Dünya Kentleri : Kuzey Kıbrıs

Konusu 'Tatil ve Turizm' forumundadır ve Maestro tarafından 18 Ocak 2009 başlatılmıştır.

  1. Maestro

    Maestro Misafir

    [​IMG]

    Hayalden öte Ve el değmemiş bir doğa ve tüm Akdeniz’in en temiz en güvenli suyu havası ve kumsallarının tadına varın...
    Bunun için yapmanız gereken sadece Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gitmek olacaktır.
    Keşfedilmeyi bekleyen birçok saklı güzelliğiyle Kuzey Kıbrıs, tarihin ve doğanın buluştuğu dünyanın ender köşelerinden biri...Yunan mitolojisinin güzeller güzeli tanrıçası Afrodit in doğduğu bu topraklar, Shakespeare’in ünlü oyunu Othello ve Desdemona trajedisinden Walt Disney filmlerinden “ Pamuk Prenses”e kadar pek çok esere ilham kaynağı olmuştur.
    Barışın simgesi zeytin ağacı adanın her köşesinde yetişse de. Barış,10 bin yıl öncesine uzanan tarihinde pek nadir uğramış Kıbrıs’a...

    Her mevsim başka bir güzellikte yaşanır Kuzey Kıbrıs’ta...Adanın özellikle sonbahardan başlayıp ilkbaharın son günlerine kadar bin bir renge bürünen muhteşem doğası, hayal edilemeyecek güzelliklerle doludur.İlkbaharda limon,portakal ve greyfurt bahçelerinin inanılmaz güzelliği ve kokusu karşılar adaya gelenleri...Yazın ise kızgın güneş...

    Her mevsim başka güzel...
    Akdeniz’in otantik güzelliğini yansıtan altın sarısı ve turuncu rengindeki kabak çiçekleri, yaz mevsiminden sonbaharın yağmurlu günlerine kadar özellikle Karpaz ve Güzelyurt bölgelerini renklendirirken, dünyanın en ender çiçeklerinden orkidenin yaklaşık 30 türünü Kıbrıs’ın doğal çevresinde görebilirsiniz. Adanın şahane iklimi, burasını dünyanın en sağlıklı yaşam sürülebilecek yerlerinden biri haline getirirken, Girne Dağları boyunca uzanan kuzey sahilleri dünyanın yaşamak için elverişle yerlerinden biri olarak kabul edilir. Yılın 340 gününde güneş gören adada denizin sıcaklığı çok ender durumları dışında 17.2 derece altına düşmez. Trafik diye bir sorunun yaşanmadığı Kuzey Kıbrıs, doğanın, denizin,güneşin tadını çıkarmak isteyenlerin yanı sıra sıcakkanlı insanları, eğlence mekanları ve zengin mutfak kültürüyle her zevke hitap ediyor.

    El değmemiş bir güzellik:Karpaz...
    Kuzey Kıbrıs’ın bozulmamış bitki örtüsünü, vahyşi hayatını ve klasik köy yaşantısını yerinde görmek isteyenler için en uygun yer Karpaz Bölgesidir. Kıbrıs haritasının uç kısmında bulunan bu uzun ve dar yarımadanın en önemli simgesi olan yabani eşeklere her yerde rastlanabilir. 1600’den fazla değişik bitki, 350 kuş türü ve 26 tür sürüngen yaşıyor.

    Karpaz Yarımadası’nın bir başka özelliği de kumlu ve kayalık olan tablo kadar güzel sahilleri...Kaplumbağaların başlıca üreme yeri de olan Karpaz sahillerini, uzmanlar Caretta-Caretta ve Chelonia Mydas gibi nesilleri tükenme tehlikesi yaşayan kaplumbağa türlerinin üremesi için Doğu Akdeniz’in en uygun yerlerinden biri olarak kabul ediyor.

    Yarımada boyunca 17 neolitik yerleşim biriminin olduğu biliniyor. Avtepe ve Kaleburnu Köyleri’nde bulunan kaya mezarlar ve Sipahi Köyü’ndeki 6. Yüzyıla ait kilisenin mozaikleri neolitik çağ sanatının en güzel örneklerini oluşturuyor. Yarımada’nın ana yerleşim yeri olan Dipkarpaz, bölgenin adeta en ilgi çeken tarihi harabelerine açılan bir kapısı. Bu köyde 1974’ten sonra Kıbrıslı Türkler ile Rumlar barış içinde birlikte yaşıyor. Rumlar için özel bir önem taşıyan Apostolos Andreas Manastırı’nda her yıl 29-30 kasım günlerinde dini ayinler düzenlenir.

    Korsan gemileriyle tarih öncesine bir yolculuk...
    Tarihi Girne Limanı, adanın en büyüleyici yerlerinin başında gelir. At nalı biçimindeki limanın hemen kıyısında yer alan Bizans Kalesi (Girne Kalesi) tarihin değişik dönemlerine ait izler taşır. Girne Kalesi’nin Bizanslılar tarafından yapıldığı ve 1554’te Venedikliler tarafından da yeniden düzenlendiği sanılıyor. Kalede yer alan Batık Gemi Müzesi’nde dördüncü yüzyıla ait olduğu sanılan ve Akdeniz’den çıkarılan en eski gemilerin kalıntıları sergileniyor. Girne’nin eski yat limanında demirleyen korsan gemilerinin benzerleriyle Akdeniz’in sularına açılabilirsiniz.

