Atatürk'e Tarikat Bakışı ve Deccaliyet

Konusu 'Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK' forumundadır ve alkanaga tarafından 24 Temmuz 2007 başlatılmıştır.

  1. alkanaga

    alkanaga Member

    Mesajlar:
    70
    Aldığı Beğeni:
    3
    Ödül Puanları:
    8
    Türkiye’deki Nurculuğun kurucusu Said Nursi, kendisini Mehdi’nin öncüsü bir Mehdi olarak göstermektedir. Eserlerinde kendine ve yazdığı kitaplara Mehdiyet vazifesinin en önemli safhasını yükleyen Said Nursi, Deccal olaraksa Atatürk’ü gösterir. Kitabında uydurmalarla dolu hadisleri nasıl Atatürk’e uygun bir şekilde yorumladığına şahitlik edebilirsiniz. Hadiste “Deccal’in alnın-da kafir yazar.” denir. Said Nursi bununla şapka giyilmesini anlar. Hadiste uzun bir eşekten bahsedilir, Nursi bununla treni anlar. Deccal’in Cennet ve Cehenneminden ise Cumhuriyet döneminde tertiplenen eğlenceler ile cennet, muhalefetin hapse atılmasıyla, vb. Cehennem anlaşılır. (Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı, Şualar, 5. Şua) Türkiye’deki en büyük Ehli Sünnet cemaatin lideri böylece Deccal’i bularak kendi Mehdi’liğini iyice tasdik eder. Said Nursi ölünce bölünen Nurcu cemaatlerin başına gelenlerin en önemlileri de bu cemaatlerdeki kimi şahıslarca Mehdi sanılmaktadırlar. Tür-kiye’nin ikinci büyük cemaati Süleymancılık da kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan’ı Mehdi kabul eder. Deccal hakkındaki görüşleri ise Nurcular ile aynıdır. Süleyman Hilmi Tunahan’ın mirasçısı da ayrıca Mehdi sanılır. Türkiye’deki en büyük tarikatların kurucuları ve sonraki birçok vekil için de manzara pek farklı değildir. Bu cemaatler değişik Mehdi alternatiflerine karşı Atatürk’ün Deccalli-ğinde neredeyse söz birliği yaparlar. Bunun en önemli sebebi Sun-niliğin en kutsal kurumu olduğuna inandıkları halifeliğin Atatürk tarafından kaldırılmasıdır. Oysa Kuran’da ne halifelik diye bir müessese anlatılır (30. Bölüm’ü okuyunuz), ne şapka giyenin kafir ol-duğu söylenir... Tüm bu Mehdi, Deccal çıkarımları ve bununla ilintili yorumların Kuran ile alakası yoktur
     
  2. CW|AkA

    CW|AkA Misafir

    nekadar okudunda neye göre yazıyosun bunları araştırmadan kulaktan dolma gazteden okuma bilgilerle konuşursan böle saçma şelerde çıkar ortaya her kaynaı okucksınki kendi doğruların olsun yoksa bi kaynaı okursn o konuştukların senin doğruların değildir...

    Birincisi Mustafa Kemal Atatürk zamanında Said Nursiye milletvekilliği teklif etmiş kendisi siyaseti sevmediğinden kabul etmemiştir (Atatürk gibi zeki biri kendisini deccal olarak gören birini milletvekili yapçk diosun yani :D )
    İkincisi şubak 1925teki Şeyh Said isyanı olarak bilinen isyanda Said Nursiden destek istenmiş ancak kendisi vatana yapılcak bi ihanettir bu deyip desteği geri çevirmiştir.Zaten bu olay sonrası milletvekilliği teklifi gelmiştir kendisine.Tabi her vakitte olduğu gibi meyve veren ağaç taşlanır dürüst adam ezilir felsefesiyle hayatı zindanlarda geçmiştir.Böle saçma sapan yalan yanlış neidüü belirsiz insanların yazdığı haberlerde çıkmıştır kimler hakkında neler yazılıo tek tük böle şeler gerçekten okyanusta damla :)...
     
  3. Kadı Kızı

    Kadı Kızı Zulcenahay

    • Platin Üye
    Mesajlar:
    53.633
    Medya:
    2
    Aldığı Beğeni:
    1.198
    Ödül Puanları:
    113
    Kardeş kitabın içinden bi bölümü alıp bu böledir şu şöledir die yorumlayamazsın.said nursi ben mehdi deilimdir demiştir ama tabi işine gelmediği içn o kısma bakmadın bile.oku da gel bize öle caka satmaya kalkış.hem sen daha deccal hakkında yeterince bilgiye sahip olmadan nası böle şeler sölüyon anlamadım yani
     
  4. Doomswar

    Doomswar New Member

    Mesajlar:
    9
    Aldığı Beğeni:
    1
    Ödül Puanları:
    3
    Sen böyle her okuduğuna inanırsan ohoooo işimiz var seninle...Nerde Gençlikteki araştırmacı ruh?
     
