Peygamber EFendimiz Hakkında Herşey

Konusu 'Dini sohbetler' forumundadır ve G!ZL!_Y@R@M tarafından 16 Eylül 2007 başlatılmıştır.

  1. G!ZL!_Y@R@M

    G!ZL!_Y@R@M New Member

    Mesajlar:
    3.020
    Aldığı Beğeni:
    173
    Ödül Puanları:
    0
    Nur-i Muhammed (s.a.v)
    Dogumu
    Peygamberimiz Fil vakasindan 50 gün sonra ,Rebiullevvel ayinin on ikinci Pazartesi günü,tan yeri agarirken, Mekke`de dogdu.
    PEYGAMBERIMIZ DOGDUGUNDA BAZI HADISELER VUKU A GELDI


    Peygamberimiz dogdugunda bazi hadiseler vuku a geldi,
    bunlardan bazilarini söyle siralayabiliriz:
    Peygamberimiz,Anadan Sünnetli ve göbegi kesik olarak dogdu.
    Peygamberimiz dogarken, çocuklarin yere düstükleri gibi düsmeyip ellerini ,
    yere dayamis basini semaya kaldirmis olarak dogdu.Peygamberimiz dogdugu zaman, bir yildiz dogmus ve bilginler, bu yildizin dogdugu gece,Ahmed dogmustur Dediler. Bir çok Yahudi Alimi Tevrat tan inceleme ile peygamberimizin bu gecede dogdugunu yakinlarina bildirmislerdir. Peygamberimiz dogdugu gece Kisranin sarayindan on dört serefe yikildi Iranlilarin,bin yildan beri hiç sönmeden yanan Atesgedeleri
    sönüverdi.Save Gölünün suyu çekildi.Sema ve Vadisini su basti.
    Iran Sahi, Araplarin, ülkesini istila edecegini rüyasinda gördü,ve telasa düstü.




    PEYGAMBERIMIZIN BABASI HZ.ABDULLAH


    Peygamberimizin babasi Hz. Abdullah Kureys'in ileri gelen delikanlilarindan idi. Güzel yüzlü, iki gözü arasinda peygamberlik nurunu tasiyordu.
    Mekkenin bütün genç kizlari onunla evlenmek için can atarlardi.
    Babasina o kadar itaatliydi ki babasinin izinden hiç çikmazdi. Hatta birinde babasi Abdulmuttalip Allaha dua etmis ve Allahim eger bana on erkek evladi verirsen onlardan birini senin için kurban edecegim demis, on evladi olunca da Allaha verdigi sözü tutmak için oglu Abdullahi kurban etmek istemistir.Oglu Abdullah babasina itiraz etmemis ve boyun egmistir. Etraftan yapilan elestirilerle oglunu kurban etmekten vaz geçmis onun yerine 100 Adet Deve kurban etmistir. Hz. Abdullah Hz. Amine ile evlendikten Kisa bir müddet sonra gittigi ticaret kervanindan dönerken yolda hastalandi. Medine'de dayisi Beni Adiy bin. Neccarin yaninda bir ay hasta aldiktan sonra vefat etti.Hz. Abdullah vefat ettigi zaman Peygamberimiz henüz Anne karninda alti aylikti.


    PEYGAMBERIMIZIN EVLENMESI


    Peygamberimiz hazreti Hatice adina ticaret yaparken,
    Peygamberimizdeki harikulade halleri görmüs ve yardimcisi
    Meysele ile Peygamberimize evlilik teklif etmisti.
    Peygamberimiz bu teklifi kabul ederek Kureyslilerin
    en soylu kadinlarindan olan hazreti Hatice ile evlendi.


    PEYGAMBERIMIZIN COCUKLARI


    Peygamberimizin, hazreti Haticeden,iki erkek çocugu,
    dört kiz çocugu dogmustur Isimleri söyleydi:
    Kasim, Abdullah, Zeynep,Rukayye ,Ümmü Külsüm,Fatima
    ve Cariyesi Misirli Maria`dan dogan Ibrahim`dir.
     
  2. G!ZL!_Y@R@M

    G!ZL!_Y@R@M New Member

    Mesajlar:
    3.020
    Aldığı Beğeni:
    173
    Ödül Puanları:
    0
    Nur-i Muhammed (s.a.v)

    Vefati

    Hicretin onuncu yilinda Rasülullah (s.a.), yüz binden daha fazla müslümanla birlikte Medine'den hacc için hareket etti. Bu hacc esnasinda Arafat dagi yaninda, Islâm'in anayasasi kabul edilen veciz ve ölümsüz hutbesini iradetti. Bu hutbesinde, Islâm'in temel ilke ve kaidelerini beyan ederek, insanlar arasinda fark gözetmeyen bir esitlik ilan etti. Söyle diyordu:
    "Ey nas! Biliniz ki Rabbiniz birdir, babaniz birdir. Hepiniz Adem'densiniz. Adem de topraktandir. Allah yaninda en üstününüz, O'ndan en çok korkaninizdir. Arab'in, Arab olmayana üstünlügü yoktur; üstünlük ancak takva iledir."

    Kur'ân-i Kerim'in nüzûlü de Maide sûresinin 3. ayetindeki, "Bugün size, dininizi kemale erdirdim, size olan nimetimi tamamladim ve size din olarak Islâm'i seçtim." kavl'i serifinin nazil olmasiyla tamamlanmisti.



    Veda Hacc'inin üzerinden henüz üç ay geçmemisti ki, Rasülullah (s.a.) atesli bir hummaya yakalandi. Onun hastaliginin siddetlendigini gören Ensar, Mescidi Nebî'de toplanmislardi. Fadl b. Abbas ve Ali b. Ebi Talib, bu durumu Peygamber Efendimize ulastirdilar. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz, Ali, Abbas ve Fadl'a dayanarak Ensarin huzuruna çikti. Basi sariliydi. Minber'in alt basamaginda oturdu, Allah'a hamd ve senadan sonra söyle hitap etti; "Ey nas! Duydum ki, siz peygamberinizin ölmesinden korkuyormussunuz. Allah'in benden önce gönderdigi peygamberlerden ebedî yasayan biri var mi ki, ben sizin içinizde ebedî kalayim? Bilesiniz ki, elbette ben Rabbime kavusacagim, siz de bana ulasacaksiniz. Size, ilk muhacirlere hayirli davranmanizi vasiyet ederim. Bütün muhacirler de birbirlerine karsi hayirli olsunlar. Allahu Teâlâ söyle buyurur; "Asra (yani peygamberlik çagina, yahut bütün zamana veya ikindi namazina) andolsun ki, insan ziyan içindedir. Ancak inanip iyi isler yapanlar, birbirlerine hakki tavsiye edenler ve birbirlerine sabri tavsiye edenler baska" (onlar ziyandan kurtulmuslardir.) Her is, Allah'in izniyle, iradesiyle cereyan eder. Siz olacak seylerin sirasini degistiremezsiniz, Allahu Teâla sizden birinizin acelesiyle, acele davranmaz. Allah'in iznine, iradesine galebe etmege çalisanlar, en sonu maglub olurlar. Allah'i aldatmak isteyenler de muhakkak aldanirlar. Nitekim o, söyle buyurur: "Demek is basina gelecek olursaniz, yeryüzünde bozgunculuk çikaracak ve akrabalik baglarini koparacaksiniz. "

    "Ey nâs! Size Ensar halkina da hayirli olmanizi vasiyet ederim, çünkü onlar sizden önce iman yurdunu hazirlamislardir. Onlara iyi muamele ediniz. Onlar sizi kendi mahsullerine ortak etmediler mi? Evlerini sizinle paylasmadilar, sizi vaktiyle evlerinde agirlamadilar mi? Kendileri ihtiyaç içinde olduklari halde, her hususta sizi nefislerine tercih etmediler mi? O halde (ey muhacirler!) sizden biriniz iki adam arasinda hakemlik yapmak görevine getirilirse Ensarin iyilik edenlerine teveccüh ve ikram etsin, fenalik yapanlarin kusurlarindan da vazgeçsin. Biliniz ki, kendinizi onlara tercih edemezsiniz. Biliniz ki, ben size karsi çok merhametliyim, yine biliniz ki, ben Rabbime kavusacagim, sizler de bana kavusacaksiniz. Bulusacagimiz yer, Kevser havuzunun kenaridir. Benimle havuz kenarinda bulusmak isteyenler dillerini gerekli olan seylerin disindaki bos seylerden çeksinler."



