Kıyamet ve alametleri (öcüüüü)

Konusu 'Metafizik - Bilimkurgu - Mitoloji' forumundadır ve cinoza tarafından 30 Aralık 2009 başlatılmıştır.

  1. cinoza
    Offline

    cinoza Member

    Mesajlar:
    159
    Aldığı Beğeni:
    1
    Ödül Puanları:
    18
    :ikaz:

    KIYAMETİN 10 BÜYÜK ALAMERTİ VARDIR BUNLAR ARASINDAN BİRİSİDE

    KIYAMET KOPMADAN YERDEN Bİ VARLIK ÇIKACAK VE O DA ŞEHİLERİ YAKIP YIKACAK İMAN EDENLERİ ÖLDÜRECEK HZ İSA GELİP ONU ÖLDÜRECEK

    BU ADAMIN ÖZELLİKLERİ OLARAK Bİ GÖZÜ KÖR VE ANLINDA KAFİR YAZMAKTAYMIŞ ŞMDİ BEN SİZE SORU SORACAM HZ İBRAHİM VE HZ İSMAİLİN KURBAN EDİLMESİ OLAYINI HATIRLAYIN

    HZ İBRAHİM OĞLUNU KURBAN ETMEK İÇİN GÖTÜRMEYE HAZIRLANIR ANNESİDE ONU GİYDİRİR DERKEN ŞEYTAN BELİRİR VE ANNEYE FESATLIK YAPAR ANNEDE YERDEN Bİ TAŞ ALIR VE ŞEYTANA ATAR SONRA İZ İBRAHİM OĞLUNU GÖTÜRÜRKENDE HZ İSMAİLİN YANINA GELİR VE SENİ BABAN ÖLDÜRECEK DER VE OĞLANIN AKLINA VESATLIK SOKMAYA ÇALIŞIR HZ İSMAİL DE YERDEN Bİ TAŞ ALARAK TEKRAR ŞEYTANA ATAR VE ŞEYTANIN 2 GÖZÜ DE KÖR OLUR BUNDAN DOLAYIDA ŞEYTANA KÖR ŞEYTAN DENİLMEKTEDİR.

    KIYAMET KOPACAĞI ZAMAN ARABASİTANDA YARILAR OLUŞACAKMIŞ VE YERDEN Bİ ATEŞ ÇIAKCAKMIŞ

    ŞİMDİ ŞU DÖRT OLAYI MUKAYESE EDİN

    1)YER YARILMASI (CEHENNEMİN AŞAĞIDA VE DÜŞÜLEN KAVRAM OLDUĞU)
    2)ŞEYTANIN GÖZÜNÜN KÖR OLMASI VE KIYAMETTE GELENİN KÖR OLMASI
    3)YERDEN ATEŞ ÇIKMASI VE ŞEYTANIN ATEŞTEN YARATILDIĞI
    4)ŞEYTANIN VARLIKLARIN KILIĞINA GİREBİLMESİ GİBİ


    O ZAMAN KIYAMETTE ŞEYTAN MI GELECEK ???

    (EĞER YAZILARIM ARASINDA GÜNAH İŞLEDİYSEM TÖVBE DİYORUM )
  2. Then-yo
    Offline

    Then-yo ::AstronoT::

    Mesajlar:
    450
    Aldığı Beğeni:
    22
    Ödül Puanları:
    18
    Cevap: Kıyamet ve alametleri (öcüüüü)

    Bence bir daha düşün :) ...
    Kıyamet alametleri 50 üstüdür. Büyükleri sayılıdır...
    İlk olarak güneş batıdan dogacak ve Kur'an içindeki yazılar silinecek.
    Ardından yecüc ve mecüc cıkacak. Bu iki kavim insanlıga lanet ve kargaşa getirecek.
    Ardından tellal gelecek. Müzigine kulak veren lanetlenecek. Onun ardından Dabbe çıkacak. İnsanlara kendinin hak peygamber oldugunu söyleyecek ona inananlar bir suya girecek. İnanmayanlar ateşe. TAm aksine suya giren yanacak ateşe giren serinleyecek.
    Ve ardından Hz. Mehdi inecek.. vs. vs.
  3. Jacob Mcclain
    Offline

    Jacob Mcclain Member

    Mesajlar:
    188
    Aldığı Beğeni:
    6
    Ödül Puanları:
    18
    Cevap: Kıyamet ve alametleri (öcüüüü)

    Bunların hepsi birer sembol :), insanlar fantastik şeylerden kaçınmalı bence :cool:
  4. Arz-ı Hâl
    Online

    Arz-ı Hâl Misafir

    Cevap: Kıyamet ve alametleri (öcüüüü)

    bende böyle biliyorum tek fatk yecüc ve mecücten sonra hz.mehdi gelecek yanılmıyorsam..
  5. YouAreMyCure
    Offline

    YouAreMyCure Chivas

    Mesajlar:
    7.759
    Aldığı Beğeni:
    115
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Kıyamet ve alametleri (öcüüüü)

    Yorumunu biraz daha açarmısın mümkünse rica etsem ?
  6. Bağımlı Bağımsız
    Offline

    Bağımlı Bağımsız çaylak

    • Platin Üye
    Mesajlar:
    5.232
    Aldığı Beğeni:
    229
    Ödül Puanları:
    63
    Cevap: Kıyamet ve alametleri (öcüüüü)

    yazıda 10 alamet demişsin neleri sayacağını merak ettim bi olay artı kısa bi değinme:rolleyes: ve Kıyamet ve Alametleri bu kadar hafife alınmamalı bence
  7. Hei
    Offline

