Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

Konusu 'Şarkı Sözleri' forumundadır ve Kurt Cobain tarafından 17 Ağustos 2009 başlatılmıştır.

  1. Kurt Cobain

    Kurt Cobain New Member

    Mesajlar:
    7.700
    Aldığı Beğeni:
    293
    Ödül Puanları:
    0
    Yusuf Hayaloğlu Şiirleri/Şarkı Sözleri

    Adı Bahtiyar

    Geçiyor önümden sirenler içinde
    Ah eller üstünde çiçekler içinde
    Dudağında yarım bir sevda hüznü
    Aslan gibi göğsü türküler içinde

    Rastlardım avluda hep volta atarken
    Sigara içerken yahut coplanırken
    Kimseyle konuşmaz dağ gibi titrerdi
    Çocukça sevdiği çiçeği sularken

    Diyarbakırlıymış adı bahtiyar
    Suçu saz çalmakmış öğrendiğim kadar
    Geçiyor önümden gülyüzlü bahtiyar
    Yaralıyım yerde kalan sazı kadar

    Beni tez saldılar o kaldı içerde
    Çok sonra duydum ki Yozgat'ta sürgünde
    Ne yapsa ne etse üstüne gitmişler
    Mavi gökyüzünü ona dar etmişler

    Gazete de çıktı üç satır yazıyla
    Uzamış sakalı çatlamış sazıyla
    Birileri ona ölmedin diyordu
    Ölüm bir yanında hüzünle gülüyordu

    Yusuf Hayaloğlu
    Last edited: 17 Ağustos 2009
  2. Kurt Cobain

    Kurt Cobain New Member

    Mesajlar:
    7.700
    Aldığı Beğeni:
    293
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

    Ah Ulan Rıza

    Neden halâ gelmedi, yoksa
    Saati mi şaşırdı bu hıyar?
    Gerçi hiç saati olmadı ama
    En azından birine sorar.

    Cebimde bir lira desen yok,
    Madara olduk meyhaneye!
    Ah eşşek kafam benim,
    Nasıl da güvendim bu hergeleye!

    Gelse, balığa çıkacaktık,
    Ne çekersek kızartıp birayla yutacaktık.
    Kafamız tam olunca, şarkılar döktürüp
    Enteresan hayâllere dalacaktık.

    Bu sandalı geçen hafta denk getirip
    Çalıntıdan düşürdük.
    Arkadaşlar ısrar etti,
    Biz de, iyi olur, bize uyar diye düşündük.

    Saat sekizde gelecekti,
    Bana birkaç milyon borç verecekti.
    Yoksa o nemrut karısı kaçtı da
    Onun peşinden mi gitti?

    Eğer öyleyse yandık,
    Gudubet gene yaptı yapacağını!
    Geçen sene de merdivenden itip
    Kırmıştı Rıza'nın bacağını.

    Abi, kadında boy şu kadar;
    Kalça fırıldak, göz patlak, kafa çatlak!
    Korkuyorum, bir gün ya kendini asacak,
    Ya horlarken Rıza'yı boğacak!

    Bak, şimdi acıdım, aşkolsun adama,
    Ben olsam, vallahi baş edemem! ..
    Hele beş tane velet var ki boy-boy,
    Allah'tan düşmanıma dilemem!

    Aslında iyi çocuktur Rıza, efendi huyludur,
    Herkesin suyuna gider.
    Yoksa, kalıba vursan hani,
    Tek başına on tane adam eder!

    Bir keresinde, hiç unutmam
    Üç-beş zibidi haraca dadandı;
    Rıza, sandalyeyi kaptığı gibi
    Herifleri hastaneye kadar kovaladı!

    Aynı mahallede büyüdük, aynı kızları sevdik,
    Aynı kafadaydık.
    Orta ikiden bıraktık, matematik ağır geliyordu,
    Biz, başka havadaydık.

    Aynı gömleği giyer, aynı sigaraya takılır,
    Aynı takımı tutardık.
    Fener'in her maçına iddialaşıp
    Millete az mı yemek ısmarladık! ..

    Bir tek askerde ayrıldık,
    Bana Bornova düştü, ona Gelibolu.
    Döner dönmez evlendirdiler,
    En büyük salaklığı da bu oldu! ..

    Bense hiç düşünmedim, zaten param yoktu.
    Hep tek tabanca gezdim.
    Benim beğendiğimi anam istemedi,
    Onun gösterdiğini ben sevmedim.

    Neyse, bunlar derin mevzu...
    Anlaşıldı, bu herif artık gelmeyecek.
    Ufaktan yol alayım
    Anam evde yalnız, şimdi merağından ölecek! ..

    Gittim, vurup kafayı yattım;
    Rüyamda gördüm, gülümseyerek geldiğini.
    Ne bilirdim, yolda kamyon çarpıp
    Hastaneye kavuşmadan can verdiğini! ..

    Vay be Rıza! ..
    Sonunda sen de düşüp gittin Azrail'in peşine!
    Dün, boşuna günahını almışım,
    Ne olur, kızma bu kardeşine!

    Öğlen kahvede söylediler, Rıza öldü, dediler
    Ne kolay söylediler!
    Sanki dev bir taş ocağını
    Kökünden dinamitleyip üstüme devirdiler!