    1 person likes this.
  5. CW|AkA

    CW|AkA Misafir

    ben ilk msjı yazarken yanlış anlaşılır die çok düşndm ama güzl sevindm yaznlarn hepsi aynı kanıda çünkü çou kişi bilmez ben herşeyi okurum düşmanını bile tanıcaksın yahudilerin yazdığı bilmemnelerin yazdıı kitaplarıda okuruum zamanında kulliyatıda bitirdim ve böle içinden bi paragraf bulup sonra onu kendine göre yorumlamayla olmaz anlayabilmek için bi kitabı en az 4 kere okduğumu hatırlarım her defasında farklı bi yorum çıkarırsın zaten adam gelip 1. 2. msjında böle bi konu açıosa amaç bellidir...
     
  6. alkanaga

    alkanaga Member

    Mesajlar:
    70
    Aldığı Beğeni:
    3
    Ödül Puanları:
    8
    Teşekkürler

    Arkadaşlar önce eleştiriler ve konuyu yorumladığınız için teşekkür ederim deccal ın ne demek olduğunu ve araştırmamakla beni suçlamışsınız..
    Bediüzzaman, Erek dağının başında iman ve Kur’an hakikatlerinin anlaşılması ve yaşanmasıyla meşgul olurken, Ankara’da yeni bir rejim şekillenmeye başlamıştı. Rejimdeki değişiklikleri hazmedemeyen çevrelerde, Ankara’ya karşı tepkiler baş göstermişti. Böyle gergin bir ortamda Hükümete karşı ayaklanmayı planlayan Şeyh Said, Bediüzzaman’a mektup yazarak kendisine destek vermesini istedi.51 Ancak Said Nursi ona, bunun “menfi bir hareket” ve “kardeş kanı dökmek” olduğunu anlatarak isyandan vazgeçirmeye çalıştı. Ayrıca, Şeyh Said ayaklanmasına aşiretiyle destek vermek isteyen Doğunun namlı ve güçlü Hamidiye paşalarından Kör Hüseyin Paşa, Bediüzzaman’ı Erek Dağı’nda iken ziyaret etmiş ve fikrini sormuştu. Bediüzzaman da ona, “Kan dökme! Kan dökme!” diye cevap vermiş, Paşa da ayaklanmaya katılmamıştı.
    Bediüzzaman,doğrusunu yapmış islam bilgini olarak.
    Amma Tevhid-i tedrisat ,harf inkılabı,kılık kıyafet inkılabı vs.. bu inkılaplara kendi imkanları ölçüsünde tepki gösteriyor, yer yer de ayaklanma teşebbüslerinde bulunuyordu.Herşeye rağmen büyük islam alimlerindendir.
    mehdi konusuna gelince;
    Mehdi kıyamet alametleri içinde en popüler olan, hakkında en çok hadis uydurulan ve en çok istismar edilen karakterdir. Hadisler kullanılarak oluşturulan bu karakterin kıyamete yakın dünyaya ge-leceğine, herkesi yenip dünyaya hakim olacağına, daha sonra gelecek Hz. İsa ile buluşup dünyayı yöneteceğine, bunları gerçekleştirmek için ise Deccal ile savaşacağına inanılır. Hadislere göre Mehdi kadar, Mehdi’nin talebeleri de üstün yeteneklere sahip sıra dışı kişilerdir. Tüm bu yeteneklere sahip olabilmek, kendi şeyhinin, ken-di liderinin Mehdi olduğunu ispat edebilmek için binlerce hadis uydurulmuştur. Bu yüzden Mehdi’nin dış görünüşü hakkında, yapacakları hakkında, çıkacağı yer hakkında birbiriyle çelişen birçok ha-dis vardır. Mesela bir hadise göre Mehdi Şam’dan çıkacakken, di-ğerine göre Kufe’den, bir diğerine göre İstanbul’dan, bir başka hadise göreyse Medine’den çıkacaktır. İlk nesiller kendi şeyh ve liderini Mehdi çıkarmak için o kadar çok hadis uydurmuşlardır ki son-raki nesillerin hadis uydurmasına gerek kalmamıştır.
    Şiilik’te Mehdilik konusu imanın şartlarındandır. Şiilik’teki bu konuya atfedilen önem Sünniliğin de üstündedir. Mehdinin hicri 256’da doğan Hasan Askeri’nin oğlu Muhammed olduğu, ortadan kaybolduğu ve günü gelince meydana çıkıp vazifeyi alacağı inancı Şiiliğin temel inançlarındandır. Şu anda hicri 1400’lü yıllarda oldu-ğumuz düşünülürse Şiiler’in temel inancına göre Mehdi 1100 yıl-dan fazla bir süredir bizle saklambaç oynayan bir kişidir. Geleneksel İslamcılar içinde kalabalık bir kitleyi temsil eden Şiiler’in bu inancı geleneksel kitlelerin aklı nasıl bir kenara bırakıp, Kuran yerine mezheplere, hem de en saçma izahlarına rağmen tabi olabildiklerini göstermektedir.
    saygılar...
     