    Hei New Member

    Mesajlar:
    1.597
    Aldığı Beğeni:
    33
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Kıyamet ve alametleri (öcüüüü)

    Of kopucak kopucak diye diye kopartcaksınız :A
  8. pendik2
    Offline

    pendik2 Member

    Mesajlar:
    490
    Aldığı Beğeni:
    23
    Ödül Puanları:
    18
    Cevap: Kıyamet ve alametleri (öcüüüü)

    Ahir Zaman Alametleri Bir Bütündür

    [​IMG]

    Değerli İslam alimleri tarafından da ittifakla kabul edildiği üzere içinde bulunduğumuz dönem, Peygamber Efendimiz (sav)’in ahir zamana dair hadislerinde bildirdiği önemli olaylara sahne olmaktadır. Ancak bazı kimseler ahir zaman alametleri olarak adlandırılan bu olayları, küçük ve büyük alametler olarak değerlendirmektedirler. Yapılan bu yanlış değerlendirmenin aksine, tüm alametler birbirinden ayırt edilemeyecek derecede önem taşımakta ve İslam dünyasının geleceğine ışık tutmaktadır.

    Ahir zaman, ‘son dönem’ anlamına gelir ve kıyamete yakın bir zamanda dünyada yaşanacak bir zaman dilimini ifade eder. Ahir zaman alametleri ve ahir zamanda yaşanacak olaylar hakkında Peygamberimiz (sav)’den rivayet edilen çok sayıda hadis mevcuttur. Kuran’daki işaretler ve Peygamberimiz (sav)’in hadislerindeki detaylı açıklamalar biraraya getirildiğinde, ortaya ahir zamanla ilgili önemli bilgiler çıkmaktadır. İçinde yaşadığımız dönemde söz konusu alametler birbiri ardınca ve tam tasvir edildiği şekilde ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu durum, ahir zamanın yaşanmaya başlanmış olduğunu ispatlamaktadır.

    Bu yazıda dikkat çekilmek istenilen asıl konu ise gerçekleşmiş olmaları çok büyük birer mucize oldukları halde, bazı alametlerin küçük olarak değerlendirilme yanılgısıdır. Üzerinde detaylıca düşünülmediği için kimi zaman fark edilmeyen ve önemi yeterince iyi anlaşılamayan bu gelişmelerin her biri gerçekte çok önemli alametlerdir.

    Ahir Zaman Alametlerini Sınıflandırma Yanılgısı

    Bazı kimseler yer, zaman veya şahıslarla ilgili bilgi içeren, bir savaş veya bir doğa olayı gibi tek ve özel bir duruma işaret eden hadisleri genellikle büyük alametler olarak nitelendirmektedirler. Bu alametler gelecekte yaşanacak tek ve özel bir olayı haber verirler. Bunlara örnek olarak Irak-İran Savaşı, Ramazan ayında görülen Güneş ve Ay tutulmaları, Kabe’de kan dökülmesi gibi alametler sayılabilir.

    Öte yandan, bir genelleme içeren, ahir zamanda dünyanın durumuna ve insanların yaşantısına dair detaylar ise küçük alametler olarak nitelendirilebilmektedir. Depremlerin çoğalacağı, yüksek binaların artacağı, insanların uzun mesafelere taşınacağı gibi alametler, bu düşünceye göre küçük alametlerdir.

    Bu düşüncede olan kişiler, daima belli bir olayı haber veren alametler aramakta; ancak bu alametleri destekleyen diğer gelişmeleri gözardı edebilmektedirler. Oysa üzerinde gereği gibi düşünülüp etraflıca araştırılırsa, küçük zannedilen alametlerin gerçekleşmiş olmasının büyük birer mucize oldukları açıkça görülür. Ayrıca unutulmamalıdır ki, ahir zaman alametleri bir bütündür. Hepsi aynı dönemde, arka arkaya eksiksiz olarak meydana geldiğinde bir bütünlük oluşturur ve bir sonucu işaret ederler. Bu nedenle de her biri başlı başına çok büyük bir öneme sahiptir.

    Her Bir Alametin Gerçekleşmesi Mucizevi Bir Durumdur

    Hadislerde ahir zaman hakkında detaylı tasvirler yapılmakta, her konu çok ayrıntılı olarak anlatılmaktadır. Bu ayrıntıların bundan 14 asır önce bu kadar kapsamlı bir şekilde açıklanmış olması ve belirli bir dönem içinde art arda gerçekleşmesi son derece mucizevi bir durumdur.

    Birkaç 10 yıl sonrasına dair öngörülerde bulunmak bile son derece zor iken, 1400 yıl sonrasının çevre koşullarını, sosyal, siyasi ve ekonomik durumunu tarif etmek neredeyse imkansızdır. Ancak gayba yönelik tüm bilgilerin sahibi Yüce Allah, bu bilgilerden dilediği kadarını dilediği kullarına bildirebileceğini Kuran’da haber vermiştir. (Bakara Suresi, 255; Cin Suresi, 26-27) Peygamberimiz (sav) de Allah’ın izniyle kendisinden yaklaşık 20 insan nesli sonrasında yaşanacak bir dönem ile ilgili ayrıntılı bilgiler vermiştir.