    Rasülullah (s.a.), 13 Rebiülevvel h. 11 (8 Haziran 632) pazartesi günü ruhunu teslim etti. Risaleti tebligi etmis, kendisine verilen emaneti en mükemmel bir sekilde yerine getirmis olarak ömrünün 63'ünde Rabbimizin rahmetine kavustu.



    Rasülullah'in vefat haberi, müslümanlar üzerinde müthis bir tesir icra etti, öyle ki büyük bir saskinliga düserek peygamberlerin de, diger insanlar gibi öleceklerini bildiren ayetleri bile unuttular. Kilicini çekip dikilen Ömer b. Hattâb, Rasülullah'in öldügünü söyleyenleri ölümle tehdit ediyor ve söyle diyordu: "Münafiklardan bir adam, Rasülullah'in vefat ettigini zannetmistir. Hayir vallahi! O ölmedi, lakin Musa'nin gittigi gibi, dönmek üzere Rabbine gitti. Vallahi Rasülullah dönecek ve öldügünü söyleyenlerin ellerini kesecektir."



    Rasülullah'in vefatini duyan Hz. Ebubekir, Mescid'in önüne geldiginde Ömer hâlâ, halka bir seyler söylüyordu. O, bunlara aldirmaksizin dogruca Rasülullah'in bulundugu odaya girdi. Üzerindeki örtüyü kaldirarak söyle dedi: "Babam ve anam yoluna feda olsun ya Rasülellah! Ölümünde de, diriyken oldugu gibi ne kadar güzel ve temizsin. Senin ölümünle, hiçbir peygamberin ölümüyle kesilmemis olan peygamberlik son bulmustur. Sanin ve serefin o derece büyük, o kadar güzel vasiflara sahibsin ki, tanitilmak ve üzerine aglanmaktan münezzehsin. Ya Rasülellah! Ölümünle insanlara teselli oldun, zira nübüvvet özelliklerinle hususiyet kazanmis olmana ragmen ölüm sana da yetisti. Ölümle o derece umumilestin ki, ölümlü olmakta hepimiz seninle esit olduk. Kendin tercih etmemis olsaydin, ölümün nefislerimize çok zor gelirdi, eger bizi aglamaktan menetmemis olsaydin, senin için gözyaslari döker; hatta göz pinarlarimizi kuruturduk. Ama, yine de göz yasimizi tutmaga gücümüz yetmiyor. Siddetli üzüntü ve kederi üzerimizden atamiyoruz. Allah'im bizden ona selâm ulastir. Ya Muhammed (s.a.)! Rabbinin katinda bizi unutma, hatirinda kalalim. Sekinet ve rahatlik yaratilmamis olsaydi, korku ve üzüntü de yaratilmazdi. Allahim, nebine bizden selâm ulastir, onu aramizda muhafaza et!"



    Hz. Ebubekir, daha sonra Rasülullah'in nasinin basindan ayrildi, disari çikarak halka hikmetli ve anlamli hutbesini irad etti. Bu hutbe müslümanlarin aklini basina getirdi ve düstükleri hatayi hemen anladilar. Hz. Ebubekir söyle hitap etmisti: "Sehadet ederim ki, Allah birdir, O'ndan baska ilah yoktur, O'nun hiçbir ortagi yoktur. Yine sehadet ederim ki, Muhammed O'nun kulu ve rasülüdür. Yine sehadet ederim ki, Kitap (Kur'an) nazil oldugu, din mesru kilindigi, Hadîs iradedildigi, söz söylendigi gibi mahfuzdur. Allah, apaçik bir hakikattir," sonra da söyle dedi: Ey nâs! Muhammed'e kulluk eden var idiyse bilsin ki: Muhammed muhakkak ölmüstür; Allah'a tapanlara gelince, süphesiz Allah diridir, ebediyyen bâkidir." Devamla su manadaki ayetleri okudu:



    "Muhammed sadece bir elçidir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmistir. Simdi o ölür veya öldürülürse siz ökçelerinizin üzerinde



    geriye mi döneceksiniz? Kim ökçesi üzerinde geriye dönerse, Allah'a hiç bir ziyan veremez. Allah, sükredenleri mükafatlandiracaktir.” Ve devam etti: "Allahu Teâlâ isini, size vasiyet etmistir, onda ümitsizlik ve sabirsizliga düsmeyiniz. Süphesiz Allah, sizin yaninizdaki ve kendi yanindaki seyleri Nebisi için seçmistir. Onu, yarligamasina çekip almis, Kitabini ve nebisinin sünnetini sizde birakmistir. Bu ikisine sarilan dogruyu bulur, o ikisinin arasini ayiran sapitir. Ey iman edenler! Allah için hakki ayakta tutan kimseler olunuz. Seytan, Peygamberimizin ölümü sebebiyle sizi aldatmasin, dininizden saptirmasin. Seytani aciz birakacaginiz seyde, ondan acele davraniniz. Size ulasmasina firsat vermeyiniz."



    Malik b. Enes'in söyle dedigi rivayet edilir: "Bana ulastigina göre Rasülullah (s.a.), pazartesi günü vefat etmis,sali günü defnedilmistir. Müslümanlar, cenaze namazini gurublar halinde, imamsiz olarak kilmislardir." Sahabe-i Kiram, Rasülullah'in nereye defnedilecegi hususunda ihtilafa düsmüsler, bazilari dogum yeri olan Mekke'ye, bazilari ashabinin yanina Cennetü'l-Baki' kabristanina bazilari da kendi mescidine gömülmesini teklif etmislerdi. Bu esnada söz alan Hz. Ebubekir, Peygamber Efendimizin "Hiçbir peygamber, vefat ettigi yerin disinda bir mahalde defnedilmemistir." mealindeki hadisini rivayet ederek, bu ihtilâfin ortadan kalkmasini sagladi.



    Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c.)'a hamd olsun. Salatü selam alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) ve tüm inananlarin üzerine olsun.
     
  3. G!ZL!_Y@R@M

    G!ZL!_Y@R@M New Member

    Mesajlar:
    3.020
    Aldığı Beğeni:
    173
    Ödül Puanları:
    0
    Nur-i Muhammed (s.a.v)

    Miraç

    Arapça'da merdiven, yukari çikmak, yükselmek anlamlarini dile getirir.
    Islam'da Hz. Peygamber (s.a.s)'in göge yükselerek Allah'in huzuruna kabul edilmesi olayi. Mirac olayi hicretten bir yil ya da onyedi ay önce Receb ayinin yirmi yedinci gecesi gerçeklesir. Olayin iki asamasi vardir. Birinci asamada Hz. Peygamber (s.a.s) Mescidül-Haram'dan Beytü'l-Makdis'e (Kudüs) götürülür. Kur'an'in andigi bu asama, gece yürüyüsü anlaminda isra adini alir. Ikinci asamayi ise Hz. Peygamber (s.a.s)'in Beytü'l Makdis'ten Allah'a yükselisi olusturur. Mirac olarak anilan bu yükselme olayi Kur'an'da anilmaz, ama çok sayidaki hadis ayrintili biçimde anlatilir.



    Hadislerde verilen bilgiye göre Hz. Peygamber (s.a.s), Kâbe'de Hatim'de
    ya da amcasinin kizi Ümmühani binti Ebi Talib'in evinde yatarken Cebrail
    gelip gögsünü yardi, kalbini Zemzem ile yikadiktan sonra içine iman ve
    hikmet doldurdu. Burak adli binege bindirilerek Beytü'l-Makdis'e getirildi.
    Burada Hz. Ibrahim, Hz. Musa, Hz. Isa ve diger bazi peygamberler tarafindan karsilandi.
    Hz. Peygamber (s.a.s) imam olarak diger peygamberlere namaz kildirdi.



    Hz. Peygamber (s.a.s), Beytü'l-Makdis'te kurulan bir Mirac'la ve yaninda
    Cebrail oldugu halde göge yükselmeye basladi. Gögün birinci katinda Hz. Adem, ikinci katinda Hz. Isa ve Yahya, üçüncü katinda Hz. Yusuf, dördüncü katinda Hz. Idris, besinci katinda Hz. Harun, altinci katinda Hz. Musa ve yedinci katinda Hz. Ibrahim ile görüstü. Cebrail ile birlikte yükselis Sidretü'l-Münteha'ya kadar sürdü. Cebrail, "Buradan bir parmak ucu ileri geçecek olursam yanarim" diyerek Sidretü'l Münteha'da kaldi. Hz. Peygamber (s.a.s) buradan itibaren Refref adli baska bir binekle
    yükselisini sürdürdü. Bu yükselis sirasinda Cennet ve nimetlerini, Cehennem ve azabini müsahede etti. Sonunda Allah'in huzuruna kabul edildi. Kendisine ümmetinden Allah'a sirk kosmayanlarin Cennet'e girecegi müjdelendi, Bakara suresinin son ayetleri verildi ve
    bes vakit namaz fari kilindi. Yeniden Refref ile Sidretü'l-Münteha'ya, oradan Burak'la Kudüs'e, oradan da Mekke'ye döndürüldü.



    Hz. Peygamber (s.a.s) ertesi günü Mirac olayini anlatti. Olayi duyan müsrikler yogun bir kampanya baslatarak Hz. Peygamber (s.a.s)'i suçlamaya, alaya almaya basladilar. Bu kampanya bazi müslümanlari da etkileyerek süpheye düsürdü. Olayin gerçek olup olmadigini arastirmak isteyenler Beytü'l-Makdis'e ve Mekke'ye gelmekte olan bir kervana iliskin sorular sorarak Hz. Peygamber (s.a.s)'i sinadilar. Hz. Peygamber (s.a.s)'in verdigi bilgilerin dogrulugu müslümanlari süpheden kurtardiysa da müsriklerin inatlarini kirmaya yetmedi. Mirac olayi inatlarini ve düsmanliklarini artirarak onlar için bir fitne nedeni oldu. Bu olay karsisindaki tutumu nedeniyle Hz. Ebu Bekr, Hz. Peygamber (s.a.s)'ce "Siddîk" lakabiyla onurlandirildi. Hz. Ebu Bekir olayi kendisine
    anlatarak hala inanmaya devam edip etmeyecegini soran müsriklere "O söylüyorsa süphesiz dogrudur" cevabini vermisti.



    Ahad hadislere dayansa da Mirac olayinin gerçekliginde tüm müslümanlar birlesmislerdir. Ancak olayin gerçeklesme biçimi Islam bilginleri arasinda görüs ayriliklarina neden olmustur. Buna göre Ibn Abbas'in da içinde bulundugu bazi bilginlere göre Mirac olayi uykuda gerçeklesmistir.
    Bilginlerin büyük çogunluguna göre ise uyku durumunda ve rüyada degil, uyanik iken gerçeklesmistir. Fakat bu görüsü savunanlar da Mirac'in yalniz ruhlami, yoksa hem ruh, hem de bedenle mi oldugu konusunda
    ikiye ayrilmislardir. Sonraki Kelamcilarin büyük çogunluguna göre mirac olayi uyanikken hem ruh, hemde bedenle gerçeklesmistir. Içlerinde Hz. Aise'nin de bulundugu bazi bilginlerle mutasavviflarin büyük
    çogunluguna göre ise uyanik durumda iken ama yalniz ruhla gerçeklesmistir.



    Mirac olayinin gerçeklestigi gece müslümanlarca kadir gecesinden sonraen
    kutsal gece sayilmis ve bu gecenin ibadetle ihyasi geleneklesmistir.
    Osmanlilar döneminde, camiler kandillerle donatildigi için Mirac kandili
    olarak anilan geceyi izleyen gün, cami ve tekkelerde Mirac olayini anlatan
    ve Miraciye adi verilen siirlerin okunmasi, dinleyenlere süt ikram edilmesi de bir gelenekti.



    Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c.)'a hamd olsun. Salatü selam alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) ve tüm inananlarin üzerine olsun.
     
  4. G!ZL!_Y@R@M

    G!ZL!_Y@R@M New Member

    Mesajlar:
    3.020
    Aldığı Beğeni:
    173
    Ödül Puanları:
    0
    Nur-i Muhammed (s.a.v)

    Hicret



    Hz. Peygamber (s.a.s) ve ashabinin Islâm devletini kurmak üzere Mekke'den Medine'ye göç etmeleri.

    Medine'de bulunan Yahudiler bir Peygamber'in gelecegini biliyorlardi.
    Medinelilerle aralan açilan Yahudiler onlara "Bir Peygamber gönderilmek üzeredir. O Peygamber gelince biz ona tabi olacagiz, Irem ve Âd kavimleri gibi sizin kökünüzü kaziyacagiz" diyorlardi



    Hz. Peygamber (s.a.s), amcasi Abbas'la birlikte Akabe'ye geldi. Abbas henüz müslüman olmamisti. Ebu Talib'in vefatindan sonra peygamberimizle daha çok ilgilenmeye baslamisti. Bu ilgi kabile bagindan ileriye gitmiyordu. Toplantida ilk konusmayi Abbâs yapti; "Ey Hazrec toplulugu, bu benim kardesimin ogludur. Benim yanimda insanlarin en sevgilisidir. Siz onu tasdik ediyor onun getirdiklerine inaniyor ve kendisini alip götürmek istiyorsaniz, sizden bu hususta beni tatmin edici bir söz almak isterim. Siz ona vereceginiz sözü yerine getirebilecek ve kendisini muhaliflerinden koruyabilecek misiniz? Bunu geregi gibi yaparsaniz ne iyi; yok eger Mekke'den çiktiktan sonra kendisini yardimsiz birakacak rüsvay edecekseniz simdiden bu isten vazgeçiniz, onu birakimi. Yine kavmi arasinda ve yurdunda izzet ve serefiyle korunmus olarak yasasin."



    Hz. Abbas'tan sonra Hz. Peygamber (s.a.s) konustu. Bundan sonra Medineli müslümanlar düsüncelerini söylece açikladilar: "Allah'tan getirdiklerine bilerek ve inanarak sana bey'at ediyoruz.
    Biz, Rabbimiza bey'at ediyoruz Allah'in kudret eli ellerimizin üzerindedir. Kendimizi, ogullarimizi, kadinlarimizi esirgeyip korudugumuz seylerden seni de, esirgeyip koruyacagiz. Eger bu ahdimizi bozarsak, Allah'in ahdini bozan, yaramaz, bedbaht insanlar olalim. Ya Rasûlallah! Biz ahdimizde sadikiz".




    Peygamberimiz iki sart ileri sürdü, "Rabbim için sartim: O'na hiç bir seyi ortak kosmamaniz yalniz O'na ibadet etmeniz, kendinizi, çocuklarinizi, kadinlarinizi esirgeyip korudugunuz seylerden, beni de esirgeyip korumanizdir" buyurdu. Medineliler: "Böyle yaptigimiz zaman
    bizim için ne var" dediler. Allah Rasûlü de: "Cennet var" buyurdular. Medineliler "bu kârli alis veristir" deyip Allah Rasûlüne bey'at ettiler.



    Hz. Peygamber (s.a.s)'in Medine'ye gelisi Medineli mü'minleri büyük bir sevince bogdu.Bütün mü'minler, evlerinin damina çikmis; gençler ve hizmetçiler yollara dökülmüsler
    "Yâ Rasûlallah! Yâ Muhammed! Yâ Rasûlallah!" diyerek bagiriyorlardi.
    Çocuklar ve hizmetçiler, yollarda ve damlarda "Rasûlullah geldi! Allahû ekber! Muhammed geldi! Allahû ekber! Muhammed geldi! Allahu ekber, Muhammed geldi! diyorlar, Habesliler de, sevinçlerinden kiliç kalkan oynuyorlardi.

    Kadinlar ve çocuklar, hep bir agizdan: "Vedâ tepelerinden dolunay dogdu bize Allah'a yalvaran oldukça, sükür etmek gerekir halimize, Ey bize gönderilen Peygamber! Sen boyun egmemiz gereken bir emr ile geldin bize" diye siirler okuyorlardi. Berâ' b. Âzib: "Peygamber (s.a.s) Medine'ye gelince, Medinelilerin Rasûlullah'a sevindikleri kadar hiç bir seye sevindiklerini görmedim demistir.Enes b. Mâlik de: "Ben, Rasûlullah'in Medine'ye girdigi günden daha güzel, daha parlak bir gün görmedim" der. Rasûlullah Medine'ye varinca mü'minlerin her biri kendi evinde agirlamak istediler ve bu konuda yarisircasina hareket ettiler.
    Rasûlullah'i misafir edebilmek için devesinin önüne geçiyorlardi. Efendimiz onlara "Devenin yolunu açiniz! Nereye çökecegi ona emir buyurulmustur" diyordu.


    Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c.)'a hamd olsun. Salatü selam alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) ve tüm inananlarin üzerine olsun.
     
  5. G!ZL!_Y@R@M

    G!ZL!_Y@R@M New Member

    Mesajlar:
    3.020
    Aldığı Beğeni:
    173
    Ödül Puanları:
    0
    Peygamber Efendimizin Yaptığı Günlük Dualar







    Sabahleyin Uykudan Kalkınca Okunacak Dua:


    Okunuşu: "Elhamdulillahillezi ehyana ba'de ma ematena ve ileyhi'n- nüşur."
    Anlamı: "Bizi öldürdükten sonra dirilten (uyuduktan sonra uyandıran) Allah'a hamdolsun. (kıyamette) O'nun huzurunda toplanılacaktır." (Buhari: 11/96)


    --------------------------------------------------------------------------------

    Her Sabah Okunacak Dua:



    Okunuşu: "Allahümme bike asbahna ve bike emseyna ve bike nehya ve bike nemutu ve ileykennuşur."
    Anlamı: "Allahım! Senin yardımınla sabaha girdik, senin yardımınla akşama kavuştuk, senin yardımınla diriliyor ve senin kudretinle ölüyoruz ve (kıyamette) varış sanadır." (Ebu Davud: 5067)


    --------------------------------------------------------------------------------

    Her Akşam Okunacak Dua:


    Okunuşu: "Allahumme bike emseyna ve bike esbahna ve bike nahya ve bike nemutu ve ileykel masir."
    Anlamı: "Allahım! Senin yardımınla akşama girdik, senin yardımınla sabaha kavuştuk, senin yardımınla diriliyor ve senin kudretinle ölüyoruz ve dönüş yalnız sanadır." (İbn Mace, Dua: 14)


    --------------------------------------------------------------------------------

    Şirkten Korunmak İçin (Sabah-Akşam) Okunacak Dua:


    Okunuşu: "Allahumme inni euzu bike min en uşrike bike şey'en ve ene a'lemu ve estağfiruke lima la a'lemu inneke ente allamulğuyubi."
    Anlamı: "Allahım! Şüphesiz ben bilerek herhangi bir şeyi şirk koşmak (eş ve ortak tanımak) tan sana sığınırım.Bilmeyerek işlemiş olduğum(şirk ve hatalarım) ın senden bağışlanmasını dilerim. Şüphesiz ki bütün gaybları (gizli şeyleri) ancak sen bilirsin." (et-terğıb ve et-terhib: 1/76)


    --------------------------------------------------------------------------------

    Yemekten Sonra Okunacak Dua:


    Okunuşu: "Elhamdulillahillezi et'amena ve segana ve cealena müslimin."
    Anlamı: "Bizi nimetleriyle yediren ve içiren ve bizi İslam üzere bulunduran Allah'a hamd olsun." (Ebu Davud, At'ime:15)



    --------------------------------------------------------------------------------

    Elbise Giyerken Okunacak Dua:


    Okunuşu: "Elhamdulillahillezi kesani haza ve razeganihi min ğayri havlin minni ve la guvvetin."
    Anlamı: "O Allah'a hamd olsun ki, benden bir kuvvet olmaksızın bu elbiseyi bana giydirdi ve (bunu) bana rızık olarak verdi." (Tirmizi, deavat: 107)


    --------------------------------------------------------------------------------

    Camiye Girerken Okunacak Dua (sağ ayakla girilir):


    Okunuşu: "Bismillahi vessalatu vesselamu ala rasulillahi. Allahummeğfir li zunubi veftah li ebvabe rahmetike."
    Anlamı: "Allah'ın adıyla, Allah Resulune salat ve selam olsun. Allah'ım , günahlarımı bağışla ve bana rahmet kapılarını aç." (Müslim, müsafirin:68)


    --------------------------------------------------------------------------------

    Camiden Çıkarken Okunacak Dua (sol ayakla çıkılır)


    Okunuşu: "Bismillahi vessalatu vesselamu ala rasulillahi. Allahumme inni es'eluke min fedlike, allahumme e'sımni mineşşeytanirracim."
    Anlamı: "Allah'ın adıyla, Allah Resulune salat ve selam olsun. Allah'ım , Senden fazl-u (ihsanını) diliyorum. Allahım, beni rahmetinden uzaklaştırılmış şeytanın şerrinden koru." (Buhari, teheccüd: 25)


    --------------------------------------------------------------------------------

    Helaya Girerken Okunacak Dua (sol ayakla girilir):


    Okunuşu: "Bismillahi Allahumme inni euzu bike minelhubsi velhebaisi."
    Anlamı: "Allah'ın adıyla, Allahım, her türlü pislikten ve pis olan şeylerden(erkek ve dişi şeytanların şerrinden) sana sığınırım." (İbni Mace, Teharet: 9)


    --------------------------------------------------------------------------------

    Heladan Çıkarken Okunacak Dua (sağ ayakla çıkılır):


    Okunuşu: "Ğufraneke, Elhamdulillahillezi ezhebe annil eza ve afani."
    Anlamı: "(Allahım!) Senin mağfiretini dilerim.Benden eza veren şeyleri gideren ve bana afiyet veren Allah'a hamdolsun." (İbni Mace, taharet:10)


    --------------------------------------------------------------------------------

    Bir Meclisten (sohbet veya bir toplantıdan) Kalkarken Okunacak Dua:


    Okunuşu: "Subhaneke Allahumme ve bihamdike eşhedu en la ilahe illa ente estağfiruke ve etubu ileyke."
    Anlamı: "Allah'ım! Seni her türlü noksanlıklardan tenzih eder, hamdimi sana takdim ederim. Senden başka hiçbir ilah bulunmadığına şehadet ederim. Senden mağfiret diliyor ve sana tevbe ediyorum." (tirmizi, deavat: 38)


