Dünya Klasiklerinden Şeçmeler

Konusu 'Sanat ve Edebiyat' forumundadır ve lausbub tarafından 23 Mart 2006 başlatılmıştır.

  1. lausbub
    Offline

    lausbub Active Member

    Mesajlar:
    575
    Aldığı Beğeni:
    69
    Ödül Puanları:
    28
    Lev Tolstoy
    İvan İlyiç'in Ölümü

    [​IMG]


    Tolstoy’un, iyi bir hayat yaşadığını zanneden bir adamın, ölümün yaklaştığını anladıkça
    yavaş yavaş aslında yaşamamış olduğunu fark edişini büyük bir saflık ve şaşırtıcı bir samimiyetle anlattığı bu kısa ama büyük romanını, Ergin Altay’ın Rusça aslından yaptığı güçlü çeviriyle sunuyoruz.

    “Başlardaki adı Bir Yargıcın Ölümü olan hikâyeye ilişkin fikir Tolstoy’un aklına, 1881’de Tula Mahkemesi’nde yargıçlık yapan İvan İlyiç Meşnikov’un öldüğünü duyduğunda gelmiş ve Tolstoy daha sonra Meşnikov’un kardeşinden olayın ayrıntılarını öğrenmişti. Kafasındaki asıl fikir, ölümle önce mücadele eden, sonra da kendisini ona bırakan bir adamın günlüğünü kaleme almaktı. Ama yavaş yavaş eğer üçüncü şahıs gözünden anlatılırsa, hikayenin trajik boyutunun derinlik kazanacağını gördü. Ve günlük, bir romana
    dönüştü.”
    Henri Troyat, Tolstoy


    Lev Tolstoy
    Diriliş


    [​IMG]
    Tolstoy’un inanılmaz gözlem gücünü ve hassas duyargalarını toplumsal eşitsizliğe, üst sınıfların kalpsizliğine ve suçluluk duygularına ve Çarlık Rusyası’nın acımasız bürokrasisine yönelttiği en eleştirel romanıdır Diriliş.
    “Diriliş’i bir seferde okudum. Çarpıcı bir eser... En ilginç kahramanlar, prensler, generaller, ihtiyar hanımefendiler, köylüler ve mahkûmlar... Ne usta bir kalemi var Tolstoy’un. Romanının ise sanki sonu yok.”
    Anton Çehov (Menşikov’a mektup, 1900


    Dostoyevski
    Delikanlı


    [​IMG]


    Delikanlı yalnızlıktan ve dış dünyadan kopmaktan özel bir ruhsal kıvama ulaşan genç ve tipik bir Dostoyevski kahramanının hikâyesidir... Dostoyevski’nin en büyük kitapları arasında hiç sayılmayan bu romanı ilginç yapan şey, tıpkı kahramanı gibi yazarının da
    bu sayfalarda büyük amaçlarla kendi akıl karışıklığı arasında bölünmüş gözükmesidir...
    “Bütün bu karakterler, her ne kadar birbirinden farklı olsalar da, önemli bir ortaklığa sahiptir: Öncelikle, istisnasız her biri, yalnızdır -hayatı ve yaşadıkları çevreleri anladıkları için kendilerine yeten, kendi dünyalarına gömülü ve kendileriyle meşgul olarak yaşadıkları için başkalarına hep yabancı gözüyle bakan insanlardır. Onların gözünde diğer insanlar, ya kendilerini hükmü altına alma tehdidi taşıyan ya da kendilerine boyun eğecek yabancı birer güçtür sadece. Delikanlı’nın genç Dolgorukiy’si, bir Rothschild olma “fikri”ni açıklayıp bu “fikri” gerçekleştirmek üzere yaptığı deneyleri anlatırken -bu deneyler ruhsal açıdan Raskolnikov’unkilere çok benzer- onları “yalnızlık” ve “güç” kelimeleriyle nitelendirir. Tek başınalık, diğer insanlardan kopukluk, yalnızlık hali, insanlar arasındaki ilişkileri bir üstünlük/aşağılık mücadelesine dönüştürür.”
    GEORG LUKÁCS


