İnkılap Tarihi Notları

Konusu 'Genel Tarih' forumundadır ve mavi_karanlik_ tarafından 13 Temmuz 2010 başlatılmıştır.

  1. mavi_karanlik_

    mavi_karanlik_ Member

    Mesajlar:
    44
    Aldığı Beğeni:
    2
    Ödül Puanları:
    8
    İnkılâp Nedir?
    Bir durumdan başka bir duruma geçiş (köklü değişim). Var olan düzenin kaldırılıp yerine yeni bir düzenin getirilmesi.


    I.DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ DÜNYANIN GENEL DURUMU
    İlk defa İngiltere’de buhar gücünün kullanılması ile başlayan Sanayi İnkılâbı ile beraber ülkelerin hammadde Pazar ihtiyaçları arttı. Sanayisi gelişen ülkeler bu ihtiyaçlarını karşılayabilmek için sömürgecilik faaliyetlerine başladılar.
    1789 yılında ortaya çıkan Fransız İhtilâli ile milliyetçilikeşitlikadalethürriyet kavramları dünyaya hızlı bir şekilde yayılmaya başladı. Fransız İhtilâlinden Osmanlı İmparatorluğu ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu gibi çok uluslu devletler etkilendi.
    Rusya I. Dünya Savaşı öncesi Panslavizm ve sıcak denizlere inme politikası izliyordu.
    Birliğini geç tamamlayan Almanya ve İtalya gelişen sanayileri için hammadde ve Pazar arayışı içinde idiler.
    İngiltere ile giriştiği mücadele sonucunda Amerika 1783 yılında İngiltere’ye bağımsızlığını kabul ettirmişti.

    I.DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ
    OSMANLI DEVLETİ’NİN GENEL DURUMU
    Tarihteki en uzun ömürlü ve en büyük devletlerden biri olan Osmanlı Devleti 16.yy da gücünün zirvesine çıkmış 17 yy da ise zayıflamaya başlamıştır. Coğrafi keşiflerle ticaret yollarının değişmesi Osmanlı’yı ekonomik yönden zayıflatmıştır.
    1789 yılındaki Fransız İhtilâli çok uluslu bir devlet olan Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasında etkili olmuştur.
    1535 yılında Kanuni zamanında Fransızlara verilen kapitülasyonlar 1740 yılında sürekli hale getirilince daha sonra Osmanlı Devleti’ni ekonomik açıdan etkilemeye başlamıştır. 1854 yılında Kırım Savaşı ile Avrupa’dan alınan borç paralar ödenememiş bunun üzerine Avrupalı devletler Duyun-u Umumiye idaresini kurarak Osmanlı Devleti’ndeki alacaklarını almışlardır.
    Osmanlı Devleti’ni içine düştüğü kötü durumdan kurtarmak için Avrupalı Devletlerin etkisi ile Tanzimat ve Islahat Fermanları ilân edilmiştir.
    1876 yılında Kanun-i Esasi ile meşrutiyet ilân edilmiştir. Halk padişahın yanında söz sahibi olmuş fakat bu da Osmanlı Devleti’nin gerilemesini durduramamıştır.

    TRABLUSGARP SAVAŞI (1911-1912)
    Sebebi: İtalya’nın gelişen sanayisi için hammadde ve pazar arayışı içinde olması
    Osmanlı Devleti ile İtalya arasında yapılan savaşı Osmanlı Devleti kaybetmiştir.Trablusgarp Savaşı sonucunda 1912 yılında İtalya ile Uşi Antlaşması imzalanmıştır. Antlaşmaya göre;
    1. Trablusgarp ve Bingazi İtalya’ya verildi.
    2. Oniki Ada Balkan Savaşları bitimine kadar İtalya’ya verilecekti.
    Uşi Antlaşması’nın Önemi: Kuzey Afrika’daki Osmanlı’nın son toprak parçası olan Trablusgarp
    kaybedilmiştir.
    Not: Trablusgarp Savaşı sırasında Balkan Savaşlarının başlaması Osmanlı Devleti’nin bu savaşı kaybetmesinde etkili olmuştur.

    BALKAN SAVAŞLARI (1912 – 1913)
    I.Balkan Savaşı
    Sebepleri:
    1. Balkan Devletleri’nin Trablusgarp Savaşı’nı fırsat bilerek Osmanlı Devleti’nin Balkanlardaki kalan topraklarını ele geçirmek istemeleri.
    2. Rusya’nın Balkan Devletleri’ni Osmanlı Devleti’ne karşı kışkırtması.
    I. Balkan Savaşına katılan Devletler:
    1. Sırbistan 2.Bulgaristan 3.Yunanistan 4.Karadağ
    I. Balkan Savaşı’nı Osmanlı Devleti kaybetti. Bunda asker ve cephane yetersizliği komutanlar
    Arasındaki siyasi görüş ayrılığı haberleşme hatlarının düşmanlar tarafından kesilmesi etkili olmuştur. I. Balkan Savaşı Londra Antlaşması ile sona erdi. (1913) Bu antlaşma ile ;
    1. Osmanlı Devleti Midye-Enez hattının batısındaki toprakları kaybetti.(Batı Trakya Makedonya
    Arnavutluk ve Edirne )
    2. Gökçeada ve Bozcaada dışındaki tüm Ege adalarını da Yunanistan’a bıraktı.

    II.Balkan Savaşı :
    Sebebi : Balkan Devletleri Osmanlı Devletinden aldıkları toprakları paylaşamayınca aralarında II.Balkan Savaşı başlamıştır.


    II. Balkan Savaşına katılan Devletler:
    1. Sırbistan 2. Yunanistan 3. Karadağ 4. Bulgaristan 5. Romanya
    Osmanlı Devleti Balkan Devletleri arasındaki kargaşadan yararlanarak II. Balkan Savaşı sırasında
    Edirne ve Kırklareli’ni geri almıştır. Savaş sonunda Bulgaristan ile Osmanlı Devleti arasında İstanbul Antlaşması imzalanmıştır. (1913) Yunanistan ile Osmanlı Devleti arasında da Atina Antlaşması imzalanmıştır.

    I.DÜNYA SAVAŞI (1914-1918)


    Savaşa Katılan Üçlü İttifak (Bağlaşma) Devletleri:
    1. Almanya
    2. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu
    3. İtalya
    Savaşa Sonradan Katılan İttifak Devletleri:
    1. Osmanlı Devleti
    2. Bulgaristan
    Savaşa Katılan İtilâf (Anlaşma) Devletleri:
    1. İngiltere
    2. Fransa
    3. Rusya
    Savaşa Sonradan Katılan İtilâf Devletleri:
    1. Amerika
    2. (ABD)
    3. Belçika
    4. Portekiz
    5. Romanya
    6. Yunanistan
    7. Karadağ
    8. Japonya.
    Not :İtalya savaş sırasında grup değiştirerek İttifak devletleri grubundan İtilâf devletleri grubuna
    geçmiştir.


    I. Dünya Savaşı’nın Sebepleri:
    1. Siyasi birliğini geç tamamlayan İtalya ve Almanya’nın Avrupa’daki kuvvetler dengelerini bozmaları. ve sömürgecilik yarışından pay alamamaları.
    2. Rusların Avusturya-Macaristan topraklarındaki Slavları etkilemeleri.
    3. Almanya ile Fransa arasındaki Alsas-Loren sorunu.
    4. Rusya’nın Osmanlı Devleti üzerindeki emelleri.

    I. Dünya Savaşı’nın Başlaması:


    1914 yılında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu veliahdının Sırplı bir milliyetçi tarafından öldürülmesi ile I. Dünya Savaşı başlamış oldu.

    Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’na Girme Nedenleri:


    1. Balkan Savaşlarında kaybettiği yerleri geri alabilmek.
    2. Enver Paşanın aşırı Alman hayranlığı
    I. Dünya Savaşı sırasında İngilizlerin elinden kaçan Goben ve Breslav isimli iki Alman gemisinin
    Osmanlı Devleti’ne sığınması Osmanlı Devleti’nin bu gemileri daha sonra geri vermemesi. Ayrıca isimleri Yavuz ve Midilli olarak değiştirilen bu gemilerin Karadeniz’e açılarak Rus limanlarını bombalamaları ile Osmanlı Devleti resmen I. Dünya Savaşına girmiş oldu.

