Zeybek Tarihçesi ...

Konusu 'Genel Kültür' forumundadır ve тне јіģѕαw tarafından 30 Mayıs 2009 başlatılmıştır.

  1. тне јіģѕαw

    тне јіģѕαw 9 Million Sam

    • Platin Üye
    Mesajlar:
    59.814
    Aldığı Beğeni:
    503
    Ödül Puanları:
    113
    Zeybek Havası

    Zeybek Hakkında Genel Bilgiler
    Ege denilince akla Zeybek gelir. Mert, cesur, atılgan, mazluma dost, haksızlığa düşman olarak tanınırlar. Türk köylüsünün tipik bir örneğidir. Kurtuluş savaşında gösterdikleri başarılar ünlerine ün katmıştır. Bugün Zeybeklik tarihi bir anı olarak yaşatılmaktadır.

    Bölgenin oyun türü Zeybektir. Batı Anadolu'nun hemen hemen her, yerinde ''Zeybek'' türündeki oyunlar,xgörülür. Afyon, Antalya, Isparta, Burdur, Sakarya çizgisinin batı tarafında kalan illerimizde bu tür oyunun büyük etkileri vardır.

    Yörede kadınların oynadığı oyunlara ''Kadın Zeyxbek'', erkeklerin oynadığı oyunlara ''Erkek Zeybek" denilxmektedir. Kadınların oynadığı oyunlar erkeklerin oynadığı oyunlara göre daha yürüktür. Erkek oyunlarının yöredeki bir diğer adı da "Ağır Zeybek" tir. Ege nin bir çok yerinde oynanan bu tür oyunların en ağırlarına İzmir, Aydın, Muğla, Manisa illerinde rastlamak mümkündür. Zeybek oyunlarının diğer oyunlara (Bar, Halay, Horon v.b.) göre en büyük özelliği tek olarak serbest oynanmasıdır. Toplu olarak oynanan Zeybek oyunlarında oyuncular arasında müzik ve ritim hariç hiçbir bağ bulunmaz. Oyunu oynayan kişi hiçbir kurala bağlı kalmadan tamamen içinden geldiği gibi oynar.Zeybek oyunları toplu olarak oynandığında, yöresel olarak daire formu kullanılır.



    Zeybek Sözü ve Kökeni



    Zeybek sözcüğünün kökeni hakkında bugüne kadar çok çeşitli ve birbirinden farklı görüşler ortaya atılmıştır. Halikarnas Balıkçısı Zeybek Sözcüğünü Mitolojiye şu şekilde dayandırıyor;

    ''Homeros bu sözü ''olaks'' diye Omeqa ile yazar. Omeqa ise, ona tanrıçanın ilkbaharda doğurduğu yumurtasının, ilkbaharda bölünerek iki ayrı "o" olmasıdır. Ayrılan bu yumurtalardan tüm yaratıklar ve bitkiler çıkmıştır. Böylece de ''Obekkos'', ''Tobekkos'' ve ''İbakki'' sözleri ''Zeybek'' olmuştur.

    Mahmut Ragıp Gazimihal, sözün Grekler tarafından kullanıldığını da belirtiyor.
    ''Yunanca'da ''b'' sesi olmadığı için, onların dilinde Sayvakikos , Zaypapikos şeklinde Rodos 'ta ise Turkikos'un aynı anlamda kullanıldığı ve kelimelerin aslının Saybak olup bizde kelimenin incelenip ve özleşerek Zeybek haline geldiği de açıklanır.
    Divanı Lügatı Türk'te Zeybek hakkında şu bilgiler verilmiştir:

