Ekipte Sağlıklı İletişim Kurmak

Konusu 'İnsan İlişkileri' forumundadır ve cortrex11 tarafından 18 Eylül 2009 başlatılmıştır.

  1. cortrex11
    Offline

    cortrex11 Well-Known Member

    Mesajlar:
    5.075
    Aldığı Beğeni:
    204
    Ödül Puanları:
    63
    Takım olmak insanları tek tek “ben” olmaktansa “biz” olmaya yönelten yaratıcı yeteneklerin ve düşüncelerin bir araya gelmesine ve çoğalmasına imkan tanıyan, atılan adımlara biz olmanın güvenini veren bir tutumdur. Bazı ekipler büyük bir uyum içinde takım kimyasına sahipken bazıları da bir türlü bu sihri oluşturamamaktadır. Yöneticilerin, orkestra şeflerinin, generallerin, takım çalıştırıcılarının, müdürlerin çoğunlukla üzerine odaklandıkları soru “ Bu özel kimyayı nasıl yakalayabiliriz?” olmuştur.

    Takım olmak aslında bir yetenektir nitelikli çalışanlar ve başarılı bir liderden oluşan ekip, tarifi güç o ahengi yakalayamadığı takdirde gerçek bir takım olamaz. Bu birliği sağlama sürecinde de sağlıklı iletişimin yadsınamaz bir önemi vardır. Takımın üyeleri, iş için gerekli fonksiyonları gerçekleştirecek çeşitli roller üstlenirler. Örneğin: Takım tarafından düzenlenen planı, pratik olarak uygulanır hale getiren takımın aktivitelerinin organizasyonunu, koordinasyonunu ve kontrolünü yapan takımın dış kaynaklarından fikirleri ve gerekli bilgileri derleyen fikir ve stratejileri amaçlara ulaştıracak biçimde düzene sokan ve analiz eden ekip üyeleri vardır. Farklı rollere sahip takım çalışanları aslında aynı amaca yönelmişlerdir. Dolayısıyla aralarında bir uyum olması gerekir. Sağlıklı iletişimin önemi, bu aşamada belirginleşir.

    İdeal bir takım, her üyenin kattığı yetenek ve bilgi açısından çeşitlilik göstermelidir. Her şeyden önce takım lideriyle üyeleri arasında çift taraflı ve kuvvetli bir bilgi akışı olması gerekir. Başarılı bir lider, düzenli olarak takım toplantıları düzenler ve fikir birliği sağlayana kadar takımın tüm üyelerini tartışmaya çağırır. Çatışmaları konuşmalarıyla yönlendirip hızlı bir şekilde çözüme ulaştırır. İletişim sorunları takım içindeki statü farklılıklarından da kaynaklanabilir. Yalnızca emir vererek organizasyondaki diğer üyelerin düşüncelerini almaktansa tek yönlü iletişimi tercih eden liderler, ekip ruhunu oluşturmak yerine çalışanların şevkini de kırarlar. Ekip içi iletişiminde, dışadönük insanların daha başarılı olduğu ancak çekingen yapılı takım üyelerinin iletişim problemleri oluşturabileceği gözlemlenmiştir.

    Ancak bir ekipte çok fazla dışa dönük ve konuşma canlısı insanın olması karışıklığa da neden olabilir. Kendi fikirlerini anlatmak için birbirlerinin sözünü kesebilirler ki bu da iletişimde problem oluşturur. Pratik, melankolik ve gerçekçi insanlar kolay organize olup fikirlerini rahat olarak açıklayabilirler. Yaratıcı, yenilikçi, hipotetik insanlarsa karmaşık fikirlere sahiptir ve yaratıcı düşüncelerini konuşmaya dökmekte zorlanabilirler. Akılcı ve kusursuz olmaya çalışan takım üyeleri doğru bildiklerini hemen kelimelere dökerler ve hemen hüküm verirler. Sübjektif, oldukça duygusal insanlarsa karşısındakinin duygularını incitmemek için bazen söylemeleri gereken sözleri doğru aktaramayabilirler.