    Lev Tolstoy
    Savaş ve Barış 2 Cilt


    [​IMG]

    “İşte bütün romancıların en büyüğü -Savaş ve Barış yazarı için başka ne diyebiliriz ki...”
    Virginia Woolf
    “Her akşam kalkıp Savaş ve Barış’ı okuyorum. İnsan öyle bir merak ve öyle saf bir heyecanla okuyor ki, sanki daha önce hiçbir şey okumamışız gibi geliyor. Harikulâde güzel.”
    Anton Çehov
    “Bana Tolstoy’un Savaş ve Barış’ını okuma fırsatı verdiğiniz için size teşekkür ederim. Birinci sınıf! Ne sanatçı ve ne psikolog! İlk iki kısım kusursuz, ama üçüncü yokuş aşağı gidiyor... Bazı kısımlar ise Shakespeare düzeyinde.Okurken zevkten gözlerimden yaşlar aktığını hissettim,üstelik bu çok da uzun sürdü. Evet, güçlü. Çok güçlü!”
    Flaubert (kendisine romanın Fransızcasını yollayan Turgenyev’e yazdığı mektuptan)
    “Tolstoy’un Savaş ve Barış’ı son bin yılda yazılan en büyük on edebiyat eserinden biridir. Bütün 19. yüzyıl romanları içerisinde Tolstoy’un Napolyon’un Rusya’yı işgalini anlatan panoraması, hacmi, insan anlayışı, kahramanlarının soluğu ve tarih üzerine düşüncelerinin akışı bakımından en büyüğüdür. Resmin büyüklüğüne rağmen bireysel fırça darbeleri de her zaman kesin, doğru ve vecizdir.”
    John Updike


    Dostoyevski
    Budala


    [​IMG]

    “Niyetim bütünüyle güzel bir insanı anlatmaktır.” Dostoyevski Budala’yı bu amaçla kaleme aldı ve peygamberimsi kahramanı Prens Mişkin’i böyle yarattı. Dostoyevski’nin en büyük dört romanından biri olan Budala, aynı zamanda gelmiş geçmiş en büyük aşk romanlarından biridir de. Bu dünyada iyi olmak mümkün müdür, yoksa bu biraz da budalalık mıdır? Bu başeserinde Dostoyevski’nin şeytani zekâsı iyilik ile kurnazlık, saflık ile günah, aşk ile inanç arasındaki tehlikeli bölgelere giriyor.
    “İnsanlık komedyasının olağanüstü zenginliğine rağmen, Dostoyevski’nin kişileri hep aynı düzeyde, alçakgönüllülük ve gurur düzeyinde toplanır ve sıralanırlar... Dostoyevski’nin kadın kahramanları, erkeklerden de fazla kararlıdırlar gururlu olmaya, onları gurur harekete geçirir hep.”
    André Gide

    Lev Tolstoy
    Anna Karenina


    [​IMG]

    “Anna Karenina benim okuduğum en mükemmel, en kusursuz, en derin ve en zengin roman. Tolstoy’un her şeyi gören, herkesin hakkını veren, hiçbir ışığı, hareketi, ruhsal dalgalanmayı, şüpheyi, gölgeyi kaçırmayan, inanılmayacak kadar dikkatli, açık, kesin ve zekice bakışı, bu romanın sayfaları çevirdikçe okura, “evet, hayat böyle bir şey!” dedirtir. Yarıştan önceki bir atın diriliğini, mutsuz bir bürokratın yavaş yavaş düştüğü yalnızlığı, bir kadın kahramanının üst dudağını, bir büyük ailedeki dalgalanmaları, hep birlikte yaşanan hayatlar içinde tek tek insanların inanılmaz ve hayattan da gerçek kişisel özelliklerini Tolstoy mucizeye varan bir edebi yetenek, hoşgörü ve sanatla önümüze seriverir. Roman sanatı konusunda eğitim için okunacak, defalarca okunacak ilk roman Anna Karenina’dır. Nabokov’un bu büyük roman hakkındaki sonsözü ise Tolstoy’un mirasçısı bir başka büyük yazarın edebiyat, roman ve hayat konusunda vazgeçilmez bir dersi niteliğinde.”
    Orhan Pamuk


    Henry James
    Daisy Miller



    [​IMG]

    Daisy Miller, Henry James hayranlarının dışındaki okurların da büyük beğenisini kazanmış, kısalığından ötürü yazarın büyük eserlerinden sayılmasa da en popüler novella’sıdır.