    Divanı Lügatı Türk, Cilt I, sayfa 333 de Bekneg kelimesindeki Bek sözünün sağlam olduğu yazılmaktadır. Yine Divanı Lügatı Türk, cilt III. Sayfa 154 de Sağ sözünün Zeybeklik, anlayışlılık anlamında olduğu kaydedilmektedir. Divanı Lügatı Türk, Cilt I. S. 80'de s harfinin bazen Türk dilinde z okunduğu söylenmektedir. Zeybek sözünde sağlam anlamında bir (Bek) sözünün bulunması anlamı olan sağlam sözünü doğrulayacak ek ad olması şarttır. Bek sözcüğü bir insan için kullanıldığına göre ek sözü, insanın niteliğini iyi yönünden anlatan söz, olması gerekir. Yani Bek sözü ile ancak anlayışlılık ve akıllılık anlatan Zag sözü ile birleşik ad olabilir ve şeklini alır. Bunu Türk dilinin yapısı zorunlu kılmaktadır. Türkçemiz ses uyumu kuralı burada da, karşımıza çıkmaktadır. Başta gelen kalın fakat hafif sesli hece, sonda gelen ince fakat sert heceye uydurularak okunur, kuralına göre Zag hecesi kendisinden sonra gelen sert, ince Bek hecesine uydurulmuş, Zeg olmuş Bek ile beraber anlayışlı, akıllı, sağlam, zeybek olarak Avrupa tarih kitaplarına geçmiş ve çağımıza değil Bozdağ, Dalgalı dağ köylerinde yaşamıştır.


    Efe Sözü ve Kökeni

    Efe sözü Rumca 'dan alınan "Efendi" sözünün kısaltılması sonucu geldiğini savunanlar olmakla birlikte "Efe" kelimesi efendinin tam karşılığı değildir. Efe genç, diğer anlamda delikanlı demektir. Örnegin; Efendimiz Sultan Alayhi Vesselam denir, Efemiz denmez. Efendi Bizans dilinde sahip, okuma-yazma bilir demektir. Hoca Efendi, Kalem Efendisi, Hoca Efe, Kalem Efesi denmez. Fakat Efelerin Efesi denir (silah taşır yiğit).

    "Efe'' sözcüğü "EFEB" den gelir. Efeb; genç delikanlı yani silah taşıyan yiğit demektir. Efeb teşkilatı Yunanistan'dan önce Anadolu da kurulmuştur. Bunlar tıpkı Zeybekler gibi dağ başında talim ederler ve daha sonra kente gelerek tiyatroda silah oyunları yaparlardı. Tiyatro yuvarlak olduğu için dansları da daireseldi. Bu dans aynı zamanda dinseldi.

    Celal Esad Arseven tarafından düzenlenen Sanat Ansiklopedisinde ''Eskiden asayişin korunmasına memur hafif silahlı bir sınıf askere verilen addır." Selçuklular zamanında Aydın ve Teke taraflarında böyle bir askeri sınıf oluşturulmuştu ki bunlara Efe denirdi.

    Efe-Zeybek ve Kızan Arasındaki Bağıntı



    Efe, Zeybek gruplarının başıdır. Zeybekler arasında kahramanlık yapmış cesur ve mert kişiler arasından seçilir. Efe olmak için Zeybekler arasında yaşça büyük olmak önemli değildir.

    Zeybek, Kızanlara göre daha çok kahramanlık yapmış cesur kişilerdir. Zeybekler efenin Emriyle kızanları yetiştirirler. Zeybekler, efelerin yanında birer kol beyi görevi görürlerdi. Zeybekler iyi silah kullanan cesur kişilerdir.

    Zeybeklerin maiyetindeki gençlere ''Kızan'' denilir. Kızan çocuk anlamına gelse gerek. Çünkü Anadolu'da kimi oyunlarda kızlar delikanlı, delikanlılar da kız giysilerini giyerler. Kızan belki de önceleri başka anlam taşırdı.

    Günümüzde akıllarda kalan bazı Efeler ve Zeybekler şunlardır;
    Çakıcı Mehmet Efe, Yörük Ali Efe, Çakırcalı Efe, Saçlı Efe, Mestan Efe, Gökçen Efe, Sarı Zeybek, Kamalı Zeybek, Pepe Efe, Kıllıoğlu Hüseyin Efe, Demirci Mehmet Efe.

    Zeybek Oyunlarının Tarihte Ortaya Çıkışı-Cumhur Sevinç
  2. тне јіģѕαw

    тне јіģѕαw 9 Million Sam

    • Platin Üye
    Mesajlar:
    59.814
    Aldığı Beğeni:
    503
    Ödül Puanları:
    113
    Cevap: Zeybek Tarihçesi ...

