pet sahiplenmeyi düşünenler!!!

Konusu 'Hobileriniz' forumundadır ve Caradebebe tarafından 29 Şubat 2008 başlatılmıştır.

  1. Caradebebe

    Caradebebe Misafir

    İnternetten köpek sahibi olmak ister misiniz?

    Barınakta günden güne artan köpeklere bakmakta zorlanan belediyeye gönüllüler destek veriyor. Belediye ise sayıları sürekli artan köpekleri sahiplendirebilmek için çözüm arıyor.
    Bu amaçla “Evlat Edinme Kampanyası” başlatan Kadıköy Belediyesi internet sitesinde barınaktaki bir çok köpeğin fotoğrafları yayınlamaya başladı.
    Sahibinin bakamadığı için terkettiği “Kontes” de bunlardan bir tanesi. Altı yaşında bir kangal olan Kontes gibi bir çok cins köpeği evlat edinmek için “www.kadikoy.bel.tr” internet adresine girmeleri ve beğendikleri köpek için bir form doldurmaları gerekiyor.
    Başvurunun incelenmesinin ardından belediye görevlileri istenirse köpeği eve kadar kadar götürüp teslim ediyor.
    Köpek için başvuru : Geici Sayfa
    Kaynak : ntvmsnbc
     
  2. Caradebebe

    Caradebebe Misafir

    Lütfen Rottweıler Almayın

    ARC/ AKC standardına bakalım. Bunu okurken lütfen kaç kere “güçlü” kelimesinin geçtiğine bakar mısınız?
    Genel tanımda AKC standardı der ki:

    Alıntı:

    “İdeal rottweiler, orta büyüklükte, kuvvetli ve güçlü bir köpektir. Sağlam ve dayanıklı yapısı, büyük güç, çeviklik ve dayanıklılığa katkıda bulunur.”


    Şimdi direk buradan başlayalım. Hangi kelimeleri görüyoruz yukarıda? Kuvvetli, güçlü, büyük güç, çeviklik ve dayanıklılık. Sizce bu bütün gün yayılıp oturmaktan hoşlanan bir köpeği mi tarif ediyor? Gerçek güç ve çeviklik için üretilmiş bir köpek, kesinlikle bu izleri yönetecek enerjiye ve mizaca sahip olmalıdır ve bunları kullanması gerekmektedir. Yani bu köpekler etrafta oturup tüm haftayı hiç birşey yapmadan geçirip sonra hafta sonlarında “hafta sonu canavarı” olacak köpekler değildir.

    Alıntı:

    “Kemik ve kas kütlesi, onun görünüşünü destekleyecek yeterlilikte olmalı, ona çok güçlü bir görünüm vermelidir.”


    Orta büyüklükte, çok kuvvetli bir köpek... Bu çocuklarla bir başına gözetimsiz bırakılacak bir köpek DEĞİLDİR. Bu, yeterli eğitime sahip olmayan, güçsüz veya düşük enerjili kimseler tarafından yürütülecek bir köpek DEĞİLDİR. Bu, köpeğinin fiziksel üstünlükleri ile başa çıkabilecek gerekli ZİHİNSEL güce ve dayanıklılğa sahip olmayan insanların sahip olabileceği bir köpek DEĞİLDİR.

    Alıntı:

    “İfadesi, asil, tetikte ve kendine güvenlidir.”


    Kendine güvenli. Bir çok insanın kendine güveni yoktur veya kendinden emin değildir. Karar vermede şu mu olsa bu mu olsa der dururlar (tabi kendi başlarına bir karar verebilirlerse), ve bu şekilde yaşayarak da çevrelerindekilere de amaç ve hedeflerinde açık olamazlar. Bu tarz bir insan, kendine güveni tam olan bir köpeğe sahip olmamalıdır. Kendine güveni tam olan köpek, kendine güveni olmayan insan üzerinde çok ciddi avantajlara sahip olacaktır. Bu da kolaylıkla dominantlık sorunlarına ve evde potansiyel ısırılmalara neden olacaktır. Eğer güçlü bir beyne ve inanca sahip olabilecek yetide değilseniz, Rottweiler size göre DEĞİLDİR.

    Alıntı:

    Boyun – Güçlü ve oldukça adeleli


    “Yardım!!! , yürürken köpeğim beni çekiyor” Bunu kaç kere okumuşuzdur?? Bu köpek aslında yük arabası çekmek üzere üretilmiştir. Kelime nedir ? Yük arabası ÇEKMEK. Bunu yapabilmesi için, köpeğin orantısal olarak düzgün gelişmiş boyun omuz ve ön çeyreğe sahip olması gerekir. Güçlü ve oldukça adeleli boyun “çekmek” için üretilmiştir. Normal olarak da buna dair yoğun bir eğitim vermediğiniz sürece Rottweiler’ınız sizi tabii ki çekecektir. Eğer tasmasına asılıp sizi çekecek köpeklerden hoşlanmıyorsanız, Rottweiler size göre DEĞİLDİR.

    Alıntı:

    Ön Çeyrek – Bacakların gelişimi güçlüdür.... Bukağılıklar güçlü ve yaylıdır.


    Alıntı:

    Arka Çeyrek Kalçanın üst kısmı nispeten uzun, geniş ve oldukça kaslıdır... Alt kısmı ise uzun, geniş ve güçlüdür ve kalçanın birleşme noktasına doğru yoğun kas oluşumu vardır


    “Köpeğim herkesin üzerine zıplıyor.” E tabii ki! Zıplama, onların yetiştirilme sebebi. Ve standardın aslına dönersek: Sağlam ve dayanıklı yapısı, büyük güç, çeviklik ve dayanıklılığa katkıda bulunur. Çeviklik için yetiştirilmiş bir köpek, bir anda her yöne hareket etmek için yetiştirilmiş köpektir. Düzgün davranan bir Rottweiler’a sahip olmak için çok fazla zaman ve eğitime ihtiyaç vardır. Eğer genetik olarak daha sakin, daha az hareketli (ve sizin zamanınızın daha azına ihtiyaç duyan) bir köpek istiyorsanız, lütfen başka bir ırkı göz önünde bulundurun.

    Alıntı:

    Yürüyüş -- Rottweiler tırıs koşan köpektir. Hareketleri dengeli, ahenkli, kendinden emin ve engellenemez olmalı, güçlü ön adımlar ve kuvvetli arka bacaklarla sağlanmalıdır. Hareketler, zahmetsiz ve etkilidir..


    Rottweilerlar güçlü ve etkili hareket ederler. Bu yüzden, her gün oldukça fazla egzersize ihtiyaç duyarlar. HER GÜN Yağmur, çamur, kar, eşinizle kavga etmeniz, iş yerinde berbat bir gün geçirmeniz... Köpeğinize verdiğiniz bir SÖZ var. Eğer güçlü, aktif, zeki bir köpek istiyorsanız. Sahip olmanın ne demek olduğundan emin olmanız gerekmektedir.

    Alıntı:

    Mizacı – Evini ve ailesini korumak için kalıtımsal gelen bir arzusu vardır. Oldukça zor olan akıllı bir köpektir ve sahip olduğu yüksek uyum sağlama yeteneği ile güçlü iş yapma isteği onu hem arkadaş, hem koruma hem de çok amaçlı bir köpek yapmaktadır.


    Akıllı ve "güçlü iş yapma isteğine" sahip bir köpek evde oturup yayılacak bir köpek DEĞİLDİR. Bu, sürekli eğitim, iş, ilgi ve güçlü liderliğe ihtiyaç duyan bir köpektir.

    “Köpeğim evimi mahfediyor” “Papim, çocukları/ kedileri (her ne ise) kovalıyor”.. Bunu sürekli görüyoruz.. hergün neredeyse... Peki bilin bakalım neden? Çünkü bu zeki bir ırk, iş yapmak için üretilmiş... Eğer köpeğinize zihinsel ve fiziksel olarak HERGÜN egzersiz yaptırmazsanız, zararlı davranışlar görülecektir ve bunun beklenmesi gerekir. İş yapmak için üretilen bir köpeğin “prey drive”ı (av güdüsü) olacaktır. Prey Drive, avı kovalayıp/ yakalama (ve öldürme) isteğidir. Evet, işte bu yüzden papiler ve eğitimsiz köpekler hareket eden nesneleri kovalayacaklardır. Bundan vazgeçmesini sağlamaya çalışmak ise kendimizi EĞİTİME adamak ile gerçekleşir.

    Köpeğinize egzersiz yaptırmanız demek, onu çocuğunuzun okul aktivitelerine vs. ye götürmek demek değildir. Bu bire bir köpeğinizi dışarı çıkartmak ve ona odaklanarak ezgersiz yapabileceği zamanı vermek demektir. Bu zaman diliminde, itaat eğitimi seviyesinde eğitim de gerçekleşmelidir. GÜNLÜK OLARAK. Bu günlük hayatınızın planlanmış bir bölümü olmalıdır. Parkta aynı zamanda çocuklarınızın peşinden koşarken ya da arkadaşlarınızla muhabbet ederken yapacağınız bir aktivite değil. Köpeğe odaklanmış olarak...

    Rottweiler sahibi olurken, “görünüşünden” daha fazlası vardır. Böyle asil bir köpeğe sahip olacak kişinin, ne kadar vakti olduğu, zihinsel yeterliliği, ilgisi ve eğitime devam yetisi, egzersiz programı ve en önemlisi; köpeğin ne olması gerektiği konusunda dürüst olması gerekmektedir.

    Eğer; çekmek için yaratılmış, zıplamayı ve koşmayı seven, günlük egzersize ve sıkı eğitime ihtiyaç duyan, her zaman sizin otoritenizi sorgulayacak bir köpek istemiyorsanız, LÜTFEN Rottweiler ALMAYIN.

    Eğer; eğitimlere katılacak vaktiniz yoksa, köpek davranışları ve eğitimi üzerine kitap okuyacak vakit bulamayacaksanız, yakın çevrenizde eğitim verebilecek bir yer yoksa, LÜTFEN Rottweiler ALMAYIN.

    Beğendiniz özelliklere sahip bir çok ırk var: Kesik kuyruk, siyah/ kızıl renkler, kısa tüy, kalkıkolmayan kulaklar, kocaman kafa.. Eğer “herkesi seven” bir köpek istiyorsanız, Rottweiler size göre değildir. Eğer size meydan okuyacak, tanıştığı her yeni insanla veya köpekle iyi geçinemeyecek bir köpekle başa çıkamayacaksanız, LÜTFEN Rottweiler ALMAYIN.

    alıntı:rottforum
     
  3. forum_meleği

    forum_meleği Well-Known Member

    Mesajlar:
    2.651
    Aldığı Beğeni:
    129
    Ödül Puanları:
    63
    YAA BÖYLE DİYEREK BENİ KISKANDIRIYOSUN.ANNEMİ SIKIŞTIRMAM LAZIM.EVE KÖPEK ALALIM ARTIK YA.ONLAR EVİN NEŞESİ.
     
  4. Caradebebe

    Caradebebe Misafir

    kıskan valla onsuz bir hayat düşünemiorum, onu görmediğim zaman mutsuzum... o benim aldığım nefes oldu... canım kızım Herammm seni çok seviorum tatlı kısımmmmmmmm
     
  5. Caradebebe

    Caradebebe Misafir

    Amerikan Pit Bull Gerçeği

    Son zamanlarda medyada özellikle de bir medya grubunda devam eden ve maalesef yalan, yanlış bilgilerle dolu yazılar üstüne bu yazıyı yazma ihtiyacı duydum.İlk olarak Prof. Dr. Tamer Dodurga'nın pit bulları anlatan yazısı ile başlamak istiyorum. BÖLÜM 1) » Pit Bull Terrierlerin kökeni nedir? Doğada böyle bir köpek ırkı var mıydı? Yoksa bazılarının iddia ettiği gibi laboratuarda mı üretildiler? - Bazıları doğada böyle bir ırk olmadığını söylerler. Bu komik bir ifadedir. Doğada bırakın herhangi bir köpek ırkının olmasını, bir zamanlar köpek diye bir hayvan yoktu. Bütün köpekler ve dolayısıyla köpek ırkları kurtlardan türediler. Günümüzdeki köpek ırklarının büyük çoğunluğu insanların istedikleri özelliklere göre farklı şekillerde üretildiler. Pit Bull da değişik köpek ırklarının melezlenmesiyle elde edilmiş bir ırktır. İlginçtir ki, Pit Bull’un türetildiği köpek, günümüzde sakinliği ve yavaşlığı ile tanınan Bulldog’dur. Ancak Bulldog, Roma devrinden tutun 1800'lü yıllara kadar dövüşlerde kullanılan saldırgan yetiştirilmiş bir köpekti. Bull (boğa) adından da anlaşılacağı gibi, özellikle İngiltere’de boğalarla yapılan dövüşlerin vazgeçilmez köpeğiydi. Hatta, o zamanlar İngiltere’de Bulldog’larla dövüşmeden kesilen boğaların etleri fazlaca makbul bile sayılmazdı. İnsan türünün icadı bu dövüşlerde boğanın ayağa kalkması için karnına ateş tutmak veya ayaklarını bıçaklamak gibi korkunç tablolar yaşanırdı. Köpek, boğanın burnunu yakalayarak onu hareketsiz hale getirir ve aynen bugünkü Pit Bull’lar gibi kolay kolay bırakmazdı. Bulldog’lar, İngiltere’de dövüşlerin yasaklanmasından sonra ‘yapay seçilim’ yöntemleriyle, sert görünümlerine rağmen yumuşak ve sakin bir hayvan haline getirildiler (Darısı Pit Bull’ların başına…). O tarihlerde köpeklerle boğaların dövüşleri yasaklandı ama Bulldog’un dövüşçü karakterinden başka şekilde yararlanıldı. İngiltere’nin Staffordshire bölgesinde saldırgan Bulldog’lar daha çevik olması için çeşitli terrierlerle (oyuklara girerek avı kovalayan küçük köpekler) melezlendiler. Amerika’ya göç eden İngiliz, İrlandalı ve İskoçyalılar bu melezleri daha kilolu ve daha büyük başlı olacak şekilde ayıklayarak üretmeye ve dövüştürmeye başladılar. “Pit” adı verilen arenalarda dövüştürülen bu köpek ırkı UKC (United Kennel Club)’ye Amerikan Pit Bull Terrier adıyla kaydedildi. Ancak Pit Bull’ar, AKC (Amerikan Kennel Club)’ye kayıt edilmedikleri için köpek gösterilerine kabul edilmiyorlardı. Bunun üzerine 1972 yılında, dövüşü anımsatmayacak bir şekilde, yani “pit” adı atılarak ve kökenine bağlı kalınarak Amerikan Staffordshire Terrier adıyla AKC’ye kaydedildiler. Günümüzde de aralarındaki farklıklar çok az olan, hatta bazen ayrımının yapılması çok zor olan bu köpekler iki ayrı ırk olarak kabul edilmektedir. Bu arada bu köpeğin isminin basın dahil bir çok yerde yanlış kullanıldığını belirtmek isterim. Doğru isim “Pitbull Terrier” değil, “Pit Bull Terrier”dir. » Dövüş köpeği olarak üretilen ve halen dövüşlerde kullanılan bu köpek ırkının insanlarla arası nasıldır? - Evet bir dövüş köpeği olarak üretilmiştir. Köpek dövüştürenler, köpeğin cesur, atik, kuvvetli olmalı ama insanlara saldırganlık göstermemesini isterler. Dövüş esnasında kızgın ve gözü hiçbir şey görmeyen bir köpek ufak bir arenada, yanında bulunan hakem ve rakip köpeğin sahibi için tehlikeli olmamalıdır. Bu nedenle insanlara karşı saldırgan olmayanlar Pit Bull’lar üretimde kullanılmış, en ufak saldırganlığı olan Pit Bull üretim dışı bırakılmıştı. Böylece insana yönelik agresyon bu köpeklerin genlerinden atılmaya çalışıldı. O halde iyi bir eğitim ve sosyalleşmeyle Pit Bulların insanlarla arası gayet iyi bir köpek olabileceği söylenebilir. Uluslararası köpek kulüplerinin belirttiği resmi standartlara göre, insanlarla arasının iyi olduğu belgelenmiştir. Öyle ki, Pit Bull’un ilk kaydını yapıp ırk standartlarını belirleyen UKC, bu köpeklerin insanlara, hatta yabancılara bile sıcak davranışları nedeniyle iyi bir koruma köpeği olamayacağını savunmaktadır (Bkz.: United Kennel Club: UKC) Bunun yanı sıra dövüş köpeği acı ve darbelere dayanıklı olmalıdır. Bu özellikleri nedeniyle Pit Bull Terrier, çocukların yaptığı can acıtıcı hareketlere en iyi tahammül eden köpek ırkıdır. İnsanlar Pit Bull’u hep insanlara saldırgan bir ırk olarak tanıdılar. Oysa ki, ülkemizde çok sayıda beslenen “Cocker Spaniel” ırkı köpekler çok daha fazla saldırgandırlar ve dünya genelindeki kayıtlara göre ısıran köpekler listesinin başında yer alırlar. Bir çok süs köpeğinde bile ısırma hadiseleri Pit Bull’lardan çok daha fazladır. Ancak bu ısırmaların sonucu Pit Bull’larda olduğu kadar riskli değildir. Her türlü köpek, bilinçsiz ya da kötü amaçlı insanların elinde tehlikeli bir hale gelebilir. Ama böyle insanların elindeki Pit Bull ırkı bir köpekse, bu hayvanın gücünden dolayı tehlike daha büyüktür. Isırma sonucunda insanda derin yaralanmalara, ağır kanamalara ve kemik kırılmalarına neden olabilir… Isırma olayları, bu ırkın genel davranış standartlarına uygun olmayıp özellikle “yetiştirme hatalarına” bağlı bireysel olgular olsa da, Pit Bull’lar gücü ve agresyona yatkınlığı göz önüne alınıp iyi şekilde yetiştirilmelidir. Bu nedenle herkesin Pit Bull beslemesi doğru değildir. » Peki Pit Bull’ların bu kötü şöhreti nereden kaynaklanıyor peki? -Pit bulların kötü şöhreti bu güçlerinden daha çok, haklarındaki hurafelerden kaynaklanmaktadır. “Isırdığı zaman çenesinin kilitlenmesi veya çenesinin birkaç tonluk sıkma kapasitesine sahip olması” gibi tamamen uydurma haberler bu hayvandan korkulmasına yol açmıştır (Bu iddialar tamamen uydurmadır. Bilimsel hiçbir yönü yoktur. Pit Bull’ların çeneleri diğer hemen hemen aynı yapıya sahiptir. Anatomik fark sadece ölçülerdedir. Herhangi bir kilit sistemi mevcut değildir. Isırdığı bölgeyi kolay kolay bırakmak istememesi nedeniyle kilitlenmiş bir görünüm alabilse de gerçek bir kilitlenme söz konusu değildir). Böyle hurafelerden hoşlanan dünya medyası diğer köpek ırklarının saldırılarına yer vermezken Pit Bull saldırılarına özel bir ilgi gösterir oldu. Bu haberlerden sonra, beklenenin aksine Pit Bull’lara ilgi arttı. Özellikle saldırganlık arayan kişiler, imaj için bu köpeklerden edinmeye başladı. Tabi ki, bu insanlar bire yüz katarak köpeklerinin ne kadar güçlü olduklarını sağa sola yaymaya başladılar. Onları ruhsat gerektirmeyen bir silah olarak yanlarında taşıyıp daha da sert olmaları için ellerinden geleni yaptılar. Şöhreti sayesinde piyasa değeri yükselen Pit Bull’lar yine böyle insanlar tarafından çoğaltılmaya ve kendileri gibi bilinçsiz insanlara satılıp yaygınlaşmaya başladı. Tabi ki, bu olanlardan sonra daha fazla Pit Bull hadiseleri duymaya başladık. Son günlerde duyduğumuz saldırı haberleri yine bilinçsiz insanların ellerindeki Pit Bull’lardan kaynaklanmıştır. Medya şöhreti sever. Pit Bull şöhretlidir. Hele ki, ısırdığı kişi de şöhretli olursa medya için mükemmel bir haber ortaya çıkar. Bu günlerde Pit Bull’un gündeme oturmasının yegane sebebi de böyle bir haberdir. Medya Pit Bull haberlerine öylesine meraklıdır ki, Pit Bull’la alakası olmayan köpeklerin saldırılarını bile Pit Bull saldırısı”dehşeti” olarak duyurduğuna hepimiz zaman zaman tanık olmaktayız. Ne yazık ki, bu haksız şöhretten dolayı ve bilinçsiz insanların hataları nedeniyle Pit Bull’lar aile köpeği olarak yerini git gide kaybetmekte ve bu mükemmel aile köpeği bir çok ülkede değişik ölçülerde yasaklanmaktadırlar. Prof. Dr. Tamer Dodurka Veteriner İç Hastalıklar ve Psikoloji Uzmanı KAYNAK:Amerikan Pit Bull Terrier gerçeği | Fatih Belediyesi Yedikule Hayvan Barınağı BÖLÜM 2) >>Nasıl yetiştirilir ve bakılırsa tehlikeli olmazlar? Birincisi bu köpeklerin eğitimine, sosyalleşmesine ve agresif dürtülerin pozitif yöntemlerle bastırılmasına daha fazla önem vermek gerekir. Saldırgan anne ve babalardan üretilmiş yavrular satın alınmamalıdır. Yavru seçiminde basit mizaç testleri yapılmalı ve kendine güvenen, korkak olmayan veya saldırgan tavırlar göstermeyen yavrular tercih edilmelidir. Alınan yavru en kısa zamanda sosyalleştirilmeli, sert oyunlar oynanmamalı, ısırgan ve agresif tavırlarına izin verilmemeli, zamanı gelince de itaat eğitimi verilmelidir. Eğitimde daha tutarlı ve bilinçli olunmalıdır. İkincisi, ne kadar iyi eğitilmiş olursa olsun böyle köpekler emniyetli bir şekilde muhafaza edilmeli, dolaştırılırken ağızlık takılmalı ve asla bağsız dolaştırılmamalıdır. Zaten yasalarımıza göre insanlarda tehlike oluşturacak hayvanların bağsız dolaştırılmaları yasaktır, cezası da hapistir. >>Ülkemizde Pit Bull ve benzeri köpeklerin yasal durumu nedir? Yasal bir düzenleme gerekli midir? Ülkemizde 2004 yılında çıkan 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 14. Maddesine göre “Pit Bull Terrier, Japanese Tosa gibi tehlike arz eden hayvanları üretmek; sahiplendirmek, ülkemize girişini, satışını ve reklamını yapmak; takas etmek, sergilemek ve hediye etmek” yasaklanmıştır. Bu maddede yer alan “gibi” kavramı tehlike arz eden her köpeğe Pit Bull muamelesi yapılmasına neden olabilecek ucu açık bir kavramdır. Söz konusu maddeden Pit Bull ırkı köpekler tamamen yasaklanıyor diye algılamamak gerekir. Yasa çıkmadan önce halkın elinde olan Pit Bull’lar sahiplerince bakılmaya devam edeceklerdir. Bunların toplanması, el konulması söz konusu değildir. Ancak, bu hayvanların kısırlaştırılıp Tarım İl/İlçe Müdürlüklerine kayıt ettirilmeleri gereklidir. Yine de, bu maddeye rağmen başı boşluk devam etmekte, Pit Bull’lar yanlış insanların elinde üretilip satılmaya ve yurt dışından getirilmeye devam edilmektedir. Çünkü, bu kanundan sorumlu Çevre ve Orman Bakanlığında denetimleri yapacak veteriner hekim teşkilatı yoktur. İstisnalar haricinde, veteriner hekim olmayan bakanlık memurlarının yasaklanmış olan Pit Bull Terrierleri herhangi bir yasak bulunmayan Boxer hatta Danua gibi köpeklerden ayırt etmeleri olanaksızdır. Bu konuda devreye girmesi gereken Tarım Bakanlığındaki veteriner hekimlerin sayısı da gerekli denetimleri yapmaya asla yetecek sayıda değildir. Bir çok belediyede de veteriner hekim bulunmamaktadır. Bu nedenlerle çıkarılan bu tarz kanunlar havada kalmaya mahkumdur. Bu maddenin esas amacı, şu an hayatta olan Pit Bull’ların yaşam sürelerini tamamlamalarını beklemek, bu arada yeni nesillerin gelişimini engellemek, yani tüm kaynaklarını kurutarak ülkede tek bir Pit Bull’un bile kalmamasını sağlamaktır. Bir hayvanın neslini kurutmaya yönelik bu maddenin hayvanları koruma kanununda yer almasının doğruluğu tartışılabilir. Medeni bir ülkeye yakışan, böylesine sevecen olduğu halde bilinçsiz insanların ellerinde tehlikeli olabilen bir köpeği yasaklamak değil, bazı ülkelerin yaptığı gibi onun iyi bir vatandaş olabileceğini kanıtlayacak mizaç testlerini yaparak sosyal ve agresyonsuz olanlara izin vermektir. Bu testler İ.Ü. Veteriner Fakültesinde ekibimizce uygulanmaktadır. Bakanlık tarafından talep olduğu takdirde, güvenilirliği oldukça yüksek olan bu testler sonucunda köpeklere “gezdirilebilir, gezdirilemez, önlemler alındığı takdirde bakılabilir ya da hiçbir suretle bakılamaz” tarzında raporlar verilebilmektedir. Saldırıları önlemenin tek yolu tehlike arz eden köpeklere bu testin zorunlu hale getirilmesidir. Söz konusu maddede “Pit Bull Terrier, Japanese Tosa gibi tehlike arz eden hayvanlar” denildiğine göre bazı Avrupa ülkeleri tarafından tehlikeli olarak ilan edilen şu köpek ırklarının da yasaklanmaya aday olduğunu söyleyebiliriz: Alano, Airedale Terrier, Akita İnu, Alaska Malamute, Alman Çoban Köpeği, Amerikan Staffordshire Terrier, Belçika Sığır Köpeği, Belçika Çoban Köpeği, Bergamosco, Boxer, Brasilerio, Briard, Bullmastif, Bull Terrier, Cane Corso, Chow Chow, Danua, Dev Schnauzer, Doberman Pincher, Dogue de Bordeaux, Dogo Argentina, Dogo Canario, Fila İspanyol Mastifi, Husky, Majorero, İngiliz Mastif, İsviçre Dağ Köpeği, Kafkas Çoban Köpeği, Komondor, Meramma, Neapolitan Mastif, Pastor Mallorquin, Pator de Beauce, Pirene Dağ Köpeği, Presa Mallorquin, Rottweiler, Samoyed, Siyah Rus Terrieri, Staffordshire Bull Terrier, St.Bernard, Tibet Mastifi ve Vasco. Hayvan Koruma Yasasına göre, saydığımız bu ırklar tehlikeli olarak ilan edilip yasaklanabilir. Bakanlık, yasaya dayandırdığı bu kararıyla insanların ısırılma olaylarını azaltabilir. Kendince haklıdır. Ama bu hayvanlarla beraber yaşamayı öğrenmek daha doğru değil midir? Aslında bu köpekleri yetiştiren insanları testten geçirmek gerekmez mi? Bakanlık, insanları kontrol edemediğinden köpeklere yasak getirmeyi daha kolay bir yol olarak benimseyecek ve bu yola gidecektir. Ama bunun sonu yoktur. Köpek ırklarını yasaklamak uygun bir çözüm olamaz. Bir ırkı tamamen yasaklamayı akılcı değildir. Çünkü kesin olarak bildiğimiz bir şey var: Bu hayvanlar bilinçli sahiplerin elinde mükemmel oluyorlar. Bunu bir testle onayladıktan sonra, köpeği yasaklamanın hiçbir gerekçesi kalmıyor. Yasaklamak yerine bu hayvanların kayıtları sağlıklı bir şekilde tutulmalı, kayıtsız köpek saptandığında ağır yaptırımlar getirilmelidir. Ayrıca bu tür ırkları beslemesine izin verilecek kişilerde aranacak özellikler yönetmeliklerce belirlenmelidir. Yukarıda bahsettiğimiz mizaç testleri bu ırklar için zorunlu hale getirilmeli, sadece onay verilen hayvanlar beslenebilmelidir. Bu konuda Almanya’daki uygulamayı örnek alabiliriz. Eyaletlere göre bazı değişiklikler olmakla beraber, bu ülkede tehlike arz eden köpekler iki katagoriye ayrılmışlardır: Birinci kategorideki köpekler için mutlaka yetkili olan resmi makamlardan izin alınması gerekmektedir. Bu izin herkese verilmez. Yasaya göre, bu izin için müracaatta bulunan kişinin, bu köpeklere karşı ilgisini haklı çıkaracak bir nedeni olmalı ve köpeği iyi muhafaza edeceğinden emin olunmalıdır. Bu kategoride bulunan köpek ırkları şunlardır: Amerikan Pit-Bull, Bandog, Amerikan Staffordshire Terrier, Rhodesian Ridgeback, Staffordshire Bullterrier, Tosa-Inu. İkinci kategorideki köpekler için de izin alınması gerekir. Ancak, üniversite gibi yetkili bir kurum tarafından yapılan mizaç testini geçtiğine dair belge alındığı takdirde ikinci bir izne gerek kalmaz. Bu kategoride 11 köpek ırkı vardır: Alano, American Bulldog, Bullmastiff, Bullterrier, Cane Corso, Dogo Argentino, Dogue de Bordeaux, Fila Brasileiro Mastiff, Mastin Espanol, Mastino Napoletano, Perro de Presa Canario (Dogo Canario), Perro de Presa Mallorquin, Rottweiler >>Pit Bull’lar yasaklanmalı mı, yok mu edilmeli? Hayvan koruma açısından değerlendirir misiniz? Hayvan korumacılar, “bu hayvanlar gelişmiş ülkelerde bile yok ediliyor o halde bizde de yok edilmelidir” diyen bir görüşe kesinlikle itibar etmemelidirler. Gelişmiş denilen bu ülkelerde bildiğiniz gibi sokakta bile köpek görmeye asla tahammül edilmez ve her yıl, her ırktan milyonlarca köpek sudan bahanelerle öldürülür. Pit Bull gibi zor hayvanların oralarda yaşama imkanı hiç olamaz. Pit Bull’un bu kötü şöhreti kazanmasına sebep olan onu kötü amaçlı kullanan insanoğludur. Bence, en fazla haksızlığa uğramış köpek ırkı olan Pit Bull’lara hayvan dostları sahip çıkmalı, onu yasaklanmasını desteklemek yerine, sakin ve zararsız oldukları belgelenebilen Pit Bull’ların da yaşam hakkı olduğunu savunmalıdır. Şüphesiz, yanlış insanların sadece Pit Bull değil, herhangi bir köpeğe bile bakmasına seyirci kalınmamalıdır. Bu güzel köpeğin bizle beraber mutlu bir şekilde yaşaması için yapılacak şey, doğru ellerde, sakin mizaçlı olanların üretimde kullanılmasıyla, dövüşçü değil, barışçı Pit Bull nesillerinin elde edilmesidir. Bu da, köpeğin neslini yok etmekle değil, köpeğe bakan kişilere yukarda söz ettiğimiz sınırlamaları getirmekle başarılabilir. Prof.Dr. Tamer Dodurka Veteriner İç Hastalıklar ve Psikoloji Uzmanı Arkadaşlar umarım bu yazıyı okudunuz.Biliyorum önyargıları parçalamak belki atomu parçalamaktan daha zordur...... Ama bizler köpeklerimizi seviyoruz ve bu ırkın ceplerinde sustalıyla,bıçakla gezen sorunlu yada daha önce köpek bakmamış bilinçsiz insanların elinde olmasından şikayetçiyiz.Maalesef artan popülasyonları ve bu tip insanların köpekler üzerinden para kazanma sevdaları yüzünden bugün 100-200 ytl gibi komik fiyatlara çok kolaylıkla elde edilebilmektedirler(aynı şekilde bir rottweiller yada alman çoban köpeği yavrusu en az 500-600 ytl'e satılmaktadır). Peki diyelim pit bullar tamamen ortadan kalktı.Yukarıda bahsettiğim insanlar bu sefer başka cins köpekleri beslemeye başlayacaklar ve aynı sorunları tekrar yaşamaya başlıyacağız.Zaten yasa yukarıdaki yazıda da belirtildiği gibi sadece pit bulları kapsamıyor.Bu yasağa çok kolaylıkla rottweiller,doberman,dogo,alman çoban köpeği hatta ve hatta milli köpeğimiz kangalları bile sokabiliriz.Onun için sorunun köpeklerden çok köpek sahiplerinde olduğunu anlarsak çok daha etkin bir yol izlemiş oluruz. Peki çözümler ne olabilir. 1)Bu tip köpeklere mikroçip takılmak şartı getirilerek köpeğin bilgilerini orada saklanabilir. 2)18 yaşından büyük fiziksel ve aklen yeterli, ayrıca da sabıka kaydının her türlü temiz olması şartı getirelebilir.Ehliyet gibi bir belge verilebilir.Ehliyeti olmayan biri bu tip köpeklere sahip olamaz, gezdiremez. 3)Belki yıllık bir vergi yada sigorta şartı getirelebilir.Böylece her önüne gelenin bu tarz köpeklere bakması engellenebilir. Yazımı bitirmeden önce sizlere son yıllarda olan ve iki üzücü ölümle biten köpek saldırılarının birinin kırma bir çoban köpeği, diğerinin alman çoban köpeği(alman kurdu) tarafından gerçekleştirildiğini hatırlatmak isterim.Her zaman dediğimiz gibi; KÖTÜ KÖPEK YOKTUR, KÖTÜ KÖPEK SAHİBİ VARDIR

    Saygılarımla Eray Veral
     
  6. Caradebebe

    Caradebebe Misafir

    Yavru Köpek Seçimi

    Veterinerlik alanında önleyici ilaç, beslenme ve kanser vb. hastalıkların tedavisindeki ilerlemeler sayesinde çok muhtemel önünüzdeki 14 veya daha fazla yılı köpeğinizle birlikte geçireceksiniz.

    Köpeğinizi seçerken sadece bugünü değil, önünüzdeki bu zaman içinde değişebilecek yaşam şeklinizi de gözönünde bulundurun. Daima parlak, tetikte duran ve sağlıklı yavruları seçin. Mümkünse yavruyu annesiyle birlikte görün. Yavru köpekler 8 haftalık olana kadar anneleriyle kalmalıdır.

    Gözler temiz ve parlak olmalı, herhangi bir akıntı olmamalıdır. Kulakların içi pembe olmalı, kötü kokmamalı, kene dışkılarına işaret olan kabuklaşma ve kir olmamalıdır. Derisi yağlı olmamalı, pul pul görünmemelidir. Yaralar ve şişlikler olmamalıdır. Tüyleri sıkı olmalı, okşandığında dökülmemelidir. Damakları pembe ve kokusuz olmalıdır. Bazı ırklarda dişler makas gibi birleşmelidir. Anal bölge temiz ve kuru olmalıdır. İshal izleri veya cinsel organlardan akıntı kalıntıları olmamalıdır. Ellerinizle yavru köpeği havaya kaldırdığınızda sağlam durmalı ve tahmininizden daha ağır olmalıdır. Eğer gevşemiş duruyorsa büyüdüğünde rahat tavırlı bir yetişkin olacağına dair bir işaret olabilir.

    Annelerinin olduğu bir ortamda yavrular arasından birini alacaksanız, yavruların birbirleriyle olan ilişkilerini gözlemleyin. Buyurgan ve çok aktif yavrular büyüdüklerinde sıklıkla baskın yetişkin, itaatkar ve miskin yavrular ise sıklıkla özgüvensiz yetişkin olurlar. En iyi pet bu uç noktaların arasında davranış sergileyenlerden olur.
     
  7. Caradebebe

    Caradebebe Misafir

    Aşılar

    İster insan, ister hayvan olsun bir canlının yaşamını sağlıklı bir şekilde sürdürebilmesi için koruyucu hekimlik önemli bir faktördür. Canlının yaşamını tehlikeye sokabilecek veya kalıcı arazlar oluşturabilecek bazı hastalıkları daha ortaya çıkmadan önlemek, bu hastalıkların oluştuktan sonraki tedavisinden daha fazla önem taşır. Bir çok viral veya bakteriyel hastalığa karşı geliştirilen aşılar çok uzun zamandır koruyucu hekimlikte kullanılmaktadır. Bu nedenle aşılar, koruyucu hekimliğin en önemli silahlarından biri sayılabilir. Örnek vermek gerekirse, bir çok ülkede büyük tehdit oluşturan ve binlerce insan ve hayvanın ölümüne neden olan kuduz, bugün koruyucu hekimlik ve kuduza karşı geliştirilen aşılar sayesinde önemini yitirmiştir.


    Köpeklerde Uygulanması Gereken Aşılar

    Karma Aşılar

    Karma aşılar DHPPI, DHPPI+L, DP, CPV/CV gibi değişik formlarda ve içeriklerde hazırlanmış olup, bugün ülkemizde veteriner hekimler tarafından kullanılmaktadır. Bu harfler, aşının köpeğinizi bağışık kıldığı hastalıkların baş harflerini göstermektedir. Bu hastalıklar özellikle küçük yaştaki yavrular için riskli olan hastalıklardır. Yavrunuzun sağlık durumuna göre bu aşılardan en uygun olanı veteriner hekiminiz tarafından uygulanacaktır.

    Bir hayvanın bir defada birkaç hastalığa karşı bağışık kılınması, genellikle uygulanan elverişli bir yöntemdir. İçinde birkaç hastalığa karşı bağışıklık oluşturacak maddeleri içeren aşılar bir tek doz halinde verildiklerinde, hepsine karşı arzulanan direnci oluşturacak bir tepki meydana getirirler. Karma aşılar, köpeğinizi Gençlik hastalığı (Distemper), Hepatit, Parainfluenza, Adenovirus tip 1 ve tip 2, Parvovirus, Coronavirus gibi viral ve Leptospırosis gibi bakteriyel hastalıklara karşı koruyacaktır. Bu hastalıklar yavru için ölümcül olabilir, fakat uygun bir aşı programı ile kolaylıkla engellenebilirler.
    Köpek Gençlik Hastalığı (Distemper)

    Köpekler başta olmak üzere çoğu etçilleri etkileyen, hızlı bir gelişim devresi ve seyir seyreden, solunum sisteminde, sindirim sisteminde ve sinir sisteminde bozukluklar oluşturan çok bulaşıcı viral bir hastalıktır. Köpek viral hastalıkları arasında en yüksek ölüm oranına (kuduz hariç) sahip olanıdır. Hastalık genellikle 3-12 aylık köpeklerde görülür ve yüksek ateşle seyreder. Ancak 3-6 aylık genç hayvanlarda görülme olasılığı daha fazladır. Çok düşük bir olasılık da olsa 1 yaşın üzerindeki köpeklerde de görülebilir.

    Köpek Karaciğer Hastalığı (Enfeksiyöz Canine Hepatitis)

    Köpek Adenovirusu tip-1 tarafından oluşturulan, başta karaciğer olmak üzere sindirim sistemi, solunum sistemi ve sinir sistemini etkileyen, ateş, kanama ve pıhtılaşma bozuklukları ile karakterize, bulaşıcı ve ölümcül viral bir hastalıktır.

    Kanlı İshal Hastalığı (Parvoviral Enteritis)

    Köpeklerde hızlı gelişen, kusma, ishal, dışkıda kan görülmesi ve ani ölümle karakterize bulaşıcı ve öldürücü bir hastalıktır. Yavru köpeklerde (4-8 hafta) kalp kaslarındaki yangıya bağlı olarak kalp yetmezliklerine, gençlerde (2-12 ay) kanamalı mide-barsak rahatsızlıklarına neden olan bir hastalıktır.


    Leptospirosiz

    Hızlı bir şekilde gelişebildiği gibi kronik olarak da seyredebilen, bir çok memeli hayvan türünü etkileyen, hemoglobinuri (eritrositlerin parçalanmasına bağlı olarak idrarda kan görülmesi), kanlı ishal, sarılık ve böbrek bozukluğu oluşturan, bulaşıcı bakteriyel bir hastalıktır. Erken dönemde teşhis ve tedavi edilmezse köpekler için öldürücüdür.

    Parainfluenza (Kennel Cough)

    Bir çok köpeğin bir arada bulunduğu kapalı mahallerde ortaya çıkan ve farklı etkenler tarafından üst solunum yollarında enfeksiyona neden olan bir hastalıktır. Kendini kuru ve inatçı bir öksürükle belli eder.

    Adından da anlaşılabileceği gibi karma aşı, yukarda saydığımız hastalıklara karşı bağışıklık oluşturan maddeleri içermektedir. Hastalıklara karşı verilen bağışıklık sürelerinin yavrunun anneden aldığı maternal antikor seviyesine bağlı olarak değişiklikler gösterebileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle karma aşı uygulamasına yavru 6-7 haftalık olduğunda başlanmalı, aşı 3-4 haftalık aralıklarla yavru 15-20 haftalık yaşa ulaşıncaya kadar tekrarlanmalıdır. Bu programla yavruların yaklaşık %95'inde güvenli bir bağışıklık oluşturulabilmektedir. Karma aşı yıllık olarak tekrar edilir.

    Kuduz Aşısı

    Kuduz; merkezi sinir sistemine saldıran, hızlı gelişim gösteren, bilinç kaybı, huzursuzluk, salya akıntısı, yutkunma güçlüğü ve çeşitli felçlerle karakterize, ölümle sonuçlanan viral bir hastalıktır. İnsan dahil olmak üzere tüm sıcakkanlı canlılarda görülebilir. Hastalık; kuduz bir hayvanın sağlıklıları ısırması ve salyasında bulunan kuduz virusunu ısırma sonucu meydana gelen açık yaraya nakletmesi ile bulaşır. Ancak virus salyaya zaman zaman geldiğinden dolayı her ısırılan hayvan kudurmaz. Bu nedenle her ısıran hayvana da kuduz gözüyle bakılmamalıdır. Kuduzun tedavisi yoktur ve aşılama tek engelleyici faktördür. Günümüzde kuduz hastalığı, etkili bir aşı programı ile büyük oranda kontrol altına alınmıştır.
    Yavru köpeklere ilk kuduz aşısı 3 aylık yaşta uygulanmalı ve her yıl periyodik olarak tekrar edilmelidir.

    Bronchicine Aşısı

    Bu aşı köpek boğmacası olarak adlandırılan Kennel cough hastalığına karşı yapılır. Kennel cough; her yaştaki köpeklerde görülebilen, üst solunum yollarında enfeksiyon oluşturan, kronik bir öksürükle karakterize, bakteriyel bulaşıcı bir hastalıktır. Hastalık etkeni Bordetalla bronchoceptica'dır. Hastalık yavru köpeklerde ölümcül olabilir. Daha yaşlı hayvanlarda ise kronik bronşitis şeklinde ortaya çıkar. Bu hastalığın hayvan hastahanelerindeki, köpek çiftliklerindeki ve barınaklardaki köpekler arasında hızla yayıldığı belirlenmiştir. Bu hastalığa karşı ilk aşılama yavru 6-8 haftalıkken yapılır. Bundan sonra yılda bir kez aşı yapılması yeterlidir.

    Corona Aşısı

    İştahsızlık, kanlı-mukuslu ishal, kusma ve beyindeki bozukluklardan kaynaklı depresyonla karakterize bulaşıcı bir hastalıktır. Ayrıca köpeğin, parvo virüse karşı olan direncinide düşürmektedir.

    Kist Aşısı

    Genellikle kist aşısı diye bilinen bu uygulama aslında bir antiparaziter ilaçlamadır. Bu uygulama iç parazitlerden (dahili parazitler) kaynaklanan enfestasyonların engellenmesine ve sağaltımına yöneliktir. Halkalı (tenya), kancalı parazitler ve şeritler bu iç parazitlere örnektir.

    Bu uygulama hayvan sağlığı açısından olduğu gibi insan sağlığı açısından da önemlidir. Bilindiği gibi köpekler tüy döken canlılardır. Dökülen tüylerin üzerine bulaşmış parazit yumurtaları, özellikle de echinococ yumurtaları, insan sağlığı açısından önemlidir. Bu parazit köpeklerin ince bağırsağında yaşar ve yumurtalarını dışkıyla dış ortama çıkarır. Bulaşma, parazite karşı aşılanmamış köpeklerin, tüylerine bulaşan yumurtaların veya enfekte hayvanın dışkısıyla kontamine olmuş yiyeceklerin (marul, maydanoz v.s), insanlar tarafından herhangi bir şekilde ağız yoluyla alınması sonucu olur. Echinococ yumurtalarının ağız yoluyla alınması sonucunda da insanlarda hidatik kist şekillenir. Kistler karaciğer, böbrek, kalp, pankreas, beyin ve göz gibi organlara yerleşir ve yerleştiği organlarda işlevsel bozukluklara neden olurlar. İlerlemiş olaylarda kistin patlaması ölüme neden olabilir.

    Bu türden problemlerin önlenebilmesi için köpekler parazitlere karşı düzenli olarak ilaçlanmalıdır. Kist aşısı, köpeğin yaşadığı ortam, dışarıya çıkıp çıkmaması, hastalığa yakalanma riski gibi faktörler gözönüne alınarak gerektiğinde 3, 4 veya 6 aylık aralıklarla tekrarlanır. Parazitin çok yoğun olduğu bölgelerde uygulama sıklığı daha da artırılabilir.

    Kist aşısının enjektable (iğne) formu yağlı bir eriyik olduğundan dolayı yakıcıdır. Bu nedenle yapıldığı yerde ağrı oluşabilir. İlacın kiloya göre uygulanması nedeniyle, 15-20 kg'ın üzerindeki köpeklerde uygulanacak olan ilaç miktarıda artacağından, yakıcı etkisi de doğal olarak daha fazla olacaktır. Böyle büyük ırklarda kist aşısının ağızdan verilen tablet formu tercih edilmelidir. Tablet formu ayrıca askaritlere ve kıl kurtlarına karşı da etkilidir. Tabletleri köpeğinize aç karnına (yemeklerden 3-4 saat sonra yada 1-2 saat önce) vermelisiniz. Tabletler , bir parça sevdiği bir yiyecek (peynir, köfte) içersinde veya toz haline getirilip yiyeceklerine karıştırılarak verilebileceği gibi, doğrudan dilinin arkasına konularak da yutturulabilir. Kusmamasına dikat etmelisiniz. Tabletleri yutturduktan sonra 1 saat içinde meydana gelecek kusmalar ilacın yeterli etki göstermesini engelleyecektir. Tablet yutmakta zorluk çıkaran 30 kg.'ın üzerindeki köpeklerde yapılacak ilaç miktarı iki enjektöre bölünmeli ve iki taraftan ayrı ayrı yapılmalıdır.

    Lyme Aşısı

    Hastalığın etkeni Borrelia burgdorferi türü bakteridir. (Spiroket) Lyme hastalığı insanlarada bulaşabilen bir hastalıktır. Etken Ixodes cinsi keneler aracılığı ile yayılır.Enfekte olmuş yani etkeni taşıyan ara konakçı kenelerin diğer bir hayvandan kan emişi sırasında bulaştırması ile taşınır. Direk olarak hayvandan hayvana geçiş söz konusu değildir.

    Tüm evcil hayvanlarda görülebilir ancak sıklıkla köpeklerde görülmektedir.Özellikle ateş ve eklemlerde ağrı şikayeti ile başlayan hastalık polyartritis ile kendini belli eder. Hastalık vücudun bir çok sisteminde etkin olmaktadır.Bu nedenle iştahsızlık, bitkinlik, kilo kaybı, depresyon ve lenfadenopati de görülebilen belirtiler arasındadır. Kenelerin köpeğin üzerinde kalma süresinin uzunluğu hastalık etkeninin bulaşma riskini aynı oranda artırır.

    Hastalıktan korunmak için kene mücadelesi şarttır. Bu amaçla antiparaziter damla, kene pire tasması kullanılabilir. Lyme hastalığından korunmak için en etkin yöntem tabi ki aşılamadır. İlk uygulamadan 2-3 hafta sonra uygulanan ikinci doz gerekli bağışıklığı sağlamak için yeterli olacaktır. Daha sonra yılda bir kez uygulanan tekrarlarla korunmanın idamesi sağlanmaktadır. 9 haftalıktan itibaren aşılamaya başlanılabilir.

    kaynak: Juen Pet Bilgi Portalı
     
  8. Caradebebe

    Caradebebe Misafir

    Beslenme

    Bir canlının yaşamsal faaliyetleri arasında önemli bir yer tutan beslenme tüm vücut fonksiyonlarının devamlılığı için gerekli temel unsurdur. Canlı vücudunda gelişen tüm metabolik ve fizyolojik olayların rutin işlevlerini sürdürebilmesi için bir miktar besin gereklidir ve bu yaşam payı olarak adlandırılır. Canlının bedensel aktivasyonlarını sürdürebilmesi için de gerekli bir enerji payı ihtiyacı vardır. Yaşam payı ve enerji payı canlının toplam besin ihtiyacıdır ve zorunlu olarak dışarıdan alınması gerekir. Beslenme ne kadar dengeli ve yeterli olursa canlının yaşam kaliteside aynı oranda yüksek olacaktır. Köpeğin ırk, cinsiyet, yaş ve boyutlarına göre besin ihtiyacı farklı olabileceği gibi laktasyon, gebelik, çiftleşme gibi özel durumlarında da günlük besin ihtiyacı farklı olacaktır. Biz bu farklılıkları gözeterek beslenme sayfalarında, beslenmedeki en temel unsurları ve dikkat edilmesi gereken diğer konuları açıklamaya çalıştık. Dikkat ! Bu bilgiler tamamen sağlıklı bir köpeğin temel ihtiyaçları gözetilerek hazırlanmıştır. Doğal olarak hastalıklar veya başka nedenlere bağlı olarak vücudun ihtiyaçları farklılık gösterebilir. Bu nedenle köpeğinizin beslenme şekli ve düzeni veteriner hekiminiz tarafından belirlenmelidir.

    Yavru Köpeklerde Beslenme

    Köpekler etoburdurlar. Sindirim sistemleri, tek bir mideden ve kısa bir bağırsak sisteminden oluşur. Bu sistem et ve et bazlı besin maddelerini kolayca sindirebilir.

    Yavruların sütten kesilmesi yaklaşık 4-6 haftalıkken gerçekleşir. Irklara göre değişiklik göstermekle birlikte yavru bir köpeğin erişkin hale gelinceye kadar geçen gelişme süreci 10-16 ayda tamamlanır. Gelişme çağında onları en iyi şekilde beslemek gerekir. Bu nedenle gelişme dönemi boyunca beslenme yavru kuru mamaları veya yavru konserve mamalarıyla yapılmalıdır.

    Köpeklerin farklı hayat evrelerinde farklı gereksinimleri vardır. Yavru köpeklerin besin gereksinimleri, erişkin bir köpeğin ihtiyacından daha fazladır. Bu fazlalık yavruların büyüme dönemindeki ihtiyaçlarından ve aktivitelerinden kaynaklanır. 3 aylık yavru ile 8 aylık yavrunun gereksinimlerinde bile farklılıklar görülür. Bu yüzden yavrular, gereksinimlerine uygun yüksek biyolojik değerli ve kolay sindirilebilir proteinler, yeterli oranda kalsiyum ve uygun kalsiyum/ fosfor oranı içeren vitamin açısından zengin diyetlerle beslenmelidir. Proteinler, doğru vücut büyümesi ve kas gelişimi açısından önemlidir.

    Yavrular 4-5 haftalık olduklarında kuru mama, ıslatılarak yada yavru konserveleriyle karıştırılarak verilmelidir. Böylece yavruların mamalarını koklamaları, yalamaları ve ısırmaya başlamaları teşvik edilir. Bu ıslatma işlemi, kuru mamaya daha fazla aroma kazandırarak tadını, kokusunu ve lezzetliliğini arttırır. Ayrıca mamanın daha yumuşak olmasını ve sütten yeni kesilen yavruların çiğneme refleksini uyarak mamayı daha kolay almalarını sağlar. Bu uygulamanın yavrularda şekillenebilen mide şişkinlerini, mide dönmelerini ve gaz oluşmasını engellediği de uzmanlar tarafından belirtilmektedir.

    Mamanın ıslatılaması ilk 2-3 aylık dönemde süt ile yapılabilir. Daha sonraki dönemde mamanın ıslatılması gerekirse bu işlem su, et suyu yada yemeklerin sularıyla yapılmalı, süt kullanılmamalıdır. Köpeklerin süte gereksinim duyduğu dönem ilk 2-3 aydır. Bundan sonraki dönemlerde süt sindirim sisteminde problemlere ve ishale neden olabilir. Yapılan araştırmalar köpeklerin % 80'inin süte karşı allerjik olduğunu göstermektedir. Bu nedenle ilk 2-3 aydan sonra süt vermekten kaçınılmalıdır.

    Yavrunun anne sütünden sonra birden bire kuru mamayla beslenmesinin kabızlığa yol açabildiği de bilinmektedir.

    Mamanın partikül büyüklüğü köpek yavrularına uygun olamalıdır. Büyük partüküllü bir mamayı yavrunun ağzına alması ve çiğnemesi zor olacağından, bu beslenmeyi olumsuz etkileyecektir. Köpeklerin arasında bireysel farklılıkların da olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle yavru maması hazırlayan ticari firmalar, farklı gelişme dönemleri için farklı partükül büyüklüğüne ve farklı formülasyonlara sahip mamalar hazırlamışlardır. Bu konuda en büyük yardımcınız veteriner hekiminiz olacaktır. Köpeğinize mama alırken mutlaka veteriner hekiminizin tavsiyeleri doğrusunda hareket edin.

    Mamanın küçük parçalar halinde verilmesi, yavrunun yeme alışkanlığı kazanması açısından da önemlidir.

    Köpeğinizin kabına mama koyduğunuzda, "gel" veya "ye" gibi bazı tek heceli komutlarla onu mama yemeye teşvik edebilirsiniz.

    Yavruların mide kapasiteleri, günlük ihtiyaçlarını bir sefer yemeyle karşılayacak kadar gelişmediğinden, yavrular yiyeceklerini birkaç öğünde tüketirler.

    Yavruların diyetleri 6. haftadan 3 aya kadar günde 4 öğün, 3 ayda 6 aya kadar günde 3 öğün, 6. aydan 12. aya kadar günde 2 öğün, 12. aydan sonra ise günde 1 öğün olarak verilmelidir.

    Yemek zamanı ve yemek yedikleri yer olabildiğince sabit olmalı ve değiştirmemeye çaba gösterilmelidir. Günde 3 öğün yapılan beslemede yemek zamanlarının sabah,öğlen ve akşam olarak düzenlenmesi yararlıdır. Köpekler ancak 10-12 aylık olduktan sonra, günlük ihtiyaçlarını tek bir öğünle karşılayabilecek sindirim sistemi kapasitesine ulaşırlar.

    Beslenme amacıyla, uyuyan yavruların uyandırılmaları doğru değildir. Yavruların beslenme kadar uykuya da gereksinimi olduğu unutulmamalıdır.

    Yavrular 6-7 haftalık olduktan sonra diş değiştirme dönemine kadar, kuru mamanın ıslatılmasına gerek yoktur. Çünkü ilk 6-7 haftadan sonra köpeklerde çiğneme refleksi iyice gelişir ve katı partiküller ağıza rahatça alınıp sindirilebilir.

    Su katılmak suretiyle hazırlanan ve kendi yapısında yüksek miktarda su bulunduran (konserve gibi) mamalar, küf mantarlarının üremesi için uygun bir ortam yaratır. Bu tip su miktarı fazla olan mamalar, 30-60 dakika içersinde tüketilmediklerinde köpeğin önünden alınmalıdır. Islatılarak verilen mamaların tüketilmeyen kısımlarının süratle bozulabileceği unutulmamalıdır.

    Yavru köpekler 4 aylık olduklarında geçici dişler dökülmeye başlar ve 42 adet kalıcı diş süt dişlerinin yerini alır. Diş değiştirme döneminde kuru mamaların ıslatılarak verilmesinde yarar vardır. Bunun nedeni bu dönemde kuru mamanın sert gelmesi ve yavrunun kuru mamalardan yeterince yaralanamamasıdır. Bu dönemde yavrunun biraz iştahsız olması normaldir. Ancak gene de bir miktar yumuşatılmamış (ıslatılmamış) kuru mama verilerek dişlerin temizlenmesi sağlanmalıdır.

    Çok sık olmamakla birlikte kırılmadan temizlenmiş ve pişirilmiş ilikli büyük kemiklerin verilmesi, köpeklerde dişlerin temizlenmesinde ve çene kaslarının gelişmesinde faydalıdır.

    Kuru mamayla beslenme köpeklerin gelişimi açısından daha uygundur. Çünkü ticari mamalar, gelişim açısından gerekli olan bütün unsurları dengeli bir şekilde ve yeterli miktarlarda içermektedir. Ev yemekleri ile yapılan beslemenin, gelişim için gerekli olan besin unsurlarını yeterli ve dengeli bir şekilde sağlayamadığı klinik araştırmalarla kanıtlanmıştır. Gene de köpeğinizi ev yemekleri ile beslemek niyetindeysiniz, mutlaka veteriner hekiminize danışıp onun verdiği diyetleri uygulayın. Yapılacak yanlış besleme, köpeğinizde gelişme bozukluklarına neden olabileceği gibi, hayatı boyunca kalacak problemlere de yol açabilir.

    Köpeğinizi ev yemekleri ile besliyorsanız vitamin, kalsiyum gibi maddelerle diyetini takviye etmeniz gerekir. Kuru mamayla yapılan beslemede veteriner hekiminiz gerek duymadıkça, bu besin unsurlarını diyete katmanıza gerek yoktur. Ancak unutulmamalıdır ki, piyasada bulunan ticari mamalarında arasında kalite farkları vardır. Bu konuda en büyük yardımcınız her zaman olduğu gibi yine veteriner hekiminiz olacaktır.

    Ev yemekleriyle yapılan beslenme, köpeğinizin seçici bir beslenme alışkanlığına sahip olmasına neden olabilir. Çeşitli tatlarda ve lezzetlerde yemek vermek, beslenme uzmanlarının yanlış olarak vurguladığı bir harekettir. Çünkü ne kadar çok çeşitlilik yaratılırsa, köpeğinizin beğenmeme ve yememe olasılığı da o oranda artacaktır. İyi kalite ticari mamalara erken yaşta alıştırılan yavrularda, seçici yem tüketiminin önüne geçilmiş olur.

    Kalsiyum ve fosfor gibi iki temel besin maddesi, yavruların diyetinde yeterli ve dengeli bir düzeyde bulunmalıdır. Çünkü kalsiyum ve fosfor düzeyi düşük mutfak artıklarıyla beslenen yavrularda sıklıkla raşitizm gelişmektedir.

    Köpeklerin aşırı yağlanmasına izin verilmemelidir. Aşırı kilo alma ve yağlanma bir taraftan güzelliklerini diğer bir taraftanda sağlıklarını bozmakta ve hayatlarını kısıtlamaktadır. Bu yüzden iyi dengelenmiş ve denetimden geçmiş köpek mamalarının paketlerinde yazılı bulunan beslenme talimatlarına ve miktarlarına, veteriner hekiminiz aksi birşey söylemedikçe mutlaka uygun olarak davaranın. Aşırı mama tüketiminin midede rahatsızlıklara ve ishale neden olabileceğini aklınızdan çıkarmayın.

    Yavru köpeklerin kişisel gereksinimlerine göre, ihtiyaç duydukları günlük mama miktarı değişiklik gösterebilir. Köpeğiniz her öğünden sonra yemek kabında mama bırakıyorsa, kaba koyduğunuz mama miktarını %10 azaltınız.

    Kuru mamayla beslenen köpeklerin içme suyu gereksinimleri daha fazladır. Bu yüzden önlerinde her zaman taze ve yeterli miktarda temiz su bulunmalıdır. Köpeğinize içme suyu olarak musluktan akan suyu vermekten kaçının.

    Köpeğinizin mama ve su kabı ayrı olmalıdır. Bu kaplar ayak altından uzak bir yere konulmalı ve her öğün sonrasında temizlenmelidir. Köpeğinizin deviremeyeceği büyüklükte ve şekilde su ve mama kabı seçmeye özen gösterin.

    Köpeklerin diyetlerinde ani değişiklikler yapmaktan kaçınılmalıdır. Böyle bir işlem gerekliyse kademeli olarak yapılmalıdır. Köpeğinizin mamasını yeni bir mama ile değiştirirken, bu değişimi ortalama 7 günlük süreç içersinde yapmanız hem onun alışması hem de sindirim sistemi açısından faydalı olacaktır. Köpeğinizin eski mamasıyla yeni mamasını karıştırın ve bu karışımdaki yeni mamanın miktarını her gün arttırarak mamayı verin. Bu barsak mikroorganizmalarının yeni mamaya adaptasyonu açısından önemlidir. Yeni mamaya alışıncaya kadar dışkıda; miktar, kıvam ve renk açısından oluşabilecek değişikler normaldir. Adaptasyon sürecinden sonra bunlar normale dönecektir. Değişiklik ani bir şekilde yapılırsa ishal olma ihtimali çok yüksektir.

    Yavru bir köpek normal olarak günde 4-5 kez dışkılama yapar.

    Bazı köpeklerde dışkısını yeme (kaprofaji) olayı görülebilir. Bu davranış vahşi yaşamdan kalma bir alışkanlıktır. Bunun yanı sıra dışkı yeme, diyeteki besin maddeleri eksikliğinde yada dengesizliğinde, özellikle de lifli maddelerin noksanlığında ortaya çıkmaktadır. Mamada bulunan lifli maddeler, besinlerin barsaklardan geçiş süresinden sorumludur. Bu eksikliklerin sonunda dışkı yemenin yanı sıra toprak yeme olayı da görülebilir.

    Köpekler bazen de ot yerler ve de kusarlar. Çok sık karşılaşılmadığı sürece bu olay normal olarak kabul edilir. Bunun nedeni, köpeklerin yaşadığı karın ağrısı ve kendilerini rahatsız eden safrayı dışarı çıkarmaktır.

    Temel olarak köpeklerin tatlıya gereksinimleri yoktur. Çikolata ve şeker gibi yiyeceklerin uzun süre verilmesi sonucunda sindirim sisteminde bozukluklar, diş çürümesi, yağlanma ve şeker hastalıkları şekillenebilmektedir.

    Köpekler havuç, yeşil sebzeler ve elma gibi bazı meyvaları da hoşlanarak tüketirler.Bunun beslenme açısından bir zararı yoktur.

    Köpeğinize balık kılçıklarıyla tavuk gibi ufak kümes hayvanlarının kemiklerinin verilmesi, sindirim sistemine takılmaları ve batmaları gibi istenmeyen rahatsızlıkların meydana gelmesine neden olacağından tercih edilmemelidir.

    Köpeklere asla çok sıcak yada çok soğuk yiyecekler verilmemelidir.

    Evde kendimiz için hazırladığımız salçalı, baharatlı ve yağlı yemeklerin verilmesinin köpeklerde sindirim ve allerjik deri problemlerine neden olabileceği unutulmamalıdır. Köpeklerde allerjik reaksiyonların tedavisi uzun süren, zaman alıcı ve dikkat isteyen bir işlemdir.

    Kuru mamayla beslenen bir köpeğe peynir, salam gibi maddelerin verilmesi gereksiz ve de yanlıştır. Bu tip besin maddeleri de köpeğiniz için allerjik olabilir.

    Köpekler için hazırlanmış ticari mamaların zaman zaman pahalı oldukları idda edilmektedir. Bununla birlikte ticari mamalar dengeli beslenme, yüksek sindirilebilirlik, sağlık, iştahla tüketim, dışkılamada düzen, az dışkı, temizlik ve pratik olmaları bakımından avantajlıdırlar.

    Erişkin (adult) mamaya geçişiniz, köpeğinizin büyümesi durduktan sonra olmalıdır.

    Irklara göre erişkin mamasına geçme yaşı aşağıda verilen tablodaki gibidir.

    Küçük ırk (2.5-10 kg) 8-12 aylık
    Orta boy ırk (10-25 kg) 12-18 aylık
    Büyük ya da dev ırk (>25 kg) 12-24 aylık

    Genel olarak köpeğinizin beslenmesinde bu hususlara dikkat etmeli ve özen göstermelisiniz. Ancak büyük yada dev ırk (erişkin ağırlığı 25 kg'ın üzerinde olan köpekler) bir köpek yavrusu sahibiyseniz bunların dışında size birkaç tavsiyemiz daha olacak.

    Bu tip ırkların gelişim süreci 12-24 ay kadar sürmektedir.

    Büyük ve dev ırk köpeklerde gelişim, hayatlarının ilk aylarında gayet değişkendir. Haftalar geçtikçe vücut ağırlığı ve kemiklerin büyümesi artış gösteririr. Bu tip ırklarda çok hızlı bir canlı ağırlık artışı, kemikler ve eklemlerde düzeltilmesi zor gelişim bozukluklarına neden olduğundan aşırı beslenmeden kaçınılmalıdır. Canlı ağırlık artışı belirli zaman aralıklarıyla düzenli bir şekilde izlenmelidir.

    Köpeklerin yağlanmasına izin verilmemelidir.

    Büyük ve dev ırk köpekler genel olarak bazı ortapedik hastalıklara(osteochondrosis, dirsek displasisi, kalça displasisi gibi) yatkınlık gösterirler. Bu hastalıkların genellikle 4-8 aylık yaş gurubunda görüldüğü ve bazı ırklarda (Alman Çoban köpekleri, Labrador, Rottweiller, Alman Kurt köpeği, Boxer, Golden Retriever, Danua, Dobermen) kalıtsal olduğu bilinmektedir. Yanlış beslenme (aşırı besleme ve fazla kalsiyum verilmesi) bu hastalıklar için risk faktörünü ortaya çıkarır. Büyük ve dev ırk köpekler genetik olarak hızlı gelişim gösterdiklerinden daha fazla risk altındadırlar.

    Bazı köpek sahipleri yukarıda adı geçen hastalıklardan korunmak için mamaya kalsiyum takviyesi yaparak aslında bu rahatsızlıklara neden olmaktadırlar.

    Büyük ırk köpeklere fazla kalsiyum verilmesi kemiklerin gelişimini olumsuz etkilemekte hatta durdurabilmektedir. Böyle olunca kemikler zayıf kalır. Aşırı kilo alımı sonucunda da zayıf olan kemikler bu yükü kaldıramaz ve kemiklerde eğrilik ve kırılmalar şekillenebilir.

    Bu riskleri en aza indirmek, büyük ve dev ırklar için özel olarak geliştirilmiş mamaların kullanılması ile sağlanır. Eğer böyle bir mama kullanıyorsanız hiç bir ilave vitamin ve minerel katkısı yapmanıza gerek yoktur. Ayrıca mama tüketimi kontrol altında tutulmalıdır.

    Köpeğinizin mamasına dışarıdan ekstra bir takım takviyeler yaparken mutlaka veteriner hekiminizin bilgisine başvurun.
    Yavru mamalarının formülasyonları

    Yavru mamaları, yavru köpeklerin büyüme ve gelişme dönemindeki yüksek enerji ihtiyaçlarını karşılamak üzere düzenlenmiştir. Bu mamalar yeterli miktarda kalsiyum, yüksek oranda protein, yağ asitleri, mineral ve vitaminleri içermektedir. Yavru mamaları junior, puppy, growth gibi isimler almaktadırlar.

    Tavuk etli yavru kuru mamaları :

    Büyüme ve gelişme döneminde olan yavruların artan enerji ihtiyaçlarını ve gereksinim duydukları bütün besin maddeleri ihtiyacını karşılar. Protein kaynağı olarak tavuk eti ve tavuk yan ürünleri kullanılmıştır. Bu mamalar ufak ırklar için (2.5-10 kg. arası ağırlıkta, Örn: Pincher, Terrier ) küçük taneli, orta boy ırklar için (11-25 kg. arası ağırlıkta, Örn: Beagle, Spaniel, Cocker ) normal taneli, büyük ve dev ırklar için (erişkin ağırlığı 25 kg. üzerinde olan, Örn: Doberman, Rotweilller ) büyük taneli olarak hazırlanmıştır. Ayrıca bu mamalardaki besin maddeleri oranları da ırkların büyüklüklerine ve ihtiyaçlarına göre farklı miktarlarda ayarlanmıştır.

    Kuzu etli ve prinçli (Lamb & Rıce) yavru kuru mamaları :

    Bu mamalarda protein kaynağı olarak kuzu eti kullanılmaktadır. Yapılan araştırmalar kuzu etinin köpekler için en az allerjik ve hazmı en kolay besin maddesi olduğunu göstermektedir. Bu mamalar besin duyarlılığı olan yavruların beslenmesinde, deri ve tüy sağlığının korunmasında iyi bir seçenektir. Kuzu eti en az allerjik besin maddesi olduğundan dolayı deri ve tüy sağlığı açısından koruyucu ve oluşabilecek problemleri ortadan kaldırıcı özelliğe sahiptir. Bu mamaların konserve formları da bulunmaktadır.

    Yavru mamalarındaki esansiyel yağ asitleri sağlıklı ve parlak bir tüy yapısının, doğru dengelenmiş kalsiyum/fosfor oranı sağlam diş ve kemik yapısının, yüksek kaliteli protein seviyesi güçlü kas yapısının, yüksek sindirilebilirlik az miktarda ve sağlıklı dışkının oluşmasını sağlar. Ancak unutulmamalıdır ki, piyasadaki her ticari mama aynı kalitede değildir. Köpeğinizi, kendisine en uygun olan kaliteli ve profesyonel mamayla beslemek için veteriner hekiminizden bilgi almanız yararlı olacaktır.

    Bu mamalardan başka bazı durumlarda (kusma, ishal) kullanılan, yavrular için özel diyet mamalar da bulunmaktadır. Ancak bunlar veteriner hekim kontrolünde kullanılmalı, veteriner hekimlere danışılmadan kullanılmamalıdır. Çünkü verilecek yanlış bir diyet mama organizmadaki sorunun çözümü olacağına yeni bir problemin ortaya çıkmasına neden olabilir.

    Yetişkin Köpeklerde Beslenme

    Beslenmede asıl olan besinlerdeki yaşam payı ve daha sonrada gelişim payının belirlenmesidir. Köpeklerde tüm canlılar gibi hayatlarını devam ettirecek bir miktar yiyeceğe ve enerjiye zorunlu olarak ihtiyaç duyarlar.

    Bu enerji gıdalardaki protein, karbonhidrat ve yağların belirli oranlarda vücutta girdiği kimyasal tepkimeler sonucu açığa çıkar. Yiyecekler içindeki protein kaynağının önemi çok fazladır. Hayvansal gıdalardaki protein tercih edilenidir çünkü besin değeri fazladır. Ayrıca bitkisel protein kaynakları kullanılarak hazırlanan gıdalarla uzun süre beslenen köpeklerde ishal gibi sindirim problemleri yaşanabilir.

    Beslenmede öncelikle köpeğinizin yaşam payı denilen miktarı dengeli bir şekilde sağlamayı esas almalısınız daha sonrada köpeğinizin ırk ,boyut ve cinsiyet gibi özelliklerini dikkate alarak gelişim payını belirlemelisiniz. Elbetteki küçük ırk bir Terrier ile büyük ırk Labrador’un günlük besin ihtiyacı aynı olamayacağı gibi dişi bir Labrador ile erkek bir Labrador’un ihtiyaçlarıda değişiklik gösterir.

    Ayrıca dikkat edilmesi gereken diğer bir konuda köpeğinizin aktivitesi olmalıdır. Ev içinde yaşayan bir köpekle bahçede yaşayan veya avcılık yapan bir köpeğin enerji gereksinimi farklı olacağından günlük alması gereken miktar da farklılık gösterir.

    Çevre koşullarıda verilecek mamanın miktar ve niteliğinde önem taşımaktadır. Soğuk bir ortamda yaşayan köpeğin günlük enerji ihtiyacı fazla olacağından karbonhidrat ve yağ oranının daha fazla olması gerekir.

    Küçük boy ırklarda (1-10 kg arası ) beslenme

    Küçük ırk köpekler yetişkin canlı ağırlığına 8-12 ayda erşirler. Orta ve büyük boy ırklara oranla daha aktiftirler ve fazla enerji harcarlar. Küçük boy ırkların yüksek enerji ihtiyaçlarının karşılanmasına dikkat ederek uygun mamalar seçilmeli ancak aşırı kilo almaları engellenmelidir. Çünkü narin kemik yapıları bu aşırı yük karşısında deforme olabilir ve özellikle eklemlerde problem yaşayabilir. Enerji kaynağı olarak kullanılan yağların besin içinde protein ile oranına dikkat edilmelidir.

    Orta boy ırklarda (10-25 kg arası ) besleme

    Orta boy ırk köpekler yavru ağırlıklarının yaklaşık olarak 50-60 katı bir yetişkin ağırlığına ulaşırlar. Gelişimleri yaklaşık 18 aylık oluncaya kadar devam eder. Gelişim döneminde uygun ve dengeli bir beslenme ile erişkin ağırlığı kazandırılmalı ve aşırı kilo artışı önlenmelidir. Orta boy ırklarda mama miktarı belirlenirken köpeğinizin ırkı ve aktivitesi göz önünde bulundurularak yapacağınız seçimler veya hazırlanacak diyetler önem kazanmaktadır.

    Büyük boy ırklarda ( 25 kg üzeri ) beslenme

    Büyük ırk köpekler de gelişim süreci küçük ve orta boy ırk köpeklere göre daha uzun sürer. Bu süre yaklaşık olarak 18-24 aylık oluncaya kadar devam eder ve erişkin ağırlığını kazanır. Bu nedenle kilo almasını engellemeli ve gereğinde hızlı büyümesi kontrol altında tutulmalıdır. Bu ırklarda sıkça karşılaşılan eklem problemlerine karşı önlem alınmalı, dengeli vitamin ve minerel oranına sahip mamalar tercih edilmelidir. Eğer ev yemeği ile beslemek söz konusu ise hekiminizin gözetiminde kalsiyum, D vitamini takviyeleri faydalı olacaktır. Büyük ırk köpeklerin beslenmesinde dikkat edilmesi gereken bir konuda mamamın miktarıdır. Vücut ağırlığının fazla olması nedeniyle fazla miktarda mama vermek gerekir. Ancak ani yenilen bu fazla miktardaki gıda midenin aşırı genişlemesine ve mide dönmesi adı verilen çok tehlikeli bir rahatsızlığa neden olabilir. Bu nedenle büyük boy ırklarda verilecek miktar en azından ikiye bölünerek verilmelidir.

    Beslenmede dikkat edilmesi gereken konular

    Yetişkin bir köpeğin gıdasında yüksek oranda protein, karbonhidrat ve yağ bulunmasına dikkat edilmeli

    Günde bir öğün beslenmeli (Öğün sayısı, miktar aynı kalmak koşulu ile en fazla ikiye çıkarılabilir)

    Temiz su sürekli bulundurulmalı

    Aktivitelerden hemen önce ve sonra yemek verilmemeli

    Özel faaliyetleri olan bir köpekse (koşucu, polis köpeği, av köpeği vb.) uygun diyetler hazırlanmalı ve gerekli takviyeler yapılmalı. Bu amaçla yoğun aktivite sırasında vücudu gerek duyacağı oksijen ve demir ihtiyacını karşılanmak amacı ile uygun oranlarda E vitamini ve selenyum gibi elementlerin takviyesi faydalıdır.

    Kalsiyum ve fosfor oranının dengeli olmasına dikkat edilmelidir. Aşırı ve oransız kalsiyumun kireçlenmelere neden olabileceği unutulmamalıdır.

    Irkına özgün erişkin ağırlığının korunmasına dikkat etmeli aşırı kilo veya aşırı zayıflaması önlenmeli

    Sindirilebilirliği yüksek gıdalar tercih edilmeli

    Selülozun gıdasında yeterli bulunmasını sağlamalıdır. Böylece bağırsakların rahat çalışması sağlanacağı için sindirim sistemi hızı artırılmış olacaktır. Ayrıca selüloz doygunluğu artıracağından gıdasında yeterli oranda bulunması faydalı olacaktır.

    Gıdasında yeterli düzeyde vitamin ve mineraller bulundurulmalıdır.

    Köpeklerin sindirim sisteminin laktozu (süt şekeri) sindiremediği dikkate alınmalı ve gıdasında bulundurulmamalıdır.

    Gıda değişimi yapmanız gerektiğinde değişimi ani olarak değil yavaş ve günlük artırımlar şeklinde yapmanız sindirim sisteminin adaptasyonu için önemlidir.
    Günümüzde yetişkin köpekler için profosyonel mama firmaları tarafından köpeğinizin ırkına özgün boyutları üç ana sınıfa ayrılarak tüm gereksinimi olan temel besin maddelerini yeterli ve uygun oranlarda içeren pek çok mama bulunmaktadır. Bu amaçla ;

    Küçük ırk yetişkin köpek mamaları
    Orta ırk yetişkin köpek mamaları
    Büyük ırk yetişkin köpek mamaları
    Yüksek aktiviteye sahip yetişkin köpekler için "performans "
    Allerjik yapıda ki köpekler için "lamb & rice "
    Metabolik hastalığı olan köpekler için de çeşitli "prescription" mamalar bulunmaktadır.

    Yaşlı Köpeklerde Beslenme

    Düzenli ve dengeli bir beslenme tüm canlılarda olduğu gibi köpekler içinde çok önemlidir. Köpeğinizin artık genç olmadığını, daha az hareket ettiğini ve daha az kalori harcayacağını bilmelisiniz.

    Yaşın ilerlemesiyle birlikte vücutta kas dokuda azalma ve yağ dokuda artış olur. Aktivitesi azalan köpeklerde mama miktarını azaltarak obesiteyi (aşırı şişmanlık) önlenlemek gerekir. Aksi halde yaşlılık nedeni ile kapasitesi azalan sistemlerde aşırı bir yük ve baskı sonucu fonksiyonel bozuklukların oluşumu kaçınılmaz olur.

    Eklemler ve kemikler de metabolik fonksiyonlarda da azalma sonucu kalsiyumun yetersiz emilimi ve kalsiyum / fosfor oranında değişim nedeniyle deformasyonlar olabileceğinden gıdasında yeterli ve dengeli bir kalsiyum oranı sağlanmalıdır.

    Kolay sindirilebilen lifli gıdaları tercih etmek yetersiz egzersiz veya prostat gibi bir nedenle gelişen konstipasyonun (kabızlık) önlenmesi için fayda sağlayacaktır.

    Enerji kaynağı olarak kullanılan karbonhidratların gıdasında yeterli düzeyde olmasına özen gösterilmelidir.

    Yaşlanma ile birlikte böbrek fonksiyonlarında yavaşlama veya deformasyonlar olacaktır. Proteinlerin parçalanması ile açığa çıkan amino asitlerin bir kısmı, özellikle azot, böbreklerden süzülüp idrarla dışarı atılır. Filtrasyon kapasitesi azalan böbrekte atılım yavaş olacağından birikim ve buna bağlı problemler meydana gelebileceğinden köpeğinizin gıdasındaki protein oranının düşük olması yararlı olacaktır.

    Vitaminler normal vücut metabolizması için gerekli olup vücutta üretilemezler ancak gıda ile alınır ve karaciğerde depolanırlar. Vitaminlerin noksanlığında bir çok vücut fonksiyonunda bozukluklar oluşabilir. Yaşlılıkla birlikte karaciğerin depolama kapasitesi azalacağından vitaminlerin günlük olarak yeterli düzeyde köpeğinizin gıdasında bulunması gerekir. Ancak unutmayınız ki fazla miktarlarda verilen vitaminler köpeğinizde hayati riskler doğurabilen toksikasyonlara neden olabilir. Bu nedenle günlük verilen miktarın dengeli olmasına özen göstermek gerekir.

    Yaşlı bir köpeğin beslenmesinde dikkat etmeniz gereken konuları şöyle sıralayabiliriz.

    Yemeğinin miktarını azaltarak ve mümkünse 2 öğüne bölerek vermek
    Sindirilebilirliği yüksek, protein ve yağ oranı düşük gıdaları tercih etmek
    Temiz ve yeterli suyu sürekli bulundurmak
    Gerekli mineral ve vitaminlerin takviyesini yapmak (hekimin önerisi ile)

    Ev yemeklerinde gerekli oran ve dengeleri sağlamak oldukça güçtür. Köpeğinizin yaşı ve günlük ihtiyaçları gözetilerek, yağ ve protein oranı azaltılmış, gerekli vitamin ve mineral dengesi sağlanmış yaşlı köpek maması olarak adlandırılan SENIOR mamalar köpeğiniz için ideal gıda olacaktır.

    Hamile Köpeklerde Beslenme


    Tüm canlılarda olduğu gibi köpeklerde de hamilelik dönemi özel bakım gerektiren istisna bir devredir. Bu dönemde hamile köpeğin besinlerdeki normal ''yaşam payı'' ihtiyacı daha yüksektir.

    Hamilelikte görülebilecek değişimler

    Vücuttaki yağ miktarında artış
    Aktivitelerde azalma
    Vücut ağırlığında artış

    Gebeliğin ilk haftalarında normal oranda verilen yiyecek miktarını, gebeliğin ileri dönemlerinde miktar olarak artırmak gerekir. Yavruların gelişimine paralel olarak artış gösteren besin ihtiyacı, annenin yemeğini kademeli artırarak karşılanmalıdır. Ayrıca içerdiği protein oranının daha yüksek olmasına dikkat edilmelidir.

    Hamile bir köpeğin beslenmesinde dikkat etmeniz gereken konuları şöyle sıralayabiliriz.

    Öncelikle düzenli ve dengeli bir beslenme hamile köpekler içinde çok önemlidir.
    Yemeğinin miktarını ve mümkünse öğün sayısını artırarak vermek
    Protein oranı yüksek, yağ oranı dengeli gıdaları tercih etmek
    Temiz ve yeterli suyu sürekli bulundurmak
    Gerekli mineral ve vitaminlerin takviyesi yapmak (hekimin önerisi ile)

    Hamile köpekler kilo almaya meyillidir. Ancak annenin aşırı kilo artışı güç doğum olasılığı dikkate alınarak önlenmelidir. Bu amaçla besinlerde ki dengeyi korumalı ve aşırı olmayan düzenli yürüyüşler yaptırmaya özen gösterilmelidir.

    Hamilelik ilerledikçe artan yavru hacmi nedeniyle midenin alanı küçüldüğünden tek seferde fazla yemek vermek rahatsızlanmasına neden olabilir. Sık sık ve daha az miktarlarda yedirmek daha doğru olacaktır.

    Kalsiyum oranında değişim nedeniyle deformasyonlar olabileceğinden gıdasında yeterli ve dengeli bir kalsiyum oranı sağlanmalıdır. Kalsiyum fötus'un gelişiminde olduğu kadar laktasyon (süt emzirme) döneminde de önem taşıyan bir mineraldir.

    Enerji kaynağı olarak kullanılan karbonhidratların gıdasında yeterli düzeyde olmasına özen gösterilmelidir. Mısır, buğday, pirinç bu amaçla verilebilecek gıdalar arasındadır.

    Gebelik döneminde gerekli olan günlük enerji (kalori) ihtiyacı belirlenirken annenin vücut ağırlığı, ırkı, aktivitesi, çevre ısısı ve biliniyorsa yavru sayısı gözetilmelidir. Bu durum süt verme döneminde de dikkat edilmesi gereken bir konudur. Bu dönemde de annenin enerji ve besin ihtiyacı süt salgılanmasına bağlı olarak artış gösterir. Vitaminler normal vücut metabolizması için gerekli olduğu kadar hamile bir köpeğin besinlerinde de yeterli oranda bulunmalıdır.

    Doğumdan önceki son günlerde yemek tüketiminde azalma olur, bazende son 24 saatte tamamen durabilir. Bu durum normal sayılabilir. Doğumdan sonraki ilk gün de yiyecek tüketimi az olabilir ancak bol su vermeye dikkat etmek gerekir.

    Ev yemeklerinde gerekli oran ve dengeleri sağlamak oldukça güçtür. Bu nedenle köpeğinizin ırkı ve günlük ihtiyaçları gözetilerek, protein miktarı artırılmış, yağ oranı ayarlanmış, gerekli vitamin ve mineral dengesi sağlanmış yavru köpek maması olarak adlandırılan puppy mamalar ve performans mamalar köpeğiniz için ideal gıda olacaktır.

    Yavru maması olarak adlandırılan puppy mamaların gebelik döneminde de anneye verilmesi yavrunun, fötus evresinden başlayarak aynı protein ve karbonhidratı alması ve oranlarının yüksek olması açısından yararlıdır.

    Zehirlenmeler


    Zehirlenmeler kedi ve köpeğinizin başına gelebilecek en tehlikeli olaylardan birisidir. Zehirlenmenin türüne göre uygulanacak tedaviler farklılık gösterdiğinden mutlaka veteriner hekim müdahalesi gerektirir. Örneğin kimyasal bir maddeyle zehirlenmede uygulanacak tedavi ile bozuk bir gıdanın alımı sonucu oluşan zehirlenmede uygulanacak tedavi aynı değildir. Ancak sizin yapabileceğiniz basit bir iki müdahale olayın riskini azaltması açısından önemlidir.

    Bozuk gıda alımlarında, temizlik maddelerinin yutulması durumunda, fazla miktarlarda ilaç yutulması gibi durumlarda toksik etki yapan maddelerin vücuttan uzaklaştırılması için yapılacak en önemli ilk iş hastanın hemen kusturulmasıdır. Bu amaçla yarım çay bardağı ılık suya 2 çorba kaşığı tuz atıp bu karışımı içirmeniz onun kolayca kusmasını sağlayacaktır.

    Eğer zehirlenmeye neden olan madde kostik etkiliyse yani yakıcı etkisi varsa (örneğin asitler veya alkaliler gibi) hastayı kusturmak sakıncalıdır. Bunun yerine hemen veteriner hekime başvurulmalıdır. O size alınan maddenin cinsine göre ne vermeniz gerektiğini söyleyecek veya çağıracaktır. Asit veya alkali maddeler olarak çamaşır suyu, tiner, deterjanların büyük bir kısmı örnek gösterilebilir.

    Zehirlenmeye neden olan maddeyi biliyorsanız özellikle kutusunu yanınıza alarak acilen veterinerinize gitmelisiniz. Bu ilaç zehirlenmelerinde son derece önemlidir çünkü zehirin ne olduğunun bilinmesi eğer varsa kullanılacak antidotun belirlenmesini kolaylaştırır.

    Eğer zehirlenme belirtileri (Titreme ve kasılma, koma , güç solunum gibi) gezme dönüşü başlamışsa muhtemelen kimyasal bazlı bir zehirdir ve çok kısa bir sürede etki gösterebileceğinden vakit geçirmeden hemen kusturulmalı ve veteriner hekime ulaşılmalıdır.

