hz isanın gelişi isanın yeryüzüne inişi isa gerçekleri kıyamet isası

Konusu 'Dini Hikayeler' forumundadır ve hasgul tarafından 27 Ağustos 2011 başlatılmıştır.

  1. hasgul

    hasgul New Member

    Mesajlar:
    4
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    İslâm Öncesi Dinlerde Mehdi İnancı


    Dünyayı ıslâh edecek olan, insanlara vadedilmiş Mehdi inancı, sadece İslâm dinine mahsus bir akide değil, bu inanç İslâm öncesi semavî dinlerde de mevcuttur.

    Ahir zaman kurtarıcısının zuhurunu sadece İslâm ümmeti değil, bütün semavî dinlerin mensupları, hatta bütün insanlık beklemektedir. Bütün dinlerin mensupları, dünyanın karanlık ve buhranlı bir dönemde bir kurtarıcının geleceği kutsal metinlerde ve eski tarihi belgelerde sabittir.

    Her yeri zulüm, fesat ve dinsizliğin kapladığı bir zamanda büyük bir kurtarıcının zuhur edip gaybî bir güç sayesinde dünyanın bozuk durumunu düzelteceğine ve Allah inancını dinsizlik ve maddeciliğe üstün kılacağına inanmaktadırlar.

    Bu ilâhî müjde, Zerdüştîlerin mukaddes kitaplarından sayılan Zend, Pezend ve Camasbname, Yahudilerin mukaddes kitabı Tevrat, ilâveleri ve Hıristiyanların mukaddes kitabı İncil gibi tahrif olmuş şekliyle de olsa baki kalan semavî kitaplara ilâveten, daha eski inançlardan olan Brahmanlar ve Budistlerin mukaddes kitaplarında da yer almıştır.

    Bu da şu demektir ki bu inanç, bütün millet ve dinlerde mevcut olup, bütün inanç sahipleri gaybî yardımla desteklenecek vadedilmiş güçlü bir kurtarıcıyı beklemekteler.

    Demek ki, Zerdüştîsiyle, Yahudisiyle, Hıristiyanıyla ve Müslümanıyla bütün semavî dinlerin izleyicileri, dahası, bir şekilde semavî dinden etkilenen ya da semavî olması muhtemel olan inanç ve dünya görüşüne sahip olan herkes, ahir zamanda büyük bir ıslâh edicinin zuhur edeceğine inanır ve onu bekler. Hatta demek olur ki,

    dünyanın genelinde adalet ve barışı sağlayacak büyük bir kurtarıcının geleceğine inanmak ve böyle bir kurtarıcıyı beklemek, bütün insanların doğasında olan fıtrî bir duygudur.
    Yeryüzünü adaletle dolduracak bir şahsa olan inanç, İslâm’a özgü bir inanç değildir. Kur’an-ı Kerim’de de bildirildiği üzere, diğer ilâhî dinlerde de bu müjde yer almıştır. Dahası, bu inanç insanın fıtratından kaynaklandığı için bütün insan topluluklarında, hatta putperestlerde bile vardır.”

    Buradan, Zerdüştîlerin ona, dünyanın kurtarıcısı anlamına gelen “Suşyant”, Yahudilerin “Server-i Mikailî” Hıristiyanların “Vadedilmiş Mesih” ve Müslümanların “Vadedilmiş Mehdi” gibi, her milletin kendisinin anlayacağı bir lakap vermelerinin ve onu kendilerinden biri olarak görmelerinin de pekâlâ doğal olduğu anlaşılmaktadır.

    Çünkü herhangi bir millete gönderilen bir ilâhî elçinin beyanında veya semavî kitapta ahir zamanda mutlak adaleti sağlayacak ve ilâhî dinin hâkimiyetini bütün cihanda kuracak bir ilâhî kurtarıcının geleceğine dair bilgiler sabittir.

    Biz, sadece ahir zamanda evrensel bir kurtarıcının zuhur edeceği gerçeğinin bütün dinlerde yer alan ortak bir inanç olduğunu ve vahiy kaynaklı olup bütün peygamberlerin bu müjdeyi verdiğini belirtmek istiyoruz.
    Hindulara Göre Ahir Zaman Kurtarıcısı
    En eski akidelerden biri, Hinduların inancıdır. Hindularca semavî kitap olarak kabul edilen Vedalar’da şöyle yazılmıştır:
    “Dünyanın tahrip olmasından sonra, ahir zamanda bütün mahlukların önderi olacak Mensur[5] ismini taşıyan bir padişah ortaya çıkacak. O, bütün cihanı fethedip, kendi dinine sokacaktır. O, mümin ve kâfir herkesi tanıyacak ve onun Allah’tan istediği her şey olacaktır.”[6]
    Dünya ahir zaman kurtarıcısının zuhurundan önce tahrip olacaktır.
    Ahir zamanda zuhur edecek bu zat, bütün cihana önderlik edecek ve dünyanın tamamını kendi egemenliği altına alarak tek bir dine tâbi kılacaktır.
    İnsanların zahirî görümüne bakmayacak, sahip olduğu ilâhî ferasetle kimin gerçekten mümin, kimin gerçekten kâfir olduğunu bilecek ve herkese buna göre muamele edecektir.
    Ahir zamanda gelecek olan bu zat müstecab’üd-dave olacak, dolayısıyla onun duası Allah Tealâ tarafından geri çevrilmeyecektir.
    Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “İnsanların üçte biri öldürülmedikçe, üçte biri de ölmedikçe ve yalnızca üçte biri kalmadıkça Mehdi çıkmayacaktır.” [7]
    Yine buyurmuştur ki: “Mehdi’nin kıyamının öncesinde kırmızı ölüm ve beyaz ölüm olacak ve zamanlı ve zamansız çekirge saldırıları yaşanacaktır. Kırmızı ölüm, kılıç ölümü; beyaz ölüm ise veba salgını ile olacak ölümdür.” [8]
    İbn-i Abbas’tan, Resulullah (s.a.a)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Benim halifelerim, vasilerim ve benden sonra Allah Tealâ’nın insanlara olan hüccetleri on ikidir.
    Onların ilki Ali, sonuncusu ise oğlum Mehdi’dir. Yeryüzü Rabbinin nuruyla aydınlanacak ve Mehdi’nin hükümdarlığı doğu batı her tarafı kuşatacaktır.” [9]
    Hz. İmam Muhammed Bâkır (a.s) şöyle buyurmuştur: “Kaim bizdendir, korku ile kendisine yardım edilecek, zafer ile desteklenecektir. Yeryüzü onun için dürülecek, hazineler onun için zahir olacak, onun hükümdarlığı doğu batı her tarafa ulaşacak,
    Allah Tealâ onun vasıtasıyla kendi dininin bütün dinlere üstün kılacak, yeryüzünde onarmadığı bir harabe kalmayacak.
    İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Âl-i Muhammed’in Kaim’i kıyam ettiğinde insanların arasında Davud (a.s)’ın hükmüyle hükmedecek, şahide ihtiyacı olmayacaktır; Allah ona ilham edecek, o ilmi ile hükmedecek ve her kavme gizlediklerini haber verecektir.”
    Yine Hindularca ilâhî peygamber kabul edilen Şakmoni’nin kitabında şöyle yazıyor: “Dünyanın padişahlığı ve devleti, iki cihanın efendisi büyük Kaşin’in oğlu ile son bulacaktır.
    O dünyanın doğu ve batısında bulunan bütün dağlara hüküm sürecek kimsedir. O bulutlara binecek, melekler onun emrinde olacak, cinler ve insanlar ona hizmet edecektir.
    O ekvatorun altında olan Sudan’dan kuzey kutbun altında olan Sibirya’ya ve okyanusların ötesine egemen olacaktır. Allah’ın dini, bir din olacak; Allah’ın dini ihya edilecek ve onun ismi ‘Ayakta Olan’ (Kaim) olacaktır.” [14]
    Yine Hinduların mukaddes kitaplarından Opanşad’da şöyle geçer: “Vişno’nun onuncu mazharı Kalki, son zamanda veya demir asrında beyaz bir ata binmiş olarak elinde kuyruklu yıldız gibi parlak ve yalın bir kılıç olduğu hâlde zahir olacak ve kötüleri tamamıyla yok edecek, yaratılışı yeni baştan yenileyecek ve iyiliği tekrar getirecektir.”
    Yine Hinduların mukaddes kitaplarından Bask kitabında şöyle yazmıştır: “Dünya hayatı ahir zamanda hâkim olacak adil bir padışahla sona erecektir. O meleklerin ve insanların önderidir.
    Doğruluk ve hak onunla olacaktır. O denizlerde, yerlerde ve dağlarda gizli olan her şeyi elde edecek, göklerde ve yerde olan her şeyden haber verecektir. Ve ondan büyük bir kimse dünyaya gelmeyecektir.” [16]

    Zerdüştlükte Ahir Zaman Kurtarıcısı


    1- En eski inançlardan biri de Zerdüştlük inancıdır. Zerdüşt’ün öğrencisi Camasb’ın kendi adıyla meşhur olan kitabında şöyle geçer: “Araplar diyarından, Haşim oğullarından birisi çıkacaktır.

    O, heybetli, uzun boylu, büyük başlıdır; ceddinin dini üzeredir; çok kalabalık bir orduyla İran’a gidecek, oraları onaracak ve yeryüzünü adaletle dolduracaktır. Onun adaleti sayesinde, kurtla koyun bir arada su içecektir.” [17]

    2- Yine Camasb’ın kitabında şöyle geçmektedir: “Cihanın güneşi ve zamanın padişahı olarak adlandırılan peygamberin kızının zürriyetinden olan bir kimse, o peygamberin son vasisi olarak Allah’ın hükmüyle dünyanın ortası olan Mekke’de padişah olacaktır.

    Onun devleti kıyamete kadar sürecektir. Onun hükümdarlığından sonra dünya hayatı sona erecek, gökyüzü dürülecek, yerküre suya dalacak, dağlar kaybolup gidecek.

    O, Yezdan’ın zıddı ve O’nun asi kulu olan büyük Hermen’i (büyük şeytanı) yakalayıp hapsedecektir. O, iyilerden ve peygamberlerden büyük bir grubu tekrar diriltecek; keza kötülerden de bir grubu... ” [18]

    3- Yine Camasbname’de şöyle geçer: “Şuşyant, dini dünyaya yayacak, fakirlik ve yoksulluğu yeryüzünden kaldıracak, iyileri kötülerin elinden kurtaracak, dünya insanlarına fikir, konuşma ve eylem birliğini getirecektir.”[19]

    4- Zerdüştîlerin dinî kitaplarından olan Zend’de ise şöyle yazılmıştır: “O zaman, iyilik ilâhları tarafından büyük bir zafer gelecek ve kötülük ilâhları yıkılacak, kötülük ilâhlarının iktidarları yeryüzündedir, gökte hiçbir sultaları yoktur.

    İyilik ilâhlarının zaferinden ve kötülük ilâhlarının soyu yok edildikten sonra, âlem asıl saadetine ulaşacak ve Adem oğulları mutluluk tahtına oturacaklar.” [20]

    5- Yine Zerdüştîlerin kutsal kitaplarından Yesna’nın “Gatha” ismiyle bilinen bölümünde şöyle geçmektedir: “Kötü şeyler yapanlar ancak aldatılmışlardır ve sonunda yok olmaya mahkumdurlar. Herkes coşkuyla haykırmalıdır.

    İyilik tanrısı onları kana, toprağa bulamalıdır ve böylece mutluluk ülkesinde barış sağlamalıdır... Mukaddes dini aşağılayan bunlar, dindarları alçaltmak gayretindeler ve onların gövdesi günaha bulaşmıştır.

    Nerededir dinin koruyucusu? O adaletli efendi nerede ki, onları hayattan mahrum ede? Ey Mezda, güç sendedir, onun ışığıyla dürüst zavallıları en iyi şekilde güçlendir.” (Vehiştuişt Gat, Yesna 53) [21]

    6- Yine Zerdüştîlerin kutsal kitabı Yeşt’te şöyle yazıyor: “Fereveher Estevt İrite’e selâm gönderiyoruz, o kimse ki, “Şuşyant” ve “Estevt İrite” diye adlandırılacak. O tüm maddî varlıklara yarar vereceği için ona “Şuşyant” derler.

    Dünyada ismi ve canı olan her şey, onun ışığı ile fena bulmayan yaşama kavuşacağı için ona “Estevt İrite” derler. (Ferverdin Yeşt, paragraf 128 ve 129) [22]

    7- Yine Şuşyant kitabında ahir zaman kurtarıcısı Şuşyant ile ilgili şöyle geçer: “Bütün dertlerin ve acıların çaresi ve ilâcı onun elindedir. O acıyı, hastalığı, ihtiyarlığı, zulmü, dinsizliği ve fesadı kökten yok edecek, kötü insanları yok edip onları iktidardan düşürecektir.” [23]

    8- Yine Zerdüştîlerin Zamyad Yeşt kitabının 89 ile 97 paragrafında şöyle geçer: “Estevt İrite, Mezda Ahura’nın elçisi olarak... Zuhur ettiği zaman, doğru dürüst dünyayı yalandan temizleyecektir...

    O bilgili gözlerle yaratılmışlara bakacaktır... Estevt İrite’nin muzaffer yardımcıları da onunla zuhur edecektir. Onlar, iyi düşünen, iyi konuşan ve iyi davrananlardır. Dilleri ile verdikleri sözleri tutarlar... Kötü düşünceyi iyi düşünceyle yenirler ve yalan sözleri doğru sözlerle mağlup ederler.” [24]


    [5] - Burada dikkata şayan nükte şudur ku, Ehl-i Beyt İmamları'ndan gelen Camia Ziyareti ve Nudbe Duası’nda da Hz. Mehdi aleyhi’s-selâm’dan “Allah tarafından desteklenmiş, muzaffer kılınmış” anlamında “Mensur” diye söz edilmektedir.

    Elbette ki, Hindular'ın mukaddes kitabında o hazretin bu isimle anılması bir tesadüf değildir. Bu, o hazretin Allah Tealâ'nın o hazrete va'dettiği yardım ve kesin zafer sözünden çıkarılan bir lakabıdır.

    Dolayısıyla Hundular'ın kutsal kitabı Vedalar kitabında imamın bu özelliğine işaret edilmiş olması ve bu ismin o özelliğe dayanılarak hazrete verilmiş olması hiç de uzak bir ihtimal değildir.

    TEVRAT VE İNCİLE GÖRE GÜNÜMÜZ İSA

    Doğulu ve batılı araştırmacılar tarih boyunca tüm toplumlarda bir kurtarıcı fikrinin bulunduğunu sıkıntılara ve çaresizliklere düşen toplumların bu tür kurtarıcılara umut bağladığını belirtmiştir.Bu kurtarıcı fikri din ve kültürlerde de mevcuttur.Karşılaşılan zulüm,adaletsizlik ve siyasi karışıklıklarda çaresiz kalan halkın kendilerini karanlıklardan aydınlığa çıkaracak bir kurtarıcıyı beklediklerini ortaya koymaktadır.
    Tevrat’ı oluşturan beş kitaptan biri olan “Tekvin Kitabı”nda da, Hz. İsmail Peygamberin soyundan gelecek olan on iki imamdan aleyhum’us-selâm bahsedilir: Mezkur kitapta şöyle yazılmıştır: “Ve İsmaile gelince, seni işittim; işte, onu mubarek kıldım, ve semereli edeceğim, ve onu ziyadesiyle çoğaltacağım; on iki beyin babası olacak, ve onu büyük millet edeceğim.”(2)
    Biliyorsunuz ki, son kurtarıcı olan Hz. Mehdi (a.s) Hz. Hz. Resulullah (s.a.a)'ın kendinden sonraki halifeleri olduğunu açıkladığı on iki imamın on ikincisidir. Bunu, Hz. Resül'ün ileride nakledeceğimiz beyanlarında göreceğiz. Dolayısıyla Tevrat'ın Tekvin kitabında geçen bu beyan, Hz. Resül'den gelen Hz. Mehdi ile ilgili beyanları aynen tastik etmektedir. O halde bu açıklama Hz. Mehdi (a.s)'ı da içermekte ve geleceğini muştulamaktadır. Kaldı ki semavi kitaplarda bizatihi Hz. Mehdi (a.s)'ın dönemini muştulayan daha açık beyanlar da mevcuttur. Örneğin, Kitabı Mukaddes'in Eski Ahit'in İşaya bölümünün 11. babında şöyle geçmektedir:
    "Ve Yessenin kütüğünden filiz çıkacak, ve kökünden bir fidan meyve verecek. Ve RABBİN Ruhu, hikmet ve anlayış ruhu, öğüt ve kuvvet ruhu, bilgi ve RAB korkusu ruhu onun üzerinde kalacak. Ve onun zevki RAB korkusunda olacak; ve gözlerinin gördüğüne göre hükmetmeyecek, ve kulaklarının işittiğine göre karar vermeyecek; fakat fakirlere adaletle hükmedecek, ve memleketin hakirleri için doğrulukla karar verecek; ve dünyaya ağzının değneğile vuracak; kötüyü dudaklarının soluğu ile öldürecek. Ve belinin kuşağı adalet, ve kalçalarının kuşağı sadakat olacak. Ve kurt kuzu ile beraber oturacak, ve kaplan oğlakla beraber yatacak; ve buzağı ve genç aslan ve besili sığır bir arada olacak; ve onları küçük bir çocuk güdecek. Ve inekle ayı otlanacak; onların yavruları birlikte yatacak; ve aslan sığır gibi saman yiyecek. Ve emzikteki çocuk kara yılanın deliği üzerinde oynayacak, ve sütten kesilmiş çocuk elini engerek kovuğu üzerine koyacak. Bütün mukaddes dağımda zarar vermeyecekler ve helâk etmeyecekler; çünkü sular denizi nasıl kaplıyorsa, dünya da RAB bilgisi ile dolacak.
    Ve o gün vaki olacak ki, kavmlar için bayrak olarak durmakta olan Yessenin kökünü milletler arıyacaklar, ve onun rahat ettiği yer izzetli olacak."(3)
    Görüldüğü üzere, Tevrat'a geçen bu metin açıkca Hz. Mehdi (a.s)'ın dönemini muştulamaktadır. O dönemde Hz. Resulullah (s.a.a)'ın da belirttiği gibi, hakiki adalet ve tam bir emniyet ortamı sağlanacaktır.

