Kral Çarsi ...

Konusu 'Beşiktaşımıza Yazılmış YazıLar ve Şiirler' forumundadır ve ChUcKy's LoVe tarafından 9 Şubat 2007 başlatılmıştır.

  1. ChUcKy's LoVe
    Online

    ChUcKy's LoVe Misafir

    Bu Alemde Çarsı

    - Ayhan Güner: Beşiktaş ya ruhumuzdadır, ya da hiçbir yerde...

    Dedikya bir kere, "Beşiktaş ya ruhumuzdadır, ya da hiçbir yerde..."

    Bizki en sağır kulaklara fısıldardık: "Burası İnönü burdan çıkış yok oğlum, yok kızım " diye... Burası İnönü; golden sonraki sevinçle başlar ölüm-kalım savaşı; Beşiktaşımızın üstünde siyah-beyaz çubuklu forma, bizim dilimizde "Beşiktaşım sen çok yaşa, canım feda olsun sana"

    ... Gökyüzü simsiyah, ruhlar bembeyazdır artık. Ve, bir Kartal seyretmektedir bunları gökyüzünün en yüksek noktasından süzülürcesine... Beşiktaşlı olmak sadece "taraftar" olmak anlamına gelmez. Taraftarlığı da bir kutsal forma içerisinde kutsamaktır... İşte o zaman ruhlar ve bedenler tek bir varlık gibi dans ederler tribünlerde...

    Dedikya; burası İnönü! Burada yaşanılanlar, anlamayanların akıl sağlığını bozar. Mabedimiz İnönü kutsaldır bizim için. Kucaklaşmanın olduğu güne siyah-beyaz peynir zeytinle başlarsın; sonra Kartal olur 40 bin kişi konarsın tribünlere, topla birlikte sen de tribünde atağa geçersin; orta yaparsın; kafa topuna çıkarsın; gol atar gol kaçırırsın; rakibin atağını kesmek için tribünde kendi kalene koşarsın; arasıra sen de tribünde sakatlanırsın ama kimseye çaktırmazsın; totem yaparsın; maçı bırakıp, koridora çıkıp dua edersin; kulaklarına gelen sesin tansiyonuna dayanamaz, tekrar tribüne koşarsın; inanmışlığın verdiği haykırmayla tekrar tribünde atak üstüne atağa geçersin... "Haydi Kartalım... Haydi Beşiktaşım..." diye yalvarırcasına bağırırsın...

    Çünkü sen 12. Adamsın!

    12. Adam asla yorulmaz, inancını yitirmez, hep pozitif olmak zorundadır, bu enerjiyi sahaya yansıtmalıdır. Giydiği 12 numaralı formanın hakkını verir. Akıttığı terden güneşte çay demler. Maçı Kartallar edasında koparır, kazandırır. İnönü'de maç oynanırken orada olamayan 12. Adamların gözleri açık gider ölüme.

    12. Adamlar zor bulunurlar... Öldüklerinde İnönü'nün Beleştepe'sinde gömülmek için oranın kendilerine mezarlık yeri olarak ayrılmasını isterler ya da küllerini İnönü'nün çimlerine savrulmasını vasiyet ederler. Ama, ruhları asla ve asla ölmez! 12. Adam giydiği Kartal Baskılı ÇARŞI Formasını stad yapılırken İnönü'nün çimlerine çoktan ruhuyla birlikte gömmüştür. Şimdi o formanın üstünde gelecekteki başarılar ve zaferler özgürce yeşermektedir... Ve, artık sahada 12'ler savaşmaktadır.

    Forma nerede mi gömülü? Eski açık tarafı ceza alanı dışındaki sağ iç köşede... '12.Adam Çarşı Forması'nı yaptığımız ayinle mabedimize gömdük ve üzerine de şu dörlüğü yazdık:

    İnönü'ye karanlık çöktüğü zaman
    Dışarıda yağmurlar yağdığı zaman
    Tibünlerde ÇARŞI coştuğu zaman
    Haydi bastır Şanlı Karakartalım...

    O forma Beşiktaşımıza ömür vermiş ve vermekte olan tüm Kartallara hitaben oraya gömülmüştür. Dünyada başka örneği varsa buyursunlar çıkarsınlar.