    Bir dönem ünlü yazar Lawrence Durrell’e de ev sahipliği yapan ve yazarın “Bitter Lemons” adlı kitabıyla ölümsüzleştirdiği Bellapais Köyü adanın anıtsal yapıtlarından Bellapais Manastırı’nı (Barış Manastırı) barındırıyor... Girne’nin üç mil kadar doğusunda Beşparmak Dağları’nın eteğinde doğal bir kayalık üzerinde konumlanan ve 12. Yüzyılda yaptırılan manastır, Lusignan Dönemi Gotik mimarlık eserleri arasında öne çıkan güzel bir yapıdır. Beşparmak Dağları üzerine tehlikeli bir şekilde kayalık çıkıntıları tutunmuş olan ve Walt Disney filmlerinden “Pamuk Prenses” filmine de ilham kaynağı olduğu öne sürülen St. Hilarion Kalesi ortaçağın önemli kalıntıları arasında yer alıyor.

    Kıbrıs’ın Kalbi Lefkoşe.....
    Dünyanın en eski başkentlerinden biri olan Lefkoşe, dini binalardan eski hanlara kadar uzanan Gotik ve Osmanlı mimarisinin zengin örnekleriyle dolu... 16. Yüzyılda Venedikliler’in Osmanlılar’dan gelecek saldırıları önlemek amacıyla yaptıkları ve 4,5 kilometre uzunluğundaki surlarla çevrili olan şehir adını M.Ö 300 yılında kenti imar eden Mısır Prensi Lefkos’dan aldı. En eski ve en güzel Lüzinyan kiliselerinden biri olan ve Selimiye Camii olarak da bilinen St. Sophia Katedrali, Gotik mimarisinin şaheserlerinden biri olarak kabul edilir. Lefkoşe’deki en önemli ortaçağ yapıtlarından biri olan bu katedral Osmanlı döneminde iki minare eklenerek camiye dönüştürüldü. Kıbrıs’ın birinci Osmanlı Valisi Muzaffer Paşa tarafından 1582 de inşa edilen ve tarih boyunca Lefkoşe’den geçenlerin dinlenme yeri olarak kullandıkları Büyük Han’da görülmeye değer mekanlardan biri...

    Geçmişten günümüze Magosa...
    Altın kumlu sahilleri ve ortaçağın büyüleyici mimari kalıntılarıyla Kıbrıs’ın tarihini bir bütün olarak yansıtan liman kenti Gazi Magosa...Lüzyonlar tarafından yapılan 17 metre yüksekliğinde 9 metre genişliğindeki surlar, Eski Magosa’nın etrafını çevreliyor. M.Ö 300 yılında eski yerleşim birimi olan Arsinoe üzerine kurulan ve uzun yıllar küçük bir balıkçı kasabası özelliğini taşıyan Magosa, 1192’de Lüzinyan döneminde kentsel bir dönüşüm yaşamaya başladı. 13. Yüzyılda kentin Doğu ile Batı arasında önemli bir ticari merkez durumuna geldi. Bu dönemde zenginliğin ifadesi olarak yapılan kiliseler, Magosa’ya, “Kiliseler Mahallesi” kimliğini kazandırdı.

    Ceneviz ve Venedikliler’in başkent olarak kullandıkları Magosa, Kuzey Kıbrıs’ın gizli kalmış mücevherlerinden biri...Eski şehirde , Magosa Limanı üzerine kurulmuş, şehrin saldırılardan korunmasında önemli rol oynamış ve Shakespeare’in ünlü oyunu Othello’ya da konu olan Othello Kalesi bulunuyor. Lefkoşe’de taç giymiş Lüzinyan krallarının daha sonra Kudüs Kralı olarak ikinci kez taç giyme töreninin yapıldığı ve 14. Yüzyıl Gotik mimarisinin güzel bir örneğini oluşturan Lala Mustafa Paşa Camisi Magosa’nın barındırdığı önemli eserler arasında yer alıyor. 1328’de inşa edilen katedral, Fransa’daki Rheims Katedrali’nin bir kopyasıdır. Osmanlı döneminde bu katedral camiye çevrildi. Doğu Akdeniz’in en güzel ortaçağ yapıtlarını barındıran Gazi Magosa vatan şairi Namık Kemal’in sürgün yıllarını geçirdiği zindana da ev sahipliği yapıyor.

    Adanın kuzeybatısında yer alan tarihi Selamis Kenti’nin harabeleri Kıbrıs’ın en önemli arkeolojik yerlerinden birini oluşturuyor. MÖ 11. Yüzyılda kurulan ve yüzyıllar boyunca Kıbrıs’ın en önemli şehri olarak tarihe geçen Selamis M,S 342’de şiddetli bir sarsıntı ve deniz fırtınasıyla yara aldı ve bir daha tamir edilmedi, Bu felaketten 300 yıl sonra tamamen terkedilen Salamis 1880’de başlatılan kazı çalışmaları durdurulana kadar Salamis Tiyatrosu spor merkezi ve orijinal mermer sütunlarının hala ayakta durduğu büyük spor alanı ortaya çıkarıldı.
     

Sayfayı Paylaş