Hz. Mevlana’nın Hayatı, Eserleri

Konusu 'Sanat ve Edebiyat' forumundadır ve x_m.e.e tarafından 8 Şubat 2009 başlatılmıştır.

  1. bilkeykartal

    bilkeykartal Member

    Mesajlar:
    33
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    6
    Cevap: Hz. Mevlana’nın Hayatı, Eserleri

    Teşekkürler
     
  2. Kader Katibi

    Kader Katibi GöNüL DoSTu

    Mesajlar:
    12.015
    Aldığı Beğeni:
    2.832
    Ödül Puanları:
    613
    Cevap: Hz. Mevlana’nın Hayatı, Eserleri

    Geçen yıl konya ya gittiğimde ilk işim mevlanayı ziyaret etmekti gerçekten görülmeye değer bir yer.Sağolun
     
  3. izafet uye

    izafet uye Misafir

    Cevap: Hz. Mevlana’nın Hayatı, Eserleri

    Hz.Mevlana Celaleddin-i Rumi

    Mevlana'nin asıl adı Muhammed Celaleddin'dir. Mevlana ve Rumi de, kendisine sonradan verilen isimlerdendir. Efendimiz manasına gelen Mevlana ismi O'na daha pek genç iken Konya'da ders okutmaya basladığı tarihlerde verilir. Bu ismi, Semseddin-i Tebrizi ve Sultan Veled'den itibaren Mevlana'yi sevenler kullanmış, adeta adi yerine sembol olmuştur. Rumi, Anadolu demektir. Mevlana'nin, Rumi diye taninmasi, geçmis yüzyillarda Diyar-i Rum denilen Anadolu ülkesinin vilayeti olan Konya'da uzun müddet oturmasi, ömrünün büyük bir kisminin orada geçmesi ve nihayet türbesinin orada olmasindandir.

    Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan yöresinde, Belh şehrinde doğmuştur. Mevlâna'nın babası Belh şehrinin ileri gelenlerinden olup sağlığında "Bilginlerin Sultanı" ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahaeddin Veled'dir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur. Sultânü'l-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'ten ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü'l-Ulemâ 1212 veya 1213 yıllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'ten ayrıldı.

    Sultânü'l-Ulemâ'nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış Mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de karşılaşmıştır. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Ferîdüddin Attar'ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır.

    Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaştı. Mevlâna Şems'te "mutlak kemâlin varlığını" cemalinde de "Tanrı nurlarını" görmüştü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü. Mevlâna Şems'in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkubi ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizî'nin yerini doldurmaya çalıştılar.

    Yaşamını "Hamdım, piştim, yandım" sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 pazar günü Hakk'ın rahmetine kavuştu. Mevlâna'nın cenaze namazını vasiyeti üzerine Sadrettin Konevi kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevi çok sevdiği Mevlâna'yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. Bunun üzerine Mevlâna'nın cenaze namazını Kadı Siraceddin kıldırdı.

    Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine, yani Allah'ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen "Şeb-i Arûs" diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu.

    "Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız! Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir
     
  4. _Neotwo

    _Neotwo New Member

    Mesajlar:
    25
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    Cevap: Hz. Mevlana’nın Hayatı, Eserleri

    kesinlikle okunması gerekiyor..teşekkürler
     
  5. benigni

    benigni New Member

    Mesajlar:
    5
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    Cevap: Hz. Mevlana’nın Hayatı, Eserleri

    Romanin filmini izlemek icin ww. cydonia.me sitesini ziyaret edebilirsiniz :D

    Modern Mevlana

    Eowyn tüylerinin diken diken olduğunu hissetti. Ortamın serinliğinden ellerini kolları
    üzerinde gezdiriyordu. Hala gözlerini açmamıştı. Parmak uçlarının tenine dokunabildiğini
    hissetti. Üşüyordu.
    Kendine geldiği anda irkilerek açtı gözlerini. Korkuyla doğruldu yerinden. O’nun
    uyanmasıyla bulunduğu yer daha da aydınlandı. Yuvarlak beyaz bir masanın üzerine
    bırakılmıştı ve çırılçıplaktı. Seri bir şekilde vücudunu yokladı. Yaralandığını hatırlamıyordu
    ve vücudunda çizik dahi yoktu.
    “Neredeyim ben! Çıkarın beni!” diye bağırmaya başladı. Doğrusu sesini yükseltmeye de
    korkuyordu. İçinden –acaba öldüm mü? – diye sordu kendisine. Bir çeşit camdan yapılmış
    beyaz masadan uzaklaştı. Adımını attığı yüzey de masa kadar soğuktu.
    Sanki odanın keskin olmayan aydınlatması Eowyn’in üzerindeydi. Nereye gitse peşinden
    geliyordu. Çok fazla yürümeden içinde bulunduğu odanın duvarlarını görebildi. Hücreye
    hapsedildiğini fark etti. Odanın soğuk duvarlarına dokundu. Sanki camdan yapılmıştı, ama bir
    taş gibi görünüyordu. Dokunduğu duvarın, içine salındıkları tünelin çeperlerine ne kadar
    benzediğini fark etti.
    Bir kere daha seslenmeye cesaret etmeye çalışırken birkaç söz yankılandı: “Sağ kurtulanlara
    mı aitsin?”
    Eowyn kollarını bağladı ve korkuyla duvarın yamacına çömeldi: “Bizler araştırmacılarız.
    Hiçbir şeye zarar vermek için yollanmadık. ”
    Ses odanın içerisinde tekrar duyuldu: “Savaştan geriye kalanlardan mısınız? ”
    Dehşete kapılan Eowyn “Hangi savaştan bahsediyorsunuz?” diye sordu ve aklına bir anda
    platform üzerinde bıraktığı Sean geldi. Yaşlı gözlerle “Sean nerede? Ejderha O’nu da
    kurtarabildi mi?” diye sordu.
    “Ağlıyorsun. Demek ki sen gerçekten de sağ kurtulanlardan birisin. ” dedi ses ilk önce.
    Eowyn diz çöktüğü köşede hıçkırarak ağlamaya devam ediyordu ve ses tekrar konuştu
    “Uyandığın masaya tekrar yat. Sana yardım edilecek. ”
    Eowyn’in fikir sahibi olmadığı güçle uzlaşmaktan başka bir çaresi bulunmuyordu. Aynı
    zamanda güçlü bir kadındı, bu yüzden bu göreve getirilmişti. Gözyaşlarını silip ayağa kalktı
    ve söylenileni yaparak masaya geri döndü.
    Genç kadın nereye hapsedildiği hakkında en ufak bir fikre bile sahip değildi. Masaya uzandığı
    sırada bir an tüneldeki düşüşleri esnasında öldüğünü düşündü. Aklına yıllar önce Tanrı’nın
    varlığına kendisini inandırmaya çalışan koyu Hıristiyan bir arkadaşının anlattıkları geliverdi.
    Arkadaşının o günkü sözleri zihninde yankılanıyordu…
    Biliyorsun benim işim bilgisayar programları hazırlamak. Eğer bir doktorsan, müşterilerin
    hasta insanlar olur. Eğer bir programcıysan, müşterilerin sorunları olan insanlar olur. Bu
    mesleğe alıştıktan sonra ister istemez insanların sorunlarını onlar sana bildirmeseler de görmeye başlıyorsun. İnsanların bazı şeyleri tekrar tekrar yapmak zorunda kaldıklarını
    gördüğünde, beynin kendiliğinden çözüm yolları aramaya başlıyor.
    Üç gün kadar önce doğum günümdü. Şirketin yeni sekreteri Sophie bana güzel bir tebrik
    mesajı göndermişti. Kendisine teşekkür etmeye gittiğimde O’na 150 çalışanın bulunduğu bir
    ofiste her gün nasıl doğum günü mailleri attığını sordum.
    Sophie her pazartesi sabahı haftalık kontrol yapıyordu. Bütün çalışanların doğum günleri
    elindeki bir dosyada kayıtlıydı ve her pazartesi sabahı kendisine o haftanın raporunu
    çıkarıyordu.
    Bunun çok sıkıcı olduğunu düşündüm, neyse ki O bu işi severek yaptığını söylüyordu ve her
    hafta masasına benim gibi birkaç kişi teşekkür etmek amacıyla uğruyordu.
    Aynı günün akşamı evimde duş alıyordum. Sophie’nin inceliğine karşılık kendisine bir iyilik
    yapabileceğimi düşündüm. Bu iş için basit bir program yazabilirdim, insanların doğum
    günlerini bir veritabanına yüklerdik ve program her sabah aynı saatte Sophie’yi uyarırdı. O da
    daha sonra insanlara mail atmaya başlardı. Bu sekreter kız için büyük bir kolaylık olacaktı.
    Daha sonradan daha iyi bir programın yapılabileceğini düşündüm. Neden Sophie her sabah
    mail göndermek zorunda kalsın ki?
    Bütün işlemleri otomatikleştirebiliriz. Önceden hazırlanmış bir şablona insanların ismini
    ekleyebilirdik. Daha sonra program her sabah kendiliğinden çalışır ve günü gelen insanlara
    önceden hazırlanmış olan mailleri atmaya başlardı. Böylece Sophie tebrik yazısı gönderme
    işiyle bir daha hiç uğraşmak zorunda kalmazdı. Bir başka sorunu çözmüş olmanın verdiği tatlı
    mutlulukla tebessüm ediyordum.
    Banyodan çıkmak için adım attığımda beynime yıldırım gibi bir fikir düştü. Peki ya bu çaba
    aracılığıyla hayat bulan ruha ne olacaktı? İnsanlar kendilerine gönderilen mesajın bir
    bilgisayar tarafından üretildiğini rahatlıkla fark edeceklerdi. Kimse ne sekreter kıza, ne de bir
    başkasına teşekkür etmek için kahve ikram etmeyi düşünmeyecekti. Kendisine emredileni
    yapmaktan başka bir seçeneği bulunmayan duygusuz bir makine tebrik kartları göndermeye
    başlayacaktı. Kimse aldığı mail yüzünden mutlu olmayacaktı ve bu işteki bütün anlam yok
    olacaktı.
    İşte O gün Tanrı’nın tam olarak bizi neden yarattığını anladım. Tanrı tüm kutsal kitaplarda
    insanoğlundan önce melekleri yarattığını söylüyordu. Onların akıllarında kötülük, zeka, arzu,
    hırs, unutkanlık, nefret, sabır ve zevk gibi unsurlar bulunmuyordu. Melekler Tanrı’ya sadece
    saygı göstermeye programlanmışlardı. Başka bir tercih hakları yoktu ve yaratan da onların bu
    iradenin dışına çıkamayacağını biliyordu. İşte bu yüzden Tanrı bize bir ruh verdi ve bizler
    anlam kazandık. O’nu tek başımıza kendi irademizle bulmamızı bekliyor. Doğum günü
    geldiğinde hatırlanmak istiyor.
     
  6. leventcemaydan

    leventcemaydan Misafir

    Cevap: Hz. Mevlana’nın hayatı, eserleri

    Canim Mevlana'm. Kitabimin 4'uncu bolumunde onun yazdigi bir siir sayesinde, bir anda oldugundan kat ve kati daha guzellesti. Onun kutsal sozlerine ve ogretisine bence her dunya vatandasinin ihtiyaci var
     
  7. hasanabim

    hasanabim New Member

    Mesajlar:
    5
    Aldığı Beğeni:
    1
    Ödül Puanları:
    3
    Cevap: Hz. Mevlana’nın Hayatı, Eserleri

    gerçekten çok güzelmiş :)
     
  8. Architizer

    Architizer Misafir

    Cevap: Hz. Mevlana’nın Hayatı, Eserleri

    Mevlana'yı Mevlana yapan Şems-i Tebrizi'dir. Hayatının bu özette bir iki satır ile Şems'e yer verilmesi bana çok yanlış ve üzücü geldi. Şems gelmeden önce Mevlana ilim adamı idi. Şems ondaki ilahi aşk ateşini yakmak, manevi dünya'a onu itmek için gelmişti. Ki nitekim geldiği amacı da yerine getirdi. Artık Mesnevi'yi, Divan-ı Kebir i yazacak. Manevi alemlerde dolaşacak kıvama gelmişti.

    Mevlana çoğu zamanını Şems ile birlikte geçirdiği için halk Şems'e hiç ısınamadı. Ayrıca şems mevlana'ya şarap içiriyor dine her insanın bakamadığı açıdan baktırıyordu. Şems son zamanlarında Mevlana ile vedalaşarak gider, giderken bir can havli ile ah sesi işitilir. Halk tarafından öldürülmüşmüdür bilinmiyor ama yine de temsilen olduğunu düşündüğüm Konya da bir Şems-i Tebrizi türbesi var. Mevlana'nın asıl hayatı ve Mevlana'lığı Şems ile başlamıştır o yüzden ikisinin bir anıldığı metinleri okumanızı öneririm.
     
  9. Kader Katibi

    Kader Katibi GöNüL DoSTu

    Mesajlar:
    12.015
    Aldığı Beğeni:
    2.832
    Ödül Puanları:
    613
    Cevap: Hz. Mevlana’nın Hayatı, Eserleri

    İnsan vardır, değerlidir dertler içinde;
    İnsan vardır, hayır yok Dünyaya gelişinde
    Ne büyük yanılgı, ne büyük aldanıştır
    "İnsan" diye anılmasının her ikisinin de


    İki insan arasındaki farkı ne güzel anlatmış Mevlana hazretleri.
     
  10. Misafir

    Misafir Misafir

    Cevap: Hz. Mevlana’nın Hayatı, Eserleri

    mevlananın eserleri çok güzel
     
  11. Kader Katibi

    Kader Katibi GöNüL DoSTu

    Mesajlar:
    12.015
    Aldığı Beğeni:
    2.832
    Ödül Puanları:
    613
    Cevap: Hz. Mevlana’nın Hayatı, Eserleri

    "Bir aşkı başka aşk söndürebilir. Aşkta ne yükseklik, ne alçaklık, ne de akıllılık ve akılsızlık vardır. Hafızlık, şeyhlik, müritlik yoktur. Sadece kepazelik, aşağılık ve rintlik vardır. İnsanın toprağını aşk şebnemi ile yoğurdukları için alemde yüzlerce fitne ve kargaşalık peyda olur. Aşkın yüzlerce neşteri, ruhun damarlarına sokuldu ve oradan gönül adı verilen bir damla aldı... Aşk öyle engin bir denizdir ki, ne kenarı vardır, ne de ucu bucağı."

    mevlana
     
  12. odevcininyeri

    odevcininyeri Banlandı

    Mesajlar:
    5
    Aldığı Beğeni:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Hz. Mevlana’nın Hayatı, Eserleri

    Teşekkürler...
     
  13. yıldız-1

    yıldız-1 New Member

    Mesajlar:
    11
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    Cevap: Hz. Mevlana’nın Hayatı, Eserleri

    Mademki kendinde bir dert veya pişmanlık hissediyorsun; bu, Allah’ın sana olan yardımının ve sevgisinin bir delilidir.

    Sen değerinle ve düşüncenle, iki âleme de bedelsin, ama ne yapayım ki kendi değerini bilmiyorsun.

