Aylak Sınıfın Teorisi....!!!Torstein Veblen

Konusu 'Kitap Tanıtım Standı' forumundadır ve x_m.e.e tarafından 6 Eylül 2006 başlatılmıştır.

  1. x_m.e.e

    x_m.e.e ..ıɯıʎǝsɹǝɥ ɯıpʎɐs ʞoʎ..

    • Yönetici
    Mesajlar:
    46.199
    Aldığı Beğeni:
    707
    Ödül Puanları:
    253
    [​IMG]





    Tanıtım Yazısı:

    Adında bir Bundy olması sizi şaşırtmasın ama Veblen'in metni ile Mestrovic dolayımında karşılaşmak durumunda kaldım. Bu yüzden de Türkçe'de yayınlanması, özellikle Mestrovic ile birlikte tüketilmesini (aşikaren ve vekaleten) salık vermekten başka birşey gelmiyor elimden.

    Thorstein Bundy Veblen (1857-1929)

    Yirminci yüzyılın başında neoklasik teoriye şiddetle karşı çıkan ve Marksist olmayan heteredoks[1] iktisatçıların başında Thorstein B. Veblen[2] gelir. Veblen’in düşünceleri, daha sonraki heteredoks iktisatçılar üzerinde çok etkili olmuş ve Kurumsal İktisat olarak adlandırılan iktisadi düşüncenin kurucusu sayılmıştır (Savaş,2000:648). Genel anlamda evrimci bir toplum görüşüne dayanan düşünceleri çerçevesinde geleneksel iktisat anlayışının katı bir eleştirisini dile getiren Veblen, yaşadığı dönemin Amerikan kapitalizminin olumsuzluklarına da karşı çıkmıştır (Tekeoğlu,1993:176). Veblen, eserlerinde daima eleştirel bir yaklaşım sergilemiş, hatta onun için “Amerikanın yetiştirdiği en iyi Amerika eleştirmeni” sıfatı yakıştırılmıştır (Demir,1996:88).

    Veblen’e göre iktisadın konusu, Ortodoks teoriden çok farklı olmalıydı. Ortodoks iktisat teorisinin konusunu kıt üretim faktörlerinin alternatif üretim olanakları arasında nasıl dağıtılması gerektiği oluşturuyordu. Veblen ise iktisadın konusunu kurumsal yapının gelişmesini incelemek olarak belirlemişti. Veblen kurum kavramını “toplumun çoğunluğu tarafından kabul görmüş düşünce alışkanlıkları”[3] olarak tanımlamış, bir toplumda belli bir zamanda var olan kültürün ancak evrimci bir yaklaşımla açıklanabileceğini, çünkü bir kültürün ancak kendinden önceki kültürler yardımıyla anlaşılacağını savunmuştur.

    Veblen, kurumsal yapının iktisadi faaliyetler üzerindeki etkilerini, bunun yanında sosyal kurumların temelini ve gelişim seyirlerini detaylı bir şekilde incelemiştir. İnsan davranışlarının şekillenmesinde kurumsal yapının önemi ve rolü üzerinde araştırmalar yapmış, bireysel davranış güdüsü olarak kişisel çıkarın gösterilmesine karşı çıkmıştır (Ersoy,1990:269; Kazgan,2002:188).

    Veblen, çalışmalarında insan davranışlarını etkileyen baskın faktörün ne olduğu sorusunun cevabını bulmaya çalışmaktadır. Ona göre insan davranışlarının gerisinde düşünce alışkanlıkları, düşünce alışkanlıklarının gerisinde ise içgüdüler bulunmaktadır. Veblen’in burada insan davranışlarının gerisinde yatan neden olarak gösterdiği düşünce alışkanlıkları kurumlardan başka şey değildir. Yani insan davranışlarını kurumlar yönlendirmektedir. Veblen’in bundan sonra sorduğu ikinci soru ise düşünce alışkanlıkları dediği kurumların gerisinde neyin yattığıdır. Bu sorunun cevabı ise içgüdülerdir. Ona göre bu içgüdülerden ilki ustalık içgüdüsüdür. Ustalık içgüdüsü insan doğasında icat yapma, çalışma ve üretme duyguları olduğunu varsaymaktadır. İkincisi, ebeveynlik içgüdüsüdür. Buna göre insanlar hiçbir karşılık beklemeden gelecek kuşakları koruma çabası içindedirler. Son olarak ise insanlarda merak içgüsüdü bulunmaktadır. İnsanda bulunan merak onu yeni bilgiler peşinde koşmaya ve ustalık içgüdüsü ile birleştiğinde yeni teoriler üretmeye itmektedir (Demir,1996:95).

