yaşayan Allah dostları

Konusu 'Dini sohbetler' forumundadır ve kralsuskun tarafından 23 Kasım 2008 başlatılmıştır.

  1. kralsuskun

    kralsuskun Misafir

    [​IMG]
    Mahmut Ustaosmanoğlu
    Mahmut Ustaosmanoğlu, 1929 yılında Trabzon'un Of ilçesinin Tavşanlı köyünde doğdu 10 yaşında, köyün imamlığını yapan babası Ali Efendi ve annesi Fatma Hanım'ın hocalığında hafızlığını tamamladı Mehmet Rüştü Âşık Kutlu Hoca'dan talim dersleri aldı Balaban köyünde Hoca Abdülvehhab Efendi'den Arapça okudu Devrin tanınmış hocalarından ve dersiamlarından Süleymaniye Medresesi mezunu Hacı Dursun Feyzi Güven Hocaefendi'den fıkıh, tefsir, hadis gibi dini ilimleri okuyarak 16 yaşında icazet aldı Köyünde ders vermeye başlayan Ustaosmanoğlu, askerlik çağına gelmeden talebelerine icazet verdi

    1951'de Ramazan ayı için Sivas'ın Divriği ilçesine vaiz olarak gönderildi Sohbetleriyle etrafındakileri kendisine hayran bırakan Ustaosmanoğlu, 16 yaşındayken teyzesinin kızı Zehra Hanım'la evlendi Ahmet, Abdullah ve Fatıma isminde üç çocuğu oldu 1952 yılının sonlarında tanıştığı M Haydar Efendi'yle tanışması hayatının dönüm noktalarından biri oldu Askerlik sonrası şeyhi Ali Haydar Efendi (ks) onu İsmailağa Camii'ne imam tayin etmek için davet etti 1954'te İsmailağa'da imamlığa başladı 1996'da 65 yaşını doldurduğu için aynı camiden emekli oldu Ruhu'l-Furkan isimli tefsirini kaleme almaya başladı Şu ana kadar 12 cildini tamamladı Sohbetleri 4 cilt halinde, Yanyalı Mustafa İsmet Garibullah'ın Risale-i Kudsiyye isimli kitabının tercüme ve izahı da iki cilt olarak yayınlandı

    hala ismailağa camiiindedir...
    Mahmut Ustaosmanoğlu Hocaefendi'nin hayatından bir kesit:
    Askerlikten sonra İstanbul’a yerleşen Mahmud Hocaefendi’nin sade bir talebe olarak sürdürdüğü İstanbul yaşamı Ali Haydar Efendi’nin “İsmailağa Camii’ne imam olacaksın” emri ile yeni bir boyut kazanmıştı Üstadının vefatının ardından eğitim ve hizmet bayrağını devralan Mahmud Ustaosmanoğlu, Halidiye kolunun süre geldiği İsmet Efendi Tekkesi’ne gitme yerine hocasının görevlendirdiği camide kalıp eğitim hizmetlerini oradan yürütmeyi uygun gördü İsmailağa Camii’ndeki sohbetleri, vaazları ve dersleriyle binlerce kişinin ilimle aydınlanmasına vesile oldu Süleymaniye Dersiamlarından Dursun Efendi ile Fatih Dersiamlarından Ali Haydar Efendi’nin ders usullerini günün şartlarını dikkate alarak yeniden programlayan Mahmud Hocaefendi, bu hizmetini 1960′tan 2000 yılına kadar devam ettirdi Emaneti devraldığı büyüklerinin okuttuğu kitapları terk etmeyi, onlara karşı vefasızlık kabul ettiğinden kitap bitirmeye dayalı klasik eğitim sisteminden ödün vermedi


    BİLEZİKLERİ BOZDURDU


    Hocaefendi olumsuz şartlar altında sürdürdüğü eğitim faaliyetleri esnasında talebelerinin özel sorunlarıyla ilgilenmekten de geri durmadı Hocaefendinin bu yanıyla ilgili 1962 yılında ders halkasına katılan Konyalı bir öğrencisi şunları anlatıyor: “Fatih’te müezzindim Sabah namazından sonra İsmailağa’ya gider öğleye kadar Hocaefendi’den ders okurdum Öğleden sonrada müzakere ve mutâlaa ile ilgilenirdim O gün itibariyle 5 tane çocuğum vardı İkamet ettiğim evin kirasını ödemekte zorlanıyordum Ek işte çalışmaya karar verdim Bunun için ders okumayı bırakmam gerekiyordu Bir gün dersten sonra Hocaefendi’ye durumu arz ettim Hocaefendi, beklememi söyledi Evine gitti, hanımının bileziklerinden 3 tane alıp geldi “Al, bunlar sana hediyemizdir Bozdur kiranı öde Lakin dersten geri kalma” dedi


