdır, buna rağmen yüklem çoğul eki almıştır. “Yaşartırlar” değil “yaşartır” olacaktır.



    Cevap E

    9.


    “Aldığı şehirlere Türkleri yerleştirmek suretiyle Türkleştirdi.” cümlesindeki anlatım pürüzü nasıl giderilebilir?



    A) “şehirlere” yerine “şehirlerde” kelimesini getirerek

    B) “Türkleştirdi” den önce, “insanları” kelimesini ekleyerek

    C) “yerleştirmek suretiyle” yerine “yerleştirerek” kelimesini getirerek

    D) “Türkleştirdi” yerine “Türkleştirildi” kelimesini ekleyerek

    E) “Türkleştirdi”den önce, “oraları” kelimesini ekleyerek

    (1984 - ÖSS)






    Cümledeki “Türkleştirdi” yüklemine “Nereyi Türkleştirdi?” sorusunu sorarsak “şehirleri” cevabı gelir. Oysa “şehirler” sözü cümlede “-e” ekini almış. Dolayısıyla cümlenin nesnesi yoktur. Bu eksikliği gidermek için cümleye şehirlerin yerine geçecek bir nesne getirilmelidir. Bu ise “oraları” zamiri olacaktır. B’deki “insanları” sözü de nesnedir. Ancak cümlede kişilerden değil “şehirlerden” söz edilmiş.



    Cevap E






    10.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisindeki “daha” kelimesi çıkarılınca cümlenin anlamında daralma olur?



    A) İstiyorsanız bir defa daha anlatayım.

    B) Bilmiyorum, ben göreve daha yeni başladım.

    C) Bekle, Müdür bey daha gelmedi.

    D) O zamanlar bu yol, şimdikinden daha kötüydü.

    E) Görünüşüne bakma, daha altı yaşına yeni girdi.

    (1984 - ÖSS)






    A’daki “daha” sözü çıkarılırsa cümlenin anlamı daralır. Çünkü “daha” cümleye önceden de ‘’anlatma’’ işinin yapıldığı anlamını veriyor. Eğer çıkarırsak anlatma işi bir kez yapılmış olacak.



    Cevap A






    11.


    Bu kitap, yayınevimizin, ölümünün 10. yıldönümünde

    I II III

    ünlü şaire, onun yüce anısına armağandır.

    IV V

    Bu cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için hangi kelime ya da kelime grubu çıkarılmalıdır?



    A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

    (1985 - ÖSS)






    Bir sözcükte tamlayan eki (ilgi eki) “-ın -in...” bulunduğunda genellikle buna bağlı bir iyelik eki bulunur. Burada “yayınevimizin” denmiş, ancak onun nesi olduğu söylenmemiş. Aslında “yayınevimizin armağanı” şeklinde bir tamlama kurulması gerekir. Oysa “armağandır” sözünde iyelik eki yok. Dolayısıyla “yayınevimizin” sözündeki ek bağlantısız kalmış. Eğer bu sözcüğü çıkarırsak yapısal bozukluk ortadan kalkar.



    Cevap B






    12.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “kendi” kelimesinin çıkarılması, anlatımda bozukluğa yol açmaz?



    A) Bu ayrıcalığın sadece kendi için olduğunu sanıyorsa aldanıyor.

    B) Kendi gibi gece gündüz çalışacak birini arıyor.

    C) O da herkes gibi kendi hakkına razı olmalıdır.

    D) Herkesi kendi gibi düşünmeye zorluyor.

    E) Bu kez kendi değil, kardeşi gelmiş.

    (1985 - ÖSS)






    “Kendi” sözü dönüşlülük zamiridir. Çoğunlukla kişilerin yerine geçer. Diğer zamirlerle ya da kişiyi karşılayan eklerle de kullanılabilir. Seçeneklere baktığımızda C’de “hakkına” sözünden cümlenin gelişine göre “onun hakkı” olduğu anlamı çıkar dolayısıyla “kendi” sözüne gerek yoktur. Pekiştirme anlamı veren bu sözü çıkarsak da cümlenin anlamı bozulmaz. Diğerlerinde “kendi” sözcüğüyle karşılanan kişinin yerine geçen başka ek ya da sözcük yoktur.



    Cevap C






    13.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinden “onu” kelimesi çıkarılırsa cümlenin anlatımı bozulur?



    A) Çoğu zaman biçimsel özellikler üzerinde durur, az da olsa onu geliştirmeye çalışırız.

    B) Bulunduğu çevreyi inceliyor, onu yazılarında gereç olarak kullanıyor.

    C) Fıkranın geleneksel anlamını değiştirmiş, onu daha da zenginleştirmiştir.

    D) Yazma sözünden ne anladığımı açıklamak, onu tanımlamak istiyorum.

    E) Çevremizi duyu organlarımız yardımıyla tanır, onu bu organlarımızla öğreniriz.

    (1985 - ÖSS)






    “Onu” sözü bir nesnedir. Cümleden bunu çıkardığımızda bu sözün karşıladığı nesneyi, başka bir sözün karşılayabilmesi gerekir. B, C, D, E’de birinci cümlelerin nesneleri “onu” sözcüğünün yerine kullanılabilir; yani “onu” nesnesine gerek yoktur. A’da ise birinci cümlede nesne olmadığından “onu” nesnesini karşılayan başka bir söz yoktur. Dolayısıyla “onu” cümleden çıkarılamaz.



    Cevap A






    14.


    Bu ilaç, mide yanmasına sebep olmadığı gibi ne de asit - baz dengesi üzerinde herhangi bir olumsuz etkiye de yol açmaz.

    Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerden hangisiyle giderilebilir?



    A) “ilaç” kelimesine “-ın” eki getirilerek

    B) “ne de” kelimeleri atılarak

    C) “yol açmaz” yerine “sebep olmaz” denilerek

    D) “olumsuz” kelimesi çıkarılarak

    E) “ne de” kelimeleri “üzerinde” kelimesinin sonuna alınarak

    (1986 - ÖSS)






    Cümlede anlatım bozukluğu “ne de” sözünden meydana gelir. Çünkü “olmadığı gibi” sözü zaten “bunun yanında”, ‘’bu bir tarafa” anlamlarını katıyor. Yani “ne de” nin vereceği anlamı veriyor. Bu söze gerek yoktur.



    Cevap B






    15.


    Yoksul görünümlü biriydi bu. Boyu kısa, bedeni de pek biçimli değildi.

    Yukarıdaki ikinci cümlede bir anlatım bozukluğu vardır. Bu bozukluk, aşağıdakilerden hangisiyle giderilebilir?



    A) “kısa” yerine “kısaydı” getirilerek

    B) “kısa”dan sonra “ve” ekleyerek

    C) “kısa” yerine “ve” koyarak

    D) “kısa”dan sonra “değil” ekleyerek

    E) “boyu”dan sonra “da “ekleyerek

    (1986 - ÖSS)






    İkinci cümlede “kısa” ve “biçimli” sözleri sıfat olan sözcüklerdir. Bunların yüklem olması için ekeylem almaları gerekir. Bu ekeylem “değildi” olumsuzluk edatıyla birlikte verilmiş. Ancak bu durumda “kısa değildi”, “biçimli değildi” gibi iki yargı oluşmuş. Oysa cümlede anlatılmak istenen, kişinin boyunun kısa olduğudur. Dolayısıyla biz “kısa” sözünü “değildi” ye bağlamadan yüklem yaparsak anlatılmak istenen belirginleşir. Bu ise A’daki değişikliğin yapılması demektir.



    Cevap A




    16.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Öğretmenin, öğrencilerinin aile durumları ile de ilgilenmesi gerekir.

    B) Yazarlarımızın köy yaşayışına ilgilenmeleri toplumumuz açısından çok yararlıdır.

    C) Bir romancının şiirle ilgilenmesi sanatı için yararlı olur.

    D) Kişilerin meslekleri dışında başka işlerle ilgilenmeleri onları dinlendirir.

    E) Öğrencilerin iyi kitaplarla ilgilenmesini sağlamak bir eğitim işidir.

    (1986 - ÖSS)






    Bozukluk B’de vardır. Burada ek yanlışlığı bozukluğa neden olmuştur. “İlgilenmek” sözü ‘’ile’’ edatına bağlı sözlerle kullanılır. Dolayısıyla “köy yaşayışına ilgilenmeleri’’ değil ‘’köy yaşayışıyla ilgilenmeleri” olması gerekirdi.



    Cevap B

    17.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Bu kadar yorgunluktan sonra iyi bir tatili hak etmişti.

    B) Memur, dostça ve yumuşak başlılıkla cevap veriyordu.

    C) Fotoğrafçılıkla ilgili incelikleri ve teknik bilgileri bu kitapta bulabilirsiniz.

    D) Ayrıca, arasıra gözüme çarpan yanlışlıkları da belirttim.

    E) Durmadan gazoz ve çekirdek yenilen bu yerden hemen uzaklaştım.

    (1986 - ÖSS)






    Anlatım bozukluğu E’dedir. Burada nitelikçe ayrı varlıkların aynı eyleme bağlanması bozukluğa neden olmuştur. Çekirdek, yenilen bir nesnedir, ama gazoz yenilmez, içilir. Öyleyse “gazoz içilen ve çekirdek yenilen” denmeliydi.



    Cevap E






    18.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “ise” kelimesine gerek yoktur?



    A) Mektup yazmış ise gelmekten vazgeçmiştir.

    B) Bunun nedeni ise beni çok sevmemesidir.

    C) Olayı ancak kendin gördün ise tanıklık yapabilirsin.

    D) Bunu yapan o ise gidip kendisiyle konuşun.

    E) Yanlış öğrenecek ise hiç öğrenmesin.

    (1986 - ÖSS)






    “İse” şart bildirdiği yerde cümleden çıkarılamaz. Ancak bağlaç olduğu yerde çıkarılabilir. B’de şart anlamı vermeyen yani bağlaç olan “ise” kullanılmıştır. Cümlede bağladığı öğeler olmadığından çıkarabiliriz.



    Cevap B






    19.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “fazla” kelimesine gerek yoktur?



    A) Güneşte fazla dolaşmayın.

    B) Fazla kaleminiz var mı?

    C) Buralara fazla yağmur yağmaz.

    D) Bundan böyle, daha fazla erken kalkmalısın.

    E) Fırını fazla ısıtmanıza gerek yok.

    (1986 - ÖSS)






    D’deki “fazla” sözcüğüne gerek yoktur. Zaten “daha” sözü erken kalkmanın derecesini bildirir. “Fazla” sözünün cümleye kattığı fazladan bir anlam yoktur.



    Cevap D






    20.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, “ben” kelimesi çıkarılınca anlam bozulur?



    A) En çok ben merak ediyordum.

    B) Ben hemen evimize koştum.

    C) Yarışta ben hepsini geçmiştim.

    D) Ben 1963 yılında doğdum.

    E) Ben geç geleceğini biliyordum.

    (1986 - ÖSS)






    Bu tip sorularda deneme yoluna gidilmelidir. A’da “En çok merak ediyordum.” olmayacağına göre buradaki “ben” sözü cümleden çıkarılamaz.



    Cevap A






    21.


    Ölçümlere ne zamandan beri başladınız?

    Bu cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için aşağıdaki değişikliklerden hangisi yapılmalıdır?



    A) “ne zamandan beri” yerine “ne zaman” getirilmeli

    B) “ne zamandan” yerine “hangi tarihten” getirilmeli

    C) “başladınız” yerine “başlıyorsunuz” getirilmeli

    D) “beri” yerine “bu yana” getirilmeli

    E) “başladınız” yerine “başlamıştınız” getirilmeli

    (1987 - ÖSS)






    Cümledeki “beri” sözü işe önceden başlandığını işin hâlâ devam ettiğini ifade eder. Cümlenin yüklemi ise “başladınız” sözüdür, yani ‘’devam etme’’ anlamı yok. Bu uyumsuzluğu gidermek için “beri” cümleden çıkarılmalıdır. Dolayısıyla A’da söylenen yapılmalıdır.



    Cevap A






    22.


    Bu sonuca ulaşılacağını belki de biliyor olmalılar.

    Bu cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için aşağıdaki değişikliklerden hangisi yapılmalıdır?