    New Yorklu varlıklı bir ailenin asi, toplumsal sınırlamalara aldırmayan “vahşi çiçek”inin olağanüstü güzel ve “masum” bir genç kız olarak tasvir edilmesi Amerika’daki muhafazakâr çevrelerin tepkisini çektiği için kitap önce İngiltere’de yayımlandı. James, Daisy Miller’da “aristokrat” geçinen yakınlarının etkisinden sıyrılamayan genç bir Amerikalının, olağanüstü güzel bir genç kız karşısındaki büyülenişini anlatır. Vevey’de, göle bakan bir otelin bahçesinde karşılaştığı Daisy, Winterbourne’u bir ikileme sürükler. Genç kız “önüne çıkan her erkekle flört etmekten” çekinmemektedir, oysa Winterbourne onu “işlenmemiş bir cevher” gibi görmek ister. Eleştirmen Leslie Fielder’a göre Daisy, “edebiyattaki Amerikan prenseslerinin ilki, Avrupalı erkeklerin başını döndüren Amerikalı kadın turist tipinin ilk örneğidir. Avrupalı erkeklerin anlamadığı şey, Daisy’nin masumiyetinin doğuştan geldiği, o efsanevi masumiyetin ve saflığın yaptığı ya da söylediği hiçbir şeyle bozulmayacağıdır​
    1 person likes this.
  2. lausbub
    Offline

    lausbub Active Member

    Mesajlar:
    575
    Aldığı Beğeni:
    69
    Ödül Puanları:
    28
    devamı..

    Dostoyevski
    Suç ve Ceza

    [​IMG]

    Dostoyevski’nin kendi dünyasının kurduğu
    en sevilen, en çok okunan, en unutulmaz
    ilk büyük romanı Suç ve Ceza’yı büyük çevirmen Ergin Altay’ın İletişim Yayınları için
    yeni yaptığı güçlü çevirisiyle ve
    Murat Belge’nin önsözüyle sunuyoruz.

    “Aşkı ilk yaşamak, denizi ilk görmek gibi, Dostoyevski’yi de keşfetmek insanın hayatında çok önemli bir tarihtir. Bu genellikle ilk gençlik çağında olur; yaşlılıkta daha huzurlu yazarları okuruz. 1915’te Cenevre’de Suç ve Ceza’yı okudum. Kahramanları bir katil ve bir ****************************************** olan bu roman bana çevremizdeki savaştan da yıkıcı ve etkileyici geldi... Dostoyevski’yi okumak bilmediğimiz büyük bir şehrin içine ya da bir savaşın gölgesine girmek gibidir.”
    J. L. Borges

    Dostoyevski
    Kumarbaz


    [​IMG]

    Dostoyevski’nin kendi kumar tutkusu ile tutkulu bir aşkını dramlaştırarak bir hamlede yazdığı bu romanı Ergin Altay çevirisiyle sunuyoruz.

    Dostoyevski yayıncısı ile yaptığı bir kontrat yüzünden Kumarbaz’ı yirmi beş günde yazdı. Acelesi yüzünden romanı kendi eliyle yazmayan Dostoyevski, bir stenograf tutmuş; Anna Grigoryevna adlı bu genç kadınla daha sonra evlenmişti


    Dostoyevski
    Karamazov Kardeşler


    [​IMG]