    --------------------------------------------------------------------------------

    Su İçtikten Sonra Okunacak Dua:


    Okunuşu: "Elhamdulillahillezi segana azben furaten birahmetihi ve lem yec'alhu milhen ucacen bizunubina."
    Anlamı: "Bize tatlı soğuk su içiren ve günahlarımız sebebiyle onu içilmez tuzlu su yapmayan Allah'a hamd olsun." (Ebu Nuaym)


    --------------------------------------------------------------------------------

    Aynaya Bakarken Okunacak Dua:


    Okunuşu: "Elhamdulillahi Allahumme kema hassente halgi fehassin hulugi."
    Anlamı: "Allah'a hamdolsun. Allah'ım! Benim yaratılışımı güzel kıldığın gibi ahlakımı da güzelleştir." (İbnüs-sünni, El- Ezkar: 270)


    --------------------------------------------------------------------------------

    Aksırma Esnasında:
    Aksıran kimsenin; "Elhamdulilllah" "Allah'a hamd olsun" demesi, o'nu işiten kimsenin de: "Yerhamukeallah" "Allah sana merhamet etsin" demesi gerekir. Aksıran kişi, yanında "Yerhamukeallah" denildiğini duyunca: "Yehdina ve yehdikumullah " " Allah bize ve size hidayet versin". Veya, "Yehdikumullahu ve yuslihu balekum" "Allah, sizi doğru yola yöneltsin ve işlerinizi düzeltsin" demelidir. (Buhari, Edep: 125)


    --------------------------------------------------------------------------------

    Vasıtaya Binerken Okunacak Dua:
    Önce besmele okunur; üç tekbir getirilir. Sonra:


    Okunuşu: "Subhanellezi sehharalena haza ve ma kunna lehu mugrinine ve inna ila rabbina lemungalibun."
    Anlamı: "Bunu bizim hizmetimize veren Allah'ın şanı ne yücedir. O'nun ihsanı olmasaydı biz buna güç yetiremezdik. Muhakkak ki biz Rabbimize döneceğiz." (Zuhruf Suresi 13-14)


    --------------------------------------------------------------------------------

    Eve Girerken Okunacak Dua:


    Okunuşu: "Allahumme inni es'eluke hayral mevleci ve hayral mehraci bismillahi ve lecna ve bismillahi haranca va alallahi rabbina tevekkelna."
    Anlamı: "Allahım! Her giriş ve çıkışımda senden hayır diliyorum. Allah'ın adıyla evimize girer, Allah'ın adıyla çıkarız ve Rabbimize dayanıp güveniriz." (Ebu Davud, Edeb: 112)


    --------------------------------------------------------------------------------

    Evden Çıkarken Okunacak Dua:


    Okunuşu: "Bismillahi tevekkeltu alellahi la havle ve la guvvete illa billahil aliyyil azim."
    Anlamı: "Allah'ın adını anarak (evimden çıkıyorum) ben, Allah'a dayanıp tevekkül ettim. (her türlü) kuvvet ve kudret ancak yüce Allah'ın yardımıyladır." (Tirmizi, deavat: 34)


    --------------------------------------------------------------------------------

    Gece Uykudan Önce Okunacak Dua:


    Okunuşu: "Bismike Allahumme emutu ve ehya."
    Anlamı: "Senin adını anarak ölür ve dirilirim (uyur ve uyanırım) Allahım!" (Buhari, Deavat: 7)

    A M İ N



     
    1 person likes this.
  6. G!ZL!_Y@R@M

    G!ZL!_Y@R@M New Member

    Mesajlar:
    3.020
    Aldığı Beğeni:
    173
    Ödül Puanları:
    0
    Peygamber Efendimizin (S.a.v)'in Mubarek Guzel İsimleri..

    Mevâhib-i Ledünniye isimli
    kitaptan 99 adedi alınmıştır. Bu kitapta diğer 301 ismini bulabilirsiniz

    Abdullah: Allah (cc)' ın kulu

    Âbid: Kulluk eden, ibadet eden

    Âdil: Adaletli

    Ahmed: En çok övülmiş, sevilmiş

    Ahsen: En güzel

    Alî: Çok yüce

    Âlim: Bilgin, bilen

    Allâme: Çok bilen

    Âmil: İşleyici, iş ve aksiyon sahibi

    Aziz: Çok yüce, çok şerefli olan

    Beşir: Müjdeleyici

    Burhan: Sağlam delil

    Cebbâr: Kahredici, gâlip

    Cevâd: Cömert

    Ecved: En iyi, en cömert

    Ekrem: En şerefli

    Emin: Doğru ve güvenilir kimse

    Fadlullah: Allah-ü Teâlanın ihsânı, fazlına ulaşan

    Fâruk: Hakkı ve bâtılı ayıran

    Fettâh: Yoldaki engelleri kaldıran

    Gâlip: Hâkim ve üstün olan

    Ganî: Zengin

    Habib: Sevgili, çok sevilen

    Hâdi: Doğru yola götüren

    Hâfız: Muhafaza edici

    Halîl: Dost

    Halîm: Yumuşak huylu

    Hâlis: saf, temiz

    Hâmid: Hamd edici, övücü

    Hammâd: Çok hamdeden

    Hanîf: Hakikate sımsıkı sarılan

    Kamer: Ay

    Kayyim: Görüp, gözeten Kerîm: Çok cömert, çok şerefli

    Mâcid: Yüce ve şerefli

    Mahmûd: Övülen

    Mansûr: Zafere kavuşturulmuş

    Mâsum: Suçsuz, günahsız

    Medenî: Şehirli, bilgilive görgülü

    Mehdî: Hidayet eden, doğru yola erdiren

    Mekkî: Mekkeli

    Merhûm: Rahmetle bezenmiş

    Mes'ûd: Mutlu

    Metîn: Çok sağlam ve güçlü

    Muallim: Öğretici

    Muktedâ: Peşinden gidilen

    Mübârek: Uğurlu, hayırlı, bereketli

    Müctebâ: Seçilmiş

    Mükerrem: Şerefli, yüce

    Müktefî: İktifâ eden, yetinen

    Münîr: Nurlandıran, aydınlatan

    Mürsel: Elçilikle görevlendirilmiş

    Mürtezâ: Beğenilmiş, seçilmiş

    Muslih: Islah edeci, düzene koyucu

    Mustafa: Çok arınmış

    Müstakîm: Doğru yolda olan

    Mutî: Hakka itaat eden

    Mu'tî: Veren ihsân eden

    Muzaffer: Zafer kazanan, üstün olan

    Müşâvir: Kendisine danışılan

    Nakî: Çok temiz

    Nakîb: Halkın iyisi, kavmin en seçkini

    Nâsih: Öğüt veren

    Nâtık: Konuşan, nutuk veren

    Nebî: Peygamber Neciyullah: Allah' ın sırdaşı

    Necm(i): Yıldız

    Nesîb: Asil, temiz soydan gelen

    Nezîr: Uyarıcı, korkutucu

    Nimet: İyilik, dirlik ve mutluluk

    Nûr: Işık, aydınlık

    Râfi: Yükselten

    Râgıb: Rağbet eden, isteyen

    Rahîm: Mü'minleri çok seven

    Râzî: Kabul eden, hoşnut olan

    Resûl: Elçi

    Reşîd: akıllı, olgun, iyi yola götürücü

    Saîd: Mutlu

    Sâbir: Sabreden, güçlüklere dayanan

    Sâdullah: Allah' ın mübârek kulu

    Sâdık: Doğru olan, gerçekci

    Saffet: Arınmış, seçkin kişi

    Sâhib: Mâlik, arkadaş, sohbet edici

    Sâlih: iyi ve güzel huylu

    Selâm: Noksan ve ayıptan emin olan

    Seyfullah: Allah' ın kılıcı

    Seyyid: Efendi

    Şâfi: Şefaat edici

    Şâkir: Şükredici

    Tâhâ: Kur'ân-ı Kerîm' deki ismi

    Tâhir: Çok temiz

    Takî: Haramlardan kaçınan

    Tayyib: Helal, temiz, güzel, hoş

    Vâfi: Sözünde duran, sözünün eri

    Vâiz: Nasihat eden

    Vâsıl: Kulu Rabb'ine ulaştıran

    Yâsîn: Kur'ân-ı Kerîm' deki ismi, gerçek insan, insan-ı kâmil

    Zâhid: Mâsivadan yüz çeviren

    Zâkir: Allah' ı çok anan



    Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c.)'a hamd olsun. Salatü selam alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) ve tüm inananlarin üzerine olsun.
     