    A) “ulaşılacağını” yerine “ulaşılabileceğini” getirilmeli

    B) “belki de” yerine “sanıyorum” getirilmeli

    C) “ulaşılacağını” yerine “ulaşılmayacağını” getirilmeli

    D) “biliyor olmalılar” yerine “biliyorlardır” getirilmeli

    E) “olmalılar” yerine “olabilirler” getirilmeli

    (1987 - ÖSS)






    Cümlede ihtimal anlamı var, bu anlam ise hem “belki de” hem “olmalılar” sözleriyle ifade edilmiş. Bunlardan biri cümleden atılmalıdır. Cevapta “olmalılar” atılmış. Onun atılmasıyla “biliyor” sözü tekil bir kişi bildirir hale gelmiş. Bunu gidermek için D’deki değişiklik yapılmalıdır.



    Cevap D






    23.


    Önümüzdeki haftanın programlarından bazılarını sizlere hatırlatmaya çalıştık sayın seyirciler.

    Bu cümledeki düşünme hatasını gidermek için aşağıdaki değişikliklerden hangisi yapılmalıdır?



    A) “önümüzdeki” yerine “gelecek” kelimesi getirilmeli

    B) “çalıştık” yerine “çalışıyoruz” kelimesi getirilmeli

    C) “hatırlamaya” yerine “tanıtmaya” kelimesi getirilmeli

    D) “önemli” kelimesi “bazılarını” kelimesinden önce getirilmeli

    E) “sayın dinleyiciler” sözü cümle başına alınmalı

    (1987 - ÖSS)






    Cümlede “önümüzdeki haftanın” programlarından söz edilmiş. Yapılan iş ise “hatırlatmakla” karşılanmış. Oysa “hatırlatmak” geçmiş konular hakkında yapılır. Dolayısıyla bu söz “tanıtmak” şeklinde düzeltilmelidir.



    Cevap C





    24.


    Shakespeare’in oyunları arasında en sık sahnelenen ve Türk seyircisi tarafından en çok benimsenenler arasında Hamlet ve Othello’dur.

    Bu cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için aşağıdaki değişikliklerden hangisi yapılmalıdır?



    A) “en çok” sözü kaldırılmalı

    B) “en sık” sözü kaldırılmalı

    C) “ve” yerine “ile” kelimesi getirilmeli

    D) “oyunları” sözünden sonra gelen “arasında” kelimesi kaldırılmalı

    E) “Hamlet” sözünden önce gelen “arasında” kelimesi kaldırılmalı

    (1987 - ÖSS)






    Cümlenin yüklemi “Hamlet ve Othello”dur. Öznesi ise “... benimsenenler” sözüne kadar olan kısımdır. Dolayısıyla “benimsenenler” sözünden sonraki “arasında” ya gerek yoktur.



    Cevap E






    25.


    Bunun üzerine üyeler, bir an sessizlik içinde kaldılar ve herkes ellerini havaya kaldırarak söz istediler.

    Bu cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için aşağıdaki değişikliklerden hangisi yapılmalıdır?



    A) “üyeler” kelimesi kaldırılmalı

    B) “ve” kelimesi çıkarılıp, yerine virgül (,) konmalı

    C) “herkes” kelimesi kaldırılmalı

    D) “bunun üzerine” sözü “üyeler” kelimesinden sonra getirilmeli

    E) “ellerini” kelimesi kaldırılmalı

    (1987 - ÖSS)






    İkinci cümlenin yüklemi “söz istediler” öğesidir. “Söz isteyen kim?” diye sorarsak “herkes” öznesi cevap verir. Oysa bu özne daima tekil yüklemle kullanılır. Dolayısıyla ya “söz istediler” den çoğul eki kaldırılacak ya da “herkes” öznesi kaldırılacaktır. Seçeneklerde ikinci yol verilmiş.



    Cevap C






    26.


    Aşağıdaki cümlelerden hangisinde, “yaklaşık” kelimesi yanlış kullanılmıştır?



    A) Ev ona, yaklaşık hesapla otuz milyon liraya mal olmuştu.

    B) Köy Ankara’ya yaklaşık olarak yetmiş kilometre uzaktaydı.

    C) Doğup büyüdüğü kasabaya, yaklaşık on yıldır uğramamıştı.

    D) Bu büyük apartmanlar, birbirine yaklaşık yapılmıştı.

    E) Yaklaşık olarak üç metre kumaşın yeteceğini sanıyordu.

    (1987 - ÖSS)






    “Yaklaşık” sözü “aşağı yukarı” anlamına gelir. Bu anlamın sadece D’de olmadığını görüyoruz. Burada evlerin birbirine “yakın” ya da “bitişik” olduğu söylenmek istenmiş. Burada “yaklaşık” sözü kullanılmaz.



    Cevap D






    27.


    İçtenlikle söylüyorum; eğer vapur biletini almamış

    I II III

    olsaydım, bu geziden vazgeçerdim.

    IV V

    Bu cümleden altı çizili sözcüklerin hangisi çıkarılırsa cümlenin anlamı değişmez?



    A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

    (1988 - ÖSS)






    Türkçede “eğer” sözünün kullanıldığı her yerde ona bağlı
    “-se, -sa” şart ekli sözcük de kullanılır. Bu cümlede de “eğer ... olsaydım” denmiş. Hem “eğer” hem “-se, -sa” şart anlamı verdiğinden “eğer” cümleden çıkarılabilir.



    Cevap B






    28.


    Arkadaşım gördüklerini, duyduklarını gizli bir sırmış gibi yavaşça kulağıma fısıldadı.

    Bu cümlede gereksiz kullanılmış iki sözcük aşağıdakilerden hangisinde bir arada verilmiştir?



    A) Arkadaşım - bir B) Bir - yavaşça

    C) Arkadaşım - gibi D) Gizli - yavaşça

    E) Gizli - sırmış

    (1988 - ÖSS)






    Bir sözün anlamı içinde bulunan başka sözcüklerin cümlede olması, gereksiz sözcüğün ortaya çıkmasına yol açar. Burada “sır” zaten “gizli” dir, “fısıldamak” da “yavaşça” yapılır. Öyleyse “gizli” ve “yavaşça” sözleri gereksizdir.



    Cevap D






    29.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Hastalığı nedeniyle bir süre geri hizmete alınması onu bir hayli üzdü.

    B) Hemen getireceğini söyleyerek aldığı makası hâlâ geri iade etmemiş.

    C) Onun, bu küçücük ricamı geri çevireceğini hiç sanmıyorum.

    D) Bu işte geri planda kalmak istemem.

    E) Olayın geri kalan bölümünü siz anlatın.

    (1988 - ÖSS)






    Anlatım bozukluğu B’deki cümlededir. Çünkü “iade etmemek” aldığını geri vermemek demektir. Öyleyse cümlede “geri” sözüne gerek yoktur.



    Cevap B




    30.


    Genç sanatçılara, yapıtlarının konularını seçerken nelere önem vermelerini anlatıyor.

    Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdaki değişikliklerden hangisiyle giderilebilir?



    A) “vermelerini” yerine “vermeleri gerektiğini” sözü getirilmeli.

    B) “nelere” yerine “hangi noktalara” sözü getirilmeli.

    C) “sanatçılara” yerine “sanatçıların” sözü getirilmeli.

    D) “seçerken” yerine “seçmekte” sözü getirilmeli.

    E) “anlatıyor” yerine “belirtiyor” sözü getirilmeli.

    (1988 - ÖSS)






    Burada bir kural ortaya koyuluyor. Olan bir durum değil, olması gereken bir durum açıklanıyor, ancak cümlede gereklilik ifadesi bulunmuyor. A’daki değişiklik yapılırsa anlam düzelir.



    Cevap A






    31.


    Vergilerin yeni sisteme göre toplanacağını sağlayacaklar.

    Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdaki değişikliklerden hangisiyle giderilebilir?



    A) “göre” yerine “uyularak” sözü getirilmeli.

    B) “toplanacağını” yerine “toplanmasını” sözü getirilmeli.

    C) “yeni” den sonra “bir” sözü getirilmeli.

    D) “sisteme” yerine “kurala” sözü getirilmeli.

    E) “sağlayacaklar” yerine “sağlamalılar” sözü getirilmeli.

    (1988 - ÖSS)






    “Toplanacağını” sözü gelecekte yapılacak bir işi bildirir. Oysa cümlede gelecekte yapılacak bir işten çok bir eylemin yapılmasının sağlanması söz konusudur. Sağlanan işin adının verilmesi gerekiyor. Öyleyse “toplanacağını” değil “toplanmasını” demek gerekir.



    Cevap B






    32.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Okula başladığımızdan beri birbirimizden hiç ayrılmadık.

    B) Okula başlayışımızdan beri birbirimizden hiç ayrılmadık.

    C) Okula başlayalı beri birbirimizden hiç ayrılmadık.

    D) Okula başlayışımızdan bu yana birbirimizden hiç ayrılmadık.

    E) Okula başladığımızdan itibaren birbirimizden hiç ayrılmadık.

    (1988 - ÖSS)






    Bozukluk E’de vardır. Çünkü itibaren sözcüğü “... başlamak üzere” anlamına gelir. Yani, “Bu kural yarından itibaren geçerli olacak.” cümlesindeki gibi, “yarından başlamak üzere” anlamına gelir. Oysa cümledeki “itibaren” yerine “başlamak üzere” getirilemez.



    Cevap E






    33.


    Ülkemizde başarıyla gerçekleştirilen bu tür ameliyatlarda, ölüm şansı, Amerika’da yapılanlardan ancak yüzde bir fazladır.

    Bu cümledeki bir sözcüğün yerinde kullanılmamasından doğan anlatım bozukluğu aşağıdaki değişikliklerden hangisiyle giderilebilir?



    A) “tür” sözcüğü atılarak

    B) “gerçekleştirilen” yerine “yapılabilen” sözcüğü getirilerek

    C) “yapılanlardan” yerine “yapılan ameliyatlardan” getirilerek

    D) “ancak” sözü atılarak

    E) “şansı” yerine “olasılığı” sözcüğü getirilerek

    (1989 - ÖSS)






    “Şans” sözcüğü istenen durumlarda, insanın elde etmek istediğine kavuşmak istediği yerlerde kullanılır. Yukarıdaki cümlede ise “ölüm şansı” denmiş. “Ölüm” normal insanların istediği bir durum olmadığına göre burada “şans” kullanılamaz. Onun yerine “olasılık” sözü getirilmelidir.



    Cevap E




    34.


    Batı ve güney bölgeleri yağmurlu geçerken, öte yandan doğu ve kuzey bölgeleri soğuk olacak.

    Bu cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için aşağıdaki değişikliklerden hangisi yapılmalıdır?



    A) “yağmurlu geçerken” yerine “ile” sözcüğü getirilmeli.

    B) “geçerken” yerine “geçip” sözcüğü getirilmeli.

    C) “öte yandan” sözü atılmalı

    D) “doğu ve kuzey” yerine “doğu ile kuzey” sözü getirilmeli.

    E) “kuzey bölgeleri” yerine “kuzey bölgesi” sözü getirilmeli.

    (1989 - ÖSS)






    “... yağmurlu geçerken” sözü, zaten “diğer yandan, buna karşılık” anlamlarını verir. Cümlede bir de “öte yandan” sözüne gerek yoktur. Gereksiz söz kullanılmıştır. Bu, cümleden çıkarılmalıdır.



    Cevap C



    35.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Önemsiz şeyler üzerinde boşu boşuna zaman harcadı.

    B) Görüşleri doğru ya da yanılmış olabilir.

    C) Dünyada kaç türü olduğu bilinmemektedir.

    D) En çok tartışılan konulardan biri de müziktir.

    E) Doğanın kış aylarında başka bir çekiciliği vardır.

    (1989 - ÖSS)






    Anlatım bozukluğu B’deki cümlededir. “Ya da” bağlaçtır ve eş görevli söz öbeklerini birbirine bağlar. Burada “doğru” olan “görüşler”dir “Yanılmış” olabilen ise “o”dur. Dolayısıyla bu iki yargının birbirinden tam olarak ayrılması gerekir. Bu da doğru sözünün “doğrudur” şekline getirilmesidir. Diğer bir yol ise, görüşlerin doğru olup olmadığının bilinmediği ifade edilerek yapılır. Bu da “doğru ya da yanlış olabilir” şeklinde bir düzeltmeyle ortaya çıkar.



    Cevap B





    36.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Burada, en çok eski arkadaşlarımı arıyor, özlüyorum.

    B) Konunun az bilinen bir yönüne ışık tutuyor, aydınlatıyor.

    C) Yeni çıkan kitapları alıyor, hemen okuyorum.

    D) Gezilerinde yeni yerler görüyor, değişik insanlar tanıyor.

    E) Yaptıklarını yeterli bulmuyor, eleştiriyor.

    (1990 - ÖSS)






    Bozukluk B’deki cümlededir. Çünkü “aydınlatıyor” yüklemine “neyi aydınlatıyor?” diye sorduğumuzda, “konunun az bilinen bir yönünü” cevabı geliyor. Oysa cümlede “konunun az bilinen bir yönüne” denmiş. Bu, birinci cümleye uygun, ancak ikinci cümleye uygun değildir. Cümlede nesne eksikliğinden kaynaklanan bir bozukluk söz konusudur.



    Cevap B






    37.


    Bu yasadan, özel ve kamu kuruluşlarında çalışanlar yararlanacak.

    Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerden hangisiyle giderilebilir?



    A) “yasadan” dan sonra “bütün” sözcüğü getirilerek

    B) “ve” sözcüğü kaldırılarak

    C) “ve” yerine, “kuruluşlarla” sözcüğü getirilerek

    D) “çalışanlar”dan sonra “kesinlikle” sözcüğü getirilerek

    E) “yararlanacak” yerine “yararlanabilir” sözcüğü getirilerek

    (1990 - ÖSS)






    Örnek cümlede tamlama uyumsuzluğu vardır. Sıfat ve isim tamlamaları aynı tamlanana bağlı olmaz. Çünkü isim tamlamasında tamlanan ek alır, sıfat tamlamasında ise almaz. Cümlede “özel ve kamu kuruluşları” denmiş. Tamlamaları bölsek “kamu kuruluşları” doğrudur, ancak, “özel kuruluşları” doğru değildir. Öyleyse “özel” sıfatına uygun olan “kuruluşlar” tamlananı da cümlede bulunmalıdır.



    Cevap C






    38.


    Beyin zarı iltihapları iyi tedavi edilmezse, ölüme hatta sara nöbetlerine yol açabilir.

    Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin hangisiyle giderilebilir?



    A) “sara nöbetlerine” sözü ile “ölüme” sözcüğü yer değiştirilerek

    B) “yol açabilir” yerine “neden olabilir” sözü getirilerek

    C) “sara” sözcüğü kaldırılarak

    D) “zarı” yerine “zarının” sözcüğü getirilerek

    E) “edilmezse” yerine “edilmediğinde” sözcüğü getirilerek

    (1990 - ÖSS)






    “Hatta” sözünün anlamından kaynaklanan bir bozukluk oluşmuş. Bu söz önceki söylenenden daha değerli daha önemsenen bir durumu sonra getirerek birbirine bağlar. Cümlede ise “ölüme hatta sara nöbetlerine” derken, sara nöbetlerinin ölümden daha önemli olduğu anlamı verilmiş. Elbette bu, mantıksız bir durum oluşturur. Öyleyse bunlar yer değiştirmelidir.



    Cevap A






    39.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “ilk kez” sözü gereksiz kullanılmıştır?



    A) Onu ilk kez bu kadar üzgün görüyordum.

    B) Uçağa ilk kez bineceği için çok heyecanlıydı.

    C) Bu kıyı kasabasına ilk kez gidiyordum.

    D) Böyle bir yarışmaya ilk kez katılıyorum.

    E) Onunla ilk kez bir arkadaş toplantısında tanıştık.

    (1990 - ÖSS)






    Bu söz E’de gereksiz kullanılmıştır. Çünkü “tanışmak” sözü zaten birbirini tanımayanların ilk kez yaptıkları bir durumdur.



    Cevap E






    40.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinden altı çizili sözcük çıkarılırsa cümlenin anlamında bir değişme olmaz?



    A) Buradaki gerçek, kanımca sanat gerçeğidir.

    B) Her şey sanki aynı anda olup bitiyor gibidir.

    C) Bunun nereden kaynaklandığını kestirmek oldukça zordur.

    D) Oyunda ayrıca, gülünç bulunabilecek mantıksızlıklara rastlanıyor.

    E) Yaşamdaki gerçek ile sanattaki gerçek çoğunlukla aynı değildir.

    (1990 - ÖSS)






    B’deki “sanki” sözü atılabilir. Çünkü “olup bitiyor gibidir” sözünde “sanki” nin cümleye kattığı anlam zaten vardır.



    Cevap B




    41.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Tiyatrolarımızda bu ay, on yeni oyun sahnelemeyi düşünüyoruz.

    B) Müzik alanında çok önemli bir yeri olan bu festivalin yaşatılması gerekir.

    C) Bu sanatçıların çalışmaları üç yıldır ilgiyle izlenmektedir.

    D) Şehrimizde çeşitli kültürel ve sanat etkinlikleri gerçekleştirildi.

    E) Edebiyatını ve balesini tanıdığınız bu ulus, yakında resimde de varlığını gösterecektir.

    (1991 - ÖSS)






    D’deki cümlede görülen tamlama uyumsuzluğu anlatım bozukluğuna yol açmıştır. Bunu 67. soruda da anlattık. “Kültürel ve sanat etkinlikleri” tamlamasında “kültürel” sıfat olduğundan “kültürel etkinlikleri” olmaz. “Kültürel etkinlikler ve sanat etkinlikleri” şeklinde söylenir veya “kültürel” sözü “kültür” şekline getirilir ve bozukluk giderilir.



    Cevap D



    42.


    Hitit tabletlerinde orman kelimesinin adı sık sık geçmektedir.

    Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdaki değişikliklerden hangisiyle giderilebilir?



    A) “sık sık” sözü atılarak

    B) “kelimesinin” yerine “kelimesi” sözcüğü getirilerek

    C) “geçmektedir” yerine “geçer” sözcüğü getirilerek

    D) “kelimesinin adı” yerine “kelimesi” sözcüğü getirilerek

    E) “tabletlerinde” yerine “tabletlerindeki” sözcüğü getirilerek

    (1991 - ÖSS)






    Bir kelimenin adı olmaz. Kelime zaten bir kavramı, nesneyi karşılar. Varlığın adı olur ancak. Bu nedenle “kelimesinin adı” yerine “kelimesi” denmelidir.



    Cevap D






    43.


    Ona, buraya gelmeden önce mi sonra mı telefon ettin?

    Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdaki değişikliklerden hangisiyle giderilebilir?



    A) “ona” sözcüğü, “sonra mı” sözünün arkasına getirilerek

    B) “buraya” sözcüğü kaldırılarak

    C) “gelmeden” yerine “gelince” sözcüğü getirilerek

    D) “mi” yerine “veya” sözcüğü getirilerek

    E) “önce mi” den sonra “geldikten” sözcüğü getirilerek

    (1991 - ÖSS)






    Cümlede “önce” ve “sonra” sözcüklerinin ikisi de “gelmeden” fiiline bağlanmış. Oysa “gelmeden önce” denir ama “gelmeden sonra” denmez, “geldikten sonra” denir.



    Cevap E






    44.


    (I) Ankara’da bahar, kırkikindi yağmurlarıyla başlar. (II) Öğleden sonra birdenbire gökyüzü kararır şimşekler çakar, yağmur boşanır birden. (III) Sonra gökyüzü aydınlanır; ağaçlar daha yeşil, sokaklar daha temiz görünür. (IV) Havada taze bir esinti ve toprak kokusu kaplar ortalığı. (V) Çiçeğe duran tomurcuklar patlar, tepeden tırnağa baharı yaşamaya başlar ağaçlar.

    Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

    (1991 - ÖSS)






    Bozukluk IV. cümlede yapılmıştır. “Havada taze bir esinti... kaplar ortalığı” gibi bir anlam çıkıyor cümleden. “Ve” bağlacından önce “esinti” sözünün bir eyleme, bir yükleme bağlanması gerekir.



    Cevap D






    45.


    (I) Dil insanların birbirleriyle iletişim kurmalarını sağlayan bir araçtır. (II) Toplumsal yapıya bağlı olarak sürekli gelişir ve değişir. (III) Bunun doğal bir sonucu olarak da dilde durmadan yeni kavramlar ortaya çıkar. (IV) Bu kavramları karşılamak için yeni sözcükler yaratılır. (V) Yeni sözcükler yaratmak için her ulus, dilinin sunduğu olanaklardan yararlanma yoluna gitmesi gerekir.

    Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

    (1992 - ÖSS)






    Son cümlede özneyle yüklem arasında uyumsuzluk vardır. “Her ulus” özne olduğunda “gitmesi gerekir” yüklem olmaz. Çünkü “gitmesi” sözcüğündeki iyelik ekinin neye bağlı olduğu belli değildir. Öyleyse ya yüklem “gitmelidir” olacak ya da ulus sözcüğü “ulusun” şekline getirilecek.



    Cevap E






    46.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?

    A) İlkbaharda, sabahları bülbül sesleriyle uyanırdım.

    B) Sokağa bakan, küçük ama şirin bir evimiz vardı.

    C) Mahallenin çocukları çoğunlukla bizim bahçede oynarlardı.

    D) O yıllarda ben otuz, o ise otuz beş yaşlarındaydı.

    E) Komşularımızla sık sık birbirimize gider gelirdik.

    (1992 - ÖSS)






    Bozukluk D’deki cümlededir. Cümlede “otuz” sözcüğü, “yaşlarındaydı” yüklemine bağlanmış. Oysa “ben otuz yaşlarındaydı” denmez. Öyleyse cümleye “otuz” sözünden sonra “yaşlarındaydım” yüklemi getirilmelidir. Ya da “yaşlarındaydı” yüklemi “yaşlarındaydık” şeklinde çekimlenmelidir.



    Cevap D






    47.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Sabahları durağa kadar yürüyor ve otobüse biniyorum.

    B) Konuşmacının düşüncelerine katılıyor ve destekliyorum.

    C) Bu dergiyi ilk yayımlandığı günden beri alıyor ve zevkle okuyorum.

    D) Televizyondaki açık oturumları beğeniyor ve sonuna kadar izliyorum.

    E) Akşamları, bir süre çalışıyor ve sonra dinleniyorum.

    (1992 - ÖSS)






    B’de nesne eksikliğinden kaynaklanan bir bozukluk vardır. Çünkü “düşüncelerine katılıyorum” olsa da “düşüncelerine destekliyorum” olmaz. İkinci cümleye “düşünceleri” karşılayan “onları” nesnesi getirilmelidir.



    Cevap B






    48.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Düşüncelerini yazıyla değil, sözle anlatmayı seviyordu.

    B) Önerilerimizi dinliyor ne var ki onların hiçbirini uygulamıyordu.

    C) Sağlık durumlarının iyi ancak çok yorgun oldukları görülüyordu.

    D) Gazetesini sürekli yanında taşıyor ama bir türlü okumaya fırsat bulamıyordu.

    E) Bu konuda bilgi sahibi olmasına karşın, görüşlerini belirtmekten kaçınıyordu.

    (1992 - ÖSS)






    C’deki cümlede “iyi” sözü “oldukları görülüyordu” yüklemine bağlanmış. Oysa “sağlık durumlarının iyi oldukları görülüyordu” gibi bir ifade, çoğulluğun iki kez tekrarlanmasından dolayı bozuktur. “İyi” sözünden sonra “olduğu” getirilirse bozukluk düzelir.



    Cevap C





    49.


    Kendisine söylenen bu sözü duyar duymaz oturduğu

    I II III

    yerden ayağa kalktı, kürsüye yöneldi.

    IV V

    Bu cümlede, altı çizili sözcüklerin hangisi gereksiz kullanılmıştır?



    A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

    (1992 - ÖSS)






    İnsan oturduğu yerden kalkmışsa elbette “ayağa” kalkmıştır. Başka bir hareket yapamayacağına göre “ayağa” sözüne gerek yoktur.



    Cevap E






    50.


    Hava kirliliğinin nedenlerinden biri de....

    Yukarıda boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilirse cümle anlatım bakımından bozuk olur?