    Dünya edebiyatının en büyük üç eserinin Sophokles’in
    Oedipus Rex’inin, Shakespeare’in Hamlet’inin ve
    Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler’inin aynı konuyu, yani “baba katilliğini” ele alması rastlantı olarak açıklanamaz.
    Üstelik, bu üç eserde de sözkonusu davranışın kaynağı,
    yani bir kadın yüzünden doğan cinsel düşmanlık
    açıkça ortaya konulmuştur.
    Sigmund Freud
    Bana göre geçen binyılın kitabı Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler’idir. Bu dünyada yaşamın, öteki insanlarla birlikte olmanın ve öteki bir dünyayı düşlemenin bütün sorunlarını, neredeyse ansiklopedik bir boyuta varan bir genişlik ve yürekten gelen böylesine sarsıcı bir yoğunlukla dramlaştırabilen bir başka kitap bilmiyorum. Kilise ve devlet, ideolojiler ve güzellik, özgürlük ve sorumluluk gibi her zaman›n sorunlarıyla, taşradaki küçük bir Rus ailesinin para, aşk, baba korkusu, kardeş kıskançlığı, itibar gibi iç sorunları arasında bu roman öylesine bir ahenk ve güçle gidip gelir ki; insan, okumanın verebileceği en büyük armağanı alır: Kendi hayat deneyimimizin de insanoğlunun deneyiminin bir parçası olduğunu derinden hissetmek.
    Orhan Pamuk


    Dostoyevski
    İnsancıklar


    [​IMG]
    Dostoyevski`ye bir anda büyük ün kazandıran, onu Petersburg` un Edebiyat çevrelerine bir yıldız gibi sokan ilk romanı İnsancıklar` ı Ergin Altay` ın çevirisiyle sunuyoruz.
    Ünlü Rus düşünür ve eleştirmeni Belinski İnsancıklar için heyecanla konuşmuştu: `İki gündür kendimi bu kitaptan uzaklaştıramıyorum. Yeni bir yazar, yeni bir yeteneğin kalemi bu; onu tanımıyorum, kidir , neye benzer bilmiyorum ama bu roman Rusya` da hayatın sınırlarını öyle kahramanlara veriyor ki bize , bundan önce hiçbir yazar bu kadarını düşlerinde bile göremezdi


    Dostoyevski
    Ezilmiş ve Aşağılanmışlar



    [​IMG]
    Dostoyevski`nin duygusal bir melodram ile kendi kişisel hikâyesini birleştirdiği ilk büyük romanı. Ezilmiş ve Aşağılanmışlar`ı diğer melodramatik-duygusal-tefrika romanlardan bambaşka bir yere yerleştiren şey, anlatıcı kahramanı Vanya`nın Dostoyevski`nin kendisine çok benzeyen bir romancı olmasıdır. Dostoyevski kendi gençliğinden çıkardığı pek çok ayrıntıyı zekice ve anlayışlı bir dil ile başkahramanı Vanya`nın hayatına döker. Tıpkı Dostoyevski`nin başına geldiği gibi, günün ünlü eleştirmeni Belinski, İvan Petroviç`in ilk romanını coşkuyla över. Bu romanın içeriği Dostoyevski`nin ilk romanı Zavallılar`a benzer. Bu övgüler üzerine aklı başından giden genç yazarın kitapta içtenlikle anlatılan mutluluğu da Dostoyevski`nin gençliğindeki mutluluğuna benzer diye düşünür okur. Bu noktada nerede yazarın kendi hayat hikâyesinin bitip nerede hayalgücünün başladığını çıkaramamak okuru daha da kışkırtacaktır.
    Orhan Pamuk


    Dostoyevski
    Beyaz Geceler


    [​IMG]


    Beyaz Geceler Dostoyevski’nin en hafif, en saf, en lirik kitabıdır. Saflık kelimesiyle karmaşık ve karışık olmayan bir şeyi kastediyorum. Kitap sözü de okuyucuyu yanıltmasın: Dostoyevski Beyaz Geceler’i bir gazetede yayımlanacak basit ve çoşkulu bir hikâye olarak tasarlamıştı. Hikâye saflık ve yalınlığını, kahramanlarının hep aynı kumaştan ve renkten yapılmasından alır. Onlara, dile getirdikleri sözlere hemen inanırız. Bir şeye inanan, sonra aynı güçle tam tersine inanan tipik Dostoyevski kahramanları yok bu kitapta. Bu bakımdan Beyaz Geceler Dostoyevski’nin en özel, en ayrıksı kitabı. Burada bizi etkileyen şey kitabın ve kahramanlarının bu saflığından gelen hafiflik, bir çeşit çocuksu dürüstlük ve bizi yormayan melodramlardan alabileceğimiz bir mutluluk duygusu