    Yazının ilerleyen bölümünde bahsedeceğimiz bu alametler, farklı zamanlarda ayrı ayrı gerçekleşmiş olsalar belki sıradan olaylar olarak görülebilirler. Ancak çok sayıda alametin kısa bir zaman dilimi içinde art arda gerçekleşmesi, içinde bulunulan dönemin önemini ve hadislerin doğruluğunu teyid eder niteliktedir.

    Yaşanan Olaylar Hadisleri Doğrulamaktadır

    Hadislerin bize doğru olarak ulaşıp ulaşmadıklarından, ahir zaman konusundaki hadislerin gerçekte Peygamberimiz (sav) tarafından söylenmiş sözler olup olmadığından kuşku duymak son derece yersizdir. Çünkü ahir zamanla ilgili birbirinden farklı hadisler, farklı kaynaklara dayansa bile birbirleri ile uyum içindedirler. Bu da, sözlerin kaynağının doğruluğu konusundaki tüm şüpheleri ortadan kaldırır. Aynı zamanda hadislerde yaşanacağı bildirilen olayların bir bir gerçekleşiyor olması, bu rivayetlerin doğruluğunu ispatlayan en kuvvetli delili oluşturmaktadır.

    Bu kıstas, ahir zaman ve kıyamet alametleri üzerine araştırma yapan birçok İslam alimi tarafından da kullanılmıştır. Konunun uzmanlarından Bediüzzaman Said Nursi de günümüzde meydana gelen bazı olaylarla ahir zaman hakkındaki hadislerin mutabık çıkmasının hadislerin gerçek olduğunu gösterdiğini ifade etmiştir.

    Günümüzden 1400 Yıl Sonrasını Tahmin Edebilir misiniz?

    Ahir zamana dair günümüze kadar ulaşmış olan hadislerin önemini ve alametlerin küçük veya büyük olarak değerlendirilmeden bir bütün olarak görülmesi gerektiğini anlamak için birkaç sorunun cevabını düşünmek yeterlidir.

    Örneğin elinizde hiçbir teknik imkan olmadan 100 yıl sonra dünyada olacak olayları ana hatlarıyla da olsa tahmin edebilir misiniz? Ya da 1900’lü yılların başında yaşadığınızı düşünelim. Yalnızca 100 sene sonrası için, tahminler yapmanız istense hiç yanlış çıkmayacak şekilde, günümüzde yaşanacak önemli olayları, insanların ahlaki durumlarının nasıl olacağını, depremlerin yoğunluğunu veya çıkacak savaşları tahmin edebilir miydiniz? Elbette ki hayır...

    Veya bir şehirden diğer bir şehre gidişin günlerce sürebildiği, haberleşmenin oldukça zor ve yavaş olduğu, teknik imkansızlıklar dolayısıyla binaların ancak bir iki katlı olarak inşa edilebildiği 7. yüzyılda yaşadığınızı hayal edin. Sizden 1400 yıl sonrasında bu koşullarda ne gibi değişiklikler olabileceğini tahmin etmeniz istendiğini varsayalım. Neler söyleyebilirdiniz? Araba, uçak gibi ulaşım araçları, 100-150 katlı gökdelenler, cep telefonları, televizyon, radyo, gibi bugünün dünyasına özgü teknolojik gelişmelerden herhangi biri aklınızın ucundan geçebilir miydi?

    Peki günümüzden 1400 yıl sonrasında yani tam 3405 yılında, örneğin binaların ne şekilde inşa edileceğini, toplumların ahlaki durumlarının nasıl olacağını veya dünyada ciddi bir kıtlık veya hastalık olup olmayacağını söyleyebilir misiniz?

    Tek bir konunun bile, değil 1400 yıl; 140 yıl hatta 14 yıl sonra nasıl bir gelişme göstereceğini bilmek son derece zor iken, çok çeşitli konularda 3000’li yıllardaki duruma aynen uyacak biçimde öngörülerde bulunulsa, sizce gerçekleşecek olan bu olaylar küçük birer alamet olarak nitelendirilebilir mi? Şüphesiz tüm bu soruların cevabı ‘hayır’dır.

    Bütün bu gerçekler de göstermektedir ki; bundan 14 asır önce, yaşamakta olduğumuz ahir zamana dair çok çeşitli konulardaki gelişmeleri en küçük ayrıntısına kadar haber veren hadislerde bahsedilenlerin her biri, büyük birer alamettir ve bu alametler arasında küçük büyük ayrımı yapmak da mümkün değildir.

    Ahir Zaman Hadislerinin Tümü Günümüze İşaret Etmektedir

    Hadis kaynaklarında ahir zaman ile ilgili bilgi veren ve sayısı yüzlerle ifade edilen hadisler, ittifakla günümüz olaylarına işaret etmektedir. Ayrıca zamanımıza uygun olduklarını görmek için herhangi bir ayrım yapılmasına veya bunu ispatlamak için belli başlı bazı hadislerin ön plana çıkarılmasına da gerek yoktur. İstisnasız olarak tamamı ele alınıp incelediğinde ortaya çıkan sonuç şudur: Bu denli fazla sayıda olmasına rağmen, ahir zaman hadislerinin bugün tamamının doğru çıkması ve asırlar önce tarif edilen olayların tam tarif edilen şekilde günümüzde gerçekleşmesi ve birbiri ile çelişmemesi büyük bir mucizedir. Üstelik bu hadisler yeni fark edilmiş de değildir. 1400 yıldan beri en muteber İslami kaynaklarda yer almakta ve her isteyen tarafından alınıp okunabilmektedir. Bunlar içerisinde önceleri anlaşılamayan pek çok hadisin yorumu, hadislerde işaret edilen olayların ortaya çıkmasıyla netleşmiştir.