    ANADOLU’YU İHMAL ETMEDİ


    Mahmud Ustaosmanoğlu Hocaefendi, her yıl bir defa, bazı öğrencilerini yanına alarak Anadolu gezisine çıkıyordu 1997′ye kadar devam eden bu geziler, İstanbul’dan başlıyor, Trabzon üzerinden Erzurum’a, oradan İç Anadolu’daki vilayetlere kadar uzanıyordu Gittiği yerlerde camilerde vaaz veriyor ve insanları okumaya, Kur’an’ı, Sünnet’le birlikte yaşamaya ve milletimizi var eden değerlere bağlı kalmaya çağırıyordu Sabah namazından gece geç saatlere kadar insanlarla birlikte oluyor, onlara sohbet ediyordu Bu yüzden geziyi maksadı ile isimlendirmişti: “Allah’ın rızasına uygun yaşama daveti” Hocaefendi’nin böyle tanımladığı kitleleri eğitme faaliyetinin mekan ve muhatap olarak sınırı yoktu Bu yüzden O, gerek İstanbul’da gerekse Anadolu’daki şehirlerde dolaşırken karşılaştığı kişilere İslam’a dair ayak üstü sohbetler yapıyordu Hocaefendi bütün bir milletin eğitimi olarak kabul ettiği “Allah’ın rızasına uygun yaşama” faaliyetlerini, en az klasik eğitim kadar önemli görüyor


    O’NUN BÖLÜĞÜNDE HİÇ VUKUAT OLMAMIŞTI

    Vaazlarında sık sık vatan müdafaasından bahseden Mahmut Ustaosmanoğlu Hocaefendi, gençleri askerliğin manasını idrak etmeye çağırdı Bir hutbesinde şunları söylemişti: “Askere gidenler illa Allah rızası için gitsinler Giderken de şöyle niyet etsinler: ‘Ben askere nice canları, namusları korumak için, vatanımı, İslam’ı müdafaa etmek için gidiyorum” Askerde iken Hocaefendi’nin tavır ve konuşmalarının bölükteki erler üzerinde tesirler bıraktığı yine asker arkadaşları tarafından şu örnekle anlatılıyor: “Onun bölüğünde hiç vukuat olmaz Bölük yüzbaşısı, merak ettiği bu durumu bir gün Başçavuş’la paylaştığında, Başçavuş şunları söylemişti: “Komutanım! Bölükte Mahmud isminde bir er var Sivil hayatında hoca imiş Müsaade ettim, akşamları askerle sohbet ediyor Bölük ondan çok etkilendi Vukuat olmamasında onun etkisi büyüktür” Yüzbaşı Mahmud Hocaefendi’nin ne konuştuğunu merak edip, bir akşam sohbet ederken kapı arkasından onu dinlemiş, sonra başçavuşa dönüp “Bu hoca askerliği bizden iyi bili-yor” demişti Hocaefendi’nin askerliğe olan sevgisi ise üstadı Ali Haydar Efendi’den kaynaklanıyordu Osmanlı Devleti’nin müdafaasında fiili olarak görev alan Ali Haydar Efendi, uzun süre görev yaptığı Çanakkale cephesinde askerin moralmen diri kalmasında etkili olmuştu


    Hocaefendi’nin dostluk halkası


    Sohbetlerinde tarikattan ziyade İslam’a, Kur’an’ı Kerim’de emredilen helaller ve haramlara vurgu yapan Mahmud Hocaefendi’nin Sultan Selim Camii’ndeki vaazlarını içeren “Sohbetler” kitabı da onun bu yönünü örneklerle ortaya koyuyor Mahmud Efendi’nin bu tarz bir üslup benimsemesi, farklı cemaatlere mensup insanlar nezdinde de saygınlığını artırıyor Mehmed Zahid Kotku’dan Salih Efendi’ye, Dursun Efendi’den Aşıkkutlu’ya, Muzaffer Ozak’tan meşhur vaiz Timurtaş Uçar’a kadar birçok ilim, fikir ve irşad adamının cenaze namazını Mahmud Hocaefendi’nin kıldırması, bu sevgi ve saygının göstergesi olarak kabul ediliyor Mahmud Hocaefendi, sohbet ve derslerinde ümmet bilincine sürekli vurgu yapıyor Muhataplarına daha çok İslam’ın ameli boyutunu anlatırken, cemaatler arası dayanışmaya önem veriyor Nitekim gençlik yıllarında farklı cemaatlerin büyükleriyle çok defa görüşmeler yaptığı yakınları tarafından anlatılıyor Yakınları, Mehmed Zahid Koktu ve Sami Efendi’nin O’nun belli periyotlarla ziyaret ettiği şahısların başında geldiğini kaydediyor