    A) yeşil alanların azlığındandır.

    B) motorlu taşıtlardan çıkan egzoz gazlarıdır.

    C) sanayi kuruluşlarının kent içinde bulunmasıdır.

    D) ısınmada kükürt oranı yüksek olan kömür kullanılmasıdır.

    E) çarpık yapılaşmanın, hava dolaşımını engellemesidir.

    (1992 - ÖSS)






    Cümlede “nedenlerinden biri de” denmiş. Eğer buna A’daki sözleri eklersek “azlığındandır” sözündeki “- dan” ekinin de neden bildirmesinden dolayı iki kez “neden” anlamı verilmiş olur. Dolayısıyla gereksiz ek kullanımından doğan bir anlatım bozukluğu oluşur.



    Cevap A






    51.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde aynı anlama gelen sözler, gereksiz yere bir arada kullanılmıştır?



    A) Bu arkadaşını ötekilerden farklı tutar, incitmemeye çalışırdı.

    B) Umduğunu bulamamış, bir süre sonra köyüne dönmüştü.

    C) Buralara ayda yılda bir, seyrek olarak gelirdi.

    D) O, bu yörede tanınmış, sözüne güvenilir bir kişiydi.

    E) Söylenenleri dinliyor, anlıyormuş gibi davranıyordu.

    (1993 - ÖSS)






    C’deki “ayda yılda bir” sözüyle “seyrek olarak” sözü aynı anlama geliyor. Burada gereksiz yere bir arada kullanılmışlardır.



    Cevap C





    52.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Bugün tatil olduğundan, sabahleyin geç kalktım.

    B) Arkadaşımız, çok çalışkan bir çocuktu.

    C) Dün akşam, rüzgâr ortalığı altüst etti.

    D) Birbirlerini çok iyi anlar, inanırlardı.

    E) Dün gece çok garip bir rüya gördüm.

    (1993 - ÖSS)






    D’de dolaylı tümleç eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır. “Birbirlerini” sözü iki yüklemin ortak öğesidir. Ancak “birbirlerini anlar” olsa da “birbirlerini inanırlardı” olmaz. “Birbirlerine inanırlardı” olması gerekir. İkinci cümleye dolaylı tümleç getirilmelidir.



    Cevap D



    53.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Toprak kaymasının en çok nerelerde görüldüğünü saptayarak buna karşı hangi önlemlerin alınabileceğini tartışacağız.

    B) Araştırmamda, anaokuluna giden çocuklarla gitmeyenlerin dil gelişimini karşılaştırıp aralarındaki farkı belirleyeceğim.

    C) Bu mevsimde, balkondaki çiçeklerin kapalı bir yere taşınması gerekiyor.

    D) Bu toplantıda çeşitli hastalıklar ve bunların nedenleri konusunda ayrıntılı açıklamalar yapılacak.

    E) Neşeli ve güldürü unsurlarının çokça kullanıldığı bu filmi mutlaka görmelisiniz.

    (1993 - ÖSS)






    E’deki cümlede bozukluk vardır. “Neşeli” sözcüğünün hangi sözlerle ilgili olduğu belli değildir. Belki “film” sözünden önce getirilirse anlam düzelir. Gerçi güldürü unsurunun olduğu filmler zaten neşelidir. Bu söz cümleden atılabilir de.



    Cevap E

    54.


    (I) Yazılarınızda, dilimize önem verilmeyişinden yakınıyorsunuz. (II) Dilimize gereken ilgi ve önemi vermek zorundayız, diyorsunuz. (III) Bu konuda sizi içtenlikle destekliyorum. (IV) Ne var ki, dile gösterilmesi gereken özeni siz de göstermiyorsunuz. (V) Birçok sözcüğü yerinde kullanmadığınızı üzülerek görüyorum.

    Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

    (1993 - ÖSS)






    Parçanın ikinci cümlesindeki “ilgi ve önemi vermek” sözü yanlıştır. Çünkü “önem vermek” doğru olsa bile “ilgi vermek” yanlıştır. “İlgi” verilmez gösterilir.



    Cevap B






    55.


    Enerji (I) çocuklar (II) ergenlik çağındakiler ve (III) hastalık sonrası güçlenme (IV) dönemindeki kişiler için (V) önemlidir.

    Yukarıdaki cümlede numaralanmış yerlerden hangisine “özellikle” sözcüğü getirilemez?



    A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

    (1993 - ÖSS)






    “Güçlenme dönemi” isim tamlaması olduğundan bir terim özelliği gösteriyor. Araya “özellikle” sözü getirilemez. Zaten bunu uygulayarak da anlayabiliriz.



    Cevap D






    56.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcük, gereksiz kullanılmıştır?



    A) Ürünlerimiz ilk defa olarak o yıl dünya pazarlarına çıktı.

    B) Şehrin kuzeyindeki gölün çevresinde büyük çam ağaçları vardı.

    C) Akşamları müzik dinleyerek ya da kitap okuyarak vakit geçirirdi.

    D) Burada kışın en büyük sorunumuz hava kirliliği oluyor.

    E) Turizmin yararları konusunda bir toplantı düzenlenecek.

    (1993 - ÖSS)






    A’daki “olarak” sözünün cümleye kattığı herhangi bir anlam yoktur; gereksizdir. Diğerlerindeki altı çizili sözcükleri çıkardığımızda cümlenin anlamının bozulduğunu görüyoruz.



    Cevap A






    57.


    Türkçede, bir cümlenin öznesi, birinci ve üçüncü tekil kişiden oluşuyorsa, yüklemi birinci çoğul kişi olur.

    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu kurala uymamaktan kaynaklanan bir bozukluk vardır?



    A) Ben onunla ilk kez sizin evde karşılaştım.

    B) O filmi seninle birlikte izlemiştik sanırım.

    C) Son durağa geldiğimizde, otobüste bir ben bir de o yaşlı adam kalmıştı.

    D) O, ağabeyinle aynı lisede okumuştu.

    E) Hatırlarsan, geçen sene bu günlerde sen, ben ve kardeşim denize giriyorduk.

    (1993 - ÖSS)






    C’deki cümlenin öznesi “bir ben bir de o yaşlı adam” şeklinde söylenen I. tekil ve III. tekil şahıslardır. Yüklemin I. çoğula göre yani “biz” zamirine göre çekimlenmesi lazım, oysa bu cümlenin “kalmıştı” yüklemi III. tekile göre çekimlenmiş, dolayısıyla açıklanan kurala uymuyor.



    Cevap C





    58.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Genellikle kitap okuyarak vakit geçiriyorum.

    B) Arkadaşlarımızın sorununa sahip çıkarak desteklemeliyiz.

    C) Bu yıl, tatilimi İstanbul’da geçirmek istiyorum.

    D) Orada, eski arkadaşlarımla görüşeceğim.

    E) Onunla geçen yıl burada karşılaşmıştık.

    (1994 - ÖSS)






    B’deki cümlede nesne eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır. Cümleye “arkadaşlarımızı” sözünün yerine geçen “onları” sözü getirilmeli ve “onları desteklemeliyiz” şeklinde cümle düzeltilmelidir.



    Cevap B






    59.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) İş konusunda ben onu, o da beni etkilemek istemez.

    B) Onun bu durumda nasıl davranacağını sen benden iyi bilirsin.

    C) Görüşlerinizi sözle değil, yazıyla belirtmelisiniz.

    D) Yazılarında ayrıntılara girmeyip konunun özünü vurgular.

    E) Söylediği sözün doğruluğuna inanıyorsa onu asla geri almaz.

    (1994 - ÖSS)






    Anlatım bozukluğu A’dadır. Cümlede iki şahıs var “ben” ve “o”. Birinci şahsı kullandığımızda “ben onu etkilemek istemez’’ gibi bir yargı ortaya çıkıyor. Elbette bu, hatalıdır. Yüklem “istemeyiz” yapılırsa cümle düzelir.



    Cevap A



    60.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Eldeki sonuçlar, bugüne değin yanlış bir yol izlendiğini açıkça ortaya koyuyor.

    B) Olayla ilgili olarak herkes başka başka şeyler söylüyor.

    C) Çoğu kişi, sorunun bir başka çözümünün olmadığı kanısında.

    D) Bu tutumuyla ailesine zarar mı veriyor yarar mı anlayamadık.

    E) Dostların birbirlerini eleştirmekten kaçınmaları gerektiğine inanıyorum.

    (1994 - ÖSS)






    D’deki cümlede “zarar ve yarar” sözcükleri “vermek” fiiline bağlanmış. Ancak “zarar vermek” doğru olsa da “yarar vermek” doğru değildir. “Yarar sağlamak” olmalıydı. Yani cümle “zarar mı veriyor, yarar mı sağlıyor.. “ şeklinde olmalıydı.



    Cevap D






    61.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Böyle bir yarışmaya ilk kez katılıyorum.

    B) Yarışmaya katılmadan önce özel bir hazırlık yapmadım.

    C) Özel zevklerim arasında kitap okumayı severim.

    D) Bu tür yarışmalarda sorulan soruları kolay buluyorum.

    E) Öteki arkadaşlara başarılar dilerim.

    (1994 - ÖSS)






    C’deki cümlenin bozuk olduğu her halinden belli. Çünkü cümlenin başıyla sonu arasında bir bütünlük söz konusu değil. Cümlenin sonu “...kitap okumak da vardır” şeklinde olursa düzelir.



    Cevap C






    62.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Okula yeni başlayan çocukların okulu sevmesinde öğretmenin rolü büyüktür.

    B) Çocuklara, okula başlamadan önce aileler, okulda da öğretmenler okulun yararlarını anlatmalı.

    C) İlkokula başlayan çocuklara, yeni arkadaşlar edinecekleri söylenmelidir.

    D) Okula giden çocuk, bir süre sonra anne-babasıyla olduğu gibi öğretmeniyle de iletişim kurmayı öğrenir.

    E) Anne ve babalar çocuklarıyla sürekli ilgilenmeli, öğretmenine durumunu sormalıdır.

    (1994 - ÖSS)






    E’deki cümlede “durumunu” sözü kapalı kalmış. Anlatılmak istenen elbette çocukların durumudur. Bunu daha belirgin hale getirmek için bu söz “onların durumunu” şeklinde söylenmelidir.



    Cevap E






    63.


    Aşağıdaki dizelerin hangisinde özne - yüklem uyuşmazlığı vardır?



    A) Gözümün değdiği yere gül düşer.

    B) Dinle de gönlümü alıver gitsin.

    C) Yeryüzünde bir sen bir de ben varım.

    D) İstersen dünyayı çağır imdada.

    E) Arkandan gelecek hep ayak sesi.

    (1995 - ÖSS)






    Cümlelerin yüklem ve öznelerini bulup birbirleriyle uyumlarına baktığımızda, C’de bir uyumsuzluk görüyoruz. “Varım” yükleminin öznesi “ben”dir. Oysa cümlede “bir sen bir de ben” şeklinde iki şahıs var. Bu durumda yüklemin hem ben hem de sen şahıslarını ifade edecek biçimde çekimlenmesi gerekiyor. Bu da onun “varız” şeklinde olması demektir. Görüldüğü gibi yüklemle özne uyumsuzdur.



    Cevap C






    64.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde aynı anlama gelen sözler gereksiz yere bir arada kullanılmıştır?



    A) Kahvaltıdan önce tüm öğrenciler, ellerinde süpürgeler, derslikleri ve spor salonunu temizliyorlar.

    B) Bu gençler, ölmek üzere olan, can çekişen bir sanat dalını canlandırmak için yetiştiriliyorlar.

    C) Onlar, işyerlerini temiz ve düzenli tutmayı, vazgeçilmesi olanaksız bir görev bilmişler.

    D) Öğrenciler, öğretmenlerine ve arkadaşlarına her zaman saygılı davranıyorlar.

    E) Bu eğitim merkezinde, gençlere oyma mobilya ve dekorasyon işleri öğretiliyor.

    (1995 - ÖSS)






    Seçenekleri incelediğimizde B’de böyle bir kullanım olduğunu görüyoruz. “Can çekişmek” deyimi, “ölmek üzere olmak” demektir. Cümlede her ikisi de olduğundan aynı anlama gelen sözcükler gereksiz yere bir arada kullanılmışlardır.