    1 person likes this.
  7. alkanaga

    alkanaga Member

    Mesajlar:
    70
    Aldığı Beğeni:
    3
    Ödül Puanları:
    8
    Şiilik’te Mehdilik konusu imanın şartlarındandır. Şiilik’teki bu konuya atfedilen önem Sünniliğin de üstündedir. Mehdinin hicri 256’da doğan Hasan Askeri’nin oğlu Muhammed olduğu, ortadan kaybolduğu ve günü gelince meydana çıkıp vazifeyi alacağı inancı Şiiliğin temel inançlarındandır. Şu anda hicri 1400’lü yıllarda oldu-ğumuz düşünülürse Şiiler’in temel inancına göre Mehdi 1100 yıl-dan fazla bir süredir bizle saklambaç oynayan bir kişidir. Geleneksel İslamcılar içinde kalabalık bir kitleyi temsil eden Şiiler’in bu inancı geleneksel kitlelerin aklı nasıl bir kenara bırakıp, Kuran yerine mezheplere, hem de en saçma izahlarına rağmen tabi olabildiklerini göstermektedir
     
  8. CW|AkA

    CW|AkA Misafir

    polemik yaratmadan cevap yazman hoşuma gitti :) ilk paragraf doğru bilgi diğer isyanlarla ilgili ufak tefek olumsuz düşünceleri olmasına rağmen ilk msjında bahsettiğin türden şeylerin gerçekleştiği konusu tamamen yanlıştır :)
     
  9. alkanaga

    alkanaga Member

    Mesajlar:
    70
    Aldığı Beğeni:
    3
    Ödül Puanları:
    8
    cevap

    Said-İ Nursi ye Milletvekilliği teklif edildiği doğrudur ve kendisi de büyük İslam alimidir ancak...
    Cumhuriyet devrimlerine karşıttır. Unutmayın Din ,insana gelmiştir Devlete değil..
    Mehdi kıyamet alametleri içinde en popüler olan, hakkında en çok hadis uydurulan ve en çok istismar edilen karakterdir. Hadisler kullanılarak oluşturulan bu karakterin kıyamete yakın dünyaya ge-leceğine, herkesi yenip dünyaya hakim olacağına, daha sonra gelecek Hz. İsa ile buluşup dünyayı yöneteceğine, bunları gerçekleştirmek için ise Deccal ile savaşacağına inanılır. Hadislere göre Mehdi kadar, Mehdi’nin talebeleri de üstün yeteneklere sahip sıra dışı kişilerdir. Tüm bu yeteneklere sahip olabilmek, kendi şeyhinin, ken-di liderinin Mehdi olduğunu ispat edebilmek için binlerce hadis uydurulmuştur. Bu yüzden Mehdi’nin dış görünüşü hakkında, yapacakları hakkında, çıkacağı yer hakkında birbiriyle çelişen birçok ha-dis vardır. Mesela bir hadise göre Mehdi Şam’dan çıkacakken, di-ğerine göre Kufe’den, bir diğerine göre İstanbul’dan, bir başka hadise göreyse Medine’den çıkacaktır. İlk nesiller kendi şeyh ve liderini Mehdi çıkarmak için o kadar çok hadis uydurmuşlardır ki son-raki nesillerin hadis uydurmasına gerek kalmamıştır
    Şiilik’te Mehdilik konusu imanın şartlarındandır. Şiilik’teki bu konuya atfedilen önem Sünniliğin de üstündedir. Mehdinin hicri 256’da doğan Hasan Askeri’nin oğlu Muhammed olduğu, ortadan kaybolduğu ve günü gelince meydana çıkıp vazifeyi alacağı inancı Şiiliğin temel inançlarındandır. Şu anda hicri 1400’lü yıllarda oldu-ğumuz düşünülürse Şiiler’in temel inancına göre Mehdi 1100 yıl-dan fazla bir süredir bizle saklambaç oynayan bir kişidir. Geleneksel İslamcılar içinde kalabalık bir kitleyi temsil eden Şiiler’in bu inancı geleneksel kitlelerin aklı nasıl bir kenara bırakıp, Kuran yerine mezheplere, hem de en saçma izahlarına rağmen tabi olabildiklerini göstermektedir
     
