Mustafa Kemal Atatürk

Konusu 'Biyografiler' forumundadır ve Router tarafından 8 Nisan 2006 başlatılmıştır.

  1. ulu

    ulu Member

    Mesajlar:
    169
    Aldığı Beğeni:
    10
    Ödül Puanları:
    18
    paylaşım için saol
     
  2. ebru2812

    ebru2812 Member

    Mesajlar:
    156
    Aldığı Beğeni:
    12
    Ödül Puanları:
    18
    gÜzel Bİ PaylaŞim TeŞekkÜrler...
     
  3. D.E.R.T

    D.E.R.T Member

    Mesajlar:
    137
    Aldığı Beğeni:
    7
    Ödül Puanları:
    18
    ATATÜRK’ÜN ÇOCUKLUK YILLARI

    Atatürk, Selanik’te 1881 yılında Müslüman, Türkçe konuşan, orta sınıfa yakın bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi.
    Atatürk’ün, orta sınıfın alt katmanına mensup babası Ali Rıza Efendi, küçük bir devlet memuruydu. Ali Rıza’nın babası Ahmet ise Hafız Ahmet Efendi olarak tanınıyordu. “Hafız” unvanı, Kuran’ı ezbere bildiğini gösterirken, oğlunun da kullandığı “Efendi” unvanı her ikisinin de eğitimli olduğuna işaret ediyordu.
    Ali Rıza Efendi’nin kendisinden 20 yaş küçük karısının adı Zübeyde idi ve babası Sofuzade Feyzullah Ağa, Selanik’in doğusundaki küçük Langaza kasabasında çiftçilik ve ticaret yaparak yaşamını sürdürüyordu. Gerçi ağa unvanı toprak sahipleri için kullanılmaktaydı, ama Feyzullah Ağa’nın pek toprağı olduğu söylenemezdi. Belki de uzakta yaşayan toprak sahipleri adına kâhyalık yapıyordu. Langaza yakınlarında bir çiftlik işleten oğlu Hüseyin Ağa’nın durumu da aynıydı.
    Feyzullah Ağa’nın ailesi Vodina kenti yakınlarından gelmişti. Dindar bir ailenin oğlu anlamındaki Sofuzade soyadı Zübeyde ile Ali Rıza’nın atalarının birbirine benzediğini gösteriyor. Atatürk’ün uzak bir akrabası ve sonraları yaveri olan Salih Bozok’un oğlu Cemil Bozok, hem Ali Rıza hem de Zübeyde’nin ailesiyle akraba olduklarını iddia etmiştir. Bunun anlamı Atatürk’ün babasıyla annesinin aralarında da akrabalık bağları olduğudur. Ayrıca Cemil Bozok, baba tarafından dedesi Sefer Efendi’nin Arnavut kökenli olduğunu da söylemektedir. Bu bilgi Atatürk’ün de etnik kökeniyle ilgili olabilir.
    Atatürk’ün annesi, babası ve bütün akrabalarının anadil olarak Türkçe konuşmaları atalarının hiç değilse bazılarının Türkiye’den gelmiş olduğunu gösteriyor. Çünkü bu yörede Türkiye ile hiçbir etnik bağı olmayan Arnavut ve Slav kökenli Müslümanlar en azından kendi topraklarında yaşarken Arnavutça, Bulgarca ya da Sırp-Hırvatça konuşurlardı. Yine de Atatürk görünüm olarak yerel Arnavutlara ve Sırplara benziyordu. Tıpkı annesi gibi mavi gözlü ve sarı saçlıydı. Baba tarafından dedesinin lakabının “Kırmızı” olması, onun da sarı saçlı olduğunu gösteriyordu.
    Yenikapı’daki aile evinde Zübeyde Hanım’ın Fatma, Ömer ve Ahmet adında üç çocuğu dünyaya geldi. Dördüncü çocuğu olan Mustafa’nın da (Atatürk) bu evde doğmuş olması mümkündür. Fatma bebekken öldü. Kızının ölümünden kısa bir süre sonra Ali Rıza Efendi Yunan sınırında Çayağzı ya da Papaz Köprüsü adıyla bilinen gümrük kapısına atandı. Anlatıldığına göre maaşı 3 altım lira ya da 300 gümüş kuruştu. Oldukça yüksek bir maaş sayılırdı, yirmi yıl kadar sonra genç bir teğmen olan Salih (Bozok) 337,5 kuruş maaş alıyordu.
    Babası öldüğünde küçük bir çocuk olan Atatürk’ün kız kardeşi Makbule’ye göre, Ali Rıza Efendi görevinden istifa ettikten sonra kereste almak için sınıra sık sık gitmiş ama yerel Yunanlı eşkıyanın akıl almaz rüşvetler istediğini ve parayı alamayınca, keresteleri ateşe verdiklerini görmüş. Anlaşılan, Ali Rıza Efendi sınırda uzun süre kalmamış ve ailesini de götürmemiştir. Gümrük memuru olarak yaptığı yolculuklar sırasında kereste alıp satmış ama ilk başarıları ardından, keresteleri kendileri için isteyen yöre insanlarıyla (köylü ya da eşkıya) başı derde girmiş olmalı. Anlatılanlara göre Selanik’te Ali Paşa adlı bir üst düzey görevliye durumdan şikâyet edince, Paşa ona başka bir iş yapmasını önermiş.