    Veblen’e göre temel sosyal kurumların başında mülkiyet ve teknolojik yöntemler gelmektedir. Esasen teknolojik yöntem ve gelişmelerin herkese açık ve herkesin hizmetinde olduğu savunulmaktadır. Fakat sanayileşmeye bağlı olarak teknolojinin kullanımı mülk sahiplerinin eline ve kontrolüne geçmiştir. Sanayileşme ile birlikte gücün para sahibi kişilerin kontrolüne geçmesi ve makineleşme toplumun yararına değildir. Şöyle ki, para sahibi kişiler makinelerini işbaşında olmadan idare etmekte, kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaktadırlar. Zenginler, mülkiyetin sağladığı ayrıcalıktan yararlanarak üretimi kısarak ve fiyatları arttırarak karlarını yükseltirler. Veblen, bu zengin para sahibi kişileri “aylak sınıf” olarak nitelemiş ve toplumu oluşturan çalışan sınıfla bu aylak sınıf arasında çıkar çatışması olduğunu ifade etmiştir.

    Veblen, 1899 yılında yayımlanan “Aylak Sınıf Teorisi” adlı eserinde kurumsal yapının iktisadi faaliyetleri nasıl etkilediğini açıklamaya çalışmıştır. Geçmişte yönetici sınıf, ortaçağda feodal beyleri, İngiliz asilzadeleri, Hindistan’daki üstün kast ve çağımızın sermaye sahibi zenginleri mevcut statülerinden yararlanarak çalışmadıkları halde çalışanların ürettiklerinin önemli bir kısmına el koymaktadırlar. Bu sınıf aylak olduğu halde çalışan sınıftan daha çok gelir elde etmektedirler. Veblen’e göre aylak sınıf ya doğrudan (ilk ve orta çağda olduğu gibi) ya da dolaylı yoldan toplumun geri kalan kısmını sömürmektedir.

    Aylak sınıf üretimin zorluklarına katlanmadan çok gelir elde ettiğinden harcamasını da rastgele yapmaktadır. Bu sınıf faydası tartışılan hobilerle hem boş vakit geçirir, hem de başkası tarafından kazanılan geliri harcar. Gösteriş yapmak için pahalı eşyalar satın alır. Moda değişikliği bahanesi ile sık sık gösteriş için yüksek fiyatlarla değişik elbiselerin alınması da bu sınıfın gösteriş duygusunun tatminini yansıtmaktadır.

    Aylak sınıfın bu şekilde davranması toplumun geri kalan kısmının yoksullaşmasına ve buna bağlı olarak kendisini iyi yetiştirememesine neden olmaktadır. Bu durum ise sosyal gelişmeyi olumsuz yönde etkilemektedir.

    Geçmişte aylak sınıf, siyasi statüsünden yararlanarak çalışmadan gelir elde ederken, günümüz toplumunda para sahibi kişiler yasal ve sosyal kurumların sağladıkları avantajlar sayesinde yüksek gelirler elde etmektedirler.

    Kısaca özetlemek gerekirse, Veblen eserlerinde genellikle mevcut kurumsal yapıyı eleştirmiş daha çok insan davranışlarının arkasında yatan baskın unsuru bulmaya çalışmıştır. İnsan davranışlarını arkasında yatan baskın unsur ise Veblen’in “düşünce alışkanlıkları” olarak nitelendirdiği kurumlardır. Düşünce alışkanlıkları ise Veblen tarafından içgüdülere dayandırılmaktadır. Bunlar ustalık içgüdüsü, ebeveynlik içgüdüsü ve merak içgüdüsüdür
    .
     

Sayfayı Paylaş