Lastikçideki bilgisayar işi yapan psikolog... (Part 1)

Konusu 'Otobiyografi' forumundadır ve brk.trk tarafından 13 Kasım 2014 başlatılmıştır.

?

Sizce psikoloji bitirip lastikçide bilgisayarcı olmak nasıl bir duygu?

  1. Çok iyi

    66,7%
  2. İyi

    33,3%
  3. Fena değil

    oy sayısı 0
    0,0%
  4. Kötü

    oy sayısı 0
    0,0%
  5. Çok Kötü

    oy sayısı 0
    0,0%
  6. Berbat

    oy sayısı 0
    0,0%
  1. brk.trk

    brk.trk Well-Known Member

    Mesajlar:
    1.874
    Aldığı Beğeni:
    74
    Ödül Puanları:
    48

    Evet, o deli benim... Ne iş yapıyorsun diye sorduklarında "Psikoloji okudum, lastikçide bilgisayar işi yapıyorum" cevabını veren kişi... Nasıl mı? İşte böyle...;

    Her şey 2004 yılının Nisan ayı içerisinde başladı. Shitfull (b*ktan) ülkeden kurtulmak için girmem gereken YÇS (Yurtdışında çalışan çocukları için yapılan yüksek öğretime giriş sınavı) denilen lanet sınava başvuru evraklarını kurcalamam sonucunda karar almıştım... "Psikoloji - EA* (Eşit Ağırlık)" bölümü gözüme çarptı...

    Lan benim gibi matematik olimpiyatlarına katılmış, fizik projeleri geliştirmiş, bilgisayar olimpiyatlarında dereceler almış, biyoloji olimpiyatlarında destek olmuş, bilim sergilerinin vazgeçilmez elemanlarından, koro başkanı, piyano derslerinin en iyi öğrencisinin ne işi vardı "Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği" bölümünde?

    Eşit ağırlık denilen şeyi araştırdığımda İstatistik, Cebir vs gibi sayısal derslerin olduğunu gördüm sırf bu yüzden seçtim... Geri kalanların hepsi edebiyat, fransızca, ingilizce öğretmenliği, halkla ilişkiler, kamu yönetimi ıvır zıvır...

    Osman Özen hocam geldi, "Seç Burak" dedi, bende bunu seçtim.. Sonra öğrendim ki lanet olasıca 5 bölüm daha yazmak zorundaymışım.. Neyse, şu şekilde yazdım;
    1. Marmara PDR Türkçe
    2. Hacettepe İngilizce
    3. Boğaziçi PDR İngilizce
    4. ODTÜ İngilizce Edebiyatı Öğretmenliği
    5. Marmara Türk Dili ve Edebiyatı
    6. Marmara İlahiyat Fakültesi (Mecburen yazdım, başka adam akıllı bölüm yoktu)

    Daha sonra bilmemne eğitim ateşeliğine gidip belgeleri verdik, o zamanın parasıyla 40 dolar harç yatırdık ıvır zıvır...

    26 Mayıs (Doğum günüm) yine hediyelerle geçti (her zaman standart olan Ankara'ya Uçak bileti, yaz için okuma kitapları, üniversite hazırlık kitapları felan)...

    Ankaraya geldim, 1 ay sonra sınava girecektim ama hiç kaygı korku yoktu.. E zaten basit bi sınav, geçerdim ve öyle oldu da.. Sınavdan çıkınca annem benden heycanlı "Nasıl Geçtiii yavruuummmm" diye sarıldı, ben normal şekilde "Hiiç, her zamanki gibi" cevabını verdim.. Ulan hiç mi insanda birazcık heyecan olmaz? Yok arkadaş, gaza gelemiyorum, heyecan yapamıyorum... Sanki yarım saatlik bi ufak quizden çıkmış edasıyla eve geçtik...

    Tatil için memleketim Sinop'a gittik, sınav sonucu yazlığa gönderilecekti.. Ağustos ortasında oda geldi, sağolsunlar 180 sorudan 179,75 net ile sınavı kazanmışım... Kağıtta yazıyor;

    1. Tercih - Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü

    Rümeysa isimli arkadaşımdan sonraki kişi olmuşum (5. sınıfta da bu arkadaş okul 1.si olmuştu, ben 2. olmuştum, lanet olsun bi geçemedim o kızı!). Annem artizlik yapıyor millete, yok böyle bir bölümü ilk kazanan benmişim, neymiş efendim sınavda ikinci olmuşum felan.. Her zamanki halleri işte.. Bende yine heycan meycan yok.... Tabi bi yandan da kızıyor "İngilizceyi sana demedim mi ilk tercihin yap, puanı daha yüksekmiş" bla bla bla... :)

    10 gün kadar geçtikten sonra yanılmıyorsam 3 Eylül 2004 Cuma günüydü galiba yola çıktık İstanbul'a doğru.. Ayın 6sında kayıtlar başlıyordu.... Belgeleri topladıktan sonra yola çıktık üniversiteye doğru, acaba nasıl bir yerdi? Kampüsistan dizisindeki gibi bir yer miydi? Yoksa amerikan pastasındaki gibi "cool" bebelerin olduğu yerler gibimiydi? Bunu gitmeden bilemeyecektim ve şimdi arabanın içinde oraya doğru gidiyorduk...

    (Devamı gelecek...)
     
    deer! ve Router bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş