Kadeş rezaleti (sizler için yazdım)

Konusu 'Dini sohbetler' forumundadır ve DilnüvaZ tarafından 16 Haziran 2007 başlatılmıştır.

  1. DilnüvaZ
    Online

    DilnüvaZ Misafir

    çok sevdiğim yazarlardan biri olan M.Ertuğrul Düzdağ Bey 'in Yakın Tarih Yazıları isimli eserinden bir bölümünü sizler için yazdım.Okumanızı tavsiye ederim(Aslında tavsiye etmekle kalmam okumadan geçmeyin derim..)
    paylaşıma devam...;)


    KADEŞ REZALETİ VE BİR HATIRA
    Çanakkale Zaferi'nin 47.yıl dönümü olan 1962 yılı 18 Mart'ında feci bir hadise oldu.Çanakkale'de din ve vatan için gözlerini kırpmadan kendilerini ölüme atan şehidlerin torunlarından bir kısmının,laik,çağdaş, ve maddeci eğitimin sonunda,sadece 47 yıl sonra ne hale geldiğini gösteren feci bir hadise..."Kadeş Rezaleti!"
    27 Mayıs 1960 uğursuz hükümet darbesi yapılmış,memleketin asıl sahibi,öz evladı vatan çocukları,on yıl önce elde etmiş oldukarı hürriyetlerini tekrar kaybetmişler;bütün dindar, milliyetçi,muhafazakar,hürriyet ve adalet aşığı insanlar, "gerici,mürteci,kuyruk" yafkası iftirası ile hapislere doldurulmuş,hakaretlerle sindiril-mişleridi.
    O sırada mevcut bulunan talebe teşekkülleri,öğrenci dernekleri ve bunların birlikleri ola kuruluşlar,solcu ve çağdaş gençlerin eline geçmişti.İşte bu ilerici gençler,ÇanakkaleZaferi bahanesiyle bir gezinti düzenlemek istediler.Türkiye Milli Talebe Federasyonu/Milli Türk Talebe Birliği/T. M. Gençlik Teşkilatı ve benzeri on kadar dernek ve kuruluş bu geziye katıldı.
    Çok ilerici olmanın ve eşitliğin gereği olrak kız öğrenciler de bir "Çanakkale Tour"dan mahrum bırakılmadı. Ayrıca yeteri kadar içki ile pikap ve dans plaklaı da alındı...Kadeş vapuru ile yola çıka bu "guruh-ı layufli-hun"u nerelere vardıklarını o günkü gazeteler nefretle yazmışlardı.Kızların İç çamaşırları lumbozlara asılmış,geminin içi harp edilmişti.(Yukarıda adı geçen talebe derneklerinin tamamının yıllar sonra dindar gençlerin idaresine geçtiğini kısaca not edelim de,müminler sevinsinler... Ancak bu dernekleri bir daha ele geçiremekten ümidini kesen devrimciler,hepsini birden 12 Eylül'de kapatıp kurtulmuşlardır)
    Bu olaydan bir sene sonra Milliyetçiler Derneği ile İzmir Türk Ocağı'ndan Kemal Fedai Coşkuner-kendisi Siyonist Yahudi ve Mason düşmanı olduğundan komünistler veya din düşmanları tarafından şehid edilmişitir- başkanlığında bır kısım gençlerinde katıldığı bir grup gerçek şehid torunları, o kadeş rezaletinin telafisi için Çanakkale'ye gitmişlerdi.Kendisiyle 9 11 2003 tarihinde raportaj ettiğim hatta evine davet edip o engin bilgilerinden bır ilim sofrası kurarak önümüze sunan,1941 Bursa doğumlu,İstanbul Edebiyat Fakültesi mezunu,lise yıllarında merhum Mehmet Akif'in talebesi olan Müallim Mahir İz'in irşadı ile gerçek anlamda Müslümanca yaşama ve düşünmeye başlayan ilim ve fikir adamı Mehmet Ertuğrul Düzdağ Efendi de bu geziye katılanlardan biri.
    Yukarıdaki yazıların bir kısmının kendi kitaplarıından alıntı yaptığımız yazar Ertuğrul Düzdağ Efendi,olayın devamını şöyle anlatıyor:
    "Şehitlerimize Rahmet" yazlı büyük bir bez pankart yazdırmış,aynı sözü küçük kağitlara da bastırıp göğüslerimize pankart olarak astırmıştık.Merasim meydanında yeriimizi alıp pankartlarımızı açtık.Ayrıca bir konuşma da Dernek adına yapılması için mülki amirlere müracaat ettik.Ama onlar,değil konuşma izni vermek, merasime katılmamızı bile istemiyorlardı. 27 Mayıs vaka'i menhüsesinden sonra bütün idare,İsmet İnönü mütevaffası CHP'sinin eline geçmişti.Öyle olmasa bile o günün aleyhte şartları altında bir idarecinin gönül rızası ile Milliyetçiler Derneği ile Türk Ocaği'na izin vermesi mümkün değildi.
    Sonradan bize olan muhalefetin bir sebebinin de "Şehitlere Rahmet" sözü olduğunu öğrendik.Bu ibare ile daha bir buçuk yıl önce zulmen ve şehiden öldürülen merhum Adnan Menderes ve arkadaşlarını kasdettiğimiz düşünülmüş imiş.!
    Uzunca süren münakaşalardan sonra resmi geçide katılabildik, fakat hazırladığım kısa konuşmayı yaptırmadılar.Bir hatıra olarak sakladığım mektupta aynen şunlar yazılıydı:"
    Gİt vatan Kabe'de siyaha bürün
    Bİr kolun Ravza-i Nebi'ye uzat
    Birini Kerbele'da Meşhed'e at
    Kainata o hey'etinle görün.

    Geçen asrın vatan şairi,milli felaketimiz karşısında,sevgili yurda böyle haykırdı.
    Kabe'de siyahlara bürünen vatanın Çanakkale'de kırmızı güller takındığı gün de işte bu gündür.
    Buranın toprakları binlerce şehidin kanıyla yıkandı.Buralarda,bütün bir milletin ruhu tüter.
    Bütün Anadolu buradadır.
    Hakkı'ın veli kulları taş türbeye girmez
    Gufrana bürünmüş yanlız fatiha bekler.
    Neden geldik?
    Onlara birşey vermeye mi?
    Hayır almaya!

    Bu topraklardan....Kanıyla gömülmüş olanların burcu burcu tüten imanından,ahlakından almaya geldik.
    Buraya,misakımızı,ahdimizi yenilemeye,gönüllerimizi,onların temiz havasından uzakta islenen gönüllerimizi,taşsız mezarlarında parlatmaya geldik.
    Ey ismi efsane olan şehid,tarihi yapan sensin!

    Kabrin,o da yok!Varsa da tek bir taşı yoktur,
    Na'şın gibidir,sinesi yoktur başı yoktur!

    Mehmetcik,o mahviyyetin,tevazunun ve kahramanlığın misali....
    O, asıl dirilikler alemine geçti.
    Cennetin kırmızı gülleri,ona,şehadetin bu güzel gününü hatırlatıyor.
    Aziz şehid!Uğrunda kanını döktüğün değerleri,bizler koruyacağız.Söz veriyoruz!
    Sizlere rahmet olsun.

Sayfayı Paylaş