    Mustafa’dan sonra Zübeyde Hanım iki kız dünyaya getirdi ve büyük kızı Makbule hayatta kalırken ikinci kızı Naciye yaşamını yitirdi. Yani Zübeyde Hanım’ın ilk evliliğinden olma altı çocuğundan yalnızca ikisi yaşayabildi.
    Ali Rıza Efendi 47 yaşında öldüğünde, Mustafa 7 ya da 8 yaşındaydı. Dul eşi kocasının ölümüne işlerinin bozulmasının neden olduğunu düşünüyordu. “Merhum son günlerde işinin fena gitmesinden müteessir oldu. Kendisini salıverdi. Daha sonra da derviş meşrep bir hal alarak eridi, gitti. Kocamın hastalığı ilerledi, artık yaşayamazdı. Ben dul kaldığım zaman 27 yaşında bir bayandım, bana iki mecidiye, (kırk kuruş) dul maaşı bağladılar”
    Ali Rıza Efendi’nin hastalığına içkinin etkisiyle şiddetlenen “bağırsak iltihabı” tanısı kondu. Aile gelenekleri, onu başarısız bir insan saymıştır.
    “Çocukluğuma dair ilk hatırladığım şey mektebe gitmek meselesine dairdir. Bundan dolayı annemle babam arasında şiddetli bir mücadele vardı. Annem, ilahilerle mektebe başlamamı ve mahalle mektebine gitmemi istiyordu. Rüsumatta memur olan babam, o zaman yeni açılan Şemsi Efendi’nin Mektebi’ne devam etmemi ve yeni usul üzerine okumama taraftardı. Nihayet babam işi mahirane bir surette halletti. Evvela merasim-i mutade [alışılmış törenler] ile mahalle mektebine başladım. Bu suretle annemin gönlü yapılmış oldu. Birkaç gün sonra da mahalle mektebinden çıktım, Şemsi Efendi’nin Mektebine kaydedildim.”
    Atatürk’ün sözünü ettiği okula başlama töreninde mahalle mektebine başlayacak olan çocuklar sıraya dizilir ve en öne Kuran dersi verecek hoca geçerdi. Çocuğun ezberleyeceği Kuran’ın cüz’ü ile sayfaların yerleştirileceği rahle baş üzerinde taşınırken dualar okunurdu. Oğlu için bu törenin yapılması Zübeyde Hanım’ın vicdanını rahatlattığı gibi, mahalle halkının beklentilerine de yanıt verip geleneklerine bağlı Müslüman bir aile olduklarını kanıtlaması sağlanmıştı. Lucy Garnett, Şemsi Efendi’nin, mensup olduğu topluluktaki kızları eğitmek için bu okulu açan biri olduğunu söylüyor. Yeni okulda kızlara okuma, yazma ve aritmetiğin yanı sıra nakış dersleri de veriliyordu. “Yine de müdür ‘yetişkin genç hanımlara ’oranla, küçük öğrencilerden daha fazla başarı bekliyordu.”
    Okulun en küçüklerinden biri olan Mustafa burada fazla okuyamadı. 7 ya da 8 yaşındayken babası ölünce, annesi çocuklarıyla birlikte Selanik’in doğusunda, çoğunlukla Müslümanların yaşadığı Langaza yakınındaki Rapla’da üvey kardeşi Hüseyin Ağa’nın çiftliğine taşındı. Kız kardeşi Makbule ile paylaştığı kır yaşamını Atatürk özlemle anımsardı. İki çocuğa bakla tarlasında kargaları kovalamak görevi verilmişti; sürekli birlikte oyun oynuyorlardı ve bir keresinde, küçük Mustafa kız kardeşinin kafasını yoğurt kâsesine sokmuştur.
    Bu okul da başarı kazanmasını sağlayamadı. Bir gün, adı Kaynak Hafız olan ve bu adı pek hak etmeyen öğretmeni, bir sınıf arkadaşıyla tartıştığı için Mustafa’yı dövdü. Selanik’teki ailenin en yaşlısı olan anneannesi modern okula gitmesini istemediği torununu bu okuldan aldı.
    Zübeyde Hanım oğlunu nazik utangaç, herkes tarafından sevilen bir çocuk olarak anlatmıştı. Atatürk’ün gururlu yönü daha küçükken fak ediliyordu; utangaçlığını ise ancak birlikte çalışanlar görebiliyordu.
    Bu anda Selanik’e dönmüş olan Zübeyde Hanım tek oğlunun bu tehlikeli mesleğe atılmasına karşı çıkıp caydırmak için elinden geleni yapmıştı. Atatürk’ün anlattığına göre, okulun giriş sınavına annesine haber vermeden katılmış. Sınavı kazanınca da annesinin onay vermekten başka yapacağı bir şey kalmamış.
    Daha sonraki meslek yaşamında olduğu gibi çocukluğunda da Atatürk yaptığı seçimlerde yalnız değildi. Ama yetenekleri kendine özgüydü.
     
