Ebu Hanife

Konusu 'Otobiyografi' forumundadır ve xqralx tarafından 3 Ocak 2014 başlatılmıştır.

  1. xqralx

    xqralx Well-Known Member

    Mesajlar:
    1.097
    Aldığı Beğeni:
    116
    Ödül Puanları:
    63
    islam1.jpg


    Ebu Hanife, 699 (hicri 80) yılında, zamanının önemli bilim merkezlerinden olan Kufe'de doğdu. Babasının adı Sabit, dedesinin adı Zûta'dır.

    Dedesi Zûta, Afganistan civarlarında yaşamış, Araplar'ın burayı fethetmeleriyle esir düşmüştür. Teym kabilesinin kölesi olduysa da daha sonra özgürlüğüne kavuşmuştur. Fakat Ebu Hanife'nin torunlarından İsmail, büyük dedesinin asla bir köle olmadığını söylemiştir. Zûta, Ali bin Ebu Talibzamanında Kâbil'den gelerek Kufe'ye yerleşmiştir.

    Onun oğlu olan Sâbit ise Tirmiz, Nesa ve Enbar'da yaşamıştır. Hatta Ebu Hanife'nin Enbar'da doğduğu dahi iddia edilmiştir. Daha sonra yerleştiği Kufe'de kumaş ticaretiyle uğraşan varlıklı ve dindar bir kişiydi. Ali bin Ebu Talib ile görüştüğü, kendisi, evladı ve zürriyeti için duasını aldığı rivayet edilir.

    Ebu Hanife'nin ailesi Horasan'ın ileri gelenlerinden bir zatın soyundan gelir ki ailesinin Arap olmadığı kesindir. Türk veya Fars olduğu şeklinde görüşler yaygındır. Bazı tarihçiler de Babil'de yaşamış bir Arap olduğunu söylemişlerdir.

    'Ebu Hanife' künyesini nereden aldığı konusu açık değildir. Ebu Hanife ismi, Arapça 'Hanife'nin babası' anlamına gelmekle birlikte bu isimde bir çocuğunun olmadığı bilinmektedir. Bu ismin Arapçadaki 'gönülden tertemiz şekilde iman eden' anlamındaki 'hanif' sözünden 'haniflerin babası' şeklinde onun öğrencileri tarafından kullanılmış olması muhtemel görünmektedir.

    Ebu Hanife, küçük yaşta Kur'an'ı ezberlemiş ve Arapça'nın o zaman tasnif edilmekte olan sarf, nahiv, şiir ve edebiyatını öğrenmiştir. Gençlik yıllarında sahabeden Enes bin Malik’i, Abdullah bin Ebi Evfa’yı, Vasile bin Eska’yı, Sehl bin Saide’yi ve en son hicri 102’de Mekke’de vefat edenEbu’t Tufeyl Amir bin Vasile’yi görmüş, bunlardan hadis dinlemiş olduğundan tabiinden sayılır.


    Ebu Hanife, ilimle uğraşmaya başlamadan önce başarılı bir tüccardı. İmam-ı Şabi’nin tavsiyesiyle onun ders halkalarına devam etmeye başlamış,kelam, iman, itikad ve münazara bilgilerini Şabi’den öğrenmiştir. Daha sonra Hammâd bin Süleyman’ın ders halkasına katılarak fıkıh öğrenimine başlamış, Hammâd’ın derslerine on sekiz yıl devam etmiştir.

    Ebu Hanife, sık sık Mekke ve Medine’de çoğu tabiinden olan alimlerle görüşür, onlardan hadis rivayeti dinler ve fıkıh müzakereleri yapardı. Ehl-i Beyt'ten Zeyd bin Ali’den, Muhammed el-Bakır’dan ilim öğrendi.

    Tasavvuf bilgilerini Muhammed el-Bakır, ondan sonra da Silsile-i Aliyye'den olan Cafer-i Sadık'tan aldı. Sahabeden İbn-i Abbâs’ın ilmini Mekke fakihi Atâ bin Ebu Rebah’tan ve İkrime’den, Halife Ömer ve onun oğlu Abdullah’tan nakledilen ilimleri Abdullah bin Ömer’in azatlısı Nafi’den öğrendi. İbn-i Mesud ve Ali’den nakledilen ilimleri de buluşup görüştüğü tabiinden öğrendi.