    Evdeki zehirlenme olaylarını en aza indirgeyebilmek için; temizlik maddelerini kapalı bir yerde saklamak, fare veya karıncalar için kullanılan zehirlerin ulaşılması mümkün olmayan yerlere bırakılması ve sayılarının bir yere not alınması (bir zehirlenme durumunda bunlar sayılarak ihtimal ortadan kaldırılabilir), kullanılan ilaçların bir dolapta saklanması ve evdeki çöp tenekelerinin açılamıyacak şekilde kullanılması gibi önlemler sayılabilir.

    kaynak:Juen Pet Bilgi Portalı
     
  9. Caradebebe

    Caradebebe Misafir

    Köpeklerde Eğitim

    Genel eğitim yavru köpeğiniz eve girdiğinde başlar. Çoğu zaman kararlı bir ses tonuyla “HAYIR” zaman içinde yeterli olacaktır. İstemediğiniz bir eşyayı kemiriyor veya onunla oynuyorsa siz kararlı bir ses tonuyla “HAYIR” deyin. Çünkü sizin ses tonunuzdan kızıp kızmadığınızı anlayacaktır. Sonra ona aldığınız oyuncaklardan bir tane verin ve sevin. Çok küçük yavrularda istediğiniz eğitimi vermek biraz daha fazla zaman alacaktır. Bunun için bıkmadan usanmadan anlatmak istediğinizi tekrarlamalısınız. Bu arada evde herkesin aynı davranış biçimini sergilemesi ve zaaf göstermemesi gerekmektedir. Yoksa siz farkında olmadan herkesi istediği gibi kullanacaktır. Unutmayın ona gelişme döneminde vereceğiniz iyi bir eğitim hem onun, hem de sizin hayatınızı kolaylaştıracaktır. Aksi halde 12-14 yıllık bir KABUS ile birlikte yaşamak zorunda kalırsınız. Hayatı paylaşmak yerine ona bağımlı kalır ve onun kölesi olursunuz. Siz her gün onunla sanki bir insanmış gibi konuşarak eğitebilirsiniz. Otur, yat, kalk, yürü, yavaş, bekle ve dur gibi sözcükleri ödüllendirme yöntemini uygulayarak öğretebilirsiniz. İstediklerinizi uyguladığında onu mutlaka ödüllendirin. Bu ödül köpek çikolatası veya bisküvileri olabilir. İlk başta eğitimin anlamını çözemese de zaman içinde ödüllerinde katkısı ile sizin komutlarınıza uymaya başlayacak ve sonra da kelimelerin anlamını çözecektir. Köpeğinizin tasmaya tepki vermemesi için mümkün olduğunca küçük yaşlardan itibaren tasma alışkanlığını kazandırmanız gerekmektedir. Aksi halde ileri yaşlarda takılan tasmalara alışması uzun zaman alacak ve bir o kadarda zor olacaktır. 3 aylıkdan itibaren (eğer aşıları bitti ise) artık ona dışarda gezdirme kayışı ile yürüme eğitimi verebilirsiniz. İlk günler tasma ile yürümek istemeyeceği için oturacaktır. Siz tasmayı hafifçe çekip bırakarak yürümesi için onu uyarın. Ama kesinlikle yerde sürüklemeyin. Eğer farklı bir tarafa yürüyorsa siz onu takip edin. Önemli olan tasma ile yürümesidir. Tasma ile yürümeye alıştıktan sonra siz onu istediğiniz tarafa yönlendirebilirsiniz. Yürümeye başladıktan sonra sağa sola çekiştirmeler olabilir, sizin yapacağınız tasmayı kısa çekişler yaparak , onunla konuşarak uyarmak ve yanınızda yürümesini sağlamaktır. Tabii arada bir ödüllendirmeyi unutmayın. Yürüyüşlerde genel kural sizin solunuzdan yürümesidir.
     
  10. Caradebebe

    Caradebebe Misafir

    Köpek isimleri

    Dişi Köpek isimleri
    ALİCE ANGEL ARAP BABY
    BAL BAMBİ BARBY BEBEK
    BELLA BENEK BETSY BETTY
    BEYAZ BIDIK BİBER BLACKY
    BONCUK BONNİE BONY BRANDY
    CANDY CANO CARMEN CHARLİE
    CİNDY CİCİ CİNA CİNDY
    COCO COOKİE ÇAKIL ÇITIR
    DAISY DEYZİ DİNO DOLLY
    DOLY DOST DUMAN DUSTY
    DÜŞES ECE EMMA FINDIK
    FISTIK GARİP GİNA GİNGER
    GİPSY GİZMO GOLDIE GÜMÜŞ
    GYPSİ HERA HONEY İRMA
    JADE JENNY JESSY JOY
    JUNİOR KARA KARABAŞ KARAKIZ
    KARAM KARAMEL KATIA KIRPIK
    KIZIM KONTES KÖPÜK KUKI
    KURT KÜÇÜK LADY LAİKA
    LEYDİ LİLİ LİNDA LİZ
    LİZA LOKUM LOLA LOLİTA
    LUCKY LUSİ LUSY MAGIE
    MAYA MELİSSA MİA MİÇO
    MİKİ MİNİ MİNİK MİŞA
    MOLLY NALA NANA NANCY
    NATAŞA NAZLI NİCKY NİKİ
    NOEL PAMUK PANÇO PAPİ
    PATİ PEPSİ PIRTIK PİA
    PONPON PRENSES PUFFY PUIK
    PUKİ PUPPY RAŞA REKS
    RITA RİTA ROXY SACHA
    SALLY SAM SAMBA SANDY
    SASHA SHILA SINDY SİNDY
    SİSİ SNOPPY SOFİ SOPHIE
    SULTAN SUSAM SUZİ ŞANS
    ŞEKER ŞİBA ŞİLA ŞİRİN
    ŞİVA TANGO TARA TARÇIN
    TEKİLA TESS TİNA TİNTİN
    TONY TOPAK TOPİK TOSUN
    VENÜS VİKİ YAĞMUR ZEYNA
    ZEYTİN ZİLLİ

    Erkek Köpek isimleri
    ALEX ALF ALFRED ARAP
    ARES ARTHUR ASİL AŞKIM
    ATEŞ BADİ BAKSİ BAMBAM
    BANDY BARNEY BARNİE BARNY
    BARON BART BAXİ BEYAZ
    BIDIK BIZDIK BİBER BLACK
    BLACKİE BLACKY BOBİ BOBO
    BOBY BODY BONCUK BONO
    BONY BOZO BRANDY BRAWNY
    BRUNO BUDDY BUFFY BULKY
    BULUT CAN CANCAN CANGO
    CARLOS CARMEN CASPER CESUR
    CHAMPY CHARLİE CİNO COCO
    COOKİE ÇAKIL ÇAPKIN ÇİKO
    ÇİRKİN ÇOMAR DALİ DARK
    DİNGO DİNO DOBİ DOST
    DUMAN DUSTY DÜK EFE
    FELİX FINDIK FISTIK FİGO
    FİŞEK FOXY FREDDY FUNNY
    GARİP GEORGE GİPSY GİZMO
    GOLDİE GOOFY GORBİ HAYDUT
    HEKTOR HERKÜL HUGO İCE
    İGOR İVAN JACK JEFF
    JESSY JİMMY JOE JOHNNY
    JOLLY JOY JUNİOR KARA
    KARABAŞ KARAMEL KARTAL KEŞ
    KOKO KONT KORSAN KÖPÜK
    KRAL KUKİ KURT LASSİE
    LEO LEON LOKUM LORD
    LUCA LUCKY MAÇO MASKOT
    MAX MAXI MAXIMUS MAXİ
    MİCHEAL MICKY MİKE MİÇO
    MİKİ MİNİK MİŞA MURPHY
    NERO NİKİ ODİN OĞLUM
    ORFE OSCAR OSKAR RAFİ
    PAKO PAMUK PANÇO PANDA
    PAPİ PASCAL PASHA PAŞA
    PATİ PEPE PEPİTO PEPPER
    PEPSİ PLUTO POLO PONÇİK
    PONY PRENS PUFFY PUİK
    PUNTO PUPPY RAMBO RASTA
    REİS REKS REX RICKY
    RİKİ RİKO ROBİ ROBİN
    ROCKY RODİ ROMEO ROXY
    RUDY RUSTY SACHA SAM
    SEZAR SİMBA SOCRATES SUMO
    SUNNY ŞAHİN ŞANS ŞANSLI
    ŞEYTAN ŞİMŞEK TANGO TARÇIN
    TARZAN TAZ TEDDY TEKİLA
    TİGER TOBİE TOBİ TOBY
    TOFFEE TOM TOMİ TOMMY
    TOMY TONİ TONY TOPAK
    TORUN TYSON UĞUR VİCTOR
    VOTKA WHISKY YAMAN YANKEE
    YUMOŞ ZEUS ZEYTİN ZORBA
    ZORRO
     
  11. Caradebebe

    Caradebebe Misafir

    Uluslararası ve Ulusal Kennel Kulüpleri

    Uluslararası ve Ulusal Kennel Kulüpleri


    Uluslararası kennel kulüpleri yetiştiriciler tarafından tüm dünyada kabul gören kulüplerdir. Bu kulüplerin belirlediği ırk özellikleri standart olarak kabul edilmektedir ve belirledikleri özellikler saf kan ırklarda aranmaktadır. Ulusal kulüpler ise genellikle bölgesel olarak faaliyet gösteren uluslararası kulüplerce tanınmış veya tanınmamış safkan ırklarla ilgili her türlü bilgi, faaliyet ve kayıt işlemlerini takip eden kulüplerdir.

    Bu kulüplerden en önemlileri şunlardır.

    Federation Cynologique Internationale (FCI)

    Merkezi Belçika'da bulunan bir köpek organizasyonudur. 25 Kasım 1919'da resmiyet kazanmıştır. Bu kulübün amacı safkan köpeklerin yetiştirilmesine destek olmak, her ırk için daha önceden tanımlanmış fonksiyon, sağlık ve fiziksel özellikleri kontrol etmek ve uygun olup olmadığını denetlemek, damızlıkları ve yetiştirildikleri yerleri tanımak, bilimsel araştırmalara destek olmak, uluslararası bilgi paylaşımı gibi faaliyetlerdir.

    United Kennel Club (UKC)

    1898 yılında Chauncey Z. Bennett tarafından kurulmuştur. United Kennel Club görünümü ve performansı eşit derecede iyi olan, showlarda veya sahada aynı performansa sahip köpek konsepti üzerinde durmuş bir kurumdur. UKC 308 ırkı tanımaktadır, bu 308 köpek ise 8 grupta ele alınır :

    Companion Breeds - Arkadaş Irklar,
    Guardian Dogs - Koruma Köpekleri,
    Gun Dogs - Av Köpekleri,
    Herding Dogs - Çoban Köpekleri,
    Northern Breeds - Kuzey Irkları,
    Scenthounds - Koku Tazıları,
    Sighthounds ve Pariahs - Görüş Tazıları ve Paryalar,
    Terrier - Terrier'ler

    Canada Kennel Club (CKC)

    1880'lerde safkan köpeklerin yetiştirilmesine karşı artan ilgi sonucu 1884'te American Kennel Club kurulmuş, ırkların tanınması ve standartların belirlenmesi American Kennel Club tarafından yürütülmeye başlanmıştır. 1887'de ise Kanada'da ulusal bir klüp ihtiyacı doğması üzerine Canada Kennel Club kurulmuştur. Kulübün amacı kanada'daki safkan ırkların yetiştirilmesi ve sergilenmesini desteklemek, köpek showları için kuralları ve standartları belirlemek, uygun jüriler oluşturmak, safkan köpekler için kayıt tutulacak bir kurum oluşturmaktır. AKC ve CKC arasında sıkı bir ilişki ve dayanışma vardır.

    American Kennel Club (AKC)

    17 Eylül 1884'te Philadelphia'da, Messrs. J. M. Taylor ve Elliot Smith öncülüğünde aldıkları çağrı sonucu toplanan 12 kişi tarafından kurulmuştur. Her biri farklı bir kennel klübü üyesi olan ve American Kennel Club'ı kuran bu kişiler daha sonra bütün kulüpleri birleştirerek AKC'yi "kulüplerin kulübü" olarak kabul gören ulusal bir kurum haline getirmiştir. 1889'da American Kennel Club'ün yayın kolu olan "AKC Gazette" yayımlanmaya başlanmıştır. American Kennel Club tarafından tanınan bütün ırkların dökümü ve ırk standartları "The Complete Dog Book" (Bütün Köpekler) isimli resmi yayında toplanmıştır. AKC tarafından uygun görülen 150 adet ırk vardır. Bu ırkların her biri 7 gruptan birinde veya "miscellaneous" (çeşitli) grubunda yer alır. Irkların gruplandırılması, köken aldıkları ırklar ve kullanım amaçları göz önüne alınarak yapılmıştır.

    Sporting group - Spor gurubu
    Hound group - Tazı gurubu
    Working group - İş gurubu
    Terrier group - Terrier gurubu
    Toy group - Oyuncak/süs gurubu
    Non-sporting - Spor dışı gurubu
    Herding group - Çoban köpekleri
    Miscellaneous Class - Çeşitli Irklar Sınıfı

    Australia National Kennel Club (ANKC)

    Australia National Kennel Club'ın amacı Avustralya genelinde belli yetkililer tarafından yetiştirmede, showda sergilemede, değerlendirmede, itaat ve diğer eğitim aktivitelerinde, fiziksel olarak ve mizaç bakımından mükemmel safkan ırkların yetiştirilmesini teşvik etmektir. Avustralya'da bütün köpeklerle ilişkili aktiviteler Australia National Kennel Club desteği ve gözetimi ile gerçekleştirilir.

    National Kennel Club (NKC)

    National Kennel Club 1969-1970 yılından beri Amerika'da köpek sahiplerinin safkan köpeklerini kayıt ettirmesine yardım etmektedir. National Kennel Club bütün yetiştiricilere, köpek sahiplerine ve köpek ırklarına karşı tarafsızdır. National Kennel Club'de temel ırklarla birlikte nadir ırklar da eşit konumda sergilenebilmektedir. National Kennel Club'ün amacı bütün ırklarda safkan köpeklerin yetiştirilmesini ve yetiştirme programlarında sadece en uygun ve en iyi huylu köpeklerin kullanılmasını desteklemek, köpek sahiplerini en doğru ve en yeni yetiştirme, bakım ve beslenme teknikleri konusunda bilgilendirmek, çeşitli aktiviteler düzenlemek, doğal yaşama destek olmak gibi faaliyetlerdir.

    Continental Kennel Club (CKC)

    Continental Kennel Club 1991'de kurulmuş bir safkan ırk kayıt kurumudur. Dünya üzerinde 100,000'in üzerinde üyesi bulunan Continental Kennel Club daha geniş standartlarda yetiştirme yapılmasını ve gen havuzunun genişletilmesini, bu sayede daha sağlıklı köpeklerin elde edilmesini savunmaktadır. Continental Kennel Club'de uygulanan açık sicil uygulaması ile pedigree'si yani soy ağacı bilinmeyen yavrular bile kayıt ettirilebilmektedir. CKC'de ırklar için standartlar gözetilmemektedir.

    New Zealand Kennel Club (NZKC)

    Bu Kennel Club, İngiltere ile bağlantılı, Federation Cynologique Internationale (FCI) ile ilişkilidir. 1886'da faaliyete başlayan New Zealand Kennel Club, dernekleri çatısı altında toplayan bir kurumdur ve günümüzde çeşitli faaliyetlerde bulunan 300'den fazla dernek üyesi vardır.

    Kennel Club Of Great Britain (KCGB - The Kennel Club Great Britain - UK)

    19. yüzyılda ingilterede zengin muhafazakarların toplantılarında popüler hale gelen köpek gösterileri demiryollarının gelişimi ile bunu takip eden yıllarda tüm ülkede yaygınlaşmıştır. Önceleri evlerde yapılan bu gösteriler 1851 yılında bu amaçla düzenlenen özel toplantı salonlarında yapılmış daha sonrada 1859 yılında Newcastle'da belediye binasında daha büyük bir organizasyon olarak düzenlenmiştir. Bu organizasyonda köpeklerin sınıflandırma, isimlendirme, standart özelliklerinin belirlenmesi gibi pek çok çalışma ile ayırımlarının yapılması gereği hissedilmiş ve 1870 yılında Warwickshire milletvekili S.E.Shirley tarafından ulusal köpek komitesinin çalışmaları izlenerek, kanun tasarıları hazırlandıktan sonra Albert Mansion ve on iki kişiden oluşan Kennel Club Londra' da 1873 yılında Victoria Caddesinde kurulmuştur.

    American Pet Registry Inc. (APRI)

    American pet registry inc. Tulsa Oklahoma'da ki Akademik Kennnel Record (AKR)'un kayıtlarını duyuran bir köpek kayıt servisidir. Akademik Kennnel Record, bilinen diğer kayıt servislerinin yaptığı gibi daha fazla veri girişine izin veren açık kayıt servisidir. Ancak, American Pet Registry Inc. ise sadece belgelenmiş köpeklerin kayıt edilmesine izin vermektedir. Halen Gary Garner tarafından yönetilen servis tüm ısrarlara rağmen kayıt politikasını değiştirmeyerek bünyesinde sadece pedigrisi olan belgelenmiş ırkları kayıt ederek, United Kennel Club'ı da kapsayan büyük bir açık kayıt servisi olan Akademik Kennnel Record'dan farklı bir politikayla çalışmalarına devam etmektedir.

    American Kennel Club For Purebred Dogs (USA)

    American Kennel Club For Purebred her türlü saf köpek ırkı hakkında bilgi bulanan bir klüp. Özellikle yavru alımı, kayıtları, yarışmaları, sağlık, beslenme, terbiye gibi bilgiler yanında bu ırkların satıldığı yerler hakkında da bilgi verebilen bir klüp.

    Australian National Kennel Council (ANKC)

    Avustralya'da seçkin ırkların bakımı, eğitimi, karakteri, psikolojisi ve diğer ırklara olan üstünlükleri konusunda bilgi veren bir klüptür.

    Italian Club Of Northern Breeds (CIRN)

    1976 yılında uluslararası köpek severler anonim şirketi tarafından kurulan klüb'ün amacı tüm kuzey köpek ırklarını korumaktır.

    Norwegian Kennel Club

    Norveçte sporcu ve ilk yardım amacıyla yetiştirilen ırkların önemini artırmak ve bu ırkların saf olarak yetiştirilebilmesi için, 1898 yılında kurulmuştur.

    Japan Kennel Club (JKC)

    Kijuro Shidehara başkanlığında, Mr. Tanzan Ishibashi yardımcı başkanlığında 1949 yılında Japon koruma köpekleri derneği olarak kurulan bu klüp 1952 yılında Japan Kennel Club olarak yeniden adlandırılmıştır. Kuruluş dönemlerinde yayınladıkları gazeteleri de 1957 yılında "The Companion Dog" olarak yeniden isimlendirilen bu kulübün amacı farklı ırklarda köpekleri kapsayan yarışmalar düzenleyerek iyi arkadaşlık yapabilen ve insanlarla dost olup, sevgi veren ırklar yetiştirmektir.
     
  12. Caradebebe

    Caradebebe Misafir

    Soru-Cevap

    Soru
    Köpeğimin aşılarına ne zaman başlamalıyım ?



    Cevap
    En ideal aşıya başlama zamanı 6-8 haftalıkkendir. Ancak bu köpeğinizin gelişimine ve sağlık durumuna bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Bu konudaki en iyi kararı veteriner hekiminiz verecektir.

    Soru
    Aşılardan önce veya sonra yıkama yapmamda bir sakınca var mı ?



    Cevap
    Aşılardan en az 2 gün önce ve sonrasında yıkama yapılmaması daha iyi olur. Aksi takdirde bir takım sağlık sorunları yaşanabilir.


    Soru
    Yavru köpeğim aşıdan sonra halsizleşti ve sürekli uyumak istiyor. Sebebi nedir ?



    Cevap
    Aşılar bazen halsizlik veya uyku hali verebilir. Hatta bazen ateş yükselmesine de sebep olabilir. Ancak bu durum tamamen geçiçidir ve genel olarak her hangi bir sağlık sorunu yaratmaz.


    Soru
    Köpeğimin aşıları bitmeden dışarı çıkarmam da tehlike varmı ?



    Cevap
    Evet tehlikelidir. Bir takım bulaşıcı hastalıklardan korunabilmek amacı ile aşılama tamamlanana kadar yavru köpeklerin mümkün olduğunca izole edilmeleri gerekir.


    Soru
    Aşıları bitmemiş yavru köpeğimi aşıları olan yetişkin bir köpekle oynatabilir miyim ?



    Cevap
    Aşıları bitmemiş bir yavru her zaman enfeksiyonlara karşı savunmasızdır. Yetişkin bir köpek aşılıda olsa yavru köpeğinize dışardan virüs taşıyabilir (kendisi tamamen bağışık olsa bile).


    Soru
    Aşı tekrarı var mıdır, varsa ne kadar zaman da bir yaptırmalıyım ?



    Cevap
    Bağışıklığın sürekli ve güçlü olabilmesi için aşıların türüne ve etkisine göre değişen zamanlarda tekrarlarının yapılması şarttır. Gerekli bilgileri Aşılar başlıklı sayfalarımızda bulabilirsiniz...


    Soru
    Aşılar alerji yapar mı ? Alerji oluşursa tehlikeli midir ?



    Cevap
    Aşılar nadirende olsa alerji yapabilirler. Bazen yıllarca aşı olmuş ama alerji yaşamamış köpeklerde bile ani bir alerji şekillenebilir. Aşıdan birkaç dakika sonra veya 1-2 saat sonra ortaya çıkar. Ancak tedavisi mümkündür ve 10-15 dakika içinde normale dönülür. Bazı köpeklerde bünyeye bağlı olarak etkileri daha uzun süreli olabilir.


    Soru
    Köpeğimin tuvalet eğitimini nasıl verebilirim ?



    Cevap
    Tuvalet eğitiminde bütün mesele şartlandırmadır. Bunun için ödüllendirme yöntemini kullanabilirsiniz. Eğitim için öncelikle köpeğinizin çiş ve kaka yapacağı yeri belirleyiniz. Bu amaçla seçtiğiniz yerin fazla ayak altı olmamasına ve yemek ile su kabından uzak olmasına dikkat ediniz. Daha sonra seçtiğiniz yeri gazete kağıtları ile kaplayınız. Köpeğinizin çiş ve kaka zamanları genel olarak yemek sonrası, oyun sırasında, uykudan kalktıktan sonra veya su içtikten sonradır. Bu zamanları takip ederek onun çiş ve kaka için etrafı koklayıp kendi etrafında sık sık dönmeye başladığını gördüğünüzde alıp onun için seçtiğiniz yere götürün ve başında bekleyin. Oraya çiş ve kakasını yaptığında severek tezahurat yapın ve ödülünü verin (Köpek çukulatası veya bisküvisi gibi). Sizin istemediğiniz bir yere yaptığında sert ve otoriter bir sesle azarlayın ancak daha aşırı tepki göstermeyin. O kesinlikle sizi anlayacaktır. Unutmamanız gereken bir şeyde onun çok küçük olduğu ve çişini yada kakasını uzun zaman tutamayacağıdır. Bu nedenle çiş ve kaka için ayrılan yere yetişemeyebilir. İkinci önemli nokta ise öğrendiğini yaşının küçüklüğünden dolayı çok çabuk unutur. Bu nedenle eğitimi aksatmadan en az 15 gün devam ettirin. Kolay gelsin.

    EĞİTİM KOLAY OLSUN DİYE YEMEK, SU VERMEMEK VEYA ÇİŞ-KAKA YAPMASI GEREKEN YERE KAPATMAK GİBİ SAĞLIKSIZ YÖNTEMLERE KESİNLİKLE BAŞ VURMAYIN.


    Soru
    Köpeğimin tuvalet eğitimi var ama bazen istemediğim yerlere çiş ve kakasını yapıyor. Niçin?



    Cevap
    Genel olarak tuvalet eğitimi olan bir köpeğin evde zaman zaman çiş veya kaka yapması protesto maksatlıdır (Bazı sindirim ve üriner sistem rahatsızlıkları hariç). Protesto nedenleri arasında düzenli dışarı çıkarılmamak, yemek düzeninin bozuk olması, evde yalnız kalma, sevmediği birisinin eve gelmesi, sevdiği birisinin evden ayrılması, çiftleşmek istediği dönemlerdeki hormonal baskı sayılabilir. Bazen çözüm oldukça zor olabilir. Bu konuda veteriner hekiminizle beraber ortak bir strateji belirlemeniz gerekebilir.


    Soru
    Köpeğim kakasını yemek istiyor, nasıl önleyebilirim ?



    Cevap
    Köpeklerde kaka yeme eğilimi daha çok 3-6 ay arasında görülür. Nedenleri çok çeşitlidir. Bunlar arasında kötü alışkanlık, can sıkıntısı, vitamin veya minaral yetmezlikleri sayılabilir. Öncelikle veteriner hekiminizle birlikte nedenin ne olduğunu bulup ortadan kaldırılmanız gerekir. Bu arada yemek düzeninin iyileştirilmesi ve eğer mümkünse profesyonel gruptan bir mama ile beslenmesi sorunun büyük ölçüde ortadan kaldırılmasını sağlayabilir. Çünkü vücut ihtiyaçları olan vitamin ve minarelleri en sağlıklı ve dengeli bir şekilde bu yöntemle yerine koyabilirsiniz.


    Soru
    Köpeğim evdeki tüm eşyaları kemirmeye çalışıyor. Ne yapabilirim ?



    Cevap
    Bu davranış biçimi genelde iki nedenden kaynaklanır. Birincisi, köpeğiniz yavrudur ve diş değiştirmeye başlamıştır. İkincisi ise canı sıkılıyordur veya sizi cezalandırıyordur. Eğer problem diş değiştirme ise bu en kötü ihtimalle tüm kalıcı dişlerin tamamlandığı 8 ay civarında bitecektir. Siz bu arada ona yapay kemikler veya kemirebileceği ama parçalayıp yutamayacağı oyuncaklar vererek zararı asgariye indirmeye çalışabilirsiniz. İkinci problemi ise protesto nedenini saptayarak ortadan kaldırabilirsiniz. Bunun için gerekirse veteriner hekiminize danışınız.


    Soru
    Köpeğim oynarken sürekli elimi veya ayağımı ısırmaya çalışıyor. Bana bir zararı var mı ?



    Cevap
    Bu yavru köpeklerde tamamen oyun amaçlıdır ve aynı zamanda onun için bir iletişim yöntemidir. Kötü bir amaç taşımaz (Nadir olarak problemli yavrularda gerçekten ısırma amaçlı olabilir) ve size bir zararı dokunmaz. Ancak genel hijyen kurallarına uyarak çiziklerin üzerini bir dezenfektanla temizlemek olabilecek ufak tefek iltihaplanmaları önleyecektir (şeker hastaları veya kemoterapi gören kimseler gibi sağlık problemi olanların doğal olarak çok daha fazla dikkat etmeleri gerekir).


    Soru
    Köpeğim çok sık pireleniyor. Ne yapabilirim ?



    Cevap
    Şu anda piyasada oldukça başarılı pire ve kene mücadelesinde kullanılabilecek preparatlar mevcuttur. Bunlar üzerine sürülerek veya enseye damlatılarak veya toz halinde kullanılarak bu konuda ciddi çözümler sunabiliyorlar. Bunların yanısıra evinizi de kontrol ederek pirelere karşı ilaçlama yapmanız gerekebilir.


    Soru
    Köpeğim çok iştahsız ne yapabilirim ?



    Cevap
    Yaşına, kilosuna, çevresel şartlara bağlı olarak belirlediğiniz mama miktarını öğün saatlerine dikkat ederek veriniz. Mamayı önünde en fazla 30 dakika bekletin ve daha sonra kaldırarak diğer öğüne kadar başka bir şey vermeyin. Özellikle öğün aralarında ve diğer zamanlarda sofranızdan dilencilik yapmasına izin vermeyin. Veteriner hekiminizle konuşarak çok gerekiyorsa iştahının açılması için vitamin takviyesi yapabilirsiniz.


    Soru
    Köpeğim çok fazla tüy döküyor. Sebebi nedir ?



    Cevap
    Normalde köpekler yılda iki kez tüy değiştirirler. Ancak evde yaşayan köpeklerde soğukta yaşamak gibi bir sorun olmadığından tüy dökümü çok yavaş ve hemen hemen bir yıla yayılarak yapılır. Mümkün olduğunca her gün fırçalama ve profesyonel gruptan bir mama ile beslemek olayın çözümü açısından yeterlidir. Gerekli, görüldüğünde tüy dökülmesini azaltan veya geciktiren vitamin takviyeleri yapılabilir. Bazı hastalıklarda (dermatitis, mantar, uyuz, beslenme bozukluğu gibi) oluşan tüy dökümünün çözümünü veteriner hekiminizle birlikte araştırmanız gerekmektedir.


    Soru
    Köpeğimi her gün fırçalamam gerekiyor mu ?



    Cevap
    Hem tüylerinin daha canlı ve parlak olmasını sağlamak hemde evde tüy sorunu yaşamamak için köpeğinizin cinsine bağlı olarak her gün fırçalama yapmanız gerekebilir.


    Soru
    Köpeğimin vücut kokusu normalden fazla. Sebebi nedir ?



    Cevap
    Vücut kokusu bazı hastalıklarda (Karaciger, böbrek, deri rahatsızlıkları) olabileceği gibi beslenme bozuklukları, çok sık yıkama veya doğru mamanın seçilememesi durumunda da ortaya çıkabilir. Bunların dışında çevredeki bazı pis kokulu atıklar, kendi çişine yada kakasına bulaşma da nedenler arasında sayılabilir. Unutmamanız gereken bir şeyde köpeklerde bulunan ve deri tabakasını korumak için var olan, deri üstündeki yağ tabakasının bazen köpeğin özelliğine bağlı olarak daha kokulu olmasıdır. Eğer koku herhangi bir nedenden oluşmuyorsa ve köpeğinizin kendine özgü vücut kokusu ise o zaman köpekler için özel olarak üretilen parfümleri kullanabilirsiniz.


    Soru
    Köpeğimi ne sıklıkla yıkayabilirim ? Sık yıkamanın zararı var mı ?



    Cevap
    Bildiğiniz gibi köpeklerin derisi üzerinde koruyucu bir tabaka vardır. Bu yüzden koruyucu tabakanın bozulmaması için muhakkak yıkama sırasında köpekler için üretilmiş bir şampuan kullanılmalıdır. Evde yaşayan köpekler için en sık yıkama aralığı 1 ay olmalıdır. Eğer köpeğiniz bahçede yaşıyorsa yıkama aralığını 3 - 4 aya kadar rahatlıkla uzatabilirsiniz. Yıkamayı 1 aydan daha sık yapmak zorunda kalırsanız, köpekler için özel olarak üretilen deri üzerindeki koruyucu tabakayı almayan şampuanlar kullanmak zorundasınız. Aksi takdirde çok sık olarak deri problemleri ile karşılaşabileceğiniz gibi köpeğinizde daha fazla kokacaktır.


    Soru
    Köpeğimi yıkarken ne tür bir şampuan kullanmalıyım ?



    Cevap
    Eğer köpeğinizin bir deri problemi yoksa ve veteriner hekiminiz köpeğiniz için özel bir şampuan kullanmanızı istememişse piyasada bulabileceğiniz kaliteli köpek şampuanlarından her hangi birini kullanabilirsiniz.


    Soru
    Çok sık yıkamama rağmen üstünde çok fazla kepek oluşuyor. Ne yapabilirim ?



    Cevap
    Çok sık yıkama hem derinin hemde tüylerin sağlıksız olmasına neden olur. Kepeklenmenin nedenleri köpeğinizin cildinin kuru olmasından, kullandığınız yıkama suyundan, beslenme yetersizliğinden ve bazı deri rahatsızlıklarından ileri gelebilir. Veteriner hekiminizle görüşerek sorunun ne olduğunu öğrenmelisiniz. Ayrıca piyasada kepek problemi olan köpekler için kullanabileceğiniz özel şampuanlar da mevcuttur.




    Soru
    Dişi köpeğimi çiftleştirmek istiyorum. Çiftleştirmeden önce ne yapmalıyım ?



    Cevap
    Köpeğinizi çiftleştirmeden önce veteriner hekiminizle görüşerek gelişiminin tamam olup olmadığını, kemik yapısının uygun olup olmadığını öğrenin. İç ve dış parazit tedavisini yaptırın. Çiftleşmeye uygun günler ise genel olarak regl süresinin 9 - 13. günleri arasıdır (bazı köpeklerde bu 6-10 günleri arasıdır).


    Soru
    Köpeğim hamile iken yemek düzeninde bir değişiklik yapmalımıyım ?



    Cevap
    Doktorunuz köpeğinizin hamile olduğunu teyit etmişse (elle muayene veya ultrason ile teşhis) yapmanız gereken onu dengeli oranlarda vitamin, kalsiyum, protein, mineral ve yağ içeren profesyonel bir hazır mama ile beslemektir. Bugün piyasada hamile köpekler için kullanılabilecek bir çok hazır mama vardır.


    Soru
    Köpeğim çiftleştikten sonra kaç günde doğurur ?



    Cevap
    Köpekler genel olarak 60 - 62. günde doğururlar. Ancak nadir olmakla birlikte 70. günde doğum yapan köpekler de görülmüştür.


    Soru
    Köpeğim yardımsız doğum yapabilir mi ?



    Cevap
    Köpekler genelde doğum sırasında yardıma ihtiyaç duymazlar. Size düşen bir parça pamuk, biraz ip, biraz tentürdiyot ve bir makastır. Doğan yavruların göbek kordonlarını keserek (kordonun 2 cm kadar kısmı göbek üzerinde kalacak şekilde ip ile bağlayın ve ipin 1 cm kadar ilerisinden kesin ve tentürdiyot sürün) ona yardım edebilirsiniz. Ancak siz yinede doktorunuzun telefonunu el altında bulundurmayı ihmal etmeyin.


    Soru
    Yavru sayısı çok fazla. Köpeğim hepsini besleyemiyor. Nasıl yardımcı olabilirim ?



    Cevap
    Bazı ırklar (Dalmatian, Kurt, Doberman gibi) fazla sayıda yavru yaparlar. Doğal olarak anne sütü tüm yavrular için yeterli olmaz. Bu durumda yavruların bir kısmının beslenmesinde sizin yardımınız gerekebilir. Bunun için bir biberon (piyasada ucu özel yavru köpek biberonları vardır) vasıtası ile hazır yavru köpek süt tozunu sulandırarak veya diyet süt kullanabilirsiniz.


    Soru
    Anne yavrulardan birisini sürekli olarak dışlıyor. Sebebi nedir ?



    Cevap
    Köpekler doğadan gelen içgüdü ile yetersiz ve sağlıksız yavruları hissederler ve onlardan kurtulmaya çalışırlar. Bunun sebebi ise gıdadan tasarruf ederek diğerlerinin daha iyi beslenmesini sağlayarak onların yaşam şansını artırmaya çalışmaktır. Bu durumdaki yavruları siz uygun bir biberonla beslemeye çalışın yada kontrolu olarak annenin yanında tutarak süt emmesini sağlayın.


    Soru
    Anne yavrularından sürekli kaçıyor ve onları beslemek istemiyor. Ne yapabilirim ?



    Cevap
    Yavrular büyüdükçe tırnakları ve damakları sertleşir. Bu durum süt emme sırasında annenin memelerinin daha fazla tahriş olmasına neden olur. Tahriş nedeniyle canı yanan anne yavrularından uzak kalmaya çalışır. Bu nedenle annenin memelerini sık sık kontrol ederek bir parça seyreltilmiş biokadin ile temizleyin ve bepanthol krem sürün. Tahrişin ağır olduğu durumlarda mümkün olduğu kadar yavruların kontrolunuz da beslenmesini sağlayın.


    Soru
    Doğumdan sonra yavruları en erken ne zaman verebilirim ?



    Cevap
    Yavruların en erken verilebilecekleri zaman en az 1,5 aylık oldukları zamandır. Daha önce vermek anne sütünün eksik alınması nedeniyle yavrunun gelecekteki yaşamını olumsuz etkileyebilir.


    Soru
    Köpeğimi hiç doğurmadan kısırlaştırmam zararlı mıdır ?



    Cevap
    Köpeğinizi hiç doğurtmadan kısırlaştırmanın onun yaşamı üzerinde hiç bir olumsuz etkisi yoktur. Aksine köpeğinizi ilerde bir takım olabilecek problemlerden de (meme tümörleri, rahim ve yumurtalık hastalıkları) koruyacaktır.


    Soru
    Kısırlaştırma köpeğimin karakterini olumsuz etkiler mi ?



    Cevap
    Kısırlaştırma operasyonu dişi yada erkek olsun köpeğinizin karakterini olumsuz yönde etkilemez. Aksine bazı agresif erkek köpeklerin daha sakin ve uyumlu olmasını sağlayabilir.


    Soru
    Köpeğimin ağzı çok kokuyor. Nasıl önleyebilirim ?



    Cevap
    Köpeklerin ağız kokularının temel sebebleri arasında diş taşları, diş çürükleri, diş eti hastalıkları, diş eti tümörleri, mide rahatsızlıkları ve beslenme bozuklukları sayılabilir. Ancak genelde en fazla görülen sebep diş taşlarıdır. Bu nedenle 6 ayda bir düzenli olarak köpeğinizin dişlerini kontrol ettirip diş taşı temizliği yaptırmalısınız. Diş temizliği sırasın da zaten varsa diğer ağız problemleride ortaya çıkacak ve onlara yönelik çözümlerde veteriner hekiminiz tarafından yapılacaktır.


    Soru
    Köpeğimin diş temizliğini ne kadar zamanda bir yapmalıyım ?



    Cevap
    6 ayda bir dişler kontrol edilip gerekirse diş taşları temizlenmeli, varsa çürükler giderilmelidir. Böylece diş etleride sık sık kontrol edilmiş olur.


    Soru
    Köpeğimin dişlerini fırçalamam faydalımıdır ?



    Cevap
    Eğer köpeğiniz izin veriyorsa dişlerini kesinlikle fırçalamalısınız. Bu aynı zaman da daha az diş temizliğine gitmek demektir. Bu da size masrafdan ve zamandan tasarruf ettirir.


    Soru
    Köpeğimin dişlerini korumam için ne gerekiyor ?



    Cevap
    Köpeğinizin dişlerini korumak için düzenli aralıklarla diş taşı temizliği yaptırın. Bu köpekden köpeğe değişmekle birlikte ortalama 6 ayda birdir. Ayrıca temizlik sonrası tekrar taş oluşmasını önlemek için dişleri fırçalayabilir ve diş taşı oluşumunu azaltan özel bisküvilerden verebilirsiniz.

    Köpeğinizin sert cisimlerle oynamasına ve onları kemirmesine izin vermeyin. Özellikle taş atıp ondan getirmesini istemeyin. Bu onun dişlerine zarar verecektir


    Soru
    Köpeğimin gözlerinde sürekli çapak oluşuyor. Bu normalmidir ?



    Cevap
    Özellikle yavru dönemlerinde gözde hafif akıntılar ve çapak oluşumu normal kabul edilebilir. Bunun dışında göz yaşına neden olan başka faktörler de vardır. Bunlar rüzgar, tozlu ortam, hareket halindeki oto camından kafa çıkartmak gibi etkenlerdir. Bunlar genellikle bir iki gün içinde kendiliğinden düzelen problemlerdir. Daha uzun süreli göz akıntıların da veteriner hekiminize danışmanız da fayda vardır. Bir de göz hastalıklarında ve bazı genel durum bozukluklarında oluşan akıntılar vardır ki bunların ayrımını yapmak da veteriner hekiminize düşmektedir.


    Soru
    Köpeğimin göz pınarlarının altındaki tüylerde renk değişimi oluyor. Sebebi nedir ?



    Cevap
    Genelde beyaz tüylü köpeklerde görülen bu durum sadece gözyaşı ile ıslanan kılların renk değiştirmesinden ibarettir. Çoğunlukla zararsızdır ve estetik bozukluk dışında bir soruna yol açmaz. Ancak böyle bir durum varsa bu aynı zamanda gözlerde bir rahatsızlık olabileceğinin de göstergesi sayılabileceğinden hekiminize kontrol ettirmenizde fayda vardır.


    Soru
    Köpeğimin kulakları çok kokuyor. Bunu nasıl önleyebilirim ?



    Cevap
    Kulak kokusunun çeşitli nedenleri vardır. Bu nedenler arasında kulak içine su kaçması, pisi pisi otunun kulak içine girmesi, sarkık kulaklı köpeklerde kulak kanalının havalanamaması (Cocker, Golden Retriewer) gibi, bazı hastalıklar (ekzama, kulakta oluşabilen iltihaplanmalar, mantar, kulak uyuzu) sayılabilir.

    Unutmamanız gereken şey türlere göre değişmekle birlikte kulak tedavisi genelde oldukça uzun sürer ve zahmetlidir. Bu nedenle özellikle kulakları hassas bir ırka sahipseniz sık sık kulaklarını kontrol ettirmelisiniz. Mümkünse kendinizde en azından haftada bir kez kulak kepçesini ve parmağınızın ulaşabildiği noktaları temizlemelisiniz. Bu iş için kullanabileceğiniz kulak temizleyici solusyonu veteriner hekiminizden öğrenebilirsiniz.


    Soru
    Köpeğimi ev yemeği ile beslemem zararlı mıdır?



    Cevap
    Köpeğinizi ev yemeği ile beslemeniz belli kurallara uyduğunuz sürece zararlı değildir. Bu kuralları şöylece sıralayabiliriz.

    Kesinlikle sakatat vermeyin.
    Fazla yağlı yiyeceklerden uzak tutun.
    Baharatlı gıdalar vermeyin.
    Doktorunuzdan hangi proteinleri (kırmızı et, beyaz et, balık) kullanabileceğinizi öğrenin. Çünkü bu köpeğinizin sağlık durumuna göre değişebilir.
    Gıdasındaki tuz oranını yine onun sağlık durumuna göre ayarlayın. Örneğin, böbreklerinde bir rahatsızlık söz konusu ise bu çok önemli bir faktör olabilir.
    Gıdadaki protein ve lif oranı dengesini koruyun. Bu sağlıklı bir sindirim için çok önemlidir.
    Tek yanlı beslenme eğilimi olan köpeklerde mutlaka ve mutlaka vitamin ve mineral takviyesi yapın.
    Sık sık ishal yada kabız olduğunda doktorunuzla konuşarak diyetini tekrar düzenleyin.


    Soru
    Ev yemeği ile profesyonel hazır mamalar arasında ne fark vardır ?



    Cevap
    Profesyonel mamalar petlerin yaş durumları, boyutları, vitamin ve mineral ihtiyaçları, sağlık durumları, protein ve lif ihtiyaçları detaylı bir şekilde gözetilerek yapılmışlardır. Dolayısı ile böyle bir gıda ile beslenen petler sağlıklı ve dengeli bir şekilde gelişerek cinsinin tüm özelliklerini gösterebilmektedirler. Ev yemeklerinde ise bu dengeyi sağlamak oldukça zordur ve tüm kurallara uyularak hazırlanmak istenirse oldukça pahalı ve zahmetlidir. Diyelim ki tüm bunları sağladınız ve ev yemeği verdiniz. O zaman da sindirim sistemi problemleriyle uğraşmak zorunda kalabilirsiniz. Yani bir gün ishal olurken diğer bir günde kabız olabilir. Başka bir sakıncada damak tadına göre seçim yapan petler çoğunlukla tek bir çeşit üzerinde yoğunlaşmak da ve bu da tek yanlı beslenmeye yol açmaktadır.


    Soru
    Köpeğim poposunu devamlı yere sürtüyor. Sebebi nedir ?



    Cevap
    Bu durumda ya bir paraziter problem söz konusudur yada anal bezler iltihaplanmış olabilir. Her iki durumda da doktoruna başvurmanız gerekecekdir. Veteriner hekiminiz sorunun çözümünde size yardımcı olacaktır.


    kaynak : juen
     
  13. abuzer44

    abuzer44 Member

    Mesajlar:
    35
    Aldığı Beğeni:
    1
    Ödül Puanları:
    8
    güzel bir çalışma
     
    1 person likes this.
  14. Caradebebe

    Caradebebe Misafir

    pet sahiplenmeyi özellikle köpek sahiplenmeyi düşünenler ve sahibi olan arkadaşlarım lütfen biraz zaman ayırıp sizin için derlediğim bu sayfaya bakın eminim işinize çok yarıycak bilgiler bulacaksınız.
     
