Niyet hayır, akîbet hayır…

Konusu 'Dini sohbetler' forumundadır ve sienpi tarafından 13 Kasım 2008 başlatılmıştır.

  1. sienpi

    sienpi Well-Known Member

    Mesajlar:
    1.148
    Aldığı Beğeni:
    59
    Ödül Puanları:
    48
    Niyet hayır, akîbet hayır…



    Bir hayat kavgasıdır gidiyor, medya organları olumsuz haberlerle dolup taşıyor, 7’den 70’e herkesin izlediği medyada kavgalar, tartışmalar, iftiralar, hırsızlıklar, yolsuzluklar haberlerde ilk sıralarda yer alıyor.



    Neden durmadan korku, endişe, yalnızlık, yokluk pazarlanıyor?

    Peki neden bu kavgalar, bu haberler, kim kazanıyor bu olanlardan?

    Oyuna gelmemek gerek, umutsuzluk ve korku ile yaşamak, yaşarken ölmek demek,
    umutla sarılmalıyız hayata, inançla yaşamalıyız, doğru yolda, dürüstlükle, hayırlı ve iyi niyetlerle çalışmalıyız…

    Niyetiyle yol alıyor insan, kimi kalbiyle, kimi nefsiyle!

    Kimi Yaradan korkusuyla, kimisi menfaat arzusuyla!

    Kimisi doğruluk ve iyilikle, hayırla ilerliyor, dünya ve ahiret için iyilik ve güzellik diliyor…

    Kimisi kendini dev aynasında görüp, yalan, iftira, zulüm ve şeytanlıkla!
    İnsan, hayvan, bitki tüm canlılar rızkını arıyor durmadan…

    Kimine kolaylıkla geliyor, kimine zorluklarla ama netice rızkı veren Yaradan!
    Zamanını, yerini takdir edende O!

    İnsanın gönlü zengin olmaya görsün, en zenginleri bile cebinden çıkarır o zaman! Doğruluk ve sevgiyle, inançla yürüyünce insan, ne dağlar ne de padişahlar duramaz karşısında!

    Çünkü hak doğruyla beraber…

    Yaşadığımız bir günü gözden geçirince yaşadıktan sonra kısmet böyleymiş diyoruz ama yaşayana kadar nedense çoğu zaman isyan ediyoruz. Değer mi üzmeye, üzülmeye, kırmaya, kırılmaya?

    Hayatı kolaylaştırmak, birbirimize yardımcı olmak, paylaşmak sevmek, sevilmek varken, nefsimize zulmetmek niye?

    Neden rızık endişesiyle sevgileri, güzellikleri ve mutlulukları erteliyoruz?
    Yarının garantisi var mı?

    İbrahim Hakkı Hazretleri’nin Marifetname eserinde rızık konusu ne güzel dile getirilmiş;

    Alemde gizli, açık senin kısmetin olan elbette sana gelir. Kişinin gece gündüz durmadan istemesi, çok rızkın sebebi olmaz. Rızkına kanat eden zevk ehli, Rezzak ism-i şerifin ermişi olur. Seni yoktan var eden aç da bırakmaz. Başka kapılara muhtaç etmez. Yürü, var Hakk’a tevekkül et.
    Hâline sabredip tahammül et. Muhteşem bir köşkte rahat etmek ne hoştur.

    Hakk’ın verdiğine kanaat etmek de hoş Hikmet sahibi ve rızık dağıtıcı olan Mevlâ, hâlini bilir senin. Rızkını vaktinde sana teslim eder. Senin rızkın mala bağlı değildir. Başka yerden getirir rızkını O. Gözünü, gönlünü zengin kıl da kerem sahibi ol, aç gözlü fakir olma. Açlıktan korku çekme hiç, kulun velinimeti onu aç kor mu hiç? Ey daima diri ve yüce olan Mevlâ’mız, bizi rızık için perişan hâllere düşürme! Gönülde, ruhun gıdasını zikir ve ruhta hikmet kapısını açık kıl.

    iyibilgi.com

Sayfayı Paylaş