GBT nasıl silinir

Konusu 'Hukuk Danışmanı' forumundadır ve anderr tarafından 27 Temmuz 2012 başlatılmıştır.

  1. anderr

    anderr Member

    Mesajlar:
    48
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    6
    Emniyet ve Jandarma 2. bir adli sicil sistemi (KİHBİ) kullanıyor
    9 Temmuz 2012 08:29

    --------------------------------------------------------------------------------
    Paylaş

    Fişleme yasak ama kayıtlar tutuluyor

    Suç işleyenlerin kayıtlarının tutulduğu Adli Sicil Arşivi ve UYAP Bilgi Sistemi dışında, emniyet teşkilatı ve jandarmanın yıllardır kendilerine özgü oluşturduğu ikinci bir fişleme sistemi ile kayıtları sakladığı ortaya çıktı

    Polisin kalabalık bir ortamda kimlik kontrolü yaparken kızının önünde “sen hırsızlık yapmışsın” dediği S.K. adlı baba ve havalanındaki çekilecek bir dizi sahnesine uyuşturucu suçundan kaydı olduğu gerekçesiyle içeri alınmayan A.C.A adlı oyuncunun TBMM’ye yaptığı başvurular, “ömür boyu ve öldükten sonra fişlemeyi” açığa çıkarttı. Suç işleyenlerin kayıtlarının tutulduğu Adli Sicil Arşivi ve UYAP Bilgi Sistemi dışında, emniyet ve jandarmanın yıllardır kendilerine özgü oluşturduğu ikinci bir fişleme sistemi ile kayıtları sakladığı anlaşıldı. S.K. adlı bir vatandaş TBMM Dilekçe Komisyonu’na yaptığı şikayet başvurusunda, kalabalık bir ortamda yürürken, polisin kimlik kontrolü-GBT taraması yaptığını belirtti. S.K., küçük kızı ile kalabalığın içinde bulunduğu sırada, polisin, “sen hırsızlık yapmışsın” diyerek, çocukken işlediği bir suçu yüksek sesle söylediğini kaydetti.

    Adli sicilinin temiz olduğunu, ayrıca çocukken işlediği hırsızlık suçu üzerinden 10’larca yıl geçtiğini belirten S.K. mağduriyetinin giderilmesini istedi. Benzer bir şikayet ise dizi oyuncusu A.C.A’dan geldi. Yıllar önce uyuştucuru kullanma ve temin etmeden dolayı hüküm giydiğini ve hapis yatıp çıktığını, mahkeme kararıyla memnu haklarını geri aldığını, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’nden suç kaydını sildirdiğini belirten A.C.A, bir çekim için havalanına gittiğinde GBT taraması yapan polisin “suç kaydın var” diyerek kendisini içeri almadığını kaydetti. A.C.A, arkadaşlarının içinde yaşadığı utanç ve çekime katılamaması nedeniyle doğan mağduriyetinin giderilmesini talep etti.

    TBMM alarma geçti

    Şikayetler, adli sicil dışında emniyet ve jandarmanın oluşturduğu ikinci bir fişleme sisteminin varlığını ve 2010’daki anayasa değişikliği ile fişlemenin yasaklanmasına rağmen sistemin yürürlükte olduğunu açığa koydu.

    TBMM Dilekçe Komisyonu, 10’larca şikayet gelmesi üzerine ilgili 8 kurumu alarma geçirdi. Başbakanlık, Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü, Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı, İçişleri Bakanlığı Kaçakçılık İstihbarat Harekat ve Bilgi Toplama daire Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Maliye Bakanlığı Mali Suçlar Araştırma Kurulu Başkanlığı(MASAK), Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanlığı(HSYK) temsilcileriyle TBMM’de üstüste 6 toplantı gerçekleştirildi. Bu toplantılarda özetle şu görüşler ele alındı:

    * Kişiler hakkında kayıtların tutulduğu Adli Sicil ve İstastistik Genel Müdürlüğü’ndeki Merkezi Adli Sicil(MAS) bilgi kayıtları, UYAP Bilgi Sistemi ve çoğunlukla emniyet ve jandarmanın kullandığı KİHBİ Bilgi Sistemi kayıtları tek merkezde tutulmalı.

    * Mükerrer kayıt olan KİHBİ Bilgi Sistemi’ndeki kayıtların güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması işlemlerinde kullanılmasından kaynaklı mağduriyetlerin giderilmesi amacıyla Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yönetmeliği’ndeki KİHBİ Bİlgi Sistemi’ndeki kayıtlara da başvurulmasına ilişkin ibare çıkarılmalı.

    En fazla 30 yıl tutulsun

    * KİHBİ sistemindeki kayıtlar, Merkezi Adli Sicil’de(MAS) tutulan kayıtların gibi suç ve cezaların ağırlığına göre çeşitli sürelerde ancak azami 30 yıl sonra silinmesi sağlanmalı. Çünkü KİHBİ sisteminde kişiler hakkında tutulan ve KİHBİ Bilgi Topluma Yönergesi’nde sayılan suç türlerine ilişkin mahkeme kararları hiçbir şekilde silinmemektedir. Hatta öldükten sonra bile. Bu durum mağduriyetlere yol açmaktadır.

    * HSYK’nın Temmuz 2011’de çıkardığı genelge doğrultusunda 2008 yılı öncesine ilişkin UYAP Bilgi Sistemi’ndeki kayıtlar güncellenmeli. Bilgi Toplama ve idari makamlarca gerçekleştirilen işlemler tek merkezden sadece UYAP Bilgi Sistemi üzerinden yürütülmelidir.

    * KİHBİ’de 54 madde halinde sıralanan geniş suç alanı daraltılmalı. Bu suç alanlarının hangi kıstaslar çerçevesinde belirlendiği anlaşılamamaktadır.

    * Çocukken işlenen suçlar bile kayıtlardan silinmediği için yıllar sonra başta güvenlik soruşturması, yurtdışına çıkış, önemli kurumlarda işe giriş, silah ruhsatı, özel güvenlik elemanı alımı ve ehliyet işlemlerinde mağduriyetler yaşanıyor.

    Toplantıda emniyet temsilcileri KİHBİ uygulamasını Sabancı cinayetini örnek vererek savundu. TBMM yetkililerinin “suç kaydının silinmesin sonsuza kadar sürmemeli, bilgiler tek merkezde toplanmalı” çıkışı üzerine emniyet temsilcisi, KİHBİ kayıtlarının genel bir bilgi sistemi içinde olamayacağını belirterek “1996’daki Özdemir Sabancı suikastında, Fehriye Erdal işe alınırken adli sicil kaydı ile yetinilmeyip bize sorulsaydı, cinayeti engelleyebilirdik” dedi.

    Tarih olacaktı ama...

    12 Eylül 2010 referandumuyla kabul edilen anayasa değişikliğinin, fişlemeleri tarihe karıştıracağı iddia edilmişti. Referandumla, anayasanın 20. maddesine “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir” ifadesi eklenmişti. 2005’te yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu’nda, kişilerin, aldıkları cezaların bitimiyle birlikte kısıtlanmış haklarının tamamını yeniden kazanacakları belirtiliyor. Adli Sicil Kanunu’na 2006’da eklenen hükümde de cezanın infazının bitiminden 3 yıl sonra hükümlülerin memnu haklarını kazanacakları ve sicillerinden cezayı temizletebilecekleri kaydediliyor.

    KİHBİ değişebilir

    Komisyon, ilgili kurumlarla yaptığı değerlendirme toplantısında KİHBİ Bilgi Toplama Yönergesi’ni masaya yatırırken, kişilerle ilgili Adli Sicil’de tutulan kayıtlar ile KİHBİ bilgi sisteminde tutulan kayıtların sistemde tutulma süresi ve silinmesi konusunda paralellik sağlanmasının uygun olacağı görüşünü dile getirdi. KİHBİ sisteminde tutulan kayıtların suçların önlenmesi konusunda kolluk güçlerine önemli veriler sunduğu vurgulanırken, Bilgi Toplama Yönergesi’nin güvenlik zafiyeti doğmasına yol açmayacak şekilde gözden geçirilmesi, kayıtların suç türlerine ve cezaların ağırlık derecelerine göre yeniden belirlenmesinin uygun olacağı görüşü de benimsendi. Konuya ilişkin karar önümüzdeki günlerde yapılacak toplantı sonrasında netleşecek.

    En fazla 30 yıl tutulsun

    KİHBİ sistemindeki kayıtlar, Merkezi Adli Sicil’de(MAS) tutulan kayıtların gibi suç ve cezaların ağırlığına göre çeşitli sürelerde ancak azami 30 yıl sonra silinmesi sağlanmalı. Çünkü KİHBİ sisteminde kişiler hakkında tutulan ve KİHBİ Bilgi Topluma Yönergesi’nde sayılan suç türlerine ilişkin mahkeme kararları hiçbir şekilde silinmemektedir. Hatta öldükten sonra bile. Bu durum mağduriyetlere yol açmaktadır.

    Google

    Tıkla oku haberi internetten

    Bu durumda olan herkez meclise bu konudaki şikayetlerini bildirmelidir ve düzenlemenin biran önce hayata geçmesi için yrd olmalıdır bugün yrn sizin de karşınıza ailenizin yanında akrabalarınızın iş arkadaşlarınızın yanında çıkabilir gbt denen gizli fişleme yönetmelik mahkemeler iptal eder diye yayılnlanmamış ve halen ne olduğu belli değil olan gizli bir yöenetmelikle adli sicilden bağımsız fişleme yapılmakta

    RADİKAL


    HALUK İNANICI

    Yorum / 16/06/2009



    Polisin, adli bilgilerle ilgili 'ayrı bir veritabanı' tutmasına gerek var mıdır? Hem gerek yoktur, hem de Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre böyle bir şey mümkün değildir. Uygulamanın, uluslararası hak ve özgürlükler müktesebatı ile veri kaydı/işlenmesi müktesebatına aykırı olması da konunun başka bir veçhesi

    Sizin GBT’nizde ne yazıyor?
    Mutlaka hayatınızın bir aşamasında karşınıza çıkmıştır, ya da duymuşsunuzdur. Şu meşhur GBT uygulaması. GBT, Genel Bilgi Toplama kelimelerinin baş harfleri. 12 Eylül Darbesi öncesine kadar gidiyor tarihi. En son olarak havaalanlarında GBT araştırması yapılacak, diye bir haberle gündeme gelmişti. Madem uçak güvenliği söz konusu, GBT’ye sorarsın olur biter!!! Peki, kim ya da ne bu GBT. Kim kurar, kim işletir, kuralları var mıdır? Fiş’te ne yazar? Kırmızı, turuncu ve yeşil gibi renkleri var mıdır? Varsa ne anlama gelir? Bir vatandaş olarak ilgili makama başvurup, “Benim fişimin fotokopisini verir misiniz, lütfen?” diyebilir misiniz?
    Biliyor ve yaşıyorsunuz, ‘Fişlenme’ Türkiye’de neredeyse kanıksanma noktasına gelmiş çok tehlikeli bir olgu.
    Kamu kurumları, ‘sözde’ kamusal yetkilerden yola çıkarak kendi vatandaşlarını fişliyor. İşte GBT bu fişleme yöntemlerinden sadece birisi. Güya yasal olanı... Bunun dışında başka kurumların da yasal olduğunu iddia ettiği fişlemeleri var. Bir de tartışmasız yasa dışı fişleme örnekleri var. Batı Çalışma Grubu fişleri, 1.Ordu Fişleri. Kim bilir daha ne fişler vardır. Efendim ‘fiş’ tabiriyle elektrik fişini kastetmiyoruz tabii ki. Ama konunun kendisi ‘elektrikli.’ Demokratik bir toplumda, devlet vatandaşını fişler mi? Bu fişler ne işe yarar? Bu fişleri, kim, nasıl kullanır?
    Türkiye’de bu GBT fişlemesi bir ‘yönerge’yle yapılıyor. Adı, KİHBİ (Kaçakçılık İstihbarat, Harekât, Bilgi Toplama) Bilgi Toplama Yönergesi... Bu yönerge iki yasaya dayandığını iddia ediyor. İddia ediyor diyoruz, çünkü aşağıda göreceğiniz gibi, o yasalar da Emniyet’e böyle bir yönerge çıkarma yetkisi vermiyor.


    KİHBİ Bilgi Toplama Yönergesi’ne nasıl ulaşırsınız?
    Merak etmeyin, hemen söyleyeyim. Bu yönerge yayınlanmamıştır. Emniyet Genel Müdürlüğü web sitesinde bol bol ismini görürsünüz ama kendisini bulamazsınız! Türkiye hâlâ gizli kanunlar, kararnameler, yönetmelikler, gizli idari düzenlemeler ülkesi. Bir diğer deyişle ülkemizde vatandaşlar bilmedikleri kanunlara, düzenlemelere uyarak(!) yaşamak zorunda... Bir insanla ilgili ‘kişisel bilgiler/veriler’ içeren devlet GBT kayıtları o kişilere kapalı. Gizli yani. Bıraktık bilgileri, bu bilgileri tutmaya güya imkân veren KİHBİ Bilgi Toplama Yönergesi’nin kendisi gizli. Sormak lazım, vatandaş, ülkesinde geçerli ‘düzenleyici bir idari’ işleme/dokümana nasıl ulaşacak? İstediğiniz kadar AB Müsteşarlığı, AB Bakanlığı kurun, istediğiniz kadar vatandaşın ‘bilgiye erişim hakkından’ bahsedin, temel mantık değişmiyor. Devlet dediğin bazı şeyleri gizli yapar, vatandaşına hesap vermez!!! Mahkemenin iptal edeceği şüphesini taşıdığın yönergeyi yayınlamazsın olur biter...

    Hukuk mu Dediniz?
    Peki, böyle bir uygulama geçerli hukuk açısından mümkün müdür? Tabii ki değil. Yönerge, bir yasanın bir kamu kurumuna verdiği görevin nasıl yürütüleceğini düzenleyen emirnamedir aslında. Hukukta bu tür işlemlere ‘adsız düzenleyici işlemler’ denir ve yönetmelik niteliğindeki işlemler olarak kabul edilir. Çünkü Anayasa 124 ncü maddesi idareye bu konuda sadece ‘yönetmelik çıkarma’ yetkisi vermiştir. Şu halde idare, tüzük, yönetmelik gibi yasalarda tanımlanmış idari işlem isimleri dışında bir idari düzenleyici işlem yaratırsa, bunlar yönetmeliklerin tabi olduğu hükümlere uymalıdır. Yönetmelikler ise iki temel unsur taşımalıdır: i) Üst norma uygun olmalı, ii) Usulüne uygun yayın veya ilan yoluyla kamuoyuna duyurulmalıdır. Hadi bu genel/anayasal zorunluluğu bir kenara koyalım. 17.2.2006 tarihli ve 26083 sayılı Resmi Gazete’de bir yönetmelik yayınlandı: ‘Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’. Bir yasa ya da düzenleyici idari işlem bu yönetmeliğe de uygun olmalıdır: i) Düzenleme yetkisini hangi kanundan aldığını açıkça göstermelidir, ii) Maddeler gerekçeli olmalıdır, iii) Bu yönet-melikten sonra ‘artık’ bir düzenleyici işlemin adı ‘Yönerge’ olamaz, iv)Yönetmelik hükmün-deki ‘Yönerge’nin yayınlanması veya ilanı suretiyle duyurulması gerekmektedir. Bu açıklamalarımızla KİHBİ Bilgi Toplama Yöner-gesinin, hukuka aykırı olduğu sanırız kendiliğinden anlaşılmış oluyor.

    Kaynak: Gbt hakkında yapılan gazete haberi gbt fişleniyoruz

    Resmi gazetede yayınlanmayan yönetmelik yasalmıdır ?
     
  2. balkan12cc

    balkan12cc New Member

    Mesajlar:
    13
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    Cevap: GBT nasıl silinir

    Şimdi insan suçişlemiş cezasını cekmiş fakat yetmiyor emniyet kayıtlarında her defasında yasalllığı tartışmalı çünkü yayyınlanmayan bil yönerge ile kimsenin görmediği sıradan heran gibir memur bakıyor elindeki cihazla ve herkesin içinde sen zamannında dolandırıcılık yapmışsın ,fuhuş ,yapmışsın ,ve ya adam dövmüşsün ,vs ne ise otamatikman tekrar yargılanıyorsun orada ve tüm hayatın biranda siliniyor tüm dostlarının yanında küçük düşürülüyorsun , şimdi gelelim maddelere ve işin hukuksuzluk boyutuna bakalım
    Arşiv bilgilerinin istenmesi
    Madde 10- (1) Arşiv bilgileri;
    a) Kullanılış amacı belirtilmek suretiyle, kişinin kendisi veya vekâletnamede açıkça belirtilmiş olmak koşuluyla vekili,
    b) Bir soruşturma veya kovuşturma kapsamında Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim veya mahkemeler,
    c) Yetkili seçim kurulları,
    d(2) Kanunda açıkça belirtilmediği takdirde, kişi hakkında alınacak bir karar veya yapılacak bir işlemle ilgili olarak, bir yakınının adlî sicil ve arşiv kayıtları istenemez ve bu bilgiler, kişiyi herhangi bir haktan yoksun bırakmak için dayanak olarak kullanılamaz.
    (3) Onsekiz yaşından küçüklerle ilgili adlî sicil ve arşiv kayıtları; ancak soruşturma ve kovuşturma kapsamında değerlendirilmek üzere Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim veya mahkemelerce istenebilir.
    Adlî sicil ve arşiv bilgilerinin gizliliği
    Madde 11- (1) Adlî sicil ve arşiv bilgileri gizlidir. Bu bilgiler, görevlilerce açıklanamaz ve bu Kanun hükümlerine göre verilen kişi, kurum ve kuruluşlarca veriliş amacı dışında kullanılamaz) Özel kanunlarda gösterilen hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşları,

    Tarafından istenebilir. şimdi bu kadar zor şartlarda kişinin adli sicil arşiv bilğilerine bakılabilirken tak sıradan bir memur hiç bir izne tabi olmadan 7 secerene bakabiliyor
    Şimdi anaysaya bakalım
    MADDE 20 - KİŞİSEL BİLGİLERİN KORUNMASI
    Kişisel bilgilerin korunması
    Madde 20- (1) Herkes, kendisiyle ilgili kişisel bilgi ve verilerin korunması hakkına sahiptir.
    (2) Bu bilgiler, ancak kişinin açık rızasına veya kanunla öngörülen meşru bir sebebe dayalı olarak kullanılabilir. Herkes, kendisi hakkında toplanmış olan veya kayıtlarda yer alan bilgilere erişme, bunlarda düzeltme yaptırma ve bu bilgilerin amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenme hakkına sahiptir.
    7 yorum:
    M. Zeki AKTAŞ dedi ki...
    (1) Herkes, kendisiyle ilgili kişisel bilgi ve verilerin korunması hakkına sahiptir. Kişisel bilgi ve verilerin başkaları tarafından kullanılarak zarara uğratılması halinde devlet tarafından zararın karşılanması şarttır.
    (2) Bu bilgiler, ancak kişinin açık rızasına veya kanunla öngörülen meşru bir sebebe dayalı olarak kullanılabilir. Herkes, kendisi hakkında toplanmış olan veya kayıtlarda yer alan bilgilere erişme, bunlarda düzeltme yaptırma ve bu bilgilerin amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenme hakkına sahiptir.
    Şimdi de ifşa etme suçuna bakalım yayma yani

    MADDE 135. - (1) Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir.

    (2) Kişilerin siyasî, felsefî veya dinî görüşlerine, ırkî kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlâkî eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydeden kimse, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.

    Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme

    MADDE 136. - (1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

    Nitelikli hâller

    MADDE 137. - (1) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların;

    a) Kamu görevlisi tarafından ve görevinin verdiği yetki kötüye kullanılmak suretiyle,

    b) Belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,

    İşlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

    Verileri yok etmeme

    MADDE 138. - (1) Kanunların belirlediği sürelerin geçmiş olmasına karşın verileri sistem içinde yok etmekle yükümlü olanlara görevlerini yerine getirmediklerinde altı aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.

    Şikâyet

    MADDE 139. - (1) Kişisel verilerin kaydedilmesi, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme ve verileri yok etmeme hariç, bu bölümde yer alan suçların soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır.

    Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması

    MADDE 140. - (1) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
    Takdir sizin
     
  3. kesper

    kesper Member

    Mesajlar:
    38
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    6
    Cevap: GBT nasıl silinir

    Önce adli kaydını sildirmelisin daha sonra emniyetten gbt kaydının silinmesini istemelisin onlarda silmedilermi içişlerine dava açarsan adli kaydım ve arşiv kaydım silindiği halde emniyet te gbt kaydım silinmiyor silmiyorlar hangi madde hangi kanuna göre işlem yapıldığıda belirsiz hiç bir kurum adli mercilerin üzerinde bir işlem yapamaz yasal olmayan bu fişleme türünden anayasanın 20. maddesi uyarınca ivedilikle emniyetteki fişleme kayıtlarımın tamamen silinmesini yüce mahkemenizden arz ederim
     