    Ebu Hanife kendisini en büyük imam (imam-ı azam), müctehid, müceddit olarak niteleyen yüceltici sıfatlar yanında, din yıkıcısı, en büyük fitne ve deccal olarak tanımlayan karşıt nitelendirmelerin de hedefidir.

    Ebu Hanife rey ehli olarak bilinir, hadisleri sadece senet ve rivayet açısından değil, anlam açısından da kritiğe tabi tutar. Mana açısından Muhammed'e atfedilemiyeceğine inandığı hadisleri kabul etmez ve bu hadislere aykırı fetvalar vermekten çekinmez. Bu şekilde 200 kadar hadise aykırı fetvası bilinir ve bu yüzden hadisleri dinde "mutlak nass" gören hadisçiler tarafından şiddetle tenkit edilir.

    Ebu Hanife, kendi zamanında 'Dehriyyun' denilen Cebriyye, İbni Sebeciler, Mürcie gibi dini fırkalarla mücadele etmiştir.

    Yaşar Nuri Öztürk, Ebu Hanife hakkında yazdığı müstakil kitabında onu İslamı Arapçılık ve Emevi tahribatından çıkartarak laikliğin temellerini atan, dini anlamada aklı ön plana çıkartan, ana dilde ibadet, içki, bireysel özgürlükler ve kadın özgürlüğü gibi konularda öncü bir devrimci olarak tanımlamaktadır

    Ebu Hanife, fıkıh meselelerinin çözümünde belli bir usul belirleyen ve bunu sistemleştiren ilk İslam bilginidir. Nitekim onun kurmuş olduğu bu sistem fıkıh tarihindeki ilk mezhebin doğuşuna ve kendisinin de ilk mezhep imamı olarak anılmasına yol açmıştır.

    Ebu Hanife, meselelerin çözümünde dört delil olarak anılan kavramı kendi görüşleri üzerine yeniden düzenlemiştir. Bunları kısaca incelersek:

    • Kitap: Ebu Hanife, Kur'an ayetlerinin zahirinden çok illetine bakarak görüş belirtmiştir. Ona göre, ibadet ile ilgili olanlar hariç her ayetin belirttiği hükmün ardındaki neden bulunmalı ve ona göre fetva verilmelidir.
    • Sünnet: Görüş bildirirken sünnetlerin geliş ve bildirilme yollarında titizlik gösterdiği gibi bunların akla ve kamu yararına uygun olması gerektiği fikrini ortaya attı. Bunun için bazı hadisleri -nakil zinciri kuvvetli dahi olsa- görüş bildirirken gözardı ettiği görülmüştür. Bu anlayışı zamanına göre büyük bir cür'etti ve bedelini 'zındıklıkla' suçlanarak ödedi.
    • İcma: Ebu Hanife fıkıh biliminde ilerlemeye engel olarak gördüğü icmayı temelden reddetmiştir.
    • Kıyas: Yine kıyası da insanın ve kamunun yararına olacak şekilde kullanmıştır.
    Buraya kadar sayılan edille-i şer'iyye denilen dört temel delil, fıkhın mesele çözmede kullandığı ve Ebu Hanife'ye kadarki bilginlerin ihtilafsız kullandığı araçlardır. İmam bu araçları yeniden yorumlayarak benzersiz bir kullanımını ortaya koymuştur. Bu geleneksel delillere bir beşincisini ekleyerek fıkıh usulündeki asıl devrimini bu konuda yapmıştır:

    • İstihsân: Ebu Hanife fıkıh bilimine bu metodu kazandırarak İslamı'ın zaman içinde değişebilecek şartlara uyum sağlamasını amaç edinmiştir. Başta Şafii olmak üzere bilginler tarafından şiddetli bir muhalefetle karşılaşmıştır.
     
    Kader Katibi bunu beğendi.
  2. Kader Katibi

    Kader Katibi GöNüL DoSTu

    Mesajlar:
    12.817
    Aldığı Beğeni:
    3.226
    Ödül Puanları:
    613
    İmamı azam yani imamların başı.
     
  3. xqralx

    xqralx Well-Known Member

    Mesajlar:
    1.097
    Aldığı Beğeni:
    116
    Ödül Puanları:
    63
    Aynen Qnq...
     

Sayfayı Paylaş