    Tüm Alametler İnananlar İçin Birer Müjdedir

    On dört asır öncesinden bildirilen alametlerin çıkışı, inananların Allah’a olan iman ve bağlılıklarını artıran son derece büyük olaylardır. Bu kadar işaretin birarada ve çok kısa bir zaman dilimi içinde art arda gerçekleşmiş olması elbette tesadüf değildir. Bu işaretler Allah’ın inanan kullarına birer müjdesidir.

    Bu gelişmeler ahir zamanın ilk döneminde yaşanan her türlü sıkıntının yerini bolluk, bereket ve adaletin alacağı, ahlaksızlıkların ve dejenerasyonun her türlüsünün ortadan kalkacağı bir dönemin müjdesidir. Bu dönem, tüm inanan insanların asırlardır özlemini duydukları, Hz. İsa’nın yeniden dünyaya gelişi ve Hz. Mehdi’nin ortaya çıkışıyla İslam ahlakının tüm dünyaya hakim olacağı kutlu bir dönemdir.

    Bu nedenle ahir zamana ait her alamet üzerinde detaylıca düşünmek ve günümüz dünyasındaki karşılıklarını görmek, inançlı insanlarca beklenen kutlu dönemin yakın olduğunu göstermesi bakımından son derece şevklendirici ve müjde vericidir.

    Depremlerin Çoğalması

    İçinde yaşadığımız dönemde çok sık meydana gelebilen depremler, yüzyıllar boyunca çok sayıda kişinin ölümüne ve hesaplanamayacak boyutlarda maddi zarara yol açmış, bu özellikleri nedeniyle insanlar için korku kaynağı olmuştur. 20. ve 21. yüzyılın teknolojik koşulları bile depremlerin verdiği hasarı ancak belirli ölçülerde engelleyebilmiştir.

    Amerikan Ulusal Deprem Enformasyon Merkezi verilerine göre 1999 yılında, yeryüzünde küçük veya büyük şiddette 20.832 deprem meydana gelmiştir. Bu depremlerde resmi açıklamalara göre tahmini olarak 22.711 insan hayatını kaybetmiştir. (US Geological Survey National Earthquake Information Center, “Earthquake Facts and Statistics”, 2000, Earthquake Facts and Statistics)

    Kandilli Rasathanesi verilerine göre ise, Türkiye genelinde meydana gelen deprem sayısı, 2002’den 2005’e kadar yüzde 75 oranında artış göstermiştir. Son 3 yıla ait rakamlar incelendiğinde 2002 yılında 2 şiddetinden büyük 3 bin 268 deprem tespit edildiği, bu sayının 2003 yılında 3 bin 925, 2004 yılında ise 5 bin 331 olduğu görülmektedir.(Milliyet Gazetesi 24-Şubat-2005)

    Tüm bu olaylar Peygamberimiz (sav)’in 1400 yıl önce söylediği şu sözleri akıllara getirmektedir:

    Zelzeleler olur. Öyle ki, bu zelzelelerde, on bin, yirmi bin. Otuz bin kişi ölür. (Orhan Baytan, Geleceğin Tarihi, Cilt:1 s.70, İbn-i Asakir'den alıntı)

    Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır… depremler çoğalacak… (Ramuz-El Ehadis, 476/11)

    Dünya genelinde son yıllarda yaşanan depremlerin bu denli çok sayıda ve sıklıkta olması, ayrıca şiddetlerinin de oldukça yüksek rakamlara ulaşması, deprem uzmanları tarafından da son derece önemli ve büyük değişiklikler olarak nitelendirilmektedir. Çünkü yakın geçmişe bakıldığında deprem sayısının çok az olduğu görülmektedir. ABD Jeolojik Araştırma Kurumu (USGS)’nun raporlarına göre 1556-1975 yılları arasındaki yaklaşık 400 yılda meydana gelen 5.0 ve daha büyük şiddetteki depremlerin sayısı sadece 110’dur. Aynı kurumun açıklamasına göre, 1980-2003 yılları arasında sadece 23 sene içinde meydana gelen 6.5 ve daha büyük şiddetteki depremlerin sayısı ise 1685’tir. (U.S. Geological Survey (ABD Jeolojik Araştırma Kurumu) Kuşkusuz bu rakamlar Hicri 1400 (Miladi 1979-1980) yılının başından itibaren depremlerin sayısındaki artışı çok açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

    İşte tam bu noktada duralım ve düşünelim. Depremlerde böyle büyük bir artış yaşanacağını haber veren hadisler, bundan 1400 yıl önce söylenmiştir ve o dönemin koşulları göz önünde bulundurulduğunda bu konuyla ilgili herhangi bir öngörüde bulunmayı mümkün kılabilecek hiçbir teknik ve teknolojik imkan bulunmamaktadır. Dünyadaki yer hareketleri, fay hatlarındaki kırılmalar gibi bilgiler ancak günümüzün teknolojik imkanları sayesinde öğrenilebilmiştir.