    Last edited: 9 Eylül 2012
  4. anderr

    anderr Member

    Mesajlar:
    48
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    6
    1 KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU TAVSİYE KARARI ŞİKÂYET NO :03.2013/54 KARAR NO :2013/83 ŞİKÂYETÇİNİN ADI, SOYADI/UNVANI : ŞİKÂYETÇİNİN ADRESİ : ŞİKAYET EDİLEN İDARE ŞİKAYET EDİLEN İDARE : İçişleri Bakanlığı ŞİKAYETİN KONUSU : …. yıl önce (15 yıldan fazla) işlenen İçişleri Bakanlığı’ınca ……. . . . . . . . . . . . . . . . . . . şikayetçi hakkında tutulan kayıtların silinmesi istemine ilişkin. ŞİKÂYET BAŞVURU TARİHİ : 02.04.2013 KARAR TARİHİ :26/11/2013 USÛL I-ŞİKÂYET BAŞVURU SÜRECİ 1) Yukarıda açık kimliği yazılı başvuranın, Kuruma müracaatı üzerine yapılan inceleme ve araştırma sonucu ilgili Kamu Denetçisi 03.2013/54 şikayet ve 03.2013/517 karar sayılı dosya üzerinden Kamu Başdenetçisine sunduğu önerisinde, 28/03/2013 tarihli ve 28601 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 41/1-a, 46/1 maddeleri ve İmza Yetkileri Yönergesinin 7 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, şikayetin kabul edilerek ilgili idareye tavsiyede bulunulması gerektiğini belirtmiştir. II-ÖN İNCELEME SÜRECİ 2) Yapılan ön inceleme neticesinde şikayet dosyasının Kamu Başdenetçisine sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir; OLAY VE OLGULAR I-ŞİKAYETİN KONUSU, HUKUKİ SEBEPLER VE İSTEMİN ÖZETİ 3) Şikâyetçi, ……. yılında (14 yaşında) işlediği üç adet şuça ilişkin olarak Adalet Bakanlığı tarafından tutulan adli sicil kayıtlarından bu bilgilerin silindiğini ancak bu bilgilerin hala 2 İçişleri Bakanlığı ..... ....... ...... ...... ....... ........ ......... ........ ........ ...... ...... ...... Yönergesine istinaden tutulmaya devam edildiğini; bu yüzden GBT ..... ....... sorgulamalarında yüzüne karşı bu şuçların söylendiğini ve aile fertlerinin önünde kendisine şuçlu muamelesi yapıldığını ve havalimanlarındaki pasaport kontrollerinde bekletildiğini belirtmiş, …. yıl once işlediği suçlara ilişkin olarak İçişleri Bakanlığı tarafından insan haklarına ve hukuka aykırı olarak tutulmaya devam edilen bu kayıtların silinmesi ve magduriyetinin giderilmesi talebi ile Kurumumuza başvurmuştur. II-ŞİKAYET KONUSU OLAYLAR A) Dosyadaki bilgi ve belgelerin özeti: 4) Dosyadaki belgeler: Ek-1) Ön İnceleme Formu (1 sayfa) Ek-2) Şikayet Başvuru Formu (10 sayfa) Ek-3) İnceleme ve Hazırlık Tutanağı (2 sayfa) Ek-4) Birleştirme Kararı (1 sayfa) Ek-5) Dava Açma Süresinin Yeniden Başlaması Bildirimi ve Telefon Tutanağı (2 sayfa) Ek-6) Adalet Bakanlığının 27/06/2012 Tarih ve 11992 Sayılı Yazısı (1 sayfa) Ek-7) İçişleri Bakanlığının Cevabi Yazıları (5 sayfa) Ek-8) Adalet Bakanlığının 31/08/2013 Tarih ve 19260 Sayılı Yazısı (1 sayfa) Ek-9) Kurumumuzun İçişleri Bakanlığı’ndan Bilgi ve Belge Talebi Yazısı (2 sayfa) Ek-10) İçişleri Bakanlığının 29/8/2013 Tarih ve 3327 Sayılı Cevabi Yazısı (54 sayfa- 1 cd) B) Olaylar 5) Şikâyet başvuru dilekçesindeki ilgili olaylar özetle şöyledir: Şikâyetçinin, …. yılında (14 yaşında) işlediği üç adet ………suçuna ilişkin olarak ...... Asliye Ceza Mahkemesinde ve ...... Sulh Ceza Mahkemesinde ceza aldığı, bu suçlara ilişkin bilgilerin Adalet Bakanlığı tarafından adli sicil kayıtlarında ve İçişleri Bakanlığı tarafından GBT ……. kayıtlarında tutulduğu; Adalet Bakanlığı’na tutulan adli sicil kayıtların silinmesi için başvurduğu, Adalet Bakanlığı’nın 22/5/2012 tarihli yazısında söz konusu kaydın 5352 sayılı Adli Sicil Kanunun 14. ve geçici 2. maddeleri uyarınca adli sicil kayıtlarından silindiği şeklinde cevap verdiği, İçişleri Bakanlığı Kaçakçılık Daire Başkanlığı’na 10/8/2010 tarihinde, Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER)’ne 07/9/2012 tarihinde, Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu’na 3 16/11/2011 tarihinde İçişleri Bakanlığı tarafından tutulan GBT …………….kayıtların silinmesi için başvurduğu, İçişleri Bakanlığı tarafından söz konusu kayıtların İçişleri Bakanlığı ..... ....... ...... ...... ....... ........ ......... ........ ........ ...... ...... ...... Yönergesine istinaden tutulduğu ve işlenen suçların yönergenin …. maddesine girmediğinden yönergenin üçüncü bölümünün .. bendinde belirtilen “İPTAL” koşullarının oluşmamasından dolayı bu kayıtların silinmediği şeklinde cevap verdiği, Ayrıca BİMER üzerinden Adalet Bakanlığına 22/8/2012 tarihinde Jandarma ve Emniyet Teşkilatı tarafından tutulan kayıtların silinmesi için başvuruduğu, Adalet Bakanlığı’nın 31/8/2012 tarihinde Adalet Bakanlığı bünyesinde tutulan adli sicil kayıtlarının 5352 sayılı Adli Sicil Kanunun 14. ve geçici 2. maddeleri uyarınca adli sicil kayıtlarından silindiği ancak Jandarma ve Emniyet Teşkilatında tutulan GBT ……………. fişlerindeki kayıtlarının silinmesi konusunda herhangi bir görev ve yetkilerinin olmadığı şeklinde cevap verdiği anlaşılmıştır. III-ŞİKÂYET KONUSU İLE İLGİLİ MEVZUAT 6) Konuyla ilgili olarak uluslararası ve ulusal mevzuata aşağıda ayrı ayrı değerlendirilmiştir. A-ULUSLARARASI MEVZUAT: 7) Avrupa Birliği Temel Haklar Bildirgesi’nin 8 inci maddesi; “1.Herkes kendisi hakkındaki kişisel verilerin korunması hakkına sahiptir. 2.Bu tür veriler açıkça belirtilmiş amaçlarla dürüst biçimde ve ilgili olduğu kişinin rızası temelinde ya da yasalarca/hukuk tarafından öngörülen diğer meşru temellerle işlenmelidir. Herkes kendisi hakkında toplanmış verilere ulaşım ve düzeltme hakkına sahiptir.”, 8) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8 inci maddesi; “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu otoritesinin müdahalesi, ancak ulusal güvenlik, kamu emniyeti, ülkenin ekonomik refahı, dirlik ve düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için, demokratik bir toplumda, zorunlu olan ölçüde ve yasayla öngörülmüş olmak koşuluyla söz konusu olabilir.” şeklinde düzenlenmiştir. 9) Bu Bildirge ve Sözleşme’nin 8 inci maddesinin ilk fıkrasında tanınan hakların korunması ve kullanılması, ikinci fıkrasında ise bu haklarda hangi hallerde sınırlı olmak kaydıyla kısıtlamalar yapılabileceği hususları düzenlenmiştir. 10) Bununla birlikte 28/1/1981 tarihinde Avrupa Konseyi bünyesinde “Kişisel Verilerin Otomatik İşlemden Geçirilmesi Sürecinde Bireylerin Korunması Hakkında Sözleşme (108 nolu Sözleşme)” imzaya açılmış ve aynı tarihte bu sözleşme Konsey üyesi diğer devletlerle birlikte Türkiye tarafından da imzalanmıştır. Bu Sözleşme’nin 2 nci maddesi, kişisel veriyi belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait tüm bilgiler şeklinde tanımlamakta olup Sözleşme’nin 5 inci maddesinde kişisel verilerin açıkça belirlenmiş meşru amaçlar için, toplanma gerekçesiyle sınırlı olmak ve gerekli olan süreyi aşmamak şartlarıyla tutulabileceği kurala bağlanmıştır. Yine Sözleşmenin 6 ncı maddesinde, kişinin ırkı ve etnik kökeni, siyasi düşüncesi, dini veya benzer inançları, sağlık, cinsel hayat ve ceza mahkûmiyetleriyle ilgili verileri hassas veri olarak kabul edilerek, bunların toplanmasına ve işlenmesine ulusal 4 mevzuatta koruyucu tedbirlerinin alınması şartıyla izin verilebileceği belirtilmiştir. Bu sözleşmenin “İstisnalar ve takyitler” başlıklı 9 uncu maddesinde ise kişisel verilerin ancak kanunla düzelenmiş ve demokratik bir toplumda gerekli önlemler niteliğini taşıyan, devletin ve kamunun güvenliği, devletin ekonomik çıkarları ya da suçun önlenmesi veya veri sahibinin veya diğer kişilerin haklarını koruma amacıyla istisnalara tabi olabilecekleri belirtilmiştir 11) Ancak söz konusu Sözleşmenin 4 üncü maddesi gereğince, Sözleşmenin onaylanabilmesi için imzalayan devletin, Sözleşmede öngörülen ilkeler çerçevesinde bir yasa çıkarması gerekmektedir. 