    DÜNYA TANIYOR


    Mahmud Hocaefendi’yi en az Türkiye kadar İslam dünyası da tanıyor Çağımızın meşhur müfessirlerinden “Safvetu’t- Tefasir” adlı tefsirin sahibi olan Muhammed Ali es-Sabuni başta olmak üzere İslam coğrafyasından çok sayıda müfessir, muhaddis ve fakih seveni olduğu biliniyor İsmailağa Camii Said Ramazan el-Buti, merhum Muhammed Bin Alevi gibi muasır alimlerin İstanbul’da ilk uğrak yeriydi


    Milletine hizmete devam ediyor


    Ülkemizin ve İslam Dünyası’nın, Osmanlı’nın son dönemlerinden itibaren maruz kaldığı tehditlerle, bugün de karşı karşıya olduğu bir dönemde Halidiliğin tabiî dokularını olduğu gibi koruyan ve kamuoyunda da saygınlığı ile dikkat çeken Mahmud Hocaefendi, ümmet-millet bilincinin oluşturulması noktasında önemli roller ifa etti ve bugün de etmeye devam ediyor


    Evinden camiye elektrik çektirdi


    Hayatının ilk yıllarından itibaren kul hakkını ihlal etmeme noktasında son derece titiz davranan Hocaefendi’nin bu yanıyla ilgili olarak talebeleri, şunları anlatıyor: “Hocaefendi, devlet malını şahsı adına kullanmamaya aşırı özen gösterir Sağlığı bozulana kadar her yıl Ramazan ayının son on gününde itikafa girerdi Ramazan kış aylarına dönünce geceleri cami çok soğuk oldu Hocaefendi ısınmak için camideki elektriği kullanma yerine evinden camiye kablo çektirdi Bu noktada bir asker arkadaşı ise şunları naklediyor: “Mahmud Efendi istirahat saatinde öncelikli olarak mescide giderdi Abdest, namaz derken genellikle yemek ictimalarına yetişemezdi Geç kaldığı günler ona yemek ayırırdım Yemeği alınca sorardı, ‘bu bizim bölüğün karavanasından mıdır?’ Hayır deyince başka bölüğün istihkakı bana helal olmaz der, yemeği yemez, aç beklerdi”

    Bardağı geri vermek için Tekirdağ’a döndü

    Hocaefendi’nin bir talebesi de Tekirdağ’a yaptıkları bir ziyaret sırasında şahit olduğu hatırasını şöyle dile getiriyor: “Yanımıza bardak almayı unutmuştuk Su içmek için bardak lazım oldu Tekirdağ’da vaaz ettiğimiz caminin imamından bardak istedik Sağ olsun getirdi Hizmet bitti, geri dönüyoruz İstanbul sınırları içerisine girdik Mahmud Efendi: “Bardağı hocaefendi’ye verdiniz mi?” diye sordu Kimsede ses yok Sonra öğrendik ki bardak arabada unutulmuş Hocaefendi şoför arkadaşa “Hemen dönüyorsun, Tekirdağ’a gidiyoruz” dedi Evlerimize girmeden gittik Bardağı verdik, sonra İstanbul’a döndük”

    ‘ŞÖHRET AFETTİR’ Şöhreti afet olarak gören ve bu yüzden medya kuruluşlarına fotoğraf ve demeç vermeye sıcak bakmayan bu sufi büyüğün tasavvuf disiplini bağlamında düşünüldüğünde keramet olarak değerlendirilecek çok sayıda söz ve ameli de var Fakat kendisinin bu konudaki prensibi ise Nakşibendiliğin kurucusu Bahauddin Nakşibend’ten naklen söylediği “En büyük keramet Hz Resulullah’ın sünnetine tâbi olmaktır” ifadesinde özetleniyor.

    ŞEyh Abdulkadir bin Abdul aziz: Afganistan cihad alimlerindendir MUcahidlerin ellerinden dulurmedigi EL umde Fİi dadil Udde (cihad icin imani ve bedeni hazırlık) isimli dev eserin yazarıdır Kendisi şu an mısır zindanlarındadır

    ŞEyh Ebu muhammed el makdisi: Arap dunyasında kitablarına yasak getirilen faziletli mucahit şeyh uzun yıllardır urdun hapishanesinde yatmaktadır Kitablarından bazıları ise ''milleti ibrahim, FEsad medreseleri, Akidemiz vs'' dir

    Şeyh Ebu Katade: İngiltere hapishanesinde yatan şeyhimizin kıymetli eseri EL cihad VEl ictihad)

    Şey Omer abdurrahman: Gozleri ama olan şeyhimiz cihad hareketinin onculerindendir Amerikada hapiste bulunmaktadır Allah hepsini esaretten kurtarsın

    Şeyh Usame bin ladin: Muslumanların alnından utanç ve zilleti kaldıran, Abd yi ırak ve afganistanda hezimete ugratarak, zulum gormuş kardeşerimizi, tecavuze ugramış bacılarımızın kalblerini ferahlatan şeyhimiz şu an afganistan bolgesinde dir
    Hedef ise Allahın izniyle haclıları ve onların murted yoneticilerini islam topraklarından cıkarmak Ve Allah Teala nın yuce şeriatini hakim kılmaktır Allah onlara zafer bahşetsin

    ALim ya tagutun hapishanesindedir ya cihad meydanlarındadır yada başını islam ugrunda vererek şehit olmuştur.

    Eskişehir'in bilvanis köyünde yaşayan Şah-ı Bilvanisi Seyyid Fevzettin Hazretleri
    Şahı Bilvanisi Şeyh Sultan Seyyid Fevzeddin el-Hüseyni (KSA) hazretleri suan yaklasik 50 yasindadir 2003 yilinda Şahi Urfa Seyyid Abdulbaki el-Bilvanisi (KSA) hazretlerinden icazetini almistir ilmi icazetini zaten yillar öncesinden almisti Babasi Seyyid Muhammed Rasid (KSA) hazretlerinin isaretiyle Şahi Urfa (KSA) hz lerine intisab etmistir, bunun öncesinde menzildeydi Dedesi Gavs-i Kasrevi Seyyid Abdulhakim el-Hüseyni (KSA) hz leri onun hakkinda daha küçükken etrafindakilere söyle buyurmus " Fevzeddin'e dikkat edin ilerle büyüklerden olacaktir" Şahimi sâdatlardan olan Şeyh Abdurrahman-i Tahi (KSA) hz lerinin torunuyla evlendikmek istiyorlardi, Annemiz Gavs hz lerinin bulundugu odaya girdigi her defasinda Gavs (KSA) hz leri ayaga kalkiyordu Bunun üzerine Gavs hz leri S Fevzeddin'e "Eger sen onunla evlenirsen ben onu gördügüm zaman devamli ayaga kalkmak zorunda kalacagim, artik yaslandim" buyurmus S Fevzeddin' bu olaydan dolayi bir seyyide ile evlenmekten vaz geçerek seyyide biriyle evlenmemistirS Fevzeddin'in (KSA) 9 tane çocugu olmustur fakat Lütfiye adinda bir kizi ve MEnes adindaki ogullarida küçük yasta rahmetli oldular Diger çocuklari ise Zemzem, Hayrullah, Bedrullah, Zümrete, Nurulayn, Sefanur ve en küçükleri MEmin'dir ALLAH (CC) hepsine uzun ve hayirli ömürler nasip eylesin bizleri onlarin yüzü suyu hürmetine affeylesin AMIN
    [​IMG]
  2. kalyon34

    kalyon34 Editör

    Mesajlar:
    6.670
    Aldığı Beğeni:
    437
    Ödül Puanları:
    83
    Cevap: yaşayan Allah dostları

    ALLAH cc razı olsun sgl paylaşım için
  3. kralsuskun

    kralsuskun Misafir

    Cevap: yaşayan Allah dostları

    amin cümlemizden...
  4. tannerizm

    tannerizm Misafir

    Cevap: yaşayan Allah dostları

    sağol kardeşim paylaşımından dolayı
  5. kralsuskun

    kralsuskun Misafir

    Cevap: yaşayan Allah dostları

    sende sağol ;)........
  6. evcil123

    evcil123 Well-Known Member

    Mesajlar:
    1.470
    Aldığı Beğeni:
    43
    Ödül Puanları:
    48
    Cevap: yaşayan Allah dostları

    ALLAH hiç bir varlıkla eş tutulamaz.O dogmamış ve dogurmamıştır...

    Bu konunun başlıgı ney böyle :D
  7. KAAN2

    KAAN2 Well-Known Member

    Mesajlar:
    1.826
    Aldığı Beğeni:
    85
    Ödül Puanları:
    48
    Cevap: yaşayan Allah dostları

    ALLAH cc razı olsun
  8. kralsuskun

    kralsuskun Misafir

    Cevap: yaşayan Allah dostları

    amin ;)..............
  9. Misafir

    Misafir Misafir

    Cevap: yaşayan Allah dostları

    S
    elamunaleyküm.

Sayfayı Paylaş