    Tevrat, Musevilere iyi niyetle yaklaşan Keyhüsrev kişiliğinde gelecek olan Mehdi ile ilgili bilgiler vermektedir. Yşa Bölüm 45’de[1] RAB Koreş’i över ve onunla ilgili ilginç kehanetlerde bulunur.
    RAB, Koreş’i elinde tuttuğunu ve kralları silahsızlandıracağını söylemektedir. Fakat bizler hiçbir dönemde kralların silahsızlandırılmadığını biliyoruz. Silahsız dünya hiç olmadı. RAB, Koreş’e yardım edeceğini söylemektedir. “Önün sıra gidip dağları düzleyecek, Tunç kapıları kırıp Demir sürgüleri parçalayacağım.”[2] Bu söz bana Kuran’da geçen ve Zülkarneyn peygamberin yaptığı “sed”di çağrıştırmıştır. Yşa 45:3 [4] ayetinde ise daha da ilginç bilgiler vardır. “Karanlıkta kalmış hazineleri, Gizli yerlerde saklı zenginlikleri sana vereceğim.” diyerek bir defineden bahsetmektedir. Herkes bu definenin altın ya da gümüş vari bir şey olmayacağını anlar.
    Yşa.45: 4-6[5] ayetlerinde Mehdinin Musevi hatta Yahudi olmadığı vurgulanmaktadır. Musevi olmayan biri dünyayı kıyamete hazırlayacak ve ona RAB yardım edecektir. Ayrıca kıyamette RAB bilgisinin dünyaya hâkim olacağı” söyleminin de bilgilerin ortaya döküleceği anlaşılmaktadır.Bahsedilen RAB bilgisinin sanıldığı gibi bir dinin bilgilerini kapsamadığı aksine dinlerin artık gerekmeyeceği ve gerçek bilginin hakim olacağı anlamında olduğu görülecektir.
    Yeni Ahid’de ise Mesih inancı çok ileri seviyededir. İsa direk Mesih olarak tanımlanır. İsa’nın, öğrencileri İsa’nın Tanrı’nın kulu mesih olduğuna iman edilmesi gerektiğini söyler. Yeni Ahid’de mesih inancı, Eski Ahid’deki mesih inancıyla bazı noktalarda benzerlik göstermesine rağmen epey farlıdır. Museviler ve Hıristiyanlar Mesih’i Davud’un soyundan gelecek bir kurtarıcı olarak beklemektedirler.
    İsa, Vali Pilatus’un önünde yargılanırken “sen Yahudilerin kralı mısın?” diye sorulması üzerine İsa: “Söylediğin gibidir” yanıtını vermiştir. Yeni Ahid’deki en meşhur yerlerden biri de hiç kuşkusuz Yuhanna bölümündeki Samiriyeli kadınla İsa’nın olayıdır. Karşılıklı uzunca bir diyalogdan sonra kadın İsa’ya, “Mesih denilen meshedilmiş olanın geleceğini biliyorum”, “o gelince bize her şeyi bildirecek.” der.
    Yani Hıristiyanlar İsa’nın kendisinin bizzat Mesih olduğuna ve kıyamette gelip insanlığı kurtaracağına inanırlar. Hatta bu inanç bir miktar, İslam inancında da vardır. Mehdi nin de dünyaya ineceğine inanılır.
    Her ne kadar Kuran’da mehdi inancı yoksa da sözlü gelenekte (hadislerde) güçlü bir inanç olarak devam etmektedir. Kuran da İsa nın geleceği inancı vardır. İsa ya mehdi diyor da olabilirler. Çünkü mehdi bir sıfattır. Bir ünvandır.
    İslam inancına göre kıyamet alametlerinin büyük alametlerinden başta geleni deccal, Yecüc mecüc, İsa(mehdi) üçlüsüdür.

    Deccal kötü karakterdir. İnsanlar arasında fitne çıkaracaktır. Yani Musevileri, Hıristiyanları ve Müslümanları ateizme yönlendirecek ve yoldan çıkaracaktır. Deccal’ın bilgisi ve teknolojisi o kadar ileri olacaktır ki hiç kimse onunla boy ölçüşemeyecektir. Hatta bu bilgisini vurgulamak için ölüleri dirilteceği benzetmesi yapılmaktadır. Tüm dünya onun bilgisi önünde eğilmek ve boyunduruğu altına girmek zorunda kalacaktır.

    İşte bu Deccal daha sonra gelecek olan İsa peygamber tarafından önü kesilecek yani fikren öldürülecektir. İsa peygamber ile dünyada Altın çağı yaşanmaya başlayacaktır. Altın çağı İsa(Mehdi) organize edecektir. O zamanda insanlar çalışmak zorunda olmayacak barış ve sükûnet hâkim olacaktır. Hadislere göre Mehdiden bir şey isteyenler tane işi değil sayılamayacak kadar çok alacaklardır. Tevrat’a göre kurtla kuzu bir arada yaşayacaktır. Tibet inancına göre insanlar sihirli güçlere sahip olacaktır.
    Deccal, İsa, (Mehdi) kelimeleri bir dönemi anlatmaktadır. Kıyamete kadar insanlığı Deccal ve İsa zihniyeti yönlendirecektir. Kıyametten sonra Altın çağ dönemindeyse Mehdi zihniyeti hâkim olacaktır.
    Deccal zihniyeti bilginin ve teknolojinin dönemidir. Bu dönemde henüz savaşlar ve haksızlıklar sona ermiş olmayacaktır. Fakat Deccal hâkim oldukça azalacak ve İsa dönemine kadar bitmiş olacaktır. İsa dönemi barış ve sevgi dönemi olacaktır. Bu dönemde yanağına bir tokat atana diğer yanağını da uzatan zihniyet hâkim olacaktır.
    Bu dönemleri biri ya da birileri gerçekleştirecektir. Öncelikle bu kişi ya da kişiler ilk olarak Deccal zihniyetini yayacaktır. Önce dinlerin boyunduruğu kıracak ve bilimin tavan yapmasını sağlayacaktır. İnsanlar yavaş yavaş onun direktif ve öğütlerini dinlemeye başlayacak. Bu sayede insanlar arasındaki adaletsizlik ve savaşlar engellenecektir. Fakat bunu yaparken dindarlar mevcut dini inanışlarını bırakmamak için Deccal’e saldıracaklardır. Bahsedilen bu savaşlar silah savaşı değil fikir savaşı olacaktır. Deccal karşısında hiçbir şansı olmayan dinlerin hepsi ortadan kalkacak ve gerçek bilgi hâkim olacaktır. Gerçek bilgi hâkim olduğunda İsa zihniyeti hâkim olacak ve insanların yeterli düzeye gelmiş olanları kıyamette bir üst düzey yaşam alanına geçeceklerdir. İsa dönemi tam bir barış dönemi olacak ve insanlar birbirlerine yardım etmek için yarışacaktır. Sana bir tokat atana diğer yanağını da dönme dönemi yaşanacaktır.
    Ruhsal düzeyleri yeterli olmayanlar ise dünyada yaşamaya devam edecek ve Mehdi zihniyetiyle Altın çağı yaşamaya devam edecekler. Orada Makro felsefe ile açık tekâmül edecekler ve 1000 yıl içinde hepsi dünyadaki tekâmüllerini bitirip bir üst yaşam alanına gideceklerdir. Anlamanız gereken Deccal, İsa, Mehdi isimleri birer dönemi anlatıyor. Bu dönemleri organize edecek biri veya birileri olacaktır.
    Hem mehdi hem de Mesih kelimesini aynı anlamda kullanmaktayım. Bana göre dünyaya bir kurtarıcı gelecektir ve herkes istediği ismi verebilir. Yani Müslümanlıktaki mehdi inancı tüm diğer dinerdeki gelecekte dünyayı kurtaracak olan birisi ile aynıdır. Hıristiyanlar için İsa ne anlama geliyorsa Müslümanlar için de mehdi o anlamdadır.
    Ortak inanışlardan biri; “kişi hangi dine inanıyorsa kurtarıcı tüm dünyaya o dini hâkim kılacaktır” kabulü bulunmaktadır. Örneğin Hıristiyanlara göre İsa tekrar geldiğinde İncili yayacaktır. Oysa Müslümanlara göre Mehdiye tabi olacaktır ve Mehdi ise Kuran’ı hâkim kılacaktır. Aslında verilen ipuçlarından tam o anlam çıkmaz ama her din sahibi canı da öyle istediğinden öyle kabul eder. Musevilerde gelecek kurtarıcı RAB bilgisini yayacaktır ama Rab bilgisi denilen şey Tevrat’tadır diye düşünmektedirler. Aynı düşüncenin benzeri İslam’da da vardır. Müslüman inancına göre mehdi geldiğinde tüm diğer dinleri kaldırıp dini aslına döndürecektir. Yani hakiki İslam’ı yayacaktır. Sanırım diğer inanışlarda da buna benzer bir inanç vardır. Burada Rab bilgisi ile Din aslına dönecektir sözleri benzerdir ve bana göre aynı şeyi söylemektedirler. Kesin ve doğru olan bilgi yayılacaktır ama bu bilgi bir din içermeyecektir.
    Barışın tesis edilmesi konusunda Musevilerin harika anlatımları var. Rıdvan Demir’in tezinden bu konuyu anlatan bir paragraf almak istiyorum. “Musevilerin Altın çağdaki beklentilerine göre kurtla kuzu bir arada yaşayacak, parsla oğlak birlikte yatacak, buzağı, genç aslan ve besili sığır yan yana duracak, onları küçük bir çocuk güdecek. İnekle ayı birlikte otlayacak, yavruları bir arada yatacak. Aslan sığır gibi saman yiyecek. Emzikteki bebek kobra deliği üzerinde oynayacak, sütten kesilmiş çocuk elini engerek kovuğuna sokacak. Kutsal dağımın hiçbir yerinde kimse zarar vermeyecek, yok etmeyecek. Çünkü sular denizi nasıl dolduruyorsa, dünya da Rab’bin bilgisiyle dolacak.” Görüldüğü gibi kurtarıcıdan beklenti öyle güçlü ki hayvanların bile barış içinde yaşayacağı düşünülmektedir.


    Bu inanç Yahudilerde kurtarıcı Mesih olarak,Hristiyanlarda İsa/Mesih olarak ve Müslümanlarda Hz.Osman döneminden sonra Mehdi olarak görülmektedir. Aynı zamanda o, siyasî tarafı ağır basan kurtarıcı dini bir lider olacaktır.
    Ric at inancı Yahudilik hiristiyanlık ve Müslümanlık ta da vardır. Bu inanca göre Yahudiler de İlyas as tekrar geleceği, hristiyanlar da isanın tekrar geleceği Müslümanlar da da adı Muhammet in adına uyan bir kurtarıcı mehdi nin geleceği hep söylenmiştir. Her din kendi anlayacağı şekilde kendi isim ve temsilleriyle kurtarıcıyı simgelemiştir. Gerçek olan bir kurtarıcının bozuk dünya düzenini Bizzat rabbin mudahalesiyle düzeltmesidir.
    Mesih üç dinde de şu anlama gelmektedir; kıyametten önce bozulan dini ıslah etmek,hak ve adaleti yeniden sağlamak için bir kimsenin gelmesi.