    Bir ömür de bizden Kartalım... Bir ömür de bizden Beşiktaşım...

    Tüm Kartallara selam olsun


    Ayhan Güner- ÇaRSI Grubu




    cArsi gecmisten bugün'e...

    Liderleri alen markaryan, sevimli bir adamdır. Söyle bir baktığında tribün amigosu demezsiniz,en fazla 'naaber baba ya' demek gelir içinizden,ama seyircinin önünde dikildi mi,eliyle bir 'şşşşt' yaptı mı;akıllara zarar şekilde 1.500 kişi aynı anda susar.'ama nasıl olur' der ilk kez görenler.

    grubun ağır topları genel olarak solcudur fakat grubun belli bir siyasi görüşü olması gerektiğini savunmazlar.Hatta solcu ile milliyetçinin beşiktaş golünden sonra birbirlerine sarılmasını övünerek anlatırlar.Veya bir hizmet sektöründe çalışanla doçentin..tribünde de birleşemeyecekse bu insanlar,tribünde dahi 'burdaki herkes solcu olmalı' denecekse zaten yanmışız demektir.Yine bu grup nazım hikmet'in şiirlerini pankart,grup yorum'un şarkılarını tezahürat,sosyalist marşlarını tribün marşı yaparlar.Savaş dönemlerinde meydana dökülür,orak çekiç veya anarşi pankartları indirildi diye,tüm pankartları ters asarlar.

    Lakin anarşistliklerinin genel olarak sanıldığı gibi derin boyutları yoktur,karşıdırlar. Bu yüzden anarşinin isyankarlığını sevdiklerini söylerler.Herkese,kendimize bile karşıyız derken alabildiğine anarşist ruhlu,sadece mustafa kemal'e karşı değiliz derken de anarşizmden o kadar uzaktırlar.

    En çok da aşırı popülerleşmelerinden çekmişlerdir.Aslında memnundurlar bir yandan fakat çok da çekerler.Maça dahi gitmeye niyeti olmayan adam dalar kadıköy meydanına,içindeki pisliği boşaltır,sonra gururla bağırır:'çarşııı!!'.tribünde bir genç öldürülür;katili bellidir:'çarşı!'.
    elbette ki tamamen masum bir grup değildir. Bir kere şahısa küfür etmeleri en büyük yanlışlarıdır.ayrıca 10-15 sene önceki tüm taraftarların dahil olduğu sopalı kavgalarda da nam salmıştır.

    Tezahürat konusundaki yaratıcılıkları zaten efsanedir.Sloganları,pankartları yabancı basına konu olur. Bir avrupa kupası maçından sonra yabancı gazetelere maçın önüne geçerek manşet olabilen tahminimce tek taraftar grubudur.Gözlerimin önünde birçok yabancı takım taraftarının maçı bırakıp bu adamları izlediği,hatta kimilerinin ileri gidip alkışladığı bakidir.

    Türkiye'deki etkisi ise barizdir.Nefret edeni çoktur,tanımadan seveni çoktur,tanıyıp seveni çoktur ama futbolla ilgilenen herhangi bir adama çarşı dersen;şöyle bir durur.

    En önemli özellikleriyse takımı yuhalamazlar. Çok istisnai bir durum olmadıkça bırakın oyun sırasında ıslıklamayı;futbolcu kötü bir oyundan sonra sahayı terkederken bile yuhlamazlar.Istisnai durumlar da erman gibi taraftara kafa atma cüretini gösteren ibişlere işler. Bir de seneler önce tüm takımı tribüne çağırıp ana-avrat saydırmaları vukuatı vardır ki;o bile nevi şahıslarına münhasırdır.Yine de hoş değildir, özür dilenmiştir.

    Hep destek tam destek lafına ihtiyaçları yoktur, çünkü öyledir yani.Ama küfür etme ettirme kampanyasına ihtiyaçları vardır,çünkü çok küfür ederler.Herkes payına düşeni alsın buradan. Ettiklerinde de küfürün de kralını ederler o ayrı.En şukela argo tezahüratlar buradan çıkar.



    Takımlarına sevgilerini başarıyla ölçmediklerini zaten her fırsatta söylerler.Biz seni sevinmek için sevmedik onların lafıdır.En büyük olduklarını iddia etmezler,ama en yürekten biz severiz takımımızı derler..Buna da eziklik denir kimi kişilerce,hatta asla büyük olamazsınız derler onlara.Küçüklerin büyük saydığı,büyüklerin küçük saydığı araf'ta kalmış bir takımın araf'ı seçmiş taraftarlarıdırlar.

    Türikye'de kapalı deyince akla gelen tek gruptur.Kimi taraftarların tribünlerini bırakıp başkanlarına boyun eğdiği dönemde,yılmamış tribünlerini geri almışlardır.Kızdırmayın giderem haa diyen başkanlarına biz çekeriz cefa,bizi bırakma değil;isteyen gider hiç farketmez demişlerdir..

    öyle ya da böyle, kimileri haklı olarak kızsa da,kimileri haklı olarak sevse de türkiye'de tribünlerin gerçek rengidir.Hem de renklerin arafta kalmışlarından, siyahla beyazdan müteşekkil,ölümle yaşamın arasında, zindanla-aydınlığın zıdlığında.


    - Besiktasın Çarsısı

    Futbol sahaları deyince akla hemen küfür, siddet, sike, tesvik ve ne kadar ıvır zıvır varsa gelir.
    Elbette macların pek coğunun asıl olarak futbol sahaları dısında oynandığı, her türlü pisliğin döndüğü herkesin malumudur.
    Bu pisliklerin sağır sultan tarafından bile duyulduğu bir ortamda baska türlüsünü beklemek de salaklık olur.
    Zaten isin cıvık ve yavsamıs tarafı da burasıdır.
    Futbol sahaları gırtlağına kadar pisliğe bulanmıs, her tasın altından kirli bir el cıkarken, efendilerin kör gözüne parmak misali seyircileri lütfen diyerek centilmenliğe davet etmeleri, isin en matrak tarafıdır!
    Bir kendileri kurnaz ya!
    Böylece her türlü pisliğin sebep ve sonuc iliskisi de seyirciye bağlanmaktadır!
    Öyleyse asıl madrabazlar rahat bir soluk alabilir.
    Vay namussuz seyirci!diyerek macları satın alabilir, hakem düdüklerine hükmedilebilir, sonuclar maclar oynanmadan belirlenebilir!
    Bu bakımdan futbol cancanlarının iki de bir söylemeyi pek sevdikleri Mac oynanmadan kazanılmazsözünün hicbir manası yoktur.
    Oysa sekilde görüldüğü gibi, pekâlâ kazanılmaktadır.
    Tamam, küfrü seyirci etmektedir.
    Kavgayı onlar yapmaktadır.
    Tası onlar atmakta, sahaya onlar atlamaktadır.
    Peki macları kim satın almaktadır?
    Soyunma odalarına paraları bavulla seyirci mi göndermektedir?
    Varsayalım seyirci küfrü kesmis, macları tiyatro seyreder gibi seyretmistir.
    Hicbir kavga olmamıs, en kücük bir hadise yasanmamıstır, futbol temiz bir oyun mu olacaktır?

    ***
    Ancak önceki gün oynanan Besiktas-Konyaspor macında tribünlerde baska bir hava esmis, futbol sahalarında pek alısık olunmayan bir olay yasanmıstır.
    Bir hafta önce üc bes kisi tarafından Besiktas Teknik Direktörü Rıza Calımbayı ve onun sahsında emeği asağılamaya yönelik asılan pankartın karsısına Besiktas taraftarları ve özelinde Carsı Grubu herkese ders veren pankartlarla cıkmıstır.
    Halkın Takımıyız. Hepimiz kapıcıyız.
    İnsanların efendisi topluma hizmet edendir.
    Hepimiz Emekciyiz. Halkız. Besiktaslıyız.
    Ortalığın elli altıya verildiği, dört bir taraftan kazanların altının yakıldığı bir dönemde Carsı Grubunun bu tavrına sapka cıkartılır.
    Yıllardır iscilere, emekcilere yönelik kücümsemenin, itilip kakılmanın sıradan bir sey haline getirilmeye, değerlerin ayaklar altına alınmaya calısıldığı bir sürecte halka, değerlere, emeğe, emekciye ve kavramlara sahip cıkmak, emekci pankartlarını gururla sallamak onlara yakısmıstır.
    Hic süphesiz Besiktasın gururu Carsı Grubunu tanıyanlar icin bu bir sürpriz değildir.
    Hatta onlardan beklenen bir seydir.
    Daha önce ABDnin Irak isgalinde Besiktaslıyız, savasa karsıyızpankartı ile Dolmabahcedeki mitinge katıldıkları bilinmektedir.
    Yine Metin Göktepenin Afyondaki durusmasına geldikleri de hafızalardan silinmemistir.
    Bu bakımdan Bu taraftar sizinle gurur duyuyorsloganını bir baska sekilde söylemenin yeridir. Helal olsun Carsıya.


    - ALEMDE ÇARŞI HERKESE KARŞI -

    Her zaman farklılar Güçlüler, kararlılar. Korkusuzlar...Doğru bildikleri tek şey Beşiktaş"ın çıkarları.Kara Kartalların tersine olan her durumda tavırlarını net bir şekilde ortaya koyuyorlar.Muhalefetse muhalefet, savaşsa savaş.Yeter ki Kartala ters bir bakış atılmasın, hareket yapılmasın.Çünkü Çarşı her zaman orada
    Alen sahaya, üçlü çektir stada" temposu kapalı tribünün ortasından bütün İnönü"ye yayılıyor.Eller havada, coşku had safhada.Her zaman Beşiktaş"ına tezahürat yapan kapalının ortasını mesken tutan Çarşı, bu kez amigo Alen"e yöneltiyor bağırışlarını.Onun sahaya inmesini, 35 bin taraftarın doldurduğu İnönü tribünlerini komuta etmesini ve İstanbul"un Beşiktaş çığlıklarıyla yıkılmasını istiyorlar. Kutsanmalı Beşiktaş.Ve Alen sahaya iniyor.Kutsuyor.Yeri ve göğü Beşiktaş diye inletiyor.
    Çarşı grubu kişilere ait değildir.Bir ruhtur.Çarşı, her Beşiktaşlının ıslanmamayı düşündüğü anda altına girebileceği bir şemsiyedir” sözleri Alen Markaryan"ın Çarşı tarifi.Kapalının ortası bütün Beşiktaşlılara açık.Orada maç seyretmenin ve Çarşı"ya dahil olmanın tek şartı grupla ortak hareket edip, durmaksızın tezahürat yapmak. Dolmabahçe"de tezahürat kapalıda başlar, ardından diğer taraflara yayılır.Alen, Optik, Selim, Ayhan, Yılmaz, Ali gibi grubun önde gelenlerinin yönlendirmesiyle Çarşı her zaman Beşiktaş;ın ardındaki en büyük itici güç.Takımlarıyla öylesine bütünleşiyorlar ki Beşiktaş;ın seyircisiz oynamak zorunda kaldığı bir Bursa maçında her zaman bulundukları yere bir pankart koyup yokluklarını hissettirmiyorlar: ;Ruhumuz yeter!
    Çarşı grubunun beyin takımının yaş ortalaması 30 dolaylarında. Hemen hepsi doğma büyüme Beşiktaşlı.Çocukluk arkadaşlıklarına tribün kardeşliğini de eklemişler. Hayata kaşı muhalif duruyorlar.Her konuda fikirleri, kendi bakış açıları var.Kurallar, kısıtlamalar, zorunluluklar onlara göre değil.Reddediyorlar.Ayhan insanın çalışmasını, yaşamak için para kazanmak zorunda olduğunu düşünmesini bir zayıflık olarak görüyor.Geleceği düşünmek çok saçma. İnsanın doğasına aykırı. 31 yaşındayım; bugüne kadar toplam 10 ay maaş aldım.Ne zaman ne yapacağımız belli değil.Hiçbir zaman plan yapmıyoruz.Kafamıza göre takılıyoruz.Parasız kalınca yapacak bir şeyler bulup günü kurtarıyoruz.Bize biçilen yaşama kılıfına uymuyoruz.Bu yüzden de her zaman, her şeye karşı durabiliyoruz.Hiçbir dayatmayı kabul etmiyoruz.Anarşizm bizim yaşam tarzımız; diyen Ayhan;ı bütün arkadaşları gayet keyifli bir şekilde onaylıyor.

