Mutlu ve sağlıklı yaşlanmanın sırları

Konusu 'Sağlık' forumundadır ve İLKNUR_1903 tarafından 17 Şubat 2006 başlatılmıştır.

  1. İLKNUR_1903
    Online

    İLKNUR_1903 Misafir

    Mutlu ve sağlıklı yaşlanmanın sırları
    Sağlıklı ve mutlu bir yaşlılık geçirmek, kişinin kendi elinde. Yaşlılık yalnızca "yıpratıcı bir sürecin sonunda yaşamın son bulması" anlamına gelmiyor, yaşlanmak "doğal ve evrensel bir süreç" olarak kabul ediliyor. Platin kuşak (85 yaş ve üzeri), altın kuşak (75-84 yaş), gümüş kuşak (65-74 yaş) ve bronz kuşak (60-64 yaş) olarak dönemlere ayrılan yaşlılığı erkenden başlatan etmenler ise; beslenme bozuklukları, kas ve eklem sorunları, egzersiz yetersizliği, kolesterol yüksekliği, yoğun stres ve bunaltı, hipertansiyon, diyabet, damar sertliği gibi hastalıklar ile sigara, alkol ve madde bağımlılığı, uyku problemleri, karaciğer ve böbrek yetmezliği olarak sıralanabiliyor.

    Uzmanlara göre, olumlu ve olumsuz yanları olmasına rağmen yaşlılık, yalnızca yıpratıcı bir sürecin sonunda yaşamın son bulması manasına gelmiyor. Uzmanlar, yaşlanmanın doğal ve evrensel bir süreç olduğunu kabul ederek, Thomas Dekker'in 'Yaş da sevgi gibidir, saklanamaz' sözlerine kulak verilmesini tavsiye ediyor. Yaşlılık sözcüğü, yaşam süresinin geç dönemindeki gelişmenin devamıyla birlikte kişideki değişimleri anlatıyor. Yaşlılık, yaşam konusunda kayıpların ve çöküşün görüldüğü, yaşamın son dönemidir. Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) tanımına göre yaşlılık, "Çevresel faktörlere uyum sağlayabilme yeteneğinin azalmasıdır." Yaşlı hastalar, bağımsız bir yaşam için doktorların yeteneğine bağımlı kişilerdir. Bunun yanında yaşlı kişiler, yaşamları boyunca öyle çok deneyime sahip olurlar ki, bazen kendi sorunlarına çok iyi ve bilinçli yaklaşabilmektedirler. Yaşlanmanın ne zaman başlayacağı konusunda net bir sınır vermek çok mümkün değildir. Ancak yapılan bilimsel sınıflama şöyledir:

    "Orta Yaşlılık: 40 ile 64 yaş arasını kapsar. Bu dönemde işlevsel kayıplar sıklıkla, gençlik dönemiyle karşılaştırılınca yüzde 10 ile 30 arasındadır.
    Yaşlılık: 65 ile 74 yaş arasını kapsayan bu dönem, sıklıkla emekliliği takip eden bir dönemdir.

    İleri Yaşlılık: 75 ile 84 yaş arasını içeren bu dönemde sıklıkla işlevsel kayıplar gözlenir; ama kişi genellikle başkalarına bağımlı olmadan yaşamını sürdürebilir.
    Çok İleri Yaşlılık: 85 yaş ve üzerini içeren bu dönemdeki kişiler özel bakıma, özel evlere veya yardımcıya ihtiyaç duyarlar."

    Yaşlılık dönemi, platin kuşak (85 yaş ve üzeri), altın kuşak (75-84 yaş), gümüş kuşak (65-74 yaş), bronz kuşak (60-64 yaş) olarak da sınıflandırılmaktadır.
    Erken yaşlanma nedenleri ise beslenme bozuklukları, kas ve eklem sorunları, egzersiz yetersizliği, kolesterol yüksekliği, yoğun stres ve bunaltı, hipertansiyon, diyabet, damar sertliği gibi hastalıklar, sigara, alkol ve madde bağımlılığı, uyku problemleri, karaciğer ve böbrek yetmezliği olarak sıralanmaktadır.