2008 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisine yasalaşması için sunulan ancak çeşitli nedenlerle kadük olan “Kişisel Verilerin Korunması Kanun Tasarısı”nın hazırlanmasında esas alınan temel hukuki dayanak bu sözleşmedir. B-ULUSAL MEVZUAT 12) Anayasamızın 20 nci maddesine göre “Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak; kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla belirlenir.” Ayrıca Anayasa’mızın “II. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesi “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” şeklinde düzenlenmiş ve hangi hallerde temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılacağı belirlenmiştir. 13) 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53.maddesine göre; “(1) Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin Kanuni sonucu olarak; a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten, b) Seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan, c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan, d) Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten, yoksun bırakılır. (2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz. (3) Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir. (4) Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz. 5 (5) Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet halinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Bu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla sadece adlî para cezasına mahkûmiyet halinde, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Hükmün kesinleşmesiyle icraya konan yasaklama ile ilgili süre, adlî para cezasının tamamen infazından itibaren işlemeye başlar. (6) Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar.” hükmünü içermektedir. 14) 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kişisel verilerin kaydedilmesi” başlıklı 135 inci maddesi “(1) Hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir. (2) Kişilerin siyasî, felsefî veya dinî görüşlerine, ırkî kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlâkî eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydeden kimse, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.” şeklinde düzenlenmiş ve kişisel verileri hukuka aykırı bir şekilde kaydeden kimselere verilecek ceza belirlenmiştir. 15) 3152 Sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un “…………………………………” başlıklı 13 üncü maddesi “…………………………………………………….. görevleri şunlardır:…c) Suç işleyip ele geçmeyen kişilerin, çalınan veya kaybedilen motorlu taşıtların, ateşli silahların, kimliği ispata yarayan her türlü belgelerin kayıtlarını tutarak güvenlik kuvvetlerine bildirmek, görevli kuruluşlarla ilgili kuvvetleri arasında koordinasyon sağlamak.”; aynı Kanun’un “Bakanlığın düzenleme görev ve yetkisi” başlıklı 33 üncü maddesi “Bakanlık, kanunla yerine getirmekle yükümlü oldukları hizmetleri; tüzük, yönetmelik, tebliğ, genelge ve diğer idari metinlerle düzenlemekle görevli ve yetkilidir.” şeklinde düzenlenmiş ve bu hükümlerle İçişleri Bakanlığı’na 3152 sayılı Kanunun 13. maddesinin c bendinde sayılı kayıtların tutulması hususunda tüzük, yönetmelik, tebliğ, genelge ve diğer idari metinlerle düzenleme yapma yetkisi verilmiştir. 16) 2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu’nun Ek Madde 7 si “Polis, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Anayasa düzenine ve genel güvenliğine dair önleyici ve koruyucu tedbirleri almak, emniyet ve asayişi sağlamak üzere, ülke seviyesinde istihbarat faaliyetlerinde bulunur, bu amaçla bilgi toplar, değerlendirir, yetkili mercilere veya kullanma alanına ulaştırır. Devletin diğer istihbarat kuruluşlarıyla işbirliği yapar…”şeklinde düzenlenmiştir. 17) 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu’na istinaden çıkartılan Jandarma Teşkilatı Görev ve Yetkileri Yönetmeliği’nin “Genel Görevler” başlıklı 42 nci maddesi “Jandarma; emniyet ve asayişi sağlamak, kamu düzenini korumakla yükümlü olup, bu görevlerini iki şekilde yürütür. 6 e. Eski hükümlülerin, sabıkalı ya da şüpheli ve serserilerin, iş ve ilişkilerini araştırır. Belirli zaman aralıklarıyla çevrelerinde gizlice soruşturur ve elde ettiği bilgileri kayıtlara geçirerek; toplumun emniyet ve asayişi yönünden, gerekli önlemleri alır. Bu gibilerin suç işlemesini önler. Jandarmanın bu konuya ilişkin görevleri bir yönergede gösterilir. f. Suç faili olarak aranan kişilerin, izlenmesi ve ele geçirilmesi amacıyla gerekli teşkilatı kurar, kayıtlarını tutar, diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla işbirliği sağlar. Bu konuyla ilgili ayrıntılar, bir yönergeyle düzenlenir.” şeklinde düzenlenmiştir. 18) 3152 Sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un 33 üncü maddesine istinaden İçişleri Bakanlığı’nın ...... ...... ...... Yönergesi’ni çıkardığı, bu yönergenin “Amaç” başlıklı 1 inci maddesi “…İçişleri Bakanlığı ………………………………………………… ile il, ilçe ve şube güvenlik kuvvetlerinde kurulan bilgi toplama, büro ve kısımlarının görev, yetki ve sorumluluklarını ve çalışma esaslarını, Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğüne, Anayasa düzenine ve genel güvenliğe dair önleyici ve koruyucu tedbirleri almak üzere; suç işlemesi sebebiyle aranmasına karar verilen, kaybolan, yakalansalar dahi bazı suçları işlemiş olan, kamu haklarından yararlanmaları konusunda sınırlama getirilen kişiler ile çalınan, kaybolan, gasp edilen veya bir olaya karışmaktan dolayı aranan ve müsaderesine karar verilip de ele geçirilemeyen motorlu taşıtların, ateşli silahların ve kimliği ispata yarayan her türlü belgelerin, güvenlik kuvvetleri ile görevli kuruluşlar arasında koordinasyon sağlamak suretiyle kayıtlarının tutulması ve bu kuruluşlar arasında iletişimin sağlanması esas ve usullerini düzenlemektir.” şeklindedir. 19) Aynı Yönerge’nin …… uncu maddesi “Sanıkların yakalanması halinde dahi bilgi formu düzenlenecek suç türleri ve bunlar hakkında yapılacak işlemler… a)Bu maddenin (b) fıkrasında belirtilen suçları işlemiş ve yakalanmış olan sanıklar için suç türüne uygun bilgi formu doldurulur, Bilgi Toplama Programına veri girişi yapıldığında “YAKALANDI” seçeneği işaretlenir ve bilgi formunun ortasına “YAKALANDI” kaşesi basılır. Bilgi Toplama Programının “SUÇ DETAY BİLGİLERİ” sayfasındaki bölüme ve ilçe güvenlik kuvvetinde ve emniyet şube müdürlüklerinde kalan bilgi formuna soruşturma evrakının Cumhuriyet Başsavcılığına gönderiliş tarih ve numarası yazılır. b) Sanığı yakalanmış olsa dahi hakkında bilgi formu açılacak suç türleri. YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILAN KANUNLARIN KARŞISINA YERİNE KONAN KANUNLAR YAZILMIŞ OLUP İŞLEMLERDE YENİ KANUN DİKKATE ALINACAKTIR. S.NO YÜRÜRLÜKTEN KALKAN KANUN VE MADDELERİ YENİ KANUN VE MADDELERİ … … … 33 TCK 491,492,493,494 ……. suçu. T.C.K. Madde 141,142,143,144,145,146- … … …” şeklinde düzenlenmiştir (EK:10/9-54). 20) Ayrıca Yönergenin “ Şahıslar hakkında açılmış olan bilgi formlarının iptal edilmesi” başlıklı …….. inci maddesi “8) Yönerge’nin ……. maddesinde yazılı suçlardan birini işlediğinde 18 7 yaşını doldurmamış küçükler hakkında mahkumiyet kararı verilmiş olsa dahi suç tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde Yönerge’nin ……… maddesindeki suç türlerinden birini işlememiş olmak kaydıyla bilgi formu iptal edilir. Suç kaydı silindikten sonra Yönergenin … maddesindeki suçlardan birini işlediği tespit edilenlerin, işlemiş olduğu silinen suç kaydı tekrar programa girilir.” şeklinde düzenlenmiştir. 21) 5352 sayılı Adli Sicil Kanun’un “Adlî sicil ve arşiv bilgilerinin silinmesi” başlıklı 12 nci maddesinde “Arşiv bilgileri; a) İlgilinin ölümü üzerine, b) Anayasanın 76 ncı maddesi ile Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda bir hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren; 1. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşuluyla onbeş yıl geçmesiyle, 2. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınması koşulu aranmaksızın otuz yıl geçmesiyle, c) Diğer mahkûmiyetler bakımından kaydın arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren beş yıl geçmesiyle, tamamen silinir. (2) Fiilin kanunla suç olmaktan çıkarılması halinde, bu suçtan mahkûmiyete ilişkin adlî sicil ve arşiv kayıtları, talep aranmaksızın tamamen silinir. (3) Kanun yararına bozma veya yargılamanın yenilenmesi sonucunda verilen beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararının kesinleşmesi halinde, önceki mahkûmiyet kararına ilişkin adlî sicil ve arşiv kaydı tamamen silinir.” şeklinde düzenlenmiştir. IV-ŞİKÂYET KONUSUNA İLİŞKİN UYGULAMALAR 22) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin konuyla ilgili olarak verdiği bazı karar örnekleri; 22/a-Rotaru-Romanya Kararı (2000): Bu davada, Romanya İstihbarat Örgütü’nün başvurucu hakkında tuttuğu gizli dosya ele alınmıştır. İlgili devlet, dosyada yer alan bilgilerin özel yaşama ilişkin olmadığını, kamusal alandaki faaliyetlerle ilgili olan bilgileri içerdiğini ileri sürmüşse de, Mahkeme, 108 sayılı Sözleşme’nin kişisel veri tanımına atıfla, bunu kabul etmemiştir. AİHM, terörle mücadelede özel yöntemlerin kullanılabileceğini kabul ederek, istisnaî hallerde ve bir yasal düzenlemeye dayanmak şartıyla, demokratik bir toplumda milli güvenlik ve/veya asayişin bozulması ya da suçun önlenmesi gibi amaçlar dâhilinde veri toplanabileceğini kabul etmektedir (Rotaru-Romanya para. 57-58). AİHM, yetkili otoriteler tarafından kişinin kamusal hayatına ilişkin bilginin sistematik olarak toplandığı ve saklandığı durumları özel hayat kapsamında değerlendirerek, bunun kişinin çok uzak geçmişiyle ilgili bilgiler içermesi halinde dahi geçerli olduğunu ifade etmiştir. Mahkeme, yürürlükte olan yasanın milli güvenliği etkileyecek bilgilerin toplanmasına, kaydedilmesine ve gizli dosyalarda arşivlenmesine izin verdiğini saptamış ancak bu yasanın AİHS ile uyumlu olmadığını tespit etmiştir. AİHM, hangi koşullar altında, hangi amaçla, ne kadar süreyle kamu otoritelerinin özel hayatla ilgili bilgileri saklayacağı ve kullanacağının belirsizliğini, istismarlara karşı hiçbir önlem alınmamasını, kötüye kullanımı engellemeye yönelik etkili denetim mekanizmalarının öngörülmemesini ve verilerin 8 değerlendirilmesine ilişkin hukuki sınırlar çizilmemesini, AİHS’nin 8.maddesinin ihlali olarak görmüştür (Rotaru v.Romanya para.57 ve 59). 22/b-Segerstedt-Wiber ve Diğerleri-İsveç (2006): Bu davada ise kişisel verilerin kamu birimleri tarafından toplanması ve saklanması incelenmiştir. Başvurucular, kişisel verilerinin gizli polis biriminde saklanmasının ve bunların içeriği hakkında kendilerine bilgi verilmemesinin AİHS 8. maddeye aykırı olduğunu ileri sürmüşlerdir. AİHM saklanan bilgilerin özel hayata ait bilgiler olduğunu tespit etmiştir. Ancak, ilk başvurucu bakımından, bu bilgilerin bir kısmının suçun önlenmesi amacı taşıması nedeniyle ihlal bulmamıştır. Aynı şekilde saklanan verilerin tamamının başvuruculara açıklanmamasını da, ilgili yasanın buna izin verip, yeterli güvenceyi sağladığı gerekçesiyle 8. maddeye aykırı bulmamıştır. Buna karşılık Mahkeme, diğer başvurucular açısından, toplanan ve muhafaza edilen verilerin katıldıkları siyasi faaliyetler ilgili olması ve bu faaliyetlerin taraf devletin milli güvenliğini tehdit ettiğine dair yeterli kanıtın olmamasından hareketle, bu verilerin sürekli saklanmasının, Sözleşme’nin 8.maddesini ihlal ettiği sonucuna varmıştır.(Segerstedt-Wiber ve Diğerleri-. İsveç para.88-92) 23) Danıştay 10. Dairesi 23.05.2012 tarihli 2008/…….. Esas 2012/……… Karar sayılı kararı ile sabıka kaydının silinmesinden sonra, GBT kaydının silinmesi istemiyle Emniyet Genel Müdürlüğüne yapılan başvurunun reddedilmesinden sonra bu red işleminin iptali istemiyle açılan dava sonucunda ……. ….. İdare Mahkemesince “ kamu güvenliğinin sağlanması, suç ve suçluyla mücadelenin etkin şekilde sağlanması amacıyla çıkartılan …….. Yönergesinde bazı suç tiplerinden mahkum olanlar hakkında genel bilgi toplama kaydının tutulacağının belirtildiği, anılan Yönerge’nin ….maddesinin … bendinde sayılan … suçundan mahkum olan davacı hakkında Yönerge hükümlerine uygun olarak kayıt tutulduğunun anlaşıldığı bu durumda davacının genel bilgi toplama kaydının silinmesine ilişkin yaptığı başvurunun reddine ilişkin davalı idarenin işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı” gerekçesiyle verilen davanın reddine ilişkin kararın Onanmasına karar vermiştir. V-İNCELEME, ARAŞTIRMA ve SONUÇ A) Şikâyetçinin İddiaları 24) Şikayetçi, ……. doğumlu olduğunu ve ……. yılında (14 yaşında) işlediği üç adet şuça ilişkin bilgilerin Adalet Bakanlığı tarafından adli sicil kayıtlarında ve İçişleri Bakanlığı tarafından GBT Genel Bilgi Toplam kayıtlarında tutulduğunu; 25) Adalet Bakanlığı’na tutulan kayıtların silinmesi için başvurduğunu, Adalet Bakanlığı’nın ……….. tarihli cevabi yazıda söz konusu kaydın 5352 sayılı Adli Sicil Kanunun 14. ve geçici 2. maddeleri uyarınca adli sicil kayıtlarından silindiği şeklinde cevap verdiğini; 26) İçişleri Bakanlığı’na …………. tarihinde, Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER)’ne …………… tarihinde, Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu’na …………… tarihinde söz konusu kayıtların silinmesi için başvurduğunu, bu kurumlardan söz konusu kayıtların İçişleri Bakanlığı’nın ……………………………………………… sayılı ………………………………. 9 Yönergesi’ne istinaden tutulduğu ve işlenen suçların yönergenin ………….maddesine girmediğinden yönergenin üçüncü bölümünün … bendinde belirtilen “İPTAL” koşullarının oluşmamasından dolayı bu kayıtların silinmediği şeklinde cevap verdiğini, Adalet Bakanlığı’na …………….. tarihinde tekrar başvuruduğunu, Adalet Bakanlığı tarafından ……………. tarihinde adli sicil kayıtlarının 5352 sayılı Adli Sicil Kanunun 14. ve geçici 2. maddeleri uyarınca silindiğini ancak Jandarma ve Emniyet Teşkilatında tutulan GBT ................. fişlerindeki kayıtlarının silinmesi konusunda herhangi bir görev ve yetkilerinin olmadığı şeklinde cevap verdiğini; 27) ……………….’da yönetici olarak çalıştığını, evli ve …….çocuk sahibi olduğunu, ….. yıl önce …… yılında (14 yaşında) işlediği 3 adet suçla ilgili kayıtların İçişleri Bakanlığı’nın …………………………………………………………………….………. sayılı …….. Yönergesine istinaden hala tutulmaya devam edilmesinden dolayı GBT …………..sorgulamalarında eşinin ve çocuğunun yanında suçlarının yüzüne söylendiğini ve rencide olduğunu, havalimanlarında pasaport kontrollerinde bekletildiğini; …… yıl önce çocukken işlediği bu suçların Adalet Bakanlığı tarafından adli sicil kayıtlarından silinmesine rağmen İçişleri Bakanlığı tarafından tutulmaya devam edilmesinin T.C. Anayasası'na, mevzuata ve temel insan haklarına tamamen aykırı olduğunu ve kayıtların silinmesi gerektiğini belirtmiştir. B) İlgili İdarenin bilgi ve belgeleri 28) Kurumumuzun 19/07/2013 tarih ve …….. sayılı bilgi ve belge isteme yazısına İçişleri Bakanlığı tarafından 29/08/2013 tarih ve …….. sayılı yazıyla; “a)“İlgi: 19.07.2013 tarih ve ……………….200.02.02-03.2013.54/2987 sayılı yazınız. b)……….( İçişleri Bakanlığı) …….. Yönergesi. c)31.07.2012 tarihli ve ………. sayılı (Genelge No:2012/46) yazımız. İlgi (a) yazınız ile ………………..Başkanlığı aleyhine kurumunuza şikayet başvurusunda bulunan, ...... ili nüfusuna kayıtlı …………….’dan olma ………doğumlu T.C. kimlik no:27313194998 olan…..’nin şikayetinin çözümü için bilgi ve belgeler ile varsa konuya ilişkin mahkeme kararlarının gönderilmesi istenmektedir. Konu ile ilgili Dairemiz bilgi sisteminde yapılan araştırmada;…..’nin "…….." suçundan ...... inci Asliye Ceza Mahkemesinde 2 (iki) , ...... 