    Ah dostum... o kocaman gövdene
    O beyaz kefeni nasıl kıyıp giydirdiler?
    O zalim tabutun tahtalarını
    Senin üstüne nasıl böyle çivilediler?

    Yani sen şimdi gittin, yani yoksun,
    Yani bir daha olmayacak mısın?
    Yani bir daha borç vermeyecek,
    Bir daha bira ısmarlamayacak mısın?

    Peki, beni kim kızdıracak,
    Kim zar tutacak, kim ağzını şapırdatacak?
    Peki, beni bu köhne dünyada
    Senin anladığın kadar kim anlayacak?

    Ulan Rıza... ne hayâllerimiz vardı oysa,
    Ne acayip şeyler yapacaktık...
    Totoyu bulunca dükkân açacak,
    Adını Dostlar Meyhanesi koyacaktık.

    Talih yüzümüze gülecekti be! ..
    Karıyı boşayıp sıfır mersedes alacaktık.
    Hafta sonu iki yavru kapıp
    Boğaz yolunda o biçim fiyaka atacaktık!

    Ah ulan Rıza... bu mahallenin,
    Nesini beğenmedin de öte yere taşındın?
    Ara sıra gıcıklaşırdın ama inan ki,
    Benim en kıral arkadaşımdın! ..

    Ah ulan Rıza... ben şimdi,
    Bu koca deryada tek başıma ne halt ederim?
    Senden ayrılacağımı sanma,
    Bir kaç güne kalmaz, ben de gelirim! ..

    Yusuf Hayaloğlu
  3. Kurt Cobain

    Kurt Cobain New Member

    Mesajlar:
    7.700
    Aldığı Beğeni:
    293
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

    Ayrılık Hediyesi

    şimdi saat sensizliğin ertesi
    yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın
    avutulmuş çocuklar çoktan sustu
    bir ben kaldım tenhasında gecenin
    avutulmamış bir ben...

    şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
    ki bu yaşlar
    utangaç boynunun kolyesi olsun
    bu da benden sana
    ayrılığın hediyesi olsun

    soytarılık etmeden güldürebilmek seni
    ekmek çalmadan doyurabilmek
    ve haksızlık etmeden doğan güneşe
    bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
    mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun..
    şimdi iyi niyetlerimi
    bir bir yargılayıp asıyorum
    bu son olsun be..bu son olsun!
    bu da benim sana
    ayrılırken mazeretim olsun!

    şimdi saat yokluğunun belası
    sensiz gelen sabaha günaydın!
    işi-gücü olanlar çoktan gitti
    bir ben kaldım voltasında sensizliğin
    hiç uyumamış bir ben...

    şimdi dişlerimi sıkıp
    dudaklarıma kanamayı öğrettim
    ki bu kızıl damlalar
    körpe yanağında bir veda busesi olsun
    bu da benden sana
    heba edilmiş bir aşkın
    son nefesi olsun...

    kafamı duvara vurmadan
    tanıyabilmek seni
    beyninin içindekileri anlayabilmek
    ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü
    bütün saatleri öylece durdurabilmek için
    çıldırasıya paraladım kendimi
    lanet olsun!
    artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
    olsun be! ne olacaksa olsun!
    bu da benim sana
    ayrılırken şikayetim olsun

    gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun isterim sende ben gibi yan ömrüne hep ağla hep ağla bu benden son dua bu benden ayrılık hediyesi olsun)

    Yusuf Hayaloğlu
  4. Kurt Cobain

    Kurt Cobain New Member

    Mesajlar:
    7.700
    Aldığı Beğeni:
    293
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

    Başım Belada

    Bugün yine düsünemiyeceğin kadar başım belada
    Köşe başları tutulmuş üstelik yağmur yağmada
    İler-tutar yani yok
    Fişlenmişim adım-eşkalim bilinmekte
    Üstelik göğsümde yani tam şuramda
    Kirli sakkalıyla bir eşkiya gezinmekte
    Başım belada
    Adamın biri vurulmuş sokakta
    Cebinde adresim bulunmuş
    Başım belada
    Tabancamı unutmuşum helada
    Nerden baksan tutarsızlık
    Nerden baksan ahmakça
    Sevdim inanamayacağın kadar seni esmer kız
    Kirpiklerimde çırpınan şu tuzlu gözyaşımda
    İhanetin adı yok
    Neylersin ki çember daralmakta
    Şimdilik hoşçakal yaban çiçeğim
    Yasal mermisiyle bir komser yaklaşmakta...