    Bu durumda ortaya çıkan sonuç ise şudur: Peygamber Efendimiz (sav), hadislerinde kendi yaşadığı dönemden 1400 yıl sonrasında meydana gelecek olayları, sanki o dönemi izlemiş gibi detaylı olarak anlatmıştır. Anlatılan her konunun aynen tarif edildiği şekilde, içinde yaşadığımız yıllarda birbiri ardınca gerçekleşiyor olması da, bu hadiselerin istisnasız her birinin, ahir zamana dair büyük alametler olduğunun delilidir. Depremlerle ilgili hadisler de bu alametlerden yalnızca bir tanesidir. (En doğrusunu Allah bilir) Peygamberimiz (sav) de, gelecekle ilgili olan bu gayb bilgilerine, Rabbimiz’in dilemesiyle ve kendisine bildirdiği kadarıyla vakıf olmuştur. Hadisler vasıtasıyla bize ulaşan bu bilgilerde ise, işaret edilen zamanın tarih içinde herhangi bir zaman olmadığı açıkça görülmektedir. Peygamberimiz (sav), bildirdiği tüm alametlerin, Allah’ın dilemesi ile aynı anda yaşanacağı belirli ve özel bir zamana dikkat çekmiştir. Bu zaman, tarihte yalnızca bir defa yaşanacak olan ahir zamandır.

    Yüksek Binaların İnşa Edilmesi

    Yüksek katlı binalar ancak 19. yüzyılın sonlarında inşa edilmeye başlanmıştır. Teknolojinin ilerlemesi, çeliğin yaygınlaşması ve elektrikli asansörlerin kullanılması gökdelenlerin inşaatına hız kazandırmıştır. Gökdelenler 20. ve 21. yüzyıl mimarisinin önemli bir parçası olmuş, günümüzde de kimileri için adeta birer prestij sembolü haline gelmiştir. Bugün dünyanın en yüksek yapılarından bazıları ve yükseklikleri şöyledir: (2003 Dünya Almanak, Dünya Yayıncılık, s. 263)


    CN Tower (Kanada) - 555 m.


    Taipei 101 (Tayvan ) - 508 m.


    Oriental Pearl TV Tower (Çin) – 467 m.


    Petronas Tower 1 ve 2 (Malezya) – 449 m.


    Sears Tower (Chicago, USA ) – 443 m.


    Empire State (New York, USA)- 381 m.


    Şüphesiz ki 1400 yıl önce yaşayan insanlar, bu derece yüksek binaların inşa edilmesine olanak tanıyan teknolojik imkanlardan habersizlerdi. Dahası, ileride 100-150 katlı binalar yapılacağını tahmin bile edemezlerdi. Evlerin en fazla 1-2 katlı olduğu, çimento ve çelik gibi temel inşaat malzemelerinin henüz üretilmediği, kamyon, vinç gibi binaların yapımını kolaylaştıran hiçbir aracın olmadığı bir zamanda Peygamber Efendimiz (sav) tarafından söylenmiş olan şu sözler ahir zamanın büyük delillerinden sadece bir tanesidir:

    Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır… Yüksek binalar yapmada insanlar birbirleriyle yarışacak. (Buhari, Fiten: 25; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 2/313)

    Binaların yükselmesi... (Kıyamet Alametleri, s. 146)

    Açıkça görüldüğü gibi hadisler, içinde yaşadığımız dönem olan ahir zamana oldukça belirgin şekilde işaret etmektedir. (En doğrusunu Allah bilir.) Hadislerde 1400 sene öncesinden belirtilen bu alametin, daha önce oluşma ihtimali her zaman varken diğer alametlerle birlikte günümüzde, yani aynı dönemde gerçekleşmesi de büyük bir mucizedir. Bu alametler aynı zamanda, Peygamberimiz (sav)’in haber verdiği gibi ahir zamanın yaşanmaya başlandığının delillerinden sadece biridir.

    Zamanın Kısalması

    Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır… Zaman kısalacak ve vasıtalarla mesafeler kısalacak. (Buhari, Fiten: 25; Ahmed bin Hanbel, Müsned, 2/313)

    Bineğine binmiş olan kimse, Irak ile Mekke arasında yolu şaşırma kaygısından başka hiçbir korku taşımadan seyahat etmedikçe kıyamet kopmaz. (Müntehab-ı Kenzu’l-Ummal, 2/370-371)

    Yaşadığımız yüzyılın sesten hızlı uçakları, trenleri ve diğer gelişmiş ulaşım araçlarıyla, eski dönemlerde aylar süren yolculuklar günümüzde birkaç saat içinde, üstelik çok daha güvenli, rahat ve konforlu bir biçimde yapılabilmektedir. Hadisin işareti de bu şekilde gerçekleşmektedir.

    Peygamberimiz (sav) başka bir hadisinde ise zamanın kısalması konusunda şu bilgileri vermiştir:

    Hz. Enes (ra) anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: Zaman yakınlaşmadıkça kıyamet kopmaz. Bu yakınlaşma öyle olur ki, bir yıl bir ay gibi, ay bir hafta gibi, hafta da bir gün gibi, gün saat gibi, saat de bir çıra tutuşması gibi (kısa) olur. (Tirmizi, Zühd: 24, 2333)

    Bu hadislerde de görüldüğü gibi ahir zamanda geçmişe göre büyük bir zaman kazancı olacaktır. Nitekim asırlar önce kıtalar arasında haftalar alan haberleşme, günümüzde internet ve iletişim teknolojileriyle saniyeler içerisinde tamamlanmaktadır. Geçmişin kervanları ile aylar süren seyahatler sonucu ulaşılabilen eşyaları, günümüzde kısa sürede temin etmek mümkündür. Çok değil, daha birkaç yüzyıl önce tek bir kitabın yazılması için geçen sürede bugün milyonlarca kitap basılabilmektedir. Bütün bunların yanı sıra temizlik, yemek yapma, çocuk bakımı gibi gündelik işler, gelişmiş teknolojinin ürünlerinin yardımıyla vakit almaktan çıkmıştır.

