Harmandalı oynamak bile romantizm olabilir

Konusu 'Sağlık' forumundadır ve тне јіģѕαw tarafından 20 Şubat 2010 başlatılmıştır.

  1. тне јіģѕαw

    тне јіģѕαw 9 Million Sam

    • Platin Üye
    Mesajlar:
    59.823
    Aldığı Beğeni:
    505
    Ödül Puanları:
    113
    Romantizmin sadece mum ışıkları, pahalı hediyeler ya da tangodan ibaret olmadığını söyleyen Psikolog Sinem Demir: Çift birbirine sevgi ve saygıyla bakıyorsa, harmandalı bile oynayabilir

    Medical Park Fatih Hastanesi'nden Klinik Psikolog Sinem Demir, romantizmin algılanış biçimi ve ilişkilere nasıl yansıdığıyla ilgili sorulara yanıt verdi.

    Duygusal ilişkilerde romantizmi nasıl tanımlamak gerekir?
    Romantizm; sadece birkaç gün veya birkaç saat yaşanmayıp, devamlılığı olan; tek ifade yolu 'tüketim' (bir şeyler satın almak) olmayan; karşındaki kişiye ılımlı duygular hissetme ve bu duyguları gösterme bütünüdür. Karşındakine 'Benim için herkesten farklısın ve özel bir anlamın var' mesajı vermek büyük önem taşır.

    Gevşeklik sayılıyor
    Cinsiyet rollerinin romantizmde etkisi var mı?

    'Harbi olmak', 'delikanlı' olmak gibi olgular, ılımlı duygulara ve bu duyguların dışa vurulmasına tepkili iken; yıkıcı, sert yaklaşımlarla sevgiyi ifade etmeyi 'mertçe/sonuna kadar sevmek' olarak kabul edebiliyor. ('Ya benimsin ya toprağın', 'ölümüne severim' gibi) 'Erk' duygusunun ılımlı değil katı, şefkatli değil cezalandırıcı, sahiplenici değil 'sahip olan' hali, romantizmi her şekliyle 'gevşeklik/yapmacıklık' olarak görebiliyor.

    Neden daha çok erkekler romantizme karşı dirençli oluyor?
    Bir güç kaybı, ödün verme, şımartma olarak görülebiliyor. Erkek ve kadın arasındaki ilişkinin 'didişme/mesafe' ile sürmesinin 'gerçek/kalıcı' ilişki biçimi olduğu; romantizm ve benzer ılımlı duyguların paylaşımının ise cicim aylarına özgü ve 'geçici' olduğu algısı var. Pek çok ailede erkek, annesi/kız kardeşleri başta olmak üzere, doğduğu aileye duygusal olarak zimmetli.

    Romantizm bilinen kalıpların dışına da çıkamaz mı?
    Romantizm tek tip davranışlardan ibaret olmak zorunda değil; karşılıklı harmandalı oynamak da, incitici ve aşağılayıcı olmayan didişmeler de romantik olabilir; şayet çift birbirine o anda sevgi ve saygı ile bakıyorsa...

    Kadınlar sanıldığı gibi hep romantik midir?
    Kadınlara bakıldığında ise romantizm konusunda daha çok 'bekleyen, sınayan ve beklediğini alamayınca küsen' konumunda kalabiliyorlar. Erkek olmayı 'bastı mı yeri inletmek/ağır olmak' ile bir arada ele alan kadınlar ise romantik davranışları itici, yapmacık bulabiliyorlar.

    Jestler önemlidir!
    Ne gibi davranışlar kadını hayal kırıklığına uğratıyor?

    Sadece kadının değil, çiftten birinin romantizm yaşama çabası varsa ve bu konuda sürekli reddediliyorsa, karşı tarafın 'sudan sebeplerle kavga çıkartma' olarak adlandırdığı olaylar sıklıkla yaşanabiliyor. Örneğin; akrabaların yanında el ele tutuşmak için uzatılan eli geri çevirmek, arkadaşların yanında aşağılamak gibi davranışlar, duygusal bir ilişkinin tutku/ait hissetme gibi boyutlarını zedeleyebiliyor. O tür anlarda başkalarının yanında yapılan romantik jestler, ilişkiyi taçlandırır, duygusal harcı sağlamlaştırır.