1 .inci Sulh Ceza Mahkemesinde 1 (bir) olmak üzere toplam 3 (üç) ayrı olaydan yapılan yargılaması sonucunda hapis ve para cezası aldığı anlaşılmıştır. Dairemiz Bilgi Sisteminde tutulan kayıtlar; 3152 sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 13/c ve 33’ncü, 2559 Sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu Ek Madde 7 ile Jandarma Teşkilat Görev ve Yetkileri Yönetmeliği’nin 42/e ve f maddelerine dayanılarak çıkarılan ilgi (b) yönerge doğrultusunda tutulmaktadır. Söz konusu yönergenin ….. maddesi gereğince sanığı yakalanmış olsa dahi hakkında bilgi formu açılacak suç türleri belirlenmiş, aynı yönergenin ….ncı maddesinde ise şahıslarla ilgili açılmış olan bilgi formlarının hangi hallerde iptal edileceği düzenlenmiştir. …. ’nin almış olduğu ceza kararlarını da içeren ilgi (b) yönergenin …. maddesinin bentlerinde yazılı suç sayılan fiilleri işleyenler hakkında, "adli makamlarca, 10 beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın düşmesi veya dava zaman aşımı nedeniyle davanın ortadan kaldırılmasına karar verilmiş ve kararın kesinleşmiş olması halinde" bilgi formları iptal edilebilmektedir. Ayrıca, aynı yönergenin ….. maddesi ile ….. maddesi kapsamına giren suçların iptalinde; af, şartlı tahliye, adli sicil kaydının silinmesi, cezanın paraya çevrilmesi, tecil edilmesi ve ceza zaman aşımının dikkate alınmayacağı kurala bağlanmıştır. Yine aynı yönergenin ….. maddesinde“ Yönerge’nin ……maddesinde yazılı suçlardan birini işlediğinde 18 yaşını doldurmamış küçükler hakkında mahkumiyet kararı verilmiş olsa dahi suç tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde Yönerge’nin ….. maddesindeki suç türlerinden birini işlememiş olmak kaydıyla bilgi formu iptal edilir. Suç kaydı silindikten sonra Yönergenin ….. maddesindeki suçlardan birini işlediği tespit edilenlerin, işlemiş olduğu silinen suç kaydı tekrar programa girilir.” şeklinde düzenlenmiştir. KİHBİ Bilgi Sisteminde tutulan kayıtlarla ilgili TBMM Dilekçe Komisyonunun ………… tarihli ve ……… sayılı yazısı gereği ……………… tarihinde TBMM Dilekçe Komisyonu Toplantı Salonunda toplantı yapılmıştır. Ayrıca;…….. (İçişleri Bakanlığı) ve Türkiye Büyük Millet Meclisine 3071 Sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanun ve 4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu doğrultusunda yapılan başvurularda; Bilgi toplama kaydı olan şahısların zor durumda bırakıldığı, diğer kişilerden farklı muameleye tabi tutulduğu, suçlarının yüzlerine söylendiği, bu bilgilerin başkalarınca duyulacak şekilde açıklandığı kişiye özel bu bilgilerden mevzuat hükümleri doğrultusunda yararlanırken gizliliğe uygun davranılmadığının tespiti üzerine ilgi (c ) genelge ile güvenlik güçlerinin merkez ve taşra teşkilatları uyarılarak bilgi toplama kayıtları kullanılırken mevzuat hükümleri doğrultusunda gerekli tedbir ve özenin gösterilmesi istenmiştir...” şeklinde cevap verilmiştir 29) Bununla birlikte konuyla ilgili şikayetler üzerine, İçişleri Bakanlığı tarafından 31/7/2012 tarih ve 2012/46 sayılı genelgenin yayımlandığı anlaşılmıştır. Bu genelgede özetle, bilgi toplama kaydı bulunanların zor durumda bırakılacakları bir şekilde diğer kişilerden farklı bir muameleye tabi tutulmamaları, suçlarının açıkça yüzüne vurulmaması, bu kişilere ait bilgilerin kesinlikle başkalarının duyacağı şekilde açıklanmaması ve kişiye özel bu bilgilerden mevzuata hükümleri doğrultusunda yararlanırken gizliliğe uygun davranılıp gereken özenin gösterilmesi gerektiği hususunda İl Emniyet Müdürlüklerinin ve İl Jandarma Komutanlıklarının gerekli özen ve hassasiyetinin gösterilmesi hususunda uyarıldığı görülmüştür VI-HUKUKA VE HAKKANİYETE UYGUNLUK YÖNÜNDEN DEĞERLENDİRME 30) Anayasanın 90 ıncı maddesinin 5 inci fıkrasında, usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde olduğu, bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı düzenlenmiştir. 11 31) Öte yandan; 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu’nun 5 inci maddesinde, kurumun idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevli olduğu belirtilmiştir. 32) Anayasa’nın yukarıda aktarılan 90 ıncı maddesinin 5 inci fıkrası uyarınca; kanunlar ile milletlerarası andlaşma hükümlerinin çatışması halinde, milletlerarası andlaşma hükümlerinin üstün olacağının düzenlendiği, öte yandan; 6328 sayılı Kanunun yukarıda aktarılan 5 inci maddesi uyarınca Kamu Denetçiliği Kurumu’nun idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışları hakkında şikayet üzerine yapacağı incelemede; salt pozitif hukukun ve iç hukukta yer alan mevzuat hükümlerinin değil, aynı zamanda hakkaniyet (yerindelik) yönünden ve insan haklarına dayalı adalet anlayışının da referans alınacağı dikkate alındığında; iç hukukta yer alan kanun ve yönetmelik hükmü ile milletlerarası andlaşma hükümlerinin çatışması durumunda milletlerarası andlaşma hükümlerine öncelik tanınması Anayasamızda belirtilmiştir. 33) Avrupa Birliği Temel Haklar Bildirgesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa Konseyi tarafından kabul edilen “Kişisel Verilerin Otomatik İşlemden Geçirilmesi Sürecinde Bireylerin Korunması Hakkında Sözleşme (108 nolu Sözleşme)” ile kişisel verilerin işlenmesi, kaydedilmesi, kullanılması, aktarılması, paylaşılması konuları başta olmak üzere ilgili hakların güvence altına alındığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte kanunla düzenlenmiş olmak şartıyla demokratik bir toplumda gerekli önlemler niteliğini taşıyan, devletin ve kamunun güvenliği, devletin ekonomik çıkarları ya da suçun önlenmesi veya veri sahibinin veya diğer kişilerin haklarının koruması amacıyla kişisel verilerin istisnalara tabi olabilecekleri belirtilmiştir. 34) Ayrıca Anayasamızın 20 nci maddesiyle herkesin kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahip olduğu, kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığını öğrenme hakkının olduğu, kişisel verilerin ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceği, kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla belirleneceği belirtilmiştir. Bununla birlikte Anayasamızın “II. Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı 13 üncü maddesiyle temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. 35) 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kişisel verilerin kaydedilmesi” başlıklı 135 inci maddesi hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verileceği; kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydeden kimseye de aynı cezanın verileceği belirlenmiştir. 36) 3152 Sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun’da, 2559 Sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nda, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev Ve 12 Yetkileri Kanunu’na istinaden çıkartılan Jandarma Teşkilatı Görev ve Yetkileri Yönetmeliğinde devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, anayasa düzenine ve genel güvenliğine dair önleyici ve koruyucu tedbirleri almak, emniyet ve asayişi sağlamak üzere ülke seviyesinde istihbarat faaliyetlerinde bulunmak, suç işlemesini önleyici tedbirler almak ve bu amaçla bilgi toplamak, değerlendirmek İçişleri Bakanlığı’na bağlı polis ve jandarma teşkilatının görevleri arasında sayılmış; bununla beraber 3152 Sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat Ve Görevleri Hakkında Kanunu’nun 33 üncü maddesiyle İçişleri Bakanlığı’na bu kanunda belirtilen görevlerini yerine getirmek için tüzük, yönetmelik, tebliğ, genelge ve diğer idari metinlerle düzenleme görev ve yetkisi verilmiş, bu görev ve yetki çerçevesinde İçişleri Bakanlığı’nın ……………………… ...... ...... ...... Yönergesi’ni çıkarttığı anlaşılmıştır. 