Hamilelikte Beslenme Nasıl Olmalıdır?

Konusu 'Hamilelik Dönemi, Anne ve Çocuk' forumundadır ve balamnaz tarafından 12 Nisan 2014 başlatılmıştır.

  1. balamnaz

    balamnaz şşşşşşştttt:)

    • Bölüm Sorumlusu
    Mesajlar:
    48.697
    Aldığı Beğeni:
    951
    Ödül Puanları:
    113
    Hamilelik, beden ölçülerininin değiştiği, kilo artışının yaşandığı bir süreçtir. Özellikle kilo alımı kadınları hep endişelendirir. Hamilelik sonrası bu kiloların kalıcı olabileceği korkusunu hep yaşarlar. Oysa hamilelikte belli sınırlarda kilo alımı sağlıklı bir bebeğin gelişimi ile paraleldir.

    Hamilelikte anne adayının zayıf, normal kiloda veya kilolu olmasına göre alması gereken kilo değişmektedir. Zayıf olan anne adaylarının tüm hamilelik boyunca 12 ile 18 kg arası kilo alması önerilirken, normal kilodaki anne adaylarının 11,5–16 kg, kilolu anne adaylarının ise 7 ile 11,5 kg arası kilo alması önerilir. Özellikle ikinci üç ayda alınan kilolar önemlidir. Zayıf anne adaylarının haftada 0,5 kg, normal ağırlıktaki anne adaylarının 0,4 kg, kilolu olan anne adaylarının da haftada 0,3 kg alması önerilmektedir. Çoğul hamileliklerde ise hamilelik boyunca alınması gereken ağırlık 16–20 kg arasında değişmektedir.

    Hamilelikte diyet pek önerilmez. Ancak gerekli olan gıdaların mutlaka alınması gerekir. Özellikle hamur işleri ve tatlılardan uzak durmak suretiyle kilo alımı kontrol edilebilir.

    Hamilelikte enerji ihtiyacı yaklaşık olarak % 17 civarında arttığından, normal ağırlıktaki bir anne adayının günlük kalori ihtiyacına ilave olarak 300 kalori alması gerekmektedir. Bu ilave 300 kalori özellikle protein, vitamin ve minerallerden zengin olmalıdır.

    Hamilelik beslenmesinde yiyeceklerin % 20’si protein, % 30’u yağ ve 50’si karbonhidrat içermelidir. Özellikle protein kaynağı olarak görülen kırmızı etlerin aslında bol miktarda hayvansal yağ içerdiklerini unutmamalı ve mümkün oldukça diğer protein kaynakları (beyaz et, hindi ve balık) da tüketilmelidir. Normal ağırlıktaki bir anne adayının günlük kalori ihtiyacı yaklaşık 2500 kalori olmalıdır.

    BALIK

    Balık, içerdiği protein ve omega 3 yağları nedeniyle hamilelikte yenmesi önerilmektedir. Fakat denizlerde atık madde olarak bulunan ve ağır metallerden olan civa oldukça tehlikelidir. Denizde yaşayan canlıların vücutlarında birikir ve yenmesi ile birlikte insan vücuduna yerleşir. Civa ve diğer ağır metaller ise vücuttan atılımı en zor olan maddelerdir. Özellikle fazla civa ihtiva eden deniz ürünleri ile birlikte bebeğe de civa geçerek bazı zararlar verebilir. Amerika’da FDA adı verilen ve ilaç ile gıda denetimi yapan kuruluşun önerilerine göre deniz ürünleri en fazla haftada 2 defa tüketilmeli, yüksek oranda civa ihtiva eden balık türlerinin tüketilmesinden kaçınılmalıdır.

    Yüksek civa ihtiva eden balıklar: Köpek balığı, kılıç balığı, levrek, ton balığı

    Az civa ihtiva eden balıklar: Deniz ürünlerinden istiridye, karides, somon balığı, deniztarağı, kalamar ve diğer küçük balıklardır.

