Edebiyat Nedir..?

Konusu 'Sanat ve Edebiyat' forumundadır ve x_m.e.e tarafından 9 Haziran 2007 başlatılmıştır.

  1. x_m.e.e

    x_m.e.e ..ıɯıʎǝsɹǝɥ ɯıpʎɐs ʞoʎ..

    • Yönetici
    Mesajlar:
    47.112
    Aldığı Beğeni:
    1.437
    Ödül Puanları:
    425
    EDEBİYAT NEDİR?
    Edebiyatın ne olduğunu anlayabilmek için onun, dilden, konuşma ve düzyazı dilinden farklı olan yanlarını ortaya koymak gereklidir.
    Konuşma ve düzyazı dilinde, dil bir araç, sözcükleri kullanmakla girişilmiş, belli bir amaca dönük eylemdir. Doğruyu araştırma, ortaya koyma, başkalarına iletme aracıdır. Konuşma ve yazı dilinde sözcükler görevini yaptıktan sonra işe yaramaz hale gelir. Önemli olan meydana getireceği sonuçlardır. Sonuç yani amaç, onu okuyan, ya da dinleyendeki değişimdir. Düşüncemizi dile getiren sözcükleri nasıl biçimlendirdiğimizi unuturuz. Onlar aracılığı ile düşüncemizi ilettiğimiz kişi de onların nasıl biçimlendirildiğine dikkat etmez. Unutur. Dil, bizi doğrudan doğruya öteki insanlarla yada eşya ve düşüncelerle karşı karşıya getirir. Konuşma ve yazı dilinde sözcükler saydamdır. Uçarıdır. Aradan kaybolur gider.
    Oysa şiir ve edebiyatta bunların tam tersi oluşmaktadır.
    Şiir ve edebiyatta dil bir araç değil, biraz amaçtır. Şiir ve edebiyatta dil, sözcükler, cümleler ve biçimler nesnel (objektif) hale gelirler, şeyleşirler.
    İnsanla öteki insanların, eşyanın ve düşüncelerin arasına girip saydamlaşmaz şiir. Uçarı hale gelmez konuşma ve düzyazı da olduğu gibi. Tam tersine, karşımıza çıkar. Resim gibi, heykel, müzik, yapı gibi (eşya) değeri kazanır.
    Şair cümle kurmaz, bir nesne meydana getirir. Sözcüklerle, güzel, unutulmaz biçimler yaratır. Sözcüklerin bir araya özel biçimler altında getirilişinde derin eğilimler dürtüsü vardır.
    Şair, dilde olduğu gibi sözcüklerden yararlanmaz. Onlara yararlı olur. Renk, ses, hacim gibi onları şeyleştirir, kırar, bozar ve yeniden birleştirerek bir şiir dünyası kurar.
    Sözlerin ve sözcüklerin nesnelleştirilerek özel işaretler, deyişler, tılsımlı biçimler haline getirilmesi, bunların sihir ve büyü alanında kullanılması, unutulmayan, ezberlenen özel biçimlerle tekrar edilmesi, şiirin doğuşunu hazırlayan en eski etkenlerdir. Bu yönden denilebilir ki, yazı şöyle dursun, tam konuşma dilinin bile gerçekleşmediği, insanın ve insanlığını en eski tarihinde şiir ve şiir dili vardır. Demek ki, edebiyat, dilden önce idi.
    Bununla beraber gerçek şiir ve edebiyat yazının bulunup kullanılmasından sonra gelişmiştir.
    Sanat dışı konularda (politika, hukuk, mektup vb. alanlarda) bile ilk yazılı metinler, edebiyata yakın, destanî, güzellik iddiası ile yüklü oldukça nesnel eserler olmuşlardır.

    EDEBİYATTA AKIM DENİLİNCE NE ANLAŞILIR?

    Akım, insan düşüncesinin ve yaşamının, tarih içinde değişik dünya görüşlerinin birbirini izleyerek devam etmesidir.
    Tarih boyunca insanlar her çağda bilim ve felsefe verilerinden, sosyal, ekonomik, siyasal gerçeklerden esinlenerek, ileriye doğru atılımlar yaparak, eskiyen düşünce ve biçimlerin yerine yenilerini ve başkalarını koyarlar.

    İyiye, Güzele ve Doğruya
    sloganı ile ifade edilen bu atılımlar yeni ahlâk, estetik ve bilim değerleri getirirler.
    Sanat ve edebiyat akımları her çağın kendine özgü gerçekleri ve değerleri açısından ortaya atılan güzellik anlayışları, estetik görüşleri ve ölçüleridir.
    Edebiyat ve sanat akımları, milli ve milletlerarası bilimsel, felsefi, sosyal, ekonomik, siyasal, ahlâki, dinsel yaşamın ürünleri olurlar ve tarihsel değerlerin uzantısı içinde eskiye ve kurulu düzene varolan edebiyat ve sanat anlayışına karşı ihtilâlci karakter taşırlar.
    Ama bu devrimci karakter çoğu kez yöntemlerde ve yöntemlerin uygulanışında göze çarpar. Oysa edebiyat ve sanat akımları tarih içinde klâsik görüşlere zaman zaman dönerek tazelemeler, tekrarlar, yeniden değerlendirilişler yapmaktadırlar.
    Her toplumun edebiyatında, kendisine özgü milli akımlar, aşamalar vardır. Fakat bunlardan bir kısmı ulusal sınırları aşarak uluslararası değer ve kapsam kazanırlar. Sonra bunlar ulusal sanatları etkiler.
    Edebiyat ve sanat akımlarına ekol, okul, meslek ve çığır da denilmektedir
    .
     
  2. ceza52

    ceza52 Active Member

    Mesajlar:
    239
    Aldığı Beğeni:
    36
    Ödül Puanları:
    28
    Edebiyatın Tanımı

    Okuyanlara estetik (sanatsal) bir doyum sağlamak amacıyla yazılmış, ya da böyle bir amacı olmasa bile biçimsel ve içeriksel özellikleriyle bu düzeye ulaşabilen bütün yazılı eserlere edebiyat denir. Edebiyat bir anlatım biçimidir. Düşünce ve duyguları güzel ve etkili bir biçimde anlatma sanatı olarak da tanımlanabilir. Herhangi bir metnin edebiyat eseri sayılabilmesi için sanatsal değerler taşıması gerekir. Edebiyatın ne olduğunu anlayabilmek için onun, dilden, konuşma ve düzyazı dilinden farklı olan yanlarını ortaya koymak gereklidir.



    Konuşma ve düzyazı dilinde, dil bir araç, sözcükleri kullanmakla girişilmiş, belli bir amaca dönük eylemdir. Doğruyu araştırma, ortaya koyma, başkalarına iletme aracıdır. Konuşma ve yazı dilinde sözcükler görevini yaptıktan sonra işe yaramaz hale gelir. Önemli olan meydana getireceği sonuçlardır. Sonuç yani amaç, onu okuyan, ya da dinleyendeki değişimdir. Düşüncemizi dile getiren sözcükleri nasıl biçimlendirdiğimizi unuturuz. Onlar aracılığı ile düşüncemizi ilettiğimiz kişi de onların nasıl biçimlendirildiğine dikkat etmez. Unutur. Dil, bizi doğrudan doğruya öteki insanlarla yada eşya ve düşüncelerle karşı karşıya getirir. Konuşma ve yazı dilinde sözcükler saydamdır. Uçarıdır. Aradan kaybolur gider.



    Oysa şiir ve edebiyatta bunların tam tersi oluşmaktadır. Şiir ve edebiyatta dil bir araç değil, biraz amaçtır. Şiir ve edebiyatta dil, sözcükler, cümleler ve biçimler nesnel (objektif) hale gelirler, şeyleşirler. İnsanla öteki insanların, eşyanın ve düşüncelerin arasına girip saydamlaşmaz şiir. Uçarı hale gelmez konuşma ve düzyazı da olduğu gibi. Tam tersine, karşımıza çıkar. Resim gibi, heykel, müzik, yapı gibi (eşya) değeri kazanır.







    Şair cümle kurmaz, bir nesne meydana getirir. Sözcüklerle, güzel, unutulmaz biçimler yaratır. Sözcüklerin bir araya özel biçimler altında getirilişinde derin eğilimler dürtüsü vardır. Şair, dilde olduğu gibi sözcüklerden yararlanmaz. Onlara yararlı olur. Renk, ses, hacim gibi onları şeyleştirir, kırar, bozar ve yeniden birleştirerek bir şiir dünyası kurar.



    Sözlerin ve sözcüklerin nesnelleştirilerek özel işaretler, deyişler, tılsımlı biçimler haline getirilmesi, bunların sihir ve büyü alanında kullanılması, unutulmayan, ezberlenen özel biçimlerle tekrar edilmesi, şiirin doğuşunu hazırlayan en eski etkenlerdir. Bu yönden denilebilir ki, yazı şöyle dursun, tam konuşma dilinin bile gerçekleşmediği, insanın ve insanlığını en eski tarihinde şiir ve şiir dili vardır. Demek ki, edebiyat, dilden önce idi.



    Bununla beraber gerçek şiir ve edebiyat yazının bulunup kullanılmasından sonra gelişmiştir. Sanat dışı konularda (politika, hukuk, mektup vb. alanlarda) bile ilk yazılı metinler, edebiyata yakın, destanî, güzellik iddiası ile yüklü oldukça nesnel eserler olmuşlardır.
     
  3. lisder44

    lisder44 New Member

    Mesajlar:
    8
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    paylaşım ıcın saol
     
  4. Lizard91

    Lizard91 Member

    Mesajlar:
    41
    Aldığı Beğeni:
    1
    Ödül Puanları:
    8
    paylasım icin tskr ederm
     
  5. bertug_sakin

    bertug_sakin New Member

    Mesajlar:
    1
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    Yağmur Romanından Alınmıştır

    YAĞMUR ADLI ROMANDAN ALINMIŞTIR:

    - Arkadaşlar, bu ilk dersimizde müfredattan ziyade öncelikle edebiyat hakkında bir fikir edinmeyi daha doğrusu sizin zihinlerinizde bundan sonraki hayatınızın en önemli vasfı olacak ve sizin mesleğiniz haline gelecek edebiyat hakkında bir fikri oluşturmayı gerekli görüyorum. Eğer ki sizler büyük bir okyanusa açılmak üzere olan gemicilerseniz öncelikle okyanusun ne olduğunu, nasıl oluştuğunu, neye hizmet ettiğini bilmeniz gerekmektedir. Sizden şunu düşünmenizi istiyorum. Edebiyat nedir? Nasıl ortaya çıkmıştır. Edebiyatı oluşturan, ona hayat veren şey nedir? Bu konuda kim bir şeyler söylemek ister?
    Orta sıralarda oturan kumral bir kız söz aldı:
    - Hocam bence edebiyat insanın duygularını dışa vurmasıdır.
    - Nasıl yani dışa vurmasıdır? Bu düşünceni biraz aç bize.
    dedi Özalp hoca. Amacı sorduğu sorularla öğrencisinin akıl yürütmesini sağlamak ve zihninde bir fikri yeşertebilmekti. Hocasının tavırlarından doğru yolda olduğunu sezinleyen öğrenci öncekinden daha cesur bir tavır takınarak fikrini savunmaya başladı.
    - İnsan duyguları olan bir canlıdır. Bu yaradılışından beri vardır. İnsan hisseder. Sever, üzülür, kızar ve mutlu olur. İşte edebiyat insanın bu duygularından dolayı ortaya çıkmıştır. İnsan duygularını anlatmak istemiştir. Bunu da edebiyat ile yapmıştır.
    Arka sıralardan kalkan bir el Özalp hocanın amaçladığı şekilde sınıfta farklı düşüncelerin çarpışmasını tetikleyecek yönde bir fikir attı ortaya
    - Hocam arkadaşımız edebiyatı duyguların dışa vurumu olarak nitelendirdi. Bence burada yanılıyor. Çünkü her duygunun dışa vurulmuş şekline edebiyat diyemeyiz. Mesela bir anne çocuğunu çok seviyor ve ona olan sevgisini dışa vurarak evladına sarılıyor. Şimdi bu annenin evladına sarılışı da mı edebiyattır. Ya da bir ressam gördüğü bir manzaradan çok etkileniyor. Duygularını dışa vurmak maksadında o manzarayı resmediyor. Şimdi bu ressam edebiyatçı ve tablosu da edebiyat eseri midir? Tabii ki hayır. O ressam bir sanatçıdır ve eseri de sanat eseridir. Öncelikle edebiyat ve sanat terimlerinin farklılığını ortaya koymalıyız. Sanat çok daha geniş manadadır ve içine musikiyi resmi heykeltıraşçılığı ve buna benzer sanat dallarını alır. Edebiyat ise bence bu sanat dallarının bir tanesidir.”