    Cevap B





    65.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Üyelerimize derneğimizin çalışmaları konusunda bilgi vermek istiyoruz.

    B) Bu yılki etkinliklerimiz arasında çeşitli geziler de yer alacaktır.

    C) İşte bu yüzden dolayı sizleri buraya toplamış bulunuyoruz.

    D) Çevre ile ilgili çalışmalarımızda başarıya ulaştığımız söylenebilir.

    E) Bu konuları yeni üyelerimizle ayrıca görüşmeyi düşünüyoruz.

    (1995 - ÖSS)






    Anlatım bozukluğu C’deki cümlede vardır. “Dolayı” sözü gereksiz bir sözcüktür. Cümle ya “işte bu yüzden” ya da “işte bundan dolayı” şeklinde söylenmelidir. Gereksiz sözcük kullanımından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu yapılmıştır.



    Cevap C






    66.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Türkiye’nin birkaç bölgesi hariç henüz kar yüzü görmedi.

    B) Hava sıcaklığının birkaç derece daha düşmesi bekleniyor.

    C) Güneşin zararlı etkilerinden korunmak için, belirli saatlerde dışarıya çıkmamak gerekir.

    D) Şiddetli rüzgârın deniz trafiğini aksattığı söyleniyor.

    E) Kar yağışı sürerse okulların tatil edilmesi düşünülebilir.

    (1995 - ÖSS)






    Anlatım bozukluğu A’da yapılmıştır. Cümlede öznenin eksikliği anlatım bozukluğuna sebep olmuştur. “Kar yüzü görmeyenin” neresi olduğu belli değildir. Cümle “Türkiye’nin birkaç bölgesi hariç, çoğu yeri henüz kar yüzü görmedi.” şeklinde bir özne ilavesiyle düzeltilebilir.



    Cevap A






    67.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Çocukların eğitiminde hem ailenin hem de okulun önemli rolü vardır.

    B) Okuma sevgisi konusunda çocukların en çok anne ve babalarını örnek aldıkları unutulmamalıdır.

    C) Çocuklara, yeteneklerini geliştirmeleri için gerekli olanaklar sağlanmalıdır.

    D) Çocuklar bundan en az zarar ya da hiç zarar görmeden kurtarılmalıdır.

    E) Oyuncak seçerken çocuğun yaşına uygun olanlar tercih edilmelidir.

    (1995 - ÖSS)






    Anlatım bozukluğu D’de yapılmıştır. Bozukluğun nedeni eylem eksikliğidir. Cümlede “en az zarar” ile “hiç zarar” sözleri “görmeden” eylemine bağlanmış. Oysa “hiç zarar görmeden” dense bile “en az zarar görmeden” denmez. Cümle “Çocuklar bundan en az zarar görerek ya da hiç zarar görmeden kurtarılmalıdır.” şeklinde düzeltilebilir.



    Cevap D






    68.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Toplantıya katılırsak biz de düşüncelerimizi açıklayacağız.

    B) Sorunu çözebilmek için sizden de bilgi isteyeceğiz.

    C) Bu konuyla ilgili açıklamayı yarın yapacağız.

    D) Oraya zamanında varabilmek için erkenden yola çıkacağız.

    E) Bu haberin ne kadar doğru olup olmadığını öğreneceğiz.

    (1995 - ÖSS)






    Anlatım bozukluğu E’de yapılmıştır. Cümlede “ne kadar” sözü gereksizdir. Eğer doğruluğun miktarı bilinmek isteniyorsa cümle “Bu haberin ne kadar doğru olduğu ya da doğru olup olmadığını öğreneceğiz.” şeklinde söylenebilir.



    Cevap E






    69.


    (I) Bu dönem tiyatro yazarları, okunsun diye değil sahnede oynansın diye oyun ya-zarlardı. (II) Tiyatro oyunları, değerli edebiyat örnekleri sayılmadığı için bunlar genellikle yayımlanmazdı. (III) Bugün çoğunluk için film senaryoları neyse, o sıralarda yazılan tiyatro oyunları da oydu. (IV) İşte bu yüzden o çağda üretilen tiyatro oyunlarının çoğu yok olup gitti. (V) O dönemde yazılanlardan elimizde sadece bu oyunlar kaldı.

    Yukarıda numaralanmış cümlelerin hangilerinden, altı çizili sözcüğün atılması cümlede anlam değişmesine yol açar?



    A) I. ve II. B) I. ve III. C) II. ve III.



    D) III. ve IV. E) IV. ve V.

    (1995 - ÖSS)






    Bir sözcüğün cümleden atılabilmesi için sözcüğün cümleye kattığı anlamın başka sözcükler tarafından ifade edilmesi gerekir. I. cümlede tiyatro oyunları zaten sahnede gerçekleştirildiğinden bu söz gereksizdir. II. cümlede “tiyatro oyunları” özne görevinde olduğundan, onun yerine geçen “bunlar” sözü atılabilir. V. cümlede “kaldı” sözü elimizde bulunan eserleri ifade ediyor; “elimizde” sözüne gerek yoktur. III. cümledeki “yazılan” sözü, “sözlü tiyatro oyunları da olduğundan, IV. cümledeki “üretilen” sözü, öncekilerden kalan oyunlar da olabileceğinden gereklidir.



    Cevap D






    70.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?

    A) Şiirlerinde bol bol abartılmış sözcükler seçmesi yüzünden hitabet havası taşımaktadır.

    B) Günümüzde dergiler ve gazeteler, deneme türünün gelişip yaygınlaşmasına uygun bir ortam hazırlamaktadır.

    C) Osmanlı İmparatorluğunda Lale Devrinde çeviri çalışmaları yapıldığı biliniyor.

    D) Bence edebiyat eleştirisinin edebiyat incelemesiyle bir arada, iç içe düşünülmesi gerekir.

    E) Sanatın başlıca amacının güzellik olduğunu savunan yazarın, bu konuda söylediklerine bir göz atalım.

    (1996 - ÖSS)






    Anlatım bozukluğu A’dadır. Cümleye “hitabet havası taşımaktadır” sözünden önce “şiirleri” şeklinde özne konmalıdır. Cümlede özne eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır.



    Cevap A






    71.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu vardır?



    A) Bu işi onun başaracağını sanıyorum.

    B) Yapılanları doğru bulmadığıma inanıyorum.

    C) Alınan kararları sana da bildiriyorum.

    D) Yaptıklarının yeterli olmadığını anlatmaya çalışıyorum.

    E) Kamuoyunun bu konuda aydınlatılması gerektiğini düşünüyorum.

    (1996 - ÖSS)






    Anlatım bozukluğu B’dedir. Kişi bir durumu ya doğru buluyor ya da bulmuyordur. Kendi kararına inanmaması mümkün olmaz. “Yapılanları doğru bulmuyorum.” demelidir.



    Cevap B






    72.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu, cümlenin uygun bir yerine “ona” sözcüğü eklenerek giderilebilir?



    A) Elbiseler dolaplara özenle yerleştirilir, güve yemesin diye elbise aralarına naftalin konurdu.

    B) Çocuk bir yandan yaralı kuşa korkuyla bakıyor; bir yandan da onu sevmek istiyor.

    C) Annesi çocuğunun aç olmadığını biliyor; ama yine de pastadan yemesini istiyordu.

    D) Ali, arkadaşı Mustafa’yı hem çok seviyor, hem de kimi davranışlarından dolayı kızıyordu.

    E) Otobüsler buraya gelince duruyor, bekleyen yolcular bindikten sonra yeniden yola koyuluyordu.

    (1996 - ÖSS)






    “Ona” sözü, cümlede dolaylı tümleç eksikliğinin olduğu yere getirilmelidir. Bu da D’dedir. Cümlede sevilen kişiyle kızılan kişi aynı kişi olduğu halde “Mustafa’yı seviyor” sözü doğrudur; ancak “Mustafa’yı kızıyor” sözü yanlıştır. “kızıyor” sözünden önce “ona” sözü getirilmelidir.



    Cevap D






    73.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “aşağı yukarı” sözü gereksizdir?



    A) Bu iş yerinde aşağı yukarı üç dört yıldan beri çalışıyorum.

    B) Aşağı yukarı beş yıl önce yine böyle şiddetli bir kış yaşamıştık.

    C) Buralarda ekinler, aşağı yukarı biçilecek duruma geldi.

    D) Şubat ayı sonunda bu ağaçların aşağı yukarı hepsi çiçek açar.

    E) O gün sınıfın aşağı yukarı yarısı tören alanında toplanmıştı.

    (1996 - ÖSS)






    “Aşağı yukarı” sözü cümleye ihtimal anlamı katar. A’da “Üç dört yıldan beri” sözü zaten yaklaşıklık anlamı katıyor. Aynı anlamı sağlayan “aşağı yukarı” sözü bu cümlede gereksizdir. Diğer cümlelerdeki aşağı yukarı sözlerini cümleden çıkarırsak cümlede kesinlik anlamı oluşur.



    Cevap A




    74.


    Elbette onunla birlikte gitmiş olabilirler.

    Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir?



    A) Öğe eksikliği

    B) Özne yüklem uyuşmazlığı

    C) Öznenin belirtilmemiş olması

    D) Aynı anlama gelen sözcüklerin birlikte kullanılması

    E) Anlamca çelişen sözcüklerin birlikte kullanılması

    (1996 - ÖSS)






    Örnek cümlede “elbette” sözü cümleye kesinlik, “olabilirler” sözü ihtimal anlamı katmaktadır. Bu iki anlam aynı cümlede bulunmaz; aksi takdirde çelişki olur.



    Cevap E





    75.


    Bu konuda gençleri azımsamak doğru değildir.

    Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir?



    A) Gereksiz sözcük kullanılması

    B) Bir sözcüğün anlam bakımından yanlış kullanılması

    C) Tamlamanın yanlış yapılması

    D) Ekeylemin yanlış kullanılması

    E) Yüklemine göre olumsuz cümle olması

    (1996 - ÖSS)






    Bu cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni “azımsamak” sözcüğünün yanlış anlamda kullanılmasıdır. “Azımsamak” sayısal değerlerde kullanılabilir; bu cümlede o sözcüğün yerine “küçümsemek” sözü getirilmelidir.



    Cevap B






    76.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Sorunlara, onun daha nesnel bir tavırla yaklaşacağını ve çözüm getireceğini umuyordum.

    B) Son günlerde tanık olduğum bazı olaylar, onunla ilgili görüşlerimin değişmesine yol açtı.

    C) Amaçlarına ulaşabilmek için her türlü engeli aşmaya çalışan bu gençlere imreniyorum.

    D) Araştırmamı istediğim yönde sürdürebilmem için öncelikle, yararlanacağım kaynakları saptamalıyım.

    E) Bu soru ben ve benim gibi sınava girmiş olan birçok kişinin kafasını karıştırdı.

    (1997 - ÖSS)






    Seçenekleri incelediğimizde E’de yapısal bir bozukluğun olduğunu görüyoruz. Cümlede “kafasını karıştırdı” sözü, “kafasını” sözündeki iyelik ekinden dolayı 3. tekil şahsa bağlılık gösterir. Oysa kafası karışan “ben ve onlar” şeklinde söylenebilir. Dolayısıyla cümle “bu soru benim ve benim gibi sınava girmiş olan birçok kişinin kafamızı karıştırdı” ya da “Bu soru benim kafamı karıştırdığı gibi, benim gibi sınava girmiş birçok kişinin de kafasını karıştırdı.” şeklinde düzeltilebilir.



    Cevap E






    77.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Dürüst biri olduğundan dün de bugün de kuşkuya düşmüyorum.

    B) Hukukçu olmadığımdan, işin bu yönünü sizinle tartışamam.

    C) Bu konuda bir araştırma yapılmasını, hazırlanacak raporun ilgili kuruluşlara gönderilmesini istedim.

    D) Ben, öyle olduğunu düşünüyor, öyle olduğuna inanıyorum.

    E) Anımsanacağı gibi, bir yıldan beri bu konuda yazılar yazıyor, ilgilileri uyarıyorum.