    Özellikle balıklar büyüdükçe vücutlarında yağ birikerek ihtiva ettikleri civa miktarı da artar. Ayrıca çiğ balıketi içeren suşi tarzındaki yiyeceklerden mutlaka kaçınılmalıdır.

    VİTAMİN A

    Vitamin A, yağda eriyen bir vitamindir. Görme fonksiyonu için önemlidir. Aynı zamanda hücre büyümesi ve diğer dokuların gelişiminde de önemli rol oynar. Vitamin A yeşil yapraklı sebzelerde ve havuçta yeterli miktarda bulunmaktadır. Vitamin A nın günlük ihtiyacı ise 800 mcg (mikrogram)dır. Hamile olmayanlar ile hamilelikteki ihtiyaç aynıdır. Süt veren annelerin ihtiyacı ise günlük 1300 mcg civarındadır. Vitamin A ‘nın ilave destek olarak alınmasına gerek yoktur, çünkü günlük yiyeceklerden onu alabilmekteyiz. Yüksek dozda alınan Vitamin A hamilelikte bebek üzerinde teratojen olabilir. Yani anomalililere neden olabilir. Bu nedenle yüksek miktarlarda alınmaması gerekir.

    VİTAMİN B

    Vitamin B–1,B–2,B–6 ve B12 olarak komplekslere ayrılır. Hepsi yağda eriyen vitaminlerdir. Vitamin B kompleksi hücrelerden enerji salınımında rol oynar. Aynı zamanda karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmasında etkilidirler. Vitamin B–1 süt ve tahıllarda, B–2 yeşil sebze, süt, balık, yumurta ve peynirde, B–6 sebzelerde, B12 ise hayvansal gıdalarda bol miktarda bulunur. Düzenli beslenen hamilelerde Vitamin B kompleksi yetersizliği olmaz. İlave desteğe ihtiyacı yoktur.

    VİTAMİN C

    Vitamin C, ascorbic acid olarak da bilinir. Suda eriyen bir vitamindir. Taze meyve ve sebzelerde bulunur. Hamilelikte günlük ihtiyaç 70 mg civarındadır. Süt veren annelerin ise günlük ihtiyacı 95 mg’dır. Meyve ve sebzesi bol olan ülkemizde Vitamin C desteği vermek anlamsızdır.

    VİTAMİN D

    Vitamin D, yağda eriyen vitamindir. Sütte bulunur. Vitamin D’nin etkili olabilmesi için güneş yani ultraviole ışığı ile vücudun teması gereklidir. Günlük ihtiyaç hamilelikte 400 IU kadardır. Süt ve ürünlerini Türk diyetinde her öğünde tüketebildiğimize göre ilave desteğe ihtiyaç yoktur.

    VİTAMİN E

    Vitamin E, yağda eriyen bir vitamin olup önemli bir antioksidandır. Hayvansal protein ve yağlarda bol miktarda bulunur. Hamilelikte günlük ihtiyaç 10 mg civarındadır. Vitamin E düzenli beslenen kişilerde yetersizliği görülmez ve ilave olarak alınması gereksizdir.

    VİTAMİN K

    Vitamin K, yağda eriyen bir vitamindir ve pıhtılaşma faktörlerinin üretiminde önemli rol oynar. Yeşil yapraklı sebzeler ve yumurtada bulunur. Anneden bebeğe geçen Vitamin K yeterli değildir. Bu nedenle yeni doğan bebeğe Vitamin K enjeksiyonu gerekebilir.

    FOLİK ASİD

    Folik asid, suda eriyen bir B kompleks vitaminidir. DNA üretiminde ve hücre bölünmesinde önemli rol oynar. Kuru baklagiller, yeşil sebzelerde bol miktarda bulunur. Yetersizliği anemi ve bebekte nöral tüp defektlerine neden olur. Hamilelikte günlük ihtiyacı 0,4 mg’dır. Günlük diyette alınan folik asidin yetersiz olabileceği belirtilmekte ve bu nedenle hamilelik planlayan anne adaylarının ilave destek olarak bu vitamini alması önerilmektedir. Daha önceden nöral tüp defekti olan bebeği olan anne adaylarına ise günlük 4 mg folik asit alması önerilmektedir. Son zamanlarda folik asidin etkisini güçlendiren çinko ile birlikte alınması da önerilmektedir.