  7. G!ZL!_Y@R@M

    G!ZL!_Y@R@M New Member

    Mesajlar:
    3.020
    Aldığı Beğeni:
    173
    Ödül Puanları:
    0
    Peygamberimiz Efendimiz (S.a.v.)'in Veda Hutbesi...

    Nur-i Muhammed (s.a.v)

    Veda Hutbesi

    Hz. Peygamber'in, hicri 10. yilda yaptigi Veda Hacci'nda sayilari yüz on dört bini bulan haciya hitaben irad ettigi hutbe. Peygamber (s.a.s) bu son hutbesinde, bundan sonra bir daha haccedemeyecegini bildirip vefatinin yaklastigini ima ettigi, sonraki gelen günler de onun bu sözlerini dogruladigi için bu hacca Veda Hacci, bu hac esnasinda irad ettigi hutbeye de Veda Hutbesi adi verildi. Veda Hutbesi her ne kadar tek bir hutbe imis gibi kabul edilmekteyse de, gerçekte bu hutbe, Arafat ta, Mina da ve bir gün sonra yine Mina'da olmak üzere arafe günü ile bayramin birinci ve ikinci günlerinde parça parça irad edilmistir (Tecrid-i Sarih, Terc. X, 396). Degisik yer ve zamanda irada buyuruldugu için de hutbe, birçok kisi tarafindan birbirinden farh sekillerde rivâyet edilmis; kisinin ya da grubun duydugunu digerleri isitmediginden, hutbenin tamaminin biraya toplanmasinda bu farkli rivâyetlerden yararlanilmis ve daha sonraki yillarda bu üç ayn yer ve zamanda buyurulan hutbe tek bir hutbe olarak biraraya getirilmistir.

    Rasûlüllah'in bu son haccindan bir yil önce nâzil olan Tevbe sûresinde, müsriklerin pis oldugu ve bu yildan sonra Mescid-i Haram'a yaklasmamalari (et-Tevbe, 9/28) emredildigi için, Veda Hacci'nda Mekke'de sadece Müslümanlar vardi, hutbeyi de yalnizca Müslümanlar dinlemisti. Zaten Mekke'in fethinden sonra müsriklerin sayisi parmakla sayilacak kadar azalmisti. Rasûlüllah, Medine'den kendisiyle birlikte yola çikan yüzbin civarindaki ashâbiyla Mekke'ye haccetmek için geldiklerinde bir yil önceki uyari sebebiyle Mekke'de müsrik kalmamisti; çogunluk Müslüman olurken Mekke'yi terkedenler de vardi. Rasûlüllah, haccin bütün erkâmin bizzat kendisi yaparak Müslümanlara ögretmis, Islâm'in hac konusundaki emirleri de böylece tamamlanmisti. Islâm'in tamamlandigini bildiren bazi âyetler de bu Veda Hacci'nda nâzil oldu.



    Cahiliye döneminde disaridan gelen hacilar Arafat'ta vakfeye dururken, Kureys esrafi diger insanlardan üstün olduklarini belli edercesine Arafat yerine Müzdelife'de vakfeye dururlardi. Rasûlüllah cahiliye döneminin bu sinif üstünlügüne dayali âdetini ortadan kaldirdi ve bütün hacilar gibi Arafat'ta vakfeye durdu. Rasûlüllah'a orada bu dinin tamamlandigi su âyet-i kerimeyle müjdelendi: "Ey Mü'minler, su küfreden müsrikler bugün dininizi söndürmekten ümidlerini kesmislerdir. Artik bundan böyle onlardan korkmayiniz; ancak benden korkunuz. Bugün dininizi kemale erdirdim; ve size ihsan ettigim nimetimi tamamladim. Din olarak da size Islâm'i seçtim"(el-Mâide, 5/3). Dinin kemale erdirilmesine bütün Müslümanlar sevinirken yalnizca Hz. Ebû Bekir ile Hz. Ömer, bunun, Hz. Peygamber'in vefatinin yaklastigina delalet ettigini anlamislar ve gözlerinden yaslar akmisti. Gerçekten de bundan sonra Rasûlüllah seksen iki gün yasamis ve vefat etmistir.



    Arafat'ta yüz binin üzerindeki haciya hitaben bir hutbe irad eden Rasûlüllah sesinin bütün hacilar tarafindan isitilmesi için belli mesafelerde gür sesli sahabilerden bazilarini görevlendirdi. Rasulüllah'in sözlerini tekrar eden bu kisiler hutbenin bütün hacilar tarafindan duyulmasini sagliyorlardi. Devesi Kusva'nin sirtinda oldugu halde Rasûlüllah su hutbeyi irac etti:



    "Ey insanlar! Sözümü iyi dinleyiniz. Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedi olarak bir daha bulusamayacagim. Ey Insanlar bu günleriniz nasil mukaddes bir gün ise, bu aylariniz nasil mukaddes bir ay ise, bu sehriniz nasil mübarek bir sehir ise; canlariniz, mallariniz, irzlariniz da öyle mukaddestir, her türlü saldiridan emindir. Ashabim! Yarin Rabbinize kavusacaksiniz ve bugünkü her hal ve hareketinizden sorulacaksiniz. Sakin benden sonra eski dalâletlere dönüp birbirinizin boynunu vurmayin. Bu vasiyetimi burada bulunanlar bulunmayanlara bildirsin Olabilir ki bildirilen kimse, burada bulunup da isitenden daha iyi anlayarak muhafaza etmis olur.



    Ey ashabim! Kimin yaninda bir emanet varsa onu sahibine versin. Fa izin her çesidi kaldirilmistir, ayagimiz altindadir. Lakin borcunuzun aslin vermek gerekir. Ne zulmediniz ne de zulme ugrayiniz. Allah'in emriyle faizcilik artik yasaktir. Cahiliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayagimin altindadir. Ilk kaldirdigim faiz de Abdulmuttalib'in oglu (amcam) Abbas'in faizidir.



    Ashabim! Cahiliyet devrinde güdülen kan davalari da tamamen ortadan kaldirilmistir,' ilk kaldirdigim kan davasi da Abdulmuttalib'in torunu (yegenim) Rebîa'nin kan davasidir.



    Ey Insanlar! Bugün seytan sizin su topraklarinizda yeniden nüfuz ve saltanat gücünü ebedi surette kaybetmistir. Fakat bu kaldirdigim seyler haricinde küçük gördügünüz islerde de ona uyarsaniz bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan sakininiz.