    Peki dedi Özalp hoca o sanat dallarından biri olan edebiyatın amacı nedir sizce? Sadece duyguların dışa vurulması, insanın hissettiklerini ortaya koyması mıdır? Önce bir sessizlik oldu sınıfta. Hemen herkesin aklında bir takım düşünceler vardı ama kimse bunları toparlayamıyordu. Buğra tartışmanın başından beri dikkat kesilmiş, söylenenleri zihninde yorumluyor ve beli bir düşünce oluşturmaya çalışıyordu. “Bazı şeyler geliyor aklıma fakat bunları ifade edecek doğru kelimeleri bulmalıyım” diye söylendi. Durdu. Gözleri esrarlı bir perdeyi yavaşça aralar gibiydi. “Doğru kelimeleri bulmak”. İşte buydu. Heyecanla el kaldırdı Buğra. Beyin fırtınasının mahsullerini paylaşmak istiyordu arkadaşlarıyla;
    - Hocam her iki arkadaşıma da katılıyorum. Edebiyat insanın duygularını ve sadece duygularını da değil aynı zamanda beyninde kurduğu düşünceleri fikirleri de dışa vurma ihtiyacından doğmuştur. Kimi insan müzikle kimisi de resimle açığa çıkarmıştır içindekileri. Acıklı bir olay karşısında yakılan bir ağıt, sevgiliye yazılan bir şiir, yada göz kamaştıran bir güzelliğin kağıt üzerinde tasvir edilişi eserdir. Sanat eseridir bunlar. Sanatın çeşitli kolları vardır ve bu dallarda verilen eserleri birbirinden ayıracak nitelikler olmalıdır. Sanat eserlerini birbirinden ayıran onları kendi içlerinde sınıflandıran unsur, eseri oluştururken kullanılan malzemedir bence. Resmi oluşturan renkler müziği oluşturan ses ise edebiyatı oluşturan unsurda kelimelerdir. Duyuşu, duygu yoğunluğunu içsel sezinişi doğru kelimelerle anlatabilmektir. Yazılanı değerli kılan, içindeki kelimelerin seçilişindeki ustalıktır. Edebiyat kelimelerle yapılır. Edebiyatın sihirli anahtarı işte budur hocam. Doğru kelimeler.
    Buğranın sözleri karşısında Özalp hoca şaşkınlığını gizleyememişti. Edebiyat hakkında henüz hiçbir şey bilmeyen birinin bu denli isabetli görüşler sunması, tartışmaya başlarken hedeflediği kriteri çoktan aşmış ve hocada büyük bir memnuniyet yaratmıştı. Meraklı gözlerle:
    - Gerçektende güzel bir yaklaşım. İsminiz neydi acaba?
    - Buğra hocam
    - O halde Buğra sana şunu sormak istiyorum. Sevgiliye yazılan bir şiir edebiyat eseridir dedin az önce. Bize severek okuduğun bir şair ismi söyler misin?
    - Tabii ki hocam. Ben Ümit Yaşar Oğuzcan’ı çok beğenirim.
    - Hangi şiiri sende en çok etki bırakmıştır.
    Anlamaz bakışlarla fırlattı hocasına. Bu soruların altında zekice kurulmuş bir oyun olduğunu seziyor fakat sorularıyla hocasının nereye varmak istediğini kestiremiyordu. Meraklı gözlerle
    - Unutma ki şiirini çok severim. Hatta ezberimde. İsterseniz okuyabilirim.
    - Tabii ki memnun oluruz.
    UNUTMA Kİ
    Sen uykusuzluk nedir bilir misin
    Tırnaklarınla yastığını parçaladın mı
    Gözlerini tavana dikip
    Düşündüğün oldu mu bütün gece
    Ve bütün bir gün
    Belki gelir ümidiyle bekledin mi hiç
    Gelmeyince
    Seni aramayınca
    Ölesiye ağladın mı
    Sonra çekilip en koyusuna yalnızlıkların
    Ona ait ne varsa
    Bir bir hatırladın mı