    Yusuf Hayaloğlu
  5. Kurt Cobain

    Kurt Cobain New Member

    Mesajlar:
    7.700
    Aldığı Beğeni:
    293
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

    Beni Düşün, Unutma

    Ay doğarken bir söğüdün ardından
    Göl yüzünde sisli bir esinti ile
    Akşamın göğsüne hüzün serperek
    Ve Yağmurdan geceye çiçekli perdeler çekerek

    Beni düşün, Beni düşün, UNUTMA

    En umarsız en umutsuz günümde
    Bağrına bir yumruk çökeldiğinde
    Ve dağların mazlum ateşi
    O güzelim saçlarına cayır cayır yanıp ulaştığında

    Beni düşün, Beni düşün, UNUTMA

    Beni düşün bir kavganın içinde
    Helal bir ekmeğin peşinde
    Ve kurtlardan arta kalmış yüreğimin
    Can çekişen o son parçasınıda, sana sakladığımı bil
    Bil ki haykırırcasına bu esir gövdemi yakarcasına
    Kavuşmak için o serin bağrına
    Ateşten bir yol arıyorum


    Kar yağarken mor dağların ucundan
    Sol yerinde sessiz bir inilti ile
    Yastığın yüzüne yaşlar dökerek
    Ve Akşamdan gizlice bir ah çekerek

    Beni düşün, Beni düşün, UNUTMA

    Kan kızılı bir gelincik seherinde
    Sırtıma kahbe bir hançer indiğinde
    Ve bu gencecik ve bu hemencecik ölüm
    Çığırtken bir gazete başlığında
    Çığlık Çığlık sana kavuştuğunda

    Beni düşün, Beni düşün, UNUTMA

    Beni düşün şehre her yağmur yağdığında
    Islak ve kırılgan bir türkünün içinde
    Göğsünden dudaklarına, doğru sancılı bir isyan kabardığında
    Bastırarak kalbini avuçlarınla
    Sesini okşadığımı bil

    Bil ki yalvarırcasına, uzayan yollara dağılırcasına
    Sonsuz bir mahşerin ortasında
    Bir zemzem suyu gibi seni seni özlüyorum

    Yusuf Hayaloğlu
  6. Kurt Cobain

    Kurt Cobain New Member

    Mesajlar:
    7.700
    Aldığı Beğeni:
    293
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

    Bir Acayip Adam

    Suphi suphi bir acayip adam
    Suphi suphi benim canım ciğerim

    Kimse bilmez nereli olduğunu

    Suphi suphi bir acayip adam
    Suphi suphi susar akşam oldumu

    Bir cebinde daskapital,
    Bir cebinde kenevir tohumu

    Suphi suphi bir acayip adam
    Suphi suphi benim canım ciğerim

    Fırtınadan artakalmış bir teknede tevekkül içinde
    Görkemli sakalı ve iğreti parkasıyla
    Gizlediği macerasıyla bir acayip adam yaşardı
    Akşamları susardı ben konuşsam kızardı
    Bir sürgün kasabasıydı bir eski zamandı
    Hazirandı, çocuktum, evden kaçmıştım
    Gelip ona sığınmıştım
    Küçücük bir koydu, sığdı
    Burayı keşfeden belki o oldu
    Uzaktan kasabanın ışıkları yanardı
    İçim anneyle dolardı ağlardım
    Suphi şöyle bir göz atardı
    Gizli bir cigara sarardı ağlardı
    Sonra barışırdık ben flüt çalardım
    Cigara sönerdi ağlardı
    Nerden geldiğini bilmezdim
    Kimsesizdi belki kimliksizdi
    Onun macerası onu ilgilendirirdi
    Kimseye ilişmezdi bir şeylere küfrederdi hep
    Tedirgin bir balık gibi uyurdu
    Bazen kaybolurdu arardım
    Yağmurun altında dururdu
    Bir kalın kitabı vardı cebinde dururdu
    Her gün okurdu ben bir şey anlamazdım
    Kapağını seyreder duymazdım
    Sakallı bir resimdi kimdi ne kadar mütebbessimdi
    Sordum bir gün Suphi’ye
    Söylediklerini niye anlamıyorum diye
    Bildiklerini dedi yüzleştir hayatla
    Ve sınamaktan korkma
    Doğruyla yanlışı o zaman ayırabilirsin
    Ve onu anlayabilirsin
    Sonra gülerdi
    Günlerim yüzlerce ayrıntıyı merak etmekle geçerdi
    Sonra yine akşam olurdu Suphi susardı
    Ben konuşsam kızardı
    Tekneye martılar konardı
    Yüreğim Suphi’ye yanardı ağlardım
    Suphi denize tükürürdü
    Gökyüzünü tarardı ağlardı
    Sonra barışırdık ben flüt çalardım
    Yıldız kayardı ağlardık

    Suphi suphi bir acayip adam
    Suphi suphi benim canım ciğerim

    Kimse bilmez nereli olduğunu

    Suphi suphi bir acayip adam
    Suphi suphi susar akşam oldumu

    Bir cebinde daskapital,
    Bir cebinde kenevir tohumu

    Suphi suphi bir acayip adam
    Suphi suphi benim canım ciğerim

    Bir sürgün kasabasıydı bir eski zamandı
    Hazirandı, çocuktum, evden kaçmıştım
    Gelip ona sığınmıştım
    Bir gün aksilik oldu annem beni buldu
    Suphi kaçıp kayboldu kasaba çalkalandı
    Olay oldu ben sustum kanım dondu
    Polisler onu bulduğunda tekti, felaketti
    Herkes meydanda birikti
    Karakoldan içeri girerken sanki mağrur bir tüfekti
    Ansızın dönüp bana baktı anladın mı dedi
    Anladım dedim anladım
    Ve o günden sonra hiçbir zaman
    Hiçbir yerde hiç ağlamadım