    Bazı insanlar vardır ki selam verirler ve selamlarından is kokusu gelir. Bazıları da vardır ki selam verirler ve onların selamından misk kokusu gelir.
    Denizin kenarına kadar, ayakların izi vardır. Ama denize girdikten sonra ne iz kalır, ne işaret.

    Sen bizim suretimize [yüzümüze] değil, siretimize [ahlakımıza] bak.





    Ümit, güvenlik yolunun başıdır. Yolda yürümesen de daima yolun başını gözet. “Doğru olmayan şeyler yaptım.” deme, doğruluğu tut. / O zaman hiçbir eğrilik kalmaz. / Doğruluk Musa’nın asası gibidir. Eğrilik ise sihirbazın sihrine benzer. Doğruluk ortaya çıkınca onların hepsini yutar.
    Gönlü ışık yakmayı, aydınlanmayı öğrenen kişiyi, güneş bile yakamaz. Gündüz gibi ışıyıp durmayı istiyorsan, geceye benzeyen benliğini yakıver.
    Yüz binlerce birbirine benzeyenleri seyret de aralarında ki yetmiş yıllık farka dikkat et. İki şey birbirine benzeyebilir: Acı su da berraktır, tatlı su da…
    Ömründen nasibin, kendini Sevgiliden mesut bulduğun andan ibarettir.
    Şunu iyi bil ki safları yaran, her şeyi yenen aslanla savaşmak kolaydır; gerçek kahraman odur ki önce kendi nefsini yener.
     
  14. kamazaki0101

    kamazaki0101 Banlandı

    Mesajlar:
    5
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Hz. Mevlana’nın Hayatı, Eserleri

    sağol birader
     
  15. Kader Katibi

    Kader Katibi GöNüL DoSTu

    Mesajlar:
    12.015
    Aldığı Beğeni:
    2.832
    Ödül Puanları:
    613
    Cevap: Hz. Mevlana’nın Hayatı, Eserleri

    Üzülme ve kızma hiç bir şeye
    Yaptıklarından dolayı...

    Aksine teşekkür et ihanet edenlere;
    Sadakati öğrettikleri için...

    Minnet duy yalancılara;
    Doğrunun farkına varmanı sağladıkları için...

    Mutsuz edenlere dua et;
    Mutluluğu daha derin hissettirdikleri için...

    Herkesi sev;
    Yaşamına iyi kötü bir anlam kattıkları için...

    Hayat bu yüzden daha güzel;
    Siyahla beyazı farkettirdiği için..!

    "Mevlana"
     
    Last edited: 28 Temmuz 2012
  16. nikkoo

    nikkoo New Member

    Mesajlar:
    11
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    Cevap: Hz. Mevlana’nın Hayatı, Eserleri

    paylaşım için teşekkürler
     
  17. nefertiti

    nefertiti Misafir

    Cevap: Hz. Mevlana’nın Hayatı, Eserleri

    ne olursan ol yine gel diye devam eden söz mevlanaya ait değilmiş. benden söylemesi.
     
  18. blackrose79

    blackrose79 Member

    Mesajlar:
    65
    Aldığı Beğeni:
    4
    Ödül Puanları:
    8
    emeğinize yüreğinize sağlık
     
  19. Atabey35

    Atabey35 Member

    Mesajlar:
    83
    Aldığı Beğeni:
    24
    Ödül Puanları:
    8
    Dünya tuzaktır. Yemi de istek. İstek tuzaklarından kaçının.
    --- Mesajlar birleştirildi , 21 Nisan 2015 ---
    Adalet nedir? Her şeyi yerine koymak. Zulüm nedir? Bir şeyi yerine koymamak,başka yere koymak.
     
  20. sulfik506

    sulfik506 New Member

    Mesajlar:
    9
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    Bütün güzellikler Bütün güzel sözler mevlanadan çıkmış ne güzel bir dost bizlere
     

Sayfayı Paylaş