    Yahudilerde bu şahıs Hz.Davudun soyundandır.Hristiyanlarda Hz.İsa Mesih ikinci defa yeryüzüne tekrar gelecek ve tanrının krallığını yeniden kuracaktır.İslam kültüründe ise,Hz.İsa kıyametten önce inerek deccalı öldürecek ve islamı hakim kılacaktır.
    Incil`in diger bir adi “Yeni Ahit” tir. Eski Ahit ise Tevrat`tir. Incil`e Yeni Ahit denmesinin sebebi ise, Incil`de yer alan konu ve kuralların çoğunun Tevrat`ta yer alması ve ayrıca Isa`nin, Tevrat`a bir bütün olarak karsi cikmamasi, onu tamamlıyor olma edasıdır. Tevrat ta ki gelecek mesihin, incilde ki gelecek is anın islamdaki beklenen mehdi nin özellikleri üç din de aynıdır. Üç dine göre adaleti, barışı huzuru ve bereketi getireceğine inanılmaktadır.
    Hz. İsa'nın yeryüzüne ikinci gelişi ile ilgili İncil açıklamaları
    Hz. İsa'nın dönüşüne ilişkin İncil'in 210 bölümünde 318 farklı açıklama vardır. Aşağıda bazılarına yer vereceğimiz bu açıklamalarda Hz. İsa'nın Allah Katına alınışı ve yeryüzüne geri geleceğine dair çok açık ifadeler bulunmaktadır:
    "... Çünkü size yer hazırlamaya gidiyorum. Gider ve size yer hazırlarsam, siz de benim bulunduğum yerde olasınız diye gelip sizi yanıma alacağım." (Yuhanna, 14: 2-3)
    ... Sizden göğe alınan bu İsa, göğe çıktığını nasıl gördünüzse, aynı şekilde geri gelecektir. (Elçilerin İşleri, 1: 11)(Ancak bunu sema gökyüzünden iniş olarak algılamamalıyız.)
    Bunun için size, `İşte Mesih çölde' derlerse gitmeyin. 'Bakın, iç odalarda' derlerse inanmayın. Çünkü İnsanoğlu'nun gelişi, doğuda çakıp batıya kadar her taraftan görülen şimşek gibi olacaktır. (Matta, 24: 26-27)
    Bunun için siz de hazır olun! Çünkü İnsanoğlu (İsa), ummadığınız bir saatte gelecektir. (Matta, 24: 44)
    Allah, Mesih'i belirlenen zamanda ortaya çıkaracaktır. Onur ve kudret sonsuza dek O'nun olsun. Amin. (Timoteusa 1. Mektup, 6: 15-16)
    Bundan böyle, doğruluk tacı benim için hazır duruyor. Adil yargıç olan Rab, o gün bu tacı bana, ve yalnız bana değil, onun gelişini özlemle beklemiş olanların hepsine verecektir. (Timoteos'a 2. Mektup, 4: 8)
    Göksel Egemenliğin bu müjdesi tüm uluslara bir tanıklık olmak üzere bütün dünyada duyurulacak, ve son o zaman gelecektir. (Matta, 24: 14)
    "O zaman İnsanoğlu'nun (İsa’nın) belirtisi gökte görünecek. Yeryüzündeki bütün halklar ağlayıp dövünecek. İnsanoğlu'nun (İsa’nın) gökteki bulutlar üzerinde büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler." (Matta, 24: 30)
    "Melekler 'Ey Celileliler, neden göğe bakıp duruyorsunuz?' diye sordular. Sizden göğe alınan bu İsa, göğe gittiğini nasıl gördünüzse, aynı şekilde geri gelecektir." (Elçilerin İşleri, .1: 11).
    "Oysa bizim vatanımız göklerdedir. Ve oradan kurtarıcı olan ... İsa Mesih'i bekliyoruz." (Filipililere Mektup, 3: 20).
    "İşte, bulutlarla geliyor! Her göz onu görecek...." (Vahiy, 1: 7)
    Kardeşler, bilgiçliğe kapılmanızı önleyecek şu sırdan habersiz kalmanızı istemem: Sonunda bütün İsrail kurtulacaktır. Yazılmış olduğu gibi: "Kurtarıcı, Siyon'dan gelecek ve Yakup'un soyundan tanrısızlığı uzaklaştıracaktır. (Romalılara Mektup, 11: 25-26)
    İncir ağacından ders alın! Dalları filizlenip yapraklarını sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız. Aynı şekilde, bütün bunların gerçekleştiğini gördüğünüzde bilin ki, İnsanoğlu (İsa) yakındır, kapıdadır. (Matta, 24: 32-33)
    İnsanoğlu (İsa) kendi görkemi içinde bütün melekleriyle birlikte gelince, görkemli tahtına oturacak. (Matta, 25: 31)
    Daha önce de vurguladığımız gibi Hz. İsa'nın ikinci gelişiyle meydana gelecek bu hakimiyet, adaletin, zenginliğin, güzel ahlakın hakim olduğu bir dönem olacaktır. Bu konuda İncil'in çeşitli bölümlerinde verilen bilgilerden bazıları şunlardır:
    "Ne mutlu halim olanlara; çünkü onlar yeri miras alacaklar. (Matta, 5: 5)
    Bunun için siz şöyle dua edin: ...Egemenliğin gelsin. (Matta, 6: 9-10)
    İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrı'nın Egemenliğinde sofraya oturacaklar. Ve işte, sonuncu olan bazıları birinci olacak, birinci olan bazıları da sonuncu olacak." (Luka, 13: 29-30)
    İsa onlara şu benzetmeyi anlattı: "İncir ağacına ya da herhangi bir ağaca bakın. Bunların yapraklandığını gördüğünüz zaman, yaz mevsiminin pek yakın olduğunu kendiliğinizden anlarsınız. Aynı şekilde, bu olayların gerçekleştiğini gördüğünüzde bilin ki, Allah'ın Egemenliği yakındır." (Luka, 21:29-31)
    O zaman Kral, sağındaki kişilere, "Sizler... (Allah'ın) kutsadıkları, gelin!" diyecek. "Dünya kurulduğundan beri sizin için hazırlanmış olan egemenliği miras alın!" (Matta, 25:34)
    Kutsalların dünyayı yargılayacağını bilmiyor musunuz?... (Korintoslulara I. Mektup, 6:2)
    Ahir zamanda meydana gelecek olan alametlerde, din ahlakının dünyaya hakimiyeti ile ilgili açıklamalarda İslam dini ile Hıristiyanlık ve Yahudilik arasında büyük bir uyum olduğu açıktır. Bu uyum, üç dinin mensuplarının da büyük bir bekleyiş içinde olmalarına vesile olmuştur. İşte içinde bulunduğumuz dönem, bu mucizenin gerçekleşmesinin en çok beklendiği ve belki de en yakın olduğu dönemdir. Bu ise bütün inananları şevklendirecek büyük bir müjdedir.
    “30 “O zaman İnsanoğlu’nun belirtisi gökte görünecek. Yeryüzündeki bütün halklar ağlayıp dövünecek, İnsanoğlu’nun gökteki bulutlar üzerinde büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler.
    31 Kendisi güçlü bir borazan sesiyle meleklerini gönderecek. Melekler O’nun seçtiklerini göğün bir ucundan öbür ucuna dek, dünyanın dört bucağından toplayacaklar.
    32 “İncir ağacından ders alın! Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız.
    33 Aynı şekilde, bütün bunların gerçekleştiğini gördüğünüzde bilin ki, İnsanoğlu yakındır, kapıdadır.
    34 Size doğrusunu söyleyeyim, bütün bunlar olmadan bu kuşak ortadan kalkmayacak.
    35 Yer ve gök ortadan kalkacak, ama benim sözlerim asla ortadan kalkmayacaktır.” (Matta-24)
    Makos (13:30) ve Luka’da da (21:32) ayni şeyleri söylenmektedir. Yani bu geliş, o anda Hz. İsa’yla beraber yaşayan bazı kimseler, daha dünyadan ayrılmadan gerçekleşecek. Ayrıca Hz. İsa Markos İncili’nde kendini tutuklayan baş kahinleri ayni olayla uyarmaktadır:
    “61 Ne var ki, İsa susmaya devam etti, hiç yanıt vermedi. Başkâhin O’na yeniden, “Yüce Olan’ın Oğlu Mesih sen misin?” diye sordu.
    62 İsa, “Benim” dedi. “Ve sizler, İnsanoğlu’nun Kudretli Olan’ın sağında oturduğunu ve göğün bulutlarıyla geldiğini göreceksiniz.” (Markos-14)
    Hatta bu gelişi onu çarmıha gerip bedenini deşenlerin bile göreceği açıkça belirtilmektedir.
    “3 Bu peygamberlik sözlerini okuyana, burada yazılanları dinleyip yerine getirene ne mutlu! Çünkü beklenen zaman yakındır.
    7 İşte bulutlarla geliyor! Her göz O’nu görecek, O’nun bedenini deşmiş olanlar bile. O’nun için dövünecek yeryüzünün bütün halkları. Evet, böyle olacak! Amin.”(VAHİY-1)
    Bu durumda Hz. İsa’nın kendi ağzından tekrar gelişi zamanını çok net öğreniyoruz. Bu geliş zamanının, o anda çevresinde yaşayanların, O’nu çarmıha gerenlerin daha dünyadan ayrılmadan, çok yakın bir dönemde olacağını açıkça bildirmektedir. Hıristiyanlığın kurucusu sayılan Pavlus’ta İncil’deki mektubunda bu konuya yer verip, o anda yaşayanların bunu açıkça göreceğini yazmaktadır:
    “16 Rab’bin kendisi, bir emir çağrısıyla, başmeleğin seslenmesiyle, Tanrı’nın borazanıyla gökten inecek. Önce Mesih’e ait ölüler dirilecek.
    17 Sonra biz yaşamakta olanlar, hayatta olanlar, onlarla birlikte Rab’bi havada karşılamak üzere bulutlar içinde alınıp götürüleceğiz. Böylece sonsuza dek Rab’le birlikte olacağız.
    18 İşte birbirinizi bu sözlerle teselli edin.” (1.Selanikliler-4)
    Pavlus 1. Selaniklilere mektubunda yazdıkları gelişi sorgulayanları, 2. mektubunda, Daniel Kitabı’ndaki kehanetlere atıf yaparak, ortalığı yatıştırmaya çalıştığı gözlenmekte:
    “1-2 Rabbimiz İsa Mesih’in gelişine ve O’nunla birlikte olmak üzere toplanmamıza gelince: Kardeşler, size rica ediyoruz, Rab’bin gününün geldiğini ileri süren herhangi bir ruh, bir söz ya da bizden gelmiş gibi gösterilen bir mektup hemen aklınızı karıştırmasın, sizi telaşlandırmasın.
    3 Hiç kimse hiçbir şekilde sizi aldatmasın. Çünkü imandan dönüş başlamadıkça, mahvolacak olan o yasa tanımaz adam ortaya çıkmadıkça o gün gelmeyecektir.
    4 Bu adam(deccal), tanrı diye anılan ya da tapılan her şeye karşı gelerek kendini hepsinden yüce gösterecek, hatta kendisini Tanrı ilan ederek Tanrı’nın Tapınağı’nda oturacaktır.
    5 Daha yanınızdayken bunları size söylediğimi hatırlamıyor musunuz?” (2.Selanikliler-2)
    Pavlus durumu yatıştırmak için geliş zamanı için ilk söylediği sözlerini görmezden gelir ve günümüzde olduğu gibi olaylara yönelir. Bu işe Hz. İsa’nın Önemli Havarisi, Petrus’ta mektubunun sonundaki ifade ile geçiştirilmeye çalışılmaktadır. Bu durumun vahametinden kurtulmak için günlerin Tanrı katındaki uzunluğu ile izaha çalışılmaktadır:
    “3-4 Öncelikle şunu bilmelisiniz: Dünyanın son günlerinde kendi tutkularının ardından giden alaycı kişiler türeyecek. Bunlar, “Rab’bin gelişiyle ilgili vaat ne oldu? Atalarımızın ölümünden beri her şey yaratılışın başlangıcında olduğu gibi duruyor” diyerek alay edecekler.
    5 Ne var ki, göklerin çok önceden Tanrı’nın sözüyle var olduğunu, yerin sudan ve su aracılığıyla şekillendiğini bile bile unutuyorlar.
    6 O zamanki dünya yine suyla, tufanla mahvolmuştu.
    7 Şimdiki yer ve göklerse ateşe verilmek üzere aynı sözle saklanıyor, tanrısızların yargılanarak mahvolacağı güne dek korunuyorlar.
    8 Sevgili kardeşlerim, şunu unutmayın ki, Rab’bin gözünde bir gün bin yıl, bin yıl bir gün gibidir.” (2.Petrus-3)
    Buradan da geliş için önceden bir zaman verildiği anlaşılmaktadır. Hatta bir zaman belirtilmiş ki, bu zaman dilimi Tanrı’nın yanında farklı olduğu yorumuyla geçiştirilmeye çalışılıyor. Halbuki gerçek böyle değildir. Hz. İsa kendi ağzıyla tekrar gelişinin yakınlığını, kendi zamanında yaşayanların, bir çoğunun ölmeden önce olacağını açıkça vurguladığını başka örneklerle görelim:
    “26 İnsan bütün dünyayı kazanıp da canından olursa, bunun kendisine ne yararı olur? İnsan kendi canına karşılık ne verebilir?
    27 İnsanoğlu, Babası’nın görkemi içinde melekleriyle gelecek ve herkese, yaptığının karşılığını verecektir.
    28 Size doğrusunu söyleyeyim, burada bulunanlar arasında, İnsanoğlu’nun kendi egemenliği içinde gelişini görmeden ölümü tatmayacak olanlar var.” (Matta-16)
    “23 Bir kentte size zulmettikleri zaman ötekine kaçın. Size doğrusunu söyleyeyim, İnsanoğlu gelinceye dek İsrail’in bütün kentlerini dolaşmış olmayacaksınız.” (Matta-10)
    Gelişle ilgili en net ifade
    Her şey çok açık ve tevile gerek kalmayacak kadar anlaşılır olduğu ortada. Gelelim bu gelişle ilgili kesin tarihi bulmaya. Bu konuda en büyük delil yine İncil’den. Yuhanna İncili’nde bu gelişin tarihini kestirmek çok kolay. Herhalde bu tarih en uzak ihtimalle M.S.100-120 civarlarında olması gerekir. Çünkü Havari Yuhanna’nın ölüm tarihi en geç bu yıllar arasındadır:
    “20 Petrus arkasına döndü, İsa’nın sevdiği öğrencinin kendilerini izlediğini gördü. Bu öğrenci, akşam yemeğinde İsa’nın göğsüne yaslanan ve, “Ya Rab, sana kim ihanet edecek?” diye soran öğrencidir.
    21 Petrus onu görünce İsa’ya, “Ya Rab, ya bu ne olacak?” diye sordu.
    22 İsa, “Ben gelinceye dek onun yaşamasını istiyorsam, bundan sana ne?” dedi. “Sen ardımdan gel!”
    23 Bu yüzden kardeşler arasında o öğrencinin ölmeyeceğine dair bir söylenti çıktı. Ama İsa Petrus’a, “O ölmeyecek” dememişti. Sadece, “Ben gelinceye dek onun yaşamasını istiyorsam, bundan sana ne?” demişti.” (Yuhanna.-21)
    Şimdi haklı olarak, Hz. İsa’nın kendi ağzından tekrar yeryüzüne, o anda çevresinde yaşayanların dünyadan ayrılmadan gerçekleşeceği bildiren bu kadar ifade varken, kilise bunları nasıl izah eder diye düşünmektesiniz. Kilise bunları nasıl mı izah etmekte? Bu açıklamaları görmezden gelerek. Bunları görmezden gelen kilise, bakın durumu kurtarmak için, hangi ifadeyi görüyor:
    “29 Aynı şekilde, bu olayların gerçekleştiğini gördüğünüzde bilin ki İnsanoğlu yakındır, kapıdadır.
    30 Size doğrusunu söyleyeyim, bütün bunlar olmadan bu kuşak ortadan kalkmayacak.
    31 Yer ve gök ortadan kalkacak, ama benim sözlerim asla ortadan kalkmayacaktır.”
    32 “O günü ve o saati, ne gökteki melekler, ne de Oğul bilir; Baba’dan başka kimse bilmez.
    33 Dikkat edin, uyanık kalın, dua edin. Çünkü o anın ne zaman geleceğini bilemezsiniz.” (Markos.-13)
    26 “O zaman İnsanoğlu’nun bulutlar içinde büyük güç ve görkemle geldiğini görecekler.
    27 İnsanoğlu o zaman meleklerini gönderecek, seçtiklerini yeryüzünün bir ucundan göğün öbür ucuna dek, dünyanın dört bucağından toplayacak.” (Markos-13)
    Peki şimdi geliş ile ilgili yukarıda gördüğümüz son derece açık ifadeler varken bu ne ola. Buradaki ifadelere göre kimse, Hz. İsa’nın gelişini göreceğiz diye umutlanmasın. Çünkü bu gelişi insanoğlunun görmesine imkan yok. Güneş karardığında, yıldızlar gökten düşmeye başladığında, bilmem yer yüzünde yaşayan bir canlı kalır mı? Hıristiyanlara göre Hz. İsa yeryüzüne ikinci gelişinde Armagedon Savaşı diye bilinen bir savaşla dünyadaki kendine inanmayanları ve düşman olanları yok edecektir. Bu savaşın ardından Hz. İsa kendine inananlarla beraber 1000 sürecek bir cennet hayatı yaşanacaktır.
    İsa, Zeytin Dağı'nda otururken öğrencileri yalnız olarak yanına geldiler. "Söyle bize" dediler, "Bu dediklerin ne zaman olacak, senin gelişini ve çağın bitimini gösteren belirti ne olacak?" İsa onlara şu karşılığı verdi: "Sakın kimse sizi saptırmasın! Birçokları, 'Mesih benim' diyerek benim adımla gelip birçok kişiyi aldatacaklar. (George bush gibi)Savaş gürültüleri, savaş haberleri duyacaksınız. (Irak Afganistan Pakistan vs.)Sakın korkmayın! Bunların olması gerek... Ulus ulusa, devlet devlete savaş açacak; yer yer kıtlıklar, depremler olacak. Bütün bunlar, doğum sancılarının başlangıcıdır. O zaman sizi sıkıntıya sokacak, öldürecekler. Benim adımdan [Hz. İsa (as)'ın adından] ötürü bütün uluslar sizden nefret edecek. O zaman birçok kişi imandan sapacak, birbirlerini ele verecek ve birbirlerinden nefret edecekler. Birçok sahte peygamber türeyecek ve bunlar birçok kişiyi saptıracak. Kötülüklerin çoğalmasından ötürü birçoklarının sevgisi soğuyacak. Ama sonuna kadar dayanan kurtulacaktır. Allah'ın egemenliğin bu müjdesi bütün uluslara tanıklık olmak üzere dünyanın her yerinde duyurulacak. İşte o zaman son gelecektir. (Matta, 24:4-12)
    ... İmandan dönüş başlamadıkça... o gün gelmeyecektir. (Pavlus'tan Selaniklilere II. Mektup, 2:3)
    ... İsa Mesih'in elçileri tarafından söylenen sözleri anımsayın. Size demişlerdi ki: "Dünyanın son günlerinde alay edenler Allah'sızlığa yönelip kendi tutkularına göre yaşayanlar olacaktır." Bunlar bölücü, insan doğasıyla sınırlı, Allah inancından yoksun kişilerdir. (Yahuda'nın Mektubu, 1:17-19)
    Allah'ı bildikleri halde, O'nu Allah olarak yüceltmediler [Allah'ı tenzih ederiz], O'na şükretmediler. Tersine, düşüncelerinde budalalığa düştüler; anlayışsız yüreklerini karanlık bürüdü. Akıllı olduklarını ileri sürerken akılsız olup çıktılar. Ölümsüz Allah'ın Yüceliği yerine ölümlü insana, kuşlara, dört ayaklılara, sürüngenlere benzeyen putları yeğlediler... Allah'la ilgili gerçeğin yerine yalanı koydular. Yaratan'ın yerine yaratığa tapıp kulluk ettiler [Allah'ı tenzih ederiz]. Oysa Allah sonsuza dek övülmeye layıktır! Amin. (Pavlus'tan Romalılara Mektup, 1:21-25)
    Çünkü öyle bir zaman gelecek ki, sağlam öğretiye dayanamayacaklar... Kulaklarını gerçeğin sesine tıkayacak, dönüp efsanelere dalacaklar. (Pavlus'tan Timoteos'a II. Mektup, 4:3-4)
    Şunu bil ki, son günlerde çetin anlar olacaktır. İnsanlar kendilerini seven, para düşkünü, övüngen, kibirli, küfürbaz, anne baba sözü dinlemez, nankör, kutsallıktan ve sevgiden yoksun, uzlaşmaz, iftiracı, özünü denetleyemeyen, azgın, iyilik düşmanı olacaklar. Hain, aceleci, kendini beğenmiş, Allah'tan çok eğlenceyi seven, Allah yolundaymış gibi görünüp bu yolun gücünü inkar edenler olacaklar... (Pavlus'tan Timoteos'a II. Mektup, 3:1-5)
    Benim adımdan [Hz. İsa (as)'ın adından] ötürü kralların ve valilerin önüne çıkarılacaksınız... Anne babalarınız, kardeşleriniz, akraba ve dostlarınız bile sizi ele verecek ve bazılarınızı öldürtecekler. Benim adımdan ötürü herkes sizden nefret edecek... Dayanmakla canlarınızı kazanacaksınız. [Hz. Mehdi (as) ve talebeleri de bu şekilde zorluk çekeceklerdir.] (Luka, 21:12, 16-19)
    "Savaş ve isyan haberleri duyunca telaşlanmayın. Önce bunların olması gerek, ama son hemen gelmeyecek." Sonra [Hz. İsa (as)] onlara şöyle dedi: "Ulus ulusa, devlet devlete savaş açacak. Şiddetli depremler, yer yer kıtlıklar ve salgın hastalıklar, korkunç olaylar ve gökte olağanüstü belirtiler olacak." (Luka, 21:9-11)
    ... Güneşte, Ayda ve yıldızlarda belirtiler görülecek. Yeryüzünde uluslar denizin ve dalgaların uğultusundan şaşkına dönecek, dehşete düşecekler. Dünyanın üzerine gelecek felaketleri bekleyen insanlar korkudan bayılacak... (Luka, 21:25-26)
    Lut'un günlerinde de durum aynıydı. İnsanlar yiyip içiyor, alıp satıyor, tohum ekiyor, ev yapıyorlardı. Ama Lut'un Sodom'dan ayrıldığı gün gökten ateşle kükürt yağdı ve hepsini yok etti. İnsanoğlu'nun [Hz. İsa (as)'ın] ortaya çıkacağı gün [gelişi öncesinde] durum aynı olacaktır. (Luka, 17: 28-30)
    Nuh'un günlerinde nasıl olduysa, İnsanoğlu'nun [Hz. İsa (as)'ın] günlerinde [gelişi öncesinde] de öyle olacak. Nuh'un gemiye bindiği güne dek insanlar yiyip içiyor, evlenip evlendiriliyorlardı. Sonra tufan gelip hepsini yok etti. (Luka, 17:26-27)
    ... Dünyadan barışı kaldırma yetkisi verildi. Bunun sonucu olarak insanlar birbirlerini boğazlayacaklar... (Vahiy, 6:4)
    Kardeş kardeşini, baba çocuğunu ölüme teslim edecek. Çocuklar anne babalarına başkaldırıp onları öldürtecek. (Markos, 13:12)
    Bazı kişiler mescidin nasıl güzel taşlar ve adaklarla süslenmiş olduğundan söz edince İsa, "Burada gördüklerinize gelince, öyle günler gelecek ki, taş üstünde taş kalmayacak, hepsi yıkılacak!" dedi. (Luka, 21:5-6)
    Dünya tüccarları onun [Babil*] için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık. Altını, gümüşü, değerli taşları, incileri, ince keteni, ipeği, mor ve kırmızı kumaşları, her çeşit kokulu ağacı, fildişinden yapılmış her çeşit eşyayı, en pahalı ağaçlardan, tunç, demir ve mermerden yapılmış her çeşit malı, tarçın ve kakule, buhur, güzel kokulu yağ, günnük... zeytinyağı, ince un ve buğdayı, sığırları, koyunları, atları, arabaları... satın alacak kimse yok artık. Diyecekler ki, "Canının çektiği meyveler elinden gitti, bütün değerli ve göz alıcı malların yok oldu..." Babil'de bu malları satarak zenginleşen tüccarlar, kentin çektiği ızdıraptan dehşete düşecekler...
    "İnce keten, mor ve kırmızı kumaş kuşanmış, altın, değerli taş ve incilerle süslenmiş koca kent! Onca büyük zenginlik bir saat içinde yok oldu. Gemi kaptanları, yolcular, tayfalar, denizde çalışanların hepsi, onu yakan ateşin dumanını görünce uzakta durup, "Koca kent [Babil] gibisi var mı?" diye feryat ettiler... " Denizde gemileri olanların hepsi onun sayesinde, onun değerli mallarıyla zengin olmuşlardı. Kent bir saat içinde viraneye döndü." ... "Koca kent Babil de işte böyle şiddetle atılacak... Senin tüccarların dünyanın büyükleriydi." (Vahiy, 18:11-21)
    *Babil: Günümüz Irak'ın başkenti Bağdat yakınlarında bulunan eski bir şehir ismidir.
    Çocuklar, bu son saattir [son dönemdir]. Mesih karşıtının [antikrist/deccal] geleceğini duydunuz. Nitekim şimdiden çok sayıda Mesih karşıtı [antikrist] türemiş bulunuyor. Son saat olduğunu bundan biliyoruz. (Yuhanna'nın I. Mektubu, 2:18)
    Sonra yasa tanımaz adam [deccal] ortaya çıkacak... İsa onu ağzının soluğuyla öldürecek, gelişinin görkemiyle yok edecek. (Pavlus'tan Selaniklilere II. Mektup, 2:8)
    Ne mutlu mülayim huylu olanlara! Çünkü onlar yeryüzünü miras alacaklar. (Matta, 5:5)
    Bu olaylar gerçekleşmeye başlayınca doğrulun ve başlarınızı kaldırın. Çünkü kurtuluşunuz yakın demektir. İsa onlara şu benzetmeyi anlattı: "İncir ağacına ya da herhangi bir ağaca bakın. Bunların yapraklandığını gördüğünüz zaman, yaz mevsiminin pek yakın olduğunu kendiliğinizden anlarsınız. Aynı şekilde, bu olayların gerçekleştiğini gördüğünüzde bilin ki, Allah'ın Egemenliği yakındır." (Luka, 21:28-31)
    İncir ağacından ders alın! Dalları filizlenip yaprakları sürünce, yaz mevsiminin yakın olduğunu anlarsınız. Aynı şekilde, bütün bunların gerçekleştiğini gördüğünüzde bilin ki, İnsanoğlu [Hz. İsa (as)] yakındır, kapıdadır. (Matta, 24:32-33)
    [Bundan sonra] aydınlanmak için kentin Güneş ya da Ay'a gereksinimi yoktur. Çünkü Allah'ın görkemi onu aydınlatıyor... Artık gece olmayacak. Çıra ışığına da Güneş ışığına da gereksinmeleri olmayacak. Çünkü Rab Allah onlara ışık verecek ve sonsuzlara dek egemenlik sürecekler. (Vahiy, 21:23-25; 22:5)
    ... "Yasalarımı zihinlerine işleyeceğim, yüreklerine yazacağım... Hiç kimse yurttaşını, kardeşini, Rab'bi tanı diye eğitmeyecek. Çünkü küçük büyük hepsi tanıyacak Beni." (İbranilere Mektup, 8:10-11)
    ... İnsanoğlu'nun [Hz. İsa (as)'ın] gelişi, doğuda çakıp batıya kadar her taraftan görülen şimşek gibi olacaktır. [İman ışığı tüm dünyayı kaplayacaktır.] (Matta, 24:27)
    O günler kadın erkek kullarımın üzerine Ruhum'u dökeceğim, onlar da Peygamberler gibi bir ahlaka sahip olacaklar. (Elçilerin İşleri, 2:18)
    Şunu bil ki, son günlerde... [gerçeğe karşı gelenler] düşünceleri yozlaşmış, iman konusunda reddedilmiş insanlardır. Ama daha ileri gidemeyecekler. Çünkü... bunların da akılsızlığını herkes açıkça görecektir. (Pavlus'tan Timoteos'a II. Mektup, 3:1, 8-9)
    ... Allah, bu dünyada yoksul olanları imanda zenginleşmek ve Kendisi'ni sevenlere vaat ettiği egemenliğin mirasçıları olmak üzere seçmedi mi? (Yakup'un Mektubu, 2:5)
    Bundan sonra yeni bir gökle yeni bir yeryüzü gördüm... Artık ne yas, ne ağlayış, ne de ızdırap olacak. Çünkü önceki düzen ortadan kalktı. (Vahiy, 21:4)
    İsa kalabalıkları görünce dağa çıktı. Oturunca öğrencileri yanına geldi. İsa konuşmaya başlayıp onlara şunları öğretti: "Ne mutlu ruhta yoksun olanlara! Çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır... Onlar teselli edilecekler. Ne mutlu yumuşak huylu olanlara! Çünkü onlar yeryüzünü miras alacaklar. Ne mutlu doğruluğa acıkıp susayanlara! Çünkü onlar doyurulacaklar. Ne mutlu merhametli olanlara! Çünkü onlar merhamet bulacaklar. Ne mutlu yüreği temiz olanlara!... Ne mutlu barışı sağlayanlara! Çünkü onlara Allah kulları denecek. Ne mutlu doğruluk uğruna zulüm görenlere! Çünkü Göklerin Egemenliği onlarındır." (Matta, 5:1-11)
    Uluslar kentin ışığında yürüyecekler. Dünya kralları servetlerini oraya getirecekler. Kentin kapıları gündüz hiç kapanmayacak, orada gece olmayacak. Ulusların görkemi ve zenginliği oraya taşınacak. (Vahiy, 21:24-26)
    Eski çağlardan beri kutsal Peygamberlerinin ağzından bildirdiği gibi, kulu Davud'un soyundan bizim için güçlü bir kurtarıcı [Hz. Mehdi (as)] çıkardı; düşmanlarımızdan, bizden nefret edenlerin hepsinin elinden kurtuluşumuzu sağladı. (Luka, 1:69-71)
    ... Yazılmış olduğu gibi: "Kurtarıcı [Hz. Mehdi (as)]... gelecek, Yakup'un soyundan Allah'sızlığı uzaklaştıracak." (Pavlus'tan Romalılara Mektup, 11:26)
    ... Ulusları bir daha saptırmasın diye onu (deccali) dipsiz derinliklere attı, oraya kapayıp girişi mühürledi... (Vahiy, 20:3)
    ... Dünyada kötü arzuların yol açtığı yozlaşmadan kurtulmuş olarak, bu vaatler aracılığıyla Rahmani özyapıya ortak olasınız. (Petrus'a II. Mektup, 1:4)
    Artık acıkmayacak, artık susamayacaklar... (Vahiy, 7:16)
    Eğer beni seviyorsanız, emirlerimi gözetirsiniz. Ben de Allah'a yalvaracağım ve O size başka bir "Faraklit" gönderecektir. (Yuhanna, 14:15-16)
    Faraklit, öyle bir hakikat ruhudur ki, Rab onu benim ismimle gönderecektir. O size her şeyi öğretecek ve benim size söylediklerimi de tekrar hatırlatacaktır. (Yuhanna, 14:26)
    Faraklit geldiğinde benim için şahitlik edecektir ve siz de bana şahitlik edersiniz. (Yuhanna, 15:26-27)
    Ben size hakkı söylüyorum. Benim gitmem sizin için hayırlıdır. Çünkü ben gitmezsem Faraklit size gelmez. Ama ben gidersem onu size gönderirim. (Yuhanna, 16:7)
    Faraklit geldiğinde bütün alemi hataları sebebiyle kınar ve onları terbiye eder. Günah konusunda, çünkü bana iman etmezler. Doğruluk konusunda, çünkü Allah'a gidiyorum ve artık beni göremezsiniz. Ve hüküm konusunda, çünkü bu dünyanın reisinde hükmedilmiştir. Size söyleyecek daha çok şeylerim var, fakat şimdi dayanamazsınız. Fakat o, yani hakikat ruhu gelince, size her hakikate yol gösterecek. Zira kendiliğinden söylemeyecektir, fakat her ne işitirse söyleyecek ve gelecek şeyleri size bildirecektir. (Yuhanna, 16:8-13)
    Mesih şöyle dedi: Artık ben sizinle çok söyleşmem. Çünkü bu alemin reisi geliyor. Bende asla onun nesnesi yoktur. (Yuhanna, 14:30)

    Yahudiler, kutsal kitaplarinin da belirttigi üzre daima bir kurtaricinin yolunu gözlemislerdir. Fakat Yahudil´ere göre beklenen bu kurtarici bir peygamber degil, bir kral olacaktir. Beklenen kurtariciya Tevrat`ta, Ibrani dilinde “Kutlanmis” ya da “Arinmis” anlamlarina gelen “Masiah” (Mesih) denmektedir.
    Vaftizci Yahya,(İslam da münadi) gelecek olan kurtaricinin bir kral degil, peygamber olacagini (internet yoluyla) yaymaya baslar. Ve Isa,( İslam da mehdi, tevratta Mesih) daha sonra “Din Tarihi” sahnesindeki yerini alir.Allah ın tek dini farklı ümmetlere ayrılsa da Rabbin kendisini göstermesiyle (Yeryüzüne keskin müdahalesiyle) farklı ümmetler Rabbin dini olan tek dinde birleşecekler.
    “Bak habercimi senin önünden gönderiyorum;
    o önden gidip senin yolunu hazirlayacak”
    Incil, bu ayetin, Tevrat`ta yer aldigini ve bu ayetin Yahya icin yazildigini iddia etmektedir, simdi Tevrat`a göz atalim;
    “Iste habercimi gönderiyorum ve önümde yol hazirlayacak; ve aradiginiz Rab mabedine ansizin gelecektir; ve özlediginiz ahit melegi, iste geliyor, ordularin Rabbi diyor. Fakat onun geldigi güne kim dayanabilir? Ve göründügü zaman kim durabilir?...”
    İncilde baş meleğin sesiyle vaftizci Yahya onun İsa olduğunu yayacak denilmesi. İslam da gökten bir münadi mehdi yi işaret edecek o ses Cebrailin sesidir denmesi birbirine tam uymaktadır.
    Dinsel beklentilerin çok yoğun olduğu bir zaman diliminde belirtildiği gibi Yahudiler İseviler ve Müslümanlar da bu beklentiler iyice artmıştır.
    Hristiyanların ve Müslümanların inancına göre İsa dirilecek ve krallığını kuracaktır (2). Tarihi Mesih öncesi ve Mesih sonrası diye Pavlus tarihi ikiye ayırmıştır.. Mesih’in gelmeden öncesindeki çağ, Mesih’in gelişi için hazırlık dönemidir. Tanrı’dan uzak olma ve tutsaklık dönemi olan Mesih öncesi döneme egemen olan güçler günah ve ölümdür. Tanrısal hukuk ya da yasa kötülüğü artıran unsurlara yani günah ve ölüme güç vermektedirler. Mesih sonrası dönem ise Tanrı’nın yeryüzüne insanın yararına olmak üzere müdahalesiyle başlayan süreci ifade etmektedir. Bu yeni dönem Tanrı’nın Adem’den beri insanın maruz kaldığı ölüm ve günah kısırdöngüsünden kurtulmasını sağlayacak kurtuluş yolunu açtığı bir dönemdir (3). Bu yeni dönem Mesih’in ikinci gelişinde kurtuluş planının son aşamaları icra edilecektir. Son peygamber Muhammet de aynı bilgileri vermektedir. Yeryüzünde fitne ve fesadın yayılacağını mehdi gelip mücadele edeceğini gökten bir münadinin onu peygamber ilan edeceğini yanında baş melek cebrailin sözlerini ileteceğini söylemiştir. Bizzat Allah ın müdahalesiyle insanların enselerinden çıkacak kurtla öleceklerini yeryüzünün insan leşiyle kokacağını bildirmiştir.
    Tevrat İncil ve Kuran dönemlerine ait peygamberler ve arkadaşları tarafından anlatılan son kurtarıcı dönemi ve iletilen tüm kutsal bilgiler birbiriyle aynen uyuşmaktadır. Asıl önemli olanı bu bilgilerin günümüzde kendisine melek geldiğini iddaa eden bir münadiyle peygamber özelliğine sahip bir kralın (başbakanın) varolmasıdır.
    Mesih’in Krallığı terimi ise Kol. 1:13 ve Efes. 5:5’de tanımlanılır (7).
    Tanrısal egemenlik temasını üç büyük dinin işlediği de ortadadır.
    Dinsel metinlerde siyasal anlamlar yüklediği bilinmektedir. Tanrı’nın insanların içinde yaşadığı ama gittikçe daha da kötüleşen bir dünyaya müdahalesi her şeyden önce siyasal yönetimleri kapsamaktadır. Eski Ahit ve apokrif metinlerde yer alan Tanrı’nın Krallığı ifadesinin metaforik olmadığını tamamıyla gerçek fiili bir krallığı anlattığını düşünen Hobbes, Tanrı’nın liderliğinde İsrailoğullarının kuracağı krallığı ifade ettiğini söyler (12).
    Şeytan’ın askerliğini yapan siyasal yönetimler günahın ve kötülüğün yeryüzünde çoğalmasına neden olmuşlardır. Pavlus’un söylemlerinde dönüşümün doğrudan tanrısal bir müdahaleyle gerçekleşeceği noktasına vurgu yapmaktadır. İnsanın yapması gereken tek şey kurtuluş için Mesih’e iman etmekten ibarettir. Yönetimlere karşı zaten mücadeleyi İsa Mesih geri geldiğinde verecektir. Dolayısıyla “devrim” insanlar tarafından değil Tanrı tarafından verilecektir. Şeytan ve askerlerine karşı verilecek olan savaş insanlar tarafından değil Mesih ve onun ordusu tarafından verilecektir. İnsanın vereceği savaşım içseldir. İnsan iç dünyasında devrim yapması ve benliğin egemenliğine son vererek Ruhun egemenliğine girmesi gerekmektedir (14).
    Daha çok apokaliptik metinler ve birazda Pavlus’un benzer ifadeleri dolayısıyla daha birinci yüzyıldan itibaren bütün Hıristiyanlar gökten gelecek olan tanrısal müdahaleyi beklemişlerdir.
    Pavlus’un mektuplarında Tanrı’nın Krallığından “o bir yiyecek içecek sorunu değil, doğruluk esenlik ve Kutsal Ruh’ta sevinçtir” (16) diye söz eder. Bununla birlikte Tanrı’nın Krallığının gelecekte gerçekleşecek olan bir şey olarak bahsettiği ifadeleri de vardır. Örneğin 1 Selanikliler 2:12’de Selaniklilere hitaben onlara karşı son derece iyi davrandıklarını, onları cesaretlendirdiklerini, teselli ettiklerini ve tüm bunları krallığına çağıran Tanrı’ya yaraşır biçimde yaşamalarını sağlamak için yaptıklarını anlatır.
    Yine Korintlilere birinci mektubunda da Tanrı’nın Krallığından gelecekte gerçekleşeceğinden bahseder.. Günahkârların Tanrı’nın Krallığına mirasçı olamayacaklarını söyler. Pavlus, Galatyalılar ve Efeslilere yazdığı mektuplarında da genel olarak ahlaksızlık yapanların, putperestlerin ve açgözlülerin Tanrı’nın Krallığına mirasçı olamayacaklarını belirtir.18
    Rabbin kendisi bir emir bağırtısıyla, baş meleğin sesiyle ve Tanrının borazanıyla gökten inecek.
    Tanrı’nın otoritesinin insanların inanç, düşünce ve yaşamlarını yakında kuşatacağını ve insanların hep birlikte şeytanın egemenliğinden sıyrılarak kendilerini Tanrının otoritesine vereceklerini beklemektedirler.
    Tanrı’nın dünyaya ve tarihe son vererek sonsuz kutsallığın dünyasını ortaya çıkaracak olması şeklindeki beklenti gerek İsa’dan önce ve gerekse İsa dan sonra vardı. İsa, Tanrı’nın Krallığının gelmekte olduğu ve insanların gelecek olan yargıyla yüzleşmeye önceden hazırlanmaları gerektiği söylemiyle sınırlandırır (24).
    Nitekim Korintlilere birinci mektubunda Mesih’in gelerek neler yapacağını anlattıktan sonra Mesih’in her yönetimi, her hükümranlığı ve gücü ortadan kaldıracağını, onlarla mücadele edeceğini ve bütün egemenlerin egemenliklerine son verildiğinde de krallığın Mesih tarafından Baba Tanrı’ya teslim edileceğini belirtir (29).
    Süleyman’ın Mezmurlarının (Psalms of Solomon) 17. bölümünde Tanrı’nın Krallığı teması işlenmektedir. İsrailoğullarının kralı olan Tanrı’nın krallığı sadece İsrailoğullarıyla sınırlı değil aynı zamanda Gentileleri de kuşatmaktadır. Bir Mesih figürü olan Davud, onun kendisine seçmiş olduğu insan yardımcısıdır. Davud, tanrısal krallığın kurulması için bazı ön hazırlıklar yapar ve gerekli zemini oluşturur. Dolayısıyla o ve onun/oğlunun krallığı nihai krallık değil nihai krallık olan Tanrı’nın Krallığına geçişi sağlayan bir ara dönemdir (30). Bu anlamı itibariyle Mesih olarak beklenilen Davud oğlunun krallığı eskatolojik umudun tamamı değil bir parçasıdır. Asıl beklenilen tanrının Sion’da tahtına oturması ve yönetime el koymasıdır (31). Davud oğlu Mesih, günah kiriyle ve diğer toplumlarla münasebet sonucu inancındaki bozulmalar nedeniyle tanrıdan uzaklaşan ve tanrının gazabını hak eden, bu nedenle de bozguna uğrayan topluluğu temizleyecek, arındıracak ve krallığa hazır hale getirecektir (32). Nitekim “Bizim kralımız bizzat tanrının kendisidir”(33) şeklindeki ifade de bunu çok güzel açıklamaktadır.
    Tanrı’nın Krallığının çok yakında gerçekleşeceğini umut eden İşaya (II), anlatılarında yeryüzünün doğal düzeni ve topografik yapısını da değiştirecek olan Tanrı’nın gelişini betimler. Tanrı gelecek ve bütün tarih ve doğa üzerine hakim olacak olan krallığını tesis edecektir (34 Yahve, İşaya’dan korkmadan cesaretle Yahuda şehirlerine gitmesini ve kendisinin yiğit bir savaşçı gibi geleceğini, aralarında koluyla/gücüyle hükmedeceğini, saltanat süreceğini onlara bildirmesini ister. Sürüsünü bir çoban gibi toplayacak ve koluyla kuzularını toplayıp bağrına basacaktır(36). İşaya da tıpkı Süleyman’ın Mezmurlarında olduğu gibi Yahve’nin, Mesih’i milletlere, kendi önünde baş eğdirmek, onların krallarının bellerini gevşetmek ve kapılarının açılmasını sağlamak için gönderdiğini ve ona yardım ettiğini söylüyor(37).
    Enoch, a göre Tanrı’nın yeryüzüne geleceğinden ve Sina dağına basarak ikamet ettiği yerden aşağıya doğru ineceğinden söz eder. Tanrının bu inişi sonun başlangıcı anlamına gelmektedir. Bütün yeryüzü onun korkusundan eriyecek ve parçalanacaktır. Yargılamadan sonra ise tam bir barış gerçekleştirilecek ve yeryüzüne adalet hâkim olacaktır. “Seçilmiş kimse” ise korunacak ve yardım görecektir (40).
    Enoch bu süreci tıpkı Daniel gibi haftalarla ifade eder. Enoch, Daniel’den farklı olarak dünyanın ömrünü 10 hafta olarak öngörür. İlk yedi hafta geçmiştir. Bu yedi hafta adaletsizlik, zulüm, baskı ve şiddetle doludur. Son yedinci hafta bu zulümlerin en üst noktaya çıktığı andır; yani dünya kötülüğün mümkün olabileceği en son noktasındadır (41). Sekizinci hafta başladığında Mesih’in krallığı ortaya çıkar (42). Bu krallık sekizinci haftadan onuncu haftaya kadar devam eder. Bu süre zarfında evler yeniden inşa edilir, adalet ve barış yeryüzüne yayılır ve en önemlisi mabet Tanrı’nın zaferini simgelemek üzere inşa edilir (43). Gerçek din tüm yeryüzüne yayılır, egemen olur, günahkârlar dünyanın dışına çıkarılırlar ve dünya yargı için hazırlanır (44). Onuncu haftanın sonunda büyük mahkeme kurulur Görüldüğü üzere Mesih’in Krallığıyla Tanrı’nın Krallığı iki farklı olgu olarak ifade edilir. Dolayısıyla asıl krallık ya da ebedi krallık Mesih’in Krallığı değil Tanrı’nın Krallığıdır.
    Ezra’da da benzer betimlemeler mevcuttur(47).Pavlus’a göre Mesih, aynı zamanda soteriolojik bağlamda faaliyet gösterecek olan tanrısal bir kraldır(52). Nitekim Pavlus’a göre hiç kimse kendisi için yaşamadığı gibi kendisi için de ölmez. Her insanın yaşaması ve ölümü Rab içindir ve o, hem yaşayanların hem de ölülerin rabbi olmak üzere ölüp dirilmiştir. Herkes Tanrı’nın yargı kürsüsü önünde diz çökecek ve onun Tanrı olduğunu açıkça söyleyecektir(53).
    “Tanrı’nın Krallığı” Pavlus’un mektuplarında Tanrı’nın Krallığı, kaçınılmaz bir sondur ve mutlaka gerçekleşecektir. Tanrı, geçmişte yapılan hataları, bilgisizlikleri görmezden gelmiştir; ama artık herkesin tövbe etmesini istemektedir. Bunun nedeni ise dünyaya atadığı İsa Mesih’tir. Çünkü onun aracılığıyla dünyayı yargılayacaktır ve yargılama günü tespit edilmiştir(54).
    Tanrı’nın Krallığı söylemi, Tanrı’nın tarihe müdahale ederek yeryüzündeki mevcut siyasal sistemlerin egemenliklerine son vermesi, kötülüğün ortadan kaldırılması, iyiliğin, adaletin ve barışın egemen olması gibi beklentileri kapsamaktadır.
    Bu tasavvurun temelinde Tanrı tarafından “iyi” olarak yaratılan dünyanın egemenliğinin kötülük güçleri (şeytan vb bir varlık) ya da kötülük tanrısı tarafından ele geçirildiği inancı yatmaktadır. Buna göre dünya ve hayat gittikçe kötüleşen bir ivme izlemektedir. Zulümler, cinayetler, tecavüzler ve her türlü ahlaksızlık çoğalmakta, iyi olarak tanımlanabilecek her şeyse ortadan kalkmaktadır. Tanrı’nın evrenin tek hâkimi olduğu/olacağı ve amacını gerçekleştirmek için tarihe müdahale edeceği düşüncesi apokaliptik metinlerin ana temasını oluşturmaktadır.
    Birçok araştırmacı gerek İsa’yı ve gerekse Yahya’yı eskatolojik birer peygamber olarak adlandırmışlardır. Nitekim hem Yahya’nın hem de İsa’nın mesajlarının odağında kıyametin/tarihin sonunun yaklaşmakta olduğu ve büyük bir mahkemenin kurulacağı düşüncesi vardır. Ayrıca her ikisi de eskatolojik beklentilerin çok yoğun olduğu bir zaman diliminde ve bu beklentilere sahip olan Yahudiler arasında yaşamışlardır (1). Dolayısıyla her ikisinin söyleminde de eskatolojik beklentilerin olması oldukça doğaldır.
    Mesih’in bedenleşmesi öncesindeki çağ, Mesih’in gelişi için hazırlık dönemidir. Tanrı’dan uzak olma ve tutsaklık dönemi olan Mesih öncesi döneme egemen olan güçler günah ve ölümdür. Tanrısal hukuk ya da yasa kötülüğü artıran unsurlara yani günah ve ölüme güç vermektedirler. Mesih sonrası dönem ise Tanrı’nın yeryüzüne insanın yararına olmak üzere müdahalesiyle başlayan süreci ifade etmektedir. Bu yeni dönem Tanrı’nın Adem’den beri insanın maruz kaldığı ölüm ve günah kısırdöngüsünden kurtulmasını sağlayacak kurtuluş yolunu açtığı bir dönemdir (3). Bu yeni dönem İsa’nın çarmıha gerilmesiyle başlamış ve onun ikinci gelişiyle devam edecektir. Ancak Mesih’in ikinci gelişinde kurtuluş planının son aşamaları icra edilecektir.
    Tanrı’nın insanların içinde yaşadığı ama gittikçe daha da kötüleşen bir dünyaya müdahalesi her şeyden önce siyasal yönetimleri kapsamaktadır. Eski Ahit ve apokrif metinlerde yer alan Tanrı’nın Krallığı ifadesinin metaforik olmadığını tamamıyla gerçek fiili bir krallığı anlattığını düşünen Hobbes, Tanrı’nın liderliğinde İsrailoğullarının kuracağı krallığı ifade ettiğini söyler (12).
    Şeytan’ın askerliğini yapan siyasal yönetimler günahın ve kötülüğün yeryüzünde çoğalmasına neden olmuşlardır. Lakin bunları söylerken Pavlus’un siyasal yönetimlere karşı olumsuz tavır takındığını düşünmek yanlış olur. Aksine o şaşırtıcı bir şekilde herkesin bulunduğu yönetime itaat etmesini ve bunun Tanrı’nın bir arzusu olduğunu söyler (13). Mesajını rahat anlatabilmek için siyasal bir talep ortaya koymazken aynı zamanda dönüşümün doğrudan tanrısal bir müdahaleyle gerçekleşeceği noktasına vurgu yapmaktadır. İnsanın yapması gereken tek şey kurtuluş için Mesih’e iman etmekten ibarettir. Yönetimlere karşı zaten mücadeleyi İsa Mesih geri geldiğinde verecektir. Dolayısıyla “devrim” insanlar tarafından değil Tanrı tarafından verilecektir. Şeytan ve askerlerine karşı verilecek olan savaş insanlar tarafından değil Mesih ve onun ordusu tarafından verilecektir. İnsanın vereceği savaşım içseldir. İnsan iç dünyasında devrim yapması ve benliğin egemenliğine son vererek Ruhun egemenliğine girmesi gerekmektedir (14).
    İLK yüzyıldan itibaren bütün Hıristiyanlar gökten gelecek olan tanrısal müdahaleyi beklemişlerdir.
    Bu tarz ifadelerinde Pavlus, Tanrı’nın Krallığından “o bir yiyecek içecek sorunu değil, doğruluk esenlik ve Kutsal Ruh’ta sevinçtir” (16) diye söz eder. Bununla birlikte Tanrı’nın Krallığının gelecekte gerçekleşecek olan bir şey olarak bahsettiği ifadeleri de vardır. Örneğin 1 Selanikliler 2:12’de Selaniklilere hitaben onlara karşı son derece iyi davrandıklarını, onları cesaretlendirdiklerini, teselli ettiklerini ve tüm bunları krallığına çağıran Tanrı’ya yaraşır biçimde yaşamalarını sağlamak için yaptıklarını anlatır.
    Yine Korintlilere birinci mektubunda da Tanrı’nın Krallığından gelecekte gerçekleşecek bir şey olarak söz eder. Günahkârların Tanrı’nın Krallığına mirasçı olamayacaklarını söyleyerek, cinsel ahlaksızlık yapanların, eşcinsellerin, cinsel sapıkların, açgözlülerin vb ahlaksızların Tanrı’nın Krallığına mirasçı olamayacaklarını ancak “yıkananların” kutsal kılındıklarını ve aklanarak krallığa mirasçı olduklarından söz eder (17). Pavlus, Galatyalılar ve Efeslilere yazdığı mektuplarında da genel olarak ahlaksızlık yapanların, putperestlerin ve açgözlülerin Tanrı’nın Krallığına mirasçı olamayacaklarını belirtir.18 Bu ifadelerinin yanı sıra krallığı gelecekte gerçekleşecek bir olay olarak tasavvur ettiğini gösteren başka ifadeleri de vardır.
    Rabbin kendisi bir emir bağırtısıyla, baş meleğin sesiyle ve Tanrının borazanıyla gökten inecek.
    Zira İsa, Tanrı’nın otoritesinin insanların inanç, düşünce ve yaşamlarını yakında kuşatacağını ve insanların hep birlikte şeytanın egemenliğinden sıyrılarak kendilerini Tanrının otoritesine vereceklerini beklemekteydi. Bir başka ifadeyle İsa'da, muhatabı olan insanların, kendi öğretilerini kısa zamanda büyük çoğunlukla kabul edecekleri yönünde bir beklenti vardı. Dolayısıyla bu ifade -eskatolojik yönü olmakla birlikte- bu beklentinin dile getirilmesidir. Oysa Pavlus'un beklentisi ise gelecekte vuku bulacak ve kozmolojik düzlemde de etkili olan tanrısal varlık Mesih'in göklerden melekler eşliğinde yeryüzüne gelmesi düşüncesiyle ilgilidir. Dolayısıyla bu iki beklenti arasında şekilsel bir benzerlik bulunmakla birlikte, ciddi anlamda bir muhteva farklılığı söz konusudur (23).
    Tanrı’nın dünyaya ve tarihe son vererek sonsuz kutsallığın dünyasını ortaya çıkaracak olması şeklindeki beklenti gerek İsa’dan önce ve gerekse İsa’nın çağdaşı apokaliptikler tarafından savunulmaktadır. Bultmann’a göre İsa’yı onlardan ayıran en önemli nokta İsa’nın şiddetle gelecek olan bu “sonsuz kutsallık dünyasını” resmetmekten kaçınmasıdır. Ona göre İsa, apokaliptik bir resim çizmek yerine mesajını Tanrı’nın Krallığının gelmekte olduğu ve insanların gelecek olan yargıyla yüzleşmeye önceden hazırlanmaları gerektiği söylemiyle sınırlandırır (24).
    Pavlus, İsa Mesih’in dönüşü ve krallığın ilk cemaatin hayatında gerçekleşeceğini beklemektedir. Ona göre ilk cemaat aynı zamanda ilk ve son Mesih inanlıları olmaktadır.
    Yani yeryüzünün hâlihazırdaki egemeni ve tanrısı Şeytan ve onun yardımcıları, sopalanmış, dövülmüş fakat henüz tam olarak etkisiz hale getirilememişlerdir
    mükemmele ulaşmamış Tanrı’nın Krallığı’dır. Kilise, Tanrı’nın Krallığı ile özel ve önemli bir ilişki üzerinde oturmaktadır. Kilise, bağlılarına, barış ve mutluluk için mücadelelerini taşıyabilecekleri bir çatı sunar
    Nitekim Korintlilere birinci mektubunda Mesih’in ölümden dirilerek neler yapacağını anlattıktan sonra Mesih’in her yönetimi, her hükümranlığı ve gücü ortadan kaldıracağını, onlarla mücadele edeceğini ve bütün egemenlerin egemenliklerine son verildiğinde de krallığın Mesih tarafından Baba Tanrı’ya teslim edileceğini belirtir
    Mezmurlarının (Psalms of Solomon) 17. bölümünde Tanrı’nın Krallığı teması işlenmektedir
    Asıl beklenilen tanrının Sion’da tahtına oturması ve yönetime el koymasıdır (31). Davud oğlu Mesih, günah kiriyle ve diğer toplumlarla münasebet sonucu inancındaki bozulmalar nedeniyle tanrıdan uzaklaşan ve tanrının gazabını hak eden, bu nedenle de bozguna uğrayan topluluğu temizleyecek, arındıracak ve krallığa hazır hale getirecektir (32). Nitekim “Bizim kralımız bizzat tanrının kendisidir”(33) şeklindeki ifade de bunu çok güzel açıklamaktadır
    Hezekiel kitabı 38’inci ve 39’uncu bölümlerde, uzak kuzeydeki Magog ülkesinden İsrail üzerine kasırga gibi gelecek, burada bulut gibi toplanacak kral Gog’un ordularından bahsedilir. Çıkacak savaşta herkes birbirine kılıç çekecek ve neticede Rab, o orduları salgın hastalıkla, kanla cezalandıracak, Gog’un, ordusunun ve ondan yana olan birçok ulusun üzerine sağanak yağmur, dolu, ateşli kükürt yağdıracak, Gog, orduları ve ondan yana olan uluslar İsrail dağlarına serilecek ve kurda kuşa yem olacaklardır. Onların silahlarını toplayan İsrail halkı ise, 7 yıl bu silahları yakarak ısınacaktır.

    Yuhanna’nın Vahyi’ne göre (20:1–2), Armagedon’u yeryüzünde Tanrı’nın Krallığı takip edecek ve Mesih’in Bin Yıllık Krallığı olarak bilinecek bu krallık döneminde şeytan bağlanacaktır. Bu bin yılın sonunda şeytan kısa bir süreliğine serbest bırakılacak, ulusları aldatmasına izin verilecek ve bu uluslardan deniz kenarındaki kum taneleri sayısınca toplanacak Gog–Magog (Ye’cuc–Me’cuc) orduları yeryüzünün enginliklerinden geçerek, kutsalların ordugâhını ve sevilen kenti kuşatacaklardır. Ama gökten ateş yağıp onları yakıp kül edecektir. İblis ise, temsilcisi büyük ejdere secde edip onun salâhiyetini kullanan canavarla sahte peygamberin de içinde bulunduğu ateş ve kükürt gölüne atılacaktır. Hepsi, orada gece gündüz, sonsuzlara dek işkence göreceklerdir (20. Bölüm).
    Kıyamet öncesi olacaklar içinde Armagedon türü savaşların haberini ve tasvirini, İslâm’ın ikinci ana kaynağı hadis–i şeriflerde de okuruz. Bu rivayetlerden birinde, “Yakında milletler, yemek yiyenlerin (başkalarını) çanaklarına (sofralarına) davet ettikleri gibi size karşı (savaşmak için) birbirlerini davet edecekler.” buyrulur.Nitekim ortaasya ve arap yarımadası inançlı insanların ülkelerine bu tür saldırılar aynen olmuştur. Bir sahabî, “Bu, o gün bizim azlığımızdan dolayı mı olacak?” diye sorar. Rasûlüllah (s.a.s.), “Hayır, aksine siz o gün kalabalık fakat selin önündeki çerçöp gibi zayıf olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın gönlünden sizden korkma hissini soyup alacak, sizin gönlünüze de vehn atacak.” cevabında bulunurlar. Bir başka sahabî, “Vehn nedir ya Rasûlellah?” diye sorunca da, “Vehn, dünyayı (fazlaca) sevmek ve ölümü kötü görmektir.” buyururlar.1

    Bir diğer rivayet ise şöyledir: “Fırat nehri altın bir dağın( Rüya değerli maden olarak Altın sembolüzedir.Yani Peygamberin rüyasında anlatılmak istenen petroldür. Muhammet diğer peygamberler ve hatta yuhanna da esinlenmede gördüğü rüyaları aynen aktarmıştır. Yorumlarını aktarmamıştır.) üzerinden açılmadıkça kıyamet kopmayacaktır. İnsanlar onun için birbirleri ile savaşacaklar ve her yüz kişiden doksan dokuzu öldürülecektir. Onlardan her biri, ‘Keşke kurtulan ben olsam!’ diyecektir.”2

    Çeşitli hadis kitaplarında birbirine yakın ifadelerle yer alan bir hadis-i şerif ise, bu ifadeler telif edilerek bir araya getirildiğinde şöyle buyrulmaktadır:

    İsa, Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya inecektir. Başını eğdiği zaman su damlayacak, kaldırdığı zaman ondan inci gibi gümüş taneleri yuvarlanacaktır. Onun nefesinin kokusunu duyan her kâfir mutlaka ölecektir. Nefesi de gözünün gördüğü yere varacaktır… Mesih, Deccal’ı arayacak, nihayet Lut kapısında yetişip, onu öldürecektir… Sonra, Meryem oğlu İsa’ya bir kavim gelecek. İsa, onların yüzlerini silecek, onlarla Cennet’teki derecelerine göre konuşacaktır. Onlar bu halde iken Allah (c.c.), Hz. İsa’ya “Ya İsa! Ben öyle kullar yarattım ki, onlarla savaşmaya kimsenin gücü yetmez. Sen, benim kullarımı Tur’a götür, koru!” diye vahyedecek, Ye’cuc ve Me’cuc’u gönderecektir. Bunlar, Allah’ın buyurduğu gibi her tepeden hızla ineceklerdir. (Uğradıkları her) suyu içip tüketecekler. İnsanlar, onlara karşı kalelerine çekilecekler. Bu sefer onlar da oklarını göğe atacaklar. Okları, üzeri kanlı olarak geri dönecek. Bunun üzerine, “Biz, yeryüzündeki insanları kahrettik ve göktekilere de galebe çaldık.” diyecekler. Allah’ın nebîsi Hz. İsa ve arkadaşları mahsur kalacaklar. Öyle ki, onlardan birisine bir öküz başı, bu gün sizden birine yüz dinardan daha değerli olacak. Daha sonra Hz. İsa ve arkadaşları Allah’a dua edecekler ve Allah (c.c.) onların (Ye’cuc ve Me’cuc’un) boyunlarına neğaf (kurtlar) gönderecek. Böylece Ye’cuc ve Me’cuc bir kişinin ölmesi gibi hepsi birden ölmüş olacaklar. Hz. İsa ve arkadaşları (Tur’dan) inecekler ve onların leşleri, pis kokuları ve kanları ile dolmamış bir karış yer bulamayacaklar. Bunun üzerine İsa (a.s.) ve arkadaşları Allah’a dua edecekler. Allah da onların üzerine melez devenin boynu gibi uzun boyunlu kuşlar gönderecek. Bu kuşlar o leşleri alıp, Allah’ın dilediği yere atacaklar. Sonra Allah (c.c.) onlar üzerine bir yağmur gönderecek ve insanları o yağmurdan ne bir kerpiç ev koruyabilecek, ne de bir çadır. O yağmur, her tarafı yıkayıp ayna gibi parlatacaktır. Sonra yere, “Ürününü bitir, bereketini geri getir!” denecektir. O gün herkes bir tek nardan yiyecek. Nar insanları doyuracak ve kabuğu altında gölgelenecekler. Allah, süte de bereket verecek; öyle ki, yeni doğuran deve kalabalık bir cemaate, yeni buzağılamış inek bir kabileye, yeni kuzulamış bir koyun da sülâleye yetecek kadar süt verecektir. Sonra Allah (c.c.), onlara güzel bir rüzgâr gönderecek, o rüzgâr onları koltuk altlarından yakalayarak, Müslüman olan herkesin ruhunu alacaktır. Diğer insanlar, eşeklerin alenen çiftleştiği gibi açıkta çiftleşip duracaklar. İşte onların üzerine kıyamet kopacaktır.3
    Hıristiyan düşüncesinde bin yılcılık, Âhiret’ten önce Mesih’in yeryüzüne inip bütün insanlığın kralı olacağı ve onunla başlayarak insanlığın 1000 yıl süreyle bir altın çağ veya yeryüzü cenneti yaşayacağı inancıdır.
    Kardesler, bu olaylarin zaman ve tarihlerine dair size yazmaya gerek yoktur. Cünkü sizde cok iyi bilirsiniz ki, Rab´bin günü, gece hirsiz nasil gelirse öyle gelecektir. Insanlar, ´Her sey esenlik ve güvenlikte`dedikleri bir anda, gebe kadinin sancilarinin aniden bastirmasi gibi, ani bir yikima ugrayacak ve asla kacamayacaktir...” (1. Selanikliler 5:1...)
    “...Bütün bunlar, Rab Isa alev alev yanan ates icinde güclü melekleriyle gökten gelip göründügü zaman olacak. Rabbimiz Isa, Tanri´yi tanimayanlari ve kendisiyle ilgili müjdeye uymayanlari cezalandiracak. Böyleleri, O´nun varligindan ve gücünün yüceliginden uzak kalarak sonsuza dek mahvolma cezasina carptirilacaklar. Bütün bunlar, Rab´bin kendi kutsallari arasinda yüceltilmek ve bütün imanlilarda hayranlik uyandirmak üzere geldigi gün olacaktir.” (2. Selanikliler 1:8...)
    “Rab´bin gününün gelmis oldugunu ileri süren herhangi bir ruh, bir söz ya da bizden gelmis gibi gösterilen bir mektup aklinizi hemen karistirmasin, sizi telaslandirmasin. Kimse sizi hic bir sekilde aldatmasin. Cünkü imandan dönüs (Ya da isyan) baslamadikca, mahvolacak olan o yasa tanimaz adam (deccal)ortaya cikmadikca o gün gelmeyecektir. O adam, tanri diye anilan ya da tapilan her seye karsi gelerek kendini hepsinden yüce gösterecek, hatta Tanri´nin tapinaginda oturup kendisini Tanri ilan edecektir.” (2. Selanikliler 2:2...)
    “Zamani gelince ortaya cikacak olan bu adami simdilik neyin engelledigini biliyorsunuz. Evet, yasa tanimazligin gizli gücü su anda bile etkindir. Ama bu gücü simdilik engelleyen ortadan kaldirilincaya dek görevini sürdürecektir. Bundan sonra Rab Isa´nin, agzindan cikan solukla (duayla) öldürecegi, gelisinin görkemi ile yok edecegi o yasa tanimaz adam ortaya cikacak. O, her türlü mucizede, yaniltici belirtilerle harikalarda ve mahvolanlari aldatan her türlü kötülükte sergilenen şeytan´in etkinligiyle gelecek.


    Pavlus´un ´O adam`dedigi kisi şeytan degildir, ama şeytan´in etkinligi ile gelecek olan birisidir. (bu adam 11 eylül saldırısı yalanıyla kendi ülkesine vurarak inançlı insanlara savaş açan George bush dur.)Zaman belli degilse de belirtiler ortadadir, “adam” gelecek ve insanlar arasindan bir kismini kendisine baglayacak, dolayisiyla isyan baslayacaktir. Bu belirtilerin ardindan, Tanri´nin borozani( münadi 666) ile yeryüzüne inecek olan Isa (RTE), ortaya cikacaktir.
    ikinci mektubun 3. bölümünde ise su cümleleri kurmaktadir; “Şunu bil ki, son günlerde cetin anlar olacaktir. İnsanlar kendilerini seven, para düskünü, övüngen, kibirli, küfürbaz, anne baba sözü dinlemez, nankör, kutsalliktan ve sevgiden yoksun, uzlasmaz, iftiraci, özünü denetleyemeyen, azgin ve iyilik düsmani olacaklar. Hain, aceleci, kendini begenmis, Tanri´dan cok eglenceyi seven, Tanri yolundaymis gibi görünüp bu yolun gücünü inkar edenler olacaklarPavlus´un, Isa´nin geri dönüsü ile ilgili ortalama senaryosu bundan ibarettir. Fakat Yuhanna´nin Esinleme baslikli yazilari, bu konuda cok daha genis ve farkli bilgiler vermektedir. Izninizle, simdi 666 sayısının gizemi!

    “Bu konu bilgelik gerektirir. Anlayabilen, canavara ait sayiyi hesaplasin. Cünkü bu sayi bir insani simgeler. Onun sayisi 666`dir.” (Esinleme 13:18...)yazabileceklerimi, Esinleme adli bölüme birakiyorum.
    İncil’de Mehdi (as)’ın Çıkışından Önceki Dönemler

    Hz. Mehdi'nin geleceği dönem olan ahir zaman alametleri, İncil'de kimi zaman açık ifadelerle, kimi zaman da işari anlatımlarla açıklanmaktadır. İncil'deki bu ifadelere bakıldığında, Hz. Mehdi'nin çıkışından önceki bu dönemde, ahlaki ve sosyal bozulma yaşanacağı, büyük savaşların olacağı, insanlara dehşet veren felaketlerin yaşanacağı, gökyüzünde olağanüstü olayların meydana geleceği, insanların din ahlakından uzaklaşacağı, adaletsizlik ve haksızlığın yaygınlaşacağı, samimi olarak iman edenlerin baskı göreceği, huzur ve güvenliğin yerini kargaşa ve tedirginliğin alacağı görülmektedir. İncil'deki bu alametlerden bir kısmı şöyledir:
    Dinsizliğin Yaygınlaşması: imandan dönüş başlamadıkça… o gün gelmeyecektir. (Selaniklilere II. Mektup, 2:3)
    Yaratılışın İnkar Edilmesi: Ne var ki, göklerin çok önceden Allah'ın sözüyle var olduğunu, yerin sudan ve su aracılığıyla şekillendiğini bile bile unutuyorlar. (Petrus'un II. Mektubu, 3:5)
    Allah'a Şirk Koşmanın Yaygınlaşması: Geriye kalan insanlar, yani bu belalardan ölmemiş olanlar, kendi elleriyle yaptıkları putlardan dönüp tevbe etmediler. Cinlere ve göremeyen, işitemeyen, yürüyemeyen altın, gümüş, tunç, taş ve tahta putlara tapmaktan vazgeçmediler. (Vahiy, 9:20)
    Allah'ın Emir ve Yasaklarına Uyulmaması: Rab'bin yetkisini hiçe sayıyorlar… (Yahuda'nın Mektubu, 1:8)
    Dini Değerlere Saygının Kalmaması: … yüce varlıklara sövüyorlar. (Yahuda'nın Mektubu, 1:8)
    Hz. İsa'nın Yeniden Yeryüzüne Gelmesi: İsa bunları söyledikten sonra, onların gözleri önünde yukarı alındı. Bir bulut O'nu alıp gözlerinin önünden uzaklaştırdı. "Ey Celileliler, neden göğe bakıp duruyorsunuz?" diye sordular. "Sizden göğe alınan bu İsa, göğe çıktığını nasıl gördünüzse, aynı şekilde geri gelecektir. " (Elçilerin İşleri, 1:9-11)
    Dinin Özünden Uzaklaşmaları, Bidatlere Uymaları: Çünkü öyle bir zaman gelecek ki, sağlam öğretiye dayanamayacaklar... Kulaklarını gerçeğin sesine tıkayacak, dönüp efsanelere dalacaklar. (Timoteos'a II. Mektup, 4:3-4)
    Fitnelerin Artması: … aranızda yanlış öğreti yayanlar olacağı gibi. Bunlar… gizlice aranıza yıkıcı öğretiler sokacaklar. (Petrus'ın II. Mektubu, 2:1)
    Münafıkların Artması: Allah yolundaymış gibi görünüp bu yolun gücünü inkar edenler olacaklar. Böylelerinden uzak dur. (Timoteos'a II. Mektup, 3:5)
    Samimi Olarak İman Edenlerin Baskı Görmesi: Benim adımdan ötürü kralların ve valilerin önüne çıkarılacaksınız... Anne babalarınız, kardeşleriniz, akraba ve dostlarınız bile sizi ele verecek ve bazılarınızı öldürtecekler. Benim adımdan ötürü herkes sizden nefret edecek... Dayanmakla canlarınızı kazanacaksınız... (Luka, 21:12, 16-19)
    Kötülüğü Örgütleyenlerin Birlik Olmaları: Leş neredeyse, akbabalar oraya üşüşecek. (Matta, 24:28)
    Depremlerin Artması: Korkmayın sakın! Bunların olması gerek, ama bu daha son demek değildir... depremler olacak. Bütün bunlar, doğum sancılarının başlangıcıdır. (Matta, 24:7)
    Kasırga ve Tsunami Dalgalarının Olması: ... Yeryüzünde uluslar denizin ve dalgaların uğultusundan şaşkına dönecek, dehşete düşecekler. (Luka, 21:25)
    (Keban Barajı ile) Fırat Nehri'nin Suyunun Azalması: Altıncı melek tasını büyük Fırat Irmağı'na boşalttı. Gündoğusundan gelen kralların yolu açılsın diye ırmağın suları kurudu. (Vahiy, 16:12)
    Büyük Savaşların Olması: Savaş gürültüleri, savaş haberleri duyunca korkmayın. Bunların olması gerek, ama bu daha son demek değildir. Ulus ulusa, devlet devlete savaş açacak… Bunlar, doğum sancılarının başlangıcıdır. (Markos, 13:7-8)
    Dünyada Barışın Ortadan Kalkması: ... dünyadan barışı kaldırma yetkisi verildi. Bunun sonucu olarak insanlar birbirlerini boğazlayacaklar... (Vahiy, 6:4)
    Rabbin gazabı geliyor.: "Büyük Fırat Irmağı'nın yanında bağlı duran dört meleği çöz" dedi. Tam o saat, o gün, o ay, o yıl için hazır tutulan dört melek, insanların üçte birini öldürmek üzere çözüldü. (Vahiy, 9:14-15)
    Vicdanların Körelmesi: Yalan söyleyenlerin ikiyüzlülüğü ile vicdanları dağlanacak. (Timoteosa I. Mektup, 4:2)
    Maneviyattan Uzak Olunması: Bunlar (dünyanın son günlerinde yaşayanlar)… insan doğasıyla sınırlı, Kutsal Ruh'tan yoksun kişilerdir. (Yahuda'nın Mektubu, 1:19)
    İnsanlar Arasında Sevginin Azalması: Kötülüklerin çoğalmasından ötürü birçoklarının sevgisi soğuyacak. (Matta, 24:12)
    Öfkenin Artması, Affediciliğin Kalmaması: İnsanlar... uzlaşmaz, iftiracı, özünü denetleyemeyen, azgın ve iyilik düşmanı olacaklar. (Timoteos'a II. Mektup, 3:2-3)
    İnsanların Maddi Değerlere Düşkün Olmaları: İnsanlar... para düşkünü... olacaklar. (Timoteos'a II. Mektup, 3:2-3) ... Kimde varsa, ona daha çok verilecek ve o bolluk içinde olacak. Ama kimde yoksa, kendisinde olan da elinden alınacak. (Matta, 25:28-29; Luka, 19:26)
    İnsanların Mutsuz Olmaları: ... Yeryüzündeki bütün halklar ağlayıp dövünecek... (Matta, 24:30)
    İnsanların Kurtuluş İçin Ümitlerini Kaybetmeleri: O günlerde insanlar ölümü arayacak, ama bulamayacaklar. Ölümü özleyecekler, ama ölüm onlardan kaçacak. (Vahiy, 9:6)
    Irak'ın Bombalanması: Sonra güçlü bir melek değirmen taşına benzer büyük bir taşı kaldırıp denize atarak şöyle dedi: "Koca kent Babil* de İşte böyle şiddetle atılacak ve bir daha görülmeyecek." (Vahiy, 18:21)
    Deccal'in Dinden Uzak Yaşayan İnsanları, İllüzyonlarla Yanıltıp Aldatması: Bundan sonra başka bir canavar gördüm. Yerden çıkan bu canavarın kuzu gibi iki boynuzu vardı, ama ejderha gibi ses çıkarıyordu. İlk canavarın bütün yetkisini onun adına kullanıyor, yeryüzünü ve orada yaşayanları ölümcül yarası iyileşen ilk canavara tapmaya zorluyordu. (Vahiy, 13:11-12) Yasa tanımaz adam, her türlü mucizede, yanıltıcı belirtilerle harikalarda ve mahvolanları aldatan... (Selaniklilere II. Mektup, 2:9-10)
    Yecüc ve Mecüc Kavminin Ortaya Çıkışı ve Çok Uluslu Bir Topluluk Olmaları: Yeryüzünün dört bucağındaki ulusları -Gog'la Magog'u- saptırmak, savaş için biraraya toplamak üzere zindandan çıkacak. Toplananların sayısı deniz kumu kadar çoktur. (Vahiy, 20:8)
    İsa halka şunları da söyledi: "Batıda bir bulutun yükseldiğini görünce siz hemen, 'Sağanak geliyor' diyorsunuz, ve öyle oluyor. Yelin güneyden estiğini görünce, 'Çok sıcak olacak' diyorsunuz, ve öyle oluyor... Yeryüzünün ve gökyüzünün görünümünden bir anlam çıkarabiliyorsunuz da, şimdiki vaktin anlamını nasıl oluyor da çıkaramıyorsunuz?" (Luka, 12:54-56)
    ... "Yasalarımı zihinlerine işleyeceğim, yüreklerine yazacağım... Hiç kimse yurttaşını, kardeşini, Rab'bi tanı diye eğitmeyecek. Çünkü küçük büyük hepsi tanıyacak beni." (İbranilere Mektup, 8:10-11)
    "O zaman Kral, sağındaki kişilere, "Sizler... (Allah'ın) kutsadıkları, gelin!" diyecek. "Dünya kurulduğundan beri sizin için hazırlanmış olan egemenliği miras alın!" (Matta, 25:34)
    Tahtta oturan, "İşte her şeyi yeniliyorum" dedi. Sonra, "Yaz!" diye ekledi, "Çünkü bu sözler güvenilir ve gerçektir." (Vahiy, 21:5)
    Uluslar kentin ışığında yürüyecekler. Dünya kralları, servetlerini oraya getirecekler. Kentin kapıları gündüz hiç kapanmayacak, orada gece olmayacak. Ulusların görkemi ve zenginliği oraya taşınacak. (Vahiy, 21:24-26)
    ... Allah'ın bütün insanlara kurtuluş sağlayan lütfu ortaya çıkmıştır... (Titos'a Mektup, 2:11)
    Melek ejderhayı -İblis ya da fieytan denen o eski yılanı- yakalayıp bin yıl için bağladı. (Vahiy, 20:2)
    TEVRAT VE MUSEVİ KAYNAKLAR
    Mesih''in (Mehdi''nin) geleceğine inanmayan veya onun gelişini beklemeyen bir kişi, sadece bütün peygamberlere karşı gelmekle kalmaz, Tevrat''ı ve hocamız Musa''yı da inkar etmiş olur. (Maimonides, Mişna Tora, Kralların Yasaları, 11:1)
    Ayrıca Musevilerin her gün üç kere yaptıkları Shmoneh Esrei adlı duada, Mehdi''nin gelişinin yakın olmasına yönelik dua edilir. Bu dua, din ahlakının gereği olan adaletin yeniden inşa edilmesi, ahlaksızlığın, günahın ve kötülüğün son bulması, doğruluğun hakim olması için Mehdi beklentisiyle yapılır.
    Musevi kaynaklarına göre Hz. Mehdi’nin gelişinden önceki dönemde zulüm ve kibir artacak, dindarlar hor görülecek, felaketler, zulüm ve savaşlar birbirini izleyecek, pahalılık, kıtlık ve yoksulluk artacaktır. Musevilerce kutsal kabul edilen kaynaklarda, Mehdi''nin çıkış öncesi dönemi şu şekilde bildiriliyor.
    Ahir zamanda alametlerin belirmesi:
    ... bütün milletleri ve dilleri biraraya toplayacağım vakit geliyor ve gelip benim izzetimi görecekler. Ve aralarına bir alamet koyacağım. (Yeşaya, 66:18-19)
    Ateizmin yaygınlaşması:
    (Mehdi''nin) geleceği nesilde... Tüm devletler Minim dinini [ateizmi] kabul edecek ve verilen öğütlerden yüz çevrilecek... (Talmud, Sanhedrin 11:97a)
    Peygamber de kahin de Allahsız; tapınağımda bile kötülüklerini gördüm diyor Rab. (Yeremya, 23:11)
    ... (Mehdi) tüm dünya kafirliğe dönene dek gelmeyecek... (Talmud, Sanhedrin 97a)
    Dindarların hor görülmesi:
    ... (Mehdi''nin) çağı gelmeden önceki sürede... günahtan korkan insanlar hor görülecek ve gerçek bulunamayacak... (Talmud, Sota 49:2)
    ... (Mehdi''nin) çağı gelmeden önceki sürede... Günah işlemekten korkan insanlardan nefret edilecek...(Talmud, Sota 49:2)
    Adaleti sağlayanların kalmaması:
    ... (Mehdi) tüm hakimler ve yöneticiler gidene dek gelmeyecek... (Talmud, Sanhedrin 98a)
    Pahalılık artması:
    ... (Mehdi''nin) çağı gelmeden önceki sürede... pahalılık artacak... (Talmud, Sota 49:2)
    Yoksulluğun artması:
    (Mehdi)... ceplerde metelik bitene dek gelmeyecek... (Talmud, Sanhedrin 11:97a)
    Açlık ve kıtlık olması:
    ... (Mehdi''nin) geleceği yedi yıllık sürenin sonunda... açlık okları gönderilecek... büyük bir kıtlık olacak ve bunda erkekler, kadınlar, çocuklar, dindar adamlar ve azizler ölecek... (Talmud, Sanhedrin 97a)
    Sıkıntı ve zorluk dönemi olması:
    ... (Mehdi''nin) geldiği nesilde... [alimlerden] geri kalan diğerlerinin gözleri keder ve belalarla düşecek... (Talmud, Sanhedrin 97a)
    Ümitsizliğin hakim olması:
    (Mehdi) tekrar kurtulacaklarına dair ümitlerini kaybetmedikçe gelmeyecek... (Talmud, Sanhedrin 11:97a)
    Aile bağlarının zayıflaması:
    (Mehdi''nin) çağı gelmeden önceki sürede... bir adamın ailesi kendi düşmanı olacak... (Talmud, Sota 49:2)
    Savaşların artması:
    ... (Mehdi''nin) geleceği yedi yıllık sürenin sonunda... yedinci yılda, savaşlar; yedi yıllık sürenin bitiminde (Mehdi) gelecek... (Talmud, Sanhedrin 97a)
    Depremler olması:
    Dünyanın temelleri sarsılacak. Yeryüzü büsbütün çatlayıp yarılacak, sarsıldıkça sarsılacak. Dünya... yalpalayacak, bir kulübe gibi sallanacak... (Yeşaya, 24:18-20)
    Doğal afetlerin artması:
    ... Orduların Rab''bi tarafından, gök gürlemesiyle ve zelzele ile ve büyük gürültü ile, kasırga ile ve sağanakla ve yiyip bitiren ateş aleviyle yoklama olacak. (Yeşaya, 29:6)
    ... göklerde ve yerde alametler göstereceğim... (Yoel, 2:30)
    Irak topraklarında savaş olması:
    ... Yeşaya''nın Babil''le (Irak) ilgili bildirisi:... araçlarıyla uzak bir ülkeden, dünyanın öbür ucundan bütün ülkeyi yerle bir etmek üzere geliyor. (Yeşaya, 13:1, 5)
    Yecüc ve Mecüc kavminin ortaya çıkışı:
    ... (Mehdi''nin) doğum sancıları, "o gün" burada yazılıdır... Yecüc ve Mecüc savaşları: "o gün" burada yazılıdır; bu yazılırken, o günde Mecüc gelecek. (Talmud, Shabbath, 118a)
    Bir yerde sel olurken, diğer bir yerde kuraklık olması:
    ... (Mehdi''nin) geleceği yedi yıllık sürenin sonunda, ilk yılda bu ayet gerçekleşecek: Bir şehrin üzerine yağmur yağdırırken, diğerinin üzerine yağmur yağdırmayacağım... (Talmud, Sanhedrin 97a)
    Güneş ve Ay tutulmalarının olması:
    ... Güneş ile Ay kararıyor ve yıldızlar ışıklarını gizliyorlar... (Yoel, 3:14-16)
    Gökteki yıldızlarla takım yıldızlar ışımayacak. Doğan Güneş kararacak, Ay ışığını vermez olacak. (Yeşaya, 13:4-11)
    Ay''ın yüzü kızaracak, Güneş utanacak... (Yeşaya, 24:23)
    Yukarıda bildirdiklerim Hz. Mehdi’nin gelişi ile ilgili Tevrat’ta geçen ifadelerin sadece bir kısmı, Tevrat’ta Hz. Mehdi’nin çıkış alametleri ile ilgili daha çok fazla bilgi veriliyor. Ahir zamanda yaratılmışların en hayırlısı olan Hz. Mehdi hem Müslümanları hem Hıristiyanları hem de Yahudileri içinde bulundukları zulümden kurtaracak. Hz. Mehdi güzel ahlakıyla, şefkatiyle, merhametiyle tüm insanlara örnek olacak, hiç kan akıtmayacak, yeryüzüne sevgiyle barış getirecektir. Hz. Mehdi’yi çok yakında göreceğimizin ve Hz. İsa ile İslam’ı hakim edeceğinin müjdesini her yazımda sizlere veriyorum. Çok yakında çok güzel olayların gerçekleştiğine hep birlikte şahit olacağız
    Tevrat'da ve Musevi Kaynaklarda Hazreti Mehdi (as)
    Musevi Kaynaklarda Hz. Mehdi (as)'ın Gelişinden Önceki Dönemin Özellikleri
    Davud oğlunun [Hz. Mehdi (as)'ın] geleceği nesilde... tüm devletler Minim dinini [ateizmi] kabul edecek ve verilen öğütlerden yüz çevrilecek... (Talmud, Sanhedrin 97a)
    Mesih'in [Hz. Mehdi (as)'ın] çağı gelmeden önceki sürede... günahtan korkan insanlar hor görülecek ve gerçeklerden yoksun kalınacak... (Talmud, Sota 49b)
    Davud oğlu'nun [Hz. Mehdi (as)'ın] geleceği nesilde... kötü insan takdir görecek... (Talmud, Sanhedrin 97a)
    Mesih'in [Hz. Mehdi (as)'ın] çağı gelmeden önceki sürede... devlet yönetimleri delalete düşecek [dini inançlara ters düşecek] ve onları kınayacak kimse olmayacak... (Talmud, Sota 49b)
    Davud oğlunun [Hz. Mehdi (as)'ın] geleceği nesilde... soyguncular ve soyguncuların soyguncuları olacak... (Talmud, Kethuboth 112b)
    Davud oğlunun [Hz. Mehdi (as)'ın] geleceği yedi yıllık sürenin sonunda... açlık okları gönderilecek... büyük bir kıtlık olacak ve bunda erkekler, kadınlar, çocuklar, dindar adamlar ve azizler ölecek... (Talmud, Sanhedrin 97a)
    ... Bağbozumu olmayacak, devşirecek meyve bulunmayacak... Güzel tarlalar, verimli asmalar, halkımın diken ve çalı bitmiş toprakları için, neşeli kentteki mutluluk dolu evler için göğsünüzü dövün. (Yeşaya, 32:10-13)
    Davud oğlunun [Hz. Mehdi (as)'ın] geldiği nesilde... sürekli yeni belalar ve şeytani kararların yürürlüğe konması olacak; her yeni kötülük, bir diğeri bitmeden hızla gelecek... (Talmud, Sanhedrin 97a)
    Tekrar kurtulacaklarına dair ümitlerini kaybetmedikçe [Hz. Mehdi (as)] gelmeyecek... (Talmud, Sanhedrin 97a)
    Davud oğlunun [Hz. Mehdi (as)'ın] geleceği nesilde, alimlerin toplanma meclisleri, fuhuş evleri haline gelecek... (Talmud, Sanhedrin 97a)
    Mesih'in [Hz. Mehdi (as)'ın] geleceği nesilde... babası ayıpladığında oğlu utanmayacak... (Talmud, Sanhedrin 97a)
    Mesih'in [Hz. Mehdi (as)'ın] çağı gelmeden önceki sürede... sınırlarda yaşayanlar bir yerden diğerine [yardım dileyerek] gezinecek; fakat hiç kimse onlara acımayacak... (Talmud, Sota 49b)
    ... Savaşmaları için bütün ulusları biraraya getireceğim... Evler yağmalanacak, kadınların ırzına geçilecek. Kentte yaşayanların yarısı sürgüne gönderilecek... (Zekeriya, 14:2)
    ... Savaşan bütün halkları Rab şu belayla cezalandıracak: Daha sağken bedenleri, gözleri, dilleri çürüyecek. (Zekeriya, 14:12)
    ... Sevinçten eser kalmadı, dünyanın coşkusu yok oldu. (Yeşaya, 24:11)
    ... Dünyanın temelleri sarsılacak... sarsıldıkça sarsılacak. Dünya... yalpalayacak, bir kulübe gibi sallanacak... (Yeşaya, 24:18-20)
    ... Orduların Rab'bi tarafından, gök gürlemesiyle ve zelzele ile ve büyük gürültü ile, kasırga ile ve sağanakla ve yiyip bitiren ateş aleviyle yoklama olacak. (Yeşaya, 29:6)
    Davud oğlunun [Hz. Mehdi (as)'ın] geleceği yedi yıllık sürenin sonunda, ilk yılda bu ayet gerçekleşecek: Bir şehrin üzerine yağmur yağdırırken, diğerinin üzerine yağmur yağdırmayacağım... (Talmud, Sanhedrin 97a)
    ... Yeşaya'nın Babil'le* ilgili bildirisi:... Araçlarıyla uzak bir ülkeden, dünyanın öbür ucundan bütün ülkeyi yerle bir etmek üzere geliyor... Evleri yağmalanacak, kadınlarının ırzına geçilecek... Oklarıyla gençleri parçalayacak, bebeklere acımayacak, çocukları esirgemeyecekler. (Yeşaya, 13:1, 5, 16-18) *Babil: Günümüz Irak'ın başkenti Bağdat yakınlarında bulunan eski bir şehir ismidir.
    Musevi Kaynaklarda Hz. Mehdi (as)'ın Özellikleri
    [Hz. Mehdi (as)'ın] davranışının temeli adalet ve sadakat olacak. (Yeşaya, 11:5)
    [Hz. Mehdi (as)] yoksulları adaletle yargılayacak, yeryüzünde ezilenler için dürüstçe karar verecek... (Yeşaya, 11:4)
    ... [Hz. Mehdi (as)] dünyaya ağzının değneğiyle vuracak [yani silahı olmadan sözleriyle etkileyecek] ve kötüleri dudaklarının soluğuyla öldürecek [yani konuşmalarıyla manen etkisiz hale getirecek]. (Yeşaya, 11:4)
    O [Hz. Mehdi (as)] tüm dünyayı Allah'a birlikte kulluk etmeleri için ıslah edecek, çünkü şöyle yazılmıştır: "O zaman, birlikte Bana yakarmaları, omuz omuza Bana hizmet etmeleri için, halkların dudaklarını pak kılacağım." [Sefenya, 3:9] (Maimonides, Mişna Tora, Kralların Kanunları 11:4)
    "... Güçle kuvvetle değil, ancak Benim Ruhumla başaracaksın" diyor. Böyle diyor Herşeye Egemen Rab. (Zekeriya, 4:6)
    Bakın, kulum [Hz. Mehdi (as)] başarılı olacak; üstün olacak, el üstünde tutulup alabildiğine yüceltilecek. (Yeşaya, 52:13)
    Ona [Hz. Mehdi (as)'a] egemenlik, yücelik ve krallık verildi. Bütün halklar, uluslar ve her dilden insan ona hizmet etti. Egemenliği hiç bitmeyecek sonsuz bir egemenlik, krallığı hiç yıkılmayacak bir krallıktır. (Daniel, 7:14)
    ... Davud oğlu [Hz. Mehdi (as), Hz. Süleyman (as) gibi] sadece sedirinden hükümdarlık edecek... (Talmud, Sanhedrin 20b)
    Savaş arabalarını... uzaklaştıracağım. Savaş yayları kırılacak. Kralınız [Hz. Mehdi (as)] uluslara barışı duyuracak... (Zekeriya, 9:10)
    ... Rab korkusu ruhu onun [Hz. Mehdi (as)'ın] üzerinde olacak. Rab korkusu hoşuna gidecek... (Yeşaya, 11:2-3)
    Davud soyundan çıkacak olan o kral [Hz. Mehdi (as)] tüm insanlara Allah'ın yollarını ve O'ndan korkmayı öğretebilecek... (Maimonides, Mişna Tora, Tövbe 9:2)
    [Hz. Mehdi (as)] çıktığında... [Allah'ın yasalarının uygulanmasındaki] itaatsizlikleri düzeltecek... (Maimonides, Mişna Tora, Kralların Kanunları 11:4)
    ... [Hz. Mehdi (as)'ın] kaldığı yer görkemli olacak. (Yeşaya, 11:10)
    ... O [Hz. Mehdi (as)] [bir adamı] sezer ve hakkında hüküm verir, çünkü şöyle yazılmıştır: Gözüyle gördüğüne göre yargılamayacak, kulağıyla işittiğine göre karar vermeyecek. Yoksulları adaletle yargılayacak, yeryüzünde ezilenler için dürüstçe karar verecek. [Yeşaya, 11:3-4] (Talmud, Sanhedrin 93b)
    ... O müjdeci ki, esenlik duyuruyor. İyilik müjdesi getiriyor, kurtuluş haberi veriyor... (Yeşaya, 52:7)
    Mesih'in [Hz. Mehdi (as)'ın] alametler göstermesine ya da kendini ispatlaması için harikalar yapmasına ihtiyaç yoktur. (Maimonides, Mişna Tora, Kralların Kanunları 11:2)
    Mesih [Hz. Mehdi (as)] büyük şöhret kazanacak ve onun ünü diğer milletler arasında Kral Süleyman'dan daha fazla olacak. (Maimonides, Mişna Tora, Sanhedrin 10:1)
    [Hz. Mehdi (as)'ın] adı nedir? ... Onun adı Şiloh [gönderilmiş olan, Allah'ın armağanı]... Onun adı Yinnon [adı dünyanın sonuna kadar yaşayacak olan]... Onun adı Haninah [inayet, lütuf, Allah tarafından kutsanmış]... Onun adı Menahem [rahatlatıcı, teselli eden]... Çünkü Benim ruhumu rahatlatacak olan Menahem [rahatlatıcı]... Kesinlikle bizim acılarımıza katlandı ve dertlerimizi taşıdı... (Talmud, Sanhedrin 98b)
    Musevi Kaynaklarda Hz. Mehdi (as)'ın Hakimiyet Dönemi
    O dönemde [Hz. Mehdi (as) döneminde]... tüm dünyanın tek meşguliyeti Allah'ı bilip tanımak olacak... (Maimonides, Mişna Tora, Kralların Kanunları 12:5)
    ... Yüzlerinde sonsuz sevinç olacak. Onların olacak coşku ve sevinç, üzüntü ve inilti kaçacak. (Yeşaya, 51:11)
    O dönemde [Hz. Mehdi (as) döneminde]... batıni gerçekleri kavrayacaklar ve insanın kapasitesi elverdiğince Yaratıcı'nın aklını idrak edecekler. Çünkü şöyle yazılmıştır: "Yeryüzü suyun denizi örtmesi kaplaması gibi Allah'ın ilmiyle dolacağı için..." (Maimonides, Mişna Tora, Kralların Kanunları 12:5)
    ... Son günlerde... Rab birçok halkın arasındaki anlaşmazlıkları çözecek. İnsanlar kılıçlarını çekiçle dövüp saban demiri, mızraklarını bağcı bıçağı yapacaklar. Ulus ulusa kılıç kaldırmayacak, savaş eğitimi yapmayacaklar artık. (Yeşaya, 2:2-4; Mika, 4:1-3)
    "... Topladıkları silahları yakacaklar. Küçük büyük kalkanları, yayları, okları, sopaları, mızrakları ateşe atacaklar... Yakmak için silahları kullanacaklar..." Egemen Rab böyle diyor. (Hezekiel, 39:9-10)
    Onun döneminde kurtla kuzu birarada yaşayacak, parsla oğlak birlikte yatacak, buzağı, genç aslan ve besili sığır yan yana duracak, onları küçük bir çocuk güdecek. İnekle ayı birlikte otlayacak, yavruları birarada yatacak. Aslan sığır gibi saman yiyecek. Emzikteki bebek kobra deliği üzerinde oynayacak, sütten kesilmiş çocuk elini engerek kovuğuna sokacak... Kimse zarar vermeyecek, yok etmeyecek... (Yeşaya, 11:6-9)
    O zaman [Hz. Mehdi (as) döneminde] körlerin gözleri, sağırların kulakları açılacak; topallar geyik gibi sıçrayacak, sevinçle haykıracak dilsizlerin dili... (Yeşaya, 35:5-6)
    ... Çölde sular fışkıracak, ırmaklar akacak bozkırda. Kızgın kum havuza, susuz toprak pınara dönüşecek... (Yeşaya, 35:6-7)
    ... Buğdaya seslenecek ve onu çoğaltacağım... ağaçların meyvesini, tarlaların ürününü çoğaltacağım. (Hezekiel, 36:29-30)
    O dönemde [Hz. Mehdi (as) döneminde], ne kıtlık ne de savaş olacak, ne kıskançlık ne de rekabet olacak. Çünkü iyi olan şeyler bolca olacak ve tüm memnuniyet verici şeylere toz kadar rahat ulaşılacaktır. (Maimonides, Mişna Tora, Kralların Kanunları 12:5)
    ... Yol boyunca beslenecek, her çıplak tepede otlak bulacaklar. Acıkmayacak, susamayacaklar... (Yeşaya, 49:9-10)
    Davud oğlunun [Hz. Mehdi (as)'ın] geleceği zamanda... tüm vahşi ağaçlar meyve verecekler; çünkü şöyle yazılmıştır: Ağaçlar meyvelerini yükleniyor, incir ağaçları, asmalar ürünlerini veriyor. [Yoel, 2:22] (Talmud, Kethuboth 112b)
    Rab bütün dünyanın hükümdarı olacak. O gün yalnız Rab, yalnız O'nun adı kalacak. (Zekeriya, 14:9)
    ... Sular denizi nasıl dolduruyorsa, dünya da Rab'bin bilgisiyle dolacak... (Yeşaya, 11:9)
    ... İnsanlar Rab'bin Yüceliğini, Allahımız'ın görkemini görecek. (Yeşaya, 35:2)
    ... O gün yalnız Rab yüceltilecek. Putlar tümüyle ortadan kalkacak. (Yeşaya, 2:17-18)
    ... Buyruklarımı izleyecek, kurallarıma uyacak, onları uygulayacaklar. (Hezekiel, 37:24)
    Artık putlarıyla, iğrenç uygulamalarıyla, isyanlarıyla kendilerini kirletmeyecekler. Onları yerleştikleri, günah işledikleri yerlerden kurtarıp arındıracağım... (Hezekiel, 37:23-24)
    ... [Hz. Mehdi (as) döneminde halk] haksızlık etmeyecek, yalan söylemeyecek, kimseyi aldatmayacak... (Sefenya, 3:13)
    O zaman adalet çöle dek yayılacak, doğruluk meyve bahçesinde yurt bulacak. (Yeşaya, 32:16)
    ... Bol bol yiyecek, ülkenizde güvenlik içinde yaşayacaksınız. Ülkenize barış sağlayacağım. Korku içinde yatmayacaksınız. Tehlikeli hayvanları ülkenizden kovacağım. Savaş yüzü görmeyeceksiniz. (Levililer, 26:5-6)
    ... Harap olan şehirleri yapacaklar ve onlarda oturacaklar... (Amos, 9:14)
    İnsanların gururu, kibiri kırılacak... (Yeşaya, 2:17)
    Artık budalaya soylu, alçağa saygın denmeyecek. (Yeşaya, 32:5)
    Mesih [Hz. Mehdi (as)] döneminde... çok az bir emekle çok fazla şey başaracaklar... (Maimonides, Mişna Tora, Sanhedrin 10:1)
    Mesih [Hz. Mehdi (as)] dönemi... akıllı adamların sayısının artacağı bir dönem olacak... (Maimonides, Mişna Tora, Sanhedrin 10:1)
    O günlerde [Hz. Mehdi (as)'ın döneminde]... bilgi, akıl ve hakikat dünyada artacak... çünkü şöyle de yazılmıştır: "Taş gibi katılaşmış kalplerinizi vücudunuzdan söküp alacağım." (Maimonides, Mişna Tora, Tövbe 9:2)
    Zebur'da Hazreti Mehdi (as) ve Hakimiyet Dönemi
    Sen Rab'be güven ve iyilik yap... Rab'den zevk al, O senin içindeki istekleri yerine getirecektir. Her şeyi Rab'be bırak, O'na güven. Rab'be umut bağlayanlar yeryüzünün varisi olacaklardır. (Mezmurlar, 37:3-9)
    Alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak, derin bir huzurun zevkini tadacak.... Çünkü kötülerin gücü kırılacak, ama doğrulara Rab destek olacak. Rab salihlerin her gününü gözetir, onların mirası ebedi olacaktır. (Mezmurlar, 37:11, 17-18)
    Yeryüzünün dört bucağı anımsayıp Rab'be dönecek, ulusların bütün soyları O'nun önünde yere kapanacak. Çünkü egemenlik Rab'bindir... (Mezmurlar, 22:27-28)
    "... Davud soyundan güçlü bir kral [Hz. Mehdi (as)] çıkaracağım, meshettiğim [seçtiğim] kralın soyunu ışık olarak sürdüreceğim. Düşmanlarını utanca bürüyeceğim, ama onun başındaki taç parıldayacak." (Mezmurlar, 132:17-18)
    Rab'den korkan o adam kimdir?... Canı iyilikte oturacak; onun soyu yeryüzünün varisi olacaktır. Rab'bin sırrı ondan korkanlara olacaktır... (Mezmurlar, 25:12-14)
    Sağladığın zaferle büyük yüceliğe erişti, onu [Hz. Mehdi (as)'ı] görkem ve büyüklükle donattın. Üzerine sürekli bereket yağdırdın, varlığınla onu sevince boğdun. Çünkü Kral [Hz. Mehdi (as)] Rab'be güvenir, Yüceler Yücesinin sevgisi sayesinde sarsılmaz. (Mezmurlar, 21:5-7)
    Kralın [Hz. Mehdi (as)'ın] adı sonsuza dek yaşasın, Güneş durdukça adı var olsun, onun aracılığıyla insanlar kutsansın, bütün uluslar "Ne mutlu ona" desin! (Mezmurlar, 72:17)
    Okların sivridir, kral düşmanlarının yüreğine saplanır [Hz. Mehdi (as)'ın sözleri çok hikmetli ve etkili olacak, dinsiz ideolojileri kökten etkisiz hale getirecektir], halklar ayaklarının altına serilir [tüm insanlar Hz. Mehdi (as)'a tabi olacaklardır]. (Mezmurlar, 45:5)
    [Hz. Mehdi (as)] egemenlik sürsün denizden denize, Fırat'tan yeryüzünün ucuna dek! (Mezmurlar, 72:8)
    [Rab] Senin kurtarışınla izzeti büyüktür, onu [Hz. Mehdi (as)'ı] görkem ve büyüklükle donattın. (Mezmurlar, 21:5)
    Onu güzel iyilik bereketler ile karşıladın, başına saf altından taç koydun. Senden yaşam istedi, verdin ona uzun... bir ömür. (Mezmurlar, 21:3-4)
    Rab kralını büyük zaferlere ulaştırır, Meshettiği krala [Hz. Mehdi (as)'a]... sonsuza dek sevgi gösterir. (Mezmurlar, 18:50)
    Sen insanların en güzelisin, lütuf saçılmış dudaklarına... (Mezmurlar, 45:2)
    ... [Hz. Mehdi (as)'ın] üzerine celal ve haşmet koydun. (Mezmurlar, 21:5)
    ... [Hz. Mehdi (as)'ın] krallığının asası adalet asasıdır. Doğruluğu sever, kötülükten nefret edersin... (Mezmurlar, 45:6-7)
    ... Yardım isteyen yoksulu, dayanağı olmayan düşkünü o kurtarır. Yoksula, düşküne acır, düşkünlerin canını kurtarır. Baskıdan, zorbalıktan özgür kılar onları, çünkü onun gözünde onların kanı değerlidir. (Mezmurlar, 72:12-14)
    Mazlumlara hakkını versin, yoksulların çocuklarını kurtarsın... (Mezmurlar, 72:4)
    Ey yiğit... görkemine, yüceliğine bürün. (Mezmurlar, 45:3)
    [Hz. Mehdi (as)] yeni biçilmiş çayıra düşen yağmur gibi, toprağı sulayan bereketli yağmurlar gibi olsun! Onun günlerinde [Hz. Mehdi (as) döneminde] doğruluk serpilip gelişsin, Ay ışıdığı sürece esenlik artsın! (Mezmurlar, 72:6-7)
    Düşmanlarını utanca bürüyeceğim, ama onun başındaki taç parıldayacak. (Mezmurlar, 132:17-18)
    Ya Rab, kral [Hz. Mehdi (as)] seviniyor gösterdiğin güce. Sevinçten coşuyor verdiğin zaferle! Gönlünün istediğini verdin, ağzından çıkan dileği geri çevirmedin. (Mezmurlar, 21:1-2)
    [Hz. Mehdi (as)'ın] üzerine sürekli bereket yağdırdın... (Mezmurlar, 21:6)
    Nedir uluslar arasındaki bu kargaşa, neden boş düzenler kurar bu halklar? Dünyanın kralları saf bağlıyor, hükümdarlar birleşiyor Rab'be ve meshettiği krala [Hz. Mehdi (as)'a] karşı. "Koparalım onların kayışlarını" diyorlar, "atalım üzerimizden bağlarını." (Mezmurlar, 2:1-3)
    Demir çomakla kıracaksın/güdeceksin onları, çömlek gibi parçalayacaksın [Hz. Mehdi (as) dinsiz sistemleri fikirleriyle temelinden çökertecektir]. (Mezmurlar, 2:9)
    Ulus ulusa kılıç kaldırmayacak, savaş eğitimi yapmayacaklar artık. (Yeşaya, 2:4; Mika, 4:3)
    Savaş arabalarını Efrayim'den, atları Yeruşalim'den uzaklaştıracağım. Savaş yayları kırılacak... (Zekeriya, 9:10)
    O dönemde açlık ya da savaş, haset ya da düşmanlık olmayacak... (Maimonides, Mişna Tora, Kralların Kanunları 12:5)
    silahları yakacaklar. Küçük büyük kalkanları, yayları, okları, sopaları, mızrakları ateşe atacaklar... Yakmak için silahları kullanacaklar... (Hezekiel, 39: 9-10)
    İnsanlar kılıçlarını çekiçle dövüp saban demiri, mızraklarını bağcı bıçağı yapacaklar... (Yeşaya, 2:4; Mika, 4:3)
    Herkes kendi asmasının, incir ağacının altında oturacak. Kimse kimseyi korkutmayacak... (Mika, 4:4)
    Doğruluğun ürünü esenlik, sonucu, sürekli huzur ve güven olacaktır... esenlik dolu evlerde, güvenli ve rahat yerlerde yaşayacak. (Yeşaya, 32:16-18)
    Onun döneminde kurtla kuzu birarada yaşayacak, parsla oğlak birlikte yatacak, buzağı, genç aslan ve besili sığır yan yana duracak, onları küçük bir çocuk güdecek. İnekle ayı birlikte otlayacak, yavruları birarada yatacak... Emzikteki bebek kobra deliği üzerinde oynayacak, sütten kesilmiş çocuk elini engerek kovuğuna sokacak... kimse zarar vermeyecek, yok etmeyecek... (Yeşaya 11:6-9)
    onları korkutan olmayacak. (Sefenya, 3:13)
    Onu her yandan kuşatan düşmanlarından kurtarıp rahata kavuşturacağım. (1. Tarihler, 22:9) felakete uğrayan çocuklar doğurmayacaklar... (Yeşaya, 65:23) kimse zarar vermeyecek, yok etmeyecek...(Yeşaya 11:9) halimler dünyayı miras alacaklar... (Mezmurlar, 37:11Kurtla kuzu birlikte otlayacak, aslan sığır gibi saman yiyecek. Yılanın yiyeceğiyse toprak olacak... (Yeşaya, 65:25) Yüzlerinde sonsuz sevinç olacak. Onların olacak coşku ve sevinç, üzüntü ve inilti kaçacak. (Yeşaya, 51:11) Orada coşku, sevinç, şükran ve ezgi olacak. (Yeşaya, 51:3) Ekin biçenlerin neşelendiği, ganimet paylaşanların coştuğu gibi, onlar da sevinecek senin önünde. (Yeşaya, 9:3) sevinciniz sonsuz olacak. (Yeşaya, 61:7) huzur ve güvenlik içinde olacak... (Yeremya, 30:10) İnsanlar oraya yerleşip güvenlik içinde yaşayacak... (Zekeriya, 14:11) şifa verecek, bol esenlik, güvenlik içinde yaşamalarını sağlayacağım. (Yeremya, 33:6) O zaman adalet çöle dek yayılacak, doğruluk meyve bahçesinde yurt bulacak. ... (Yeşaya, 32:16) (Hz. Mehdi (as)) uluslara barışı duyuracak... (Zekeriya, 9:10) Onun (Hz. Mehdi (as)'ın) doğruluğu ve onun getireceği kerametler, bütün insanların onunla barış yapmalarına... sebep olacak... (Maimonides, Mişna Tefsiri, Sanhedrin 10:1) (Hz. Mehdi (as)) ... savaşlar olmayacak ve bir millet diğer bir millete kılıç kaldırmayacak... (Maimonides, Mişna Tefsiri, Sanhedrin 10:1) Onun (Hz. Mehdi (as)'ın) adı... Esenlik Önderi olacak. (Yeşaya, 9:6) Egemen Rab bütün yüzlerden gözyaşlarını silecek... (Yeşeya, 25:8) Onun günlerinde... Ay ışıdığı sürece esenlik artsın! (Mezmurlar, 72:7) Selamet bolluğunda lezzet bulacaklardır. (Mezmurlar, 37:11) Allah onlara kalplerin tüm isteklerini verecek. (Mezmurlar, 37:4) (Hz. Mehdi (as)) tüm insanları eğitecek ve Allah'ın yoluna davet edip ders verecek... (Maimonides, Mişna Tora, Tövbe 9:2) (Hz. Mehdi (as)) çıktığında... itaatsizliklerini düzeltecek... (Maimonides, Mişna Tora, Kralların Kanunları 11:4) (Hz. Mehdi (as)) bütün dünyayı Allah'a kulluk etmeleri için mükemmelleştirecek. (Maimonides, Mişna Tora, Kralların Kanunları 11: Hz. Mehdi (as)'ın dünyayı tebliğiyle etkilemesi:
    ... Dünyaya ağzının değneğiyle vuracak* ve kötüyü dudaklarının soluğuyla öldürecek. (Yeşaya 11:4) Onun adı Harika Öğütçü... olacak. (Yeşaya, 9:6) Güçle kuvvetle değil, ancak benim Ruhum'la başaracaksın" diyor. Böyle diyor herşeye egemen Rab. (Zekeriya, 4:6) Tüm dünyayı Allah'a birlikte kulluk etmeleri için ıslah edecek, çünkü şöyle yazılmıştır: "Bundan sonra uluslara kötülükten uzak bir konuşma dili vereceğim, böylece hepsi O'na bir olarak kulluk etmek için Allah'a yönelecekler." (Maimonides, Mişna Tora, Kralların Kanunları 11:4Onun geleceği güne kim dayanabilir? O belirince kim durabilir? Çünkü o maden arıtıcının ateşi, çamaşırcının kül suyu gibi olacak; gümüş eritip arıtan gibi davranacak... arındırıp altın, gümüş temizler gibi temizleyecek. (Malaki, 3:2-3)
    “Allah buyurdu:... Kendi hayatıma andolsun ki tüm yeryüzü Allah'ın celali ile dolacaktır.” (Sayılar 14:21)
    “Yeryüzünün dört bucağı anımsayıp Rab'be dönecek ulusların bütün soyları O'nun önünde yere kapanacak. Çünkü egemenlik Rab'bindir...” (Mezmurlar 22:27-28)
    “Çünkü kötülerin kökü kazınacak ama Rab'be umut bağlayanlar ülkeyi miras alacak. Yakında kötünün sonu gelecek yerini arasan da bulunmayacak. Ama alçakgönüllüler ülkeyi miras alacak derin bir huzurun zevkini tadacak...” (Mezmurlar 37:9-11)
    “Rab'den korkan o adam kimdir?... Canı iyilikte oturacak; onun soyu yeryüzünün varisi olacaktır. Rab'bin sırrı ondan korkanlara olacaktır...” (Mezmurlar 25:12-14)
    “Uymanız için size bildirdiğim bu buyrukları eksiksiz yerine getirir Allah'ınız Rab'bi sever yollarında yürür O'na bağlı kalırsanız önünüzden kovacak. Sizden daha büyük daha güçlü ulusların topraklarını mülk edineceksiniz. Ayak basacağınız her yer sizin olacak...” (Yasanın Tekrarı 11:22-24)
    DECCAL
    Deccal kelimesinin sözlük anlamlarından biri, gerçeği ters yüz eden, iyiyi kötü kötüyü iyi gösterendir. İnsanların maddi ve manevi olarak tahrip olmasını isteyen, fitne ve fesadın yaygınlaşması amacında olan deccal, iyi ve güzel olan herşeyin üstünü örtecek, gerçekleri örtbas edecek ve bu şekilde insanların doğruyu bulmalarını engellemeye çalışacaktır. Ahir zamanın en büyük ve en mühim güzelliği, Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.) çağında yaşıyor olmamızdır. Deccal de en çok bu konuda çalışma yapacaktır. Deccal ve taraftarları binbir yolla Hz. İsa (a.s.)’ın gelişini ve Mehdiyeti gizlemeye, tevil etmeye ve kendilerince saptırmaya gayret edeceklerdir. Yüce Allah Kuran’da, kalplerinde hastalık olan bazı kimselerin “Allah ve Resulü, bize boş bir aldanıştan başka bir şey vaat etmedi” diyeceklerini bildirmiştir:
    İSLAMDA MEHDİ
    4968 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

    "Nefsim kudret elinde olan Zât-ı Zülcelâl'e yemin ederim! Meryem oğlu İsâ'nın, aranıza (bu şeriatle hükmedecek) adâletli bir hâkim olarak ineceği, istavrozları kırıp, hınzırları öldüreceği, cizyeyi (Ehl-i Kitap'tan) kaldıracağı vakit yakındır. O zaman, mal öylesine artar ki, kimse onu kabul etmez; tek bir secde, dünya ve içindekilerin tamamından daha hayırlı olur."

    Sonra Ebu Hureyre der ki: "Dilerseniz şu ayeti okuyun. (Mealen): "Kitap ehlinden hiçbir kimse yoktur ki, ölümünden önce onun (İsa'nın) hak peygamber olduğuna iman etmesin. Kıyam Müslim, İman 247.

    4970 - İbnu Mes'ûd radıyallahhu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

    "Dünyanın tek günlük ömrü bile kalmış olsa Allah, o günü uzatıp, benden bir kimseyi o günde gönderecek."

    İbnu Mes'ûd: "Resûlullah yahut da şöyle buyurmuştu der: "...Ehl-i beytimden birini, ki bu zatın ismi benim ismime uyar, babasının ismi de babamın ismine uyar. Bu zat, yeryüzünü, -eskiden cevr ve zulümle dolu olmasının aksine- adalet ve hakkâniyetle doldurur."

    Ebu Davud, Mehdi 1, (4282); Tirmizi, Fiten 52, (2231, 2232).

    4971 - Ümmü Seleme radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

    "Mehdi benim zürriyetimden, kızım Fâtıma'nın evladlarındandır."

    Ebu Davud, Mehdi 1, (4284).

    4972 - Ebu İshâk anlatıyor: "Hz. Ali radıyallahu anh, oğlu Hasan radıyallahu anh'a baktı ve: "Bu oğlum, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın tesmiye buyurduğu üzere Seyyid'dir. Bunun sulbünden peygamberinizin adını taşıyan biri çıkacak. Ahlakı yönüyle peygamberinize benzeyecek; yaratılışı yönüyle ona benzemeyecek" dedi ve sonra da yeryüzünü adaletle dolduracağına dair gelen kıssayı anlattı."

    ebu davud, mehdi 1, (4290)
    insanların ümitsiz olduğu ve hiç mehdi falan yokmuş“ dediği bir sırada allah hz. mehdi (a.s.)’ı gönderir...” [ali bin husameddin el-muttaki, kitab-ul burhan fi-alamet-il mehdiyy-il ahir zaman, s. 55]

    ... onun (hz. mehdi (a.s.)’ın) zuhuru ümitsizlik ve yeis esnasındadır. [şeyh muhammed b. ibrahim-i numani, gaybet-i numani, s. 274]

    halk tam zuhurdan ümidini kestiği anda o (hz. mehdi (a.s.)) zuhur edecektir! onun zamanında yaşayıp ona yardım edenlere ne mutlu! ona düşmanlık besleyip, ona ve onun emrine karşı çıkanlara ve onun düşmanlarından olanlara eyvahlar olsun! [şeyh muhammed b. ibrahim-i numani, gaybet-i numani, s. 301]

    davud bin kesir-i rıkki der ki: imam ebu abdullah aleyhisselam’a şöyle arzettim: ...bu emir (yani kıyam) (hz. mehdi (a.s.)) çok uzadı öyle ki, kalplerimiz daraldı ve derin hüzünden dolayı ölüyoruz. buyurdu ki: “bu zuhur, daha ümitsiz ve hüzünün daha çok olduğu bir zamanda vuku bulacaktır.” [şeyh muhammed b.ibrahim-i numani, gaybet-i numani, s. 208]

    imam zeyn-ul abidin aleyhi’s-selâm şöyle buyurmuştur:

    “bizim kaim’imiz (hz. mehdi (as)) ile allah’ın resulleri arasında bir takım benzerlikler vardır. nuh, ibrahim, musa, isa, eyyub ve muhammed sallâ’llâhu aleyhi ve alih peygamberlerin her biri ile bir benzerliği vardır... hz. isa (a.s.) ile halkın onun hakkındaki ihtilafa düşmesi (bir kısım insanların, ‘hz. mehdi (a.s.) gelecek’, bir kısımının da ‘gelmeyecek’ demesinde)... benzerliği vardır.” [kemal’ud-din s. 322, 31. babin 3. hadis]
    “insanlar 1400 senesinde hz. mehdi (a.s.)’ın yanında toplanacaklardır.” (risaletül huruc-ül mehdi, s. 108)
    bu ümmetin ömrü bin seneyi geçecek, fakat bin beş yüz seneyi aşmayacaktır...

    (kıyamet alametleri, medineli allame muhammed b. resul el-hüseyni el-berzenci, pamuk yayıncılık, istanbul, 2002, s. 299)
    KAYNAKLAR
    KIYAMET SAVAŞÇILARI - ALİ ÜNAL
    E:\Hazreti İsa Gelecek - Harun Yahya.mht
    İNCİL’DE HZ. İSA’NIN YENİDEN DÜNYAYA GELİŞİ İLE İLGİLİ VERİLEN BİR TARİH VAR MIDIR?KİLİSENİN SAKLADIĞI ÇELİŞKİLİ TARİH- ASİYE UTKU
    http://www.dinlertarihi.com/index.php?option=com_content&task=view&id=60&Itemid=27--Cengiz Batuk
    E:\Harun Yahya (Adnan Oktar) - KURAN, TEVRAT, ZEBUR VE İNCİL'DE HZ_ MEHDİ (AS).mht
    E:\Harun Yahya (Adnan Oktar) - KURAN, TEVRAT, ZEBUR VE İNCİL'DE HZ_ MEHDİ 2.mht
    E:\İLMİ MERCEK.mht
    E:\İLMİ ARAŞTIRMA.mht
     

Sayfayı Paylaş