    Osmanlı Devleti’nin I. Dünya Savaşı’nda Savaştığı Cepheler


    1. Kafkasya Cephesi
    2. Çanakkale Cephesi
    3. Süveyş (Kanal-Mısır) Cephesi
    4. Suriye-Filistin Cephesi
    5. Irak Cephesi
    6. Hicaz-Yemen Cephesi
    7. Galiçya ve Makedonya Cephesi

    1. Kafkasya Cephesi : Kafkas Cephesinde Ruslar ve Ermeniler ile savaşıldı. Ağır kış şartları ulaşım aksaklıkları açlık ve hastalık gibi sebeplerle bu cepheden sonuç alınamadı. Yapılan savaşlarda Ruslar Erzurum Muş Bitlis TrabzonErzincan’ı ele geçirdiler. Mustafa Kemal Muş ve Bitlis’i daha sonra tekrar geri aldı. Rusya 1917 yılında ülkesinde Bolşevik ihtilâli çıkınca 1918 yılında Osmanlı Devleti ile Brest Litowsk Antlaşmasını imzalamıştır. Bu antlaşma ile 1878 Berlin Antlaşması ile almış olduğu Kars Ardahan ve Batum’u Osmanlı Devleti’ne geri vermiştir ve cephe kapanmıştır.

    2. Çanakkale Cephesi : Çanakkale Cephesinde İngilizler ve Fransızlarla savaşılmıştır. İtilâf Devletlerinin bu cepheyi açmalarındaki amaçlar:
    a) Çanakkale Boğazı’nı ele geçirip İstanbul’u işgal ederek Osmanlı Devleti’ni savaş dışı bırakmak.
    b) Boğazları ele geçirip zor durumdaki Rusya’ya boğazlardan yardım yasak kelimeürebilmek.

    Çanakkale Savaşlarında hem karada hem de denizde yapılan savaşları Osmanlı Devleti kazanmıştır.

    Çanakkale Savaşları’nın Sonuçları :


    1. İtilâf devletleri Rusya’ya gerekli yardımı yasak kelimeüremedikleri için Rusya’da Çarlık rejimi yıkıldı. Bolşevik rejimi kuruldu.
    2. Çanakkale Savaşları I. Dünya Savaşı’nın uzamasına sebep oldu.
    3. Çanakkale Savaşları sonunda yarım milyona yakın insan öldü.
    4. Çanakkale Savaşları Mustafa Kemal’in tanınmasına Milli Mücadelenin önderi olmasını ve Milli Mücadelenin temellerinin atılmasını sağlamıştır.

    3. Süveyş (Kanal-Mısır) Cephesi :
    Osmanlı Devleti Almanya’nın isteği ile İngilizlerin sömürgelerine giden yolu kesmek amacı ile
    Süveyş Kanalı’na saldırmıştır. Gerekli ulaşım imkanları sağlanamadığından Kanal Cephesinde Osmanlı Devleti başarısız olmuştur.

    4. Suriye-Filistin Cephesi :
    Bu cephede İngilizlerle savaşıldı. İngilizler Arapları Osmanlı Devleti’ne karşı kışkırttı. Mustafa
    Kemal Bu cephede başarılı savunmalar yaptı. Mondros Ateşkes Antlaşmasının imzalanmasıyla cephe kapandı.

    5. Irak Cephesi :
    Bu cephe İngilizlerin Irak’a saldırmasıyla açılmıştır. İngilizlerin amacı Türklerin İran’a girmesi ve
    Hindistan’ı tehdit etmesini önlemek ayrıca Ortadoğu’daki zengin petrol yataklarına sahip olmaktı. Bu cephe ile İngilizler Rusya'ya karadan yardım yasak kelimeürmek istiyordu. Irak cephesinde Osmanlı Devleti başarısız olmuştur. Ancak Kut’ül Amera Savaşı’nda İngilizler yenilgiye uğratılmıştır.

    Not : I. Dünya Savaşında Osmanlı Devleti Galiçya ve Makedonya Cephesinde ayrıca Hicaz ve Yemen cephesinde de savaşmıştır.

    I. DÜNYA SAVAŞI’NIN SONUÇLARI


    1. İmparatorluklar yıkıldı yerine yeni devletler kuruldu. (Macaristan Litvanya Türkiye)
    2. Yeni rejimlerle yönetilen devletler ortaya çıktı.
    3. Milyonlarca insanın ölümüne ve ülkelerin tahrip olmasına sebep oldu.
    4. Milliyetçilik güçlendi ve milli devletler kuruldu.
    5. Dünya barışını sağlamak amacıyla Cemiyet-i Akvam (Milletler Cemiyeti) kuruldu. Fakat amacına ulaşamadı ve II. Dünya Savaşı’nın çıkmasına sebep oldu.

    I. Dünya Savaşı Sonunda İmzalanan Antlaşmalar :
    1. Versay Antlaşması : Almanya ile imzalanmıştır. Bu antlaşma yüzünden II. Dünya Savaşı çıkmıştır.
    2. Sen Jermen Antlaşması : Avusturya ile imzalanmıştır.
    3. Nöyyi Antlaşması : Bulgaristan ile imzalanmıştır.
    4. Triyanon Antlaşması : Macaristan ile imzalanmıştır.
    5. Mondros ve Sevr Antlaşması : Osmanlı Devleti ile imzalanmıştır.



    Wilson İlkeleri : ABD tarafından yayınlanmıştır.
    1. Yenen devletler yenilenlerden toprak ve savaş tazminatı almayacak.
    2. Milletler kendi geleceklerini kendileri belirleyecek.
    3. Türklerin çoğunlukta olduğu bölgelerde egemenlik Türklere ait olacaktı.
    4. Boğazlar bütün devletlerin gemilerine açık olacaktı.
    5. Türk egemenliğinde yaşayan diğer milletlere de egemenlik hakkı sağlanacaktı.
    6. Dünya barışını sağlamak için bir teşkilat kurulacaktı. (Milletler Cemiyeti)

    MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI (30 EKİM 1918)


    İtilâf Devletleri ile Mondros Limanında Osmanlı Devleti adına Rauf Bey (Orbay) tarafından imzalanmıştır. Osmanlı Devleti için çok ağır şartların yer aldığı antlaşmanın maddeleri şunlardır:
    1. Çanakkale ve İstanbul Boğazları açılacak boğazlar İtilâf devletleri tarafından işgal edilecekti.
    2. Osmanlı ordusu terhis edilecek savaş gemilerine ve ordunun cephanelerine el konulacaktı.
    3. Toros tünelleri ve geçitler itilâf devletleri tarafından işgal edilecekti. (4. Madde)
    4. Doğudaki altı ilde (Sivas Erzurum Van Bitlis Elazığ Diyarbakır) karışıklık çıkarsa itilâf devletleri tarafından işgal edilecek. (24.Madde)
    5. Haberleşme ulaşım deniz araç ve gereçleri İtilâf devletleri denetimine verilecek.
    6. Limanlar demiryolları itilâf devletleri denetimine bırakılacaktı.
    7. İtilâf devletleri güvenliklerini tehdit edici bir durum ortaya çıkarsa herhangi bir stratejik noktayı işgal edebilecekti. (7.Madde)

    Mondros Ateşkes Antlaşmasına Göre İşgal Edilen Yerler :
    a) İngilizler : Çanakkale Musul Urfa Antep Maraş Kütahya Eskişehir Samsun ve Merzifon
    b) Fransızlar : Ermenilerle birlikte Adana ve Mersin’i daha sonra İngilizlerin bıraktığı Urfa Antep ve Maraş’ı işgal ettiler.
    c) İtalyanlar : Antalya Burdur Isparta Muğla ve Konya’yı işgal ettiler.

    Mondros Ateşkes Antlaşması’nın Önemi :


    1. Osmanlı Devleti fiilen sona ermiştir.
    2. Boğazların itilaf devletlerine bırakılması ile Anadolu ve Trakya toprakları birbirinden ayrılmış ve İstanbul’un güvenliği tehlikeye girmiştir.
    3. Araç-gereç ve askerlerin terhisi ile Osmanlı Devleti savunmasız bir hale gelmiştir.

    Paris Barış Konferansı 18 Ocak 1919
    I. Dünya Savaşı’nın sona ermesi üzerine İtilaf Devletleri yenilen devletlerin durumlarını görüşmek
    Barış görüşmelerinin taslağını hazırlamak ve Osmanlı topraklarının nasıl paylaşılacağını görüşmek üzere toplanan konferanstır. Konferansa ABD İngiltere Fransa İtalya ve Yunanistan katılmıştır. Yunanistan uydurma belgelerle Batı Anadolu’da Rumların çoğunlukta olduğunu Rumların Türkler tarafından katledil
    diğini uydurma belgelerle Avrupalılara kabul ettirmiştir. İngiltere’nin desteği ile daha önce İtalya’ya verilen Batı Anadolu İngiltere’nin burada güçlü bir İtalya görmek istememesinden dolayı Yunanlılara verilmiştir. Böylece Yunanlılar Megola İdeasını (Büyük Ülkü) gerçekleştirmek için harekete geçti ve 15 mayıs 1919’da İzmir’i işgal etti.