    (1997 - ÖSS)






    Anlatım bozukluğu A’da yapılmıştır. “Kuşkuya düşmüyorum” sözü şimdiki zamanda olan bir durum için söylenebilir. Oysa cümlede “dün” de kuşkuya düşülmediği ifade edilmek istenmiş. “Dün kuşkuya düşmüyorum” denemez. Cümle “Dürüst biri olduğundan dün de kuşkuya düşmüyordum bugün de düşmüyorum.” şeklinde söylenmelidir.



    Cevap A






    78.


    Muğla yöresindeki çıkan yangınlardan geriye, çırılçıplak ve simsiyah dağlar, tepeler kaldı.

    Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin hangisinden kaynaklanmaktadır?



    A) Çoğul ekinin gereksiz kullanılmasından

    B) İlgi ekinin gereksiz kullanılmasından

    C) Bağlacın yanlış yerde kullanılmasından

    D) Yüklemin şimdiki zaman yerine geçmiş zamanda kullanılmasından

    E) Özne ile yüklem arasında uyumsuzluk bulunmasından

    (1997 - ÖSS)






    Örnek cümlede geçen “yöresindeki” sözündeki “ki” aitlik, bulunma bildirir. “Çıkan” sözü de yangınların yerini bildiriyor. İkisinden biri cümleden çıkarılmalıdır. Seçeneklere baktığımızda B’de “ilgi ekinin gereksiz kullanılmasından” denmiş; yani “ki” nin cümleden atılması gerektiği söylenmiş.



    Cevap B



    79.


    Öğrenciyi, düşünmeye ve yaratıcı olmaya yönelten ve herhangi bir konu üzerinde eleştiri yapmasını sağlayan bir anlayış, eğitim sistemimize henüz yerleşmedi.

    Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin hangisinden kaynaklanmaktadır?



    A) Dolaylı tümlecin cümlenin başında kullanılmamasından

    B) Öznenin birden fazla sözcükten oluşmasından

    C) Gereksiz yere bağlaç kullanılmasından

    D) Tamlayan eksikliğinden

    E) Gereksiz yere zarf tümleci kullanılmasından

    (1997 - ÖSS)






    Cümledeki anlatım bozukluğu tamlayan eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Cümle başında bulunan “öğrenciyi” sözü “i” hal eki almıştır. “eleştiri yapmasını” sözü “- sı” iyelik ekinden dolayı, “öğrencinin” şeklinde bir tamlayana ihtiyaç duyuyor.



    Cevap D






    80.


    Türkçede bir cümlenin öznesi, birinci ve üçüncü tekil kişiden oluşuyorsa, yüklemi birinci çoğul kişi olur.

    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu kurala uymamaktan kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) O akşam ben kendi odama, Fatma da kendi odasına çekilmişti.

    B) Teyzemlerin yeni evlerine taşınmasından sonra siz bu eve yerleştiniz.

    C) Havalar böyle giderse bir süre daha kahvaltımızı balkonda yapabileceğiz.

    D) Ben de bir tabak alıp sofraya oturayım.

    E) Babasıyla annesi, bu evi üç yılda zar zor yaptırabildiler.

    (1998 - ÖSS)






    Soruda verilen kuralı incelersek şu sonuca varırız: Türkçede özne “ben, sen; ben, o; ben, siz; ben , onlar” şahıslarından oluşuyorsa yüklem “biz” zamirine göre çekimlenir. Seçenekleri incelediğimizde A’da bu kurala uyulmadığını görürüz. Özne “ben ve Fatma” yani “ben ve o” olduğu halde yüklem üçüncü tekil şahsa göre çekimlenmiştir. Yüklem birinci çoğul şahsa göre olmalı yani “çekilmiştik” şeklinde çekimlenmelidir.



    Cevap A






    81.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) O yıllarda hepimiz tiyatro tutkunuyduk ve çalışmaya susamıştık.

    B) Film, bir ailenin sıradan olaylar karşısındaki şaşırtıcı tutumunu ustalıkla yansıtıyor.

    C) Festivalin bu bölümünde, müziğin farklı türlerinde adını duyurmuş sanatçılar sahneye çıkacak.

    D) Sanatçının bu karikatürleri, başta Berlin ve Paris olmak üzere Avrupa’nın çeşitli kentlerinde sergilenecek.

    E) Bu kameralar, rahatça kullanabildiği ve taşınmasının kolay olması nedeniyle tercih ediliyor.

    (1998 - ÖSS)






    Anlatım bozukluğu E’de yapılmıştır. Cümlede geçen “nedeniyle” sözcüğü cümleye uyum sağlamıyor. Çünkü bu sözcük kötü bir sonucun ortaya çıktığı durumlarda kullanılır. Oysa bu cümlede tercih edilen bir durum söz konusudur. Cümle şu şekilde düzeltilebilir: “ Bu kameralar, rahatça kullanılabildiği ve taşınması kolay olduğu için tercih ediliyor.”



    Cevap E






    82.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Yetkililer, bu konuda uluslararası işbirliği yapılmasına karar verdiler

    B) Siyasi, askeri ve ekonomi alanlarında görüştüler.

    C) Üye olan ülkelere toplantı konusunda bilgi verilmesini gerekli gördüler.

    D) Toplantıda, herkesin tartışmalara katılması gerektiğini söylediler.

    E) Gelecek toplantıda ele alınacak konuyu belirlediler.

    (1998 - ÖSS)






    Anlatım bozukluğu B’de yapılmıştır. Bu cümlede isim ve sıfat tamlamalarında ortak tamlanan kullanılması anlatım bozukluğuna neden olmuştur. “siyasi, askeri ve ekonomi alanları” söz öbeğinde “siyasi, askeri” sıfat; “ekonomi” isimdir, “alanları” sözcüğünü ortak kullanamaz. Cümle şu şekilde düzeltilebilir: “Siyasi, askeri ve ekonomik alanlarda görüştüler.”



    Cevap B






    83.


    Yanlış bir şey yapsam da kızmaz; ama inanılmayacak kadar anlayışlıdır.

    Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin hangisinden kaynaklanmaktadır?



    A) Yüklemin geniş zamanlı olmasından

    B) Cümleciklerin ortak özneli olmasından

    C) Yanlış ilgeç kullanılmasından

    D) Gereksiz yere bağlaç kullanılmasından

    E) “bile” yerine “da” bağlacı kullanılmasından

    (1998 - ÖSS)






    Örnek cümledeki anlatım bozukluğu “ama” sözcüğünün cümleye anlamca uymamasından kaynaklanmaktadır. Bu sözcük anlamca birbirine karşıt durumları bağlar. Oysa örnek cümlede birbirini destekleyen durumlar anlatılmıştır. İki yargı arasında bir bağlaç kullanmaya gerek yoktur.



    Cevap D






    84.


    Festival süresince her gün düzenli olarak çıkacak olan

    I II III IV

    “İlk Çekim” adlı siyah-beyaz dergi sinema severlere ücretsiz

    V

    dağıtılacak.

    Bu cümledeki altı çizili sözlerden hangisi çıkarılırsa cümlenin anlamında daralma olmaz?



    A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

    (1998 - ÖSS)






    Parçada sözü edilen dergi festival süresince her gün çıkacağına göre elbette “düzenli olarak” çıkacaktır. Bu yüzden III numaralı söz öbeğinin atılması cümlenin anlamında herhangi bir daralma oluşturmaz.



    Cevap C






    85.


    Yineleme dediğimiz anlatım kusuru, aynı anlama gelen birden çok sözcüğün gereksiz yere bir arada kullanılmasıdır. Bir kavramın Türkçesiyle yabancısının birlikte kullanılması bu tür kusurlardandır.

    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bu açıklamada belirtilen türde bir anlatım kusuru vardır?



    A) Bunlar, belgesel özellikler taşıyan, birbirinden ilginç yazılardır.

    B) Bugün işyerinde tebrik ve kutlama ziyaretlerinde bulunduk.

    C) Eskiden, musikiyle uğraşan kişilere musikişinas denirdi.

    D) Dil, varlığımızın en güçlü dayanağı, kimliğimizin en anlamlı kanıtıdır.

    E) Günümüz insanının vazgeçemediği araçların başında televizyonla bilgisayar gelmektedir.

    (1999 - ÖSS)






    Seçeneklere baktığımızda, açıklamaya uygun türden bir anlatım bozukluğu B’de görülmektedir. “tebrik” ve “kutlama” aynı anlamı karşılamaktadır. Cümledeki anlatım bozukluğunun giderilmesi için iki sözcükten birinin cümleden çıkarılması gerekir.



    Cevap B






    86.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcüğün kullanılması uygun değildir?



    A) Onun, büroda çalışanlara ayak uyduramayan, uyumsuz biri olduğunu düşünüyordu.

    B) Eş dost demeden herkesi kıyasıya eleştiriyordu.

    C) Arkadaşına sürekli olarak, o kişilerle ilişkilerini kesmesini öneriyordu.

    D) Beğenmediği sözcüğü ya da cümleyi çizip yerine etkili sözler uyduruyordu.

    E) Yıllardır tasarladığı romanına başlayamamanın sıkıntılarını yaşıyordu.

    (1999 - ÖSS)






    D’deki altı çizili sözcük kullanıldığı cümleye uygun değildir. “Uyduruyordu” sözcüğü olumlu ifadeler için değil, genellikle olumsuz ifadeler için kullanılır.



    Cevap D






    87.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Olağanüstü kişiliği ve sıradışı dostluğuyla, tanıdık tanımadık herkesi bir sevgi çemberinin içine alırdı.

    B) Tek başına gerçekleştirebileceği birçok tasarıya gençleri de katarak bilgisini onlarla paylaşmak isterdi.

    C) Gerek özgün çalışmaları, gerekse yetkin çeviri ve derlemeleriyle, bu alandaki araştırmacılara ışık tutmuştur.

    D) Onun düşünceleri, bilimle ilgilenen, yapıtlarını okuyan, anlayan ya da anlamaya çalışanlar aracılığıyla yaşıyor.

    E) Gençlerin deneyimsizlikten, bilgi eksikliğinden kaynaklanan sorularını yanıtlayarak yönlendirirdi.

    (1999 - ÖSS)






    E’de nesne eksikliğinden kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır. Yüklemden önce “gençleri” ya da “onları” sözcüğü getirilmelidir.



    Cevap E






    88.


    Alınan bu karar, savaşta askerin daha çok ölmesine yol açtı.

    Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdaki değişikliklerin hangisiyle giderilebilir?



    A) “bu” sözcüğü atılarak

    B) “daha çok” sözü “askerin” sözcüğünden önce kullanılarak

    C) “yol açtı” sözü yerine “neden oldu” sözü getirilerek

    D) “alınan” sözcüğü atılarak

    E) “savaşta” sözcüğü “askerin” sözcüğünden sonra kullanılarak

    (1999 - ÖSS)






    Örnek cümledeki anlatım bozukluğu “daha çok” sözcüğünün yanlış yerde kullanılmasından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla cümle şu şekilde olmalıdır:

    Alınan bu karar, savaşta daha çok askerin ölmesine yol açtı.



    Cevap B




    89.


    I. Onun da görüşlerini öğrenmek, yararlanmak istediler.

    II. Herkes birbirine zarar vermeden yaşamayı başarabiliyorlar.

    III. Onun aramızdan ayrılması yalnız bizim için değil, tüm toplum adına büyük bir kayıptır.

    IV. Arkadaşının sıkıntı çektiğini biliyor, sezdirmeden yardım ediyordu.

    Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangilerinde anlatım bozukluğu, tümleç eksikliğinden kaynaklanmaktadır?



    A) I. ve II. B) I. ve III. C) I. ve IV.



    D) II. ve IV. E) III. ve IV.

    (1999 - ÖSS)






    Tümleç eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluğunun olduğu cümle I. ve IV. cümledir. Her ikisinde de dolaylı tümleç eksikliğinden kaynaklanan anlatım bozukluğu vardır.



    Cevap C






    90.


    Söz konusu yazarla benim düşüncelerimiz hatta duygularımız birbirine benziyor.

    Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin hangisinden kaynaklanmaktadır?



    A) İyelik eki almış kişi zamirinin gereksiz kullanılmasından

    B) Özneyle yüklem arasında uyuşmazlık olmasından

    C) Gereksiz yere bağlaç kullanılmasından

    D) Yüklemde anlam kayması olmasından

    E) Belirteç eksikliğinden

    (1999 - ÖSS)






    Örnek cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni “benim” sözcüğünün gereksiz kullanılmasıdır.



