Matrix Felsefesi ve Gerçek Nedir?

Konusu 'Metafizik - Bilimkurgu - Mitoloji' forumundadır ve kutkuni tarafından 12 Eylül 2010 başlatılmıştır.

  1. kutkuni

    kutkuni Member

    Mesajlar:
    43
    Aldığı Beğeni:
    4
    Ödül Puanları:
    8
    Matrix filminin gündeme taşıdığı "gerçek nedir?" sorusu aslında çoktan yanıtlandı. Günümüz teknolojisindeki gelişmeler sayesinde, "dış dünya" olmadan, algıların çok gerçekçi olarak yaşanabileceği görülmüştür: İnsanlar olmadıkları ortamlarda bulunduklarını, yapmadıkları şeyleri yaptıklarını hissedebilmektedirler. İlki 1999 ' da çekilen Andy ve Larry Wachowski kardeşlerin film sektöründe devrim yaratan Matrix üçlemesinin ikinci bölümü The Matrix Reloaded ın, genel hatları verdiği derin mesajın etkisinin sebepleri arasında, gördüğümüz dünyanın algılardan oluştuğu ve maddenin gerçekliği ile ilgili doğru tespitlerde bulunması gösteriliyor.

    Matrix'in Düşündürdükleri

    Matrix filmi, gösterime girmesiyle tüm dünyada büyük yankı uyandırmış ve sinemaseverlerin yanı sıra, felsefecilerin de ilgisini çekmişti. Öyle ki dünyanın çeşitli üniversitelerinde görevli, yirminin üzerinde felsefeci, editörlüğünü Pennsiylvania King's Üniversitesi profesörü William Irwin'in yaptığı "Matrix ve Felsefe" kitabında, filmi felsefe temalarına göre yorumlamışlardı. Irwin, bu kitabı, "Bir soru yüzünden sabaha kadar uykusuz kalan herkes içindir." şeklinde tanımlamıştı.

    İşte dünyanın cevabını aradığı bu soru, filmin ana konusunu oluşturan "maddenin mahiyeti"ne ilişkindi. Matrix filminde yapay uyarılarla bir insana gerçek olmayan bir dünya, gerçek gibi gösteriliyordu. Film günümüz teknolojisiyle, yapay uyarılar ile yapay görüntüler, yani yapay bir dünya oluşturulabileceğini anlatıyordu. Filmin başrol oyuncusu, o güne kadar cam bir fanusun içinde beynine verilen elektrik sinyallerinden oluşan hayali bir dünyada yaşadığını anlıyor ve kendisini bir bilgisayar programcısı zannederken, aslında bir mekanda uyumakta olduğunu fark ediyordu.

    Böylece filmi izleyenler her an gördüğümüz "yaşamımıza ait tüm algılarımızın nedeninin çok daha farklı bir kaynak olabileceğini" düşündüler. Süper bir bilgisayarın içinde sanal bir dünyada da yaşıyor olabilirdik ve böyle bir durumda hiçbir zaman farkı anlayamazdık.

    Beş duyumuzla algıladığımız herşeyin ruhumuza gösterilen bir görüntüler bütünü olduğu ve zihnimizin dışındaki dünyanın aslına hiçbir zaman ulaşamayacağımız gerçeğini bazı insanlar kabul etmek istememektedirler. Çünkü bu gerçeği kabul eden kişi, dışımızdaki dünyanın var olup olmadığını veya neye benzediğini asla bilemez. Bundan en çok korku ve endişe duyanlar ve sonuçsuz tartışmalara devam edenler ise, elbette ki materyalist felsefenin fanatik bağlılarıdır. Materyalistler bilimin kanıtladığı, filmlere konu olacak kadar düşündürücü olan maddenin aslına hiçbir zaman ulaşamayacağımız gerçeğini reddetmektedirler. Çünkü onlar için tek mutlak varlık maddedir. Konuyu işleyen Matrix filminin ikinci bölümünün vizyonda olduğu şu günlerde, maddenin kendisiyle asla muhatap olamayacağımız gerçeğinin, yıllardır neden materyalistlerce hiçbir delil olmaksızın inkar edildiğini hatırlamakta fayda vardır.

    Materyalizmin Sonu

    21. yüzyıl, maddenin gerçeğinin tüm insanlar arasında yayılacağı, materyalizmin ise yeryüzünden silineceği tarihi bir dönüm noktası olacaktır.

    Önce materyalizmin genel bir tanımına bakalım: Meydan Larousse Ansiklopedisi'nin 8. cildinde maddeci felsefe şöyle tarif edilir: "Maddecilik, 'madde'den başka bir cevherin varlığını kabul etmeyen öğretidir. Bütün gerçekliklerin cevherini ve özünü ruhun meydana getirdiğini söyleyen 'ruhçuluk'un karşıtıdır..." Bu kısa tanımda görüldüğü gibi, materyalist felsefe maddeyi tek mutlak varlık olarak kabul eder ve madde dışında hiçbir varlığı kabul etmez. Örneğin, maddeci felsefe ruhun varlığını kabul etmez, insan bilincini beynin faaliyetlerinin bir ürünü olarak görür. Ancak; bugün artık açıkça bilinmektedir ki, madde dediğimiz şeyler zihnimizde algılanmaktadır. Bu algıların zihnimiz dışında maddesel karşılıkları olduğunu bilimsel olarak göstermemiz imkansızdır. Zihnimizin dışına çıkıp madde dediğimiz şeyin aslı ile muhatap olmamız mümkün değildir. İki cümle ile özetlenen bu gerçeği kabul ettikten sonra, artık ortada ne madde, ne de maddecilik -yani materyalizm- kalmamaktadır.

    Algılarımızın, zihnimizin dışında maddesel karşılıkları olduğunu farz etsek bile, bu maddelere hiçbir zaman ulaşamayacağımıza göre, hiçbir zaman görmeyeceğimiz, üstelik varlıkları bile şüpheli olan maddeler üzerine felsefe yapmanın, bunlar üzerine bir hayat görüşü bina etmenin mantıksızlığı ve gereksizliği de açıkça ortadadır. İşte materyalist felsefenin bağlılarının, maddenin ardındaki bu önemli sırrın açıklanmasından son derece rahatsız olmalarının, bu sır çok açık olmasına rağmen onu anlamazlıktan gelmelerinin temel nedeni, bu konunun felsefelerinin sonunu getirdiğini anlamalarıdır. Tarih boyunca tüm materyalistler maddenin gerçeğinin açıklanmasından, hatta materyalizm taraftarlarının bu gerçeği anlatan kitapları okumalarından büyük rahatsızlık duymuşlar ve bunu dile getirmişlerdir. Örneğin Rusya'daki kanlı komünist devrimin liderlerinden biri olan Vladimir I. Lenin, neredeyse bir asır önce yazdığı Materyalizm ve Ampiryokritisizm isimli kitabında taraftarlarını bu gerçeğe karşı şöyle uyarmaktadır:

    "Duyularımızla algıladığımız nesnel gerçekliği bir kere yadsıdın mı, kuşkuculuğa (agnostisizm) ve öznelciliğe (subjektivizme) kayacağından, fideizme (dini inanca) karşı kullanacağın tüm silahları yitirirsin; bu da fideizmin istediği şeydir. Parmağını kaptırdın mı, önce kolun sonra tüm benliğin gider. Duyuları nesnel dünyanın bir görüntüsü olarak değil de, özel bir öğe olarak aldığında, diğer bir deyişle materyalizmden ödün verdiğinde, benliğini fideizme kaptırırsın. Sonra duyular hiç kimsenin duyuları olur, us hiç kimsenin usu, ruh hiç kimsenin ruhu, istenç hiç kimsenin istenci olur."

    Bu satırlar, Lenin'in büyük bir korkuyla fark ettiği ve hem kendi kafasından hem de "yoldaş"larının kafalarından silmek istediği bu gerçeğin, materyalistleri ne kadar tedirgin ettiğini göstermekte. Ancak günümüz materyalistleri Lenin'den daha da büyük bir tedirginlik içindedirler; çünkü bu gerçek bundan 100 yıl öncesine göre çok daha açık, kesin ve güçlü bir biçimde ortaya konmaktadır. Geçmişte bir felsefe veya bir yorum olarak düşünülen bu konu, tüm dünya tarihinde ilk kez bu kadar karşı konulamaz bir biçimde ve bilimsel bulgulara dayanılarak anlatılmaktadır.

    Bilim yazarı Lincoln Barnett, bu konunun sadece "sezilmesinin" bile materyalist bilim adamlarını korku ve endişeye sürüklediğini şöyle belirtmektedir: "Filozoflar tüm nesnel gerçekleri algıların bir gölge dünyası haline getirirken, bilim adamları insan duyularının sınırlarını korku ve endişe ile sezdiler." (Lincoln Barnett, "Evren ve Einstein", Varlık Yayınları, 1980, s. 17–18)

    Ülkemizde ve tüm dünyada, bu konu ile karşı karşıya gelen her materyalistte bu "korku ve endişe" çok güçlü olarak görülmektedir. Örneğin ülkemizde, felsefelerinin sözde temeli olan evrim teorisinin bilimsel yönden çökertilmesiyle zaten ciddi bir şok yaşamakta olan materyalistler, şimdi de Darwinizm'den çok daha önemli bir dayanaklarını, bizzat maddenin kendisini kaybettiklerini anlamaya başlamışlardır. Bu nedenle, konunun önemine dikkat çekip, bu konunun kendileri açısından "en büyük tehlike" olduğundan, kendi "kültürel dokularını tamamen yıktığından" söz etmektedirler. Aslında bu durum, Allah'ın Kuran'da inananlara bildirdiği bir vaadinin de tecellisidir.

    Hakkın ortaya çıktığı yerde batıl olan fikirler daima yok olmaya mahkumdur. Ayetlerde şöyle buyrulur:

    "De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur." (İsra Suresi, 81)

    "Hayır, Biz hakkı batılın üstüne fırlatırız, o da onun beynini darmadağın eder. Bir de bakarsın ki, o, yok olup gitmiştir. (Allah'a karşı) Nitelendiregeldiklerinizden dolayı eyvahlar size." (Enbiya Suresi, 18)

    Maddenin de mutlak olduğunu kabul ederek Allah'ın varlığını inkar eden ve bu tür yüzeysel ve anlayışsız mantıklarla insanların da inkar etmeleri için çaba harcayan bu kişiler, günümüzde en büyük dayanaklarının yıkıldığına şahit olmaktadırlar. Burada anlatılan gerçek, felsefelerini temelden yıkıp atmakta, üzerinde tartışmaya dahi imkan bırakmamaktadır. Tüm düşüncelerini, hayatlarını, kibirlerini ve inkarlarını üzerine bina ettikleri madde, ellerinden bir çırpıda uçup gitmiştir. 21. yüzyıl, bu gerçeğin tüm insanlar arasında yayılacağı, materyalizmin ise yeryüzünden silineceği tarihi bir dönüm noktasıdır. Bu gerçeği görebilen insanların, geçmişte neye inandıkları, neyi niçin savundukları hiç önemli değildir. Önemli olan, gerçeği gördükten sonra, buna direnmemek, ölümle birlikte zaten apaçık anlaşılacak olan bu gerçeği geç olmadan anlamaktır. Unutmamak gerekir ki, gerçeklerden kaçılmaz.
  2. izafet uye

    izafet uye Misafir

    Cevap: Matrix Felsefesi ve Gerçek Nedir?

    ...
    Gerçek elbet sizi bulur.Onu hazımsayabilecekmisiniz??
  3. selam74

    selam74 Member

    Mesajlar:
    136
    Aldığı Beğeni:
    5
    Ödül Puanları:
    18
    Cevap: Matrix Felsefesi ve Gerçek Nedir?

    onca uzun yazı yazmışsın ama gerci emegine saygı duyuyorum uzun yazıları okumak sıkar adamı kısa bişey yazsan olmaz mıydı koymuşum madrixsi rafa ne edeyim bizim cüneyt arkınımız var kadir inanırımız var hahahah
  4. izafet uye

    izafet uye Misafir

    Cevap: Matrix Felsefesi ve Gerçek Nedir?

    selam74 bu kadar dar bakabilmen inanılmaz etkiledi beni bu bir! İkincisi ise uzun yazı sıkması mevzusu, bilgilenmen için uzun okuman yorulman düşünmen için uzun bir yeri koşman gerekli.Üçüncüsü ise muhalefet etmek istemezdim ama gerçek bu :)
  5. Misafir

    Misafir Misafir

    Cevap: Matrix Felsefesi ve Gerçek Nedir?

    algılayamadıgımız birşey o şeyin yok oldugu anlamına gelmez ancak olmayan birşeyinde olmadıgının ispatı istenemez ,kesin olarak madde vardır ve algılarımızdan bağımsızdır aynı maddeyi farklı algılaya biliriz ama bu maddenin varlıgı için bir tehdit oluşturmaz herşey benim için yartılmıştır düşüncesinden sıyrıldıgınızda maddenin varol dugunu göreceksiniz
  6. $hady

    $hady New Member

    Mesajlar:
    13
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    Cevap: Matrix Felsefesi ve Gerçek Nedir?

    farkındalık denen bir kavram var. bunu materyalizmle açıklayamayız. ha farkındalık beyinin bir fonskiyonudur dersek gerçekten yalnızca kendimizi kandırmış oluruz.
  7. ByEssence

    ByEssence New Member

    Mesajlar:
    13
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    Cevap: Matrix Felsefesi ve Gerçek Nedir?

    mantıklı gelior
  8. cengizylmz

    cengizylmz Misafir

    Cevap: Matrix Felsefesi ve Gerçek Nedir?

    Bence matrix sanal dunyanin gercek hayatimiza etkisinin nekadar buyuk oldugunu gosteren bir anlam tasiyor. Sanallasan dunyamizda herseyin teknolojiyle bagimli hale gelmesi ve savaslarin teknolojik yapildigini gordugumuzde, matrix in neyi anlattigi biraz daha anlam kazaniyor. Bugun buyuk sirketlerin bilgisayar sistemini cokertmenin onLara nekadar zarar verdigini goruyoruz. Savaslar eskiden topla tufekle oluyordu bugun yine silahlarla savas yapiliyor fakat savasi teknolojiyi iyi kullananlar kzaniyor.
  9. Misafir

    Misafir Misafir

    Cevap: Matrix Felsefesi ve Gerçek Nedir?

    what is matrix ulan?

Sayfayı Paylaş