    CEMİYETLER


    1. Zararlı Cemiyetler :


    A. Azınlıkların Kurduğu Zararlı Cemiyetler :
    1. Mavri Mira Cemiyeti : Rumlar tarafından İstanbul’da kurulmuştur. Amacı çeteler kurarak Trakya ve Anadolu’da terör eyleminde bulunarak eski Bizans İmparatorluğunu tekrar kurabilmekti.
    2. Pontus Rum Cemiyeti : İstanbul’da kurulan bu cemiyet Karadeniz Bölgesinde Samsun merkezli Pontus Rum Devleti kurmayı amaçlıyordu.
    3. Hınçak ve Taşnak Cemiyeti : Ermeniler tarafından kurulan bu cemiyetin amacı Doğu Anadolu’da bir Ermeni devletinin kurulmasını sağlamaktı. Mavri Mira Cemiyeti ile işbirliği yapıyordu.
    4. Etnik-i Eterya Cemiyeti : Yunanlılar tarafından kurulmuş bir cemiyettir. I. Dünya Savaşı’ndan önce kurulmuştur. Mavri Mira Cemiyeti ile işbirliği içinde olan cemiyet Trabzon çevresindeki Rumları birleştirip bu bölgede bir Pontus Rum Devleti kurmak idi.

    B. Milli Varlığa Düşman Cemiyetler :

    Bu cemiyetler halife ve Osmanlı Hükümeti yanlısı bazı Osmanlı vatandaşları tarafından kurulmuştur. Bu cemiyetlerin kurulmasında İtilâf Devletleri de etkili olmuştur.
    1. Kürt Teali Cemiyeti : İngilizler tarafından desteklenen cemiyet 1919’da İstanbul’da kuruldu. Cemiyetin amacı bazı doğu illerinde yabancı bir devletin himayesinde Kürt devleti kurmaktı. Doğu ve Güneydoğu halkından destek bulamadığı için etkili olamamıştır.
    2. Teali İslâm Cemiyeti : İstanbul’da kurulan bu cemiyetin amacı saltanat ve hilafet makamına bağlı kalarak kurtuluşu gerçekleştirmekti. Milli mücadele hareketine karşı çıkmış cemiyetlerdendir.
    3. İngiliz Muhipleri Cemiyeti : İstanbul’da kurulan bu cemiyetin amacı; İngiltere ile Osmanlı saltanatı arasındaki dostluk ve samimiyetin güçlendirilmesi ayrıca Türk halkında uyanan milliyetçilik bilincini yok etmek ve Osmanlı Devleti’ne İngiliz himayesini kabul ettirmekti.

    Zararlı Cemiyetlerin Ortak Amacı : Osmanlı Devleti bağımsız yaşayamaz bir devletin
    himayesine girmelidir Milli mücadele hareketi deliliktir maceradır düşüncesi içinde idiler. Zararlı Cemiyetler yurdumuzu parçalamak ve bağımsızlığımıza son vermek için çalışıyorlardı.

    2. Yararlı Cemiyetler :



    Osmanlı hükümetinin vatanın bütünlüğünü ve bağımsızlığını koruyamaz hale gelmesi üzerine yararlı cemiyetler vatanın bağımsızlığını ve bütünlüğünü korumak için kurulmuşlardır.
    a) Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti : Doğu Anadolu’nun Ermenilere verilmesi tehlikesine karşı kurulmuş bir cemiyettir.
    b) Trakya Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti : Trakya bölgesinin Yunanistan’a katılmasını önlemek ve bölgedeki Rumların taşkınlık ve haksızlıklarına karşı koymak amacıyla kurulmuş cemiyettir.
    c) Trabzon Muhafaza-i Hukuk-i Milliye Cemiyeti : Karadeniz kıyılarında Pontus Rum devletinin kurulmasını engellemek için kurulmuştur.
    d) Kilikyalılar Cemiyeti : Adana ve çevresinin haklarını Fransız ve Ermenilere karşı korumak için kurulmuş bir cemiyettir.
    e) İzmir Müdafaa-i Hukuk-i Osmaniye Cemiyeti : İzmir’in Yunanlılara verilmesini önlemek amacıyla kurulmuş bir cemiyettir.
    f) Redd-i İlhak Cemiyeti : İzmir ve çevresinin Yunanlılara verilmesini önlemek amacıyla kurulmuştur. Daha çok basın-yayın yolu ile işgallere karşı çıkmıştır.
    g) Milli Kongre Cemiyeti : Dünyada Türklere karşı yapılan haksız ve yalan yayınlara ilmi yayınlar ve belgelerle cevap vermek için kurulmuştur. Daha çok basın-yayın yolu ile işgallere karşı çıkmıştır.

    Not : Bu cemiyetlerin her biri belli bir bölgenin haklarını savunmak üzere kurulduğundan bütün
    vatanın kurtuluşu için yeterli değildi. Mustafa Kemal cemiyetlerin bu durumunu görerek daha yararlı olabilmeleri için Sivas Kongresinden sonra Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti olarak tek çatı altında toplamıştır.

    İşgaller Karşısında Osmanlı Yönetiminin Tutumu : Osmanlı yönetimi işgaller karşısında aciz kalmış ve işgallere karşı gelememiştir. Ahmet İzzet Paşa Hükümeti yerine Mondros Ateşkes Antlaşmasın-
    dan sonra Tevfik Paşa Hükümeti kurulmuştur. 21 Aralık 1918’de Tevfik Paşa hükümeti yerine Damat Ferit Paşa Hükümeti kurulmuştur.

    İşgaller Karşısında Mustafa Kemal’in Duruma Bakışı : Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandığı sırada Mustafa Kemal Suriye’de bulunuyordu. Antlaşmadan sonra İstanbul’a çağrıldı. İstanbul’a geldiğinde İtilâf devletleri donanmalarını görünce “Geldikleri gibi gidecekler” sözünü söylemiştir. Mustafa Kemal işgaller karşısında millet hakimiyetine dayanan kayıtsız ve şartsız bağımsız bir Türk devleti kurmak gerektiğini söylüyordu.

    İşgaller Karşısında Vatanın Kurtuluşu İçin İleri Sürülen Görüşler :
    1. İngiliz himayesine girmek ( İngiliz Mandası )
    2. Amerikan himayesine girmek (Amerikan Mandası )
    3. Bölgesel kurtuluş yolları aramak

    MUSTAFA KEMAL’İN HAYATI

    Mustafa Kemal Atatürk’ün Öğrenim Gördüğü Okullar :
    1. Mahalle Mektebi
    2. Şemsi Efendi Okulu
    3. Askeri Rüştiye (Ortaokul)
    4. Mülkiye Rüştiyesi (Ortaokul)
    5. Manastır Askeri İdadisi (Lise)
    6. Harp Okulu
    7. Harp Akademisi

    Mustafa Kemal Atatürk’ün Eserleri :


    Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere bıraktığı en büyük eser Türkiye Cumhuriyeti’dir. Bunun yanında yazılı eserleri de vardır. Bunlar :
    1. Nutuk ( 1919-1927 yılları arasındaki olayları anlattığı eseridir )
    2. Vatandaş İçin Medeni Bilgiler
    3. Geometri

    Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’a Kadar Bulunduğu Görevler :
    1. Şam’da Kurmay Yüzbaşılık görevi
    2. 31 Mart Vakası’nda Hareket Ordusu Kurmay Başkanlığı
    3. Trablusgarp Savaşı’nda Binbaşılık Görevi
    4. I. Dünya Savaşı sırasında 19. Tümen Komutanlığı
    5. Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasından sonra Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı
    6. Milli Mücadele döneminde 9. Ordu Müfettişliği


    Atatürk’ün İleri Görüşlülüğü :


    Atatürk’ün bu kişilik özelliğine şu örnekleri verebiliriz :
    1. Kırk asırlık Türk yurdu düşman elinde esir kalamaz gün gelecek siz de kurtulacaksınız.
    2. İstanbul’un işgali üzerine söylediği “Geldikleri gibi gidecekler” sözü
    3. Atatürk’ün II. Dünya Savaşının çıkacağını önceden bilmesi
    4. Sovyetler Birliği’nin ileriki bir zamanda parçalanacağını söylemesi
    5. Hatay’ın anavatana katılacağını söylemesi

    KUVAY-İ MİLLİYE HAREKETİ


    Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonra İtilâf Devletleri antlaşma hükümlerini uygulamaya başladılar. Osmanlı hükümetinden umudunu kesen Türk halkı her türlü görevin kendine düştüğünü anladı. Mitinglerle ve direnme kuvvetleri ile düşmana karşı koymaya başladı.
    Kuvay-i Milliye : Bağımsız yaşayabilmek ve yurdu düşman işgalinden kurtarmak için oluşturulan teşkilâttır. Kuvay-i Milliye başlangıçta işgal bölgelerindeki direniş kuvvetlerine verilen bir isim iken daha sonraları vatanın kurtuluşunuistiklâlini milletin ruh ve fikir birliğini anlatan bir tanım olarak kullanılmıştır.