    YAŞLILIK BELİRTİLERİ VE YAŞLILIKTA SIK GÖRÜLEN HASTALIKLAR
    Yaşlılıkta vücut gücü ve direnci düşer. Damar hastalıkları 40 yaşın üzerindeki erkeklerde ve menopozdan sonra kadınlarda daha sık görüldüğü için, kalp krizinin neden olduğu ölümlerde artış görülür. "Bakımsız" bir kalp yaşlandıkça sağlığı ve yaşamı tehlikeye atar, "özenle bakılmış" bir kalp ise "bakımsız" yaşıtlarından çok daha sağlıklı işler. Kanser gibi "ölümcül" hastalıklara karşı direnç azalır. Bizi hastalıklara karşı koruyan sistemler daha düşük kapasiteyle işleyebilirler. Kısacası, bağışıklık sistemi zayıflar. Karaciğerin çalışma hızı yavaşlar. Kas gücü azalır. Yağsız kas kitlesi 40 yaşlarında azalmaya başlar ve azalmakta olan kasların yerini yağlar alır.
    65 yaşına gelene kadar kişi, kas gücünün yüzde 80'ini kaybedebilir. Omurga ve kemikler zayıflamaya başlar, özellikle kalça kemiğinin kırılma riskinin artması çok tehlikelidir. Ciltte kırışıklıklar ve sarkmalar, saç ve diş kaybı artar. Görme, duyma ve tat alma duyuları zayıflar. Zihinsel kapasite azalır. Yaşama isteği azalabilir veya tümüyle yok olabilir. Kalp damar hastalıkları, kanserler, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, felç, parkinson hastalığı, bunama (alzheimer hastalığı) ve kemik erimesi (osteoporoz), yaşlılıkta sık görülen hastalıklardır.

    En önemli kronik hastalık sebepleri ise; fiziksel egzersiz eksikliği, yüksek kan basıncı, yüksek kolesterol, şişmanlık, sigara ve alkol kullanımıdır. Bu sebeplerin çoğu, gençlikte atılan doğru adımlarla kontrol altına alınabilir.

    YAŞLILIKTA BAZI RUHSAL SIKINTILAR
    Yaşlılıkta görülen bazı ruhsal sıkıntılar ise şunlar:

    "Uyku bozuklukları: İleri yaştaki insanlar, fizyolojik olarak gençlere göre daha az uykuya ihtiyaç duyarlar. Ancak, fiziksel ve ruhsal hastalıklara bağlı olarak uyku süresinde artma ya da azalma olabilir.

    Öğrenme ve hatırlama güçlüğü: Yaşlanma, hafıza adı verilen karmaşık sistemin bazı kısımlarını daha fazla etkiler. Kişi, çocuklukta öğrendiklerini ve yaşadıklarını kolayca hatırlayabilirken, birkaç gün öncesinde yaşadıklarını hatırlamakta güçlük çeker.

    Depresyon: Her yaşta görülmesine karşın ileri yaşlarda en sık görülen ruhsal rahatsızlıktır.

    Bunaltı: Yaşlanmaya bağlı fiziksel yetersizlikler nedeniyle çevrenin yardımına gereksinim duymak, sosyal konumun sınırlanması nedeniyle daha yalnız ve çevreden uzak yaşama zorunluluğu, tedaviye az cevap veren hastalıkların ortaya çıkması, sevilen bir kişiyi kaybetme ya da kaybetme korkusu bunaltıya neden olur.
    Performans kaybı: Yaşa bağlı olarak sinir sistemi ve beyinde bazı değişiklikler oluşur. İleri yaşlarda dikkatte azalma, eşyaların isimlerini sözle ifade etmede yavaşlama, yeni bilgiler öğrenme ve önceden öğrenilenleri hatırlamada güçlükler ortaya çıkar. Vücut dayanıklılığında azalma ve reflekslerde yavaşlamaya fiziksel hastalıklar da eklendiğinde, sosyal becerilerde yetersizlikler yaşanır.

    Kişilik değişikliği ve alınganlık: Öfke, üzüntü, sevinç gibi duygusal tepkiler daha güçlü olarak yaşanır. Kimi zaman bazı uygunsuz konuşmalar, şakalar, davranışlar olabilir. İleri yaşlarda hem sosyal hem fiziksel alandaki kayıplar kişiyi daha duyarlı ve kırılgan hale getirir. Alınganlık, çevreyle uyumu bozan temel güçlüklerden birisidir.
    Bunama: Yaşlılarda sık görülen bir rahatsızlıktır. Kişinin bilinci yerinde olmasına rağmen bellekte zayıflama ve bazı zihinsel yeteneklerde azalma olur."

    YAŞLILIKTA KORUYUCU HİZMETLER
    Yaşlılıkta karşılaşılan sorunların azaltılması için yaşlılara yönelik bazı koruyucu önlemler alınmalıdır. Bu koruyucu hizmetler, kişiye ve çevreye yönelik olmak üzere iki ayrı grupta incelenebilir. Yaşlılıkta koruyucu hekimliğin temel ilkeleri, yalnızlıktan korunma, iş-uğraşı olanaklarının sağlanması, fiziksel etkinliklerin ve egzersizlerin sürdürülmesi, kazalardan korunma, ayak bakımı, sigaranın bırakılması, kanser taramaları, görme ve işitmenin korunması, aşılama programlarıdır. Yaşlılar ekonomik nedenlerle veya eğitimsizlik nedeniyle, diş sorunlarından dolayı veya mental bozukluklar sebebiyle yeterli beslenemeyebilirler. Bu nedenle beslenmelerine dikkat edilmelidir. Bir yakının kaybedilmesi, hastalık nedeniyle evden çıkamama ve hastaneye yatırılma, nöropsikiyatrik işlevlerde yitime neden olur, bu konuda dikkatli olunmalıdır.