    Tüm bu kişilik farklılıkları da gözetildiğinde, takım içinden etkin iletişimi sağlamak için, bazı dinleme ve kendini doğru ifade etme teknikleri önerilmektedir. Organizasyon içindeyken kurulan cümlelere dikkat etmek gerekir. Negatif anlam içeren cümleler, takım içinde olumsuz bir hava yaratabilir.” bu kez nerde hata yaptık?…bu kimin hatası?… asla dinlemeyecekler… yine ne yaptıklarını gördün mü?… gibi cümleler kurmaktan kaçınılmalıdır. (insan, insan ilişkileri, ilişki, insan kaynakları, iletişim)Sağlıklı iletişimin yolu dinlemekten, etkili konuşmaktan, fiziksel olarak doğru mesajları vermekten geçer. Dinlemek duymaktan daha hassas bir eylemdir. Karşımızdakinin verdiği sözlü ya da sözsüz mesajlar bittiğinde bile devam eder. İfade anında kullanılan mimikler, vurgular, hareketler de mesajla bir bütündür. Dinlerken aslında hem ne söylendiğini hem de ne denmek istendiğini algılarız. Etkin bir dinleme gerçekleşmesi için tam da bu aşamada dikkat edilmesi gerekenler noktalar şunlardır;

    —Dikkati konuşma yapan kişinin sözlü olduğu kadar beden diliyle de verdiği mesajlara odaklanmalarını sağlamak.

    —O an çevredeki dikkat dağıtıcı unsurları engellemek( örneğin açık olan radyonun sesini kısmak)

    —Konuşmacının nereye varmak istediğine değil, o an ne söylediğine odaklanmak.

    —Konuşma tamamlanmadan kesmemek ve ne söyleyeceğini tahmin etmeye çalışmamak

    —Konuşmacının mesajına verdiği manayı onun gözünden görmeye çalışmak

    —Eğer gerekliyse konuya açıklık getirmek için, sorulan sorularla detaya girilmesini sağlamak Hatırlamak, dinlemenin en önemli aşamalarındandır. Sonradan hatırladıklarımız, aslında o an söylenenler değil de, bizim önceden konuşmaya verdiğimiz anlamlardır. Kısaca bize anlam ifade eden kısımları hatırlarız. Bundan dolayı yapılması gereken

    —Konuşmanın ana temasını göz önüne getirmek,

    —Daha sonra hatırlamanın kolay olması için mesajı hatırlamaya kolay hale getirecek formda kısaltmak ancak önemli detayları es geçmemek.


    Empati kurma ve objektif dinleme: Empati kurmak, karşımızdakinin söylediklerini aslında ne demek istediğine ve söylerkenki hislerine odaklanarak dinlemeyle gerçekleşir. Etkin bir dinleme yöntemidir. Ancak empati bizi her zaman çözüme ulaştırmayabilir. Kimi zaman da duyguların ötesinde bazı gerçeklikleri göz ardı etmemek ve daha objektif yaklaşmak gerekir. Objektiflik bize, parlak bir fikri olduğunu öne süren takım arkadaşımızı dinleyip anlamaya çalışırken, aslında fikrin hiç de gerçekçi olmadığını fark ettirebilir. Dinlemek kadar kendini düzgün anlatmak da gerekir. Konuşurken ekip arkadaşımıza yabancı olan terimler kullanmak politik görüş, yetişme tarzı, kültür ve yaş farklılıklarını vurgulamak yanlış olacaktır.

    Örneğin, Yaşlı olduğu için ekip arkadaşımıza gereksiz hatırlatmalarda bulunmak ve daha yavaş konuşmaya çalışmak, ona kendini yetersiz hissettirmemize ve verimliliğinin düşmesine neden olur. Görev dışında da olsa politik görüşlerimizi, farklı yaşam felsefelerimizi vurgulamak önyargılara neden olacaktır. Beden diliyle verilen mesajlar, jest ve mimikler, konuşmaları destekler nitelikte olmalıdır. Konuşurken gözlerimizi kaçırmamaya, çok fazla dokunarak konuşmamaya, güler yüzlü bir tavır belirlemeye dikkat etmeliyiz.


    -ALINTI-

Sayfayı Paylaş