  4. TRCHN

    TRCHN New Member

    Mesajlar:
    9
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    paylaşım için sağol
     
  5. komerkez

    komerkez New Member

    Mesajlar:
    8
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    paylasım için ty :)
     
  6. orange1453

    orange1453 New Member

    Mesajlar:
    16
    Aldığı Beğeni:
    1
    Ödül Puanları:
    3
    çok gerekliydi canım
     
  7. Sorry

    Sorry Member

    Mesajlar:
    134
    Aldığı Beğeni:
    7
    Ödül Puanları:
    18
    Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, Paylaşım İçin Teşekkürler .
     
  8. last zany

    last zany Member

    Mesajlar:
    99
    Aldığı Beğeni:
    8
    Ödül Puanları:
    8
    Atatürk Kurtuluş savaşını kazanıp Cumhurbaşkanı olduğu zaman henüz açık olan tekke ve zaviyelerden olan istanbul mason tarikatından yüksek kademeden kişiler kendisini ziyarete gelirler ve kendisine bu tarikata dahil olmayı teklif ederler (bilindiği gibi masonların başı en büyük üstat adıyla anılır ve sözü kanundur tarihtede pek çok ünlü mason olarak anılır mesela Amerikanın ilk başbakanı,Newton,Leonardo da vinci vs vs vs gibi)

    Atatürk ise onları huzurundan halkım beni kahraman yaptı ben sizin başınızdaki kişiye uşaklık edecek adammıyım ki onun karşısında el pençe durayım diyerek kovar ardındanda tüm mason localarını kapattırır ve yasaklar bunun üzerine masonlar Atatürk adını tarihten sileceklerine dair yemin ederler.İşte bu yüzden masonlar ATATÜRK 'ü sevmezler.