  15. Caradebebe

    Caradebebe Misafir

    Alman polis köpekleri artık ayakkabı giyiyor


    Büyük, güçlü ve vahşi olarak bilinen Alman polis köpekleri (çoban köpeği), bugünlerde ayaklarına giydikleri küçük mavi botlarıyla çok şirin görünüyorlar.

    Almanya'nın Düsseldorf kentinde patilerinin üstündeki koruyucularla gezen polis köpekleri dikkat çekiyor.

    Köpeklere bot giydirilmesinin nedeni ise şehir merkezinde bira içenlerin kırdıkları şişelerden etrafa yayılan çok sayıdaki keskin cam parçaları.

    Özellikle futbol maçı, karnaval ve yeni yıl kutlamalarının ardından holiganlar ve gençler Ren Nehri, Alstadt çevresinde etrafa bira şişelerini saçıyorlar.

    Düsseldorf Polisi'nden yapılan açıklamada, "Köpeklerin ayaklarını cam parçalarından nasıl korunabileceği konusunda uzun süre araştırma yapıldığı ve sonunda internetten bu ayakkabıların bulunduğu" kaydedildi.

    89 dolara mal edilen ayakkabılar Alaska'da buz üstünde yürüyen ve görev yapan köpekler tarafından kullanılıyor.

    Düsseldorf Polisi'ne bağlı 20 'si Alman ve 20'si Belçika olmak üzere toplam 40 çoban köpeği bulunuyor.

    Alman polis köpeklerinin ayakkabılarına alışabilmeleri için 1 ay süresince eğitimden geçmeleri de gerekiyor.


    CNN TÜRK.com -
     
  16. Caradebebe

    Caradebebe Misafir

    Yavru Köpek Bakımı

    Köpeğiniz ilk kez eve geldiğinde, korkak ve huzursuz davranışlar sergileyebilir. Bu davranış biçimi, annesinden ve kardeşlerinden ayrılmasından kaynaklanır. Diğer bir nedeni de ev ortamının ona yabancı olmasıdır. Bunları normal olarak karşılamalı ve ona sevgi içinde yaklaşmalısınız. Evdeki ilk günlerinde çevresini tanıyıp bu yeni ortamına alışmasına imkan vermelisiniz. Onunla oyunlar oynayarak bu tedirginliklerinden kurtulmasını ve size alışmasını sağlayabilirsiniz.

    Yavru Köpek Bakımında Püf Noktaları


    Yüksek sesler, kalabalık ve çocukların onu sevmek için yakalamaya çalışmaları gibi faktörler ilk günlerde köpeğinizin korkmasına neden olabilir.

    Köpeğinize evde sıcak ve hava cereyanından uzak bir yaşama alanı sağlayınız. Köpeğiniz bu alanı uyumak ve dinlenmek için kullanacak ve burada kendini güvende hissedecektir. Bu alan bir kapısı olan kapalı bir kutu ya da yuva olabilir. Bunun dışında yere koyacağınız onun boyutlarına uygun bir yatak ya da sepet de olabilir.
    Yavru bir köpek günün büyük bir kısmını uyuyarak geçirir. Hatta bazen deyim yerindeyse “ölü gibi uyur”. Çünkü uyku da yavru için büyük bir gereksinimdir. Bazen köpek sahipleri bu durumdan telaşlanıp köpeğinin hasta olduğunu zanneder. Ancak endişe etmeyin. Bu durum yavru köpekler için çok normaldir.

    Köpeğinizi yerinden zorla çıkarmaya çalışmayın. Eğer orada kalmak istiyorsa bırakın kalsın. Kendi istediği zaman zaten çıkacaktır. Çocukların onu orda sıkıştırmasına ve kızdırmasına izin vermeyin.

    İlk günlerde bütün evi kullanmasına izin vermeyin. Hem ortama yabancı olduğundan hem de ev ona başlangıçta büyük bir alan geleceğinden korkacaktır. Aynı zamanda bu olay tuvalet eğitimi açısından da yanlış bir davranıştır.

    Köpeğize evinizi, sizin gözetiminiz altında yavaş yavaş tanıtmalısınız. Kullanmasını istemediğiniz alanları ( yatak odanız, mutfak…) ona öğretmelisiniz.

    Evde yanlış bir davranış yaptığında biri ona kızdıysa, diğer bir kişi gidip onu sevmemeli ve onunla ilgilenmemelidir. Çünkü bu davranış köpeğinizin gelecekte kızan kişinin sözünü dinlememesine ve şımarmasına neden olacaktır. Şımarık bir köpek söz dinlemez ve kendi kafasına buyruk yaşar. Böyle bir şeyle karşılaşmak istemiyorsanız daha ilk günlerden tedbirinizi almalı, köpeğinize ondan üstün olduğunuzu, onun sahibi olduğunuzu ve sözünüzü dinlemesi gerektiğini hissettirmelisiniz.

    Yavru Köpekde Öğrenme


    Köpeklerde öğrenme tekrarlarla gerçekleşir. Öncelikle dağarcıklarında bulunan (daha önce öğrendiği) davranışları uygularlar. Bu davranışlar amaçlarına ulaşmaya yeterli gelmezse değişik yollar denerler. Denemeler ve yanılmalardan sonra doğru davranışı bulurlar. Yani ödülü elde ederler. Aynı davranışı her tekrar ettiğinde ödüle ulaşıyorsa, bu davranış köpeğinizin dağarcığına gittikçe yerleşir ve aynı uyaran etki olduğu müddetçe benzeri davranışları sergiler. Yani bu tepki öğrenilmiş olur.

    Köpeklerde bir diğer öğrenme yöntemi ise şartlı reflekstir. Örnek vermek gerekirse; mama verilmeden önce her zaman “mama vakti” diye sesleniliyorsa, konuşma esnasında kullanılacak bir mama kelimesi kendisine yemek verileceğini zannetmesine neden olur. Dışarıya çıkmak için sahibinin mantosunu giydiğini gören köpeğin, sahibine karşı sevgi gösterilerinde bulunması da başka bir şartlı refleks örneğidir. Bunun nedeni, mantonun giyilmesi ile dolaşmaya çıkarılacağını ilişkilendirmesidir.

    Yavru Köpekde Ödüllendirme


    Ödül, köpeğinizin nasıl davranması gerektiğini öğrenmesinde ve davranış şeklinde istediğiniz değişiklikleri gerçekleştirmenizde en büyük yardımcınızdır. Köpeğinizin hoşuna giden herhangi birşey ödül olabilir. Yiyecek, okşanma, sıcak bir sevgi gösterisi, “aferin” gibi belirli bir kelime, dışarı çıkarma v.b … Bunlar köpeğinizi doğru davranışları yapma konusunda teşvik eder.

    Köpeğinizin sahip olduğu davranışların çoğu teşvik edilmenin sonucunda şekillenir. Ödül ya da teşvik, yapılan davranışın gelecekte tekrarlanma olasılığını arttırır. Aynı zamanda hızlı bir şekilde öğrenmeyi sağlar.

    Ödüllendirmenin zamanı da önemli bir konudur. Köpeğiniz hoşunuza giden bir davranışı gerçekleştirdiğinde, onu zaman geçirmeden o anda ödüllendirmelisiniz. Köpekler sürekli hareket halinde olan canlılardır. Bu yüzden geç yapılan bir ödüllendirme, onun hangi davranışı için ödüllendirildiğini anlamasını güçleştirecektir. Ödüllendirdiğiniz anda köpeğiniz ne yapıyorsa teşvik ettiğiniz davranış da o olur. Örneğin; köpeğinize oturmayı öğrettiğinizi düşünelim. Köpeğiniz oturduğunda ödüllendirmek için ayağa kalkmasını bekleyip ödülünü verirseniz, onun oturmasını değil ayağa kalkmasını ödüllendirmiş olursunuz. Özellikle tuvalet ve otur kalk eğitiminde, ödül en büyük yardımcınız olacaktır.

    Aslında bu işin mantığı çok basittir. “Köpeğiniz hoşunuza giden bir şey yaptığında siz de onun hoşuna giden bir şey yapın”.


    Yavru Köpekde Cezalandırma

    Yavru bir köpeğin elbette birtakım yaramazlıkları olacaktır. Bu istenmeyen davranışların bir daha tekrarlanmaması için genel olarak, cezalandırma yada yüksek sesle ikaz etme yöntemlerine başvurulur.

    Bu noktada en önemli şey, dozu iyi ayarlamaktır. Eğer çok sert bir cezalandırma yöntemi (aç bırakmak, dövmek yada karanlık bir odaya kapatmak gibi) izlenecek olursa, köpeğiniz hayatı boyunca sizden hep korkacak ve bu yüzden sözünüzü dinleyecektir. Bu da sevgiden çok korkuya dayalı bir itaat anlamına gelir. Bu nedenle köpeğinize fiziksel ceza vermekten kaçının. Hata yapmasını ufak tefek tedbirler alarak engelleyin. Ses tonunuzda yapacağınız birtakım ufak değişikliklerle onun üzerinde hakimiyet kurun.

    Yapılacak en güzel şey, daha ilk günlerden başlayarak köpeğinize “HAYIR” kelimesinin anlamını en iyi ve doğru biçimde öğretmek olacaktır. Bu şekilde köpeğinizle birlikte çok daha kolay ve rahat bir yaşam sürdürebilirsiniz.

    Yavru Köpekde Egzersiz


    Köpeklerde enerji ihtiyacı ve yem tüketimi aktivite, yaş ve çevre ısısına bağlı olarak değişir. Köpeğinize, enerjisini sarfedecek aktiviteyi gerçekleştirmesi için yeterli egzersiz imkanı sağlamalısınız.

    Yavru köpekler çok hareketli olduklarından dolayı bol egzersize gereksinim duyarlar. Egzersiz ihtiyacı yaş kadar köpeğinizin ırkı ile de alakalıdır. Örnek vermek gerekirse, bir av köpeğinin günlük egzersiz ihtiyacı bir Terier’e göre çok daha fazladır. Köpeğinizin ırk özelliklerini inceleyerek onun egzersiz gereksinimini daha iyi anlayabilirsiniz. Ancak köpeğiniz hangi ırk olursa olsun günlük kısa yürüyüşler tüm köpekler için şarttır.

    Büyük ve dev ırk köpeklerde gelişim süreci ve kemik gelişimi daha uzun sürede tamamlandığından egzersizler sınırlı tutulmalıdır. Çok uzun koşular, yüksek yerlerden atlamalar ve ağır egzersizler kemik gelişimi tamamlanıncaya kadar yaptırılmamalıdır.


    Yavru Köpekde Tüy Bakımı ve Fırçalama


    Tüy bakımı köpeklerde üzerinde önemle durulması gereken bir konudur. Çünkü yılda en az iki kez olmak üzere tüy değiştirirler. Bahçede yaşayanlarda bu genellikle ilkbahar ve sonbahar civarında daha yoğun dökülme şeklindedir ve daha kısa sürer. Fakat evde yaşayanlarda bütün yıla yayılarak devam eder.

    Eğer bir beslenme bozukluğu, hastalık veya lokal bir açılma yoksa bu tüy değiştirme olarak adlandırılır. Sizin yapmanız gereken onu hergün hatta yoğun tüy değiştirme zamanlarında sabah akşam olmak üzere iki defa fırçalamaktır. Bu işlem için en uygun olanı tel fırçalar veya eldiven gibi ele geçirilebilen çeşitli tipteki plastik fırçalardır.

    Yavru köpeğinizi fırçalamaya ne kadar erken alıştırırsanız ileride o da siz de rahat edersiniz. Çünkü fırçalama genel bakım için beslenme kadar önemli bir işlemdir. Fırçalama yaparken köpeğiniz üzerinde gerekli olan günlük kontrolleri de uygulamış olursunuz. Bu bilhassa deri problemlerine yatkın olan ırklarda sorunu erken tespit etmek bakımından önemlidir.

    Fırçalama yaparken bilhassa ele geçirilebilen fırça tipleriyle aynı zamanda deriye masaj yapıp kan dolaşımını da uyarmış olursunuz.


    Yavru Köpekde Banyo


    Sanıldığı gibi köpekler kolay kolay kokmaz ve sık yıkamak daha iyi temizlik anlamına gelmez. Çünkü köpeklerde ter bezleri yoktur. Yani köpekler patileri dışında terlemezler. Dolayısıyla tere bağlı koku oluşmayacağından bizim gibi sık olarak yıkanmaya ihtiyaç duymazlar.

    Sık yıkandığında derinin Ph değeri değişir ve aslında koruyucu olan derinin üzerindeki yağımsı tabaka kaybolur, köpeğiniz mantar ve uyuz gibi hastalıklara daha duyarlı hale gelebilir. Genellikle aşılama döneminde doktorunuz yıkamaya zaten izin vermez. Daha sonrasında ise eğer deride medikal bir problem yoksa, ama yıkamak istiyorsanız ayda bir kez yıkama önerilir. Çoğu tüylü köpek sadece fırçalamakla temizlenebilir.

    Yıkayacağınız zaman onu önce ılık suyla ıslatmalısınız. Bu işlem için genellikle bir küvet tavsiye edilir. Küvetin altına onun kaymayacağı paspas şeklindeki malzemeden konursa iyi olur. Doktorunuz özel bir şampuan önermediyse köpek şampuanını bir kasede bir-kaç misli su ile çoğaltın. Bir sünger parçası alın. Su ile dilüe ettiğiniz şampuanı emdirip köpeğinizin üzerine sürün. Şampuanı direk dökmeyin ve kesinlikle insan için üretilen şampuan ve sabunları kullanmayın. Köpek şampuanları insan şampaunları gibi üretilmediğinden çok köpürmesini beklemeyin. Kulağına su kaçırmamaya ve gözüne şampuan gelmemesine dikkat edin. Bunun için kulağına vazelinli pamuk koyun. Çünkü kaçan su kulakta kronik (uzun süreli) otitis externa dediğimiz dış kulak yolu enfeksiyonuna sebep olabilir. Durulamayı bol ılık suyla çok iyi bir şekilde yapın. Eğer çok kirli ise aynı işlemi ikinci kez tekrar uygulayabilirsiniz. Sonrasında onu önce bir havlu ile silin ve fön makinesinin ılık ayarıyla iyice kurutun. Köpeklerin derileri zor kuruduğundan hava akımından uzakta bir yerde tutun ve mümkünse o gün (en azından 4-6 saat) dışarı çıkarmayın. Kendiniz rahat yıkayamıyorsanız köpek kuaförlerinde de yıkatabilirsiniz. Ancak herhangi bir nedenle farklı bir şampuan kullanması gerekiyorsa kuaföre giderken köpeğinizin şampuanını da beraberinizde götürmelisiniz.

    Yavru Köpekde Diş Değişimi


    Yavru köpekler 3,5 aylıktan 8. aylığa (genellikle 6. aya) kadar süt dişlerini dökerler. Yerine hayat boyu kalıcı olan ana dişler çıkar. Dökülen dişleri zaman-zaman yerlere düşmüş olarak görebilirsiniz. Çoğu zaman da yemek yerken kendileri yutarlar. Bu dönemde diş kaşıntısı çok fazla olduğu için bulduğu her şeyi kemirecektir. Siz kendisine zarar vermemesi için potansiyel olarak kemirebileceği her eşyayı, sanki evde emekleyen bir çocuk varmış gibi düşünüp ortadan kaldırmalısınız.

    Bu dönemde onun kemirmesi için hazır ürünler verebilirsiniz. Kalın halat şeklinde, düğümlenmiş, uçları püsküllü olan diş ve oyun ipleri, naturel malzemelerin işlemden geçirilmesiyle elde edilmiş yapma kemikler kullanabilirsiniz.

    Sanılanın aksine köpeklerde diş bakımı da gereklidir. Yani onların da dişlerinin fırçalanmasına ihtiyaç vardır. Normalde tartar oluşumu 1,5 yaşından sonra başlar. Fakat daha yavruyken, fırçalamaya alıştırmak gerekir. Bu işleme en küçüklerinden çocuk diş fırçası veya köpekler için hazır satılanlardan temin ederek başlayabilirsiniz. Öncelikle diş fırçasını ıslatarak alıştırıp sonra da köpek diş macunu ile devam edebilirsiniz. Fırçalama aynı bizde olduğu gibi yukarı-aşağı ve daha az olarak ta sağa-sola doğru olmalıdır.

    Tabiki köpeklerin dişleri sadece fırçalanarak temizlenemez. Bunun için yukarıda diş kaşıntısı dolayısıyla kullandığınız yardımcı malzemeler ve yöntemlere ilave olarak özel olarak tartar temizliği için üretilmiş mamaları da verebilirsiniz.


    Yavru Köpekde Sosyalleştirme

    Köpekler sosyal canlılardır ve her zaman yeni dostluklar kurmaya heveslidirler. Meraklı ve öğrenmeye aç bir şekilde tecrübe ettikleri herşeyi hafızalarına kayıt ederler. Bu çok önemli dönemde karşılaşmadıkları ya da köyü tecrübe ettikleri herşey, onlar için erişkin yaşamlarında, korkuyla tepki verdikleri davranışlara dönüşebilir. Bu nedenle özellikle 1.5-3 ay arasındaki ana sosyalleşme dönemi köpeğin psikolojik dünyasında çok büyük bir önem taşır.

    Köpek yavrularının dünyaya insanlar ve yaşadıkları çevre hakkında bilgi sahibi olmadan geldikleri unutulmamalıdır. Bu nedenle köpekler; her türlü insanla (kadın, erkek, çocuk, yaşlı…), hayatları boyunca karşılaşabilecekleri diğer evcil hayvanlarla (kedi, köpek..), her çeşit taşıtla (otobüs, araba, bisiklet…) bu aylarda tanıştırılmalı ve çağrışımlarının daima pozitif olmasına dikkat edilmelidir.

    Köpeğiniz size ve yeni çevresine alıştıktan sonra, onu diğer canlılarla tanıştırmalısınız.

    Çocuklar ve diğer insanlarla kontrolünüz altında oyun oynamasına ve dostluklar kurmasına izin verin.

    Aşıları tamamlandıktan sonra dış çevreyi tanımalarına olanak sağlamalısınız. Diğer köpeklerle kontrollü bir şekilde oynamasına izin vererek kendi türü arasındaki doğal ve sosyal davranışları öğrenmesine yardımcı olmalısınız.

    Yavru köpeğinizi çok uzun süre yalnız bırakmayın. Bu ona aşırı stres yükleyecektir.

    Kalabalık caddelerde gezdirerek çevresini kabullenmesini sağlayın. İlk başlarda havlayarak kalabalığa tepki verecektir. Ancak bir süre sonra onları kabullenecek ve yürürken diğer insanları rahatsız etmeyecektir.

    Unutmayın; asosyal köpekler insanlara ve diğer hayvanlara karşı saldırgan ve güvenilmezdirler.

    Yavru Köpeğinizle Veterinere İlk Ziyaret


    Köpeğinizi aldığınız gün yada ertesi günü veteriner hekimininize götürüp genel bir kontrolden geçirmeniz onun sağlık durumu hakkında bilgi sahibi olmanızı sağlayacaktır. Bilindiği gibi yavrularda bağışıklık sistemi tam olarak gelişmediğinden hastalığa yakalanma riskleri fazladır ve bu hastalıkların bazıları ölümcüldür. Zamanında yapılacak kontroller böyle bir hastalığa yakalanmış yavrunun yaşama şansını artıracaktır.

    Veteriner hekiminiz köpeğinizin kulaklarını, gözlerini, burnunu, ağzını, dişlerini, derisini ve ateşini kontrol edecek, gerek duyarsa akciğerini, kalbini dinleyecek ve herhangi bir sorun olup olmadığına bakacaktır.

    Kemik gelişimi, vücut büyüklüğü, kilosunun uygun olup olmadığı, hangi mamayı yemesi gerektiği, beslenme düzeni ve yemesi gereken mama miktarı gibi konularda sizi bilgilendirecektir. Köpeğinizin diğer ihtiyaçları (mama kabı, oyuncak, fırça v.b.) konusunda da size yol gösterecektir.

    Önemli olan diğer bir nokta da yeni alınmış yavru köpeklerdeki parazit varlığıdır. Özellikle yavrularda parazit varlığı ciddi sorunlara yol açabilir. Kancalı ve şerit parazitler gibi birkaç bağırsak paraziti türü yavru köpeğinizin bedeninden beslenir. Bu parazitler anneden yavruya geçebildiği gibi kaldıkları ortamlardaki hijyen koşullarının kötü olması sonucunda da yavruya geçebilirler. Karın bölgesinde şişlik, ağız kokusu, kötü kokulu gaz çıkarma, kaşıntı, ishal ve ateş gibi belirtilere neden olurlar. Bu nedenle yavrunun dışkısı mikroskobik bir incelemeye tabi tutulmalıdır. Dışkısından alınan küçük bir parçanın incelenmesi sonucunda parazit varlığı tesbit edilirse gerekli tedavi düzenlenmeli ve bu parazitlerin daha erken yaştaki yavrunun gelişiminde meydana getirebilecekleri olumsuz etkiler ortadan kaldırılmalıdır. Bu nedenle yavrunun dışkısı formu, kıvamı ve kokusu gibi özellikler yönünden incelenmeli ve dışkıda değişiklik görülünce veterinere hekime başvurulmalıdır.

    Yavru köpeğiniz ile birlikte yaşamaya başladığınız ilk günlerde davranışlarını, etrafına karşı ilgisini, oyunculuğunu, yemeğini yiyip yemediğini, sağlık durumunda bir değişiklik (ishal, kusma.) olup olmadığını dikkatli bir şekilde gözlemlemelisiniz. Çünkü bazı hastalıklar belirtilerini hemen göstermeyebilir. Bu tip hastalıkların ilk kontrolde (eğer bir semptom görülmüyorsa) tespiti zordur ve veteriner hekiminiz tarafından da o an için tespit edilemeyebilir. Bu yüzden yavru köpeğinizi iyi gözlemlemeli ve durumunda oluşabilecek değişikliklerde veteriner hekiminize başvurmalısınız.