    Kişiye yönelik koruyucu hizmetler; kanser ve şeker hastalığı gibi hastalıklara erken tanı konması, tansiyonun sık ölçülmesi ve kansızlığın araştırılmasıdır. Dışkı alışkanlığının değişimine dikkat edilmesi ve makattan kan gelmesi durumunda hemen doktora başvurulması da önemlidir.

    Yaşlı dostu uygulamalar ise çevreye yönelik koruyucu uygulamalardır. Bu uygulamalardan birkaçı; yaşlıların fiziksel kapasitelerini arttıracak aletler yapılması, kaldırımların alçaltılması ve yolların daha aydınlık hale getirilmesi, birinci basamak sağlık kuruluşu personelinin eğitilmesi, yaşlılara yönelik sosyal hizmetlerin geliştirilmesi, yaşlılara bakan ailelerin desteklenmesidir.

    Yaşlılıkta rehabilitasyon hizmetleri konusunda ise şunlara dikkat edilmelidir:

    Yardımcı aletlerin kullanılabilirliği artırılmalıdır. Protez, gözlük, baston gibi kullandığı aletlere yaşlının ulaşılabilmesi sağlanmalıdır. Düşmelere karşı önlem alınmalıdır. Yerdeki halılar kaldırılmalı, özellikle kaygan zemin ve eşikler konusunda tedbirli olunmalıdır. Ev içi aydınlatma düzenlenmelidir. Sindirim güçlüğü görülebileceği için sebze-meyve ağırlıklı hafif yiyecekler tercih edilmelidir. Bu nedenle beslenme düzenlenmelidir.

    Koruyucu önlemler ve rehabilitasyon hizmetleri sayesinde, yaşlılar için daha uzun ve nitelikli yaşam sağlanabilir. Ancak; sağlıklı ve mutlu bir yaşlılık dönemi geçirmek kişinin kendi elindedir.

    UZUN YAŞAMIN SIRRI
    İnsanoğlu yüzyıllardır uzun yaşam düşleri kurmakta ve arayışını sürdürmektedir. Uzmanlar, uzun yaşam için şu tavsiyelerde bulunuyor:
    "Öncelikle, çevreniz ile yakın ve canlı bir ilişki sürdürün. Yeniliklere karşı açık fikirli olun. Kişisel bilgilerinizi artırmak için istekli, başkalarına karşı ilgili olun. El, zihin ve diğer becerilerinizi sürekli kullanarak koruyun. Yaratıcı düşüncelerinizi geliştirmeye çalışın. Ayrıca, çok uzun yaşayacağınızı farz edin. İleri yaşlarınız en güzel yıllarınız olabilir. Bunu düşünerek planlar yapın. Kendinizi iyi hissetmenizi sağlayacak hobiler, uğraşılar bulun. Aileniz, dostlarınız ve arkadaşlarınızla ilişkinizi koparmayın, yaşamı paylaşın. Fiziksel olarak aktif olmaya çalışın. Bilinçli beslenin; sebze, meyve, süt ürünleri ve tahıl tüketmeyi, su içmeyi ihmal etmeyin. Sigara ve alkol gibi kötü alışkanlıkları bırakın. Yaşama olumlu, yapıcı ve esprili bir gözle bakmaya çalışın. Başarılı ve üretken kalabilmek için 'önce sağlık' ilkesini benimseyin, sağlık kontrollerinizi ihmal etmeyin. Kazalardan korunmak için, bir işi yapmanın en güvenli yolunu araştırın. Yapabileceklerinizi belirleyin, kendinizi zorlamayın. Sizde oluşabilecek değişiklikleri öngörün ve plan yapın. Evinizin düzenlenmesinde, alışverişlerinizde öncelikle kendi konforunuzu ve güvenliğinizi düşünün. Mali durumunuzu gözden geçirin ve gerekirse yardım isteyin. Her şeyi tek başınıza yaşamaya çalışmayın. Koşullar değişebilir, değişen koşullara uyum sağlamaya çalışın. Başkalarına yardımcı olabileceğiniz pek çok konu, size gereksinimi olan pek çok insan var. Bunun bilincinde olun. Dışarıda koskoca bir dünya var, farkında olun. Yaşlanmanın doğal ve evrensel bir süreç olduğunu kabul edin ve lütfen Thomas Dekker'in sözlerine kulak verin: Yaş da sevgi gibidir, saklanamaz."

Sayfayı Paylaş