  10. itb

    itb Member

    Mesajlar:
    262
    Aldığı Beğeni:
    5
    Ödül Puanları:
    18
    arkadaşlar bırakın nurculuğu felan filan biz ATATÜRK devrimlerine sahp çıkalım çıkmayanı uyaralım
     
  11. alkanaga

    alkanaga Member

    Mesajlar:
    70
    Aldığı Beğeni:
    3
    Ödül Puanları:
    8
    teşekkür

    Teşekkürler yorum için..
     
  12. alkanaga

    alkanaga Member

    Mesajlar:
    70
    Aldığı Beğeni:
    3
    Ödül Puanları:
    8
    cevap

    SAİD İ NURSİ kendini Mehdi sanıyorda demedim.Lütfen düzgün okuyun. Aşağıda yazılan külliyattandır ne demek istediğinide lütfen bide siz yorumlayın bakalım..
    Birincisi: Hazret-i Mevlana 1193'te dünyaya gelmiş. Üstadım ise, Arabi 1293'te. Tam Mevlana Halid'in yüz senesi hitam bulduktan sonra dünyaya gelmiş.

    İkincisi: Hazret-i Mevlana'nın tecdid-i din mücahedesine başlangıcı ve mükaddemesi, Hindistan'ın payitahtına 1224'te girmiş. Üstadım ise; aynen yüz sene sonra, 1324'te Osmanlı Saltanatının payitahtına girmiş, mücahede-i maneviyesine başlamış.

    Üçüncüsü: Ehl-i siyaset, Hazret-i Mevlana'nın fevkalade şöhretinden tevehhüm ederek diyar-ı Sam'a nakl-i mekan ettirilmesi, 1238'de vaki olmuştur. Üstadım ise, aynen yüz sene sonra 1338'de Ankara'ya gidip, onlarla uyuşamayıp, onları reddederek - küserek-tekrar Van'a gidip, bir dağda inziva ederken 1338 senesini müteakip, Şeyh Said hadisesinin vukuu münasebetiyle ehl-i siyasetin vehmine dokunmuş. Ondan korkarak Burdur ve Isparta Vilayetlerinde dokuz sene ikamet ettirilmiş.

    Dördüncüsü: Hazret-i Mevlana Halid, yaşı yirmiye baliğ olmadan evvel allame-i zaman hükmünde, fuhul-i ulemanın üstünde görünmüş, ders okutmuş. Üstadım ise; tarihçe-i hayatını görenlere ve bilenlere malumdur ki; on dört yaşında icazet alıp, a'lemi ulema-i zamanla muarazaya girişmiş; on dört yaşında iken, icazet almaya yakın talebeleri tedris etmiştir.


    Elhasil: Baştaki Hadis-i Şerifin "her yüz sene başında dini tecdid edecek bir müceddidi gönderiyor" müjdesinin ihbarına müvazi olarak Hazret-i Mevlana Halid, -ekser ehl-i hakikatin tasdikiyle -1200 senesinin yani on ikinci asrın müceddididir. Madem tam yüz sene sonra, aynen dört cihette tevafuk ederek Risale-i Nur eczalari ayni vazifeyi görmüs.. Kanaat verir ki - nass-i Hadis ile - Risale-i Nur tecdid-i din hususunda bir müceddid hükmündedir.
    (Barla Lahikası 119-121)

    Yukarıdaki izahlarda Mevlana Halid'in 12.asrın, Bediüzzaman Said Nursi'nin de 13.asrın müceddidi olduğu anlaşılmaktadır. Mehdi'nin ise 14. asrın müceddidi olarak Hicri 1400 yılı başlarında çıkması beklenmektedir.
    Bediüzzaman Hazretleri, hem kendisinden sonra gelecek müceddid olması, hem de ümmetin 1400 senedir şevk ve heyecan kaynağı olması nedeniyle, Hz. Mehdi'den çok açık teferruatlıca bahsetmiştir.
    Bu mu yalan, yukarda yazılanda budur.AMA KURAN da Mehdi ile ilgili ayet bul lütfen yorumlamadan...
    Her konuda olduğu gibi en doğrusunu ALLAH C.C. bilir
     
    Last edited: 29 Temmuz 2007

Sayfayı Paylaş