    Ey Insanlar! Kadinlarin haklarina riayet etmenizi ve bu hususta Allah' tan korkmanizi tavsiye ederim. Siz kadinlari Allah'in emaneti olarak aldiniz. Ve onlarin namuslarini ve ismetlerini Allah adina söz vererek helal edindiniz. Sizin kadinlar üzerindeki hakkiniz; onlarin, aile serefini koru mallari ve evlerinizi sizin hoslanmadiginiz hiç kimseye açmamalari, çignenmemeleridir. Eger onlar, razi olmadiginiz herhangi bir kimseyi evinize alirlarsa onlari hafif bir sekilde dövebilir, azarlayabilirsiniz. Kadilarin da sizin üzerinizdeki haklari; örfe göre her türlü giyim ve yiyeceklerini temin etmenizdir. Ey mü'minler, size bir emanet birakiyorum ki siz ona simsiki sarildikça yolunuzu hiçbir zaman sasirmazsiniz. O emanet Allah'in kitabi Kur'ândir.



    Ey mü'minler! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi muhafaza ediniz. Müslüman müslümanin kardesidir ve bütün Müslümanlar kardestir. Din kardesinize ait olan herhangi bir hakka tecavüz, baskasina helal degildir. Ancak gönül hosluguyla verilen baska. Ashabim! Nefsinize de zulmetmeyiniz. Nefsinizin de üzerinizde hakki vardir:



    Ey insanlar! Cenab-i Hak her hak sahibine hakkini vermistir. Varis için vasiyete gerek yoktur. Çocuk kimin döseginde dogmussa ona aittir. Zinakâr için mahrumiyet cezasi vardir. Babasindan baskasina nesep iddia eden soysuz yahut efendisinden baskasina uymaya kalkan nankör, Allah'in gazabina, meleklerin lanetine ve bütün Müslümanlarin düsmanligina ugrasin. Cenab-i Hak bu insanlarin ne tevbelerini ne de sehadetlerini kabul eder."



    Rasûlüllah sözlerinin burasinda dinleyenlere sordu: "Ey insanlar! Yarin beni sizden soracaklar. Ne dersiniz?" Ashab-i Kiram cevap verdi:



    "Allah'in risâletini teblig ettin; risalet görevini yerine getirdin, bize vasiyyet ve nasihatte bulundun diye sehadet ederiz." Rasûlullah sehadet parmagini göge kaldirarak üç kez "Sahit o! ya Rab! Sahit o! ya Rab! Sahit ol ya Rab!" buyurarak Arafat'taki hutbesini bitirdi.

    Hz. Peygamber günes batincaya kadar vakfede durdu. Tam buradan inmeye karar verecegi bir anda yukarida zikredilen Mâide sûresinin üçüncü âyeti nazil oldu. Daha sonra devesine binen Rasûlüllah yavas adimlarla Arafat'tan inerek Müzdelife'ye geldi. Burada bir ezan iki kamet ile aksam ve yatsi namazlarini birlestirerek kildi. Ve istirahata çekildi. Sabah olunca cemaatle birlikte sabah namazini kaldi ve ortalik iyice agardiktan sonra Müzdelife'den Cemretü'l Akabe mevkiine geldi. Seytan taslamadan sonra Mina'ya geçen Rasûlüllah burada da Veda Hutbesi'nin diger bölümünü irad etti. Allah'a hamdü senadan sonra devamla:



    "Ey insanlar! Sizi Allah'in kitabina baglayan peygamberinizin sözlerini iyi dinleyiniz, ona itaat ediniz. Hac ibadetinizin bütün hareketlerini benden gördügünüz gibi ifa ediniz. Öyle saniyorum ki, ben bu seneden sonra bir daha haccedemem. " Rasûlüllah bundan sonra halkla sorulu cevapli sürdürdügü hutbesini: "Ey insanlar! Aylarin yerini degistirerek geri birakmak inkârda asiri gitmektir. Kafirler böyle yapmakla dogru yoldan saptilar. Allah'in haram kildigi aylarin sayisini uygun yapmak için, bir yil haram ayini helal, diger yil onu haram sayarlar. Böylece Allah'in haram kildigini helal kabul ederler. Zaman, Allah'in gökleri ve yeri yarattigi gün gibi ayni duruma döndü. Allah'in katinda aylarin sayisi on ikidir. Bunlarin dördü mukaddes (haram) aylardir ki üçü arka arkaya gelen Zilkade, Zilhicce ve Muharrem, dördüncüsü de Cemaziyelahir ile Saban'in arasindaki Receb'tir. Ey mü'minler! Bu ay hangi aydir?"-Allah ve Rasûlü daha iyi bilir."-Zilhicce ayi degil midir?"-Evet Zilhiccedir."-Bu içinde bulundugumuz belde hangi beldedir?"-Allah ve Rasûlü daha iyi bilir.-Mekke Sehri degil midir?"-Evet Mekke'dir."-Bugün hangi gündür?



    -Allah ve Rasûlü daha iyi bilir."Yevmü'nnahr (kurban kesme günü) degil midir?"-Evet yevmünahr'dir. Bu diyalogdan sonra Rasûlüllah sahabelere dönerek "Su halde iyi bilin ki; bu sehrinizde, bu beldenizde, bu gününüzün mukaddes (haram) oldugu gibi birbirinize kanlarinizi dökmek, mallarinizi haksiz yere olmak, namuslarinizi kirletmek de haramdir, her türlü saldiridan masumdur. Muhakkak ki, siz Rabbinize kavusacaksiniz, o zaman bütün bu islerden sorulacaksiniz. Ey Insanlar! Aklinizi basiniza alinda benden sonra birbirinizin boynunu vuracak sekilde dalâlete, vahsete düserek cahiliye devrine dönmeyin. Ey insanlar! Bu nasihatlerime kulak verip bunlari burada hazir bulunanlariniz burada bulunmayanlara teblig etsin. Olabilir ki, kendisine tebligi edilen kimse burada bulunup isiten bir kisim kimseden daha iyi anlayip bellemis olur" ardindan Rasûlüllah iki kez:"- Teblig ettim mi?" buyurdu.Sahabîler:-Evet ettin, deyince O;"Sahit ol ya Rab!" dedi ve tekrar hatirlatti: "Burada bulunanlar bulunmayanlara teblig etsin. "



    Rasulüllah Mina'daki bu hutbesinden sonra kurban kesim yerine gelerek önceden hazirlanan yüz devenin altmis üçünü bizzat kendi kurban etti digerlerini de Hz. Ali kestikten sonra her deveden birer parça et alinarak pisirilip yenildi. Daha sonra tras olan Hz. Peygamber ihramdan çikti ve Kabe'yi tavaf etti. Ögle namazini da orada kildiktan sonra Zemzem suyunun yanina gitti ve kendisine sunulan bir bardak suyu içtikten sonra tekrar Mina'ya döndü. Rasûlüllah Mina'da geçirdigi tesrik günlerinde seytan taslama görevini yerine getirmis, bu arada çevresinde bulunan insanlara hutbeler irad buyurmustu.



    "Allah'in yardimi ve fetih geldigi ve insanlarin dalga dalga Allah'in dirine girdiklerini gördügün zaman Rabbini överek tesbih et. O'ndan magfiret dile. Çünkü o tevbeleri çok kabul edendir" (en-Nasr, 110/1-3) mealindeki Nasr sûresinin nâzil oldugunu duyan Müslümanlara, hem yeni nâzil olan bu sûreyi okumus hem de kendilerine nasihat ettigi hutbelerinden birini irad buyurmustur. Bu hutbesinde de yine Müslümanlarin mal, can, namus emniyetinden bahseden Rasûlüllah insan haklarinin temelini olusturan bu üç hakki tekrar tekrar ümmetine hatirlatmisti. Degisik yer ve zamanda irade edilen bu hutbeler, tek bir hutbe seklinde bütünlestirilmistir.



