Üç Hikaye- Üç Ders- Bir Söz

Konusu 'Hayatın İçinden' forumundadır ve Küçükbey tarafından 7 Aralık 2008 başlatılmıştır.

  1. Küçükbey

    Küçükbey New Member

    Mesajlar:
    1.892
    Aldığı Beğeni:
    65
    Ödül Puanları:
    0
    1.Hikâye
    Kavak Ağacı ile Kabak
    Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş. Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına
    sarılarak yükselmeye başlamış. Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş bir hızla büyümüş ve
    neredeyse kavak ağacı ile aynı boya gelmiş. Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:
    -Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?
    -On yılda, demiş kavak.
    -On yılda mı? Diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.
    -Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!
    -Doğru, demiş kavak.
    Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında kabak üşümeye sonra yapraklarını
    düşürmeye, soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış. Sormuş endişeyle kavağa:
    -Neler oluyor bana ağaç?
    -Ölüyorsun, demiş kavak.
    -Niçin?
    -Benim on yılda geldiğim yere, iki ayda gelmeye çalıştığın için.

    1.Ders: Çalışmadan emek harcamadan gelinen nokta başarı sayılmaz. Kolay kazanılan, kolay kaybedilir.
    Her işte alın teri ve emek şarttır.

    2. Hikâye
    En iyi Buğday
    Her yıl yapılan 'en iyi buğday' yarışmasını yine aynı çiftçi kazanmıştı. Çiftçiye bu işin sırrı
    soruldu. Çiftçi:
    -Benim sırrımın cevabı, kendi buğday tohumlarımı komşularımla paylaşmakta yatıyor, dedi.
    -Elinizdeki kaliteli tohumları rakiplerinizle mi paylaşıyorsunuz? Ama neden böyle bir şeye ihtiyaç
    duyuyorsunuz? diye sorulduğunda,
    -Neden olmasın, dedi çiftçi.
    -Bilmediğiniz bir şey var; rüzgâr olgunlaşmakta olan buğdaydan poleni alır ve tarladan tarlaya
    taşır. Bu nedenle, komşularımın kötü buğday yetiştirmesi demek, benim ürünümün kalitesinin de düşük
    olması demektir. Eğer en iyi buğdayı yetiştirmek istiyorsam, komşularımın da iyi buğdaylar
    yetiştirmesine yardımcı olmam gerekiyor.

    2. Ders: Sevgi ve paylaşmak en yakınınızdan başlar. Sonra yayılarak devam eder. Kin, cimrilik,
    nefret kimsenin hoşlanacağı davranışlar değildir.

    3. Hikâye
    Geleceğini biliyordum...
    Savaşın en kanlı günlerinden biriydi. Asker, en iyi arkadaşının az ilerde kanlar içinde yere
    düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru
    altındaydılar. Tam siperden dışarı doğru bir hamle yapacağı sırada, başka bir arkadaşı onu omzundan
    tutarak tekrar içeri çekti,
    -Delirdin mi sen? Gitmeye değer mi? Baksana delik deşik olmuş. Büyük bir ihtimalle ölmüştür. Artık
    onun için yapabileceğin bir şey yok. Boşuna kendi hayatını tehlikeye atma.
    Fakat asker onu dinlemedi ve kendisini siperden dışarıya attı. İnanılması güç bir mucize
    gerçekleşti, asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı. Onu sırtına aldı ve koşa koşa
    geri döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Fakat cesur asker yaralı arkadaşını
    kurtaramamıştı. Siperdeki diğer arkadaşı;
    -Sana değmez demiştim. Hayatını boşu boşuna tehlikeye attın.
    -Değdi, dedi, gözleri dolarak,
    -Değdi...
    -Nasıl değdi? Bu adam ölmüş görmüyor musun?
    -Yine de değdi. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı. Onun son sözlerini duymak, dünyalara bedeldi
    benim içim.
    Ve hıçkırarak arkadaşının son sözlerini tekrarladı:
    -Geleceğini biliyordum... Geleceğini biliyordum...

    3. Ders: Güven vermek önemlidir. Güven duymak önemlidir. Duyulan güveni boşa çıkarmamak daha da
    önemlidir.

    'Her sabah Afrika'da bir ceylan uyanır. En
    hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir,
    yoksa öldürülecektir.
    Her sabah Afrika'da bir aslan uyanır. En hızlı ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa
    aç kalacaktır.
    Aslan veya ceylan olmanız fark etmez. Güneş doğduğunda koşmaya başlasanız iyi olur.'
    Afrika Atasözü

    Çok çalışmak, emek harcamak, güven vermek, sevmek ve paylaşmak hayatın anlamlı olmasını sağlar. Her
    sabah uyandığımızda bir de böyle bakalım dünyaya. Unutmayın hayat uzun bir öyküye benzer. Ancak
    öykünün uzun olması değil, iyi olması önemlidir.

    Hep sevgiyle kalın..
     

Sayfayı Paylaş