    DEMİR

    Demir alyuvarların içerdiği hemoglobin üretiminde gerekli olan bir mineraldir. Hayvansal protein, kuru baklagillerde bol miktarda bulunmaktadır. Hamilelikte kan hücre yapımı arttığından günlük 30 mg demir desteği gereklidir. Demirin emilimi vitamin C ile artmaktadır. Ülkemizde zaten yaygın olan demir eksikliği anemisi nedeniyle hamilelik başında yapılacak olan kan sayımı ile kansızlık saptanmışsa ilk 6 ayda yüksek dozda demir desteği ile kan sayımı yeterli düzeylere ulaştırılmalıdır. Zira demir eksikliği anemisi olan annelerin bebeklerinde gelişme duraklaması ve buna bağlı sorunlar sıklıkla görülebilmektedir.

    KALSİYUM

    Kemiğin ana komponanti olan kalsiyum, hamilelikte bebeğin dokularının oluşumunda önemli rol oynar. Özellikle son 3 ayda daha da önem kazanmaktadır. Hamileler ve süt veren annelerin günlük kalsiyum ihtiyacı 1000 mg civarındadır. Hamilelikteki hormonal değişim ve artan emilim, düzenli diyetlerde ilave kalsiyuma ihtiyaç kalmaz. Yeşil yapraklı sebzelerde, lahanada, şalgamda, süt ve ürünlerinde bol miktarda kalsiyum bulunur.

    VEJETARYEN ANNE ADAYLARI

    Vejetaryen olan kişiler her gün daha da artmaktadır. Bu grup hayvansal gıdaları almadığından özellikle Vitamin D ve B–12 eksikliği ile karşı karşıya kalırlar. Aynı zamanda yağ açısından da zayıf olan vejetaryenler enerji ihtiyacını da zor karşılamaktadırlar. Hamilelikte günlük 400 IU Vitamin D ve 2 mcg B–12 ilave desteğe ihtiyaç duyarlar. Ayrıca hamilelikte artan enerji ihtiyacını mutlaka göz önünde bulundurmalıdırlar.

    Hamilelikte beslenme önemli bir konudur fakat bazen de bu konu abartılı olarak karşımıza çıkmaktadır. Düzenli beslenen bir anne adayının aslında ihtiyacı olan tüm vitaminleri alabildiğini bilmeliyiz. Tek sorun bazı vitaminlerin hamilelikte meydana gelen barsak yüzeyi ödemi nedeniyle yeterli emilememesidir. Bu nedenle günde bir tablet olan hamilelik multivitamini alınması faydalı olacaktır. Demir ise ülkemizde her kesimden anne adayları için gerekli mineraldir. Batılı ülkelere göre demir eksikliği çok yaygın olduğundan hamilelikte demir rutin olarak alınmalı, eğer derin bir kansızlık varsa sadece destek olarak değil, tedavi edici dozlarda alınmalıdır.
     
  2. yemekkulubum

    yemekkulubum New Member

    Mesajlar:
    22
    Aldığı Beğeni:
    3
    Ödül Puanları:
    3
    Bir bebeğin sağlıklı bir şekilde dünyaya gelişini etkileyen yaş, kalıtım, alkol kullanımı, sigara kullanımı, ilaç kullanımı vb. gibi birçok faktör bulunmaktadır. Ancak tüm bunların yanında sağlıklı bir bebek dünyaya getirebilmek için en önemli etken anne adayının yeterli ve dengeli beslenmesidir.

    Gebe bir kadının beslenmesi ile anne karnındaki bebeğin sağlığı arasında doğrudan ve çok önemli bir ilişki bulunmaktadır. Bebeğin anne karnından itibaren zihinsel ve bedensel olarak sağlıklı büyümesi ve gelişmesi için annenin gebelik dönemi boyunca sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenmesi gerekir. Gebelik dönemi boyunca yeterli ve dengeli beslenmek yalnızca bebeğin gelişimi ve büyümesi için değil aynı zamanda gebe kadının kendi sağlığını korunması için de çok önemlidir.

