Kuran'dan Kıssalar: "Hz. Musa ve Firavun"

Konusu 'Dini sohbetler' forumundadır ve ebuzer77 tarafından 28 Temmuz 2012 başlatılmıştır.

  1. ebuzer77

    ebuzer77 Member

    Mesajlar:
    38
    Aldığı Beğeni:
    4
    Ödül Puanları:
    8
    KURAN'DAN KISSALAR: "HZ. MUSA VE FİRAVUN"


    İslamı anlamak ve hakkıyla yaşamak ancak islam’ın temel kaynağı olano Kuran-ı Kerim’i anlamakla mümkün olabilir. Kuran’ı anlamanın tek yolu ise, Kuran’ın ilk inen ayeti olan “oku” fiilinin ve emrinin yerine getirilmesiyle mümkün olabilecektir.
    oMüslümanlar, İslam dini gönderildiğinden günümüze kadar olan dönemde, asıl kaynağı olan Kuran’dan uzaklaştırılmaya çalışılmıştır. Bunu Kuran’da ALLAH(cc) şöyle bildirmiştir:
    “Peygamber de dedi ki: "Ey Rabbim, kavmim bu Kur'an'ı bir kenara itip bıraktılar"o Furkan Suresi 30o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o
    oALLAH (cc) Kuran’da bir ayette şöyle buyuruyor:
    “Sakın okumazlık etme! Çünkü insan, muhakkak azıtır!” Alak suresi 6
    oPeygamberimiz (sav) de bir hadis’i şeriflerinde; “Benden sonra siz ümmetime iki tane emanet bırakıyorum ki, onlara sımsıkı sarılırsanızo yolunuzu asla şaşırmazsınız.Bu ikio emanet; ALLAH kelamı Kuran ve benim sünnetlerimdir.”buyuruyor.

    Günümüzde şeytan bizleri o kadar kolay kandırıyorki, en büyük nimetlerden biri olan zamanımızıo boşa geçiriyoruz. Geçen bir saniyeyi bile geri döndürme gücüne sahip değiliz. Günde dört saat televizyon izleriz, maç seyrederiz, birbirimiz hakkında gıybet dedikodu yaparız ama bizi yaratan bize ne diyor diye 15 dakika Kuran'ı açıp mealini okumayız. Niçin? Şeytan ve Nefsimiz öyle istediği için. Şeytan ve nefsimizi dinlersek bizi doğruca cehenneme götürür. Çünkü şeytan ve nefis kötülük emreder. Biz aksine şeytan ve nefsimizin istediğini değil, şeytan ve nefsimizin istemediği şeyleri yapacağızki kurtuluşa erelim.




    o oKURANDAN KISSALAR:eek: o oHZ. MUSA, HZ. HARUN VE FİRAVUN

    “Gerçekten onların (peygamberlerin) kıssalarında akıllılar için bir ibret vardır!...”o o o oYusuf Suresi 111
    o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o o

    o o o o o o o o o o o o o o o KASAS SURESİ

    3-Sana Musa ile Firavun kıssasından bir kısmını iman edecek bir topluluğa ibret olsun diye, bütün gerçeği ile okuyacağız.

    4-Çünkü Firavun, o yerde baş kaldırmış ve halkını fırka fırka edip arkasına takmıştı; onlardan bir grubu (israiloğullarını) ezmek istiyor; oğullarını boğazlatıyor, kadınlarını hayata atıyordu. O kesinlikle bozgunculardandı.

    5-Biz de o yerde ezilmekte olanlara lütufta bulunmak, onları öncül rehberler yapmak ve onları varisler kılmak istiyorduk.

    6-Ve onlara arzda (yeryüzünde) hakimiyet verip Firavun, Haman ve ordularına korktukları şeyi, onların vasıtasıyla gösterelim.

    7-0 sırada Musa'nın annesine: "Onu emzir; ona zarar gelmesinden bir korku hissettiğinde, kendisini denize bırakıver ve artık korkup üzülme! Biz, muhakkak onu sana iade edeceğiz ve kendisini peygamberlerden biri yapacağız." diye vahyettik.

    8-Bunun üzerine Firavun hanedanı onu yitik olarak aldılar, çünkü o, ileride kendilerine bir düşman, bir tasa olacaktı. Doğrusu Firavun da Haman da askerleri de hep canilerdi.

    9-Firavun'un karısı: "Bana da sana da bir göz bebeği, bunu öldürmeyin, belki bize yarar, ya da evlat ediniriz." dedi ve onlar farkında değillerdi.

    10-Musa'nın annesinin yüreği ise bomboş sabah etti. Şayet inananlardan olması için kalbine kuvvet vermeseydik, az daha onu açığa vuracaktı.

    11-Musa'nın ablasına "Onun izini takip et." demişti annesi. 0 da onlar farkına varmadan uzaktan gözetledi.

    12-önceden ona emzikçileri (süt anneleri) yasaklamıştık. Ablası varıp: "Sizin hesabınıza bunun bakımını üstlenecek ve ona iyi davranacak bir aile buluvereyim mi?"dedi.

    13-Böylece Biz, Musa'yı annesine geri verdik ki, annesinin gözü aydın olsun, üzülmesin ve ALLAH'ın va'dinin kesinlikle gerçek olduğunu bilsin diye; fakat çoklan bilmezler.

    14-Musa kıvamına erip dengini bulduğunda ona bir hakimiyet ve bir ilim verdik. İşte Biz ile davrananları böyle mükafatlandırırız.

    15-Bir de, halkının habersiz bulunduğu bir sırada şehre girdi, orada dövüşmekte olan iki adam buldu. Biri kendi taraftarlarından. biri düşmanlarındandı. Kendi taraftarlarından olan düşmanlarından olana karşı kendisinden yardım istedi. Musa da ona bir yumruk indirdi ve işini bitiriverdi. Bunun üzerine: "Bu, şeytanın işindendir. O, gerçekten şaşırtıcı belli bir düşmandır." dedi.

    16-"Ey Rabbim, doğrusu ben kendime yazık ettim, artık bağışlamanla benim suçumu ört!" dedi. 0 da onu bağışladı. Gerçekten O, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.

    17-"Ey Rabbim, bana lütufta bulunduğun şeyler hakkı için, artık suçlulara asla destek vermeyeceğim dedi.

    18-Derken şehirde korku içinde çevreyi gözetleyerek sabahladı ve birden dün kendisinden yardım isleyenin yine feryad ettiğini gördü ve Musa ona: "Besbelli sen bir yaramazsın!" dedi.

    19-Her ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince o: "Ey Musa. dün bir adamı öldürdüğün gibi beni de öldürmek mi istiyorsun? Sen yalnızca yeryüzünde bir zorba mı olmak istiyorsun, ara buluculardan olmak istemiyor musun?" dedi.

    20-Şehrin öte başından bir adam koşarak geldi ve: "Ey Musa, haberin olsun, ileri gelenler seni öldürmek için hakkında görüşme yapıyorlar; hemen çık git, ben senin iyiliğini isteyenlerdenim." dedi.

    21-Hemen korku içinde çevreyi gözetleyerek şehirden çıktı ve: "Ey Rabbim, kurtar beni bu zalim kavimden!" dedi.

    22-Musa, Medyen tarafına yöneldiğinde: "Umarım Rabbim beni düz yola çıkarır." dedi.

    23-Medyen suyuna vardığında, suyun üstünde hayvanlarını sulayan bir küme insan buldu. Bunların ötesinde de hayvanlarını alıkoyan iki kadın gördü. Onlara: "Derdiniz nedir?" diye sordu. Onlar: "Biz, çobanlar çekip gitmedikçe sulamayız ve babamız da büyük bir pirdir." dediler.

    24-Bunun üzerine ikisine hayvanlarını suladı, sonra gölgeye çekildi ve: "Ey Rabbim, ben gerçekten bana indirdiğin hayırdan dolayı bir fakirim!" dedi.

    25-Derken o iki kadından biri utana utana yürüyerek ona gelip: "Babam, bize su çekivermenin ücretini ödemek için seni çağırıyor." dedi. Bunun üzerine varıp ona başından geçeni anlatınca o: "Korkma, kurtuldun o zalim topluluktan!" dedi.

    26-O iki kadından biri: "Babacığım, onu ücretle tut. Çünkü tuttuğun ücretlilerin en hayırlısı o, güçlü güvenilir adam!" dedi.

    27-O: "Haberin olsun ben, bana sekiz yıl çalışmana karşılık şu iki kızımdan birini sana nikahlamak istiyorum. On yıla tamamlarsan o da kendinden. Ben, sana zorluk göstermek istemiyorum; inşALLAH beni iyi kimselerden bulacaksın." dedi.

    28-Musa: "O, benimle senin arandadır. Bu iki süreden hangisini ödersem (doldurursam), bana karşı bir düşmanlık yok demektir ve sözleşmemize ALLAH kefildir!" dedi.

    29-Musa belirlenen süreyi doldurup ailesiyle yola çıktığı zaman, Tur tarafından bir ateş hissetti. Ailesine:"Durun, ben bir ateş hissettim, umarım size ondan bir haber veya o ateşe bir eksi (kor) getiririm de belki bir ocak yakıp ısınırsınız." dedi.

    30-Ateşin yanına gelince o mübarek bölgedeki vadinin sağ kıyısında bulunan ağaçtan şöyle seslenildi ona: "Ey Musa, haberin olsun Benim, Ben, ALLAH, alemlerin Rabbi!

    o o TAHAo SURESİ

    12-Haberin olsun, Benim Ben, Rabbin, hemen pabuçlarını çıkar; çünkü sen mukaddes vadide, Tuva'dasın!o o o o o o

    13-Ve Ben, seni seçtim; şimdi vahyedileni dinle!

    14-Gerçekten Benim Ben, ALLAH; Benden başka ilah yoktur; onun için Bana ibadet et ve Beni anmak için namaz kıl!

    15-Çünkü Kıyamet mutlaka gelecektir; Ben hemen hemen onu gizliyorum ki, herkes yaptığının karşılığını görsün.

    16-Sakın ona inanmayıp kendi keyfine uyan kimse seni ondan alıkoymasın, sonra helak olursun!

    17-O sağ elindeki de ne, ey Musa?

    18-Musa: "O benim asam, üzerine dayanırım ve onunla davarlarıma yaprak çırparım; benim daha başka ihtiyaçlarımı da görür." dedi.

    19-"Bırak onu, ey Musa!" diye buyurdu.

    20-Bıraktı onu, bir de ne görsün o, bir yılan olmuş koşuyor!

    21-ALLAH: "Tut onu ve korkma, Biz onu önceki haline döndüreceğiz." buyurdu.

    22-Bir de elini koynuna sok ki, diğer bir mucize olarak kusursuz bembeyaz çıksın!

    23-Sana en büyük mucizelerimizden bir kısmını gösterelim diye.

    24-Firavuna git, çünkü o pek azıttı.
    o
    25-Musa dedi: "Ey Rabbim, benim göğsüme genişlik ver,

    26-işimi kolaylaştır bana,

    27-dilimden düğümü çöz,

    28-sözümü iyi anlasınlar.

    29-Bana ailemden bir yardımcı ver.

    30-Kardeşim Harun'u.

    31-Onunla sırtımı pekiştir.

    32-Onu görevimde or taket

    33-ki Seni çok tesbih edelim

    34-ve çok analım Seni.


    o oKASASo SURESİ
    33-Musa: "Ey Rabbim, ben onlardan bir adam öldürdüm, korkarım beni hemen öldürürler.

    34-Kardeşim Harun ise lisanca benden daha açık konuşur; beni tasdik eden bir yardımcı olarak maiyetimde ona da peygamberlik ver;doğrusu ben, beni yalanlamalarından korkuyorum!" dedi.

    35-ALLAH buyurdu ki: "Pazını kardeşinle güçlendireceğiz ve sizin için bir saltanat kuracağız da size ulaşamayacaklar. Ayetlerimiz hakkı için, siz ve size uyanlar üstün geleceksiniz!"



    o o o o o o o o o o o o oŞUARAo SURESİ

    10-Bir vakit Rabbin Musa'ya şöyle seslendi: "Git o zalim kavme!"

    11-"Firavun kavmine, artık sakınmayacaklar mı!"

    12-(Musa) dedi ki:"Ya Rab, doğrusu korkarım ki, beni yalanlarlar;


    14-Bir de onlara karşı suçluyum; ondan dolayı beni öldürürler diye korkarım.

    15-(ALLAH) "Hayır" (endişe etme), "haydi ikiniz ayetlerimizle gidin; muhakkak Biz sizinle beraberiz (olup bitenleri) dinliyoruz,

    16-haydin Firavun'a varın da deyin ki: "İnan ki biz alemlerin Rabbinin elçisiyiz;

    17-İsrail oğullarını bizimle beraber salıver."

    18-(Firavun) dedi ki: "A! Biz seni çocukken bizde büyütmedik mi? ömrünün bir çok yıllarını aramızda geçirdin;

    19-hem de o yaptığın (kötü) işi yaptın; o halde sen o nankör kafirlerdensin!"

    20-(Musa) dedi ki: "O işi o zaman yaptım, şaşkınlardandım.

    21-Sizden korkunca da aranızdan kaçtım; derken Rabbim bana hüküm lütfetti ve beni peygamberlerden kıldı.

    22-O başıma kaktığın nimet de İsrail oğullarını kul köle edinmiş olmandır!"

    23-Firavun: "Alemlerin Rabbi de ne demek?" dedi.

    24-(Musa): "O, göklerin, yerin ve ikisi arasındaki herşeyin Rabbidir; eğer gerçeği kesin olarak görüyorsanız."dedi.

    25-(Firavun) etrafındakilere: "Dinlemez misiniz?" dedi.

    26-(Musa): "O, sizin Rabbiniz ve daha önceki atalarınızın Rabbidir dedi.

    27-(Firavun): "Size gönderilen elçiniz mutlaka delidir." dedi.

    28-(Musa): "O, doğunun, batının ve bunların arasındaki herşeyin Rabbidir, eğer düşünüyorsanız." dedi.

    29-(Firavun): "Andolsun ki, eğer benden başkasını tanrı edinirsen, seni kesinlikle zindana kapatılmışlardan ederim?" dedi.

    o oKASAS SURESİ
    o
    36-Musa bunun üzerine açık açık ayetlerimizle onlara varınca: "Bu uydurma bir büyüden başka birşey değildir; biz bunu önceki atalarımızdan da işitmedik." dediler.

    37-Musa da: "Rabbim kimin tarafından hidayetle geldiğini ve bu dünya yurdunun sonunda iyi neticenin kimin olacağını daha iyi bilir. Doğrusu, zalimler kurtuluşa eremezler."dedi.

    38-Firavun ise şöyle dedi: "Ben, sizin için benden başka bir tanrı bilmiyorum. Ey Haman, haydi benim için çamur üzerine bir ocak yak da bana bir kule yap; belki Musa'nın tanrısına çıkarım; ama ben kesinlikle onun yalan söyleyenlerden olduğunu sanıyorum."o
    o ŞUARA SURESİ

    30-(Musa Firavun'a): "Sana apaçık bir şey (delil) getirdimse de mi?" dedi.

    31-(Firavun): "Haydi onu getir bakayım, doğrulardan isen" dedi.

    32-Bunun üzerine (Musa) asasını bırakıverdi; apaçık bir ejderha oluverdi;

    33-bir de elini (koynundan) çekti çıkardı, o da bakanlara bembeyaz oluverdi.

    34-(Firavun) etrafındaki topluluğa: "Bu gerçekten bilgiç bir sihirbaz!

    35-Sizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?" dedi.

    36-Dediler ki: "Bunu ve kardeşini alıkoy! Şehirlere de toplayıcılar gönder;

    37-bütün bilgiç sihirbazları getirsinler!"

    38-Böylece tesbit edilen bir günün belli bir vaktinde sihirbazlar toplandılar

    33-ve halka: "Siz de toplanır mısınız?" denildi.

    40-"şayet üstün gelirlerse, herhalde bizler sihirbazlara uyacağız." dediler.

    41-Sihirbazlar Firavun'a geldiklerinde: "Şayet biz galip gelirsek, bize muhakkak bir mükafat vardır değil mi?" dediler.

    42-(Firavun): "Evet, hem siz o vakit benim en yakınlarımdan olacaksınız." dedi.

    43-Musa onlara: "Siz ne atacaksanız atın!" dedi.

    44-Hemen iplerini ve sopalarını ortaya attılar ve: "Firavun'un yüceliği hakkı için şüphesiz biz üstün geleceğiz." dediler.

    45-Musa da asasını (yere) koyuverdi, bir de ne görsünler, onlar her ne dolap çeviriyorlarsa (bütün uydurduklarını) yutuyor.

    46-Derhal sihirbazlar secdeye kapandılar;

    47-"İman ettik alemlerin Rabbine;

    48-Musa ve Harun'un Rabbine!" dediler.

    49-(Firavun) dedi ki: "Ben size izin vermeden O'na iman ettiniz! Anlaşıldı ki, o size sihri öğreten büyüğünüzmüş! O halde kesinlikle yakında anlayacaksınız;çaresiz ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama kestireceğim, hepinizi muhakkak çarmıha gerdireceğim!"

    o o TAHAo SURESİ

    o 72-Onlar : "İhtimali yok, bize gelen bu açık mucizelere ve bizi yaratana karşı seni tercih edemeyiz. Artık ne yapacaksan yap; senin hükmün olsa olsa bu dünya hayatında geçerli olur.

    73-Doğrusu biz, günahlarımıza ve bizi zorladığın sihre karşı bizi bağışlasın diye Rabbimize iman ettik. ALLAH, daha hayırlı ve daha kafacıdır." cevabını verdiler.
    o
    o oŞUARA SURESİ

    50-(Büyücüler) dediler ki: "Zararı yok, mutlaka biz Rabbimize döneceğiz.

    51-Herhalde biz mü'minlerin ilki olduğumuzdan dolayı Rabbimizin bize mağfiret buyuracağını ümit ederiz.

    o ARAF SURESİ
    127-Firavun kavminin yine ileri gelenleri: "Seni ve ilahlarını terk etsinler de yeryüzünde fesat çıkarsınlar diye mi Musa'yı ve kavimini serbest bırakacaksın?" dediler. O da: "Oğullarını öldürür, kadınlarını sağ bırakırız. Yine tepelerinde kahrımızı yürütürüz." dedi.

    128-Musa kavmine: "ALLAH'ın yardımını ve lütfunu isteyin ve acıya tahammül edip dayanın. Şüphesiz yeryüzü ALLAH'ındır. O'na kullarından dilediğini mirasçı kılar, mutlu son, ALLAH'tan korkanlarındır." dedi.

    129-Kavmi de ona: "Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da işkenceye uğratıldık." dediler. O da: "Umulur ki, Rabbiniz hasımınızı helak edip de sizi yeryüzünde halife kılacak ve sizin nasıl işler yapacağınıza bakacaktır."

    130-Gerçekten biz, Firavun'a bağlı onları senelerce kıtlık ve hasılat eksikliği ile kıvrandırdık, gerektir ki, düşünüp ibret alsınlar!

    131-Fakat kendilerine iyilik geldiği zaman: "İşte bu bizim hakkımızdır." dediler. Başlarına bir kötülük gelirse Musa ile yanındakilerin uğursuzluğuna verirlerdi. Uğursuzluk kuşları ise ALLAH'ın yanındadır. Fakat çoğu bilmezlerdi.

    132-Ve: "Sen bizi büyülemek için her ne mucize getirirsen getir, asla sana inanacak değiliz." derlerdi.

    133-Biz de kudretimizin ayrı yarı mucizeleri olmak üzere başlarına tufan, çekirge, haşereler, kurbağalar ve kan gönderdik. Yine inat ettiler ve çok suçlu bir toplum oldular.

    134-Üzerlerine azap çöktüğü vakit dediler ki: "Ey Musa sana verdiği söze dayanarak, bizim için Rabbine dua et! Eğer bu azabı bizden sıyırırsan, andolsun ki, sana kesinlikle iman eder ve İsrail oğullarını seninle birlikte muhakkak göndeririz."

    135-Erişecekleri belirli bir süreye kadar azabı kendilerinden sıyırdığımız zaman, derhal yeminlerini bozdular.

    oŞUARA SURESİ
    52-Musa'ya şunu vahyettik: "Kullarımı geceleyin yürüt (yola çıkar); çünkü takip edileceksiniz."

    53-Firavun da şehirlere asker toplayıcılar gönderdi;

    54-"Bunlar, şüphe yok ki küçük ve önemsiz bir toplulukturlar;

    55-fakat hakkımızda çok kin ve nefret besliyorlar;

    56-biz ise uyanık ve tedbirli topluluk bulunuyoruz." diyordu.

    57-Böylece Biz onları bahçelerden, pınarlardan,

    58-hazinelerden ve güzel makamlardan çıkardık.

    59-ve onları İsrail oğullarına miras kıldık.

    60-Derken (Firavun ve askerleri) güneş doğmuştu ki, arkalarına düştüler.

    61-İki topluluk birbirini görünce, Musa'nın arkadaşları: "Yakalandık" dediler.

    62-(Musa): "Hayır! asla! Rabbim muhakkak benimledir, bana yolunu gösterecektir" dedi.

    63-Bunun üzerine Musa'ya: "Vur asan ile denize." diye vahyettik; vurunca bir infilak etti, her bölük koca birdağ oluverdi,

    64-ötekileri de buraya yanaştırmıştık.

    o oYUNUS SURESİ

    83-Özetle, Firavun ve adamlarının belası korkusundan önceleri Musa'ya -kavminin bir kısmından başka- iman eden olmadı; çünkü Firavun o yerde çok üstün ve çok aşırı giden taşkınlıklardan idi.

    84-Musa da: "Ey kavmim, siz gerçekten ALLAH'a iman ettiyseniz, O'nun birliğine samimiyet ile teslim olmuş müslümanlar iseniz, artık O'na güvenin!" dedi.

    85-Onlar: "Biz ALLAH'a güvendik.Ey Rabbimiz, bizi o zalim kavmin fitnesine düşürme!

    86-Ve rahmetinle bizi o kafir kavimden kurtar!" dediler.

    87-Biz de Musa ile kardeşine şöyle vahyettik. "Kavminiz için Mısır'da bir takım evler hazırlayın, evlerinizi kıble tarafına yapın ve namaz kılın! Bir de mü'minleri müjdele!

    88-Musa dedi ki: "Ey Rabbimiz,sen Firavun'a ve adamlarına,dünya hayatında zinet, ihtişam ve nice nice mallar verdin; ey Rabbimiz, yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz, mallarını sil, süpür ve sıktıkça sık ki,o acı azabı görmedikçe iman etmeyecekler."

    89-ALLAH buyurdu ki: "Peki duanız kabul olundu, siz yine doğru ve dürüst olmaya devam edin ve kendini bilmeyenlerin yoluna uymayın!"

    90-Derken İsrail oğullarını denizden geçirdik. Firavun askerleriyle takip ve taarruz etmek için derhal arkalarına düştü. Sonunda boğulma kendini sıkboğaz edince: "İnandım, gerçekten de İsrail oğullarının iman ettiği ALLAH'tan başka tanrı yok, ben de O'na teslimiyet gösterenlerdenim!" dedi.

    91-(ALLAH buyurdu) "Ha! Şimdi mi? Halbuki bundan önce isyan etmiştin ve fesatçılardan idin.

    92-Biz de bugün seni bedeninle bir tepeye atacağız ki, arkandan geleceklere bir ibret olasın!" Ne var ki insanların birçoğu ayetlerimizden cidden gaflettedirler.

    93-Gerçekten İsrail oğullarını çok güzel bir yurda yerleştirdik ve hoş nimetlerden rızıklandırdık. Sonunda görüş düşmeleri de kendilerine ilim (Kur'an) geldikten sonra oldu. Şüphe yok ki, ayrılığa düştükleri şeylerde, Rabbin kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir.
    o ŞUARA SURESİ

    65-Musa'yı ve beraberindekileri tamamen kurtardık,

    66-sonra da ötekileri boğduk.

    67-Şüphesiz bunda gerçekten bir ibret vardır; fakat çokları inanmadı.

    68-Ve şüphesiz ki Rabbin çok güçlü ve çok merhametlidir

    o ARAF SURESİ

    138-139-Ve İsrail oğullarına denizi atlattık. Derken, bir kavme vardılar, toplanmış kendilerine mahsus bir takım putlara tapıyorlardı. Dediler ki: "Ey Musa, bunların birçok ilahları olduğu gibi sen de bize ilah yap!" Dedi ki: "Siz gerçekten cahillik ediyorsunuz. Çünkü o gördüklerinizin içinde bulundukları din, yok olmaya mahkumdur ve bütün yaptıkları batıldır!"

    140- "Ben size ALLAH'tan başka bir ilah mı isterim? O, sizi bütün alemlerin üstüne geçirdi!" dedi.

    141-Hem düşünseniz ya, sizi Firavun'un adamlarından kurtardığımız zaman, size işkencenin kötüsünü peyliyorlardı, oğullarınızı boyuna öldürüyor, kadınlarınızı diri tutuyorlardı. Bunda sizin için Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı.

    142-Bir de Musa'ya geceye va'd verdik ve ona bir on gece daha ekledik ve böylece Rabbinin tayin ettiği vakit tam kırk gece oldu. Musa kardeşi Harun'a şöyle dedi: "Kavmim içinde benim yerime geç ve ıslaha çalış da bozguncuların yoluna gitme!"

    143-Musa tayin ettiğimiz özel vakitte gelip Rabbi O'na kelamiyle iltifatta bulununca: "Ey Rabbim, göster bana kendini, Sana bakayım." dedi. O da buyurdu ki: "Beni katiyyen göremezsin, ancak dağa bak, eğer yerinde durursa demek beni görebileceksin" Derken Rabbi dağa tecelli buyurunca onu un ufra (toz duman) ediverdi. Musa da baygın düştü. Ayılınca: "Münezzehsin, Sana tevbe ile döndüm ve ben mü'minlerin ilkiyim." dedi.

    144-ALLAH buyurdu ki: "Ey Musa, haberin olsun, Ben, mesajlarımla ve kelamımla seni o insanların üzerine seçtim. Şimdi şu sana verdiğimi al ve şükrünü bilenlerden ol!"

    145-Ve onun için levhalarda herşeyden yazdık; öğüt ve hükümlerin ayrıntılarına dair herşeyi. Dedik ki: "Haydi bunları sıkı tut, kavmine de emret, onları ne güzeliyle tutsunlar! İleride sizi o fasıkların yurduna göndereceğim!"


    o o o o o oTAHA SURESİ

    79 -Velhasıl Firavun kavmini sapıklığa sürükledi, doğru yola götürmedi.

    80-Ey İsrail oğullan, sizi gerçekten düşmanınızdan kurtardık, Tür dağının sağ yanında size söz verdikve sizlere kudret helvası ile bıldırcın indirdik.

    81-Size verdiğimiz rızıkların en hoşlarından yiyin ve o hususta taşkınlık yapmayın ki, sonra gazabım iner üzerinize; her kimin üzerine de gazabım inerse, o uçuruma gider.

    82-Bununla birlikte, Ben tevbe eden, iman edip yararlı işler yapan sonra da doğru giden kimse için çok bağışlayıcıyım, şüphesiz.

    83-Hem seni kavminden daha çabuk gelmeye sevkeden nedir, ey Musa?

    84-Musa: "Onlar, benim izimin üzerindeler ve ben, hoşnut olasın diye, sana gelmekte acele ettim ey Rabbim!" dedi.

    85-ALLAH: "Ama Biz, senin ardından kavmini fitneye düşürdük ve Samiri onları saptırdı." buyurdu.

    86-Musa, öfkeli ve üzüntülü olarak hemen kavmine döndü: ''Ey kavmim, Rabbiniz size güzel bir va'dde bulunmadı mı? Zaman mı uzadı, yoksa başınıza Rabbinizden bir gazap inmesini arzu ettiniz de mi bana verdiğiniz sözü tutmadınız?" dedi.

    87-Onlar: "Biz, sana verdiğimiz sözden, kendiliğimizden caymadık. Fakat biz, o kavmin zinet eşyasından bir takım ağırlıklar yüklenmiştik. Onları ateşe attık; Samiri de attı.

    88-Derken onlara, böğürmesi olan bir dana heykeli çıkardı. Bunun üzerine: "İşte bu, sizin ilahınız ve Musa'nın ilahıdır; fakat o, bunu unuttu." dediler.

    89-Şu gerçeği görmüyorlar mıydı ki, o onlara bir sözle karşılık veremiyor ve kendilerine ne bir zarar ne de bir yarar sağlayabiliyordu.

    90-Andolsun ki, önceden Harun onlara: "Ey kavmim, siz bununla yalnızca bir fitneye tutuldunuz ve doğrusu sizin Rabbiniz esirgemesi çok ALLAH'tır; gelin bana uyun ve emrime itaat edin!" demişti.

    91-Onlar: "Biz Musa bize dönünceye kadar onun başında durmaktan asla ayrılmayacağız!" dediler.

    92-Musa: "Ey Harun, sana ne engel oldu bunların sapıklığa düştüklerini gördüğün zaman,

    93-peşimden gelmedin. Benim emrime isyan mı ettin?" dedi.

    94-Harun:"Ey anamın oğlu, sakalımı ve başımı tutma! Emin ol ki,"dediğime bakmadın da İsrail oğulları arasına ayrılık düşürdün." dersin diye korktum." dedi.

    95-Musa: "Ya senin derdin ne ey Samiri?" dedi.

    96-Samiri: "Ben onların görmediklerini gördüm de Resülün izinden bir avuç toprak avuçlayıp attım, nefsim bana böyle hoş gösterdi." dedi.

    97-Musa: "Haydi, defol! Çünkü senin cezan, hayat boyunca "Bana dokunmayın!" demendir; ayrıca senin asla kurtulamayacağın bir ceza daha var. O başın bekleyip durduğun tanrına da bak! Onu mutlaka yakacağız da yakacağız. Sonra da onu kül edip muhakkak denize dökeceğiz!

    98-Sizin ilahınız ancak o ALLAH'tır ki, O'ndar başka ilah yoktur. O, ilmi ile herşeyi kuşatmıştır!" dedi.


    o oARAFo SURESİ


    151-Musa dedi: "Ey Rabbim beni ve kardeşimi bağışla ve bizi rahmetinin içine koy; merhamet edenlerin en merhametlisisin Sen!"
    o
    “Musa: "Ey Rabbim, görüyorsun, ben kendimden ve kardeşimden başkasına söz geçiremiyorum; artık bizimle o doğru yoldan çıkmış topluluğun arasını ayır!" dedi.” Maide 25


    152-Şüphesiz o danayı tanrı edinenlere Rablerinden bir gazap ve dünya hayatında da bir zillet erişecektir. İşte iftira edenleri böyle cezalandırırız.

    153-O kötü amelleri işleyip de sonra arkasından tevbekar olup iman edenler için hiç şüphe yok ki, Rabbin bundan sonra yine de af ve merhamet edicidir.

    154-Musa'nın öfkesi geçince levhaları aldı. Onlardaki yazıda sırf Rablerinden korkanlar için bir hidayet ve rahmet vardı.

    155-Bir de Musa tayin ettiğimiz vakitte huzurumuzda bulunmak üzere kavminden yetmiş er seçmişti. Ne zaman ki bunları o sarsıntı yakaladı. Musa dedi ki: "Rabbim, dileseydin bunları ve beni daha önce helak ederdin. Şimdi bizi ,içimizdeki o beyinsizlerin yaptıkları yüzünden helak mı edeceksin? O da sırf Senin imtihanın; Sen bununla dilediğini sapıklığa bırakır, dilediğine hidayet kılarsın! Bizim velimiz Sensin; artık bizi bağışla, bize merhamet eyle; bağışlayanların en hayırlısı Sensin!

    156-Ve bize bu dünyada da, ahirette de bir iyilik yaz! Biz gerçekten tevbe edip sana yöneldik!" Buyurdu ki: "Azabıma, kimi dilersem onu uğratırım; rahmetim ise herşeyi kapsamıştır. İleride onu özellikle, kötülükten sakınanlara, zekatını verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacağım.

    157-Onlar ki yanlarındaki Tevrat ve İncil'de yazılı bulacakları elçiye, o okuyup yazma bilmeyen peygambere uyarlar. O, onlara iyilik emreder ve onları kötülükten alıkoyar, temiz, hoş şeyleri kendileri için helal, murdar şeyleri üzerlerine haram kılar, sırtlarından ağır yüklerini, üzerlerindeki bağları ve zincirleri indirir atar. İşte o zaman ona iman eden, ona tam saygı gösteren, ona yardımcı olan ve onun peygamberliği ile brlikte indirilen nuru izleyen kimseler; işte o asıl maksada ulaşan kurtulmuşlar, onlardır.

    158-De ki: "Ey insanlar, biliniz ki, ben sizin hepinize ALLAH'ın gönderdiği peygamberiyim. O ALLAH ki bütün göklerin ve yerin mülkü O'nundur. O'ndan başka tanrı yoktur. Hem diriltir, hem de öldürür. Onun için gelin ALLAH'a ve peygamberine iman edin. ALLAH'a ve ALLAH'ın bütün kelamlarına inanan o okuyup yazması olmayan peygambere de. Uyun ona ki, kurtuluşa erebilesiniz.

    159-Evet! Musa'nın kavminden bir topluluk vardır ki, doğruya yöneltirler ve onunla hükmedip adalet gösterirler.

    160-Bununla beraber Biz onları oniki kabileye, o kadar ümmete ayırdık ve Musa'ya -kavmi kendisinden su istediği vakit- şöyle vahyettik: "Vur asan ile taşa!" O zaman ondan on iki pınar akmaya başladı. Halkın her kesimi kendi su alacağı yeri belirledi. Bulutu da üzerlerine gölgelik çektik, kendilerine kudret helvası ile bıdırcın indirdik ve: "Size rızık olarak verdiğimiz nimetlerin temizlerinden yiyin!" dedik. Bununla beraber onlar zulmu Bize yapmadılar, ancak kendi nefislerine zulmediyorlardı.

    161-Ve o vakit onlara denilmişti ki: "Şu şehre yerleşin ve orada dilediğiniz yerde yiyin, "Bağışla bizi!" deyin ve secde ederek kapıya girin ki size suçlarınızı bağışlayalım, iyilere ileride daha fazlasını vereceğiz."

    162-Derken içlerinden zulmedenler, sözü değiştirdiler, kendilerine söylenenden başka bir şekle soktular; zulmu adet haline getirmeleri sebebiyle, Biz de üzerlerine gökten azap salıverdik.

    o o o o o o BAKARAo SURESİ

    40-Ey israilogullari, size lütfettigim nimetimi hatirlayin, Bana verdiginiz sözü yerine getirin ki Ben de size olan ahdimi yerine getireyim ve artik Benden korkun Benden

    41-Ve beraberinizdekini tasdik edici olarak indirdigim Kur'an'a iman edin, O'na inanmayanlarin ilki siz olmayin, ayetlerimi de bir kaç paraya degistirmeyin ve Benden sakinin artik Benden!

    42-Hakki batila karistirip da bile bile hakki gizlemeyin!

    43-Namazi dosdogru kilin, zekati verin ve rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin!

    44-Kitab (Tevrat)'i okudugunuz halde insanlara iyiligi emreder de kendinizi unutur musunuz? Artik akillanmayacak misiniz?

    45-Bir de sabir ve namazla yardim isteyin. gerçi bu agir gelir; ancak saygili kimselere degil.

    46-Onlar ki, kendilerinin gerçekten Rablerine kavusacaklarina ve ancak O'na döneceklerine inanirlar.

    47-Ey Israilogullari, size ihsan ettigim nimetimi ve vaktiyle sizi diger varliklara üstün yaptigimi hatirlayin.

    48-Ve kimsenin kimseden bir sey ödeyemeyecegi, kimseden sefaatin kabul olunmayacagi, kimseden fidyenin alinmayacagi ve kimsenin kurtarilamayacagi bir günden sakinin!

    49-Hem hatirlayin ki, bir zaman sizi Firavun'un ailesinden kurtardik. Size azabin en kötüsünü reva görüyor, ogullarinizi bogazliyor ve kizlarinizi sag birakiyorlardi. Ve bunda size Rabbiniz tarafindan büyük bir imtihan vardi.

    50-Ve bir vakit sizin için denizi yardik, sizi kurtardik da Firavun'un adamlarini boguverdik, sizler de bakip duruyordunuz.

    51-Ve bir vakit Musa'ya kirk gece (Tur'da kalmak ve sonra kendisine Tevrat verilmek üzere) sözlestik. Sonra siz, onun arkasindan kendinize zulmederek buzagiya taptiniz.

    52-Sonra bunun arkasindan da sizi bagisladik, artik sükretmeniz gerekiyordu.

    53-Ve bir vakit Musa'ya o Kitab'i ve Furkan'i verdik, gerekirdi ki, dogru yolda gidesiniz.

    54-Ve bir vakit Musa, kavmine dedi ki: "Ey kavmim, cidden siz o buzagiya tapmakla kendinize zulmettiniz. Gelin yarataniniza dönün, tevbe edin de nefislerinizi öldürün. Böyle yapmaniz yarataniniz yaninda sizin için hayirlidir." Böylece tevbenizi kabul buyurdu. Gerçekten O, tevbeleri çok kabul eden, devamli merhamet edendir.

    55-Ve bir vakit: "Ey Musa, biz ALLAH'i açikça görmedikçe, senin sözüne kesinlikle inanmayacagiz." dediniz. Bunun üzerine sizi o yildirim yakalayiverdi; siz de bakakalmistiniz.

    56-Sonra sükredesiniz diye sizi ölümünüzden sonra yine dirilttik.

    57-Ve üstünüze o bulutu gölgelik yaptik ve size verdigimiz güzel riziklardan yiyin diye üzerinize hem kudret helvasi, hem de bildircin indirdik. Bize zulmetmediler, belki kendilerine ediyorlardi.

    58-Ve bir vakit: "Su sehre girin de nimetlerinden dilediginiz sekilde bol bol yiyin ve secde ederek kapidan girin "günahlarimizi bagisla" deyin ki, size günahlarinizi magfiret ediverelim, iyilik edenlere ise (nimetlerimizi) daha artiracagiz" dedik.
    59-Derken o zulmedenler sözü degistirdiler, kendilerine söylendiginden baska bir sekle koydular. Biz de o zalimlere kötülük yaptiklari için gökten pis bir azap indirdik.

    60-Ve bir vakit Musa, kavmi için su dilediginde bulunmustu, Biz de: "Asan ile tasa vur!" demistik. Bunun üzerine ondan oniki pinar fiskirdi. Her kisim insanlar kendi su alacagi kaynagi bildi. ALLAH'in rizkindan yiyin, için de bozgunculuk yaparak yeryüzünü fesada vermeyin!

    61-Ve bir vakit: "Ey Musa, biz tek çesit yemege asla katlanamayacagiz, artik bizim için rabbine dua et, bize yerin yetistirdigi seylerden; sebzesinden, kabagindan, sarimsagindan, mercimeginden, soganindan çikarsin." dediniz. (O da): "O üstün olani daha asagi olanla degismek mi istiyorsunuz? Bir kasabaya inin, o vakit size istediginiz olacaktir." dedi. Üzerlerine de zillet ve meskenet damgasi basildi ve sonunda ALLAH'tan bir gazaba ugradilar. Evet öyle oldu, çünkü ALLAH'in ayetlerini inkar ediyorlar ve haksiz olarak peygamberleri öldürüyorlardi. Evet öyle oldu, çünkü isyana daldilar ve asiri gidiyorlardi.

    62-Süphe yok ki, iman edenler, yahudiler, hiristiyanlar ve Sabiiler; bunlardan her kim ALLAH'a ve ahiret gününe gerçekten iman eder ve iyi bir amel islerse, elbette bunlarin Rableri yaninda mükafatlari vardir. Bunlara bir korku yoktur ve bunlar mahzun da olmayacaklardir.

    63-Bir vakit de sizden söz almistik ve Tur'u üstünüze kaldirip demistik ki: "Verdigimiz Kitab'a simsiki sarilin ve içindekilerden gafil olmayin ki, günahtan sakinmis olasiniz."

    64-Sonra onun arkasindan yine yüz çevirdiniz. Eger üzerinizde ALLAH'in lütuf ve rahmeti olmasaydi her halde zarara ugrayanlardan olurdunuz.

    65-Içinizden cumartesi istirahat günü yasagini çigneyenleri elbette bilirsiniz. Biz onlara: "Sefil maymunlar olun!" dedik.

    66-Ve bu cezayi önündekilere ve sonrakilere bir ibret dersi ve korunacaklara da bir ögüt ve nasihat yaptik.

    93-Bir vakit: "Size verdigimiz Kitab'a simsiki sarilin ve O'nu dinleyin" diye Tur'u tepenize kaldirip sizden söz aldik. "Duyduk, isyan ettik." dediler ve inkarlari yüzünden dana sevgisi iliklerine kadar isledi. De ki: "Eger sizler inanmis kimseler iseniz inanciniz size ne kötü seyler emrediyor!

    94-De ki: "ALLAH yaninda ahiret evi (Cennet) baskalarinin degil de sadece sizin ise, eger bu davanizda da dogru iseniz haydi ölümü caniniza minnet bilin!"

    95-Fakat ellerinden çikan isleri yüzünden onu hiç bir zaman temenni edemezler. ALLAH o zalimleri bilir.

    96-Onlari, insanlarin hayata en düskünü hatta müsriklerden bile daha düskünü bulacaksiniz. Onlardan her biri, bin sene yasamayi arzu eder. Halbuki, ömürlü olmak kendisini azaptan uzaklastiracak degildir. ALLAH, onlarin neler yaptiklarini görüyor.
    111-Bir de "yahudiler veya hiristiyanlardan baskasi asla cennete giremeyecek." Dediler. Bu onlarin kendi kuruntularidir. De ki: "Eger dogru iseniz, haydi kesin delilinizi getirin!"

    112-Hayir! Kim samimi olarak yüzünü ALLAH'a tertemiz teslim ederse, iste onun Rabbi katinda mükafati vardir. Onlara bir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardir.

    113-Yahudiler: "hiristiyanlarin dayandigi bir sey yoktur." Derken, hiristiyanlar da: "yahudilerin dayandigi bir sey yoktur." dediler. Oysa hepsi de Kitabi okuyorlar. Bilmeyenler de tipki onlarin dedikleri gibi diyorlar. Bu yüzden ALLAH ihtilaf ettikleri bu hususta kiyamet günü aralarinda hükmünü verecektir.

    120-Sen onlarin milletlerine tabi olmadikça yahudiler de hiristiyanlar da senden asla hosnut olmazlar. De ki: "Her halde yol ALLAH yoludur." Sanim hakki için sana vahiyle gelen bu kadar bilgiden sonra, faraza onlarin arzularina uyacak olsan, ALLAH'tan sana ne bir dost, ne de bir yardimci bulunur.


    “İnkarları yüzünden ALLAH kendilerini lanetlemiştir. Onun için pek azı dışında imana gelmezler.” Nisa suresi 46




    Derleyen: Orhan Özdağ
    Kaynak: Elmalılı M. Hamdi Yazıro Kur’an-ıo Kerim ve Türkce Mealio
     

Sayfayı Paylaş