    Ekonomik durum, aşkı etkiler mi?
    Fiziksel ihtiyaçlarımızı karşılamadan romantizme yönelemiyoruz. Eğer gelir yetersizliğinin adaletsiz bir yönü olduğuna inanılıyorsa ve bu konuda bir şey yapılamayacağı düşünülüyorsa, bunun yarattığı öfke ve çaresizlik hissi, kişinin içsel enerjisini ağırlıklı olarak bu konuya yöneltmesine yol açabilir. Ancak gelir düzeyinin düşük olması, duygusallık ve romantizm gibi konuları hayattan çıkarmanın normal olduğu anlamına gelemez. Her halükarda, romantizm ihtiyacının tamamen bastırıldığı kişi, grup ve ülkelerde duygular aşırı derecede katılaşır; kendi içindeki katılığın dış dünyaya yansıtılmasıyla, 'diğerleri' olumsuz ve tehdit edici olarak algılanır. Çevrede kendine sürekli düşmanlar arama ve yaratılan düşmanlarla savaşma gibi durumlar oluşabilir.

    Evlendikten sonra değişenlerden misiniz?
    Aşırı gerçekçiler:
    Sadece tipik romantik jestlere değil, duygusal ilişkide beklenecek her tür ılımlı duyguya tepkili olmak, kişilikte bir katılaşmayı düşündürebilir. Böyle bir kişilikte, hayata 'aşırı katı bir gerçeklik' penceresinden bakma ve ılımlı düşünceleri 'saçma bulma' gibi özellikler de görülebilir. Böyle bir kişinin temel motivasyonu 'güçlü ol, yumuşarsan gücünü kaybedersin' olabilir.

    Ödün verdiğini sananlar: Romantizm, hoşgörü ve şefkat gibi duygulara direncin bir sebebi de, karşı tarafa sevgi göstermenin 'kendinden ödün vermek' gibi görülmesi olabilir. Örneğin, flört esnasında zirvede olan romantizmin evlendikten sonra tamamen sönmesi...

    Tutkusuzlar: Sadece o ilişkide, romantizme ve benzer ılımlı duyguların davranışa dönmesine bir direnç yaşanıyorsa (karşılıklı veya bir tarafın diğerine hissettiği) tutku duygusu yetersiz olabilir. Tutku duygusu, kimi için 'vücutlar arası kimyasal uyum'dan ibarettir. Ancak bunun da ötesinde, diğer kişinin 'uygunluğu' konusunda tereddüt yaşanıyorsa, tutku ve aidiyet hissini besleyen romantizme direnç oluşabilir. Geleceği olmadığını bildiğiniz (bu ilişki, evlilik bile olsa), saygı, sevgi ve emek içermediğini düşündüğünüz bir ilişkide inanç sarsılmıştır. 'Daha sonra yanımda olmayacak, hatta şimdi bile tam olarak benimle değil' düşüncesiyle o ilişkide romantizm, bir yük haline gelebilir. Hatta bir 'boşluk' duygusunu tetikleyebilir.

    Yalnızlar romantizm kapılarını açık tutsunlar
    Birlikteliği olmayan insanların romantik duygularını 'canlı' tutmaları; hayalperestlik değil, son derece sağlıklı bir durumdur! 'Yanlış' olduğu düşünülen bir ilişkide yaşanan romantizm sıkıntı bile yaratabilir; ancak ne isteyip ne istemediğini bilen ve sırf yalnız kalmamak için 'yanlış' olduğunu düşündüğü ilişkilere yönelmeyen bir kişinin tek başına yaşayacağı romantik duygular, daha fazla keyif verir. Yalnızlığa yüklenen anlam sadece 'bedbahtlık, başarısızlık' olmazsa, romantik duyguları canlı tutma kapasitesi artar. Yalnız bir kişi, hayatın içinde daha fazla yer alarak 'yaşam enerjisini' hareketli tutar; romantik duygular da bu enerji kanalıyla sağlıklı bir şekilde açığa çıkabilir.

    Denge kurmak şart!
    İç dünyada zaman zaman 'o' kişi ile yaşanacak anların hayalini kurmak, gerçek ile hayal arasındaki dengeyi kaybetmeden yapıldığında, sağlıklıdır. Bu duyguların dosyasını tamamen kapatıp, dosyayı da bodruma atarsanız, gittikçe katı, içe dönük veya kontrolsüz bir düzeyde kendini çevreye adayan, kendi dünyasına kimseyi yaklaştırmayan bir kişi haline gelebilirsiniz.
     

Sayfayı Paylaş