    "Anarşizm yaşam felsefemiz"
    Böyle bir taraftar grubunun kurulmasının altında 1980 ile tribünlerde barışın yapıldığı 1993 yılları arasında yaşanan kapalı tribün kavgalarında ortak hareket edilmesi yatıyor.O yıllarda maçlar İnönü Stadında oynanıyordu ve hem maça hem de kavgaya Beşiktaş;ın Köyiçi;ndeki çarşısındaki taraftarlar birlikte gidiyordu.Amaç kapalıyı rakiplere kaptırmamaktı.Bu amaç uğruna büyük kavgalar, planlı saldırılar, tabir yerindeyse baskınlar bile yapılıyordu.



    Tribun hayatina, Gazhane tarafindaki kale arkasi yeni acigin kapi onlerinde, Abi beni de iceri alsanayla baslamis cogu. ;Taraftar ciraklik egitimi;ni acigin muhtelif bolumlerinde, stajlarini da sag taraftaki genis grup icinde tamamladiktan sonra, eski zaman derbilerinin zorunlu hareketi ;sabahlamalarla;, kapalinin adami olmuslar. Ardindan, semtin abilerinin onderliginde CARSI grubunu kurmuslar. Simdilerde kapali onlardan soruluyor. Gerci sonunda hepsinin gidecegi yer,;Eski Acik; ama simdilik hepsinin yasi kapaliya yetiyor.
    Cem Dizdar

    Ben onlari universite icin Istanbula geldigimde Tarih Bolumu ogrencisi Optik Memet ve Felsefeden Hayati sayesinde tanidim. Sonra Türkiye;deki ilk taraftar dergisi FORZA BESIKTASin cikarilmasi asamasinda iyiden iyi kaynastik.

    Adlari verilmeden haklarinda cok sey yazildi çizildi; takimin ve yonetimin iyi zamanlarinda Besiktasin 12. adami, muhtesem taraftari; oldular, isler iyi gitmezken de tribun cetesi...
    Ama ben, kapali onlerinde ve tribunde onlari tanima firsati buldugum icin haklarinda yazilanlardan ve soylenenlerden daha farkli seyler dusunuyorum.

    Bir kere, tanidigim en SIKI COCUKLAR olmasa da SIKI COCUKLAR. Gordugum en kollektif guruplardan biri CARSI. Iyi organize olmuslar. Kim, ne yapacagini biliyor ve bir is daha dusunulurken birileri tarafindan yapiliyor. CARSI;da bir ;amigo diktatorlugu;nden soz etmek haksizlik olur. Tribunde dinledigim bir ornekle aciklayayim... Abi mac kafa kafaya gidiyor. Baktik bizim amigo da donmus maci seyrediyor. Bastik tekmeyi attik asagi. Tuhaf degil mi? Amigoluk icin tribune cikanlarla cikmayanlar arasindaki fark, olsa olsa KIDEMle ilgili olabilir.

    Mac oncesi Kazanda, Hasbide ya da sahilde toplanip tribunlerin en neseli erotik sarkilarini besteleyen bu cocuklar, birbirleriyle iyi bir dayanisma icindeler de. Futbol uzerine enine boyuna dusunup tartisiyor, oradan kendi hayatlari ve memleket meseleleri uzerine sonuclar bile cikariyorlar.

    Anlayacaginiz, isler disaridan gorundugu gibi degil. Inonunun kapalisinda bir cete yok, iyi organize olmus ve kararli bir taraftar toplulugu var. Her soylediklerine katilmak, her yaptiklarini onaylamak elbette mumkun degil ama CARSI’nin hareket etme kabiliyetinden ve organizasyonundan herkesin ogrenecegi cok sey var.


    ALINTIDIR...
    asikartallar

Sayfayı Paylaş