    Gebelik boyunca anne yetersiz ve dengesiz beslenirse bebekte şu sorunlar görülebilir;

    • Ölü doğumlar,
    • Bebeğin düşük ağırlıkta doğması (doğum ağırlığının 2500 gramın altında olması),
    • Erken doğum (premature),
    • Bedensel ve zihinsel gelişimi eksik bebek doğumu
    Gebelik boyunca;

    • 18 yaş altı ve 35 yaş üstü gebelik dönemlerinde,
    • İkiz üçüz gibi çoğul gebelik dönemlerinde,
    • Sık aralıklarla (2 yıldan az) yaşanan gebeliklerde,
    anne adaylarının yetersiz ve dengesiz beslenmesi durumunda bebeğin sağlıklı bir şekilde doğması ihtimali düşük olacaktır.


    Anne adayları, gebelik boyunca;

    • Kendi fizyolojik gelişimi için gerekli olan besin öğeleri ve enerjiyi karşılamak,
    • Kendi vücudundaki hormonal dengeyi korumak,
    • Kendi vücudundaki kiloyu kontrol etmek,
    • Bebeğin fizyolojik gelişimi için gerekli olan besin öğeleri ve enerjiyi karşılamak,
    • Doğumdan sonra bebeği emzirmek için salgılayacağı sütün besin öğelerini karşılamak için,
    Yeterli ve dengeli beslenmek zorundadır.


    Beslenmeye bağlı olarak gebelikte görülebilecek sağlık sorunları;

    Gebelikte yetersiz ve dengesiz beslenmeye bağlı olarak hem annenin hem de bebeğin sağlığını olumsuz etkileyebilecek sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Bu sağlık sorunları şunlarıdır:

    • Gebelik zehirlenmesi (toksemi)
    • Anne ve bebek ölümleri
    • Prematüre ve düşük ağırlıklı bebek doğumları
    • Bebekte zihinsel ve fiziksel gelişim bozuklukları
    • Ağırlık kazanımının yetersiz olması ile birlikte bebek ve anne sağlığının bozulması
    • Anne ve bebekte kansızlık (anemi)
    • Anne ve bebekte kemik dokusu bozuklukları (osteomalazi)
    • Ödem
    • Sindirim Sistemi rahatsızlıkları

    1 – Gebelik Zehirlenmesi (Toksemi)

    Gebeliğin son dönemlerinde yetersiz ve dengesiz beslenme başta olmak üzere birçok nedene bağlı olarak kan basıncının artması (hipertansiyon) sonucu, idrarla yüksek miktarda protein kaybına yaşanır ve buna bağlı olarak el ve ayaklarda ağır ödemler ortaya çıkar. Böyle bir durumda plesenta dolaşımı iyi olmayacağı için bebek iyi beslenemez ve bebek ölümleri görülebilir. Bu durum, böbrek ve kalp ile ilgili kronik hastalığı olan gebelerde, 35 yaş üzeri gebelerde, diyabetli gebelerde, çok ve sık aralıklarla doğum yapan kadınlarda sıklıkla görülebilir.


    2 - Kansızlık (Anemi):