    Kuvay-i Milliye’nin Özellikleri :


    1. Kuvay-i Milliye ilk önceleri işgal edilen yerlerde oluşturuldu. Daha sonraları yurdun her köşesine yayıldı.
    2. İşgaller her yerde değişik zamanlarda başladığı için Kuvay-i Milliye hareketi de her yerde farklı zamanlarda başlamıştır.
    3. Kuvay-i Milliye’nin tüm ihtiyaçları halk tarafından karşılanmıştır.
    4. Kuvay-i Milliye birlikleri asker olmayan halk tarafından oluşturulan birliklerdir. Düzenli bir ordu teşkilâtı değildi.

    Kuvay-i Milliye’nin Yararları :
    1. Türk Milletinin düşmana karşı direnme azmini ve kurtuluş umudunu güçlendirmiştir. Milli bilincin uyanmasına katkıda bulunmuştur.
    2. Düşman ilerleyişini durdurdu yıprattı ve düzenli ordu kurulana kadar zaman kazandırdı.
    3. İç ayaklanmaların bastırılmasında önemli rol oynamıştır.

    İşgallere Karşı İlk Direnişler :
    İşgallere karşı ilk direniş hareketi Fransızlara ve Ermenilere karşı Adana Dörtyol çevresinde olmuştur. İkinci direniş hareketi ise İzmir’in işgali üzerine İzmir’de yunanlılara karşı olmuştur.
    Not : Kuvay-i Milliye birlikleri ilk çatışmalarını İzmir’de Yunanlılara karşı yapmıştır.

    MUSTAFA KEMAL’İN SAMSUN’A ÇIKIŞI ( 19 MAYIS 1919 )


    Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra olan işgaller üzerine Samsun ve çevresinde İngilizlere karşı direnişler başladı. İngilizler bunun üzerine Osmanlı hükümetine 7. Maddeye dayanarak uyarıda bulundu. Osmanlı hükümeti bunun üzerine 9. Ordu Müfettişi olarak Mustafa Kemal’i Samsun’a görevlendirdi. Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışı Milli Mücadelenin başlangıcı olarak kabul edilir. Mustafa Kemal Samsun’dan sonra amaçlarını gerçekleştirebilmek için Havza’ya geçerek yurt genelinde Milli bilincin uyandırılması ve işgallere karşı protesto ve miting yapmak amacıyla Havza’da bir genelge yayınlamıştır.

    AMASYA GENELGESİ


    Rauf Orbay Ali Fuat Cebesoy Refet Bele’nin katkılarıyla Amasya Genelgesi yayınlanmıştır. Genelgede şu maddeler yer almaktadır.
    1. Vatanın bütünlüğü milletin bağımsızlığı tehlikededir.
    2. Vatanın bütünlüğünü milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
    3. İstanbul Hükümeti üzerine düşen görevi yerine getirmemektedir.
    4. Milletin hakkını ve sesini duyurmak için milli bir heyet kurulmalıdır.
    5. Anadolu’nun her bakımdan güvenli yeri olan Sivas’ta mili bir kongre toplanmalıdır.

    Amasya Genelgesi’nin Önemi :
    1. Kurtuluş savaşımızın amacı gerekçesi ve yöntemi bu genelge ile belirtilmiştir.
    2. Amasya Genelgesi ile ilk kez ulusal iradeden bahsedilmiştir.
    3. Amasya Genelgesi Milli Mücadelede atılan ilk önemli adımdır.

    Amasya Genelgesi’nden sonra İtilâf devletlerinin baskıları sonucu Osmanlı Hükümeti Mustafa
    Kemal’i geri çağırdı. Fakat Mustafa Kemal bu çağrıya uymadı.

    ERZURUM KONGRESİ ( 23 TEMMUZ 1919 )


    Mustafa Kemal Erzurum Kongresi öncesi Osmanlı Devleti’nin baskıları sonucu resmi görevi olan 9.ordu müfettişliğinden istifa etmiştir. Mustafa Kemal’in başkanlığa seçildiği kongrede şu kararlar alınmıştır :
    1. Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür parçalanamaz.
    2. Vatanın bağımsızlığını korumada İstanbul Hükümeti başarılı olamaz ise geçici bir hükümet kurulacaktır.
    3. Milli güçleri etkin millet iradesini hakim kılmak esastır.
    4. Manda ve himaye fikri kabul edilemez.
    5. Milli Mebuslar Meclisi’nin toplanması ve hükümet işlerinin bu meclis denetiminde yürütülmesini sağlamak için çalışılacaktır.

    Erzurum Kongresi’nin Önemi :


    1. Toplanış yönü ile bölgesel alınan kararlar açısından ulusal bir kongredir.
    2. Manda ve himaye fikri ilk kez reddedilmiştir.
    3. Kongre ile bölgede kurulan diğer cemiyetler Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti olarak bir çatı altında birleştirilmiştir.
    4. Milli hakimiyetin şartsız olarak gerçekleştirilmesine ilk kez karar verilmiştir.
    5. Temsil Heyeti oluşturulmuştur.


    SİVAS KONGRESİ ( 4 EYLÜL 1919 )


    Sivas’ta bir kongre toplanmasına Amasya Genelgesi’nde karar verilmişti. Kongre öncesi Mustafa Kemal’i tutuklama girişimlerinden de bir sonuç çıkmadı. İngilizler Sivas’ı işgal edeceklerini ileri sürdülerse de hiçbir ciddi bulunamadılar. Başkanlığa Mustafa Kemal seçildi. Görüşmeler sırasında özellikle manda yani başka bir devletin himayesi altına girme konusu uzun süre tartışmalara yol açtı. Kongre sonunda bütün yurdu temsil edecek ve kongre kararlarını uygulayacak yeni bir Temsil Heyeti seçildi. Temsil Heyeti’nin başkanlığına yine Mustafa Kemal seçildi. Erzurum Kongresi’nde alınan kararlar aynen Sivas Kongresi’nde de kabul edilmiştir.

    Sivas Kongresi’nin Önemi ve Sonuçları :
    1. Sivas Kongresi amacı toplanma şekli aldığı kararlarla tek milli kongredir.
    2. Kongre ile yurt genelindeki cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti olarak tek çatı altında birleştirilmiştir.
    3. Manda ve himaye fikri tamamen reddedilmiştir.
    4. Sivas Kongresi TBMM’nin açılışını hızlandırmıştır.
    5. Yetkileri geniş yeni bir Temsil Heyeti oluşturulmuş başkanlığına da Mustafa Kemal seçilmiştir.
    6. İrade-i Milliye adıyla yeni bir gazete çıkarılmasına da karar verilmiştir.

    AMASYA GÖRÜŞMESİ ( 21 EKİM 1919 )


    Sivas Kongresinden sonra Damat Ferit Paşa Hükümeti istifa etti. Yerine geçen Ali Rıza Paşa Hükümeti Milli Mücadeleye daha ılımlı bakıyordu. Ali Rıza Paşa Hükümeti Temsil Heyeti ile görüşmek üzere Salih Paşayı Amasya’ya gönderdi. Yapılan görüşmelerde şu kararlar alındı :

    1. İstanbul Hükümeti Sivas Kongresi kararlarını kabul edecekti.
    2. Temsil Heyeti’nin görüşleri alınmadan barış görüşmeleri yapılmayacaktı.
    3. İstanbul dışında bir yerde meclis toplanacak.
    4. Milletvekilleri seçimi serbest yapılacak.

    Sonuçları :
    1. İlk kez İstanbul Hükümeti Anadolu’daki Milli Mücadelenin ve Temsil Heyeti’nin varlığını kabul etti.
    2. Bu görüşmede alınan kararlardan yalnızca meclisin açılması hükmü gerçekleştirilebilmiştir.