    Yusuf Hayaloğlu
  7. Kurt Cobain

    Kurt Cobain New Member

    Mesajlar:
    7.700
    Aldığı Beğeni:
    293
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

    Bir Anka Kuşu

    Yüzlerce soğuk namlu üzerime çevrildi,
    Yüzlerce demir tetik aynı anda gerildi!
    Anne, beni söğüdün gölgesinde vurdular,
    Öpmeye kıyamadığın oğlun yere serildi.
    Üşüştü birer birer çakallar üzerime,
    Üşüştü her bir yandan göğsüme, ciğerime.
    Anne, beni leş gibi yiyip talan ettiler,
    Teşhis edilmek için savurdular önüne.
    'Yeryüzündeki acıların
    Hepsini, hepsini tattım!'
    Heder oldum, ekmeğime tütün kattım!
    Beni milyon kere yaktılar üstüste.
    Bir Anka kuşu gibi anne,
    Kendimi külümden yarattım.
    Geceler tanır beni; konarım göçerim ben.
    Geceler tanır beni; kan damlar içerim ben.
    Anne, sen beni unut. Karanlığın bağrında
    Kırmızılar ekerim, siyahlar biçerim ben.
    Suçüstü yakalandım bölüşürken kalbimi,
    Suçüstü, kelepçeyle yardılar bileğimi.
    Anne, ben diyar diyar umudun savaşçısı,
    Bir tutam sevgi için dağladım gözlerimi.
    Prometeus'tum, çiviyle çakılırken taşlara
    Ciğerimi kartallara yedirdim.
    Spartakus'tüm, köleliğin çığlığında.
    Aslanlara yem oldum, tükendim.
    Kör kuyuların dibinde Yusuf'tum,
    Kerbela çölünde Hüseyin.
    Zindanlarda Cem Sultan, sehpada Pir Sultan.
    Kaçıncı ölmem, kaçıncı dirilmem bu?
    'Tanrılardan ateş çaldım,'
    Yüzyıllarca tutuştum, üstüste yandım.
    Bir Anka kuşu gibi anne,
    Kendimi külümden yarattım.

    Yusuf Hayaloğlu
  8. Kurt Cobain

    Kurt Cobain New Member

    Mesajlar:
    7.700
    Aldığı Beğeni:
    293
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

    Dağlarda Kar Olsaydım

    Şu dağlarda kar olsaydım
    Bir asi rüzgar olsaydım
    Arar bulur muydun beni
    Sahipsiz mezar olsaydım

    Şu yangında har olsaydım
    Ağlatıp bizar olsaydım
    Belki yaslanırdın bana
    Mahpusta duvar olsaydım

    Şu bozkırda han olsaydım
    Yıkık perişan olsaydım
    Yine severmiydin beni
    Simsiyah duman olsaydım

    Şu yarada kan olsaydım
    Dökülüp ziyan olsaydım
    Bu dünyada yerim yokmuş
    Keşke bir yalan olsaydım

    Yusuf Hayaloğlu
  9. Kurt Cobain

    Kurt Cobain New Member

    Mesajlar:
    7.700
    Aldığı Beğeni:
    293
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

    Demedim Mi Haydar?

    Biz dağlarda keklik idik
    Şimdi bu çöplükte karga olduk
    Bizimde boyumuzu aştı bu şehir
    Yerlere serildik madara olduk

    Demedim mi Haydar Demedim mi sana
    Bu İstanbul yutar adamı
    Demedim mi Haydar demedim mi söyle
    Bu şerefsiz geceler satar adamı

    Biz umutlar yolcusuyduk
    Rakı sofrasında bir meze olduk
    Bizimde harcımız değildi sevmek
    Yosmalar içinde kepaze olduk

    Yusuf Hayaloğlu
  10. Kurt Cobain

    Kurt Cobain New Member

    Mesajlar:
    7.700
    Aldığı Beğeni:
    293
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

    Dokunma Yanarsın

    Çocukluğum çıraklıkta geçti, kir-pas içinde
    Gençliğim korsan yürüyüşlerde, mitinglerde
    Hapse erken düştüm.. copla erken tanıştım
    Küçük voltalardan bıktım, usandım
    Şimdi uçsuz bucaksız ovalarda
    Adımlarımı saymadan, geriye dönüp bakmadan
    Usanmadan, bıkmadan
    Deli taylar gibi koşmak istiyorum!
    Ve görüyorsunki aşkı beceremiyorum
    Beni kendi halime bırak yavrucuğum
    Ben yolumu nasıl olsa bulurum...

    Upuzun çayırlarda yalınayak koşmak istiyorum
    Saçlarım rüzgara konuk..yüzüm dağlara dönük
    Göğsümün çeperini ölümle sınayan esaret
    Ve yüreğimi yararcasına zorlayan cesaret
    Kıyasıya vuruşsun istiyorum!
    Koşmak.. koşmak istiyorum sevgilim
    Dönemezsem affet..

    Firari gecelerin uzmanı olmuşum
    Bütün istasyonlarda afişim durur
    Beni bir çocuk bile bulur!
    Dokunma bana çıldırırsın
    Dokunma bana sende ellerin tutuşur!

    Koşmak istiyorum
    Eksozların, molozların, yağmaların kıyısından
    Onca insafsızlıkların, onca haksızlıkların
    Manzarasızlıkların, parasızlıkların
    Allahsızlıkların kıyısından
    Kimseye ve hiçbirşeye değmeden
    Ciğerlerimi yok edercesine koşmak istiyorum!

    Koşmak istiyorum
    Şiirimin ve yumruğumun namusuyla
    Kavgaya karışmadan, tutuklanmadan ve küfür etmeden
    Kafamı kırarcasına koşmak istiyorum!

    Avucunu son bir defa, ağlamadan tutmak istiyorum
    Gözlerim yüzüne küskün, sazım sevgine suskun..
    Saati ayrılığa krmuşum olmaz teslimiyet
    ziyan aklımı senle bozmuşum, içerim felaket! .
    Kurşunlara geleyim istiyorum
    Ölmek..ölmek istiyorum sevgilim
    Sağ kalırsam affet

    Firari acıların uzmanı olmuşum
    Bütün telsizlerde adım okunur
    Beni bir korkak bile vurur! .
    Dokunma bana fişlenirsin
    Dokunma bana, sende yanarsın

    Yusuf Hayaloğlu
  11. Kurt Cobain

    Kurt Cobain New Member

    Mesajlar:
    7.700
    Aldığı Beğeni:
    293
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

    Giderim

    Artık seninle duramam
    Bu akşam çıkar giderim
    Hesabım kalsın mahşere
    Elimi yıkar giderim

    Sen zahmet etme yerinden
    Gürültü yapmam derinden
    Parmaklarım üzerinden
    Su gibi akar giderim

    Artık sürersin bir sefa
    Ne cismin kaldı ne cefa
    Şikayet etmem bu defa
    Dişimi sıkar giderim

    Bozar mi sandın acılar
    Belaya atlar giderim
    Kurşun gibi mavzer gibi
    Dağ gibi patlar giderim

    Kaybetsem bile herşeyi
    Bu aşkı yırtar giderim
    Sinsice olmaz gidişim
    Kapıyı çarpar giderim

    Sana yazdığım şarkıyı
    Sazımdan söker giderim
    Ben ağlayamam bilirsin
    Yüzümü döker giderim

    Köpeklerimden kuşumdan
    Yavrumdan cayar giderim
    Senden aldığım ne varsa
    Yerine koyar giderim

    Ezdirmem sana kendimi
    Gövdemi yakar giderim
    Beddua etmem üzülme
    Kafama sıkar giderim

    Yusuf Hayaloğlu
  12. Kurt Cobain

    Kurt Cobain New Member

    Mesajlar:
    7.700
    Aldığı Beğeni:
    293
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

    Git

    Demek şimdi gidiyorsun;
    Yazdığımız son şiir öyle yarım kalacak!
    Demek şimdi gidiyorsun; Kuşlarımız acıkacak, saksılarımız artık sulanmayacak!
    Demek öykümüzü bir ruj lekesi gibi yapıştırıp
    aynanın sahtekâr yüzüne
    -Oy benim yaralım-
    Demek şimdi gidiyorsun;
    Beni böyle toz gibi dağıtıp merdivenlern dibine!

    Her şey tamam diyorsun, git...
    Beni viran bir şehir gibi terket...
    Haydi git!
    Dışarısı ispiyon...Dışarısı ihanet...
    Seni bir gören olmasın, dikkat et! ..

    Dostlukmuş...ölüme yürümekmiş...
    Üstüne titremekmiş...vefaymış! ..
    Aşk dediğin, zavallı bir kapıyı duvara çarpıp
    Çıkıncaya kadarmış! ..
    Bana komaz deyip
    Sancını bir kilo rakıya gömsen de gece yarıları,
    -Oy benim yaralım-
    Asıl sancı, uyandığında
    Bütün odaları boş görünce koyarmış! .

    Gitmek istiyorsun, git...
    Bir savaşçı asla vedalaşmaz!
    Durma git!
    Dışarısı dinamit...dışarısı enkaz!
    Şunu cbine koy, ne olur ne olmaz..

    Eylül mağdurlarıydık, kimsemiz yoktu,
    Yaralarımız aman vermiyordu canımıza..
    Kimseye kıymamıştık oysa, masumduk..
    Rahatsız ediyordu bizi bu yalancı tarih!
    Yırtılan bir pankart gibi
    Şehirlerin ortasına çığ düşürdüyse öfkemiz;
    -Oy benim yaralım-
    En az bir karıncanın yüreği kadar
    Namuslu ve çalışkandı ellerimiz!

    Artık bitti diyorsun, git..
    Kırılsın kapı-çerçeve, kırılsın bu cam..
    Sorma git!
    Dışarısı panik..dışarısı izdiham!
    Biliyorum, seni vuracaklar bu akşam...

    Ne çok fire verdik üstüste..
    Ne çok arkadaş yitirdik bu tozlu yolculukta..
    Kimliği tespit edilmemiş,
    Ne çok ceset vurdu zeytin güzeli akşamlarımıza!
    Büyük ütopyalar ve büyük dağlar gibi
    İçerden çürümüşüz meğerse...
    -Oy benim yaralım-
    Her gelen ölüm yazmış,
    Her giden ayrılık işlemiş bu talihsiz gergefimize...

    Kendini arıyorsun, git..
    Aptal bir hayat kur, içinde beni barındırmayan
    Kalma git..
    Dışarısı barut..dışarısı gardiyan!
    Yine bir tek ben olurum sana parçalanan..

    Demek şimdi gidiyorsun;
    Sonunda bizi de çökertiyor bu kancık zelzele!
    Demek şimdi gidiyorsun;
    Yıkılan bir duvar gibi; ömrüme devrile devrile..
    Demek mecburi istikametlerin,
    Ayrılığı gösteren o adaletsiz kavşağında
    -Oy benim yaralım-maralım
    Demek şimdi gidiyorsun,
    Ve bana bir tek secenek kalıyor: güle güle!

    Beni öldürüyorsun, git..
    Kalmasın sende kahrım, kalmasın derdim
    Bakma git
    Kafamı yumruklayıp ardınsıra ağlarsam namerdim...

    Yusuf Hayaloğlu
  13. Kurt Cobain

    Kurt Cobain New Member

    Mesajlar:
    7.700
    Aldığı Beğeni:
    293
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

    Hani Benim Gençliğim Nerde..

    Hani benim gençliğim nerde
    Bilyelerim topacım
    Kiraz agacı altında yırtılan gömleğim
    Çaldılar çocukluğumu habersiz.

    Penceresiz kaldım anne
    Uçurtmam tellere takıldı
    Hani benim geçnçliğim nerde.

    Ne varsa bu gençliği yakan
    Ekmek gibi aşk gibi
    Ne varsa güzellikten yana
    Bölüştüm büyümüştüm.

    Bu ne yaman çelişki anne
    Kurtlar sofrasına düştüm
    Hani benim gençliğim nerde.

    Hani benim sevincim nerde
    Akvaryumum kanaryam

    Yusuf Hayaloğlu
  14. Kurt Cobain

    Kurt Cobain New Member

    Mesajlar:
    7.700
    Aldığı Beğeni:
    293
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

    İntihar Mavi

    Dağların dorukları dumanlı olur
    Geriye dönmez savaşçılar...

    Fırtınayla yıkanmıştır ömürleri
    Karla yıkanmıştır yüzleri...
    Bu yüzden asla vedalaşmaz
    Ve kılıçlarında taşırlar şiiri! .

    Bu yüzden sevdaları mahzundur
    Yürekleri kallavi!
    Alınları ihanet vurgunudur.
    Gözleri intihar mavi...

    Yusuf Hayaloğlu
  15. Kurt Cobain

    Kurt Cobain New Member

    Mesajlar:
    7.700
    Aldığı Beğeni:
    293
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

    Kalan Kalir

    Vur sirtina, vur sirtina
    Dostun oldum vur sirtina
    Madem ki ben kaldiramam
    Derdimi al vur sirtina

    Duman kalir, duman kalir
    Ocak tüter duman kalir
    Ben yanarim hic tükenmem
    Benden sonra duman kalir

    Ah ne fayda, ah ne fayda
    Kefen beyaz ha ne fayda
    Bir hayina yas dökersin
    Kadrin bilmez ah ne fayda

    Kalan kalir, kalan kalir
    Giden gider kalan kalir
    Ben giderim geri gelmem
    Benden sonra kalan kalir

    Meydan kalir, meydan kalir
    Yigit ölmez meydan kalir
    Yere vurma hatirimi
    Sana kahpe meydan kalir

    Yusuf Hayaloğlu
  16. Kurt Cobain

    Kurt Cobain New Member

    Mesajlar:
    7.700
    Aldığı Beğeni:
    293
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

    Kızın Adı Özgürlük

    Minnacık bir kız vardı
    Bir ormanda yaşardı
    Karanlıkta kaybolsak
    Elimizden tutardı


    Yürüdüğü kırlarda
    Papatyalar açardı
    Omuzundan güvercinler uçardı

    Öldürdüler yarım kaldı
    Dudağında son gülücük
    Yalnızca bir adı kaldı
    Kızın adı özgürlük

    Minnacık bir kız vardı
    Göğsüne gül takardı
    Beyaz bir at üstünde
    Bulutlara konardı

    Irmağın aynasında
    Saçlarını tarardı
    Yüzünü ay ışığıyla
    Yıkardı

    Minnacık bir kız vardı
    Yüreği kuş kadardı
    Tutunca rüzgar olur
    Bir su gibi kayardı

    Geciken şafaklarda
    Yıldızları yakardı
    Uyanınca seher yeli
    Kokardı

    Öldürdüler yarım kaldı
    Dudağında son gülücüK
    Yalnızca bir adı kaldı
    Kızın adı özgürlük

    Yusuf Hayaloğlu
  17. Kurt Cobain

    Kurt Cobain New Member

    Mesajlar:
    7.700
    Aldığı Beğeni:
    293
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

    Kim Susturabilir Bizim Türkümüzü

    Kim susturabilir bizim türkümüzü kim
    Biz ki bu hasreti semahların seyrinden alıp gelmişiz
    Biz ki onu sitemkar anaların kirpiğinden derlemişiz
    Süzülsün de acının derin izler bıraktığı gül yanaklardan
    Yere dökülsün istememişiz
    Bizim türkümüzü rüzgar söyler her gece
    Ay vurdukça parıldar gün doğdukça hız alır
    Nevroz ateşleriyle sağaltarak çırpınan yarasını
    Can havliyle kardaş
    Kan içinde bir kartal gibi vadilere saldırır
    Türkülere ilişmeyin
    Türküler nehirdir gecenin bağrına akar
    Fazla eşelemeyin kardaş
    Taşınca ne siperler kalır ne dev barikatlar
    Deşmeyin diyorum deşmeyin
    Kim susturabilir bizim türkümüzü kim
    Biz ki nice amansız badirelerde serden geçmişiz
    Biz ki ilmikler boynumuza takılıyken bile türkü söylemişiz
    Sonra ırmak boylarında göğertip körpe otların serinliğinde
    Dağlara emanet etmişiz
    Biz ki her yangının külünden diri canlar yaratmışız
    Bizki mazlumların defterine kanlı resimlerle sıralanmışız
    Banaz yaylasından kerbelaya kar götürsün turnalar
    Ölürüz sanma kardaş
    Dostun attığı gülden yaralanmışız
    Türküleri dövmeyin
    Türküler gökyüzüdür karanlığa yıldızlar çakar
    Üstümüze gelmeyin kardaş
    Namuslu bir devrimcinin alnında kavga ışıldar
    İncitmeyin diyorum incitmeyin
    Kim susturabilir bizim türkümüzü kim
    Bizki karacaoğlanı aşkla veyseli toprakla yüceltmişiz
    Bizki köroğlunun narasıyla nice beyleri yere çökertmişiz
    Yine de masum bir bebek gibi avuç avuç sevdamızı
    Kalanlara vasiyet etmişiz
    Adam dediğin sapına kadar yiğit olmalı
    Ne karıncayı incitmeli ne ozanları yakmalı
    Öyle sansar gibi punduna getirmek de neymiş
    Adam dediğin kardaş
    Yüreği varsa eğer getirip ortaya koymalı
    Türküleri yakmayın
    Türküler çiçektir en umutsuz zamanlarda açar
    Kavgayı uzatmayın kardaş
    Yüzyıllardır tuz döke döke çürüdü bu yaralar
    Kanatmayın diyorum kanatmayın

    Yusuf Hayaloğlu
  18. Kurt Cobain

    Kurt Cobain New Member

    Mesajlar:
    7.700
    Aldığı Beğeni:
    293
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

    Nalân

    Merhaba Nalân... bu sen misin,
    Yoksa sen mi sandım;
    Biri çimdiklesin beni...
    Şöyle ışığa gel de göreyim,
    Beni dümdüz eden,
    O yalandan da yalan gözlerini...

    Merhaba Nalân...
    Amortiden mi çıktın güzelim?
    Bak yine şapşal ettin bizi...
    Oysa ne güzel unutmuştuk
    Ve ne güzel sona ermişti,
    O gerzek pembe dizi! ..

    Hani, son bölümde sen yamuk yapıp
    Fabrikatör Nubar Bey'in
    Tarabya köşküne gitmiştin...
    Hani, arkadaşım Halit Akçatepe'nin yanında
    Beni acayip refüze etmiştin...
    Ve işte o an gözümde,
    Eskicinin bile almadığı
    Bir eski eşya gibi, bitmiştin! ..

    Merhaba Nâlan..
    Pişmanlıklar denizinin biletsiz yolcusu...
    Merhaba, artist olma hayallerinin
    İkinci sınıf karakter oyuncusu! ..

    Vay anasını sayın seyirciler,
    Vay anasını be... vay anasını! ..
    Bak, şimdi ağlarım ha,
    Tez kapatsın biri,
    Gözlerimin bozuk vanasını! ..

    Oysa, o zehir kusan fabrika yolunda
    Beraber ıslanmıştık biz, nice yağmurda.
    Ve o gün, Nubar Bey'in çarpıp kaçtığı
    Bir hayvancağızdı inleyen,
    Yol kenarı çamurunda.

    Ve hep kendine ayırdığın
    O bencil yüreğin,
    Bir de o gariban köpeğe sızlamıştı.
    Ve ben, ilk defa seni böyle bilmiştim,
    Ve damarlarım ilk defa böyle cızlamıştı! ..

    Merhaba Nâlan... merhaba!
    Yoksul mahallemizin en havalı kızı.
    Merhaba, yanlış ağlara takılmış
    Muhteşem deniz yıldızı! ..

    Ben sana bakınca, dolardım bulut gibi
    Dolardım da bir türlü yağamazdım...
    Sen bana bakınca,
    Bir ağlamak düğümlenir boğazımda,
    Gurur yapar, ağlamazdım...

    Ne düşkündüm sana be!
    Hani hayvanlar yavrusunu yalarmış,
    Aynen öyle...
    Ne tutkuydu bizimkisi be!
    Hani Ferhat dağları nasıl delermiş,
    Aynen öyle...
    Ve o nasıl gidişti be!
    Hani bir tren gelir de üzerinden geçermiş,
    Aynen öyle...