    Sen günden güne erimeyi bilir misin
    Dev bir ağacın vekarı içinde ölmeyi
    Bir teselli aramayı
    Issız parklarda tenha sokaklarda
    Ve bütün bir şehir uyurken uzaklarda
    Deli divane yollara düşüp
    Yaşlanmış bir köpek gibi
    Eskimiş bir gömlek gibi
    Atılmışlığını hissettiğin oldu mu
    Sevmekten
    Günler geceler boyunca yürümekten
    Elin ayağın kalbin yoruldu mu

    Sen yalnızlığın acısını bilir misin
    Unutulmak bir hançer gibi saplandı mı sırtına
    İçinde kıskançlığın zehirli çiçekleri açtı mı
    Bütün gururunu çiğneyip
    Sevdiğinin geçtiği yollarda
    Bastığı toprakları eğilip öptün mü
    Sen çaresizlik nedir bilir misin
    Sen yokluk nedir gördün mü
    Yanan başını
    Duvarlara vurup parçalamak geldi mi içinden
    Sen her gün bin defa öldün mü

    Böyleyim diye ayıplama beni
    Bir gün kendimi
    Sonsuzluğun koynuna bırakırsam
    Yaralı ve yenik bir asker gibi
    Darılma
    Unutma ki
    Her seven adsız bir kahramandır
    Unutma ki
    İnsan sevebildiği kadar insandır…

    Manalı bir gülümseme beliren dudakları bu kez can alıcı soruyu yöneltmek için açılmıştı Özalp hocanın:
    - Peki ümit yaşarın bu şiiriyle, liseli bir aşığın yazdığı, kendisini terk eden liseli sevgilisine duyduğu kini anlatan sıradan bir şiir aynı mıdır? Yani senin söylediğine göre her ikisi de sanat eseridir.
    İçine sürüklendiği girdaptan kendini kurtarmak isteyen birinin aceleciliğiyle cevap verdi
    - Ama hocam biri kitaplaşmıştır”
    İşte benimde merak ettiğim kelimelerin kitaplaşmasını diğer yazılanlardan ayrılmasını sağlayan şey nedir? Nedir yazıyı eser yapan?
    Sınıf yine aynı derin sessizliğe gömülmüştü. her öğrencinin beyninde aynı sözler çınlıyordu. Neydi yazıyı eser yapan. Kelimeyi kitaplaştıran büyü neydi. Bu soru öğrencilerin beyninde uğultuya dönüşmüştü. Özalp hoca amacına ulaşmış öğrencilerini düşünmeye, fikir üretmeye yöneltmişti. Yüzünde zafer kazanmış komutan edasıyla:
    - Haftaya kadar bu konu hakkında geniş çaplı bir araştırma yaparak ve kendi yorumlarınızı da ekleyerek uzun bir yazı yazmanızı istiyorum. Bakalım kimin kelimeleri doğru kelimeler. Edebiyat dünyasına hoş geldiniz arkadaşlar. Çıkabilirsiniz
     
  6. ecmn

    ecmn Member

    Mesajlar:
    33
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    6
    edebiyat budur :)))
     
  7. nexuizmk

    nexuizmk Member

    Mesajlar:
    33
    Aldığı Beğeni:
    2
    Ödül Puanları:
    8
    Saolun beyler ödevim için çok yardımcı oldunuz:D:ex195:
     
  8. Yebeni

    Yebeni New Member

    Mesajlar:
    29
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    emegine saglık teşekurler
     
  9. bcakmak90

    bcakmak90 Member

    Mesajlar:
    464
    Aldığı Beğeni:
    21
    Ödül Puanları:
    18
    Cevap: Edebiyat Nedir..?

    Edebiyat budur.
     
  10. omer68

    omer68 Member

    Mesajlar:
    32
    Aldığı Beğeni:
    1
    Ödül Puanları:
    8
    Cevap: Edebiyat Nedir..?

    paylaşım için teşekkürler
     
  11. kübra üzer

    kübra üzer Member

    Mesajlar:
    63
    Aldığı Beğeni:
    9
    Ödül Puanları:
    8
    Cevap: Edebiyat Nedir..?

    insanı anlatmaz mı edebiyat isan ise ALLAH' ı hatırlamaz mı? düşünseniz ya her şeyi yaradanı duygular iklimi değil midir? sevgiyi aşkı anlatmaz mı YA sevgi ve aşkı yaradanı elbette edebiyat anlatmalı.
     
  12. bilkeykartal

    bilkeykartal Member

    Mesajlar:
    33
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    6
    Cevap: Edebiyat Nedir..?

    Teşekkürler
     
  13. sensizolamam

    sensizolamam Banlandı

    Mesajlar:
    49
    Aldığı Beğeni:
    1
    Ödül Puanları:
    8
    Cevap: Edebiyat Nedir..?

    teşekkürler
     
  14. chatlag gızz

    chatlag gızz New Member

    Mesajlar:
    12
    Aldığı Beğeni:
    3
    Ödül Puanları:
    3
    Cevap: Edebiyat Nedir..?

    çok ama çok doğru...
     
  15. ddeniz

    ddeniz Member

    Mesajlar:
    271
    Aldığı Beğeni:
    2
    Ödül Puanları:
    18
    Cevap: Edebiyat Nedir..?

    Paylaşım için teşekkürler
     
  16. Misafir

    Misafir Misafir

    Cevap: Edebiyat Nedir..?

    iyi birşeydir.:):):):)):
     
  17. blackrose79

    blackrose79 Member

    Mesajlar:
    65
    Aldığı Beğeni:
    4
    Ödül Puanları:
    8
    teşekkürler paylaşım için
     
Benzer Konular
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş