Merzifonlu Kara Mustafa Paşa

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve h3LL_s3xY tarafından 29 Ekim 2006 başlatılmıştır.

  1. h3LL_s3xY
    Offline

    h3LL_s3xY Well-Known Member

    • Platin Üye
    Mesajlar:
    5.250
    Aldığı Beğeni:
    250
    Ödül Puanları:
    83
    Merzifonlu Kara Mustafa Paşa

    Türk olup Merzifonlu Oruç Bey adında bir tımarlı sipahinin oğludur ve 1044H.-1634M. senesinde Merzifon'un 1.5 kilometre doğusundaki Marince köyünde doğmuştur. Kara Mustafa'nın babası Oruç Bey 1048 H. - 1639 M.'da Bağdat kuşatması sırasında şehid olması üzerine Merzifonlu Kara Mustafa, babasının dostu olan Köprülü Mehmet Paşa'nın himayesinde ve kendisiyle yaşıt olan Köprülü Fazıl Ahmet Paşa ile beraber büyümüş tahsil görmüş ve sonra Köprülü'nün kızını almıştır.

    Köprülü Mehmet Paşa vezir-i âzam olunca Merzifonlu Kara Mustafa'yı telhisçi (Telhisci: vezir-i âzam veya vekili tarafından pâdişâha takdim edilmek üzere saraya gidecek evrakı götüren memur.) yapmış ve Erdel seferinde Yanova kalesinin zabtını bununla pâdişâha bildirmesi üzerine Kara Mustafa Ağa ikinci imrahorluğa terfi etmiş (1068 Zilhicce 3 ve 1658 Eylül 2) ve 1.5 sene sonra da iki tuğla yani beylerbeyi rütbesiyle Silistre beylerbeyi (1070 Cemaziyelevvel ve 1660 Mart) ve bir sene sonra da vezirlikle Diyarbakır valisi olmuştur.

    Köprülü Fazıl Ahmet Paşa sadrâzam olur olmaz eniştesi Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'yı kaptan paşalığa tayin ettirmiş (1072 Cemaziyelevvel ve 1661 Aralık) ve evvelki Kaptân-ı derya Abdülkadir Paşa, babası ve dedesinin arpalığı olan Rodos sancağına gönderilmiştir. Sadrâzam Köprülü Fazıl Ahmet Paşa Avusturya seferine serdar-ı ekrem tayin edilince Kaptan paşalık üzerinde kalmak üzerce Merzifonlu Kara Mustafa Paşa sadaret kaymakamı tayin edildi (1073 Ramazan ve 1663 Nisan) ve vezir-i âzamin 1665'te seferden dönüşü üzerine yine asıl vazifesi olan kaptan paşalığa döndü.


    Köprülü Fazıl Ahmet Paşa'nın 1076H.-1665M.de Girit seferine serdar tayin edilmesi üzerine Merzifonlu Kara Mustafa Paşa sadaret kaymakamı olup Kaptân-ı deryalık da vezir Kaplan Mustafa Paşa'ya verildi; bu vazifesi vezir-i âzamın 1081 H.-1670 M. de Edirne'ye dönüşüne kadar devam etti ve sonra üçüncü vezir olarak divanda kaldı; vezir-i âzamın Lehistan seferine serdar olması üzerine yine sadaret kaymakamı oldu.

    Köprülü Fazıl Ahmet Paşa'nın 1087 H.-1676 M. de vefatı üzerine mühr-i hümâyun, Kara Mustafa Paşa'ya verildi; sadaret kaymakamı sıfatıyla hükümet işlerini uzun seneler gördüğü için işlerde bir aksaklık olmadı; kendisi şöhrete hırslı olduğundan kayınpederi ve kayın biraderi gibi ün almak istiyordu. Bu yüzden ve hiç yoktan Avusturya seferini açtı.

    Viyana bozgununu müteakip Belgrad'a döndükten sonra îdam edildi (1095 Muharrem 6 ve 1683 Aralık 25); başı Edirne'de Sarıca Paşa Camii hazinesindedir.

    Merzifonî Kara Mustafa Paşa zeki, idaresi iyi, azim sahibi, işten anlar değerli bir devlet adamı olmakla beraber paraya hırslı, asabi, kendisini beğenmiş ve kinci olduğundan bu halleriyle epey düşman kazanmıştı; bilhassa kızlar ağası Yusuf Ağa ile büyük imrahur Boşnak Sarı Süleyman Ağa -ki sonradan vezir-i azam olmuştur- baş düşmanı olup bu iki şahıs, Kara Mustafa Paşa'nın yetiştirdiği sadaret kaymakamı Kara İbrahim Paşa'yı sadaret vadiyle efendisi aleyhine tahrik ile Merzifonlu'nun katline hatt-ı hümayun almışlardır.

    İncelenen olaylara, gerek Türk ve gerek yabancı kaynaklara göre Merzifonlu Kara Mustafa Paşa otorite sahibi olup sevk ve idare kabiliyeti ile bozgunu durdurup felâketi önleyecek kudrette idi. Hattâ Budin valisi ihtiyar vezir İbrahim Paşa'yı katledeceği esnada İbrahim Paşa:
    -"Bu adam benim düşmanım olup bir an evvel beni öldürmek istiyor; lâkin bu ana kadar devletin ekmeğiyle yetiştiğim için pâdişâhımızdan rica ederim ki başarısızlık kabahatiyle vezir-i âzamı öldürmeyerek bu işin hüsn-i suret bulmasını yine ona bıraksın, bundan gayrisi bu işin üstesinden gelemez" sözleriyle düşmanı olan Kara Mustafa Paşa'nın ehliyetini beyan etmiştir. Filhakika Kara Mustafa Paşa'dan sonra yerine gelen serdarların ehliyetsizlikleri mağlûbiyetin senelerce devamına ve düşmanın Balkanlar'a sarkmasına sebep olmuştur. Sadareti 7.5 sene olup ölümünde 50 yaşında idi.

    İstanbul'da Galata ve Yedikule dışında birer mescidi ile Merzifon'da cami, bedesten ve çok sayıda çeşmeler yaptırmıştır. Çarşıkapısı'ndaki medrese, mescid, mektep, sebil ve medrese talebesi için olan kütüphane vefatından sonra (1095 H.-1684 M.) ikmal edilmiştir. Süleymaniye Camii civarında Kepenekçi Sinan Camii yakınında kendi sarayının altında bir çeşmesi ve Topkapı dışında köşkü vardı; Eyub'da Bahariye'de Taşlıklıkburun mevkiindeki yalı buna aitti (Abdi tarihi, s. 64). Kayseri civarında eşkiya yatağı olan İncesu denilen mahalli kendisine temlik ettirip cami, hamam, medrese yaptırdıktan sonra muhafız tayin ederek o tarafların asayişini temin etmiştir.

    Kara Mustafa Paşa'nın ölümünden sonra 1095 Safer tarihli fermanla Süleymaniye'deki sarayı ile Eyüp'teki bahçesi ve Edirne'deki sarayını ve Timurtaşhaki çiftlikten maada Rumeli ve Anadolu'daki çiftlik emlâk ve akarı padişah'ın hatt-ı hümayunu ile evlâdına ihsan olunmuştur.

    Kara Mustafa Paşa'nın oğlu Ali Paşa'ya Maktul-zâde denilnektedir, kızı Fatma Hanım, İbrahim Paşazâde Mehmed'in zevcesi olup bu izdivaçtan Kaymak Mustafa Paşa doğmuştur. Kaymak Mustafa Paşa, vezir-i âzam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa'nın damadı idi.

Sayfayı Paylaş