    Of Nâlan of! ..
    Sen benim neler çektiğimi bilsen,
    Bunu bilmekten ölürdün...
    Şu kadarını söyleyeyim:
    Hani taş olsan,
    Yani taş olsan;
    Ortadan ikiye bölünürdün...

    Gitme Nâlan, dur!
    Tekrar gitme ne olur! ..
    Aldırış etme saçma sapan sözlerime.
    Yoo... hayır, ağlamıyorum,
    Galiba cıgaranın dumanı kaçtı gözlerime.

    Belki de sen haklıydın,
    Bu mahallede ne bahtın açılır,
    Ne de boyun uzardı.
    Üstelik annen ölmüştü
    Ve sokağınız,
    Acını kaldıramayacak kadar dardı...

    Terso gidiyordu herşey...
    Milllet işi-gücü bırakmış,
    Aklını bize takıyordu.
    Altımızda çul yoktu,
    Üstümüzde dam akıyordu.
    Arap kızı camdan bakıyordu...

    Sen gittikten sonra ben,
    Hiç sorma...
    El attığım her işi, çok geçmedi batırdım.
    Çünkü seni unutmanın tek yoluydu;
    Bütün kazancımı şaraba yatırdım.

    Ama gelinliğin duruyor.
    Baba yadigarı cumbalı evi de satmadım.
    Yalanım varsa kalkmayayım şuradan:
    Ben seni bir tek gün,
    Bir tek gün bile unutmadım! ..

    Merhaba Nâlan,
    Merhaba üzgün melek.
    Merhaba kadersizim, talihsizim.
    Merhaba titreyen elim, sancıyan belim,
    Ağrıyan dizim, vazgeçilmezim! ..

    Ama Necdet Tosun öldü Nâlan,
    Artık yemekleri sen,
    Salatayı da ben yapacağım.
    Sami Hazinses kadar olmasa da
    Bahçeyi sevdiğin çiçeklerle donatacağım.

    Kemal Sunal da öldü Nâlan,
    İyi kalpli amcaları birer-birer uğurladık.
    Ve dünya kirlendi,
    Filmler bozuldu
    O masum sevdalar yaşanmıyor artık...

    Sen varsın, ben varım.
    Bir de, acımasız bir dünya var dışarıda...
    Esas film şimdi başlıyor,
    Ve bütün koltuklar bomboş bu sinemada! ..

    Merhaba Nâlan, merhaba! ..
    Sen ortada sıçan, ben şaşkın körebe...
    Ulan seviyorum seni be! ..
    Ulan, nereden inceldiyse,
    Oradan kopsun be! ..

    Yusuf Hayaloğlu
  19. Kurt Cobain

    Kurt Cobain New Member

    Mesajlar:
    7.700
    Aldığı Beğeni:
    293
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

    NERDEN BİLECEKSİNİZ


    Üstüm başım toz içinde

    Önüm arkam pus içinde

    Sakallarım pas içinde

    Siz benim nasıl yandığımı

    Nerden bileceksiniz.



    Bir fidandım deriildim

    Fırtınaydım duruldum

    Yoruldum çok yoruldum

    Siz benim neler cektiğimi

    Nerden bileceksiniz.



    Taş duvarlar yıkıp geldim

    Demirleri söküp geldim

    Hayatımı yıkıp geldim

    Siz benim neden kaçtığımı

    Nerden bileceksiniz.



    Gökte yıldız kayar şimdi

    Annem beni anar simdi

    Sevdiğim var kanar şimdi

    Siz benim niye içtiğimi

    Nerden bileceksiniz.



    Bir pınardım kan oldum

    Yol kenarı han oldum

    Yanıldım ah ziyan oldum

    Siz benim neden sustuğumu

    Nerden bileceksiniz.



    Ben ardımda yas bıraktım

    Ağlayan bir eş bıraktım

    Sol yanımı boş bıraktım

    Siz benim kime küstüğümü

    Nerden bileceksiniz.
  20. Kurt Cobain

    Kurt Cobain New Member

    Mesajlar:
    7.700
    Aldığı Beğeni:
    293
    Ödül Puanları:
    0
    Cevap: Yusuf Hayaloğlu Şiirleri

    SEN AĞLAMA YAR



    Dağlar beni koy ver gidim yar ağlamasın

    Dizin vurmasın

    Doymadım ömrüme nasıl ölem yar ağlamasın

    Gülüm solmasın

    Yollar tuzak ben ne edim yar ağlamasın

    Yürek yanmasın



    Ağlama yar sen ağlama yar

    Gadan belan bana gelsin

    Sen ağlama yar

    Gül kırılmasın

    Gönül kırılmasın

    Kar fırtına boran olsun

    Gülüme yağmasın

    Ben öleyim oy ben öleyim

    Bu canıma kurşun değsin

    Dur ben öleyim



    Ağlama yar gel ağlama yar

    Sana gelen bana gelsin

    Sen ağlama yar

    Gülüm darıldı

    Gönlüm yoruldu

    Kar fırtına boran vurdu

    Gülüm kırıldı

    Ben öleyim oy ben öleyim

    Bu canıma kurşun değsin

    Dur ben öleyim

Sayfayı Paylaş