    Gebelik dönemi süresince annenin kan hacminde artış meydana gelir. Bu artışla birlikte kanın içerisinde bulunan ve oksijen taşımakla görevli hemoglobin hücrelerinin sayısı azalır. Demir minerali kanın bir bileşeni olan hemoglobin üretilmesi için en gerekli maddedir. Hemoglobin anne karnındaki bebeğe oksijen taşımakla görevlidir. Gebe kadının demir minerali zengin gıdalar tüketmemesi ya da vücuduna yeterince demir minerali alamaması durumunda, annede; kansızlık, yorgunluk, taşikardi hastalığı, baş dönmesi görülebilirken bebekte düşük ağırlıklı doğum, düşük ve ölümler görülebilir. Annenin kansızlık yaşamaması için demir minerali zengin gıdalar tüketmesi, gerektiği durumlarda demir ihtiyacını karşılayacak demir takviyesi ve gıdalardan demir emilimini arttırıcı ilaçlar kullanılması önerilebilir. En önemli demir kaynağı gıdalar; kırmızı et, kümes hayvanları, sakatat, kuru baklagiller, tam tahıl ve zenginleştirilmiş tahıl ürünleridir. Bu gıdalarla birlikte bol miktarda C vitamini içeren meyve ve sebzelerin tüketilmesi de vücutta demir emilimini arttırarak kansızlığın azalmasına yardımcı olur. Gıdalar haricinde, dışarıdan demir minerali takviyesi yapılması gerektiğinin kararını doktorunuzun vermesi gerektiğini ve bu konuda doktorunuzun vermiş olduğu talimatlara göre demir suplementlerini kullanmanız gerektiğini unutmayın.


    3 - Osteomalazi :

    Gebelik döneminde, kalsiyum, fosfor minerallerinin yetersiz tüketimi ve D vitamini kaynağı güneşten yeteri kadar faydalanılamaması durumunda, gebe annenin kemiklerinde kalsiyum ve fosfor oranında azalma dolayısıyla kemik yapısında yumuşama ve kemik dokusunda bozulmalar meydana gelir. Bu duruma Osteomalazi hastalığı denir. Osteomalazi hastalığının ortaya çıkmaması için gebelik döneminde kalsiyum ve fosfor minerali, pro-vitamin D içeren gıdaların sıklıkla tüketilmesi, güneş ışığından en iyi şekilde faydalanılması gerekir. Osteomalazi hastalığı ile ilgili detaylı bilgiyi buradan öğrenebilirsiniz.


    4 – Kabızlık :

    Gebelik döneminde ortaya çıkan hormonal değişiklikler nedeniyle barsak kaslarında gevşeme dolayısıyla barsak hareketlerinde yavaşlama görülür. Bu durum kabızlığın ortaya çıkmasına sebebiyet verebilir. Hatta bazı durumlarda demir minerali takviyesi kullanan kadınlarda kabızlık daha da ağır görülebilir. Kabızlık, beslenme düzeninde yapılacak değişikliklerle hafifletilebilir. Kabızlığın hafifletilmesi için lif oranı yüksek sebze, meyve, tam tahıl ürünlerinin (kepekli, tam buğdaylı, çavdarlı ekmek ve diğer gıda maddeleri) tüketilmesi, haftada bir kaç kez baklagil yemeklerinin tüketilmesi, kuru erik, kuru kayısı, kuru incir gibi gıdaların tüketilmesi ve bol bol su içilmesi gerekmektedir. Bunlara ek olarak küçük egzersizler yapılması da kabızlığın hafifletilmesine yardımcı olur.


    5- Mide Yanması/Ekşimesi:

    Mide yanması-mide ekşimesi genellikle gebeliğin son aylarında görülen bir rahatsızlıktır. Bu durum bebeğin sindirim organları üzerine baskıda bulunması sonucu ortaya çıkmaktadır. Gebelik döneminde mide yanması ve ekşimesi yaşamamak için; yemekleri sık aralıklarla azar azar yemek gerekir. Aşırı yağlı ve soslu gıdaların, çay, kahve, kakao gibi kafein içeren içeceklerin tüketilmemesi mide ekşimesi ve yanması yaşamamak için dikkat edilmesi gereken beslenme önerileridir. Gebelik döneminde mide ekşimesi ve yanması rahatsızlığını gidermek için antiasit ilaç kullanımı için mutlaka doktorunuza başvurmalısınız.

    Kaynak : Gebelik Döneminde Yeterli ve Dengeli Beslenmenin Önemi
     
  3. cansuyum06

    cansuyum06 New Member

    Mesajlar:
    13
    Aldığı Beğeni:
    0
    Ödül Puanları:
    1
    Faydalı bilgi için teşekkürler
     

Sayfayı Paylaş