    Şehirleşmede Artış

    “Ey Enes! İnsanlar şehirleşecekler, o şehirlerden bazılarına: “Basra ve Kusayre” denilecek.” (Ölüm, Kıyamet ve Diriliş, İmam Şarani, s.490)

    Özellikle 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren etkilerini gösteren Sanayi Devrimi ile birlikte, insanlar kırsal bölgeleri terk edip şehirlere yerleşmeye başlamışlardır. O dönemden beri de şehirlerdeki nüfus her geçen yıl giderek artmaktadır. Yapılan araştırmalar yalnızca ülkemizde 2020 yılında şehirlerde yaşayacak olan nüfusun, ülke nüfusunun yüzde 80’ini oluşturacağını göstermektedir. (21. Yüzyıla Girerken Dünyaya Yeni Bir Bakış, Erol Yarar, Müsiad Yayınları, İstanbul 1996, s. 24;) Önceki yüzyıllarda rastlanmayan bu durumun, hadisler incelendiğinde ahir zaman alameti olduğu görülmektedir. (En doğrusunu Allah bilir)

    Ömürlerin Uzaması

    Onun zamanında… ömürler uzayacaktır. (El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyyil Muntazar s. 43)

    Peygamberimiz (sav)’in verdiği bu haberin üzerinden on dört asır geçmiştir. Kayıtlar, ortalama yaşam süresinin içinde bulunduğumuz çağda diğer tüm dönemlerden daha fazla olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Hatta 20. yüzyılın başları ile sonları arasında dahi büyük bir fark vardır. Örneğin 1995 yılında doğmuş olan bir çocuğun 1900’lerde doğmuş birisine göre ortalama 35 yıl daha uzun yaşayacağı tahmin edilmektedir. (M. Encarta Encyclopedia 2000, “Aging”) Bu konudaki çarpıcı bir başka örnek de, geçmişte 100 seneden fazla yaşayan insanların oldukça nadir, günümüzde ise çok sayıda olmasıdır.

    Şüphesiz yaşam süresindeki bu artış sebepsiz değildir. Tıp teknolojisinin ilerlemesine bağlı olarak sağlık hizmetlerindeki gelişmeler, insanların böyle bir nimete kavuşmasına olanak sağlamıştır. Bunlara ek olarak, genetik bilimindeki gelişmeler ve halen büyük bir hızla ilerlemekte olan İnsan Genomu Projesi, sağlık alanında yepyeni bir dönem başlatmak üzeredir. Tüm bu gelişmelere dayanarak şunu söylemek mümkündür: Yaşadığımız çağın insanları yukarıdaki hadisin haber verdiği uzun ve sağlıklı hayat standartına erişmişledir.

    Çöllerin Yeşertilmesi

    Arabistan’da da nehirler ve bahçeler oluşmadıkça kıyamet kopmaz. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 17/22, hadis no: 8819)

    Ahir zamanda ürünlerde yaşanacak olan bolluğa işaret eden teknolojik gelişmelerden biri çöllerin yeşertilmesidir. Dünyada kara parçalarının yüzde kırk üçünü çöllerin oluşturduğu düşünülürse, bu konunun tarım teknolojisi için ne kadar büyük bir önem taşıdığı daha kolay anlaşılır. Günümüzde suyun verimsiz çöl topraklarına kadar ulaştırılmasıyla, en kurak topraklarda bile üretim yapılabilmektedir. Eğer bu yüksek teknoloji tüm çöllere uygulanırsa, kıtlığın eşiğinde olan pek çok ülke çok verimli ekim alanlarına kavuşacaktır. Elbette bunun için çok büyük bir teknoloji gerekmektedir.

    Çöl bölgelerinde tarım yapılabilmesi için sulama konusunun çözülmesi ve ekim yapılabilir toprakların sağlanması gerekir. Bunun için üzerinde çalışılan teknolojilerden biri bilgisayar kontrolünde yapılan sulamadır. Bu teknolojiyle su akışı doğrudan bitkilerin kök bölgelerine yönlendirilmekte, tek bir damla suyun bile israf edilmesi engellenmektedir. Her türlü suyun arıtılarak kullanıma geçirilmesi de çöl tarımında çok önemli bir yer tutar. Bunun için sel ve deniz sularının çok hızlı bir şekilde kullanıma geçirilmesi de tarım teknolojisinin temelini oluşturmaktadır. Bu şekilde çok geniş bir su kaynağı sağlanmış olacak ve ülke ekonomilerine büyük bir destek sağlanacaktır. Peygamber Efendimiz (sav) hadislerinde suyun verimli şekilde kullanılmasına da işaret etmiştir:

    …ümmetin gerek iyileri ve gerekse de kötüleri, misli asla görülmemiş şekilde, pek çok nimetlere sahip olacaktır. Çok yağmur yağmasına rağmen bir damlası bile boşa gitmeyecek, toprak bir tek tohum istemeden verimli ve bereketli olacaktır. (El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, s. 23)

    Çarşıların Yakınlaşması

    ...Çarşılar yakınlaşmadıkça kıyamet kopmaz. (Mecmeu’z-Zevaid, 7/327)

    Günümüzde alışveriş imkanları geçmiştekiyle kıyas olmayacak kadar gelişmiştir. Hem köy ve kasabalara kadar her yerde insanların istedikleri gibi alışveriş yapabilecekleri marketler, alışveriş merkezleri vardır, hem de ulaşımdaki hız sayesinde insanlar geçmişte ulaşma imkanı bulamadıkları yerlere ulaşıp alışveriş yapma imkanına sahiptir.

    Ayrıca günümüzde internet aracılığıyla alışveriş imkanları da çok gelişmiştir. Bir kişi evinde otururken alışveriş yapabilmekte ve dünyanın istediği bölgesindeki istediği ürünü satın alabilmektedir. Bu yönüyle düşünüldüğünde çarşılar insanların evlerinin içinde gibidir. (En doğrusunu Allah bilir)

    Din Ahlakının Özünden Uzaklaşması

    Peygamberimiz (sav), insanlara hak din olan İslam ahlakını tebliğ etmiş ve Yüce Allah’ın insanlara bir hidayet rehberi olarak indirdiği Kuran-ı Kerim’in gösterdiği dosdoğru yoldan ayrılmamalarını öğütlemiştir. Hayatı boyunca tebliğ görevini eksiksiz olarak yerine getirmek için mücadele eden Peygamber Efendimiz (sav)’i Allah yardımı ile desteklemiş ve onu bu görevinde başarılı kılmıştır. İslamiyet, din ahlakının özünde bulunan samimiyet duygusunun, Allah’ın elçisi ve çevresindeki mümin topluluğundaki yoğun tecellisi vesilesiyle çok kısa sürede çok uzaktaki ülkelere kadar yayılmıştır. Kuran ahlakının gereği gibi yaşandığı ve neticesinde barış, adalet, kardeşlik, dayanışma, fedakarlık, sevgi, saygı gibi ulvi değerlerin üstün tutulduğu böyle bir zamanda Peygamberimiz (sav)’in geleceğe yönelik ayrıntılı bir tasvir yaptığı şu sözleri oldukça düşündürücüdür:

    İnsanlara bir zaman gelecektir ki Kuran-ı Kerim’in yalnız resmi, İslam’ın yalnız ismi kalacaktır. Onlar İslam’dan en uzak insanlar oldukları halde İslami isimlerle isimlenecekler, mescitleri görünüşte mamur olduğu halde hidayet yönünden harap olacaktır. (Hakim, Deylemi; Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s.27)

    “İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelir ki, onların yüzleri insan yüzü, kalpleri şeytan kalbidir. Kan dökücüdürler, çirkin hareketlerden kaçmazlar. Eğer sen onlara tabi olursan seni gözetirler. Eğer onlara güvenirsen, sana ihanet ederler. Onların çocukları ahlaksız, gençleri arsız olur. Yaşlıları ise marufu emretmez, münkeri nehyetmez olur. Sünnet aralarında bid’at, bid’at ise aralarında sünnet gibidir. (Hatib)

    Yukarıda tarif edilen ortamın bir benzeri Peygamberimiz (sav)’den bu yana geçen 1400 sene içerisinde kısmi biçimde çeşitli zaman dilimlerinde de yaşanmış olabilir. Ancak burada önemli olan, hadislerde bildirilen tüm ahir zaman alametlerinin aynı dönemde birbiri ardınca, eksiksiz ve birbirini tamamlayacak şekilde gerçekleşiyor olmasıdır. Dolayısıyla günümüzde yaşanan olayların doğru bir analizini yapmak, bu dönemin 14 asırlık süre içerisinde nasıl farklı bir yere ve öneme sahip olduğunu anlamamıza da yardımcı olacaktır.

    Öte yandan hadislerde bu kadar detaylı bir tarif yapılıyor olması ve bu tariflerin günümüzde çok belirgin bir biçimde karşılıklarının bulunması bize şu gerçeği bir kere daha hatırlatmaktadır; Peygamberimiz (sav)’in hadislerindeki ahir zamanla ilgili her sözü büyük birer alamet ve üzerinde dikkatlice düşünülmesi gereken birer işarettir.

    Sosyal Bozulma

    “… İnsanların ihtilaf (ayrılık) ve içtimai (sosyal) sarsıntılar içinde bulundukları zaman…” (Ramuz-El Ehadis, 7/7)

    Akraba ile bağları kesmek ve kötü komşuluk kıyamet alametlerindendir. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 11/90, Hadis no: 6872)

    Boşanmaların çoğalması… kıyamet alametlerindendir. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 455)

    Son zamanlarda türeyen, birbirleriyle karşılaştıkları zaman selamları lanetleşmeden ibaret olan… (Ahmed bin Hanbel, Hakim; Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s. 54)

    Günümüz insanlarının karşı karşıya oldukları önemli bir sorun, sosyal yapılardaki bozulmalardır. Toplumsal çöküş değişik şekillerde kendini göstermektedir. Dağılmış aileler, boşanmalardaki artış ve gayrimeşru ilişkiler aile kurumundaki tahribatın doğal sonuçlarındandır. Stres, huzursuzluk, mutsuzluk, endişe ve kaos pek çok insanın sık sık içine düştüğü durumlardır. Manevi boşluk içindeki pekçok insan sorunlarına çare ararken alkol ve uyuşturucu bataklığına düşmekte veya karanlık yollara girmektedir. Toplumsal yozlaşmanın en çarpıcı göstergelerinden biri de yasalara aykırı davranışlardaki büyük artıştır. Suç oranlarındaki artış son derece büyük boyutlara ulaşmıştır.