37) İçişleri Bakanlığı’nın çıkardığı ……………………..Yönergesi’nde yapılan inceleme neticesinde;Yönerge kapsamında tutulacak kişisel veri kayıtlarının hangi koşullar altında, hangi amaçla, ne kadar süreyle tutulacağı ve kullanacağının belirsiz olduğu; kişisel verilerin işlenmesi, kaydedilmesi, aktarılması ve saklanması ile kişinin maddi - manevi varlığı ve temel hak ve özgürlüklerinin korunması arasında denge kurulmadığı; istismarlara karşı herhangi bir önlem alınmadığı ve kötüye kullanımı engellemeye yönelik etkili denetim mekanizmalarının öngörülmediği, verilerin değerlendirilmesine ilişkin hukuki sınırların çizilmediği, Yönergenin ….. maddesinde ………. madde halinde sıralanmış geniş bir suç alanının bulunduğu görülmüştür. 38) Anayasanın 20. maddesinde kişisel verilerin ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebileceğinin kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usullerin kanunla belirleneceğinin düzenlenmiş olduğu, bununla birlikte; kişilerin temel hak ve özgürlükleri bakımından önemli kısıtlamalara yol açabilecek nitelikte olan bir takım suç kayıtlarının hangi durumlarda ve ne kadar süreliğine kayıt altında tutulabileceğine ve hangi şartlarda silineceğine ilişkin düzenlemelerin Kanuni çerçevesi çizilmeden doğrudan İçişleri Bakanlığı, ………………………………………………….…. Yönergesi’nde düzenlendiği görülmektedir. Her ne kadar, Kanunla düzenlenmesi öngörülen hususlarda genel çerçeve Kanunla çizildikten sonra bir takım ayrıntıların alt düzenleyici normlarla düzenlenmesi hukuken olanaklı ise de; Yönergeye dayanak gösterilen Kanun hükümlerinde konunun genel esaslarını düzenleyen kuralların yer almadığı, konunun tüm esas ve usullerinin Yönergeyle düzenlendiği, bu durumun Anayasanın 20. maddesinde öngörülen kanunla düzenleme ve ölçülülük kuralıyla bağdaşmadığı açıktır. 39) Öte yandan bu haliyle düzenlemenin yukarıda 7. paragrafta belirtildiği gibi “herkesin kendisi hakkında toplanmış verilere ulaşım ve düzeltme” hakkına sahip olduğu, 8. paragrafta belirtildiği gibi “herkesin özel ve aile hayatına saygı, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahip olduğu, bu hakkın kullanılmasına dair bir otoritesinin müdahalesinin demokratik toplumda zorunlu olan ölçüde ve yasada öngörülmüş olmak kaydıyla söz konusu olabileceği”, 10. paragrafta belirtildiği gibi “kişisel verilerin açıkça belirlenmiş meşru amaçlar için, toplama gerekçeleri ile sınırlı olmak ve gerekli olan 13 süreyi aşmamak şartıyla tutulabileceği” ni düzenleyen Avrupa İnsan Hakları Bildirgesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Kişisel Verilerin Otomatik İşlemden Geçirilmesi Sürecinde Bireylerin Korunması Hakkında Sözleşmenin ilgili maddeleriyle de uyumlu olmadığı, 22. paragrafta belirtilen İnsan Hakları Avrupa Mahkemesinin içtihatlarıyla da bağdaşmadığı, bu konuda yasal değişiklik ve buna bağlı yönetmelik ve yönerge değişikliğine gidilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Kişinin suç işleme temayülü olduğu kabulü ile suçun işlenmesine (adı geçen şikâyetçinin) nasıl bir negatif veya pozitif iştirakinin, davranışının olduğu ortaya konmadan ucu açık süre ile kişisel verilerinin arşivde veya kayıtta bırakılması hukuka ve hakkaniyete uygun değildir. 40) Sistemde tutulan kayıtların, suçların önlenmesi konusunda kolluk güçlerine önemli veriler sunduğu yadsınamaz bir gerçek olmakla beraber kayıtların güvenlik zafiyeti doğmasına yol açmayacak şekilde suç türlerine ve cezaların ağırlık derecelerine göre yapılacak Kanuni düzenlemeyle yeniden belirlenmesi; kişisel verilerin işlenmesi, kaydedilmesi, aktarılması ve saklanması ile kişinin maddi - manevi varlığı ve temel hak ve özgürlüklerinin korunması arasında dengenin kurulması; 5352 sayılı Adli Sicil Kanunun da adli sicil ve arşiv kayıtlarının silinmesi için suçlarının niteliğine ve cezaların ağrılık derecelerine göre sürelerin öngörüldüğü gibi mevzuatla suç kayıtların tutulma süresi ve silinmesi hususunun kurala bağlanması; bu kayıtların istismar edilmesini ve kötüye kullanılmasını engellemek amacıyla etkin bir denetim mekanizmasının oluşturulması, verilere erişim konusunda yetki kullanacak kamu görevlilerinin yetkilerinin, sunulacak kamu hizmetiyle sınırlı olacak şekilde düzenlenmesi, verilecek kamu hizmeti açısından erişilmesi zorunlu olmayan verilere kamu görevlilerinin erişimi konusunda sınırlamalar getirilmesi, kademeli bir erişim sisteminin getirilmesi gerektiği düşünülmekte olup bu hususlar göz önüne alınarak Kanuni düzenleme yapılması gerekmektedir. 41) Şikayete konu somut olayda şikayetçi …….’nin …….. yılında 14 yaşındayken işlediği ……. suçunun üzerinden …… yıl geçmesi ve şikayetçinin bu süre zarfında herhangi bir suça karışmaması, işlenen suçun niteliği, suçun işlendiği zaman, yönergede suça ilişkin kayıtların tutulma için herhangi bir sürenin öngörülmemesi hususları göz önüne alındığında İçişleri Bakanlığı tarafından bu suça ilişkin kayıtların tutulmaya devam edilmesine ilişkin idari işlemde hakkaniyete uyarlılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Bu itibarla sadece yönetmelik ve yönergenin ilgili maddelerine atıfta bulunularak suç işlenmesinin önlenmesi gerekçesiyle bir kabul hukuka ve hakkaniyete uygun olmayacaktır. 42) Ayrıca AB ile müzakereler çerçevesinde “Yargı ve Temel Haklar” başlıklı 23 üncü fasıl ile “Adalet, Özgürlük ve Güvenlik” başlıklı 24 üncü fasılda kişisel verilerin korunması konusunda ve Anayasanın 17 nci maddesinde ifade edilen kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı ile temel hak ve özgürlüklerinin korunmasını sağlamak amacıyla Avrupa ülkelerinde olduğu gibi ülkemizde de kişisel verilerin korunması ve kullanılması konusunda yasal düzenlemelerin yapılmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir. VII-HAK ARAMA ÖZGÜRLÜĞÜNE İLİŞKİN YASAL MEVZUAT I-Dava Açma Süresinin Yeniden Başlaması 14/6/2012 tarihli ve 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, bu tavsiye kararı üzerine otuz gün içinde herhangi bir işlem tesis 14 edilmez veya eylemde bulunulmaz ise durmuş olan dava açma süresinin kaldığı yerden işlemeye başlayacak, 3. fıkrasına göre ise Kurumun, inceleme ve araştırmasını, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde sonuçlandıramaması halinde durmuş olan dava açma süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. II-İlgili İdarenin işlemine karşı yargı yolu 2709 Sayılı 1982 Anayasası'nın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması Başlıklı 40.maddesinin 2.fıkrasında, “Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır.” hükmü yer almakta olup, 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ilgili idarenin işlemine karşı Ankara İdare Mahkemesi’ne yargı yolu açıktır. TAVSİYE KARARI Yukarıda açıklanan gerekçeler ve dosya kapsamına göre; şikâyetin kabulüne; Ulusal ve Uluslararası mevzuat gözetilerek kişisel verilerin işlenmesi hallerinin kanunla düzenlenmesi gerekliliği karşısında bu yönde yasal düzenleme yapılması, yasal düzenleme yapılıncaya kadar, gecikmesinde sakınca olabileceğinden kişilerin mağduriyetinin önüne geçilebilmesi bakımından öncelikle ilgili Yönergede belirttiğimiz gerekçeler doğrultusunda değişiklik yapılması ve şikâyet başvurucusunun İçişleri Bakanlığı’nda bulunan daha önce hükümlendirildiğine dair kişisel verilerinin .................(GBT) kayıtlarından çıkartılma talebinin yeniden gözden geçirilmesi ve mağduriyetlerin giderilmesi konusunda İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA TAVSİYEDE BULUNULMASINA, 6328 Sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, merciince bu karar üzerine tesis edilecek işlemin ya da tavsiye edilen çözüm uygulanabilir nitelikte görülmediği takdirde gerekçesinin otuz gün içinde Kurumumuza bildirilmesinin zorunlu olduğuna, Bu kararın gereği için İÇİŞLERİ BAKANLIĞINA ve şikayetçiye tebliğine, Türkiye Cumhuriyeti Kamu Başdenetçisi’nce karar verildi. M. Nihat ÖMEROĞLU Kamu Başdenetçisi
     

Sayfayı Paylaş