    Temsil Heyeti’nin Ankara’ya Gelişi ( 27 Aralık 1919 )
    Mustafa Kemal Temsil Heyeti ile beraber genel durumu yakından izlemek cepheler ve İstanbul ile daha kolay bağlantı sağlayabilmek amacıyla Ankara’ya geldi. Bu zamandan itibaren Ankara Milli Mücadelenin merkezi oldu.

    Mustafa Kemal’in Ankara’yı Merkez Seçmesi’nin Nedenleri :
    1. Ankara ile İstanbul arasındaki haberleşme ve ulaşımın kolay olması.
    2. Ankara’nın Batı cephesine yakın olması.
    3. Ankara’nın konumu itibari ile güvenli bir yerde olması.
    4. Ankara’nın milli mücadeleye olan bağlılığı.

    SON OSMANLI MEBUSAN MECLİSİ VE MİSAK-I MİLLİ


    Osmanlı Hükümeti padişah Vahdettin’in fermanı ile 21 Aralık 1919’dan beri kapatılmış olan meclisin açılmasını kararlaştırdı. Yapılan seçimlerde Mustafa Kemal ilk defa Erzurum’dan milletvekili seçildi. Meclis Mustafa Kemal’in istediğinin aksine İstanbul’da toplandı. Mustafa Kemal mecliste Müdafaa-i Hukuk Grubunun oluşturulmasını istiyordu. Fakat mecliste Felah-ı Vatan Grubu oluşturuldu. Bu gruptaki milli davaya inanan milletvekilleri Mustafa Kemal’in belirlediği program çerçevesinde 28 Ocak 1920’de Misak-ı Milli’yi (Milli Ant) kabul etti.

    İSTANBUL’UN İŞGALİ TBMM’NİN AÇILIŞI
    (16 MART 1920) (23 NİSAN 1920)


    Misak-ı Millinin ilânından sonra İtilâf devletlerinin baskılarının artması sonucu Ali Rıza Paşa Hükümeti istifa etti ve yerine Salih Paşa Hükümeti geçti. Salih Paşa İtilâf devletlerine boyun eğmeyince İtilâf devletleri 16 Mart 1920’de İstanbul’u işgal ettiler milletvekillerini Malta’ya sürgün ettiler. İtilâf devletlerinin bu işgalini Mustafa Kemal protesto etti ve 19 Martta yayınladığı bir genelge ile Ankara’da meclisin açılacağını belirtti.

    TBMM’ye Karşı Yapılan ayaklanmalar
    İsyanların Çıkış Sebepleri :
    1. Saltanat ve hilafet makamının tehlikeye düşmesi
    2. Türk vatanını parçalayarak yeni siyasi kuruluşlar meydana getirmek.
    İstanbul Hükümeti İngilizlerin de baskıları ile bizzat isyanlar çıkardı. Milli mücadeleyi
    engellemek için milli mücadele padişaha karşı yapılan bir isyan olarak gösterildi. Şeyhülislâmdan alınan fetvalar İngiliz uçakları ile Anadolu’nun her tarafına atıldı ve halkın dini duyguları istismar edildi. Mustafa Kemal ve arkadaşları bulunmadıkları bir mahkemede yargılanarak ölüm cezasına mahkum edilmişlerdir.
    TBMM’ye karşı yapılan ayaklanmalar şunlardır :
    1. Kuvay-i İnzibatiye : İstanbul Hükümeti tarafından çıkarılan ayaklanmadır.
    2. Anzavur Ayaklanması : Gönen Hendek Adapazarı dolaylarında çıkmıştır. Çerkez Ethem kuvvetlerince bastırılmıştır.
    3. Konya İsyanı :
    4. Afyon İsyanı :
    5. Yozgat Çapanoğlu İsyanı :
    6. Milli Aşireti Ayaklanması :
    7. Rum Ayaklanması : (Karadeniz Bölgesinde)
    8. Ermeni Ayaklanması : (Doğu Anadolu ve Çukurova Bölgesinde)
    9. Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe Ayaklanmaları :

    TBMM isyanlara karşı gerekli tedbirleri almakla yetinmedi. İstanbul Hükümeti’nin hazırlattığı fetvalara karşı fetvalar hazırlandı. Ayaklanmaları engellemek için Hıyanet-i Vataniye Kanunu çıkartıldı. İstiklâl Mahkemeleri kuruldu ve isyancılar üzerine de Kuvay-i İnzibatiye birlikleri gönderildi.

    SEVR ANTLAŞMASI (10 AĞUSTOS 1920)


    İtilâf devletleri arasındaki çıkan çatışmalar sonucu I. Dünya Savaşı sonucu en son barış antlaşması Osmanlı Devleti ile imzalanan Sevr (Serves) Antlaşması oldu. İtilâf Devletleri antlaşmaya son şeklini vermek için San Remo Konferansında bir araya geldiler. Osmanlı Hükümeti bu antlaşmanın imzalanmasını kolaylaştırmak için Yunanlıların Batı Anadolu’da ilerlemesine izin verdiler. Tüm bu olaylar üzerine Osmanlı saltanat şurası 10 Ağustos 1920’de Sevr Antlaşmasını imzalamak zorunda kaldı.
    Bu antlaşma ile Osmanlı Devleti paylaşılmış oluyordu. Sevr Antlaşması ile Doğu Anadolu’da Ermenistan ve Kürdistan devletlerinin kurulması karar bağlanmıştı.
    Sevr Antlaşması TBMM tarafından kabul edilmedi. Antlaşmayı imzalayanlar vatan haini kabul edildi. Kurtuluş Savaşı Türkler tarafından kazanıldığı için Sevr Antlaşması uygulanamamıştır.

    DÜZENLİ ORDUNUN KURULMASI


    Mondros’tan sonra Kazım Karabekir komutasında bulunan askerler dışındaki ordu terhis edilmişti. İşgallere karşı halk Kuvay-i Milliye'yi oluşturmuştu. Fakat Kuvay-i Milliye tek merkezden yönetilmediğinden başarıya ulaşmak zordu. Ayrıca Kuvay-i Milliye için toplanan para ve malzeme de halkta huzursuzluk oluşturuyordu. TBMM’nin açılışından sonra düzenli ordu kurma çalışmaları hızlandı Kuvay-i Milliyecilerin batı cephesinde Yunanlılara karşı Gediz Savaşı’nda yenilmesi düzenli orduya olan ihtiyacı açıkça ortaya çıkarmaya başladı. Düzenli ordu kurma çalışmaları tamamlandıktan sonra üç ayrı cephede savaşlar başladı.

    1. Doğu Cephesi : Ermenilerle savaşıldı.
    2. Güney Cephesi : Fransızlarla savaşıldı.
    3. Batı Cephesi : Yunanlılarla savaşıldı.

    1. Doğu Cephesi :


    Ermeni Sorunu :


    Doğuda Ermeni sorunu 1977-1978 Osmanlı-Rus Savaşı ile başlamıştır. Ruslar Ermenileri bağımsızlık vaadiyle isyana teşvik etmişlerdi.
    İngiltere’de Ermeni Meselesi büyük role sahipti. İngiltere çıkarlarına ters düştüğü için doğuda Rus nüfuzunda bir Ermeni Devleti istemiyordu. Çünkü Rusya devleti Doğu Akdeniz ve Basra Körfezini tehdit edebilirdi.İngilizler burada kendi desteğinde bir Ermeni Devleti kurarak Rusya’nın emellerini engellemek istiyordu. Ermeniler tüm bu olaylardan güç alarak Hınçak ve Taşnak Cemiyeti’ni de kurarak Doğu Anadolu’da isyana başladılar. Amaçları burada bir Ermeni Devleti kurmaktı. Fakat Anadolu’nun hiçbir yerinde çoğunlukta değillerdi. Ermeni sorunu I. Dünya Savaşı’na kadar sürdü. Rusların Ermenilere silah vermesiyle ayaklanmalarına hız verdiler. Birçok insanı öldürdüler. Kafkas Cephesinde Osmanlı Hükümeti bu olaylara karşı Ermenileri 1915 yılında Tehcir Kanunu (Göç Kanunu) ile Suriye’ye göç ettirdiler. Rusya I. Dünya Savaşı’ndan çekilince Ermeniler Kafkasya’ya çekildi ve daha sonra burada SSCB’ye bağlı bir Ermenistan Devleti kuruldu. Ancak İtilâf Devletleri Mondros’a koydukları bir madde ile Doğu Anadolu’yu Ermenilere vermeyi planladılar. Bundan cesaret alan Ermeniler Türk topraklarına saldırdılar fakat 9 kolordu komutanı Kazım Karabekir Paşa Ermenileri yenerek Türk topraklarından çıkardı. Ermenilerle 3 Aralık 1920’de Gümrü Barış Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmaya göre :
    1. Doğu sınırı Aras Nehri-Çıldır Gölü hattına kadar uzanacak.
    2. Ermeniler işgal ettikleri yerlerden çekilecekler ve düşmanca davranışlarda bulunmayacaklar.
    3. Ermeniler Sevr Antlaşmasını tanımayacaklar.