    O yüzden tarihte onun başardığını başaran başka bir büyük olmamasına rağmen adı dünyada anılmaz biyografisi bile yapılmaz bu işe kalkışanlar tehdit edilir bunun gerisinde masonlar vardır avrupa ve amerika onu yok saymaya çalışır eh amerikayı masonların kurduğu avrupada da pek çok mason olduğuna göre bunun nedeninin anlamak hiç zor değil

    Lakin Türk halkından onun adını bunca sene silmeyi başaramadılar bugüne kadar bugün dönen dolaplar kemalizmi yıkma çabaları hep bunun sonucundadır oysaki bunu başaramazlar herşeyimiz yabancılara verebiliriz ama ATATÜRK bizim yıkılmaz belkide tek kalemizdir
    o var olduğu müddetçe Türkiyede var olacaktır
     
  9. denizyücel

    denizyücel Member

    Mesajlar:
    34
    Aldığı Beğeni:
    1
    Ödül Puanları:
    8
    teşekkürler anlamlı bir paylaşım
     
  10. enes_764

    enes_764 New Member

    Mesajlar:
    3
    Aldığı Beğeni:
    1
    Ödül Puanları:
    3
    çok teşekkür ederim bildiklerini bizimle paylaştığın için
     
  11. carbon_xxx

    carbon_xxx Member

    Mesajlar:
    31
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    6
    Paylaşım İçin Thanks
     
  12. berkfenerium

    berkfenerium New Member

    Mesajlar:
    4
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    paylaşım için tşk
     
  13. mustafaatasoy

    mustafaatasoy New Member

    Mesajlar:
    26
    Aldığı Beğeni:
    1
    Ödül Puanları:
    3
    Atam izindeyiz..
     
  14. black_leo

    black_leo Member

    Mesajlar:
    31
    Aldığı Beğeni:
    2
    Ödül Puanları:
    8
    paylaşım için tşekkürler..
    eyw..
     
  15. Yebeni

    Yebeni New Member

    Mesajlar:
    29
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    emegine saglık teşekurler
     
  16. yarim yarim

    yarim yarim Member

    Mesajlar:
    72
    Aldığı Beğeni:
    11
    Ödül Puanları:
    8
    Cevap: Mustafa Kemal Atatürk

    saol cnm ilk okuldan beri görüyoz hayatını:D
     
  17. MacoS_X

    MacoS_X Member

    Mesajlar:
    247
    Aldığı Beğeni:
    13
    Ödül Puanları:
    18
    Cevap: Mustafa Kemal Atatürk

    paylaşım için saol
     
  18. Joe Black

    Joe Black '

    Mesajlar:
    2.261
    Aldığı Beğeni:
    61
    Ödül Puanları:
    48
    Cevap: Mustafa Kemal Atatürk

    Dünyanın gözünü diktiği Türk..Dünyanın gözünü oyan Türk ;) Rahat içinde uyuyasın Başkomutanım..
     
  19. sil baştan...

    sil baştan... New Member

    Mesajlar:
    22
    Aldığı Beğeni:
    1
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Mustafa Kemal Atatürk

    emeğne sağülık
     
  20. Angela_

    Angela_ Member

    Mesajlar:
    126
    Aldığı Beğeni:
    5
    Ödül Puanları:
    18
    Cevap: Mustafa Kemal Atatürk

    Aşık olunası insan..
    Büyük önder..
    Herşeyiyle hayranlık uyandıran bünye..
     

Sayfayı Paylaş