    Juen Pet Bilgi Portalı
     
  17. Caradebebe

    Caradebebe Misafir

    Köpeğinizin Evdeki İlk Günleri

    Köpeğinizin Evdeki İlk Günleri


    Köpeğiniz ilk kez eve geldiğinde, korkak ve huzursuz davranışlar sergileyebilir. Bu davranış biçimi, annesinden ve kardeşlerinden ayrılmasından kaynaklanır. Diğer bir nedeni de ev ortamının ona yabancı olmasıdır. Bunları normal olarak karşılamalı ve ona sevgi içinde yaklaşmalısınız. Evdeki ilk günlerinde çevresini tanıyıp bu yeni ortamına alışmasına imkan vermelisiniz. Onunla oyunlar oynayarak bu tedirginliklerinden kurtulmasını ve size alışmasını sağlayabilirsiniz.

    Yüksek sesler, kalabalık ve çocukların onu sevmek için yakalamaya çalışmaları gibi faktörler ilk günlerde köpeğinizin korkmasına neden olabilir.

    Köpeğinize evde sıcak ve hava cereyanından uzak bir yaşama alanı sağlayınız.Köpeğiniz bu alanı uyumak ve dinlenmek için kullanacak ve burada kendini güvende hissedecektir. Bu alan bir kapısı olan kapalı bir kutu ya da yuva olabilir. Bunun dışında yere koyacağınız onun boyutlarına uygun bir yatak ya da sepet de olabilir.

    Yavru bir köpek günün büyük bir kısmını uyuyarak geçirir. Hatta bazen deyim yerindeyse "ölü gibi uyur", çünkü uyku da yavru için büyük bir gereksinimdir. Genellikle köpek sahipleri bu yüzden telaşlanır ve köpeğinin hasta olduğunu zanneder. Ancak bu endişe edilecek bir şey değildir.

    Köpeğinizi yerinden zorla çıkarmaya çalışmayın. Eğer orada durmak istiyorsa bırakın kalsın. Kendi istediği zaman zaten çıkacaktır. Çocukların onu sıkıştırmasına veya kızdırmasına engel olun.

    İlk günlerde bütün evi kullanmasına izin vermeyin. Hem ortama yabancı olduğundan hem de ev ona başlangıçta büyük bir alan geleceğinden korkacaktır. Aynı zamanda bu olay tuvalet eğitimi açısından da yanlış bir davranıştır.

    Köpeğize evinizi sizin gözetiminiz altında yavaş yavaş tanıtmalısınız. Kullanmasını istemediğiniz alanları ( yatak odanız, mutfak?) ona öğretmelisiniz.

    Yanlış bir davranış karşısında tüm aile bireylerin tepkisi aynı tarzda olmalıdır. Örneğin biri ona kızdıysa, diğer ev halkı da onu sevmemeli ve onunla ilgilenmemelidir. Çünkü bu davranış köpeğinizin gelecekte kızan kişinin sözünü dinlememesine ve şımarmasına neden olacaktır. Şımarık bir köpek söz dinlemez ve kendi kafasına buyruk yaşar. Böyle bir sorunla karşılaşmak istemiyorsanız daha ilk günlerden tedbirinizi almalı ve köpeğinize otoritenin sizde olduğunu hissettirmelisiniz.

    Juen Pet Bilgi Portalı
     
  18. Caradebebe

    Caradebebe Misafir

    Köpek ve Çocuk- Tamer Dodurka Sorularınızı Yanıtlıyor

    Köpek ve Çocuk- Tamer Dodurka Sorularınızı Yanıtlıyor

    Merakla beklediniz, sorular sordunuz. Elimizden geldiğince sizi aydınlatmaya çalıştık ama maalesef Köpek ve Çocuk, Köpek ve Bebek dosyamızın sonuna geldik. Dosyamızın finalini bizlere gelen okuyucu sorularının yanıtları ile yapıyoruz. Köpek psikolojisi uzmanı sevgili Prof.Dr. Tamer Dodurka 'Köpek ve Bebek', ‘Köpek ve Çocuk’ konulu sizlerden gelen okuyucu sorularının yanıtlarını veriyor...




    Merak ettiğim nokta çocuk derken yaş sınırlamasının nasıl olduğunu bilmek istiyorum yeni doğan bir bebekle köpeğin yaşaması sağlık ve sosyal yönden neler getirir bunu merak ediyorum ve bu konuyla ilgili tavsiyeleri almak istiyorum benim köpeğim 1 yaşında ve biz bebek düşünüyoruz nasıl hareket etmem gerektiğini uzman görüşüyle öğrenmek istiyorum teşekkürler...

    Bebek konusunda nasıl hareket edilmesi gerektiğine bir önceki yazımda değinmiştim. Çocukta, köpekle beraberlik için yaş sınırlaması konusunda değişik görüşler vardır. Bazıları yaş açısından hiçbir sınırlama olmaksızın çocuğun tüm gelişim evrelerinde köpekten yararlanılması gerektiğini savunurlar. Bu görüş kesinlikle yanlış değildir. Ancak, özellikle ufak çocuklar bilinçsiz şekilde köpeğin canını acıtmak suretiyle köpekten tepki görüp ömür boyu köpekten korkabilirler. Bu bilincin oluşması çocuğun yaşı kadar ebeveynlere de bağlıdır. Bilinç gelişimi için kimi çocuklarda çok uzun yıllar gerekirken kimi çocuklar 3-4 yaşında yeterli bilince ulaşırlar. Bu nedenle çocuklar bebeklikten itibaren köpekle birlikte yaşayacaksa, köpeğimizden çok emin değilsek, çocukla aralarındaki iletişim gelişene kadar ikisinin de birbirleriyle ancak kontrollü şekilde ilişki kurulmasına izin verilmelidir. Bu önlemlerin dışında, aşırı bir hassasiyete gerek yoktur.

    Köpek bakmak çocuğunuza sosyal yönden sayısız fayda sağlar. Çocukların duygusal gelişiminde hayvanlar çok önemlidir. Duygusal zekanın bir bölümü toplumsal ilişki kurmaktır. Hayvanlar bu ortama girişte kolaylık sağlar. Özellikle bilgisayar düşkünü çocuklar için bu zordur. O halde, hayvanların, yetişmekte olan çocuklarımızın ruh sağlığı üzerine, özellikle içinde bulunduğumuz koşullarda ciddi faydalar sağladığı ortadadır. Böylece çocuk empati kurmasını, sevmesini, başka bir canlıya dikkatli davranmasını öğrenir. Bu, özellikle tek çocuklu ailelerde büyük önem taşıyan bir husustur. Hayvan bakımında çocuğa görevler verilmesiyle sorumluluk başta olmak üzere bir çok sosyal fayda sağlanır. Çocuklar kendi zayıflıklarını hayvan üzerinde giderme olanağı bulur. Hayvanı eğitirken aslında kendini eğitir. Bu nedenle çocuk eğitiminde hayvan kaçırılmayacak öneme sahiptir. Sağlık açısından ele alırsak okuyucumuzun aşıları ve gerekli kontrolleri yapılan ve basit hijyen koşullarında bakılan bir köpekten çekinmemesi gerektiğini bildiğine inanıyorum. Sanırım okuyucumuz hayvan bakımının sağlık yönünden getirdiği faydaları sormak istiyor. Yazım çok uzadığı için bu konuya başka bir yazımda değineceğim.


    Aileye çocuk katılmadan önce bahçede baktığımız köpeğimizin yanına ikinci bir köpek almanın köpeğimizin psikolojisi açısından bir artısı olabilirmi?Köpeğimiz şu anda ailenin ilgi odağı konumunda ama bebek olduğu zaman bu konumunu ister istemez kaybedecek(biz nekadar uğraşsakta) Bizim evin içinde bebekle ilgilendiğimiz zamanlarada bahçede yalnız kalmasından daha mı iyi olur yanında bir arkadaşının olması yoksa ailenin iki çocuğundan biri gibi görecekken kendini üç çocuğundan biri gibi görmesini mi sağlamış oluruz yanına arkadaş alırsak…


    Yalnızlık ve sosyal mahrumiyet gibi sorunlar yaşayan köpeklerde ikinci bir köpek almanın bazı yararları olabilir. Ancak, bu köpekle kıskançlık ya da liderlik mücadeleleri başlayacak olursa daha farklı sorunlar gündeme gelebilir. Üstüne üstelik bir de bebeğin gelmesi köpeğin kafasını iyice karıştırabilir. Bu durumda ev halkının da sabrını zorlayacak hadiseler şekillenebilir.

    Bu nedenle tam evdeki düzenin bebek gelmesiyle değiştiği ya da değişeceği sıralarda ikinci bir köpek almanın riskleri olabilir.

    Aile içersinde seviyesini bilen köpekler eve bebeğin gelmesinden etkilenmezler. Neticede gelen bebek de ondan daha üst düzeyde bir canlıdır. Daha doğrusu köpek, durumu böyle görmelidir. Köpeğin bakışıyla bu son derece doğal ve kabullencek bir durumdur. Ancak, bebek gelmesiyle köpeğe daha fazla ilgi gösterilirse köpeğin bu bakış açısı farklılaşabilir. Diğer bir deyişle evde ilgi odağı konumunda bebek olması son derece doğrudur. Mühim olan ailenin çocuk sayısının iki ya da üç olması değil, köpeğin hangi mevkide olduğunu bilmesidir.


    4 yaşında kardeşim ve 4 aylık 2 tane Golden Retrieverimiz var kardeşim köpeklere bayılsada köpeklerim sevgilerini zıplayarak ve ısırarak gösterdiği için bu sıralar çekinmeye başladi. Acaba bunu nasıl engelleyebilirim dışarı birlikte çıktığımızda onların heyecanlı ve yavru olduklarını biliyorum ama kardeşim için çok sakınca çünkü ben onlarla oynarken kaza eseri dişi burnuma saplandı ve büyük bir yara oldu bayada bir kanamıştı. Acaba bu zıplama ve ısırma sorunlarına bana karşı değil ama başkalarına karşı nasıl çözebilirim?


    Yukarıda değindiğim gibi köpeklerin iyi niyetli olsa da bazı tepkileri çocuğun ısırılması ya da ömür boyu köpekten korkmasına yol açabilir. Şu an kardeşiniz bunu idrak edecek yaşta değil. Bu nedenle kardeşinizle köpeklerin ancak kontrollü ortamlarda bir araya getirilmesi gerekir. Bahsi geçen zıplama ve ısırma sorunları için profesyonel yardım almalısınız.

    alıntıdır:havhav.com
     
  19. Caradebebe

    Caradebebe Misafir

    KÖPEK VE ÇOCUK

    Çocuğunuz istedi diye köpek almayı düşünüyorsunuz ya da evde zaten bir köpeğiniz var ama çocuğunuzu kıskanıyor.Köpeğinizle daha mı çok ilgilenmelisiniz yoksa liderlik koaliasyonu mu kurmalısınız? Liderlik koaliasyonu nedir? En önemli soru: Ne yapmalısınız? İşte tüm bu soruların yanıtı burada! Köpek psikolojisi uzmanı Prof.Dr. Tamer Dodurka 'Köpek ve Çocuk' konusu ile ilgili uzman görüşlerini Havhav.com üyeleri ile paylaşıyor.





    Çocuğumuz eve bir köpek alınması için ısrar ediyor. Çocuğun bu isteği eve köpek alınması için birinci ve yeterli sebep midir?



    Asla! Çocuk istedi diye köpek alınmaz. Bilindiği gibi çocukların hevesleri çoğu kez geçici olmaktadır. Bu şekilde alınan köpeğin şansı varsa çocuğun anne ve babası tarafından sevilerek benimsenir. Ama ne yazık ki çocuğun ısrarları karşısında alınan bir çok köpeğin kaderi sokağa atılmaktır. Elbette, ebeveynler çocukları için köpek alsınlar ama asla köpeğin sürekli olarak çocuk tarafından sevileceği ya da bakılacağı beklentisinde olmasınlar. Kendileri de köpeği severek alsın ve onun bakımı için hazır olsunlar.




    Hangi köpek cinsleri çocuğumuz için daha idealdir?

    Aslında, iyi şekilde eğitilmiş bütün köpek ırkları çocuklar için uygundur. Ancak, bunlar içersinde tercih yapmak gerekirse, ırklarına uygun yaşam koşulları sağlandığı takdirde eğitilebilirlik düzeyi yüksek, saldırganlığı az olan Labrador retriever, Vizsla, İngiliz spaniel, Alman Kurzhaar, Newfoundland, Chesapeake Bay Retriever, Keeshond, Collie, Golden Retriever, Avusturya Çoban, Shetland sheepdog, Shih Tzu, Minyatür Poodle, Bichon Frise, Standart Poodle (kaniş), İngiliz Springer Spaniel ve Welsh Corgi ve Türk Çoban Köpeği Kangal gibi ırklar daha uygun olabilir. İngiliz Bulldog, Bloodhound, Norwegian Elkhound, Bassethound ve Bob Tail gibi ırklar da uygun olabilir ama bunların eğitilebilirlik düzeyi düşüktür.





    Köpeğimiz çocuğumuzu kıskanır mı? Bunun önüne geçmek için köpeğimizle nasıl bir iletişim yolu kurmalıyız?



    Köpekler aynı çocuklar gibi, değer verdikleri canlı ya da cansız her şeyi kıskanırlar. Belki bu duygu insanlardaki kıskançlıkla bire bir örtüşmüyor olabilir. Çünkü köpek için önemli olan sürü ilişkileridir. Sürüde mevkisi yüksek hayvanlar yemek ve çiftleşme bakımından önceliklere sahiptirler. Bu öncelikleri kimseye bırakmaz ve gerekirse bu uğurda ciddi kavgalar çıkabilir. Sahip olduğu nesnelere, yemeğine, çiftleşeceği dişiye diğer hayvanların yaklaşmasına izin vermez. Evde de kendisini üst düzeyde gören ve şefliği ev halkı tarafından bilinçli ya da bilinçsiz olarak onaylanan köpek, evdeki eşyaları, oyuncakları ya da sahiplerini çocuklarla paylaşmak istemeyebilir. Tam tersine evdeki düzeyini bilen, şeflik mücadelesi içinde bulunmayan köpekler zaten bu sayılanlar üzerine hak iddiasına kalkışmazlar; dolayısıyla bunların çocuklarla paylaşımında herhangi bir sorun çıkmaz.

    Bu anlatılanlardan yola çıkarsak, köpeğin çocuğumuzu kıskanmaması için en önemli şey ona mevkisini öğretmektir. İddiacı köpekler ebeveynlere baskın olamayıp çocuklar üzerinde baskınlık kurmak isteyebilirler. Bunu engellemenin yolu da aynı köpek sürülerindeki gibi liderlik koalisyonlarını kurmaktır. Dikkat ettiyseniz bir köpek lider tarafından dövülüyorsa alt seviyedeki köpekler de liderler birlikte davranırlar. Buna liderlik koalisyonu denir. Bunu evdeki yaşama uyarlarsak köpeğin seviyesini belirlemek için ebeveynlerle çocuk koalisyon halinde olmalıdır. Bazılarının köpeğe ilgi dozunu artırınca çocuğu kıskanmayacağını söylerler ancak bu doğru değildir. Köpeğe gösterilen ilginin arttırılması, iddiacı köpeğin düzeyini daha da yükselteceği için sorunlara yol açar ve bu durumda çocuğa gösterilen az ilgiye bile tepki gösterebilir.
    Evde köpeğin liderliğini engellemek için ne yapılacağını Remzi Kitabevi’nce yayınlanan “Köpeklerde Davranış Sorunları” adlı kitabıma başvurabilirsiniz.
     
  20. Caradebebe

    Caradebebe Misafir

    KÖPEK VE BEBEK... BEŞ SORU, BEŞ CEVAP

    Köpek psikolojisi uzmanı Prof.Dr. Tamer Dodurka 'Köpek ve Bebek' konulu 5 sorumuzu yanıtladı...

    Bebek doğmadan evvel köpeğimizi yeni hayatına alıştırmak için nasıl bir hazırlık yapmalıyız?

    Kesinlikle bebeğin gelmesiyle beraber evdeki huzurun bozulmaması için köpek ve ev ortamı daha önceden hazırlanmış olmalıdır. Bebek geldikten sonra köpeğin bazı odalara girmesi, bazı yerlere oturması istenmeyebilir. Bu amaçla bebek henüz eve gelmeden evvel buralar yasaklanmalıdır ki köpek bu yasaklarla bebeği ilişkilendirmesin. Yine bebek gelmeden önce bir teybe alınmış bebek seslerini ve ağlamalarını köpeğe dinletin, hatta bu sesi duyar duymaz onu ödüllendirin.

    Melezlemeler sayesinde bazı av köpeklerinin, özellikle dachshund yada bazı terrier ırklarının viyaklama seslerine saldırma özellikleri kuvvetlendirilmiştir. Bu, ufak hayvanların avında işe yarayan bir yöntemdir. Diğer köpeklerde bu tür seslere dikkat kesilirler, hatta köpekten korkan insanların çığlık atmasıyla köpeğin daha da saldırganlaştığını duymuşsunuzdur. Aynı şekilde, bebeğin ağlama sesleri de köpeğin saldırmasını teşvik edebilir. Teypteki seslerle çalışma yaparak onun gerçek bebek seslerine karşı tepkilerini azaltabiliriz. Köpekle yaşanacak her türlü sorunun çözümü için en iyi çözüm köpeğin zamanında ve doğru şekilde eğitilmesidir. İyi eğitim almış, agresyonsuz köpekler bebek için de herhangi bir tehlike oluşturmazlar.

    Bu eğitimde eksiklik olduğu düşünülüyorsa hatırlatma eğitimi verilip komutlar pekiştirilebilir. Özellikle, bebeğin yatacağı odaya köpek, ancak sahibinin rızasıyla girebilmelidir. Bunu sağlamak için önceden bu odaya girmemesi gerektiği “hayır” komutuyla öğretilir ve sadece “gel” komutuyla girmesi için çalışma yapılır. Eğitimsiz bir köpekle bu çalışmanın yapılması oldukça zor olacaktır.

    Bebek doğduktan ve eve geldikten sonra, köpeğimizle bebeğimizi nasıl tanıştırmalıyız?

    Gelir gelmez bebeği koklamasına izin verin. Yoksa daha çok merak eder ve bebeğe yaklaşmak için fırsat kollar. Bu arada –asabi bir tavır göstermiyorsa- onu sevin ya da ödüllendirin. Hatta bazı anneler daha bebek gelmeden önce kucaklarına bebek gibi sarılmış bir şeylerle eve gelir ve köpeği ödüllendirirler. Ancak, köpeğin ilgisini esas çeken şeyin koku olduğunu unutmayın.

    Köpek, eve gelen bu küçük canlının bir insan olduğunu ilk planda kavrayamaz. Bebek tamamen farklı kokar, yürümez, ayakta dolaşmaz, konuşmaz, köpekle iletişim kurmaz. Garip şekilde ağlar ya da neşelenir, yani yetişkin insanlardan duyulmayacak türden sesler çıkarır. Çoğu köpek bu durumu anlayışla karşılar. Ama tabi ki kafası karışanlar da olabilir. Özellikle aile içersindeki yerini bir türlü öğrenemeyen ya da şef pozisyonundaki köpekler sorun çıkartabilir. Bu nedenle köpek hiçbir zaman şef pozisyonunda olmamalıdır.

    Köpeğe siz çağırmadan bebeğe yaklaşılmayacağını öğretmelisiniz. Köpeğinizi huzurlu, agresyonsuz olduğu anlarda bebeğin yanına çağırın ve ödüllendirin, kendiliğinden onun yanına gitme durumlarında yerine dönmesi için komut verin. Bebeğin yanına çağırdığınız zamanlar köpeğin en huzurlu ve agresyonsuz zamanları olsun.



    Tanıştırdıktan sonra köpeğimizin kendini kötü hissetmesini engellemek adına nelere dikkat etmeliyiz?

    Evdeki pozisyonunu iyi bilen bir köpek eve bebek gelmesiyle kendini kötü hissetmez. Biz insanca bakış açısıyla böyle düşünürüz ve hatta bebeğimizle ilgilenirken aynı ilgiyi köpeğe de gösterme eğiliminde olarak bazı hatalar yapabiliriz. Bizim bebekğegösterdiğimiz ilginin aynısını köpeğe de göstermemiz köpek dünyasında farklı algılanır. Bu davranışımızla köpek kendisini bebekle aynı seviyede görmeye başlar.

    İki çocuklu bir anne eve geldiğinde çocuklardan sadece birine hediye getirmesi diğerinin kıskanmasına, üzülmesine yol açar ama köpek dünyasında durum çok farklıdır. Alt seviyedeki köpek bunu son derecede normal kabul eder. Aksine iki köpeğe de eşit davranılması köpeklerin kafasını karıştırır ve alttaki köpeğin seviyesi yükselerek iki köpek arasındaki denge bozulabilir. Bebeğimizle köpeğin ilişkisinde de bu kuralı unutmayalım. Köpek hiçbir zaman bebekten üst konuma gelmemelidir.


    Bebeğin odası ayrı olacağından, köpeğimizin o odaya girmesini yasaklamalı mıyız yoksa başka bir yol mu izlemeliyiz?

    Yukarıda değindiğim gibi henüz bebek gelmeden evvel bu odanın yasaklanması, daha doğrusu sadece sahibi çağırdığı zaman girilecek bir yer olduğunu öğrenmesi gerekiyor.


    Sağlık açısından alınması gereken önlemler nelerdir?

    Sağlıklı bir kopek bebeğin sağlığı için tehlike oluşturmaz. Yani alacağımız önlemler köpeğin sağlığına yönelik olmalıdır. Aşıları eksikse tamamlanmalı, iç ve dış parazitleri temizlenmeli, çiğ etle beslenmemeli, dışarıda gezen kopek eve döndüğünde ayakları yıkanmalı, köpeğin yerden birşeyler yememesine, çöpleri koklamamasına dikkat etmelidir. İlk planda alınan bu önlemleri daha sonraları gevşetebiliriz.
     

Sayfayı Paylaş