    Gümrü Antlaşmasının Önemi :
    1. TBMM’nin yabancı bir devletle imzaladığı ilk antlaşmadır.
    2. TBMM’nin ilk siyasi başarısıdır.
    3. Doğu Anadolu sınırı daha sonra Rusya ile imzalanan Moskova Antlaşması ile kesin şeklini aldı.

    2. Güney Cephesi :


    Mondros’un 7. Maddesine göre Fransızlar Adana’yı İngilizler ise Urfa Maraş ve Antep’i işgal
    ettiler. İngilizler bir süre sonra Fransızların dikkatinin Arap bölgelerindeki topraklara kaymasını engellemek için işgal ettiği yerleri Fransızlara devretti. Fransızlar ve Ermeniler Adana ve çevresinde büyük kayıplar verdiler. Fransızlarla 20 Ekim 1921’de Ankara Antlaşması imzalanarak Adana’dan çekildiler. Maraş’da da Fransız ve Ermeniler başarısız oldular. Antep’de de başarılı olamayan Fransızlar Ankara antlaşması ile buradan çekildiler. Urfa Antep ve Maraş’daki başarılı savunma sonucunda bu şehirlerin isimleri Şanlıurfa Gaziantep ve Kahraman Maraş olarak değiştirilmiştir.
    Antalya dolaylarına asker çıkaran İtalyanlarla Milli Mücadele yıllarında bir savaş yapılmadı. Çünkü İtilâf Devletleri Batı Anadolu’yu İtalya’ya vermemekle İtalya’yı küstürmüşlerdi. Batı Cephesinde kazanılan başarılar üzerine I. İnönü Muharebesi sonucunda İtalyanlar işgal ettikleri yerlerden çekildiler. Sakarya Meydan Savaşı’ndan sonra Anadolu’yu terk ettiler.

    3. Batı Cephesi ve I. İnönü Muharebesi :


    Sevr Barış Antlaşmasından önce Eskişehir’e kadar yaklaşan Yunanlılar hem güçlerini ispat etmek
    hem de Anadolu demiryollarının bu önemli noktasını kendi kontrolleri altında bulundurmak istiyordu. Bu arada meydana gelen Çerkez Ethem olayını fırsat bilen Yunanlılar saldırıya geçtiler. Türk birlikleri Yunan saldırıları karşısında tamamen savunma savaşı yaparak Yunanlıların saldırılarını püskürttüler. Ayrıca İsmet Paşa Çerkez Ethem üzerine hareket ederek meclise karşı yapılan bu isyanı da bastırdı. Yunanlılar ilk kez karşılaştıkları düzenli ordu birlikleri karşısında başarısız olarak geri çekildi.

    I. İnönü Muharebesi’nin Sonuçları :


    1. Bu savaş sonucu halkın meclise olan güveni arttı.
    2. Bu savaş ile dışarıda diplomatik başarılar kazanıldı.
    3. SSCB ve Afganistan ile dostluk antlaşmaları imzalandı.
    4. İsmet Paşa generalliğe yükseldi.
    5. İtilâf devletleri ortaya çıkan yeni durumu görüşmek üzere Londra’da bir konferans toplamayı kararlaştırdılar.

    Londra Konferansı (21 Şubat 1921)


    Ermeniler ve Yunanlılara karşı kazanılan başarılar olumlu diplomatik gelişmeler üzerine İtilâf devletleri Sevr Antlaşması’nı yeniden gözden geçirerek ufak-tefek değişikliklerle Türklere kabul ettirmek için 21 Şubat 1921’de Londra’da bir konferans topladılar. Konferansa İstanbul Hükümeti çağrıldı fakat TBMM çağrılmadı. TBMM bu duruma karşı çıktı ve daha sonra İtalya aracılığı ile TBMM de konferansa davet edildi.
    Londra Konferansı’na İngiltere Fransa İtalya Yunanistan TBMM Hükümeti ve İstanbul Hükümeti katıldı.İtilâf Devletleri Misak-ı Milliyi kabul etmeyince konferans dağıldı.
    Sonucu : İtilâf Devletleri konferansa TBMM’yi çağırmakla onları resmen tanımış oldu.


    Moskova Antlaşması (16 Mart 1921)


    Sovyet Rusya’da 1917’de çıkan ihtilâl rejim değişikliğine sebep olurken Avrupa devletleri de bundan sonra Rusya’ya cephe almaya başladılar. I.Dünya Savaşı’ndan sonra İtilâf Devletlerinin Anadolu üzerinde izledikleri politika Rusya ile TBMM’yi birbirine yaklaştırdı. Rusya boğazlara ve Anadolu’ya sahip dost bir Türk Devleti istiyordu. Çünkü böylece sınır güvenliği sağlanmış olacaktı. Moskova Antlaşması için giden Bekir Sami Bey Rusya’nın Ermenileri koruyan tavırları yüzünden Moskova Antlaşmasını imzaladı. Ayrıca Rusya TBMM’nin gücünden emin olmak istiyordu. Nitekim I. İnönü Muharebesi sonucu TBMM ile Rusya arasında 16 Mart 1921’de Moskova Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma ile:
    1. Sovyetler Birliği Misak-ı Milliyi tanıdı.
    2. İki taraftan birinin tanımadığı bir antlaşmayı diğeri de tanımayacaktı.
    3. Osmanlı Devleti ile Çarlık Rusya arasındaki tüm antlaşmalar geçersiz sayılacaktı.
    Moskova Antlaşması’nın Önemi:
    1. İlk kez batılı bir devlet (SSCB) Misak-ı Milliyi tanıdı.
    2. Sovyet Rusya TBMM’yi tanıdı.

    II.İnönü Muharebesi:


    Londra Konferansında istediklerini kabul ettiremeyen İtilaf Devletleri Yunanlıları tekrar harekete geçirdiler. Yapılan savaşlarda Türk orduları başarılı oldu. Fakat daha sonra yapılan Eskişehir-Kütahya Muharebesi’nde Yunanlıların başarılı olması meclisin Kayseri’ye taşınması tartışmalarına neden oldu. Mustafa Kemal üç aylık bir süre ile başkomutan seçildi.
    II. İnönü savaşları sonunda İtalyanlar Anadolu’yu terk etmeye başladılar. Fransızlar ise TBMM ile antlaşma yolları aramaya başladılar.
    Not: I. İnönü Savaşı’ndan sonra 12 Mart 1921 de İstiklâl Marşı kabul edildi.

    Sakarya Meydan Savaşı ve Sonuçları


    Mustafa Kemal Paşa Sakarya Savaşı öncesi 7-8 Ağustosta Tekalif-i Milliye Emirleri’ni yayımladı. Bu emirlerle halkın yiyecek ve silah bakımından parası daha sonra ödenmek üzere orduya yardım etmesi istendi.
    2-3 Ağustos’ta Yunanlılar saldırıya geçti. Bu saldırı karşısında Türk kuvvetleri bir savunma hareketi oluşturdular. Yunanlı kuvvetleri yenilmek üzereyken savunma hattımızda bir yarılma söz konusu olunca Mustafa Kemal “Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla sulanmadıkça terk olunamaz” şeklinde emrini yayınladı. Sakarya Savaşı sonunda Türk ordusu büyük bir zafer kazandı. Sakarya Savaşı sonunda 1683 Viyana bozgunuyla başlayan Türklerin geri çekilme hareketi durduruldu. Türkler savunmayı bırakıp karşı taarruza geçtiler.

    Sakarya Savaşı’nın Sonuçları:


    1. 1683 Viyana Bozgunu ile başlayan Türklerin geri çekilme hareketi durduruldu. Türkler savunmayı bırakıp karşı taarruza geçtiler.
    2. TBMM Mustafa Kemal’e “Gazilik” unvanı ve “Mareşallik” rütbesi verdi.
    3. SSCB Ermenistan Azarbeycan ve Gürcistan ile 12 Ekim 1921’de Kars Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma ile doğu sınırımız kesin olarak belirlendi. Fransa ile 20 Ekim 1921’de imzalanan Ankara Antlaşması ile de Güney Cephesi’ndeki savaş durumu sona erdi ve buradaki kuvvetler Batı cephesine kaydırıldı. Ankara Antlaşması ile Türkiye-Suriye sınırı Hatay dışında belli oldu.

    Büyük Taarruz ve Başkumandanlık Meydan Muharebesi(26 Ağustos 1922)


    26 Ağustos ile başlayan taarruzla düşman mevzileri terk ederek geri çekildi. Düşmanın asıl kuvvetlerinin toplandığı Dumlupınar’da orduyu bizzat Mustafa Kemal kontrol etti. 30 Ağustostaki bu savaş ile Yunan ordusu bozguna uğratıldı. Kazanılan bu zaferden sonra Mustafa Kemal Türk ordusuna “İlk hedefiniz Akdeniz’dir İleri!” demiştir.
    Malazgirt savaşı ile Türklere vatan olan Anadolu’nun yine Bizans’a karşı kazanılan bu yeni zaferle de Anadolu’nun sonsuza kadar bir Türk yurdu olarak kalacağı bir kez daha kesinleşmiş oldu.

    Mudanya Ateşkes Antlaşması (11 Ekim 1922)


    Batı Anadolu’nun işgalden kurtarılmasından sonra sıra boğazlar ve Trakya’ya gelmişti. Türk ordularının bunu sağlamak için kuzeye yönelmesi İtilâf Devletlerini endişelendirdi. İngiltere İtalya ve Fransa boğazların ve İstanbul’un Türklere karşı savunulmasını istediyse de yanlarına taraftar bulamadılar. Bu yüzden Türk tarafı ile Mudanya’da konferans toplanması kararlaştırıldı. Mudanya’da Türkiye’yi İsmet Paşa temsil etti.


    Mudanya Konferansına katılan devletler: İtalya İngiltereFransa idi. Konferans sonunda 11 Ekim 1922’de Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmaya göre;

    1. Türk ve Yunan kuvvetleri arasındaki savaşlara son verilecek.
    2. Doğu Trakya Meriç Irmağı’nın sol kıyısına kadar 15 gün içinde boşaltılacaktı.
    3. Kesin sonuç alınıncaya kadar Türkiye bölgede 8000 jandarma bulundurabilecekti.
    4. İstanbul ve boğazların idaresi TBMM’ye bırakılacaktı.
    5. Barış Antlaşması imzalanıncaya kadar İtilâf Devletleri İstanbul’da kalabilecekti.

    Mudanya Ateşkes Antlaşması’nın Önemi:
    1. İstanbul Boğazlar ve Doğu Trakya savaş yapılmadan kurtarıldı.
    2. İstanbul ve boğazların yönetiminin TBMM’ye bırakılmasıyla Osmanlı Devleti hukuken sona ermiştir.
    3. Bu antlaşma Lozan Barış Antlaşması’na zemin hazırlamıştır.
    4. Bu antlaşma ile Kurtuluş Savaşı’nın fiili savaş dönemi bitmiştir.

    Lozan Barış Antlaşması: (24 Temmuz 1923)


    Lozan Barış görüşmelerine 20 Kasım 1922’de tarafsız olarak seçilen İsviçre’nin Lozan kentinde başlandı. Konferansa Türkiye ile beraber İngiltere Fransa İtalya Yunanistan Romanya Japonya Yugoslavya boğazlarla ilgili konularda ise Bulgaristan ve Sovyet Rusya katılmıştır.
    Çok sert geçen görüşmelerde özellikle kapitülasyonların kaldırılması Osmanlı dış borçları ile Irak sınırının belirlenmesinde hiçbir ilerleme sağlanamadı. Konferans çıkmaza girince 4 Şubat 1922’de görüşmeler kesildi. Bu sırada Türk ordusu boğazlar üzerinde görülecek muhtemel bir harekete hazır hale getirildi. 23 Nisan 1923’de görüşmelere tekrar başlandı ve iki tarafında fedakârlıkları ile 24 Temmuz 1923’de Lozan Barış Antlaşması imzalandı. Bu antlaşmaya göre;

    1. Trakya sınırı Mudanya Ateşkes Antlaşması ile belirlenen şekliyle kalacaktı.
    2. Yunanistan savaş tazminatı olarak Karaağaç’ı Türkiye’ye verecekti.
    3. Bozcaada ve Gökçeada Türkiye’ye verilecekti. Diğer Ege adaları Yunanistan’a bırakılacaktı.
    4. Kapitülasyonlar kaldırılacaktı.
    5. Irak sınırı Musul için İngiltere ile yapılacak görüşmelerin ardından belli olacaktı.
    6. Boğazların her iki yakası askerden arındırılıp boğazlar komisyonu kurulacak. Başkanı ise Türk olacaktı.
    7. Suriye sınırı Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşmasındaki şekli ile kabul edildi. (Hatay hariç)
    8. Türkiye’deki Rumlar ile Yunanistan’daki Türkler karşılıklı olarak değiştirilecekti. Ancak Batı Trakya’daki Türkler ile İstanbul’daki Rumlar bu değişiklik dışında kalacaktı.
    9. Dış borçlar Osmanlı Devleti’nden ayrılan devletler ile Türkiye arasında paylaştırılacaktı.
    10. Türkiye’deki azınlıklar Türk uyruklu kabul edilecekti. Böylece yabancı devletlerin iç işlerimize karışması önlenmiş olacaktı.
    11. Yabancı okullar Türkiye’nin koyacağı kanunlara göre devem edecekti.

    Lozan Barış Antlaşması’nın Önemi:
    1. Misak-ı Milli tüm dünya tarafından tanınmıştır.
    2. Musul Hatay ve Boğazlar konusu çözüme kavuşturulamamıştır.
    3. Boğazlarla ilgili maddeler milli hakimiyet ve bağımsızlığımızı sınırlamıştır.
    4. Bu antlaşma sömürge altında yaşayan devletlere umut ışığı olmuştur.
    5. Kapitülasyonlar kaldırılmıştır.
    6. Ermeni sorunu tamamen çözüme kavuşturulmuştur.
    7. Günümüzde hâlâ geçerliliğini koruyan bir antlaşmadır.
    8. İstanbul’daki patrikhane yerinden kaldırılamamıştır.
    Not: Lozan Görüşmelerinde Türkiye’yi Mudanya’daki başarılarından dolayı İsmet Paşa temsil etmiştir.


    İNKILÂPLAR


    SİYASAL ALandA YAPILAN İNKILAPLAR


    SALTANATIN KALDIRILMASI 1 KASIM 1922


    Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılması ile birlikte Türk tarihinde yeni bir dönem başlamıştı. 20 Ocak 1921'de kabul edilmiş olan anayasada egemenliğin millete ait olduğu belirtilmişti. Ancak bu tarihlerde Kurtuluş Savaşı devam ettiğinden saltanatın kaldırılması için şartlar uygun değildi.
    İtilâf Devletleri Lozan Barış Konferansına Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile birlikte İstanbul Hükümeti'ni de davet ettiler. Osmanlı Hükümeti bu daveti kabul etti. Galip devletler bu davranışlarıyla Türkler arasında ikilik çıkararak menfaatlerini daha iyi savunacaklarını düşünüyorlardı. Osmanlı Hükümeti'nin konferansa katılma arzusu millî mücadelenin ruhuna ve anayasaya aykırı idi.
    Bu durum Mustafa Kemal Paşa'nın saltanatın kaldırılmasıyla ilgili düşüncelerinin haklılığını bir defa daha ortaya koydu. Aynı zamanda saltanatın kaldırılması için haklı bir gerekçe oldu. Konu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde tartışıldı. Mustafa Kemal Paşa bir konuşma yapıp milletin kendi gayretiyle hakimiyeti ele aldığını ve saltanatın kaldırılmasının gerekliliğini belirtti.
    1 Kasım 1922'de kabul edilen bir kanunla halifelik ve saltanat birbirinden ayrılıp saltanat kaldırıldı. Böylece Osmanlı Devleti hukukî olarak sona ermiş ve Türk inkılâplarının en önemlilerinden biri gerçekleştirilmiştir.
    Saltanatın kaldırılması ile İstanbul'daki Osmanlı Hükümeti istifa etti. Son padişah Vahdettin 17 Kasım 1922'de İngilizlere sığınıp İstanbul'u terk etti. Bunun üzerine Osmanlı sülâlesinden Abdülmecit Efendi Büyük Millet Meclisi'nin kararı ile halife seçildi.


    HALİFELİĞİN KALDIRILMASI 3 MART 1924


    Hz. Muhammed hem İslâm dininin peygamberi hem de kurduğu ilk İslâm devletinin devlet başkanı idi. Onun ölümünden sonra yerine geçen devlet başkanlarına halife denmiştir.
    İlk dört halife seçimle iş başına geldiler. Emevîler zamanında halifelik babadan oğula geçen bir saltanat hâline geldi. Bu durum Abbasîler zamanında da devam etti. İslâm dünyasında başlangıçta bir tek halife var iken Abbasîlerin zayıflamasıyla birden fazla halife ortaya çıktı. Abbasîler Müslümanlar üzerinde egemenliklerini sürdürebilmek içinhalifeliğin dinî yönüne ağırlık verdiler. Abbasî Devleti yıkıldıktan sonra Mısır'daki Memlûk Devleti Abbasî soyundan Ahmed'i halife ilân ederek İslâm dünyasında etkin bir hâle gelmeye çalıştı.
    Osmanlı Devleti 1517'de Memlûk Devleti'ne son vererek İslâm dünyasında büyük ölçüde birliği sağladı. Bu tarihten sonra Osmanlı padişahları da halife unvanını kullanmaya başladılar. Özellikle Osmanlı Devleti'nin son zamanlarında bu makama büyük bir önem verildi. Halifeliğin siyasî gücünden faydalanılmak istendi. Buna rağmen devletin yıkılışı önlenemedi.Milliyetçilik ve millî egemenlik fikri üzerine kurulmuş olan yeni Türk devletinin yapısıyla saltanat ve halifeliği bağdaştırmak mümkün değildi.
    1 Kasım 1922'de saltanat ve halifelik birbirinden ayrılarak saltanat kaldırıldı ve halifeliğin yetkileri dinî konularla sınırlandırıldı. Vahdettin'in ülkeyi terk etmesinden sonra Osmanlı sülâlesinden Abdülmecit Efendi TBMM tarafından halife seçildi. Kendisine sadece Müslümanların halifesi unvanını kullanması bildirildi. Halife olan Abdülmecit Efendi'ninzamanla hükümetin talimatlarının dışına çıktığı görüldü. Kendisini devlet başkanı gibi görmeye başladı. Bu durum ise yeni rejim için bir huzursuzluk kaynağı oluyordu. Buna karşı derhal tedbir alınması gerekiyordu. Ayrıca Türkiye'de gerçekleştirilmesi düşünülen inkılâpların yapılabilmesi için halifeliğin kaldırılması zorunlu idi. Diğer taraftan Mustafa Kemal Paşa halifeliğin yabancı güçler tarafından aleyhimize kullanılmasından endişe ediyordu.
    Bu sebeplerden dolayı Mustafa Kemal Paşa 1924 yılında halifeliğin kaldırılmasına karar verdi l Mart 1924 tarihinde yaptığı Türkiye Büyük Millet Meclisini açış konuşmasında bu düşüncesini açıkladı. 3 Mart 1924'te TBMM'de kabul edilen bir kanunla halifelik kaldırıldı.
    Halifeliğin kaldırılmasıyla lâik düzenin kurulması yolunda önemli bir adım atıldı. Aynı zamanda saltanat ve hilâfet yanlılarının dayandığı en önemli güç odağı ortadan kaldırılmış oldu.

    HUKUK ALANINDA YAPILAN YENİLİKLER


    Osmanlı Devleti’nde hukuk birliği yoktu. Osmanlı Devleti’nde kaynağını İslâm hukukundan alan Şer’i hukuk geçerli olmakla beraber örfi hukuk da geçerliydi. Aynı zamanda ülkede yaşayan azınlıklar da kendilerine ait hukuk kurallarını kullanıyordu.


    1921 ANAYASASININ KABULÜ (TEŞKİLAT-I ESASİYE) 20 OCAK 1921


    Yeni Türk devletinin ilk anayasası olan Teşkilat-ı Esasiye 20 Ocak 1921 tarihinde TBMM’de kabul edilmiştir. Bu anayasa kısa ve öz olarak hazırlanmıştır. Çünkü bu dönemde Kurtuluş Savaşı devam ediyordu. Bu anayasa daha çok TBMM’nin Anadolu’daki etkinliğini sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.
    1921 Anayasası’nda “Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir.” Maddesi ile ilk defa millet devlet yönetiminde yasal olarak söz ve karar sahibi olmuştur.
    1921 Anayasası’na göre Güçler Birliği ilkesi kabul edilmiştir.Buna göre kanun yapma yürütme yetkisi ve yargı milletin tek temsilcisi olan TBMM’ye verilmiştir. Bu madde Kurtuluş Savaşı yıllarında daha çabuk karar alabilmek için uygulanmıştır.
    1921 Anayasasında devletin şekliyle ilgili bir hüküm yoktur. Millî egemenlik anlayışının doğal sonucu olan cumhuriyet adının konması sonraya bırakılmıştır.
    29 Ekim 1923’de Cumhuriyet ilân edilince 1921 Anayasası’na “Türkiye devleti bir Cumhuriyettir” maddesi eklenmiştir.


    1924 ANAYASASI


    Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasından sonra hazırlanmıştır. 1924 Anayasası’nda ulusal hakimiyet TBMM’nin üstünlüğü tek meclis ve Güçler ayrılığı ilkesi Cumhurbaşkanı’nın TBMM’den ve 4 yıl için seçilebileceği üst üste aynı kişinin Cumhurbaşkanı seçilebileceği yargı hakkının bağımsız mahkemelerde olduğu Cumhuriyet rejiminin değişmezliği ve Danıştay’ın kurulması gibi maddeler vardı. 1924 Anayasası’nda da 1960 yılına kadar düzenlemeler olmuştur.


    MEDENİ KANUN’UN KABULÜ (17 ŞUBAT 1926)


    Evlenme boşanma miras ve aile hukuku ile ilgili kanunlar medeni hukuk kapsamındadır.
    Avrupa devletlerinde modern hukuk kuralları uygulanırken Osmanlı Devleti’nde Tanzimat döneminde dini kurallara dayalı “MECELLE” adı verilen kanun hazırlanmıştı. Mecelle ihtiyaçlara cevap veremediği için 1926 yılında Türk milletinin örf ve hukukuna en yakın olan ve Avrupa’daki en yeni medeni kanun olan İsviçre Medeni Kanun’u bazı değişiklikler yapılarak kabul edilmiştir.


    MEDENİ KANUN’UN GETİRDİĞİ YENİLİKLER


    1.Aile hukukunda kadın-erkek eşitliği sağlandı.
    2.Resmi nikah ve tek kadınla evlilik esası kabul edildi.
    3.Kadına da boşanma hakkı verildi.
    4.Mirasta kadın erkek eşitliği sağlandı.
    5.Mahkemelerdeki şahitlikte kadın erkek eşitliği getirildi.
    6.Kadınlara istediği mesleğe girebilme hakkı tanındı.
    7.Boşanma durumunda çocukların hakları güvence altına alındı.
    1930 yılında kadınlara belediye seçimlerine katılma hakkı 1933’de muhtarlık seçimlerine katılma hakkı 1934’de milletvekili seçme ve seçilme hakkı verildi.


    EĞİTİM VE KÜLTÜR ALANINDA YAPILAN İNKILÂPLAR


    Osmanlı Devleti’nde eğitim kurumları dini esaslara dayanmaktaydı. Medreseler en önemli eğitim kurumlarıydı. Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde diğer kurumlarla birlikte eğitim kurumları da bozulmaya başladı.Osmanlı’nın son dönemlerinde medreseler yanında batı tarzında eğitim kurumları açıldı.Bunun yanında azınlık okulları da vardı.Osmanlı eğitim sistemi birlikten yoksun idi. Eğitimde birliği sağlayabilmek için çeşitli inkılâplar yapılmıştır.


    TEVHİD-İ TEDRİSAT KANUNU VE MEDRESELERİN KALDIRILMASI


    Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde diğer kurumlar gibi eğitim kurumları da büyük bir çöküntü içinde idi. Osmanlı Devleti'ndeki eğitim kurumları olan medreseler Kuruluş ve Yükseliş dönemlerinde gerek eğitim kadrosu gerekse programları bakımından çok ileri bir seviyedeydi. Fakat 17. yüzyıldan itibaren devletin diğer kurumlarındaki gerilemeye paralel olarak eğitim kurumları da geriledi.
    Devletin yıkılışını önlemek amacıyla yapılmaya başlanan yenilikler çerçevesinde eğitim kurumları da yeniden düzenlendi. 18. yüzyılın sonlarında ordunun subay teknik eleman ve doktor ihtiyacını karşılamak üzere çağın gereklerine uygun okulların açılmasına başlandı. Tanzimat Dönemi'nde askerî okullardan başka Avrupa'dakilere benzer modern eğitim kurumlar
     

Sayfayı Paylaş