    Birleşmiş Milletler Uluslararası Suç Önleme Merkezi’nin hazırladığı “Evrensel Suç ve Adalet Raporu” tüm dünya ülkelerini kapsayan şu genellemeleri içermektedir:


    Ortalama olarak, suç oranları 1980’lerde olduğu gibi, 1990’larda da yükselmeye devam etmektedir.


    Dünyanın neresi olursa olsun, beş yıllık bir periyotta, büyük şehirlerin sakinlerinin üçte ikisi en az bir kere suç sayılan fiillerin hedefi olmaktadır.


    Dünya genelinde, ciddi suçlara hedef olma olasılığı (soygun, cinsel suçlar, saldırı) beşte birdir.


    Bölge ayrımı olmaksızın, gençler kategorisindeki mülkiyete yönelik suçlar ve şiddet suçlarının her ikisi de ekonomik problemler ile ilgilidir.


    Son yıllarda yasa dışı uyuşturucu madde türleri sayıca artmış ve nitelik olarak da çeşitlenmiştir. (United Nations Office for Drug Control and Crime Prevention, Global Report on Crime and Justice, 1999)


    Böyle bir sosyolojik gelişmenin nedenleri Kuran’daki geçmiş toplumların kıssalarında açıkça anlatılmaktadır. Sosyal dejenerasyon ve buna bağlı olarak ortaya çıkan her türlü sorun, insanların Allah’ı ve yaratılış amaçlarını unutmalarının, hak dinden ve manevi değerlerden uzaklaşmalarının kaçınılmaz bir sonucudur. Kuşkusuz ki, 19. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan Darwinizm, materyalizm, komünizm gibi din dışı ideolojilerin, satanizm, new age ve benzeri sapkın felsefe ve öğretilerin bu dejenerasyondaki payı çok büyük olmuştur.

    Toplumsal bozulmanın unsurları aynı zamanda Peygamberimiz (sav)’in on dört yüzyıl önce haber verdiği, günümüzde de bir bir ortaya çıkan gelişmelerdir.
    (makale harun yahya)
  9. djemres
    Offline

    djemres New Member

    Mesajlar:
    1
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    Cevap: Kıyamet ve alametleri (öcüüüü)

    öncellikle okuyan herkese selamlar

    Her güzel şeyin olduğu gibi dünyanın da bir sonu olucak.ama bu son behselidği gibi bir son değil.Misal;Kıyamettin kopması 1 2 saniye bir şey sürecek.Tabir olarak burdan bir yumurtayı koyacaksınız bağdattan gözücek.kıyamtte sadece dünya deil yaratılmış bütün evren yok olucak.burada bahsedilen konu kıyamet alametleri.alametlerin hiçbirinin ne zaman geleceğiyle ilgili bir bilgi yok.ancak geçen tek bilgi deccal ile mesihin aynı zmn diliminde gelecektir.kıyamet alamaetleri sayısızdır.şu an bu yazıyı okumaznız bile bir kıyamet alametidr.Allah-ü tella şeytanı huzurundan kovduğu anda günah ve sevap başlamış ve halen hzırda devam etemktedir.1400 yıl önce gelen Kuran-ı kerimde ne buyruluyorsa halen geçerlidr.ehl-i dünyanın namaz kılmak eskidendi şimdi vakit yok gibi sözleri kıyamettn habercisidr.dünya ile insan birbirne çok yakındır.insan da 4/3 sudur dünyada.bir insan boynu ağrdığında kütürdetr ve o acıdan kurtulur.dünyada üstnde işlenen günahın ağırlığından kurtulmak için sallanır ve ve zelzeleler oluşur.fay hatlarının tabii etkisi vardır ama onlar araçtr amaç başkadır.alametlerle ilgili bir çok yorum var misal dabbe ksnlikle bir yaratık bir insan veya bişiy olduğu hakında bilgi yoktur
    dabbe bir hastalıkta olabilir bir tufanda kesinlikle bir bilgi yoktur.yecüc mecüc bunlar hakında bir çok teori vardır.ancak yecüc mecücü şöyle geçer bir dağın arkasında saklanırlar o dağın arkasında çıkarlar ve yerle bir ederler.bu bana her zmn moğolları hatrlatmıştr.bknz tarihte grdiktikleri her yeri yakıp yıkmışlardır sonrada bir dağın arkasına geçip saklanmışlardır moğolistana haritadan baknz yeri nersii.harun yahyanın resmi sayfasına girin orda herşey sizi açıklığa kavuşturacaktr
  10. niko06
    Offline

    niko06 Member

    Mesajlar:
    97
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    16
    Cevap: Kıyamet ve alametleri (öcüüüü)

    saol paylasım...
  11. Misafir
    Online

    Misafir Misafir

    Cevap: Kıyamet ve alametleri (öcüüüü)

    şeytanın 1 gözü kör bu arda o dediğin yaratık kapımıza gelicek diye biliyorum ben.

Sayfayı Paylaş