    Cevap A






    91.


    Sergide tanıtılan antika eşyalar, geçmişte insanların inançlarını ve beğenilerini de yansıtıyor.

    Bu cümledeki anlam karışıklığı, aşağıdaki değişikliklerden hangisiyle giderilebilir?



    A) “tanıtılan” sözcüğünden sonra “çok değerli” getirilerek

    B) “geçmişte” sözcüğünden sonra “yaşamış” getirilerek

    C) “antika” sözcüğü atılarak

    D) “inançlarını” sözcüğü yerine “geleneklerini” getirilerek

    E) “de” sözcüğü atılarak

    (1999 - ÖSS)






    Örnek cümledeki anlam karışıklığı “geçmişte” sözcüğünün “yansıtıyor” eylemine bağlıymış gibi anlaşılmasından kaynaklanıyor. Oysa bu söz sergilenen eşyaların ait olduğu insanların yaşadığı zamanı karşılamalı. Bunu gidermek için B’de önerilen değişiklik yapılmalıdır.



    Cevap B






    92.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Çalışma yaşamınızda bu tür güçlüklerle sık sık karşılaşacaksınız.

    B) Bizim için önemli olan, görevinizi en iyi biçimde yerine getirmenizdir.

    C) Bir sorunla karşılaştığınızda bizlerden yardım isteyebilirsiniz.

    D) Bu, sizlere verebileceğimiz en önemli ödül ve en önemli hedeftir.

    E) Bu işte de başarılı olacağınızdan hiç kuşkumuz yoktur.

    (1999 - ÖSS)






    Anlatım bozukluğu D’de yapılmıştır. Bu cümlede “ödül” ve “hedef” sözcükleri “verebileceğimiz” sözüne bağlanmıştır. Ancak ödül vermek anlamca doğru olsa da hedef vermek denmez, hedef göstermek denir. Sözcüklerin yanlış eyleme bağlanmasından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu yapılmıştır.



    Cevap D






    93.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Hava kirliliğine karşı çeşitli önlemler alınabilir.

    B) Çevre sorunlarıyla ilgili toplantılar yapılmalıdır.

    C) Bu gaz, havada yoğun oranda bulunur.

    D) Akarsularımız sanayi atıklarıyla kirleniyor.

    E) Gençler, doğanın korunması konusunda bilinçleniyor.

    (1999 - ÖSS)






    Anlatım bozukluğu C’de yapılmıştır. Bu cümlede geçen “oranda” sözü anlatım bozukluğuna neden olmuştur. Bunun yerine “olarak” sözü getirilmelidir.



    Cevap C






    94.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Makinenizi, arkadaki açma-kapama düğmesine basarak kapatmanız gerekmektedir.

    B) Daha fazla bilgi edinmek için yetkili satıcınıza başvurabilirsiniz.

    C) Bilgisayarınızın bozuk olup olmadığını öğrenebilmek için onu bir teknisyene göstermelisiniz.

    D) Bu bölümde, bilgisayarınızı nasıl kuracağınız ve nasıl kullanacağınız açıklanmaktadır.

    E) Bu kılavuzda sizi belli türdeki bilgilere uyarmak için bazı özel işaretler kullanılmıştır.

    (1999 - ÖSS)






    Anlatım bozukluğu E’de yapılmıştır. “Uyarmak” sözü anlatım bozukluğuna neden olmuştur. Bunun yerine “ulaştırmak” sözü kullanılmalıdır.



    Cevap E





    95.


    Gürültüden uzak, doğal güzelliklerle dolu parkın bir

    I

    köşesinde, yaşlı bir hanım masanın üstüne koyduğu

    II

    romanını bir karış uzaktan okumaya çalışıyor; bir

    III IV

    şişman, spor giyimli bir adam da dalgın dalgın uzak

    V

    lara bakıyordu.

    Bu cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için altı çizili sözcüklerden hangisi atılmalıdır?



    A) I. B) II. C) III. D) IV. E) V.

    (1999 - ÖSS)






    Anlatım bozukluğu IV numaralı sözcüğün gereksiz yere kullanılmasından kaynaklanmaktadır. “Adam” ismine ait olan iki tane “ bir” sözü kullanılmıştır. IV numaralı olanı atılmalıdır.



    Cevap D






    96.


    Oraya gidersen, Etnografya ya da Kurtuluş Savaşı müzelerini gezmelisin.

    Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerden hangisinden kaynaklanmaktadır?



    A) Yanlış bağlaç kullanılmasından

    B) Koşul cümlesi olmasından

    C) Nesnenin yanlış yerde bulunmasından

    D) Yüklemin gereklilik kipinde olmasından

    E) Ad tamlamasının gereksiz kullanılmasından

    (1999 - ÖSS)






    Anlatım bozukluğu “ya da” sözcüğünden kaynaklanmaktadır. Bu bağlaç bağladığı öğelerden birinin seçildiğini anlatır. Oysa müzeler sözcüğü çoğul olduğundan gezilen yerlerin birden fazla olması gerekir. Bu anlamı veren bağlaç ise “ve” bağlacıdır. Dolayısıyla “ya da” yerine “ve” gelmelidir. Yani yanlış bağlaç kullanılmıştır.



    Cevap A



    97.


    Fiyatlar çok pahalı olduğu için satışlar çok durgun.

    Bu cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için aşağıdaki değişikliklerden hangisi yapılmalıdır?



    A) “çok” sözcükleri atılmalı

    B) “durgun” yerine “az” sözcüğü getirilmeli

    C) “olduğu için” yerine “olduğundan” sözcüğü getirilmeli

    D) “satışlar” yerine “alışveriş” sözcüğü getirilmeli

    E) “pahalı” yerine “yüksek” sözcüğü getirilmeli

    (2000 - ÖSS)






    Örnek cümledeki anlatım bozukluğunun nedeni “pahalı” sözcüğünün yanlış kullanılmasıdır. “Fiyatlar” kavramı için “pahalı” sözcüğü kullanılmaz. “Fiyatlar” ancak “yüksek” olabilir. Bu cümledeki anlatımı bozukluğunu gidermek için “pahalı” sözcüğü yerine “yüksek” sözcüğü getirilmelidir.



    Cevap E




    98.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Bu konuda nasıl bir çalışma yapılması gerektiği, uzmanlarca tartışılacak.

    B) Olaydan büyük bir üzüntü duyduğunu, suçluların cezalandırılmasını istedi.

    C) Yeni binaların ne zaman hizmete açılacağını, basın aracılığıyla duyuracaklarını belirtti.

    D) Sorunlara sağduyuyla yaklaşmanın, onların çözümünü kolaylaştıracağı sonucuna varıldı.

    E) Bölgede, kış mevsiminin uzun sürmesi nedeniyle alınması gerekli önlemler yetkililere bildirildi.

    (2000 - ÖSS)






    Seçeneklere baktığımızda, B’de birden fazla nesne aynı yükleme bağlandığından anlatım bozukluğu vardır. “suçluların cezalandırılmasını istedi” diyebiliriz, ama “Olaydan büyük bir üzüntü duyduğunu istedi” diyemeyiz. Ancak “Olaydan büyük bir üzüntü duyduğunu söyledi” diyebiliriz. Birinci cümlede yüklem eksik olduğu için anlatım bozukluğu olmuştur.



    Cevap B






    99.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Ozan, 1940 yıllarında yeni şiirimizin başta gelen adlarından biriydi.

    B) O, 1946 yılında düzenlenen bir yarışmada birinci olmuştu.

    C) Aradan yıllar geçmesine karşın şiir anlayışında bir değişiklik olmadı.

    D) Onun ilgi çekici yanlarından biri de konuları abartarak anlatmasıdır.

    E) Toplumsal ve bireysel olaylara, yan tutmadan bakar.

    (2000 - ÖSS)






    A seçeneğinde çoğul ekinin gereksiz kullanılmasından doğan bir anlatım bozukluğu vardır. Tek bir yıl için “yıllarında” sözcüğü değil “yılında” sözcüğü kullanılır.



    Cevap A






    100.


    Yaptıklarını kendi ağzıyla itiraf etti.

    Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin hangisinden kaynaklanmaktadır?



    A) Yüklemin III. tekil kişi olmasından

    B) Nesnenin çoğul eki almasından

    C) Gereksiz söz kullanılmasından

    D) Yüklemin di’li geçmiş zamanlı olmasından

    E) Nesnenin yanlış yerde kullanılmasından

    (2000 - ÖSS)






    Örnek cümlede gereksiz sözcük kullanılmasından doğan bir anlatım bozukluğu vardır. “İtiraf etmek” zaten kişinin “kendi ağzıyla” yapabileceği bir iştir. “kendi ağzıyla” sözü gereksiz kullanılmıştır.



    Cevap A






    101.


    O kurumda eğitim görmüş herkes, saygılı, hoşgörülü ve esnek olmak gibi çok önemli erdemler kazanmışlardır.

    Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin hangisinden kaynaklanmaktadır?



    A) Gereksiz yere sıfat kullanılmasından

    B) Gereksiz yere bağlaç kullanılmasından

    C) Yükleme ekfiil getirilmesinden

    D) Öznenin sözcük öbeği olmasından

    E) Özne - yüklem uyuşmazlığından

    (2000 - ÖSS)






    Şekilce tekil olup anlamca çoğul olan “herkes” gibi sözcükler özne olduğu zaman yüklem tekil olmalıdır. Örnek cümlenin öznesi “herkes” sözcüğüdür. Bu cümlenin yükleminin tekil olması gerekir. Ancak yüklem olan “kazanmışlardı” sözcüğü ise çoğuldur. O halde bu cümlede özne-yüklem uyuşmazlığından kaynaklanan bir anlatım bozukluğu vardır.



    Cevap E



    102.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Uzun süre ayakta kalabilmesi için bu yapı, neme dayanıklı cam, kireç ve tuğla tozundan oluşan harçla yapılmıştır.

    B) Bir kamu kuruluşuna ait sevimli konukevinin önünde fotoğraf çektirdikten sonra oradan ayrıldık.

    C) Oraya gitmeye karar verirseniz, bu gezi için en az iki gün ayırmanız gerekir.

    D) Her sabah erkenden kalkarak açık havada yürüyüş yapmanın kalp sağlığını olumlu yönde etkilediğini öğrendik.

    E) Adaylar yirmi beş yaşından büyük olmalı ve sağlık kontrolünden geçmiş olması gerektiğini söyledi.

    (2001 - ÖSS)






    Seçeneklere baktığımızda E’de, “ve” bağlacından önce kullanılan “olmalı” sözcüğü gereksiz kullanıldığı için anlatım bozukluğu söz konusudur.



    Cevap E






    103.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) İlk karşılaşmamızda bana bu kadar yakınlık göstermesine çok şaşırmıştım.

    B) Bu kadar yetenekli bir çocuğu, sanata yönlendirmekle çok iyi bir iş yaptığını düşünüyorum.

    C) Geçirdiğim rahatsızlığı, büyük bir başarıyla ameliyat ederek sağlığıma kavuşturdu.

    D) Bu aşamada, olayları doğal akışına bırakmanın doğru olacağı kanısındaydı.

    E) Aralarındaki sorunların görüş farklılıklarından kaynaklandığını biliyordu.

    (2001 - ÖSS)






    Seçenekleri incelediğimizde C’de sözün yanlış anlamda kullanılmasından doğan anlatım bozukluğu olduğunu görüyoruz. “Geçirdiğim rahatsızlığı” sözü yanlış anlamda kullanılmıştır. Çünkü “raharsızlık” ameliyat edilmez, bir kişi ameliyat edilebilir. “Geçirdiğim rahatsızlığı” sözü yerine “beni” sözcüğü getirilmelidir.



    Cevap C

    104.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Takımlardan biri, ötekinin bitmek bilmeyen karşılıklı saldırılarına daha fazla dayanamadı.

    B) Maçlarda, taraftarların çıkardığı olaylar spora gölge düşürüyor.

    C) Sağlıklı kalabilmenin temel koşullarından biri de spor yapmaktır.

    D) Son yıllarda kimi takımlar, Avrupa takımlarıyla yaptıkları maçlarda yüzümüzü ağartıyor.

    E) Ancak düzenli olarak yapılan spor yararlı olur.