    Zeybek Havası

    Edebiyatımızda "Gül" sevilen, "Bülbül" seven sembolleri olarak bilinir. Gül deyince de güzel Anadolu'da ilk akla gelen beldemiz tarihi Isparta şehrimizdir. Ege'nin sonu ve Akdeniz'in güzel iklimini soluyan, renkler diyarı, motifler diyarı ve güzelliklerin raks ettiği kelebekler misali oyalan, kilimleri ve halılarıyla Türk kültüründe apayrı bir yer tutar.

    Birçok bilim adamı, doğa ve iklimin bitki örtüsünün ve onun efsunlu güzelliklerinin insanın fiziki, bedensel yapısında çok olumlu etkiler yaptığını söylerler. Hatta sadece bedensel değil, ruhsal yapının da dengelenmesinde önemli rol oynadığını belirtirler.
    Benim doğduğum ve büyüdüğüm Afyon - Sandıklıya çok yakın olan, yıllarca gidip geldiğim, suyunu içtiğim, gülünü, havasını kokladığım Isparta; Afyon - Isparta - Burdur üçgeninde gelenek ve görenekleriyle, yaşam biçimiyle, birbirinden ayrılmaz bitişik kardeşler gibidirler.
    Birçok düğün, dernek, imece, üretim, bayramı, seyranı, âdetlerinin birlikteliği size aynı beldede yaşıyormuş gibi yakın ve sevecen gelir.
    Isparta’nın çok çalışkan insanları sadece yurdumuzda değil dünyada da adlarını duyurmuşlardır. Birçok devlet adamı da buradan yetişmiştir. Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman DEMİREL gibi.
    Gülcülük, gülyağı, halıcılık, kilimler, el işleri yanında güzel Eğirdir Gölü'nden elde edilen kerevit ve göl ürünleri yeni gelişmiş meyvecilikte Barla ve çevresindeki elmalar yurt dışına da yollanır.
    Gelelim konumuz olan Zeybekleri ve Oyun Havalarına...
    Isparta’da zeybeklerin bambaşka bir yeri vardır. Düğünde, dernekte, eğlencede, yarenlikte zeybek oynanmadan olur mu? Yiğitlik, mertlik ve kartal motiflerini içeren bu koreografık ve estetik hareketler sizi kendinizden alır, başka rüyalara götürür. Yiğitlik, mertlik, cengâverlikle sevecenlik kokan bu musiki renkleri ve koreografik yapı, saygıyı da yanında getirir. Zeybeğim gelir, (ağabeyim, ağam gelir) anlamında da kullanılır Ege ve Akdeniz'de.
    O azametli "evlerinin önü mersin" zeybek havası tarihi Isparta’nın sembolüdür.
    Evlerinin önü mersin,
    Ah sular içmem gadınım tersin tersin.
    Mevlâm seni bana versin.

    Bağlantı: Al hançeri gadınım, vur ben öleyim.
    Ah kapınızda gadınım kul ben olayım.

    Yine Isparta’nın ünlü zeybeklerinden muhteşem bir hava. O beldenin değerli sanatçısı ve İstanbul Radyosu Saz Sanatçısı arkadaşım Yalçın ÖZSOY'dan derlenmiştir.
    "Ardıçtandır kuyuların kovası,
    Suya goyvermiyor kızın gâvur anası.
    Ne ettim'de aldandım bir mevlâdan bulası...
    ve devam eder zeybek.

    Yalçın ÖZSOY'dan alınan zeybekler devam ediyor.
    "Şu Aydın'ın uşağı,
    Gevşek bağlar kuşağı.

    Ve yine bir başka zeybek oyunu,
    "Ay doğar ayan beyan,
    Aman yoluna düştüm yayan.

    Hocam Muzaffer SARISÖZEN'in Ali KÜÇÜKÇAYLl'dan derlediği görkemli bir zeybek havası. Sanki dantela gibi işlenmiş.
    Şu gelen atlı'mıdır?
    Sorun Bağdatlı'mıdır?
    Her gelen yâri sorar,
    Yâr bu kadar tatlı'mıdır?