    Dostoyevski
    Yeraltından Notlar



    [​IMG]


    (...) Eğer Dostoyevski, tıpkı Shakespeare gibi, insanoğlunun kendini, hakkındaki görüşünü değiştirerek zenginleştirecek kadar büyük bir yazarsa, Yeraltından Notlar’da yeni bir insan görüşünün ilk belirtilerini okuyor ve bu büyük keşfin nasıl yapıldığını neredeyse görüyoruz. Başarısızlık ve mutsuzluk Dostoyevski’yi kazananların, “haklı” olanların ve mağrurların ruhsal dünyasından iyice uzaklaştırmış, Rus halkına –ve kendisi gibi olanlara- yukarıdan bakan Batıcı aydınlara bir öfke duymaya başlamış, Batıcılıkla savaşma isteğiyle, Batı eğitimi alarak yetişip bir Batı sanatını (roman sanatını) kullanıyor olmanın arasına sıkışmıştır. Yeraltından Notlar bütün bu ruhsal durumlardan geçen bir hikâye yazma isteğinin ya da bütün çelişkileri inandırıcı bir şekilde kucaklayabilen bir kahraman ve dünya yaratma gayretinin
    sonucudur.



    Dostoyevski
    Cinler


    [​IMG]
    Cinler, insanoğlunun yazabildiği en sarsıcı yedi-sekiz romandan biri, hiç şüphesiz, gelmiş geçmiş en büyük siyasal romandır. İlk okuduğumda, yirmi yaşımdayken kitabın üzerimdeki etkisini, sarsılmak, hayret etmek, inanmak ve korkmak kelimeleriyle özetleyebilirim. O zamana kadar okuduğum hiçbir roman beni böylesine derinden sarsmamış, hiçbir hikâye insan ruhu ve şahsiyeti hakkında bana bu kadar sarsıcı bir bilgi vermemişti. Sarsıcı olan şey insanın iktidar isteğinin ve affetme gücünün, kendini ve başkalarını kandırma yeteneğinin ve bir inanç bulma azminin, sevmenin ve nefretin, en kutsal olana ilgiyle en bayağı olana düşkünlüğün boyutlarının genişliğini görmek, bu özelliklerin aslında hep yanyana bulunduğunu kavramak ve bütün bu duygu ve ruh durumlarını kitabın ölüm, siyaset ve aldatmacanın şiddetiyle yüklü olay örgüsüyle birlikte yaşamaktı.
    Orhan Pamuk

    Dostoyevski sanatçılık bakımından Shakespeare’in hemen yanında yer alır.
    Freud
  3. ChUcKy
    Offline

    ChUcKy BEŞİKTAŞ ULANNN !!!

    • Administrator
    Mesajlar:
    8.069
    Aldığı Beğeni:
    387
    Ödül Puanları:
    83
    Paylasım guzel saol Cenan Bilgi Sahibi olduk....
  4. Kader Katibi
    Offline

    Kader Katibi GöNüL DoSTu

    Mesajlar:
    8.332
    Aldığı Beğeni:
    623
    Ödül Puanları:
    113
    Cevap: Dünya Klasiklerinden Şeçmeler

    Dostoyevski-Budala
    Harika denecek kadar sürükleyici güzel kitap.
  5. dag039
    Offline

    dag039 New Member

    Mesajlar:
    514
    Aldığı Beğeni:
    15
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Dünya Klasiklerinden Şeçmeler

    sagol tesekkurler
  6. hızlı düşünce
    Offline

    hızlı düşünce Member

    Mesajlar:
    234
    Aldığı Beğeni:
    5
    Ödül Puanları:
    18
    Cevap: Dünya Klasiklerinden Şeçmeler

    biraz ezberciliğe giriyo,ülkemizde direk saldırı sataşması ve yorumsuz düşünce (direk kalıplaşmış olduğu gibi) az kitap okumadan kaynaklanıyor.

Sayfayı Paylaş