    (2001 - ÖSS)






    A’da anlatım bozukluğu vardır. “karşılıklı” sözcüğü gereksizdir. Ayrıca “saldırı” sözcüğü de yanlış anlamda kullanılmıştır, bu sözcük yerine “atak” sözcüğü kullanılmalıdır.



    Cevap A




    105.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Bu anlaşmazlıkların giderilmesi için zamana gerek var.

    B) Bu konunun, öncelikle ve ayrıntılı bir biçimde ele alınması gerekiyor.

    C) Üyeler, onunla ilgili görüşlerini daha sonra açıklayacaklarını belirttiler.

    D) Mimar ya da mimarlıkla ilgileniyorsanız bu kitabı okuyun.

    E) Herkesin yaşamında birtakım sorunlar olduğunu hepimiz biliriz.

    (2001 - ÖSS)






    D’de “Mimar” sözcüğünün gereksiz kullanılmasından doğan anlatım bozukluğu söz konusudur. Bununla birlikte “ya da” bağlacı da gereksiz kullanılmıştır.



    Cevap D






    106.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Sanayide gelişmiş ülkelerde, bu tür sorunlar hızla çözülüyor.

    B) Düzenlenen toplantı ve törenlerde bütün öğrenciler görev alıyor.

    C) Bu konuda yapılan açıklamaların anlaşılmayacak bir yanı bulunmuyor.

    D) Kurumda çalışanların başarısının, bu koşullara bağlı olduğu düşünülüyor.

    E) Teknoloji ne kadar artarsa da el emeğinin önemi azalmıyor.

    (2002 - ÖSS)






    Seçenekleri incelediğimizde E’de anlatım bozukluğunun olduğunu görüyoruz. Buradaki “artarsa” sözcüğü yanlış anlamda kullanılmıştır. Teknoloji artmaz, ancak sayılabilecek şeyler artar; teknoloji için “gelişmek, ilerlemek” ifadeleri kullanılabilir.



    Cevap E






    107.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Buluştukları zaman sanattan, edebiyattan konuşuyor, kimi sanatçıları eleştiriyorlardı.

    B) Ortada, karamsar olmayı gerektirecek bir durum yoktu.

    C) Bu kitapları okumak, çocuğun ufkunu genişletiyor, ona farklı dünyaların kapılarını açıyordu.

    D) Bu, kendi resimleri için açtığı ilk kişisel sergisi olacağı için çok heyecanlıydı.

    E) Çok yorgun olduğu için o akşam erkenden yatmak istedi.

    (2002 - ÖSS)






    D’de gereksiz söz kullanımından doğan anlatım bozukluğu vardır. “kişisel sergi” zaten bir kişinin “kendi resimlerinin” yer aldığı bir sergidir. Bu durumda “kendi resimleri için” sözü gereksiz kullanılmıştır.



    Cevap D




    108.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Burada, tiyatro salonundan internet kafeye kadar birçok etkinlik bulunuyor.

    B) Kentteki yaşam, öğretim kurumlarının sayısı arttıkça hareketleniyor.

    C) Öğrencilerin sporla ilgili gereksinimlerinin karşılanması için girişimlerde bulunuluyor.

    D) Kütüphaneden yararlanacak öğrencilerin önce kütüphaneye üye olmaları gerekiyor.

    E) Bilimsel araştırma yapacaklara her türlü olanak sağlanıyor.

    (2002 - ÖSS)






    Seçenekleri incelediğimizde A’da anlatım bozukluğu olduğunu anlıyoruz. Burada “etkinlik” sözcüğü yanlış anlamda kullanılmıştır. Çünkü “tiyatro salonu, internet kafe” bir etkinlik değil yer adıdır.



    Cevap A






    109.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Gazetelerde bu tür haberlere hemen her gün rastlanıyor.

    B) Yazar, yaşadıklarını etkili bir biçimde anlatmakta başarılı olamıyor.

    C) Yemeğini erken yemesi gerektiği halde, hasta bu yasağa uymuyor.

    D) Bu alandaki çalışmaların hâlâ yeterli bir düzeye ulaşamadığı söyleniyor.

    E) Trafikle ilgili sorunların çözümü için, geniş kapsamlı bir toplantı düzenleniyor.

    (2002 - ÖSS)






    C seçeneğinde “yasak” sözcüğü yanlış anlamda kullanılmıştır. Bir hastanın yemek saatini aksatmaması “yasak” değil, “kural” sözcüğüyle anlatılmalıdır.



    Cevap C






    110.


    Hiç kimse ona gerçeği anlatmamış; onu yalan yanlış sözlerle oyalamıştı.

    Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdaki değişikliklerden hangisiyle giderilebilir?



    A) “gerçeği” yerine “doğruyu” sözcüğü getirilerek

    B) “anlatmamış”tan sonra “herkes” sözcüğü getirilerek

    C) “anlatmamış” yerine “söylememiş” sözcüğü getirilerek

    D) “onu” sözcüğü atılarak

    E) “oyalamıştı” yerine “kandırmıştı” sözcüğü getirilerek

    (2002 - ÖSS)






    Örnek cümlede özne-yüklem uyumsuzluğundan doğan anlatım bozukluğu vardır. Birinci cümlenin öznesi olan “Hiç kimse” sözü ile ikinci cümlenin yüklemi olan “oyalamıştı” arasında uyumsuzluk vardır. Bu durumda cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için ikinci cümleye özne görevindeki “herkes” sözcüğünü getirmek gerekir.



    Cevap B






    111.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Dünyada en çok yağış alan bölge burası.

    B) Ürettiklerinin çoğunu komşu ülkelere satıyorlar.

    C) Bu toprakların büyük bir bölümü ormanlarla kaplı.

    D) Ülkenin kuzeyinde elde edilen ürünlerin yarıdan fazlasını elma oluşturuyor.

    E) Ekonomileri daha çok, yetiştirdikleri hayvancılığa dayalı.

    (2003 - ÖSS)






    Seçenekleri incelersek, E’de anlatım bozukluğu olduğunu görüyoruz. “yetiştirdikleri hayvancılığa” ifadesinde bir bozukluk vardır. Çünkü hayvancılık yetiştirilmez. “yetiştirdikleri” sözcüğü çıkarılarak cümledeki anlatım bozukluğu giderilebilir.



    Cevap E






    112.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Yol kenarındaki çöp kutuları kaldırılarak bunların yerine çiçekler dikiliyor.

    B) Yeni fidanlar dikilerek kent yeşillendiriliyor.

    C) Kaldırımların kırık taşları, yenileriyle değiştiriliyor.

    D) İçinde oturulamayacak derecedeki binaların yıktırılması gerekiyor.

    E) Eski yapılar boyanarak daha güzel bir görünüme kavuşturuluyor.

    (2003 - ÖSS)






    Seçenekleri incelersek anlatım bozukluğunun D’de olduğunu görürüz. Bu cümlede “içinde” sözcüğü gereksiz kullanılmıştır. Ayrıca “yıktırılması” sözcüğünün “yıkılması” biçiminde söylenmesi gerekirdi.



    Cevap D






    113.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Deneyimli bir yönetici, değerli bir bilim adamıydı.

    B) Maddi durumu yetmediği için eğitimini yarıda bırakmak zorunda kaldı.

    C) Kültürel varlıklara sahip çıkıp onları korumaya çalışan insanlardan biriydi.

    D) Geleceğe umutla bakan ve zorluklar karşısında yılmayan bir gençti.

    E) Ele aldığı her işi, başkalarından daha iyi, daha güzel yapmak isterdi.

    (2003 - ÖSS)






    B seçeneğinde “yetmediği” sözcüğü anlamına ve işlevine uygun kullanılmadığı için anlatım bozukluğu vardır. “Maddi durumu yetmediği için” sözü yerine “Maddi durumu kötü olduğu için” ifadesi kullanılabilir.



    Cevap B






    114.


    Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?



    A) Çevremizdeki kişilerle kuracağımız ilişkilerde özenli olmalıyız.

    B) Sorunların, bütün yönleriyle ele alınması iyi olur.

    C) Bu alanda başarıya ulaşanların sayısı oldukça azdır.

    D) Araştırmalar, eldeki bilgilerin doğru olmadığını kanıtlıyor.

    E) Bu konudaki iftiralar tamamen uydurmadır.

    (2003 - ÖSS)






    Seçenekleri incelediğimizde E’de gereksiz sözcük kullanılmasından kaynaklanan anlatım bozukluğu olduğunu görüyoruz. Çünkü “iftiralar tamamen uydurmadır” sözünde “iftiralar” sözcüğü “uydurma” anlamını da içerir.



    Cevap E



    115.


    Bu kararların uygulanıp uygulanmayacağının, yöneticilerin seçeceği tutuma bağlı olduğu bildirildi.

    Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdaki değişikliklerin hangisiyle giderilebilir?



    A) “seçeceği tutuma” yerine “tutumuna” sözcüğü getirilerek

    B) “yöneticilerin” yerine “ilgililerin” sözcüğü getirilerek

    C) “bu kararların” yerine “bunların” sözcüğü getirilerek

    D) “bağlı” yerine “yönelik” sözcüğü getirilerek

    E) “bildirildi” yerine “biliniyordu” sözcüğü getirilerek

    (2003 - ÖSS)






    Cümlede “seçeceği tutuma” ifadesi anlatım bozukluğuna neden olmuştur. Çünkü “tutum” seçilecek bir şey değildir. O halde bu cümledeki anlatım bozukluğunun giderilmesi için “seçeceği” sözcüğünün cümlenden çıkarılıp, “tutum” sözcüğünün “tutumuna” şeklinde değiştirilmesi gerekir. Bunu öngören değişikliği A’da görüyoruz.



    Cevap A​
    Last edited by a moderator: 2 Mart 2007
  2. yogurt
    Offline

    yogurt New Member

    Mesajlar:
    1
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    teşekkür ederim
  3. mariner86
    Offline

    mariner86 New Member

    Mesajlar:
    5
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    dosyayı tekrar koyabilirmisin . file not found yazıyor
  4. mariner86
    Offline

    mariner86 New Member

    Mesajlar:
    5
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    bu benim icin çok önemli. tekrar yuklermisin dosyayı
  5. mariner86
    Offline

    mariner86 New Member

    Mesajlar:
    5
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    dosyayı tekrar yuklersen sevinirim bu konudan ödevim var acele lazım
  6. Router
    Offline

    Router of aman nalaaan

    • Administrator
    Mesajlar:
    22.490
    Medya:
    36
    Aldığı Beğeni:
    391
    Ödül Puanları:
    83
    düzelttim senin için:p
  7. mariner86
    Offline

    mariner86 New Member

    Mesajlar:
    5
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    çok teşekkur ederimm
  8. çisem
    Offline

    çisem Member

    Mesajlar:
    62
    Aldığı Beğeni:
    3
    Ödül Puanları:
    8
    Aşağıdaki cümlelerin hangisindeki altı çizili kelime çıkarılırsa cümlenin anlamı değişmez?



    A) Ortaklar arasındaki mevcut ikiliği giderdik.

    B) Parkın içindeki kurumuş ağaçları kestik.

    C) Yokuşun dibindeki ahşap eve taşındık.

    D) Babamla birlikte evdeki eski eşyaları dışarı taşıdık.

    E) Gölün kıyısındaki yaşlı çınar ağaçlarının altına koştuk.

    (1983 - ÖSS)

    burada hem a şıkkı hemde d şıkkı doğru cvp sayıIabiIir çünkü d şıkkında babamIa birIikte dio birIikte atıIması gerekio zaten ordaki iIe birIikte yapıIdığını gösteriri yanIışım varsa düzeItin ama 2 doğru şık var!
  9. çisem
    Offline

    çisem Member

    Mesajlar:
    62
    Aldığı Beğeni:
    3
    Ödül Puanları:
    8
    payIaşlım için teşekkürIer
  10. pink__live
    Offline

    pink__live New Member

    Mesajlar:
    1
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    6.soru 1983/öss sorusunda Aşağıdaki cümlelerin hangisindeki altı çizili kelime çıkarılırsa cümlenin anlamı değişmez?diyo ama cümlelerin altı çizili diil lütfen altı çizili olan cümleleri sölermisinnn acill

Sayfayı Paylaş