    Sazlarla enstrümantal müzik olarak çalınan Isparta’nın kesinti zeybeği yüreğimizi yerinden oynatır. Bu zeybeğin oynanmadığı bir düğün, dernek ve meclis, toplantı var mıdır?
    Gül, Türklüğün vurgun olduğu çiçeklerin başında gelir. Bin bir renk ve koku cümbüşü içinde ruhumuz ve gönlümüz, bedenimiz bu diyarda yıkanır âdeta. Ayrıca bu beldede gül dalı ve gül isimlerine ve gül'ün üretilen ve türetilen değişik isimlerine sık sık rastlarsınız. GÜL, GÜLDEREN, GÜLSEREN, GÜLDANE, GÜLSER, GÜLDAL, GÜLAMBER, GÜLTAZE, GÜLFİDAN bunlardan bazıları...
    Çemberinin kenarına işlediği oyasının gül renginin bin bir tonu güzel yüzlerine vuran Isparta’nın bu güzel insanları her zaman güler yüzlü, cana yakın, konuksever ve sevecendirler. Ağırbaşlı ve oturaklı bir görünümde olan bu insanlar "gakgili" ve "datdiri" havalarında ve "teke" havalarında yerinde duramazlar. Her ne kadar Burdur - Antalya - Muğla "teke" havalarının yurdu ise de TÜRKMEN ve AVŞAR boylarının bu yiğit insanları, aynı törenin aynı kültürün taşıyıcılarıdır.
    Gül bülbülsüz olur mu? Baharda gül kokusu ve bülbül sesini dinlemek, hülyalara dalmak, güzel kokulan solumak isterseniz herhalde Isparta’ya uğramalısınız.
    İşte burcu burcu, gül kokan bir gül türküsü;
    "Güle düştüm gülmedim,
    Gülden düştüm ölmedim.
    Elâ gözlü yârimi,
    Tam bir aydır görmedim.
    Of of sinem of.
    Arabamı koşamam,
    Yokuşları aşamam.
    Ver baba sevdiğime,
    Ölürümde yaşayamam.
    Of of sinem of.

    Ispartalılar töreye göre çok çekingendirler. Kız veya oğlan sevgilerini gizli tutarlar. Onu büyüklerine söyleyemez, ancak, yörede yakılan türkülerle dile getirirler.
    Isparta'nın hem söylenen hem de oyun havası olarak çalınan, çok bilinen bir türküsü var:
    "Gıcır gıcır gelir yârin kanısı.
    Ben'de bilmem benim yârim hangisi.
    İnce belli fidan boylu kendisi.

    Bu parça aynı kültürü taşıyan Afyonkarahisar ve çevresinde de düğünlerde mutlaka söylenir ve oynanır.
    Yine hareketli türkülerinden,
    "Bak şu kaşın karasına,
    Nişan çekmiş arasına.
    Gadınım gel, bidanem gel.

    Isparta’nın başka bir hareketli, ritmik, eğlenceli bir türküsü,
    "Çayıra serdim postu,
    Şu gelen kimin dostu.
    Gören maşallah desin,
    Kimin var böyle dostu.

    O yörenin şu türküsü unutulabilir mi?
    "Şu derenin uzunu,
    Kıramadım buzunu.
    Anasının şerrinden,
    Alamadım kızını.

    Isparta'nın kına havalarından bazıları da şöyle;
    "Ağlatman gelini yazık,
    Kolunda altın bilezik, ney, ney.

    Ve başka bir havada da;
    "Ayva dibi serin olur yatmaya,
    Kızlar gelir saklı gizli bakmaya
    1 person likes this.
  3. Misafir

    Misafir Misafir

    Cevap: Zeybek Tarihçesi ...

    bana zeybek dahada değişmiş olarak gördüm iki sev giliyi yeni yakınlaşmayı anımsatıyor ama bunu kimse gözleyemiyor zeybeği değiştirmişler

Sayfayı Paylaş