Kuranı Kerim Nerede, Nasıl Toplandı? Nasıl Korundu?

Konusu 'İslam ve İnsan' forumundadır ve x_m.e.e tarafından 11 Aralık 2009 başlatılmıştır.

  1. x_m.e.e
    Offline

    x_m.e.e ..ıɯıʎǝsɹǝɥ ɯıpʎɐs ʞoʎ..

    • Yönetici
    Mesajlar:
    48.256
    Aldığı Beğeni:
    809
    Ödül Puanları:
    253
    Arapça tüm Arabistan'ın ortak dili olmasına rağmen, çeşitli kabile ve bölgelerde lehçe farklarına da rastlanıyordu. Bilinen nedenlerden dolayı Kur'an, Mekkeli Kureyşlilerin lehçesi ile indirildi. Bununla birlikte ilk önceleri, Arabistan'ın farklı bölgelerinde yaşayan Arapların, anlamada kolaylık olsun diye, Kur'an'ı kendi lehçeleri ile okumalarına izin verildi. Fakat bu, anlam olarak herhangi bir değişikliğe neden olmuyordu. Ama İslâm Arabistan sınırları dışına yayılıp, Araplar, Arap olmayan müslümanlarla ilişkiye geçince, Arap dili de bu yeni ortamdan etkilenmeye başladı. Bu nedenle Kur'an'ın farklı lehçelerinin, birçok yanlış anlamalara ve farklı lehçelere sahip kişiler arasında anlaşmazlıklara sebep olabileceğinden korkuldu.

    Şu An Okunan Nusha, Ebu Bekir 'in Elindeki Nushadır

    Hatta, herkes birbirini Kur'an'ı değiştirmekle suçlamaya da başlayabilirdi. Ayrıca Kur'an'ın saf ve berrak Arapçasının Arap olmayan müslümanlarla temasa geçen Araplar tarafından bozulma tehlikesi de vardı. Bu nedenle Hz. Osman (r.a) halifeliği döneminde, Hz.Peygamber'in (s.a) diğer sahabîleriyle de istişare ederek, bütün İslâm dünyasında Kur'an'ın tek bir kopyasının, Hz. Ebu Bekir (r.a) tarafından derlenen ve tashih edilen nüshasının kullanılması gerektiğine ve diğer tüm lehçelerin yok edilmesine karar verdi. İleride herhangi bir karışıklık ve yanlış anlama olmasını önlemek amacıyla diğer bütün kopyaları yaktırdı. Örneğin, ashabdan bazıları kendi nüshalarına açıklayıcı notlar ve yorumlar eklemişlerdi; bu da, Kur'an'ın asıl metni ile karışabilirdi. O dönemde böyle bir şeyin imkânsız olmasına rağmen, gelecekte herhangi bir karışıklığa meydan vermemek ve Kur'an'ı mümkün olan herhangi bir değişiklikten korumak için bu tür önleyici bir faaliyete başvurulmuştur.

    Dünyanın Her Yerindeki Kur'an Kopyaları Birbirinin Aynıdır

    Şu anda dünyanın her tarafında okunan Kur'an, Hz. Ebu Bekir'in (r.a) emri ile derlenen nüshasının, Hz. Osman (r.a) tarafından resmi bir emirle farklı bölgelere gönderilen nüshaların bir kopyasıdır. Bugün bile, dünyanın çeşitli bölgelerindeki büyük kütüphanelerde çok eski nüshalar bulunmaktadır. Eğer Kur'an'ın her tür değiştirme ve tahriften korunduğu konusunda şüphe duyan bir kimse varsa, Kur'an'ın herhangi bir kopyasını bu nüshalardan biriyle karşılaştırıp, kendi kendini ikna edebilir. Bundan başka, eğer bir kimse Batı Afrika'da, Cezayir'deki bir kitapçıdan bir Kur'an nüshası alsa ve bunu, örneğin, Doğu'da, Cava'dan aldığı diğer bir nüsha ile karşılaştırsa ikisinin birbiri ile ve Hz. Osman (r.a) döneminde çoğaltılan nüshalarla aynı olduğunu görecektir. Eğer bundan sonra da hâlâ şüphe duyan varsa, ona dünyanın herhangi bir yerinden Kur'an nüshası alıp, Kur'an'ı ezbere bilen bir kişinin hafızası ile kelimesi kelimesine karşılaştırması tavsiye edilir. Böyle bir kimse de, okunan metnin, yazılı metne kelimesi kelimesine uyduğunu görecektir. Bu, bugün okunan Kur'an'ın Hz. Muhammed'in (s.a) dünyaya sunduğu Kur'an'ın aynısı olduğunun açık ve karşı konulamaz bir ispatıdır. Yoldan çıkmış biri O'nun Allah'tan geldiği konusunda şüphe duyabilir; fakat hiç kimse O'nun her tür ekleme, eksiltme ve değiştirmeden uzak olduğu, sahihliği ve doğruluğu konusunda en ufak bir şüphe bile duyamaz. Çünkü tüm insanlık tarihinde, bu Kur'an'ın, Hz. Peygamber (s.a) tarafından insanlığa sunulan Kur'an'ın aynı olması gerçeği kadar sahih bir şey yoktur. Aksi halde bu, tarihte Roma İmparatorluğunun bir zamanlar Hindistan'da Moğol hakimiyetinin ya da Napolyon diye bir hükümdarın mevcudiyetini inkar etmek kadar cahilce bir iddiadan başka bir şey olarak anlaşılamaz.

Sayfayı Paylaş