    Hutbenin toplum hayatina getirdigi prensipler:



    Incelendigi zaman Veda Hutbe'sinde Peygamber (s.a.s)'in baslica su noktalara degindigi görülür:



    1- Her iste daima Allah'a hamd-ü sena etmek gerekir.
    2- Nefis, insani her zaman serre yöneltmek ister. Bu sebeple nefislerin ser-inden de Allah'a siginmak lâzimdir.
    3- Can, mal ve irz kutsaldir. Yasama hakki tabii bir haktir. Irz, seref, haysiyet, hürriyet ve mülkiyet saldiridan korunmus haklardir.
    4- Cahiliye gelenekleri kaldirilmistir. Insanlar alisa geldikleri kötü seyleri körü körüne yapmaktan vazgeçmelidirler.
    5- Faiz haramdir.
    6-Kan davasi gütmek haramdir.
    7- Emânetler yerlerine verilmelidir. Emânete hiyanet edilmemelidir.
    8- Küçük büyük önemli-önemsiz her iste seytana uymaktan sakinilmalidir.
    9- Kadinlarin ve erkeklerin karsilikli hak, vazife ve sorumluluklari vardir. Kadinlara nezâketle davranilacaktir.
    10- Hem kadin hem de erkekler zinadan siddetle kaçinacaklardir.
    11- Köle ve hizmetçilere iyi davranilacaktir.
    12- Bütün Müslümanlar kardestir. Her türlü sinif farklari ve ayricaliklar kaldirilmistir. Üstünlük fazilet iledir.
    13- Zulümden sakinmak gerekir, halkin mali haksiz yere yenemez, birine ait bir sey sahibinin izni olmadikça baskasi için helâl olmaz.
    14- Müslümanlar birbirleriyle savasmaktan sakinacaklardir.
    15- Allah'in Kitâb'ina ve Peygamber'in sünnetine uyanlar asla sapikliga düsmezler.
    16- Islâm sadeliginden ayrilmamak, asiriliklara sapmamak gerekir.
    17-Hak Teâlâ'ya ibadet olunacak; bes vakit namaz kilinacak, oruç ayinda oruç tutulacak,



    Hz. Peygamber'in tavsiyelerine uyulacaktir. Bunlari hakkiyla yerine getirenlerin mükâfati cennettir



    Alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c.)'a hamd olsun. Salatü selam alemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) ve tüm inananlarin üzerine olsun
     
  8. ZaĞaNoS

    ZaĞaNoS Active Member

    Mesajlar:
    220
    Aldığı Beğeni:
    32
    Ödül Puanları:
    28
    S.A
    Yazan ellerine sağlık
     
    1 person likes this.
  9. G!ZL!_Y@R@M

    G!ZL!_Y@R@M New Member

    Mesajlar:
    3.020
    Aldığı Beğeni:
    173
    Ödül Puanları:
    0
    @.s Allah Razı olsun SAğolasın
     
  10. *cEBİR*

    *cEBİR* Yeşil Siyah

    • Platin Üye
    Mesajlar:
    9.221
    Aldığı Beğeni:
    319
    Ödül Puanları:
    83
    allah razı olsun bu güzel paylaşımlar için
     
  11. tarıkhalıcı

    tarıkhalıcı New Member

    Mesajlar:
    1
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    İktidarın Tanrısal buyrukların arkasına saklandığı bir ülkede tanrıyı ve tanrının emirlerini sorgulayabilir misiniz?
    Tanrının varlığını dinlerin samimiyetini toplum önünde sorgulayabilir misiniz?
    Namaz kılmak ve kuran okumakla vakit geçireceğinize bilimsel kitaplar okuyun kendinizi geliştirin diyebilir misiniz?
    Kuran'ı Muhammed ve arkadaşları yazmıştır diyebilir misiniz?
    Muhammed'in aile hayatındaki tuhaflıkları topluma anlatabilir misiniz?
    Muhammed üvey oğlunun boşadığı karısıyla evlenmiştir... Muhammed 9 yaşında bir küçük kızla evlenmiştir diyebilir misiniz.?
    Muhammed ordusunun savaşta anası babası dahil tüm ailesini kılıçtan geçirdiği bir kadınla daha o gün geri dönüş yolunda evlenmiştir. O kadının yerinde olmak ister miydiniz? Diyebilir misiniz?
    Muhammed ve ailesi kabenin rantı için bu işlere girişti diyebilir misiniz?
    Muhammed ölür ölmez Muhammedin tüm yakınları daha 20 yıl bile geçmeden İslamın mirası ve iktidar için birbirlerine düşmüş birbirlerinin kanını dökmüşlerdir. İslam sadece karşıt dinlerin değil kendi kanını da sürekli dökmüştür diyebilir misiniz?
    Halife Osman'ın ilk orjinal Kuran'ı yok ettirdiğini; kendi döneminde yüzlece Kuran ortaya çıktığını ve bunu üzerine bir komisyon kurup Kuran yazdırdığını söyleyebilir misiniz? Bu Kuran Osman tarafından yazdırılmadan önce Orjinal Kuranın önemli bir bölümünün insanların hafızalarında olduğu yani Muhammedin dile getirdiği ayetlerin önemli bir bölümünün o öldükten 20 kadar yıl sonra insanların kafalarındaki haliyle yazıya geçirilip bu günkü kuranın oluştuğunu nasıl anlatacaz.
    Önemli bir soru da bunlar bugüne kadar bu millete niye anlatılmadı.
    Bilimsel olanla bir ayet çeliştiği zaman bilimsel olanı tercih edin ey halk diyebilir misiniz?
    İslam Dinine sıkı sıkı sardırılmış bir halka bunları anlatabilmenin imkanı var mıdır? Bir şeriat ülkesinde bu gerçekleri gazetede yazıp bu ne biçim iştir diyebilir misiniz?
    Televizyonda bir açık oturumda bunları konuşabilir misiniz?
    Tarikatlardan ekmek yiyen birileri halkı size karşı hemen kışkırtmayacak mı?

    Bunları Atatürk Türkiye'sinde bile tartışamaz insanlara anlatamazken Tayyip ve tarikatlar Türkiye'sinde nasıl anlatacağız.
    Seçim sonuçlarında hile yok ise evet Türkiye tercihini yapmıştır.
    Bana göre iyi ve doğru bir seçim olmamıştır.
    Bu sonuçta Atatürk Türkiye'sini korumakla görevli olduğunu idda edenlerin de büyük günahı vardır.
    Ancak artık yapacak bir şey yoktur. İslam derinleştikçe "elit kesim" dediğimiz batılı hayat tarzı yaşayanların önemli bir bölümü ülkeyi terkedecektir.
    Terkedemeyenler de içine kapanacak yavaş yavaş rengini değiştirmek zorunda kalacaktır.

    İslami yaşam tarzı ile demokrasi çelişir.
    Ortada büyük bölümü cahil bir halk varken şeriatın gelmemesi mümkün mü?
    Tarikatlar iktidar sayesinde zenginleştikçe müslümanlık yarışı, kraldan kralcılık da artar, artmıştır.
    Bu gün şeriat ile yönetilen Pakistan da daha fazla şeriat istemiyle dev gösteriler yapılıyor.
    Taliban İran şeriatını beğenmiyor.
    İnsanlar zamanlarını büyük bölümünü ibadet usülleri ve iyi bir kul olmanın detaylı tariflerini öğrenmek ve geliştirmek için harcarlar.
    İnsanlar nasıl daha iyi ibadet edebilirimin peşine düştüğü zaman nasıl daha iyi ve verimli yaşarım konusu bir kenara atılmayacak mıdır?

    Türk milletini ve ülkemizi yüzlerce yıl geri götürecek. Daha fazla Cahilleştirecek bu büyük ve açık tehdidi görmüyorum diyen ve kendini okumuşlar ve aydınlar içinde sayan kişilerden ancak şüphe ederim.
     

Sayfayı Paylaş